Elektrik Mühendisliği · Sayı 444 · Şubat 2012

FİNANS KAPİTAL ZORBANIN GÜNDEMİ: ENERJİ ve GEÇTİĞİ GÜZERGAH

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2012
Sayfa
2
Okuma süresi
4 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • TMMOB Enerji Sempozyumu
  • Nabucco
  • doğalgaz bağımlılığı
  • Hürmüz Boğazı
  • enerji jeopolitiği
  • Kemal Ulusaler

Özet

TMMOB 8. Enerji Sempozyumu açılış bildirisinde Kemal Ulusaler, küresel enerji politikalarının finans kapital çıkarları ve jeopolitik güç mücadeleleri etrafında şekillendiğini anlatarak Türkiye'nin enerji politikalarındaki yanlışları ve alternatif doğruları maddeler halinde sıraladı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TMMOB 8. Enerji Sempozyumu’nda TMMOB Adına Açılış Bildirisini Kemal Ulusaler Sundu…

Enerji Sempozyumu’nda TMMOB adına “Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye” başlıklı açılış bildirisini sunan EMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi Kemal Ulusaler küresel enerji politikaları kapsamında her şeyden önce sermayenin kesintisiz birikiminin esas alındığını ve bunun için tüketimin sürekliliği adına her yolun mübah kılındığına dikkat çekti. Verilerle Türkiye ve dünya enerji politikalarındaki dengesizliği de irdeleyen Ulusaler, jeopolitik bir değerlendirmenin ardından enerji politikalarındaki yanlışlar ve doğruları maddeler halinde sıraladı.

TMMOB 8. Enerji Sempozyumu’nun ilk gününde açılış konuşmalarının ardından bildirisi sunan Kemal Ulusaler, “Günün sihirli sözcüğü sürdürülebilir kalkınma adı altında kaynaklar, iklim değişikliği pahasına, hem de ekolojik argümanları içerir bir yüzsüzlükle sınırsız ve sorumsuz bir şekilde tüketilmektedir” dedi. Prof. Türkel Minibaş’tan “Böylelikle sermaye, ulusötesi nitelik kazanmıştır. Bu nedenle de yatırım ve üretim kararlarında geçmişe göre daha kısa dönemli rasyonellik peşindedir. Geleceği yok varsayan bu rasyonellik, kaynakların sömürülmesini ülke ve kıta ölçeğinden dünya ölçeğinde sömürüye taşımıştır” alıntısını yapan Ulusaler, bunun için uluslararası örgütlerin devreye girişine, hatta yapılan savaşlara dikkat çekti.

Dünya enerji ihtiyacı ve kullanımına ilişkin rakamsal verileri ortaya koyan Kemal Ulusaler, arz edilen dünya petrollerinin yüzde 63.5’ini ve dünya doğalgazının yüzde 64.6’sını 6-7 ülkenin tükettiğine dikkat çekti. Petrol rezervlerinin bulunduğu bölgeleri harita üzerinde göstererek, yaşanan kavgayı anlatan Ulusaler, “Petrol ve gaz rezervlerinin yoğun olduğu bölgelerde bu kaynaklara ilk elden ulaşabilmek, bu fosil enerji kaynaklarının naklinde güvenliği sağlamak, rakiplerin bu kaynaklara ulaşmasını zorlaştırmak finans-kapital zorba için enerji politiğin ana konularıdır” saptamasını yaptı. Ulusaler, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Enerji kaynaklarının çıkış noktalarında ilk elden hakimiyet girişimleri enerji politiğin sadece bir ayağıdır. İkinci ayak enerji yollarının güvenliğidir. Bugün dünya petrolleri büyük oranda, (yüzde 60) deniz yoluyla taşınmaktadır. Doğalgazda ise bu taşımacılık, yüzde 75 ile boru hatları üzerinden yapılmaktadır. Sıvılaştırılmış doğalgazın deniz yoluyla taşınması petrole göre yedi kat daha maliyetlidir. Hal böyle olunca petrol denizyolları- özellikle boğazlarönem kazanırken, gazda boru hatlarının güzergahı ön plana çıkmaktadır. Dünya petrollerinin büyük bölümü Ortadoğu’dan çıkarılmaktadır. Ve bu petrollerin büyük bir kısmı da Basra Körfezi çıkışlıdır. 2020’li yıllarda tüm dünya petrol ihracatının üçte birinden fazlası Hürmüz Boğazı’ndan geçirilerek yapılacaktır. Bu körfezin üzerindeki hakimiyet, çıkış yolunun güvenliğini sağlayacaktır. Bunun için de her halükarda İran’ın Basra Körfezi’ndeki baskısı yok edilmeliydi.”

Kemal Ulusaler, benzer hakimiyet durumunun doğalgaz alanında geçerli olduğunu, burada da Rusya’nın egemenliği bulunduğunu, nitekim Nabucco’nun kadük hale geldiğini anlattı. Ulusaler, “Kapitalizmin içine girdiği süreğen kriz dönemi uzadıkça, ikna yöntemleri de değişmektedir. Gelinen son nokta; ‘Ya benimsin ya da kara toprağın’ anlayışına denk düşmektedir. Artık kartlar açık oynanmaktadır” diye konuştu. Ulusaler, konuşmasında NATO’nun enerji güvenliği konusunda kendine biçtiği role de dikkat çekerek, “Libya ne ilktir nede son olacaktır. NATO geçmişte de enerji konusunda tetiğe dokunmaktan kaçınmamıştır” dedi.

Gazetelerden alıntılarla doğalgaz ve petrol boru hatlarına ilişkin siyasilerin demeçlerini anımsatan Ulusaler, gelinen noktayı ise şöyle özetledi:

“Nabucco’nun geldiği nokta herkesçe bilinmektedir. Rusya ve İran faktörlerinin olduğu yerde bu proje hayal ürünü olmaktan öteye geçemez. Suriye konusunda soyunulan taşeronluk, Mısır ve Arap gazını ve

Kemal Ulusaler

elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012 19

olası hatları bir başka bahara ertelemiştir. Dolayısıyla, ‘Enerji Terminali Türkiye’ söylemi içe dönük basit bir propaganda söyleminden öte geçememiştir.”

Enerji-Politik Yanlışlar

Kemal Ulusaler, Türkiye’nin enerji politik yanlışlarını şöyle sıraladı:

“Yanlış 1: Rusya’ya doğalgazda aşırı oranda bağımlılık sürdürülmektedir. Yanlış 2: Batı Hattını özel sektör aracılığıyla tekrar Rusya’ya pas edilerek, hem Rusya’nın eli daha da güçlendirilmiş, hem fiyatlar en azından aşağı çekilememiş, hem de arz riski ile ülke karşı karşıya bırakılmıştır. Yanlış 3: Füze kalkanı gibi taşeronluk uygulamaları ile İran ile ilişkiler gerilmiş ve gaz arzı riske edilmiştir. Yanlış 4: Yine taşeronluk uğruna Suriye ile ilişkiler bozulmuş ve Mısır boru hattı şimdiden kadük kılınmıştır. Yanlış 5: Nükleer enerji, nükleer güç anlamına gelmemektedir. Bu eksik okuma ile bütün handikaplarına karşı nükleer güç sevdası ülkeyi bir miktar daha Rusya’ya bağlamıştır. Yanlış 6: Enerji politikalarıyla sanayi ve tarım politikaları eşleştirilmemiş ve enerjinin etkin kullanımı konusunda hiçbir olumlu adım atılamamıştır. Hal böyle iken Enerji Verimliliği Yasası kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Yanlış 7: Yerli kaynak kullanımını beslemek adına çıkarılan Yenilenebilir Enerji Kanunu, elektromekanik yerli üretim ayağı olmadığından cari açığı beslemektedir. Yanlış 77: Tüm enerji-politik çalışmaları piyasa masasında kotarılmıştır.”

Türkiye İçin Enerji-Politik Doğrular

Kemal Ulusaler, Türkiye için enerji politik doğruları da sıralayarak sunumunu tamamladı:

“Doğru 1: Bir şehir ihtiyaçların yoğunlaşması ve üretim araçlarının bölüştürülmesinden ibaret değildir. En baştan beri gerekli olan bir şey daha vardır: Adalet. En çok da Çöllolar’da hala cüruf altında yatanlar için… Doğru 2: Bir Latince deyiş; ‘Silent leges inter arma’ der. Yani, ‘Savaş olduğunda adalet susar.’ Hem içeride hem dışarıda barış doğru politikanın ilk adımıdır. Doğru 3: Enerjide, kapitalizm adına sınırsız tüketim insanı ve doğayı mahveder. Öncelikle tüketim ayağı enerji politikaları içinde ele alınmalıdır. Doğru 4: Sadece enerji-politik için değil tüm politik kurgularda bilginin paylaşımı esastır. Bilgi halkla paylaşılmalıdır. Doğru 5: Eğitime, sağlığa, bilgiye ulaşmak ne kadar haksa, suya, elektriğe, gaza ulaşmak da o kadar haktır. En doğal insan hakları, piyasanın insafına terk edilemez. Doğru 6: Piyasa anlayışı ile halktan yana, enerji politikaları üretmek olanaklı değildir. Başta NATO olmak üzere piyasanın iktisadi ve askeri aktörlerini barındıran enerji politikaları kan, gözyaşı ve yoksulluk getirir. Doğru 7: Halka rağmen halk için politika yapılamaz. Doğru 77: Gerçek enerji politikaları ancak: Üretenlerin yönetimde söz ve yetki sahibi olduğu bir düzende, sosyalizmde gerçekleşebilir…” <

20 elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012