Elektrik Mühendisliği · Sayı 456 · Nisan 2016

YÜKSEKÖĞRETİMDE TEMEL BİLİMLERİN YERİ VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

Mehmet Sayım Karacan

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
2016
Sayfa
3
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

Anahtar kelimeler

  • temel bilimler
  • YÖK
  • TÜBİTAK
  • üniversite kontenjanları
  • biyoloji fizik kimya matematik bölümleri
  • yükseköğretim

Özet

Yazar, Türkiye'de temel bilimler (fizik, kimya, biyoloji, matematik) bölümlerinin yükseköğretimdeki durumunu, kontenjan ve doluluk oranlarındaki düşüşü, iş bulma kaygısının öğrenci tercihlerine etkisini ele alıyor ve bu alanların geliştirilmesi için politika önerileri sunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

YÜKSEKÖĞRETİMDE TEMEL BİLİMLERİN YERİ VE

TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

Prof. Dr. Mehmet Sayım Karacan Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü [email protected]

Bilimde Temel Bilimlerin Yeri

B ilim; insanlığın gözünde fizik, biyoloji, kimya, matematik, jeoloji ve astronomi disiplinlerinin başarıları sayesinde değer ve itibar kazanmıştır. Bilim esas olarak deney ve gözleme dayanır. Bilimsel bilgi hangi şartlarda geçerli olduğu bilgisini içerdiği gibi hangi gerçeğin bu iddiayı çürüteceği bilgisini de (yanlışlanabilirliği) içerir. Bu yönüyle eşyanın tabiatını anlamada ve hayatı kolaylaştıracak ürünler geliştirmede önemli bir bilgi kaynağıdır. Fizik, kimya, biyoloji, matematik disiplinlerinden oluşan temel bilimlerin uygulama alanlarının gelişmesi, çeşitli mühendislik ve sağlık bilimlerini oluşturmuştur. Temel bilimlerdeki pek çok bilgi, mühendislik ve sağlık alanlarındaki gelişmelerin altyapısını teşkil etmektedir. Bilim temel bilgileri üretmede teknolojiden ayrılır. Teknoloji çoğu zaman bilimin uygulama alanıdır. Dünya ölçeğinde ileri teknolojiler gün geçtikçe ortaya koyduğu buluşlarla insanoğlunun hayatını kolaylaştırırken ülke ekonomilerine de önemli katkılar sağlamaktadır.

Türkiye’nin Temel Bilimlerdeki Yeri Temel bilimlere ilk ve orta öğretimde bir giriş yapılırken üniversitede derinlemesine öğretilir ve araştırılır. Üniversite; öğrenci, akademisyen ve fiziksel altyapıdan oluşur. Temel bilimler üniversite eğitiminin bel kemiğidir ve üniversitede var olan genel sorunlar bu alanlar için de geçerlidir.

Temel bilimler; Türkiye’de bilimin üretildiği ve öğretiminin yapıldığı diğer üniversite bölümleri gibi daha çok meslek kazan-

dırma bağlamında değerlendirilmiştir. Halbuki üniversitenin, meslek kazandırmanın yanı sıra araştırma geliştirme, sosyal-kültürel ortam oluşturma gibi fonksiyonları da vardır.

Öğrenci; temel bilimlerle daha ilköğretim yıllarında tanışmaktadır. Ancak eğitim sistemimizde “sınav” baskısı akademik merakın önüne geçtiğinden, herhangi bilimsel bir konuyu merak edip öğrenme geleneği oturmamıştır; konular, sınavda çıkıp çıkmamasına göre değer kazanmaktadır. Bu da bilimin anlaşılmasının ve gelişmesinin önünde önemli bir engeldir. Çünkü bilimsel çalışmaların en temel itici gücü merak duygusudur.

Türk üniversiteleri çeşitli alanlarda yeterli sayıda akademisyen ve meslek sahibi yetiştirmede başarılı olmuştur. Ancak yetişen elemanların bilimsel anlamda kalifiye olup olmadığı sürekli tartışılan bir konudur. Üniversitelerin “gündelik hayat için gerekli bilgi-teknoloji” üretme konusunda sosyal baskı altında kalması 2000’li yılların başında gündeme gelmiştir.

Akademisyen, üniversitede öğretim ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini birlikte yürütür. Türkiye’de halen nicelik nitelikten önce geldiği için ve nitelik üzerine bir çoğunluğun kabul ettiği uzlaşma/otorite bulunmadığından akademisyenlerin çalışmaları da orijinallikten uzak olmaktadır. Akademisyenin araştırma yapmasının itici gücü daha çok kadro ya da unvan alma hedefi olunca; akademik araştırma, bağlamından kopup yayın yapma araç olmaktan çıkmış, amaç haline gelmiştir. Ortalama olarak akademisyenlerin bilim temelli endişeleri; siyasi, idari, ekonomik ve diğer insani endişelerinin çok gerisindedir.

Fiziksel altyapı, ilgili alanda eğitim ve araştırma yapmak için gerekli mekân, teçhizat, laboratuvar ve malzemeden oluşur. Matematik haricindeki temel bilim alanlarının eğitim ve araştırma başarıları için altyapı, hayati önem taşımaktadır.

Üniversite Sayısının Artışının Temel Bilimlere Etkisi

Türkiye 1990’lı yıllarda 30 civarında üniversiteye sahipken günümüzde 193 (vakıf üniversiteleri dahil) üniversite mevcuttur. Bütün üniversiteler temel bilimler bölümleri açmamakla beraber, yeni üniversitelerin açılmasıyla bu bölümlerin sayısında da ciddi artış meydana gelmiştir.

Mezun sayısının artmasıyla doğru orantılı olarak iş alanlarının artmaması, temel bilimler alanının yetenekli genç bireyleri cezbetmesini engellemiş, mezunların yeterliliği sorgulanır hale gelmiştir. Sonuçta üniversitenin temel bilimlerde meslek kazandırma işlevini yerine getirememesi durumu ortaya çıkmıştır.

Örneğin, 2008 ve 2010 yılları arasında 50 biyoloji, 44 fizik ve 53 kimya lisans programı açılmıştır[1]. Yeni açılan üniversitelerin birçoğunun ikinci öğretim programı açması da mezun enflasyonuna katkıda bulunmuştur. Temel bilimler için gerekli altyapının ekonomik maliyetinin oldukça yüksek olması nedeniyle yeni açılan üniversiteler öğrenci almalarına karşın yetersiz altyapı ile öğrenim vermiştir.

2010 yılından sonra ise bu süreç tersine dönmüş ve doluluk oranlarındaki düşüşe bağlı olarak boş kontenjan sayıları baz alınarak; biyoloji, fizik ve kimya programları kapatılmaya ve kontenjanlar azaltılmaya başlanmıştır.

Mezun sayısının artmasıyla doğru orantılı olarak iş alanlarının artmaması, temel bilimler alanının yetenekli genç bireyleri cezbetmesini engellemiş, mezunların yeterliliği sorgulanır hale gelmiştir. Sonuçta, üniversitenin temel bilimlerde meslek kazandırma işlevini yerine getirememesi durumu ortaya çıkmıştır.

Temel Bilimlerin Tercihi İçin Çabalar

2010 yılından itibaren üniversiteye giriş sınavında temel bilimlerin tercih edilmesini sağlamak için YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumlar tarafından yönlendirme ve özendirme çalışmaları yapılmıştır.

Tablo 1’den de görüleceği gibi 2010 yılında fizik bölümlerinde 1. sınıfların doluluk oranlarındaki azalma (%44) daha sonraki yıllarda diğer temel bilimler alanlarına da sıçramıştır. Bu durum öğrencinin tercihinde iş bulma endişesinin ilk sırada yer aldığını göstermektedir. Yıllar geçtikçe temel

bilimlerin iş bulmaya yardımcı olmaması endişesinin arttığı gözlenmektedir. Ayrıca toplam kontenjanı azaltma veya kontenjanları büyük gelişmiş üniversitelere kaydırma, yeni kurulan üniversitelerin kontenjanlarını sıfırlama veya azaltma gibi önlemlerin öğrenci tercihlerini olumlu yönde etkilediği söylenemez.

Meselenin kontenjanların doldurulmasından daha önemli boyutu ise ilk 50 bin arasına giren öğrencilerden temel bilimleri tercih edenler oranının artırılmasıdır. Üniversiteye giriş sınavında alınabilecek en fazla puan 500 (ham puan) iken, ortalama olarak 200-300 puan alanların bu bölümlere kayıt olduğu düşünülürse, bütün kontenjanların doldurulması sağlansa bile bu mezunların temel bilimlere beklenen katkıyı yapıp yapamayacağı tartışma konusudur. Temel bilimler programlarını kazanan öğrencilerin çoğunun sadece matematik soruları yaparak veya çok az sayıda fen soruları yaparak bu puanları almaları bu alanlardaki eğitimi oldukça verimsiz kılmaktadır. Ancak sadece sınava hazırlanan ve sınavdan sonra kavramsal düzeyde dahi fazla bir şey hatırlamayan öğrenciler, öğretim üyelerinin sınıflarda yığılma olması endişeleri nedeniyle daha düşük notlarla (daha az bilerek) mezun olabilmektedir.

2015 yılında tercih yapanların yerleşme/kontenjan oranları yüzde 100’e yaklaşmasına rağmen tercih edenlerin puanları hâlâ önceki yıllardaki puanlarla aynıdır. Kontenjan sınırlaması, ilgili bölümlerin hayatiyetini sürdürmesi açısından önemlidir. Bu durum temel bilimlerden beklenen katkının sağlanmasından çok uzaktır.

Tablo 1. Üniversitelerde Son 5 Yılda Temel Bilimlerdeki Kontenjanlar ve Yerleşme Durumları [2], [3]*

Biyoloji

Fizik

Kimya

Matematik

YIL

Kontenjan Yerleşen Kontenjan Yerleşen Kontenjan Yerleşen Kontenjan Yerleşen

11224

2015*

8 Mayıs 2015 tarihinde yapılan TÜBİTAK Bilim Kurulu

• Araştırma alanları arasında işbirliğini özendirmek;

Toplantısı’nda MF puan türünde ilk 5 bin kişi arasında

disiplinler arası çalışmaların önündeki sınırlamaları

yer alarak; matematik, fizik, kimya, biyoloji bölümlerine

kaldırmak gerekir.

yerleşen örgün lisans öğrencilerine aylık 2 bin lira; 5001-

• Fonksiyonellikten uzak yapıları tasfiye etmek, aka-

10.000 kişi arasında yer alarak yerleşen öğrencilere aylık

demik amaçlı veya mesleki amaçlı yeni canlı dinamik

1500 lira; 10.001-20.000 kişi arasında yer alarak yerleşen

yapıları kurmak. (araştırma merkezleri, yüksek lisans,

öğrencilere aylık 1000 lira ve 20.001-25.000 kişi arasında yer

doktora programlarını bölümlere devretmek) faydalı

alarak yerleşen öğrencilere ise aylık 750 lira burs verilmesi

olabilir.

kararlaştırılmıştır [4].

• Akademisyenliği ekonomik olarak tercih edilebilir hale

Ancak TÜBİTAK tarafından yapılan bu özendirmeler de ilk 50 bindeki öğrencinin temel bilimleri seçmesinde yeterli olmamaktadır.

getirmenin yolları araştırılmalıdır. • Toplumda oluşan çocuğunu üniversiteye gönderme baskısını kırmak, meslek kazandırmak için mes-

Bazı temel bilim alanlarındaki bölümlerin isim değiştirerek, daha bilimsel moda

Türkiye, temel bilimlerin

lek liselerini ve de meslek yüksekokullarını tercih edilebilir hale getirmek üniversitelerin daha donanımlı öğrencilere eğitim

haline gelmiş bölümlere dönüşmeleri

uygulamalı bilimlere

vermesini sağlayabilir.

de meselenin çözülmesine katkıda bulunmamaktadır. Sadece tercih edenlerin puan dilimleri üst sınıra (300) yaklaşmaktadır.

dayanak teşkil ettiğini hesaba katarak öncelikli alanlarını seçip bu alanlarda gelişmeyi sağlayacak temel

• Üniversite mezunlarının mezunu olduğu alan bilgisine hakim olması için staj sürelerini uzatmak ve stajın ciddiyet içinde seyrini takip etmek önemlidir.

Temel Bilimlerde Gelişme İçin Öneriler

• Üniversitelerin hazırlık sınıflarını fonksiyonel hale getirmek, gerekirse bütün bölümlere hazırlık sınıfı koybilimler politikasını oluşturmalıdır. Buna göre çeşitli üniversitelerin temel bilimler programları bu öncelikli alana göre araştırma faaliyetlerine odaklanmalı ve

• Üniversite, mevcut problemlere rağmen hayata katkısını, diğer ülkelerin başarısından değil kendi başarısından “elle tutulur” örneklerle ortaya koyarak “özerkliğini” kazanabilir.

mak ve öğrencinin geçmişten

öğrenciyi de ilgili alanda

Kaynaklar

gelen eksiklerini (matematik, tarih, Türkçe, mantık, vb) gidermek mümkündür. • Öğrencilerden başarılı olanların bir

uzmanlaşmış olarak mezun etmeyi hedeflemelidir.

[1] Durmuş GÜNAY, Aslı GÜNAY, Eda ATATEKİN, Türkiye’de Temel Bilimlerde Sarsılış: Ülkenin Sarsılışı, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 3: 2, 2013; 85-96.

kısmını üniversitede istihdam etmek için

[2] Hürriyet Gazetesi, 29 Nisan 2015

özendirici tedbirler almak gerekmektedir. • Türkiye, temel bilimlerin uygulamalı bilimlere da-

[3] http://www.osym.gov.tr/belge/1-23595/2015-osysyerlestirme-sonuclarina-iliskin-sayisal-bilgi-.html

yanak teşkil ettiğini hesaba katarak öncelikli alanlarını seçip bu alanlarda gelişmeyi sağlayacak temel bilimler politikasını oluşturmalıdır. Buna göre çeşitli üniversi-

[4] http://yok.gov.tr/documents/10279/15107493/basin_aciklamasi_tubitak_burslari_25_bine_cikti.pdf/

telerin temel bilimler programları bu öncelikli alana

göre araştırma faaliyetlerine odaklanmalı ve öğrenciyi

de ilgili alanda uzmanlaşmış olarak mezun etmeyi hedeflemelidir. Böylece kalifiye öğrenci-kalifiye öğretim

üyesi-özel bir alana yönelik ders programı buluşması

sağlanarak eğitim verimini artırmak mümkün olabilir.

Buradan mezun olanları, öncelikli alan olarak seçilmiş

konularda çalışan araştırma enstitülerinde istihdam etmek mümkün olabilir. Hatta üniversiteye girişte ilk 50

bindeki öğrencilerin öncelikli alanlara kayıt olmaları, şu

anda TÜBİTAK tarafından uygulanan şekliyle özendirilebilir. Sadece burs imkânının öğrencinin tercihi açısından yeterli olmadığı aynı zamanda mezunların iş bulma

endişelerinin giderilmesi için ilgili alanlarda araştırma

enstitülerinde iş ümidi verilmesi önemlidir.

• Temel bilimlerde eğitim ve araştırma yapan bölümlerin öncelikli alanlarda araştırma yapması ve bu ağırlıkta

eğitim verebilmesi için mesela, Türkiye’nin birkaç yıl

içinde nükleer santral sahibi olması gündemde olduğuna göre, bazı fizik bölümlerinin ağırlıklı araştırma ve

eğitim alanının nükleer fizik alanına kaydırılması söz

konusu olabilir.