Cumhuriyet Enerji · Sayı 7 · Temmuz 2008
Enerji özelleştirmelerinden vazgeçin
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- TEDAŞ özelleştirmesi
- TES-İŞ
- elektrik dağıtım özelleştirmesi
- Özelleştirme Karşıtı Platform
- kayıp kaçak oranları
Özet
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesinin kamu yararına olmadığını, özel tekeller yaratacağını ve işçilerin haklarını tehdit ettiğini belirterek hükümeti özelleştirmelerden vazgeçmeye çağırıyor. Ayrıca Özelleştirme Karşıtı Platform'un yeni internet sitesinden ve TES-İŞ'in açtığı davalardan bahsediliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ 12
Türk-İş Başkanı Kumlu, Tes-İş’in gerektiğinde kitlesel eylemlere dönüşebilecek kaygılarını anlattı
Hükümete çağrı:
Mustafa KUMLU Türk-İş Genel Başkanı
Türkiye elektrik enerjisi sektörünün önünde çok büyük bir tehlike bulunmaktadır. Ülkemizde kamuya ait iki elektrik dağıtım bölgesi için özelleştirme ihalesi yapılmıştır. Diğerleri için ise önümüzdeki aylarda yapılacaktır. Elektrik dağıtım ve üretim tesislerinin özelleştirilmesi bir fabrikanın satılmasına göre çok daha boyutlu ve farklı etkileri olan bir işlemdir. Bunun nedeni, elektriğin gündelik yaşamımız için vazgeçilmez bir unsur olmasıdır. Elektriğin bir sistem bütünlüğü içerisinde, güvenli, kaliteli ve kesintisiz olarak temin edilmesi son derece önemlidir. Çünkü değil birkaç saat, birkaç dakikalık
elektrik kesintisi halinde bile hepimizin hayatı altüst olabilmektedir. Bu nedenle elektrik dağıtım ve üretim tesisleri öyle alelade işletmeler değil, ülkemiz ekonomisi için stratejik önem taşıyan tesislerdir. Bu tesislere gözümüz gibi bakmamız, geliştirmemiz gerekir.
Yaşanan süreçte ülkemiz elektrik enerjisi sektörü çok büyük sorunlar ile karşı karşıyadır. Bu sorunlar acil çözümler üretilmeyi beklerken, mevcut problemleri daha da boyutlandıracak bir özelleştirme süreci başlatılmıştır.
Ülkemizde elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesine yönelik ortaya sürülen gerekçelerin hiçbirinin gündelik yaşamda bir karşılığı ve doğruluğu yoktur.
Özel tekeller yaratılacak
Elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi ülkemizde ne rekabet ne de ucuzluk getirecektir. Bilakis tam tersi
Somut ve maddi olarak
özelleştirme sonrasında
kamunun ne kazanacağı, özel
sektörün neyi nasıl yapacağı
gibi konular da kamuoyundan
gizlenmektedir. Milyonları
ilgilendiren bir kamu hizmeti
olmanın yanı sıra ülkemizin
bir durum yaşanacaktır.
geleceği ve güvenliği için
Zaten elektrik dağıtım hizmeti teknik niteliği gereği
stratejik konumda bulunan bir
rekabetin oluşmadığı, bir başka ifade ile doğal tekel
sektör özel sektöre
olan bir alandır ve özelleştirme sonrası özel
devredilirken, özelleştirme
tekeller yaratılacaktır. Üstelik özelleştirme sonrası
şartnamesinde nelerin yazıldığı
elektrik fiyatları da düşmek bir yana artacaktır. Bu fiyat artışlarını, 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan
sır gibi saklanarak bu işletmelerde çalışan binlerce işçinin akıbeti de
otomatik fiyatlandırma mekanizması nedeniyle
kamuoyundan gizlenmektedir.
yaşamaya başladık. Özelleştirmeci anlayış yıllardır, önce
Özelleştirmede söylem
bölgesel fiyatlandırma, sonra otomatik çelişkisi
fiyatlandırma ve en son maliyet esaslı fiyatlandırma adı altında elektriği piyasalaştırmış ve böylece fiyat artışlarına zemin hazırlanmıştır.
Elektrik özelleştirmeleri ihale modeli ile “özelleştirmenin kamu yararına olacağı, yatırımları bundan sonra özel sektörün yapacağı ve böylece yüksek
kayıp kaçak oranlarının düşeceği”
gibi söylem ve hedefler taban tabana
zıttır.
Hükümet tarafından 2004 yılında
Yüksek Planlama Kurulu kararı olarak
belirlenen strateji belgesinde “elektrik
dağıtım bölgelerinde yapılacak
özelleştirmelerin gelire odaklı
olmayacağı, esas amacın bu bölgelerin
artan yatırım ihtiyacının özel sektör
tarafından karşılanması olduğu ve
böylece kayıp ve kaçak oranlarının
düşürüleceği” açıklanmıştı.
“Gelir odaklı özelleştirme
yapmayacağız” demenin anlamı bizce,
kamu imkânları ile ödediğimiz vergiler
ve elektrik faturaları ile yıllar süren
çabalarla tesis edilen dağıtım
bölgelerinin ekonomik değerlerinin ve
yarattığı katma değerin çok altında
bedellerle özelleştiriliyor olmasıdır.
Üstelik “özel sektöre bu bölgeleri
satalım da bir an önce yatırım
yapsınlar böylece kayıp ve kaçak
oranları düşsün” ifadesinin de gerçek
13 ENERJİ
hayatta bir karşılığı yoktur. İhalesi yapılan bölgeler kayıp ve kaçak oranlarının yüksek olduğu bölgeler değildir. 2007 yılı sonu itibariyle kayıp ve kaçak oranları Başkent Elektrik’in yüzde 8.68; Sakarya Elektrik’in 6.2; Meram’ın yüzde 7.85’dir. Kayıp ve kaçağın kısmen yüksek olduğu tek bölge olan Aras’da ise bu oran yüzde 29.35’tir. Bir başka ifade ile özelleştirilen ve özelleştirilmesi planlanan dört bölgeden üçünün kayıp ve kaçak oranları zaten hep örnek olarak gösterilen AB ve OECD ülkelerindeki yüzde 6 ile yüzde 8 aralığındadır.
Madem ki amaç özel sektörün yatırım yapıp kayıp ve kaçakları düşürmesidir; o halde neden ilk olarak kayıp ve kaçak oranlarının en düşük olduğu bölgelerde ihaleye çıkılmıştır? Zaten mevcut sistemde özel sektörün gelecek yıllarda ne kadarlık yatırım yapacağı, hizmet kalitesini nasıl vereceği ve daha da önemlisi tüm bu işlemlerin nasıl denetleneceği konularında da çok büyük belirsizlikler bulunmaktadır.
Gizlilik ve belirsizlik hakim
Araştırdığınızda görüyorsunuz ki, ortada 2006 yılında belirlenmiş ve 2010 yılına kadar özelleştirilecek tüm dağıtım bölgelerine her yıl 500 milyon Yeni Türk Lirası yatırım yapılacağını ifade eden bazı tablolar vardır. Ancak bu ihaleler daha sonra ertelendiği ve aradan 2.5 yıl geçtiği halde, o zaman bile çok afaki bulunan bu yatırım rakamları güncellenmemiştir. Kapalı kapılar arkasında güncellenmiş olsa bile kamuoyuna ilan edilmemiştir. O vakit, “Madem özelleştirmeler özel sektörün yatırım yapması amacıyla yapılıyor, o halde neden amacınızı gizliyorsunuz ve ne kadar yatırım yapılacağını açıklamıyorsunuz” diye adama sormazlar mı? Bu sorularımıza cevap bulamıyoruz. Zira özelleştirme için yapılan tüm çalışmalar, kapalı kapılar ardında, hiçbir şeffaflık ve kamuya hesap verme anlayışı gözetilmeden sürdürülmektedir.
“Serbestleşme” ve “rekabet” gibi altı doldurulmamış ve elektrik sektöründe karşılığı olmayan söylemler dışında milyonlarca aboneye hizmet veren elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi sürecinde şirketlere ne vaat edildiği bilinmemektedir. Somut ve maddi olarak özelleştirme sonrasında kamunun ne kazanacağı, özel sektörün neyi nasıl yapacağı gibi konular da kamuoyundan gizlenmektedir. Milyonları ilgilendiren bir kamu hizmeti olmanın yanı sıra ülkemizin geleceği ve güvenliği için stratejik konumda bulunan bir sektör özel sektöre devredilirken, özelleştirme şartnamesinde nelerin yazıldığı sır gibi saklanarak bu işletmelerde çalışan binlerce işçinin akıbeti de kamuoyundan gizlenmektedir.
Özel şirketler ihya ediliyor
Türkiye elektrik enerjisi sektöründe 1990’lardan bugüne kamu kaynakları ile ve kamunun ağır zararlara uğratılması pahasına özel enerji şirketleri ihya edilmektedir. Bugüne kadar uygulanan politikalarda plansızlık ve programsızlık baş tacı edilmiş ve sektör arz güvenliği konusunda büyük bir belirsizliğe itilmiştir. Bugün bırakınız 10-15 yıl gibi
enerji sektörü açısından hiç de uzun olmayan zamanları, önümüzdeki birkaç yıl içinde ne kadar üretim tesisinin devreye gireceğine dair gerçekçi ve sağlıklı bilgiler yoktur.
Üstelik son 20 yılda özel şirketlere alım garantili doğalgaz santralları yaptırılırken kamu şirketlerinin üretim tesisi yatırımı yapmasının önüne geçilmiştir. Bu dönemde bilhassa elektrik dağıtım ve üretimi yapan enerji KİT’lerinin mevcut sorunlarına yapısal çözümler getirilmek yerine “nasıl olsa özelleştirilecek” denilerek yıllardır bu tesisler “öldürülmeyip süründürülmek” istenmiştir. Planlama ve kamu işletmeciliği anlayışından uzaklaşılmasının doğal bir sonucu olan bu kaotik yapıda ülkemiz karanlıkta kalma riski ile ciddi bir şekilde karşı karşıyadır.
Bütün sıkıntılara ilave olarak, tüm özelleştirmelerde yaşandığı gibi TEDAŞ özelleştirmeleri de işten atmalar, taşeronlaştırma ve sendikasızlık vaat
Yaşanan süreçte ülkemiz elektrik enerjisi sektörü çok büyük sorunlar ile karşı karşıyadır. Bu sorunlar acil çözümler üretilmeyi beklerken, mevcut problemleri daha da boyutlandıracak bir özelleştirme süreci başlatılmıştır. Ülkemizde elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesine yönelik ortaya sürülen gerekçelerin hiçbirinin gündelik yaşamda bir karşılığı ve doğruluğu yoktur.
etmektedir. Tüm bunların sonucunda, TES-İŞ topluluğunun özelleştirmelerle ilgili ülkemizin menfaatleri ve çalışma koşulları hakkında gerektiğinde kitlesel eylemlere dönüşebilecek haklı kaygıları ve karşı çıkışları vardır.
TES-İŞ; hükümeti, enerji özelleştirmelerinden vazgeçmeye çağırmakta, ülkemize zararı olan bu özelleştirmelerin, özelleştirmeyi
gerçekleştiren siyasi iktidara da hiç bir yararı olmayacağının bilinmesini istemektedir.
TES-İŞ Sendikası özelleştirme ihalesine ilişkin ve ihaleye dayalı tüm işlemler için Danıştay’a dava açmıştır.
TES-İŞ, tüm bu davaların yanı sıra, BEDAŞ ve SEDAŞ’a ilişkin yapılan değer tespitlerine yönelik dava açma hazırlığını da sürdürmektedir. Ⅵ
ÖKP İnternet sitesi faaliyete geçti
Özelleştirme Karşıtı Platform (ÖKP), özelleştirmelere karşı kamuoyu oluşturmak ve elektrik alanındaki özelleştirme uygulamalarına ilişkin sürecin takip edilebilmesini sağlamak amacıyla İnternet sitesini faaliyete geçirdi. www.okp.org.tr adresinden ulaşılabilecek olan sitede, ÖKP tarafından yürütülen çalışmalar, özelleştirmelere ilişkin yapılan duyurular, haberler, raporlar, belgeler, film ve karikatür gibi görsel malzemeler yer alıyor. Ayrıca sitede, özleştirme uygulamalarına yönelik açılan dava dilekçeleriyle hukuki gelişmeler de site ziyaretçilerinin bilgilerine sunuluyor.
Türkiye’de özelleştirmeler tüm hızıyla devam ederken, özellikle elektrik enerjisi alanında yoğunlaşan özelleştirme uygulamalarına karşı, “Enerjimize sahip çıkıyoruz” anlayışıyla ortak tavır alan kurum ve kuruluşlar 10 Haziran 2008 tarihinde Özelleştirme Karşıtı Platform çatısı altında yeniden bir
araya geldiler. ÖKP’nin bileşenlerini Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ); Türkiye Maden İşçileri Sendikası (T. MADEN-İŞ); Genel Maden İşçileri Sendikası (GENEL MADEN-İŞ); Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş); Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM); Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen); Elektrik Mühendisleri Odası (EMO); Kimya Mühendisleri Odası (KMO); Maden
Mühendisleri Odası (Maden MO); Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) ve Tüketici Hakları Derneği (THD) oluşturuyor.
Elektrik dağıtım özelleştirmeleri öncelikli olmak üzere bütünlüklü olarak özelleştirmelere karşı sürdürülecek mücadeleyi toplumun tüm kesimlerine duyurmayı amaçlayan ÖKP, 16 Haziran 2008 tarihinde kurduğu İnternet sitesiyle özelleştirmelere karşı kamuoyu oluşturmayı amaçlıyor.
Özelleştirme uygulamalarına ilişkin duyurular, görsel ve yazılı basında çıkan haberlerin yanı sıra özelleştirmelere karşı açılan dava dilekçelerinin yer aldığı siteden ÖKP’nin oluşum bilgileri ve ilkeler metnine ulaşabilirsiniz. Özelleştirmelere yönelik olarak yapılan tüm faaliyetlerin yer aldığı sitede, özelleştirmenin kötü sonuçlarının anlatıldığı kısa, traji-komik filmler ve karikatürlerle de site, ziyaretçilerine farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Ⅵ