Elektrik Mühendisliği · Sayı 439 · Temmuz 2010
SANTRAL DA KÖMÜR DE BİZİM, SAHİP ÇIK
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Yatağan
- özelleştirme
- termik santral
- Maden Mühendisleri Odası
- EMO
- Tes-İş
Özet
Maden Mühendisleri Odası'nın Muğla Yatağan'da düzenlediği 'Santral da Kömür de Bizim, Sahip Çık' panelinde EMO, sendika ve belediye temsilcileri, termik santral ve kömür ocaklarının özelleştirilmesine karşı yerel ve genel direnişin birleştirilmesi gerektiğini vurguladı. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş enerjinin kamu hizmeti olması gerektiğini, özelleştirmenin kaos ve yoksulluk getirdiğini belirtti.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Maden Mühendisleri Odası tarafından 14 Nisan 2010 tarihinde Muğla Yatağan Belediyesi Çok Amaçlı Salonu’nda “Santral da Kömür de Bizim, Sahip Çık” konulu bir panel düzenlendi. Konuşmacılar, özelleştirmeye karşı mücadelenin başarılı olabilmesi için yerelde başlayan direnişlerin genel direnişe dönüştürülmesi, sendikal mücadelenin siyasal tercihlerle büyütülmesi gerektiğini anlattılar.
Panele Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Genel Başkanı Kemal Bulut, Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Maden-İş) Genel Sekreteri Vedat Ünal ve Türkiye Enerji Su ve Gaz İşçileri Sendikası (Tes-İş)
Genel Başkan Yardımcısı Ferudun Yükselir konuşmacı olarak katıldı. Paneli, Maden Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Muhammet Yıldız yönetti.
Özelleştirmeyle Yatağan’ı Köye Çevirmeyeceğiz
“Santral da, Kömür de Bizim Sahip Çık” paneline başlamadan önce açılış konuşmasını yapan Yatağan Belediye Başkanı H. Haşmet Işık, “Yatağan’da yıllardır birçok hükümetin özelleştirme politikasını maden ve enerji sektöründeki işçi kardeşlerimizle püskürttük. Bu başarı her zaman Yatağan’ın ve sendikacı kardeşlerimizin başarısıdır. Yerel yönetimler olarak her zaman işçi kardeşlerimizle direne direne kömür ocaklarının ve santralların satılmaması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Özelleştirmeyle Yatağan’ı köye çevirmeyeceğiz. Her zaman özelleştirmeye karşıyız” dedi.
Termik Santrallar ve Kömür Ocakları Halkındır
“Santral da, Kömür de Bizim Sahip Çık” panelinde ilk konuşmayı yapan TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Mehmet Torun yaptı. Torun, “Hükümetlerin özelleştirme politikası ve kamuyu daraltmaya yönelik girişimleri sonucu satılmaya çalışılan maden ocakları ve termik santralları devletin yani milletin malıdır” vurgusu yaptı. Mehmet Torun, 1980’li yıllarda ülkemize giren ve 1990’lı yıllarda başlayan özelleştirme politikası ile halkın malı olan santralların ve kömür ocaklarının satışına karşı çıkılması gerektiğini belirterek, “Biz Türkiye Maden Mühendisleri odası olarak
132 elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010
mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
‘Özelleştirmeye İzin Vermeyelim’
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, EMO’nun TMMOB bütünlüğü içerisinde özelleştirmelere karşı yürüttüğü mücadeleyi anlatırken, enerji alanının toplumsal yaşam açısından vazgeçilmezliğine dikkat çekti. “Elektrik enerjisi üretiminin, iletiminin ve dağıtımının bir kamu hizmeti olması gerektiğine inanıyoruz. Enerji sektöründe özelleştirmenin bir kaos, bir pahalılık ve bir yoksulluk, yolsuzluk dönemi olarak Türkiye’nin önündeki en büyük handikap olarak görüyoruz” diyen Göltaş, elektrik alanında yap-işlet ve yap-işlet-devret modelleriyle özelleştirme sürecinin başlatıldığını ve bunların sonucunda Türkiye’nin kendi enerjisini kendi kaynaklarıyla karşılamak yerine pahalı bir enerji olan doğalgaza ve ithal kömüre yöneltildiğine dikkat çekti. Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Oysaki ülkemizin mevcut yerli kaynaklarıyla, bir Akdeniz ülkesi olarak yenilenebilir kaynaklarıyla bu ülkenin enerjisi planlanabilir, doğru bir şekilde yönetilebilinir ve kamu anlayışıyla, sosyal devlet boyutuyla yurttaşlarına kesintisiz, sağlıklı, sürekli, ucuz enerji sağlanabilir. Bu yatırımsızlık, bu mevcut santralarımızın işletme sorunlarının doğru bir şekilde çözülemediği yeni yatırımlar yapılmadığı koşullarda, Türkiye maalesef enerjide bir kaos dönemine doğru itiliyor. 2010 yılında 44 bin 700 yaklaşık bir kurulu gücümüz oluşmuş. Bunun tabi ki önemli bir parçası da Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallarımız.”
EMO Yönetim Kurulu Başkanı, enerji alanının özel sektörün inisiyatifine terk edilmesinin sonucu olarak Ege Bölgesi’nde 13 ilin karanlıkta kaldığını anımsatarak, “Oymapınar Barajı’nı elinde bulunduran özel sektör, kamunun devreye girmesini talep etmesine rağmen, akşam saatlerinde elektrik fiyatlarındaki piyasada ucuz olduğu
gerekçesiyle sisteme girmedi. Demek ki mesele kamu hizmeti, bu ülkenin geleceği, bu ülkenin bütün stratejik yapısının, doğru ve eşit bir şekilde insanlara enerjinin ulaştırılması değil. Sadece kar, ticaret siyaset üzerinden oynanan bir oyundur” diye konuştu.
Özelleştirmenin elektrik sisteminin işletilmesi açısından olumsuz sonuçlarına da değinen Göltaş, özelleşen kuruluşlarda istihdamın da olumsuz etkilendiğine dikkat çekti. “İşten atılma oranları yüzde 70’lere ulaşmış arkadaşlar” diyen Göltaş, şöyle konuştu:
“1986 ile 2010 yılları arasında 16 tane hükümet kurulmuş bu 16 hükümetin 24 yıl boyunca yaptığı özelleştirme 38 milyar dolar. Bu 38 milyar doların 30 milyar doları son 6 yıl içinde AKP Hükümeti eliyle yapılmış. Bugün bu AKP eliyle yapılan özelleştirmelerle, yaratılan kaynak Özelleştirme İdaresi gibi devasa bir KİT oluşturularak neredeyse büyük bir çoğunluğu gene kendi iç kaynaklarında tüketilmiş. Yani, öyle söylediği gibi özelleştirme bu topluma bir mutluluk getirmemiş. Bütün gelişmiş ülkelerde, yurttaş tepkisi, yurttaşın bulunduğu yerde yaşam hakkı birinci derecede esastır. Bugün en devasa projelerde bile eğer o proje o yerde yaşayan insanların gönençlerine, ihtiyaçlarına çevre koşullarına mutluluk taşımıyorsa o projeler iptal ediliyor. Birçok gelişmiş ülkede bitirilmiş nükleer santralları bile halk oylamalarıyla işletmediler. Siz burada, bu özelleştirmeye Yatağan halkı olarak ‘Evet’
diyecek misiniz? Demeyeceğiniz koşullarda, ‘Demokrasinin olduğu yerlerde biz kamu eliyle işletmeye her zaman daha iyi işletmeye, bakımıyla, onarımıyla, yenilemesiyle, üretimiyle bu yaşamı birlikte örmeye hazırız’ deme şansına ve kararlılığına sahipsiniz. Bu tercihi hiçbir zaman sizin elinizden alamazlar. Özelleştirme basit bir mülkiyet devri değildir. Bir yabancılaşmadır özelleştirme. Paran kadar sağlık, paran kadar eğitim, paran kadar yaşam hakkının en temel felsefesi olan ‘paran kadar elektrik’ diyorlar size. Buna izin vermeyelim.”
‘Geçmişimiz, Geleceğimiz Ve Ekmeğimiz Satılıyor’
Tes-İş Genel Başkan Yardımcısı Ferudun Yükselir, Yatağan’da Tes-İş ve Maden-İş’in verdiği özelleştirmeye karşı mücadelenin, örgütlenmenin, birlik ve beraberliğin Elbistan, Hamitabat, Çan Termik Santrali ve Orhaneli’nde de yaşanması temennisini dile getirdi. Yükselir, özelleştirme politikalarının uygulayıcısı olan siyasal iktidarları eleştirirken, 1983 yılından bu yana özelleştirmelerin gerekçesi olarak kamu kuruluşların kambur olarak gösterildiğini anlattı. “Bu özelleştirme politikası sona ermediği sürece bu paneller, eylemler devam edecektir” diyen Yükselir, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana elektrik sektöründe 116 milyar dolar yatırım yapıldığını, 8 yıllık AKP hükümetinin
elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010 133
ise özelleştirme politikasından 19 milyar dolar beklediğine dikkat çekti. Yükselir, “Yani bu ne demek biliyor musunuz? Geçmişimiz, geleceğimiz ve ekmeğimizin satılması demektir. Bu santrallar ve kömür ocakları siz vatandaşlarımızın vermiş olduğu vergilerle yapılmıştır. Buradan özelleştirmeye karşı hayır diyorum” diye konuştu.
“Onbinlerce İnsanı Kapıya Koymak İçin mi Varsınız’
Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Vedat Ünal, ülkemizde işsizliğin yüzde 25’lere tırmandığını belirtirken, Başbakan’ın küçük ve orta ölçekli sanayicilere yaptığı “bir kişiyi işe alsanız işsizlik sorunu biter” yönündeki çağrısını anımsatarak, şöyle konuştu:
“Başbakan’ın sözünü ettiği işletmeler, büyük tekellerin ve küresel sermayenin baskısında yok olmak üzere, değil bir kişilik istihdam sağlamak, adamlar işçi çıkarmaya çalışıyorlar. Başbakan’a sormak lazım ‘Sen işsizlikten KOBİ’leri sorumlu tutuyorsun da, hiç mi devleti, hükümeti sorumlu tutmuyorsun? Peki, KOBİ’ler istihdam yaratsın derken sen neden ‘özelleştirme’ yapıyorsun? Yokluklar
içinde yapılan ve yüzbinlerce insana istihdam sağlayan, ekonominin çarkını döndüren işletmeleri satıp/kapatmak için, mirasyedi gibi, geçmişte yapılanları satmak için, onbinlerce insanı kapıya koymak için mi varsınız?”
Ünal, özelleştirmelerin, “verimliliği, istihdamı, refahı artıracağı” gibi söylemlerle adeta üzeri renkli filmlerle kaplanarak Türkiye halkına yutturulmaya çalışıldığını ifade ederek, “Biz bu filmin altındaki yoksulluğu, işsizliği, örgütsüzlüğü gördük ve halkımıza anlatmaya çalıştık ama, ya yeterince anlatamadık, ya da özelleştirmecilerin hakim olduğu medyanın propagandası daha etkili oldu” dedi. Ünal, TEKEL direnişi ile başlayan Türkiye emek hareketinin örgütsel bütünlüklü mücadelesinin, özelleştirmelerin durdurulmasını talep eden mücadeleye; yerel direnişlerin genel direnişe dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Ünal, “Türkiye Madenİş olarak enerjide özelleştirme sürecine karşı, kömür sahaları kapsam içine alınsa da, alınmasa da mücadelede varız, mücadele edeceğiz, kararlıyız. Bu ülkede, hayatı üreten emekçiler, özelleştirmeye dur demek için hayatı durdurmalıdır. Bu demokratik, meşru hakkımız sonuna kadar kullanmalıyız” diye konuştu.
‘Özelleştirme Karşıtı Mücadele Siyasi Tercihle Büyütülmeli’
ESM Genel Başkanı Kemal Bulut, SEKA örneği üzerinden toplu özelleştirmelere karşı çalışanların da toplu direniş gösterdiklerini, bunun üzerine tek tek fabrikaların özelleştirildiğini anlatarak, “Mücadeleyi parçalıyorlar. Bunu bilinçli olarak yapıyorlar. Onun için doğaldır ki, özelleştirme yaşayan yerelin refleksi çok anlamlı” diye konuştu. Özelleştirme Karşıtı Platform’u oluşturarak refleksleri ortaklaştırmaya çalıştıklarını aktaran Bulut, yalnızca sendikal mücadelenin de yeterli olmadığını belirtirken, şöyle konuştu:
“Onun için tercihi biraz emekten ve tercihi toplumsal politikadan yana eşit paylaşımdan yana siyasi tercihleri de kullanırsak o zaman ortaklaşmış ve bir yere varmış oluruz. Arkadaşlar şimdi kötü yaşadıklarımızı, özeleştirilerimizi yapalım ama mücadele gerçek anlamda ‘göze göz dişe diş verildiği zaman’ başarılı olur. TEKEL’de bunu gördük. Koyabildiğimiz katkıyı koymaya hazırız. Siz burada bu birlikteliği yaşıyorsunuz ve bu gücü büyütebildiğimiz oranda başarılı olacağız.” <
134 elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010