Elektrik Mühendisliği · Sayı 439 · Temmuz 2010
ÇERNOBİL’İN 24. YILDÖNÜMÜNDE TBMM’YE UYARI
Nükleer enerji Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 3 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Çernobil
- Nükleer Karşıtı Platform
- TBMM
- Akkuyu nükleer santrali
- basın açıklaması
- EMO
Özet
Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil Felaketi'nin 24. yıldönümünde TBMM'ye toplu kart göndererek nükleer santral girişimlerine karşı uyarıda bulundu; EMO'nun okuduğu basın açıklamasında nükleer santral ihalesindeki sorunlar ve hükümetin nükleer politikası eleştirildi.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil Felaketi’nin 24. yıldönümünde,26 Nisan 2010 tarihinde Türkiye’de devletlerarası anlaşmalar yoluyla kurulmak istenen nükleer santral girişimlerine karşı TBMM’ye toplu kart gönderimi yaparak uyarıda bulundu. Toplu kart gönderiminin ardından Kızılay PTT önünde basın açıklaması yapıldı. Çernobil Felaketi’nin yarattığı tahribata dikkat çekilerek, nükleer sevdasından vazgeçilmesi istendi.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık tarafından okunan basın açıklamasında Çernobil felaketin etkisinin katlanarak arttığına dikkat çekilerek, “Kansere yakalananlar, hastane kapılarında geçen ömürler, sakat kalmış çocuklar, kül altında kalan bir yaşam. İşte Çernobil sonrası 24 yılın öyküsü” denildi.
Çernobil’in ölüm bulutlarının dağılmasının uzun süreceği vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
“Radyoaktif atıkların 300-500 yıl gibi sürelerde etkisini sürdürdüğü dikkate alındığında, komşumuzda meydana gelen bu felaketin etkileri konusunda halkı doğru bilgilendirmek ve buna yönelik tedbirlerin alınması gerekmekteydi. Oysa, Çernobil nükleer felaketinin sonuçları sürekli çarpıtıldı. Çernobil faciasının etkileri konusunda kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıyan yönetenler, bu sorumluluklarının gereğini yerine
getirmediler. Türkiye’de facianın etkileri konusunda bilgi isteyen halka “azıcık radyasyon iyi gelir”den öte bir bilgi verilmedi. Ülkemiz de Çernobil Kazası’ndan çok etkilendi. Çernobil kazasından sonra yetkililer gerekli önlemi aldırmayarak, bilimsel çalışmaların yapılmasını engelleyerek, tonlarca
radyasyonlu çay, fındık vb. besinin tüketilmesine göz yummuştur.”
Nükleer Lobinin İddiaları Çürüdü
Nükleer santral kurulumu için gerçekleştirilen ihale sürecinin nükleer santral konusundaki bütün iddiaları çökerttiğine vurgu yapılan açıklamada, nükleer
elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010 71
lobinin iddiaların nasıl gündemden düştüğü şöyle anlatıldı:
“Nükleer santral yoluyla daha ucuza elektrik üretileceği iddia edilmiş, ancak ihalede çok yüksek fiyattan (21.16 sent) elektrik üretilip halka satılacağı ortaya çıkmıştır. Nükleer rönesans iddialarına karşın ihaleye tek firma katılmıştır. Nükleer santral yoluyla kaynak çeşitliliği sağlanacağı iddiası, zaten doğalgazda bağımlı olduğumuz Rusya’ya bağlılığın daha da artacağı gerçeği karşısında anlamsızlaşmıştır. Nükleer santral ihalesiyle boşa zaman ve enerji harcanmış, ülkemizin yerli ve yenilenebilir kaynaklarının düzgün bir planlama içerisinde değerlendirilmesi yolunda ciddi adımlar atılamamıştır. Kaynak çeşitlendirme bir tarafa var olan kaynakların değerlendirilmesi önünde de nükleer santral ihale süreci engel oluşturmuştur.”
Nükleer santral ihalesinin hukuka aykırı uygulamalar nedeniyle TMMOB’un açtığı dava üzerine yargının aldığı karar gereğince iptal edilmek zorunda kalındığı hatırlatılan açıklamada, “Hükümet, gizli pazarlıklar yürüterek devletlerarası anlaşma yoluyla ihale dahi yapmaksızın, şeffaflıktan uzak bir şekilde ve yargı denetiminden kaçırarak nükleer santral kurulumu konusunda ısrarını sürdürmeye devam etmektedir” denildi.
Nükleer Siyasal Bir Tercih
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2010-2014 Strateji Planı’nda 2023 yılına kadar “elektrik enerjisinin yüzde 5’inin nükleer enerjiden sağlanması” hedefini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, şöyle denildi:
“Çernobil dünya ölçeğinde nükleer santral karşıtı toplumsal güçlerin bilinç ve örgütlülük düzeylerini arttırırken nükleer lobilerin krizini de derinleştiren bir milat olmuştur. İşsiz kalan nükleer santral firmaları yeni siparişler ile yaşadıkları güç ve itibar kaybını giderebilecek arayışların içine girmişlerdir. Bu aşamada demokrasisi ve toplumsal muhalefeti zayıf ülkelerle anlaşmalar yapılması nükleer lobilere daha kolay görünmektedir. Enerji alanında uluslararası sermayenin talepleri doğrultusunda neo-liberal politikaların uygulayıcısı işbirlikçi bir hükümet ise biçilmiş bir kaftan oluşturmaktadır. Dolayısıyla burada AKP’nin nükleer santral kurulması konusundaki ısrarı, sadece kendi iktidarlarını sürdürmek adına küresel sermayenin yeni pazar arayışlarına kayıtsız şartsız teslim olma ısrarıdır. Bu nedenle de nükleer santral ülkemize bir enerji ihtiyacından öte siyasal bir tercih olarak dayatılmaktadır. Dünyada son 50 yıldır giderek yaygınlaşan nükleer silahlanma ile insanlık zaten büyük bir tehdit altındadır. Bu konuda yapıldığı söylenen anlaşmalar ise, çok miktarda nükleer silah sahibi emperyalist güç bloklarının dünya üzerindeki ekonomik, askeri ve siyasal güç tehdidini korumaya dönük düzenlemeler olmak dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bugün tek ve doğru talep nükleer silahların azaltılması değil dünya ölçeğinde tamamen ortadan kaldırılarak insanlık için tehdit olmaktan çıkarılması olmalıdır. Ne yazık ki ülkemiz emperyalist ülkelerin nükleerdeki jeopolitik denge ve tehdit politikasının bir aracı haline getirilmeye çalışılmaktadır. Çernobil Felaketi’nin 24. yıldönümünde dünyada ve ülkemizde bu kaza nedeniyle oluşan tahribatı tekrar anımsatıyor ve yeni Çernobil felaketleri olmaması için AKP Hükümeti’ni nükleer sevdadan vazgeçmeye, enerji alanında kamu yararına çözümler içeren ciddi politikalar üretmeye davet ediyoruz.”<
72 elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010