Elektrik Mühendisliği · Sayı 439 · Temmuz 2010
EMEK HAREKETİNİN HAZİN ÖYKÜSÜ
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık
Anahtar kelimeler
- 1 Mayıs
- Türk Telekom özelleştirmesi
- istihdam kaybı
- sendikalaşma
- 4-C
- EMO basın açıklaması
Özet
EMO Yönetim Kurulu'nun 1 Mayıs açıklamasında, Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle 24 bin 207 kişilik istihdamın yok olduğu ve haberleşme sektöründe sendikalı çalışan sayısının yüzde 45 azaldığı vurgulanarak özelleştirme politikaları ve işsizlik eleştirilmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle 24 bin 207 kişilik istihdam yok oldu…
EMEK HAREKETİNİN
HAZİN ÖYKÜSÜ
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu, 1 Mayıs emeğin birlik, dayanışma ve mücadele günü nedeniyle yaptığı açıklamada, işçi sınıfına karşı örülen yeni ablukaların ortadan kaldırılması için daha güçlü örgütlenme gerekliliğini vurgularken, yalnızca Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle bu alanda 24 bin 207 kişilik istihdamın yok olduğuna dikkat çekti.
EMO Yönetim Kurulu, 30 Nisan 2010 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yaparak, 1 Mayıs Emekçi Bayramı’nı kutladı. Açıklamada, “Krizin faturasının emekçilerin üzerine yıkıldığı, işsizliğin her geçen gün arttığı, çalışanların haklarının gasp edildiği, ülkenin kamu varlıklarının sermayeye teslim edildiği, yoksulluk baskısı altında insanların sindirildiği ağır bir dönemde 1 Mayıs Emekçi Bayramı’nı kutluyoruz” denildi. Taksim Meydanı’nın emekçilere açılması 32 yıllık gecikmiş bir karar olarak nitelendirilirken, emekçilerin simgesel bir kazanımı olarak değerlendirildi. Açıklamada, sendikal örgütlülük önündeki engeller ve işsizlik sorununa ilişkin olarak şu saptama ve değerlendirmelere yer verildi:
“İşçi sınıfına karşı örülen yeni ablukaların da ortadan kaldırılabilmesi için daha güçlü örgütlenme ve dayanışma gerektiği açıktır. Cumhuriyet tarihinin en özelleştirmeci iktidarı olan AKP, bu yolla çalışanların işsiz kalmasına ve sendikalaşma hakkının yok edilmesine aracı olmaktadır. Oda olarak mesleki alanımız içerisinde yer alan Türk Telekom’un özelleştirilmesinin ardından, haberleşme işkolunda sendikalı çalışan sayısı yüzde 45 azalmıştır.”
Türk Telekom bünyesinde özelleştirme öncesi 2005 yılında 51 bin 737 olan çalışan sayısının, 2009 yılı itibarıyla yüzde
47’lik gerileme sonucunda 27 bin 530’a kadar düştüğü belirtilen açıklamada, “Yani yalnızca Türk Telekom’da yaşanan istihdam kaybı 24 bin 207’dir” denildi. İstihdam azalmasının sosyal boyutu, açıklamada şöyle anlatıldı:
“Bu 24 bin 207 çalışana ortalama brüt 2 bin TL ücret ödendiği varsayılsa; Türk Telekom’un ürettiği hizmetle sağlanan gelirin yılda yalnızca 581 milyon TL’lik bölümü, bu işçilere emekleri karşılığı veriliyor olacaktı. Ortalama 4 kişilik bir aile üzerinden hesaplandığında Türk Telekom’un ürettiği gelirin bölüşümü yoluyla 24 bin 207 çalışan 96 bin 828 kişiyi besleyecekti. Şimdi çalışan sayısını azaltarak alıcı şirket, bir avuç insandan oluşan sermayedarlarına daha fazla kar aktarımı yapmaktadır.
24 Bin Kişinin Hesabını Vermeli
Başbakan bugün artan işsizlik oranı karşısında her işadamı 1 işçi alsa istihdam sorununun çözüleceğini söylemektedir. Öncelikle Başbakan’ın yalnızca Türk Telekom’da yaşanan 24 bin 207 kişilik istihdam kaybının hesabını vermesi gerekir. AKP iktidarı küresel sermayenin talepleri doğrultusunda ülkemizi işsizliğe mahkum etmekte, sonra da yarattığı işsizlikten seçim zamanında kendisine siyasal rant alanı yaratmaktadır.”
Özelleştirilen kurumlarda çalışanların “sizi istihdam ediyoruz safsatasıyla” 4-C adı altında iş güvencesiz ve düşük ücretli bir hayata mahkum edildiği vurgulanan açıklamada, elektrik enerjisi alanında dağıtım bölgeleriyle başlayan özelleştirme sürecinin üretim tesislerine yaygınlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekildi.
Açıklamada, şöyle denildi: “Mesleki faaliyetlerimizin yoğunlaştığı haberleşme ve enerji sektörü yanında bizzat mühendislik alanı da küresel sermayenin tehdidi altındadır. Bu çerçevede, mesleki alanımızı sermayenin talepleri doğrultusunda biçimlendirme arayışları, yabancı işgücünün ülkemizde serbestçe çalışmasına yönelik girişimler, esnek ve örgütsüz çalışma dayatması hemen sayılabilecek başlıklardır. Örgütlenme önündeki engeller kaldırılmadan, sendikalaşma hakkı yaşama geçirilmeden, insanlara güvenceli bir çalışma ortamı yaratılmadan, parasız-eşit eğitim ve sağlık hakkı gözetilmeden ülkemizde demokrasi, özgürlük ve barış ortamı yaratılamaz. Elektrik, Elektronik, Elektrik-Elektronik, Elektronik Haberleşme, Bilgisayar ve Biyomedikal mühendisi tüm meslektaşlarımızla, 1 Mayıs’ta haklı taleplerimize sahip çıkmak için alanlarda olacağız.”<
elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010 119