Elektrik Mühendisliği · Sayı 458 · Eylül 2016
EMO`DAN
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2016
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- 15 Temmuz Darbesi
- OHAL
- EMO Yönetim Kurulu
- özelleştirme
- Varlık Fonu
- Norm Geliştirme Merkezi
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası otoriterleşme, OHAL ve kamu kurumlarının özelleştirilmesine yönelik gelişmeleri değerlendirirken, EMO'nun mesleki alanlardaki çalışmalarına (asansör belgelendirme, norm geliştirme merkezi, elektrikli araçlar yönetmeliği) ilişkin bilgi veriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Hüseyin Yeşil EMO 45. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
Değerli meslektaşlarım,
Son üç ayda yaşadıklarımızı değerlendirmek, bir derginin başyazısına sığamayacak kadar geniş kapsamlı, çetrefilli ve baş döndürücü bir uğraş…
Öncelikle belirtmeliyim ki Elektrik Mühendisleri Odası olarak 15 Temmuz Darbesi’ne bütün gücümüzle karşıyız. Darbeye karşı olduğumuz kadar otoriterleşmeye ve darbe bahane edilerek “cadı avına” çıkılmasına da karşıyız. Çünkü darbenin getireceği düzen demokratik hakların yok edilmesi, otoriterleşme ve bir grubun çıkarlarının kamunun çıkarlarından üstün tutulması demektir. Bunlara yol açacak her türlü antidemokratik adıma karşıyız.
Ne yazık ki ülkemizin yaşadığı sorun, ilkesel bir sorundur. Darbenin kaynağı da budur. “Bugün benim çıkarlarıma yarıyor” diye geçit verilen her türlü uygulama ve imtiyaz toplumumuzda büyük hasara yol açmaktadır. İster ikna mekanizmasıyla ister zor kullanılarak yapılsın dinsel her türlü baskı ortamının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Eğitim başta olmak üzere yargı ve kamu kurumlarının dinsel örgütlenmelerden arındırılması şarttır. Demokratik bir düzen oluşturulması için laiklik esastır. Bu temelin üzerine kamunun çıkarlarını koruyacak siyasal ve ekonomik bir sistem kurulması gerekmektedir. Burada öncelikli nokta hukuk sisteminin ve basının bağımsızlığıdır.
Ne yazık ki içinde bulunduğumuz dönemde gazeteler kapatılmakta, gazeteciler gözaltına alınmakta hatta tutuklanmaktadır. Üstelik zaten sorunlu olan hatta bağımsız olmayan yargı sistemimiz ile bu uygulamalar yapılmaktadır.
Yıllarca birlikte TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldığımız Harita Mühendisleri Odası Üyesi Nail Güler bu fırsattan faydalanılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevinden açığa alınmıştır.
Nail Güler’e FETÖ Üyesi demek akıllara ziyan bir durumdur. Daha ne kadar devrimci demokrat çalışanın bu uygulamalarla karşı karşıya geldiğini bilmiyoruz… Yıllarca FETÖ örgütlenmesine her yerde karşı çıkan arkadaşlarımız FETÖ torbasına konularak gözaltına alınmakta, işlerinden edilmektedirler. Kısaca “cadı avı” olarak adlandırılan bu tür uygulamalar; FETÖ ile mücadeleyi bizzat engelleyen, korku imparatorluğu kurulmuş olan ülkemizde toplumsal güveni derinden sarsan, tam da darbecilerin işine yarayan politikalardır.
Uzun yıllar önce başlayan cemaat örgütlenmesi özellikle 12 Eylül 1980 Darbesi ile ivme kazanmıştır. Darbe sonrasında işbaşına gelen iktidarların tamamı da cemaate desteğini esirgememiş hatta bu konuda yarışmışlardır. Devlet kurumlarındaki cemaat örgütlenmesinin asıl tepe yaptığı dönem ise 14 yıllık AKP iktidarı olmuştur. Hükümet ve AKP yetkilileri de “Bu hatanın işlenmesindeki en büyük pay, yani yüzde 90 pay bize aittir” diyorlar; halktan özür diliyorlar. Olup bitenler bu şekilde geçiştirilemez. İsveç’te bir bakan alkollü araba kullandığı tespit edildiği için hemen istifa etti. Onun için biz de diyoruz ki bu örgütlenmenin bu kadar büyümesine öyle ya da böyle yardımcı olan bütün siyasiler istifa etmelidirler. Demokratik bir yönetimde ve Cumhuriyet’in eşitlik anlayışı çerçevesinde; birinin özrüne inanıp kabul etmek, diğerini hapse atmak; hele de hukuken suç teşkil ettiği düşünülen eylemlerin özürle ortadan kalkacağını düşünmek abesle iştigaldir.
Geldiğimiz noktada darbe bahane edilerek TBMM devre dışı bırakılmış ve OHAL ilan edilmiştir. Zaten kullanmakta büyük sorunlar yaşadığımız demokratik haklarımızı da kullanamaz hale geldik. OHAL sürecinde neoliberal politikalarla uyumlu pek çok ekonomik karar da hızla yürürlüğe sokulmakta, “darbe girişimi olmuş olması” nedeniyle bu ekonomik kararların sorgulanması dahi yapılamamaktadır. Darbelerin tarihine bakılırsa hemen arkasından geniş halk kitlelerini ekonomik olarak darboğaza sokan, sermaye kesimine kaynak aktarımı yapan düzenlemeler yapıldığı görülecektir. Şimdi darbe gerçekleşmemiştir; ama bu düzenlemeler bir bir yapılmaktadır. Çalışanların geçmişten iyi bildikleri zorunlu tasarruf,
konut edindirme yardımı gibi kesintiler, bu kez bireysel emeklilik şirketlerine kaynak yaratmak üzere zorunlu sigorta uygulaması olarak devreye sokulmuştur. Özel bütçeli tüm kamu kurum ve kuruluşlarını özelleştirme kapsamına alarak bu kurumların varlıklarını haraç-mezat satmayı planlayan Hükümet, gelen tepkiler üzerine geri adım atmıştır. Aralarında EPİAŞ, EÜAŞ, TEDAŞ, TEİAŞ, TETAŞ ve TEMSAN’ın da bulunduğu birçok kuruluşun özelleştirilmesine ilişkin madde TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında Torba Yasa’dan çıkarılmıştır. Kamunun kaynaklarının iktidar yandaşı şirketlere aktarılmasına olanak sağlayacağı gerekçesiyle eleştirilen Varlık Fonu düzenlemesi ise TBMM’de kabul edilerek yasalaşmıştır.
EMO olarak; bütün bu gerçekleri bilerek, bugüne kadar olduğu gibi kamunun çıkarlarının yanında demokratik bir toplum talebimize sahip çıkarak yolumuza eskiden olduğu gibi devam edeceğiz. Bu mücadele; mesleki birlikteliğimizi ve örgütlü yapımızı sağlam tutmayı gerektirmektedir. Bu çerçevede planladığımız mesleki etkinliklerimizi inadına daha da başarılı kılmak için bütün gücümüzle çalışacağız. Koordinasyon kurullarımızı zamanında yapacağız. Danışma Kurulumuzu da Ocak 2017’de gerçekleştireceğiz. Ayrıca örgütsel bütünlüğümüzü güçlendirmek üzere aldığımız; EMO Yönetim Kurulu toplantılarını şube yönetim kurulları ile birlikte yapma kararımız gereğince bugüne dek Antalya, İzmir ve İstanbul şubelerimizde toplantılar gerçekleştirdik. Diğer şubelerimizle de bu ortak toplantıları yapacağız. Kısaca üyelerimizle daha da sık birlikte olmak için bütün olanakları kullanacağız.
Odamızın mesleki alanlarındaki yetkilerini kullanmak üzere EMO Genel Kurulu’nda alınan kararlar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Asansör periyodik kontrollerine ilişkin mühendislerin akredite olan Personel Belgelendirme Kuruluşlarınca belgelendirilmesine yönelik zorunluluk kapsamında yaptığımız girişimler sonucunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 15 Ağustos 2016 tarihli yazısıyla EMO ve MMO; asansör muayene elemanlarının eğitimi ve belgelendirilmesi faaliyetleri konusunda yetkilendirilmiştir.
Yine Genel Kurulumuzda alınan karar gereğince Personel Belgelendirme Kuruluşu akreditasyonu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Ekim ayı içerisinde TÜRKAK başvurusunu yapmayı planlıyoruz.
Mesleki alanlarımızda yaşanan sorunlardan bir tanesi de, Türkiye’de üretilen ürün, hizmet ve sistemlerin denetimiyle ilgili yeterli norm bulunmaması nedeniyle yaşanan dışa bağımlılıktır. Bu alanda yaşanan sıkıntılar ve gereksinimi göz önüne alarak; Ana Yönetmeliğimizin “Odanın Amaçları” başlıklı 7. Maddesi’ndeki, “Meslekle ilgili standartları, normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri, sözleşme tiplerini ve benzeri tüm bilimsel evrakı incelemek, bunların değiştirilmesi, geliştirilmesi ve yenilerinin oluşturulması yolunda çalışmalar yapmak” hükmü uyarınca harekete geçtik. EMO Yönetim Kurulu olarak; yeni bir yapılanmaya gitme kararı aldık. Yönetim Kurulumuzun 12 Ağustos 2016 tarihli toplantısında; mühendislik hizmetleri ile sistemlerin niteliği ve uygulamalara ilişkin normları hazırlamak ve yayımlamak amacıyla Elektrik Mühendisleri Odası Norm Geliştirme Merkezi kurulmasına yönelik hazırlık çalışmaları yapılması kararlaştırıldı.
Dergimizin bu sayısında da mesleki alanımızın geleceğini ilgilendiren bir konuyu ele aldık. Elektrikli Araçlar, Pil Teknolojileri ve Güç Elektroniği ana başlığı altında gelinen noktayı anlatmaya ve konunun ilgili taraflarının görüşlerine yer vermeye çalıştık. Elektrikli araçlar, Türkiye için gelişen bir alan olup mühendis meslektaşlarımıza yeni bir iş alanı sağlamaktadır. Meslek alanlarımızın tümünde olduğu gibi bu alanda da mühendisin yetki ve sorumluluklarının tanımlanması önemli bir ihtiyaç olarak görünmektedir. EMO ve MMO’nun yetki kapsamına giren bu alana yönelik olarak geçen dönem “Elektrikli Kara Araçları ve Bu Araçların Şarjlarına Dair Elektrik Mühendisliği Hizmetleri Yönetmeliği” hazırladık ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere TMMOB’ye gönderdik. Henüz TMMOB’de değerlendirme aşamasında tutulan bu yönetmeliğin bir an önce değerlendirilip yayımlanması da hem mesleki alanımız hem de elektrikli araçlar konusunda ülkemizin gelişim sağlaması için önemli bir kazanım olacaktır.
Bu sayımızın hazırlanmasında emeği geçen Dosyamızın Editörü İrfan Şenlik arkadaşımıza, makaleleri ile dergimizi zengin kılan yazarlara ve derginin mutfağında çalışan Basın Birimimizdeki Banu Salman ve Bahar Tanrısever’e çok teşekkür ederiz.
Yaşasın EMO ve TMMOB örgütlülüğü, Yaşasın eşit, özgür ve demokratik Türkiye mücadelemiz!
Saygılarımla…