Elektrik Mühendisliği · Sayı 444 · Şubat 2012

KİTAP TANITIMLARI

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Kitap tanıtımı

Yıl
2012
Sayfa
5
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • EMO yayınları
  • ATEX Sempozyumu
  • Takiyüddin
  • mühendis ücretleri
  • enerji verimliliği raporu
  • mali karar süreçleri

Özet

Elektrik Mühendisliği dergisinin bu bölümünde EMO ve diğer yayınevlerince basılan kitaplar tanıtılıyor; Osmanlı astronomu Takiyüddin'in gözlem araçlarını konu alan eserden ATEX Sempozyumu bildiriler kitabına, mühendisler için finans yönetimi, mühendis hakları, en az ücret raporu ve enerji verimliliği raporuna kadar çeşitli EMO yayınları özetleniyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

16. YÜZYIL OSMANLI ASTRONOMU TAKİYÜDDİN’İN GÖZLEM ARAÇLARI ÂLÂT-I RASADİYYE Lİ ZÎC-İ ŞEHİNŞÂHİYYE

Yazar: Takiyüddin, Mustafa Kaçar, M. Şinasi Acar, Atilla Bir Yayımlayan: Türkiye İş Bankası Yayınları ISBN: 6053605545 Sayfa: 172 1. Baskı: 2011

Gökbilimci Takiyüddin er-Râsıd (1526-1585) modern gökbilimin kurucuları Tycho Brahe (1546-1601) ve Galileo Galilei (1564-1642) gibi bilimsel gözlem, deney ve araştırma yöntemlerini birlikte kullanan bir bilim adamıdır. Yaptığı gözlemlerde sonuçları etkileyen fiziksel, fizyolojik, matematiksel etkenleri, geliştirdiği gözlem araçlarının mükemmeliyeti gibi tüm koşulları birlikte göz önünde bulundurmaya çalıştırdı. Bu yaklaşımıyla Osmanlı bilim dünyasının doruğunu oluşturdu. Çağdaşı Avrupalı gökbilimcilerle karşılaştırıldığında günümüz değerlerine en yakın gözlem sonuçlarına ulaştı.

Takiyüddin, Osmanlı Padişahı III. Murad tarafından kurdurulan ve 1579’da tamamlanan İstanbul Rasathanesi’nde dokuz farklı gözlem aracı tasarladı ve gözlemlerinde kullandı. Bunlardan ahşap çok halkalı (zât-ül halak) 8 m çapında devasa ve çok hassas bir aletti ve özellikle çeşitli koordinat sistemleri arasındaki ilişkiyi sayısal belirleme yönünden çok kullanışlıydı. Kendi buluşu olan çok kirişli (zât-ül etvâr) gözlem aracı gündönümlerini belirlemeye yaramaktaydı. Günümüzde üç boyutlu sekstant olarak adlandırılan (müşebbehe bi-l-menâtık) ölçü aracını ise yıldızlar arası açıları ölçmede kullanmaktaydı. Ölçümlerde kullandığı aletler arasında saati 60 ve 15 dakikalara ve saniyelere ayıran astronomik mekanik saat özel bir yer tutar. Bu araçlar batıda Tycho Brahe’nin gözlemlerde kullanmış olduğu araçlarla aynı özelliklere sahip olmakla birlikte büyüklük ve hassasiyet yönünden çok daha üstündür.

Takiyüddin’in Gözlem Araçları isimli bu eser, Takiyüddin’in Alat-ı Rasadiyye li Zic-i Şehinşahiyye’de anlattığı gözlem araçlarının yorumunu, eserin çeviri yazısını ve bilinen mevcut nüshalarının tıpkı basımlarını bir arada vermektedir. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu yöntem sayesinde bu kitaptan konuya ilgi duyan sıradan okuyucu ve konunun uzmanlarının aynı ölçüde yararlanabilmeleri olanaklı kılınmıştır.

ATEX PARLAYICI VE PATLAYICI ORTAMLARDA GÜVENLİK SEMPOZYUMU BİLDİRİLER KİTABI

Hazırlayan-Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN: 978-605-01-0216-1 EMO Yayın No: SK/2011/10 Sayfa: 208 1. Baskı: Ocak 2012

Türkiye’de ilk kez düzenlenen ve Elektrik Mühendisleri Odası’nın sekretaryasını üstlendiği Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik (ATEX) Sempozyumu kapsamında sunulan bildiriler kitaplaştırıldı. EMO sekretaryasında, Çevre Mühendisleri Odası, Jeoloji mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası ile Petrol Mühendisleri Odası’nın katkıları ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜRKAK, MKEK, BOTAŞ ve TSE’nin de desteğiyle gerçekleştirilen etkinlik kapsamında her oturum sonunda gerçekleştirilen soru ve yanıt bölümleri ile panel konuşmaları da kitapta yer aldı. ATEX Sempozyumu Sonuç Bildirgesi’ni de bulacağınız bildiriler kitabı, bu alana yönelik kapsamlı bir içeriğe sahip bulunuyor.

EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, kitabın sunuş yazısında, “Parlayıcı ve patlayıcı ortamlarla ilgili olarak; ‘ulusal ve uluslararası mevzuat uygulamaları, personel eğitimi, iş ve işçi sağlığı güvenliği, kamusal denetim, ürün belgelendirme’ konularının yer aldığı sempozyum; bu alandaki sektörlerde çalışanları, üreticileri, ürün geliştirenleri, ürün kullanıcıları, denetim sürecinde yer alanlar ile mevzuat yapıcılarını bir araya getirmeyi hedeflemiştir” dedi. Göltaş, “alanında ülkemizde ilk olan” sempozyumun niteliği ve niceliği ile önemli bir başlangıç olduğunun altını çizerek, “En az iki yıllık periyotlarda, katılımın daha da arttırılarak, 2. Atex Sempozyumu’nun Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türk Standartları Enstitüsü katkılarıyla ilgili meslek odalarının ortak etkinliği olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir” önerisine yer verdi.

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Murat Yapıcı ise kitabın önsözünde, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Etkinliği ortak düzenlediğimiz meslek odalarına bakıldığında birçok farklı meslek disiplinini içeren böylesine önemli bir konuda bir araya gelmek de bize ayrı bir güç katmıştır. Bu ortak çalışmanın ürünü olan sempozyum sonucunda parlayıcı ve patlayıcı ortamlar konusunda ülke çapında hızlı bir gelişme olacağı açıktır.”

130 elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012

MÜHENDİSLER İÇİN MALİ KARAR SÜREÇLERİ VE FİNANS YÖNETİMİ

Derleyen: Aydın Bodur Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN: 978-605-01-0141-6 EMO Yayın No: GY/2011/9 Sayfa: 310 1. Baskı: Ekim 2011

Kitabı hazırlayan Aydın Bodur, giriş yazısında kitabın amacını “…iş hayatında, üretim ve karar süreçlerinde yer alacak olan teknik insanlara, mühendislere, bir işin, projenin karlı ya da ekonomik olup olmadığına dair görüşlerini geliştirebilmeleri için gereken altyapıyı kurmalarına yardımcı olmak” biçiminde ifade ediyor. Teknik işlerden sorumlu olan yöneticilerin artık sadece teknik konulardan sorumlu olarak kalmadıklarını, firmanın mali açıdan da devamlılığını sağlamak üzere görevler aldıklarını belirten Bodur, kitabın nasıl oluşturulduğunu şöyle anlatıyor:

“Kitabın hazırlanmasında temel alınan notlar, 2008 yılından bu yana IDC Technologies tarafından mühendislere sunulan ‘Practical Financial Fundamentals and Project Investment Decision Making’ kurs notlarının yanı sıra BIC’in sunduğu ‘Yönetim ve Maliyet Muhasebesi’ (Şebnem Çelebi) ders notları, Gülşirin Bodur tarafından sunulan ‘Finansçı Olmayanlar İçin Finansman’ ve ‘Yatırım Projelerinin Değerlendirilmesi’ ders notlarından, Michael Kinney’in ‘Cost Accounting Foundation and Evaluations’ kitabından, http//:fast.faa.gov adresinde yer alan ‘Cost Accounting Standardları’ndan ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finans Raporlama Sistemlerinin tanıtıldığı http://www.muhasebestandartlari.com sitesinden sıklıkla yararlanılmıştır.”

Kitap, “Finansal Zaman Faktörü Tabloları” ve “Alıştırmalar” başlıkları halindeki ekler hariç olmak üzere 12 bölümden oluşuyor. İlk 5 bölümde temel finansman kavramları, oran analizi ve temel ekonomi kavramları anlatılırken, 6 ve 7. bölümler maliyet muhasebesi ve öngörülerini kapsıyor. Son kısımda ise faiz ve yatırım değerleme metotları anlatılıyor.

MÜHENDİSİN HAKLARI VE YETKİLERİ

Hazırlayan: EMO 42. Dönem Ücretli ve İşsiz Mühendisler Komisyonu Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN: 978-605-01-0124-9 EMO Yayın No: GY/2011/6 Sayfa: 60 1. Baskı: Ocak 2012

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Ücretli ve İşsiz Mühendisler Komisyonu’nun hazırladığı çalışma, “TMMOB’nin Temel İlkeleri ve Çalışma Anlayışı, TMMOB Nedir, EMO Nedir, Mühendis Kimdir, İmza Yetkisi, EMO Üyelerini İlgilendiren Kanun, Tüzük ve Yönetmelikler, Mühendislik Çalışma Alanları” başlıklı bölümlerden oluşuyor.

Komisyon, kitap için hazırladığı sunuş yazısında, mühendisliğin yaşamın içinden doğup geliştiğini anımsatırken, mühendislerin yaşadıkları temel sorunlar şöyle ortaya konuldu:

“Günümüzde mühendislerin çalışma yaşamında ve mesleklerinin icrası sırasında karşı karşıya kaldıkları sorunları şu iki temel argümanla kategorilendirmek mümkün görünüyor: çalışma yaşamında bütün emek alanlarına sirayet eden güvencesizliğin mühendislik emeği içinde de yaygınlaşması ve mühendislik bilgisinin, formasyonunun kamu yararına kullanılmadığı örneklerin politik olarak sistemleştirilmesi.”

“Elbette ki mühendislik mesleğinin ve mühendislerin yaşadı sorunlar güncel politik yaşamdan bağımsız bir biçimde var olmuyor ve elbetteki güncel politik yaşama karşı alternatif deneyimler gelişmeden, geliştirmeden yok olmayacak” denilen sunuş yazısında, kitabın ortaya çıkışı ve bu çalışmadaki amaç da şöyle anlatıldı:

“Mühendislerin ve mühendislik mesleğinin güncel sorunlarına karşı yapılacaklar meslek odaları çalışmalarında yaygınlaşırken, bu yaygınlaşmayı birikimlerimiz ve bu birikimlerle açığa çıkan temel ilkelerimizle sağlamlaştırmak üzere başlattığımız çalışmamız ‘Mühendisin Hakları ve Yetkileri’ kitabı ile somutlaştı. Kitapta; TMMOB’ye, TMMOB özelinde Odamız EMO’ya genel bir bakışı, mühendislik sorumluluğu, görev ve yetkileri ile birlikte yasal mevzuatlara yalın bir biçimde bakmayı hedefledik. Amacımız bu yalınlığın içerisinden mühendislerin bilimsel bilgilerini ve teknik formasyonlarını sunarken karşı karşıya kaldıkları sorumluluklar ve çalışma yaşamlarında yaşadıkları güvencesizleşmeyi derinlemesine konu edinen yeni çalışmaları yaratmak.”

elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012 131

2012 MÜHENDİS EN AZ ÜCRET

RAPORU

Hazırlayan: EMO 42. Dönem Ücret Belirleme Komisyonu

ISBN: 978-605-01-0236-9

EMO Yayın No: GY/2011/5

Sayfa: 16

1. Baskı: Aralık 2011

EMO bünyesinde ilk kez yapılan bu çalışma, “Gerekçe”, “Sorunların Saptanması”, “Sorunlara Yaklaşım”, “Bekar Mühendisin En Az Ücretinin Belirlenmesi”, “Evli, Eşi Çalışmayan Mühendis En Az Ücretinin Hesaplanması”, “Evli, Eşi Çalışmayan, 2 Çocuklu Mühendisin En Az Ücretinin Hesaplanması”, “Bir Mühendisin Alması Gereken En Az Ücret”, “Çalışmayan Eşin Zorunlu Harcamaları”, “15-19 Yaşındaki Çocuğun Zorunlu Harcamaları”, “4-9 Yaşındaki Çocuğun Zorunlu Harcamaları” ve “Sonuç” bölümlerinden oluşuyor.

EMO Ücret Belirleme Komisyonu, rapor için hazırladığı sunuş yazısında komisyonun oluşumunu ve bu çalışmanın ortaya çıkış nedenini şöyle anlattı:

“Odamız tarafından her yıl mühendislik bürolarında ücretli çalışan mühendisler için asgari ücret belirlenmektedir. Bu çalışmanın sadece SMM (Serbest Müşavir Mühendislik) bürolarında çalışan üyelerimiz için belirlenmesi nedeniyle gereksinimlere yanıt veremediği anlaşılmıştır. Üyelerin yaşam koşullarında sağlıklı bir temel oluşturacak, günümüz koşulları ve değişik konumda çalışan mühendislerin tümünü kapsayacak, soruna kalıplaşmış bir yaklaşım yerine, bilimsel bir yaklaşım getirmek üzere EMO 42. Dönem Oda Yönetim Kurulu’nun 02.05.2010 tarih ve 42/04 sayılı oturumunda Ücret Belirleme Komisyonu kurulmuştur. Günümüzde mühendis ücretleri piyasa koşullarına bırakılmış durumdadır. Mühendis, ücret görüşmelerinde çevresinden öğrendiği ücret üzerinden hareket etmektedir. Değişik koşullarda çalışan mühendislerin gereksinimlerini karşılayabilecek ücret için bilimsel geçerliliği olan bir çalışma TMMOB ve EMO içerisinde yapılamamıştır. Komisyonumuzun yaptığı çalışma, alanında TMMOB ve EMO için önemli bir kilometre taşıdır. Komisyonumuz; uzun süredir konuşulan ancak bir çalışma yapılamayan, kangren haline getirilmiş konuyu çözmek üzere yola çıkmış, her kademe ve deneyimdeki üyeyi kapsayacak bir çalışma yapmayı hedeflemiştir. Mühendisler için konumuna uygun olarak alması gereken ücretle ilgili bir veri olmadığından, iş bulduğunda piyasanın tek yönlü dayatmalarına karşı çıkamamaktadır.”

Sunuş yazısında EMO Ücretli, Çalışan Mühendisler ve Özlük Hakları Komisyonu’nun “Asgari Ücret ve Ücret” başlıklı çalışmasının, EMO Ücret Belirleme Komisyonu’nun yaptığı çalışmayla ortaklaştığı, bu çerçevede EMO Ücretli, Çalışan Mühendisler ve Özlük Hakları Komisyonu’nun görüşleri de dikkate alınarak rapora son hali verildiği kaydedildi. Sunuş yazısında, “Mühendisin alması gereken ücret ile asgari ücretin belirlenmesine yönelik yaklaşım ve baz noktalarında farklılıklar olması doğaldır. Bu çalışmaya gerek olmadığı bile savunulabilir. Ancak hiçbir kuralın olmadığı bir alanda meslektaşının yaşam koşullarını doğrudan etkileyebilecek bir konuda çalışma yapılması zorunluluktur” vurgusu yapıldı.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ RAPORU

Hazırlayan: EMO 42. Dönem Enerji Çalışma Grubu

Enerji Verimliliği Alt Çalışma Grubu

ISBN: 978-605-01-0275-8

EMO Yayın No: GY/2012/3

Sayfa: 80

1. Baskı: Ocak 2012

EMO 42. Dönem Enerji Çalışma Grubu Enerji Verimliliği Alt Çalışma Grubu tarafından hazırlanan rapor, dünyada ve Türkiye’de enerji durumunu genel olarak ortaya koyduktan sonra, yine dünyada ve Türkiye’de enerji verimliliğinin gelişimini irdeliyor. Enerji Verimliliği Alt Çalışma Grubu giriş yazısında, raporun hazırlanmasındaki amacı şöyle anlatıyor: “Bu çalışmamızda, 2007 yılında yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Yasası ile sonrasında yayımlanan ikincil mevzuat kapsamında yürütülen çalışmaların izlenmesi, enerji verimliliğine yönelik uygulamaların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Ortaya konmuş olan hedeflere ulaşılmasında alınan yol değerlendirilmiştir.”

“Dünyada ve Türkiye’de Enerji Durumu”, “Enerji Verimliliği”, “Enerji ve İklim Değişikliği”, “Dünyada Enerji Verimliliği”, “Türkiye’de Enerji Verimliliği”, “Elektrikli Ev Aletlerinde Enerji Verimliliği”, “Enerji Verimliliği, İklim Değişikliği ve Karbon Ticareti”, “Sonuç ve Öneriler” başlıklarıyla 8 ana bölüme ayrılan raporda, “2008-2009 yıllarına ait gazetelerden enerji verimliliğine ilişkin bazı haberler” ve “İlgili mevzuat” ek olarak sunuluyor.

EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, sunuş yazısında piyasa ekonomisinin enerji verimliliğine bakış açısındaki çarpıklığa dikkat çekti. “Çağımızda enerjiye ulaşmak en doğal insani bir ihtiyaçtır” saptamasını yapan Göltaş, yaşanan arz güvenliği ve fahiş fiyat sorununun elektriğin piyasalaştırılmasının sonucu olduğunu anlatarak, sunuş yazısında enerji verimliliği ile ilgili şu saptamaya yer verdi:

“Ülkemizde vatandaşa diğer kamu hizmetlerinde olduğu gibi elektrik için de daha yüksek para ödeme bilinci ve çeşitli kampanyaların da yardımıyla verimlilik ve tasarruf kavramları aşılanmaktadır. Tersinden söyleyecek olursak, enerji ne kadar pahalılaşırsa, tasarruf bilincinin de o denli artmış olacağı düşünülmektedir. Kısacası söylemler ne olursa olsun pratikte özel sektöre daha çok kar ortamı yaratılacağı, halkımıza ise EN-VER politikalarını uygulamak kalacağı görülmektedir. Piyasa ekonomisinin dayandığı verimlilik/tasarruf anlayışı, liberalizmin özgürlük yaklaşımını da ortaya koymaktadır. Yeni liberal politikalarla birlikte ülkemizde tartışmaya açılan ve özel sektör örgütlerinin de sürekli vurguladığı özgürlüklerin geliştirilmesi, özgürlükçü yeni bir anayasa yapılması gibi söylemler, sermayenin sınırsız bir faaliyet alanına kavuşmasını öngörürken, korumasız kalan yoksul halk kesimlerini zorunlu tasarrufa, kemer sıkmaya yönlendiren otoriter bir terbiyeyi içermektedir. Her yıl ocak ayının ikinci haftasında kutlanan Enerji Verimliliği Haftası’nda verimlilik ve tasarrufun piyasalaştırma ve pahalı enerji uygulamalarıyla sağlanmasına yönelik politikalardan vazgeçilmesini, yeni rant alanı yaklaşımından uzaklaşılmasını talep ediyoruz. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunun tam tersine kamu hizmeti anlayışı ile ele alınması ve kamu yararı çerçevesinde toplumsal bilincin yükseltilmesi gerekmektedir.”

132 elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012

YEŞİL KAPİTALİZM İMKANSIZDIR

Yazar: Daniel Tanuro Çevirmen: Volkan Yalçıntoklu Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası-Ekoloji Kolektifi-Habitus Kitap ISBN: 978-605-88697-7-6 Sayfa: 205 1. Baskı: 2011

Belçikalı Marksist, ekososyalist ve sertifikalı bir tarım uzmanı olarak tanınan Sosyalist İşçi Partisi Gazetesi LCR/SAP 4. Enternasyonal Belçika Seksiyonu olan La Gauche’nin ekoloji muhabiri Daniel Tanuro’nun kitabı Volkan Yalçıntoklu’nun çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Habitus Kitap, Elektrik Mühendisleri Odası ve Ekoloji Kolektifi işbirliğiyle okuyuculara ulaşması sağlanan kitap, Karl Marx’tan yapılan şu alıntıyla başlıyor:

“Olası tek özgürlük, sosyal insanın, ortak üreticilerin doğayla karşılıklı ilişkilerini akılcı bir tarzla düzenlemeleri ve doğanın kör gücüne yenilmeden onu denetim altına alarak bu karşılıklı ilişkileri en az emek sarfıyla ve insanın yapısına en uygun koşullarda gerçekleştirmeleriyle sağlanabilir.”

Kitaba önsöz hazırlayan Michel Husson, kitabın “kapitalizm eleştirisi ile ekoloji arasındaki çelişkileri aşmayı sağlayan ya da en azından bu çelişkilerle ilgili tartışmalarda uzun bir yol kat edilmesini sağlayan-ekososyalist bir projenin tanımlanmasına nihai bir katkıda bulunmak üzere kaleme alındığını” belirtirken, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Bunu başarmak imkansız gibi görünebilirdi. Durumu biraz karikatürüze edersek, uzun süre boyunca, bir yanda boğazına kadar üretkenciliğe gömülmüş, her sorunun çözümünü büyümeye bağlayan bir işçi hareketi, diğer yanda tüm kötülüklerin aşırı nüfustan kaynaklandığını ileri sürecek kadar ileri giden katı bir ekoloji vardı. Köprünün altından çok sular aktı ve ortak bakış açısına yönelim iki eşik noktasının etrafında toplandı. Sol partiler ve sendikalar iklimsel tehdidi daha fazla ciddiye almaya başladılar. …Ekolojistler açısından salt bir çevrecilik zırhından kurtulma ve ekolojinin toplumsal bir sorun olduğunu anlama süreci at başı gitmekte. Orada bile, karbon ya da nükleer enerji vergisi konusundaki farklı tavırlardan da anlaşılacağı gibi ortak bir bakış açısına yönelmek öyle birden gerçekleşmiyor. İlerleme kaydetmeyi sürdürebilmek için öncelikle küresel ısınmaya karşı alınacak önlemlerin aciliyetini kavramak gerekiyor.”

Husson, Tanuro’nun asıl katkısını “iklimsel düzensizliklerin kapitalizmin ‘doğal’ işleyişinden ayrı olarak ele alınamayacağını kanıtlaması” olduğunu vurgulayarak, “Kapitalizmin üretim alanındaki başarıları CO2 salımı açısından oldukça pahalıya patladı” diyor.

Kitabın yazarı Tanuro, asrın bulmacası olarak tanımladığı sorunu “Hiçbir şeyi olmayanların ya da çok az şeyi olanların ve aynı zamanda küresel ısınmanın temel kurbanlarının durumlarının iyileşmesi gibi en meşru haklarını karşılarken iklimsel düzensizlikler sorununu çözmek nasıl mümkün olabilir?” olarak ortaya koyuyor. Kapitalizmin çözüm önerisinin gerçekçi olmadığını anlatan Tanuro, kitabın daha giriş bölümünde sorunun yapısallığına vurgu yaparak çözümün teknolojinin çok ötesinde olduğunu saptıyor. “Enerji ekonomisinin hatırı sayılır kaynakları vardır ve yenilenebilir enerjilerin kapasitesi insanlığın ihtiyacının karşılanmasına 10 kez yetecek bir kapasiteye sahiptir. Yani sorun fiziki değil, toplumsaldır ve çözümü politikaya bağlıdır” diyen Tanuro, yapılması gereken tercihin çok basit olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor:

“-İlk tercih kapitalist üretim alanının radikal bir şekilde kısıtlanmasıdır, sadece yenilenebilir enerjiden yararlanan, döneme uygun başka bir ekonomiye dayanan bir toplum perspektifiyle küresel ısınmanın zararlarını minimuma indirgeyerek insanların kaliteli bir yaşam sürdürmesini sağlamak mümkündür. -İkinci tercihse birikimi giderek dizginlenemez hale gelen kapitalist mantık çerçevesinde üretime devam ederek iklimsel düzensizliklerin yüz milyonlarca insanın yaşama hakkını kısıtlamasına göz yummak ve gelecek kuşakları, nükleer, biyoyakıt, GDO ve CO2’in jeolojik stoklanması gibi tehlikeli teknolojilerin bilinmeyen etkilerine maruz bırakmaktır.” Sorunun çözümünün yalnızca bir politika değil uygarlık seçimi olduğunun da altını çizen Yazar, kitabıyla ilgili şöyle diyor: “Sol bir ekoloji, sosyal bir ekoloji, ‘ekososyalizm’ acil bir şekilde gerekliliğini hissettiriyor. Temel hedefi sola bu yolda ilerlemesi için destek vermek olan bu kitabın çıkış noktası doğanın sınırlarını ve zorlamalarını dikkate almayan özgürleştirici bir projenin mümkün olmadığıdır. …Toplumsal ve çevresel mücadelelerin iç içe geçmiş bir halde sürmesi için stratejiler geliştirmemiz gerek. Bu radikal bir hamlenin önkoşul olarak kabul edilmesini dayatan zorlu bir görev, çünkü kapitalizm doğal kaynakların mülkiyetini içeriyor ve sermayedarların eline geçen bu kaynaklar üreticilerin karşısına düşman bir güç olarak dikiliyorlar. XIX. ve XX. yüzyıllara ‘toplumsal sorunlar’ damgasını vurdu. XX1. Yüzyıl’a ise yeni ekososyal sorun hakim olacak. Sadece kapitalizmi reddeden bir sol bu soruna ismine layık bir çözüm getirebilir. Ama bunun için koşulların oluşturulması gerekir. Bilimci güvence yerini temkinliliğe bırakmalı, doğa üzerindeki egemenlik kurma düşlerinden kolektif, iyi niyetli ve özenli bir sorumluluk duygusu adına vazgeçilmelidir. Aynı zamanda özgürlük kavramı da gözden geçirilmelidir. Çünkü doğal sınırları kabul etmek, ekolojik döngülere ve ritimlere saygı göstermek sonunda emekle ve emeğin üretkenliğinin artışının sınırlarıyla ilgili olası özgürlüğün dolayısıyla insani özgürlüğün sınırlarını da kabul etmek anlamına gelir. Başka bir seçenek yoktur. Bu önermeyi dikkate almayan bir sol şimdiden küresel ısınmanın etkilerine maruz kalan yüz milyonlarca yoksula ihanet etmiş olacaktır… Aynı şey, sanayi devrimi boyunca toprakların talanını gözlemlerken ‘Mümkün olan tek özgürlük ortak üreticilerin doğayla olan karşılıklı ilişkilerini akılcı bir tarzla düzenlemeleriyle gerçekleşir’ önsezisinde bulunan değeri bilinmemiş bir Karl Marx’a karşı da ihanet sayılacaktır.”

elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012 133

KARANLIK ZAMANLARIN ŞARKISI

Üniversitede 40’lı-50’li Yıllar Yazar: Güney Gönenç Çevirmen: Volkan Yalçıntoklu Yayımlayan: Yeni Umut Yayınları ISBN: 978-605-88283-7-7 Sayfa: 128 1. Baskı: Haziran 2011

Geçen yıl sonunda 3 Aralık 2011 tarihinde yitirdiğimiz “Ayaklı Kütüphane” olarak nitelendirilen Türkiye’de demokrasi ve bilimsel mücadelede önemli rol üstlenmiş olan Güney Gönenç, ikinci kitabı “Karanlık Zamanların Şarkısı”nda bir dönem tanıklığıyla gelecek kuşaklar için aydınlık bir yol çizmeye çalışıyor.

Bertolt Brecht’in “Karanlık zamanlarda/ şarkı da söylenecek mi?/ Elbette, şarkı da söylenecek,/ karanlık zamanları anlatan” alıntısıyla başlayan kitap için, Aykut Göker’in hazırladığı “Önsöz Yerine” başlıklı bölümde, Güney Hoca’nın yaşamı, onun duyarlılıkları, derin bilgi ve kültür birikimi, yine onun yazılarından alıntılar da yapılarak okuyuculara sunuluyor. Aykut Göker, Güney Hoca’nın umutsuzluğun içinde umudun aynası olabildiğini şöyle anlatıyor:

“Güney Hoca hep karanlık zamanları mı anlatır? Hayır, yeri gelir İbni Sina’dan başlayarak 10. yüzyıl ile 15. yüzyıl arası matematiğinden bir kesit verir… Yeri gelir müzik alanında bilimsel araştırma yapmış, klasik Türk müziği kadar klasik Batı müziğine de hakim bilim adamı kimliğiyle, Yüzyılımızın büyük müzikçisi: Bela Bartok’u ve onun Türk halk müziği ile ilgili araştırmalarını, derlemelerini, halk müziğinden esinlenerek yaptığı besteleri anlatır bize. … Ama Güney Hoca, yaşamını adadığı bilimin ‘dogmaya karşı verdiği savaşın ve nihai zaferinin hiç de kolay olmadığını’, bir bilim tarihçisi kadar iyi bilen bir bilim adamıdır. Örneğin, evrim kuramıyla ilgili tartışmalar söz konusu olduğunda Asimov’un, ‘…Şimdi tenhalık yerlerde ufak tefek çatışmalar oluyorsa da esas savaş bitmiştir’ dediğini bilir; bunun o da farkındadır, ancak, ‘tenhalık yerlerde’ hala sürüp giden çatışmaları, en azından yaşadığı coğrafyada ciddiye almak gerektiğini de çok iyi bilir. Dahası, bilimin kurtuluşunun toplumların da kurtuluşu anlamına gelmediğinin, toplumsal mücadelelerle desteklenmedikçe, tek başına bilimin saçtığı ışığın, bütün karanlıkların üstesinden gelmeye yetmeyeceğinin de bilincindedir. Böyle bir bilim adamının üstüne üstlük, Türkiye’nin en karanlık zamanlarını, 12 Eylül karabasanını, en yakın dostlarıyla birlikte yaşamış, en yakın dostlarından bazılarının yaşamlarını yitirdiği o karanlığın, o zulmün içinden geçmiş bir bilim adamının daha çok da ‘karanlık zamanları’ ve o zamanlara direnebilen güzel insanları yazmasından daha doğal ne olabilir?”

Göker, Gönenç’in bu kitabıyla yine karanlık bir zamana, 40 ve 50’ler karanlığına gidilecek olan bu yolculuğun yapılmasını isterken, “Emin olun, yine güzel insanlarla da tanışacaksınız: Faşizmin karanlığından kaçıp Türkiye’ye sığınan ama bir süre sonra, sığındıkları ülkenin karanlık güçlerince geri püskürtülen Alman bilim adamları… Ve onlarla aynı dönemde üniversiteden uzaklaştırılan Türkiye’den bilim insanlarıyla…” diyor.

Güney Hoca’nın 40’ların karanlığında güzel bilim insanlarının uzaklaştırıldığı üniversitelere 50’lerin karanlığında Nazi Almanyası ile uyum sağlamış, hattı Nazi Partisi üyesi bilim adamlarının getirilişini de anlattığı kitabına yazdığı önsözünü Aykut Göker, aydınlık zamanların şarkısının söyleneceği umudunu da taşıyorak, şöyle tamamlıyor:

“Belki bu yolculuğunuz sırasında, yine bir karanlık zamanda yaşadığımız ve karanlığın da giderek arttığı aklınıza gelecek ve ister istemez, o karanlık iyici bastırmadan bir çıkış yolu bulunmalı diye düşüneceksiniz. Aslında o yolu Güney Hoca bütün ömrü boyunca anlatmaya çalıştı; yine anlatıyor…”

MÜHENDİSLER İÇİN PROJE YÖNETİMİ

Derleyen: Aydın Bodur Yayımlayan: Elektrik Mühendisleri Odası ISBN: 978-605-01-0140-9 EMO Yayın No: GY/2011/7 Sayfa: 347 1. Baskı: Ekim 2011

Teknik insanlara yönelik uygulamalı teknik eğitimler veren IDC Technologies’in iki günlük proje yönetimi kurs notları ve Gülşirin Bodur’un mali açıdan proje yönetimine dönük kurs notları ile CIMA’nın standartları temel alınarak derlenen çalışma 11 bölümden oluşuyor.

İlk bölümde Temel İlkeler başlığı altında tanımlamalara yer verilirken, ardından “Zaman Yönetimi, Maliyet Yönetimi, Risk Yönetimi, Kalite Yönetimi, Bütünleşik Zaman ve Maliyet Yönetimi” bölümleri geliyor. Kitapta 7. Bölüm “Proje Yöneticisi” ana başlığına ayrılırken, 8. Bölüm’de “Sözleşmenin Hukuki Yönleri” ele alınıyor. Ardından “Alıştırmalar”, “Tahmini Maliyetler Üzerine” ve “Maliyet Muhasebesi” bölümleriyle vaka çalışmaları ve örneklemelere başvuruluyor.

EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş kitabın sunuş yazısında örgün eğitim kurumlarının mühendislere kazandırdığı meslek bilgisi ve formasyonu “başlangıç” olarak nitelendirerek, “Eğitimde asıl önemli olan, meslek alanındaki bilgilerin sürekli olarak yenileme ve güncellenme yeteneğidir” vurgusu yaparken, meslek içi eğitim kapsamında karşılaşılan yayın eksikliğine dikkat çekti. EMO’nun bu eksikliği gidermek amacıyla mühendis üyelerine yönelik bir dizi yayın çalışması içerisinde olduğunu ifade etti.

134 elektrik mühendisliği, 444. sayı, şubat 2012