Elektrik Mühendisliği · Sayı 64 · Nisan 1962

SEVKÜ İDARE VE PLANLAMA

Macit Onganer

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1962
Sayfa
5
Okuma süresi
14 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • sevk ve idare
  • planlama
  • yaratıcı düşünme
  • teknik personel ücreti
  • İller Bankası

Özet

Yazıda sevk ve idare (yönetim) kavramı, planlamanın idarecilikteki yeri ve düşünme sanatının türleri ele alınırken, ekli kısa yazıda teknik personelin resmi sektördeki ücret farklılığı sorunu tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Hava] hat, kablo şebekesi malzemesi, , Elektrikli ev cihazları, ; Elektronik teçhizat, 1 Telekomünikasyon malzemesi,

' Radypvotelevizyon alıcı ve vericileri v.s.

GRUP 3 — TÜRKİY E'DE ELEKTRİK SAHASIN

] DA NORMALİZASY ON : Gerilim kademeleri standardizasyonu,

] Transformatör fakatları ve tipleri standardizas ı yonu, ' Uygun pilon tipleri,.

Uygun, iç şebeke, d i ; şebeke, telefon santralı i tipleri v i . ' :

ÖRÜP 4 — TÜRKİY E'DE ELEKTRİK İKTİSADİ

; EYlAekt»trik tarifeleri;

Telefon tarifesi. Radyo tarifesi, . Sair teknik ve ekonomik konular V.s.

GRUP 5 r TÜRKlY E'DE ELEKTRİĞİN TATBİ

KATI VE KULLANMA Y ERLERİ:

' Aydınlatma,

•

Meskenler,

Sanayi,

'

Köy elektrifikasyonu ve ziraat.

Demiryolu elektrifikasyonu,

Muhabere v.s.

•. . • .

GRUP 6 — ÖZEL ÇALIŞMALAR:

Pratik ve teorik çalışmalar, tebliğler, rapor lar v.s.

."i ı

UDK: 33

SEVKÜ İDARE ve PLÂNLAMA (')

,

GİRİŞ

i Her ne kadar konumuzun adı bu konuşmanın daha ziyade idare kademelerinde çalışan kim seleri ilgilendireceğini telkin etmekte ise de gö rülecek hususlar tek fertten millî bir topluluğa kadar, çâmil • olmak üzere hususî veya resmî her hangi bir "teşebbüste tatbik edilebilecek mahi yettedir. Bü sebeple herkesin alâkalanacağını ümid "ediyorum.

! Plânlama son senelerin en aktüel mevzuların dan ' biri haline gelmiştir. Bu konuşmada plânla manın idarecilikteki ve bilhassa yüksek sevkü idarecilikteki yerine, işaret edildikten sonra muh telif .tarifleri yapılacak, detayları üzerinde dur öıalc suretiyle umumiyetle malûm olan bazı kai delerin' metodik bir şekilde belirtilmesine çalı "şilaçak.ve en nihayet uzun vadeli plânlama faa liyetinin bazı hususiyetlerinden bahsedilecektir.

Anlaşmayı" kolaylaştırmak' bakımından önce bazı mefhumların tarifini yapmak ve üzerlerin de biraz , durmak istiyoruz.

SEVKÜ İDARE

' âevfcü idare başka, insanlar vasıtasiyle netice elde^etme faaliyetidir. Sevkü idare için: : «Rendirid'eh' 'evvelkilerin tecrübelerinden, faydalanarak .işlerin .yürütülmesin , . «Muayyan bazı meselelerin metodik • olarak eQe alınması.> itelerin, zarif ,bir şekilde yürütülmesi» gibi tarifelerde yapabiliriz. Bu son tarifler sevkü

(*) Bu yazı İLLER BANKASI'nca tertiplenmiş seri konferanslarda arltadagimız M. Onganer tara fından yapılan konuşmanın metnidir.

Macit ONGANER Y. Müh. İller Bankası idarenin mesleki, ilmî ve estetik olmak üzere üç cephesi olduğunu göstermektedir.

1 — Nasıl doktorlar, mühendisler veya avukat lar kendilerinden evvel gelen veya diğer meslekdaşlarınm tecrübelerinden faydala nıyorlarsa sevkü idareciler de diğer sevkü idarecilerin tecrübelerinden faydalanırlar. Bu husus sevkü idareciliğin tahsille veys tecrübe ile kazanılan bir meslek olduğunu göstermektedir.

2 — Sevkü idarecilik bir meslek olduğuna gö re çeşitli problemleri mevcuttur ve bu prob lemler metodik olarak incelenmiştir ve incelenmektedir. Yani sevkü idare sosyolo jinin bir kolu olarak ilim hüviyetini kazan maktadır. Ve kendine göre literatürü mev cuttur.

3 — İyi mühendisler, başarılı avukatlar, mahir operatörler olduğu gibi sevkü idarecilerin de isim yapmış olanları vardır. Bu husus sevkü idareciliğin bir de san'at tarafı 0I7 duğunu göstermektedir. Fakat şurası mu hakkaktır ki, san'at tarafı olmıyan bir ayu kat kuvvetli mantığı ile nasıl hakkın te cellisini sağlıyabilirse ayni' şekilde san'at kâr olmıyan sevkü idareciler de —eğer meslekî ve ilmî tarafları kuvvetli ise— mü esseselerini faydalı neticelere götürürler.

Orta kademeli, idareci. Y üksek sevkü idareci :

Daha ziyade bir üst kademenin kararlaştırdığı, prensiplere göre 'günlük aylık veya azami bir se

nelik vadelerdeki işleri yürüten sevkü idarecile re orta kademeli idareci, varılacak neticeyi, yeya neticeleri evvelden kararlaştırarak uzun vadeli faaliyetleri tasarlamak suretiyle müessesesenin po litikasını tesbit eden sevkü idarecilere yültsek sevkü idareci adını vereceğiz.

Sevkü idarecinin vazifeleri: Hangi kademeden olursa olsun sevkü. idareci işleri yürütmek için bazı faaliyetlerde bulunmak mecburiyetindedir. Bu . faaliyetleri başlıca uç ana grupta toplıyabiliriz: 1 — Elde edilmesi istenen gayenin tesbiti, 2 — Gayenin elde edilmesi için gereken faa liyetlerin ifası, 3 — Elde edilen neticenin arzu edilen ilk ga yeye uygunluk derecesinin kontrolü. , Bu üç ana grupun hangi tali faaliyetlerden ibaret olduğu aşağıdaki şemada gösterilmiştir:

Şemadan görüldüğü üzere sayıları dokuz olan bu faaliyetler, bir çarkın dönmesi ile tasvir edil diği üzere, durmadan birbirlerini takip ederler. İdareciler işlerin yürümesini temin, başka bir de yimle neticeye ulaşmak için bu çarkı durmadan döndürmek yani çarkta gösterilen faaliyetleri sü rekli olarak yapmak ve yaptırmak mecburiyetin dedirler ve sevkü idarecilikte işte budur. Sevkü idare faaliyetinin devamı iki şeyle temin edilir:

1 — Yenilikler yaratmak, 2 — Personeli "yetiştirmek. Bunlarrda büyük çarkı çeviren iki küçük çark ile temsil ediyoruz." Burada memleketimiz için önemli olan bir hu susu "belirtmek lâzım geliyor. Bizde hangi kade meden olursa olsun idareciler —bilhassa politi

E*I.M. er

TEKNİK PERSONEL ÜCRETİ <. M'

Türkmen ATKAY .,...

• • • ' . Y .<Müh.< ' <: , . t

Teknik personele Resmî' Sektörde , ^dişnen farklı ücret pek çok münakaşalara sebep. Ötşjh bir dâva haline gelmiştir. _ ..,,<>.. ". / ,r

Buna karşı olanlar genel olarak «meslek farkı gözetilmeden, ayni tahsil seviyeli .eleman lar ayni ücreti almalıdırlar. Resmî Sektör üc retleri Hususî Sektöre göre ayarlanamaz> de " inektedirler. Nedeni sorulup araştırıldığında da, maalesef, yalnız hissî sebeplerle kargılanılmak tadır.

Halbuki, farklı ücret verilmesi, meselenin uzun tartışmalarla dâva haline gelmesine .mahal vermiyecek değişmez ve münakaşa edilmez basit mantık ve ekonomi kanunlarının neticesidir.

Teknik elemanın yaratıcı, yapıcı ve çalıştı rıcı özellikleri dolayısile yüklendiği mesuliyet karşılığı farklı ücret hak ettiği doğrudur ama, diğer mesleklerdeki elemanların da ayni dere cede mesuliyet yüklenip yüklenmedikleri mü nakaşa edilebilir.

Fakat, bu yaratıcı, yapıcı vevçalıştırıcı,özel , , likler onu, milletlerin hayatlarım idamesi ,ye, ilerlemeleri için yaptıkları çalışmalarda, ayni., zamanda katiyen vazgeçilemez "bir1 unsur yapa • rak diğer mesleklerden ayırır. Başka'meslekler 1* deki elemanların' vazgeçilebilirlik .derecesi, mil letlerin zihniyet, hayat ve, kültür seviyelerine gö re değişir. Meselâ, bir kazaya kaymakam. Veya temizlik işleri müdürü tayininden vaz' ğfeçuirie 1 si çok hatalıdır, fakat bizde olabilir. Ama' bir baraj .inşaatına mühendis tayininden, hiçbir memlekette, vazgeçilemez." ,' ; ,, ,_ , .ı%

Şimdi, bilinir ki her mal değerini, ekonomide5 ' meşhur arz ve talep kanununa göre tabiî, kanuna karşı mahiyette, zırlanmış kanunların zorlamaları asla netice' rememiştir. Bir insanın'iş gücü de'o insanîn satışa arzettiği malıdır, ayni kanuna tabrolarak ' değerini arzı ve talebi tayin eder. Hususî Sektör v de ücretlerin mesleklere göre farklı olması .bun dandır. Zamanımızda Teknik Personele .talebin fazlalığı ve vazgeçilemezliği, arzın" ' ise azlığı' ona, dünyanın her yerinde, Resmî Sektörde d e ' farklı ücret sağlamıştır.

Malın arz ve talep edildiği piyasa bir bütün olduğu, Hususî ve Resmî Sektör piyasaları "diye ayrılamıyacağı için de, iş gücünü satan, arzi az,'1 talebi fazla ve vazgeçilemez teknik personel, pe rede fazla değer verilirse oraya, hattâ dünya pi yasalarının bütünleşmeğe 'başladığıgünümüzde; ' doktorlar gibi, başka memleketlere kâçacaktuv

Netice olarak : Bütün mesleklere ' ayni üc •

ret seviyesini teinin edecek, ücretleri Hususî Sek

töre göre ayarlamamış, nissî bir nizam, benzer

leri gibi neticesiz, Resmî Sektör de elemansız,

kalmaya,, mantık ve ekonomi kanunları gere v

ğince mahkûmdur.

• •, , ,

: :" ' " " ': j

kayla ilgili olanları— faaliyetlerini, daha ziyade yenilikler yaratmak yoluyla idame ettirmeye ça lışmakta, personel yetiştirmeyi ihmal etmekte ve işin fenası ÇOK kere bu hususu kendi vazifeleri meyanında addetmemektedirler. Bu sebeple sev kü idare çarkı ya çok yavaş dönmekte veya — ma alesef bazı müesseselerde olduğu gibi— tersine dönmektedir. Çabuk kalkınma için en önde gel mesi kabeden tedbir sürekli kurslarla personeli geliştirmek olmalı ve. her müessesenin bununla ilgili bir şubesi bulunmalıdır. İleri memleketler de büyük müesseseler en yüksek idarecilerini bi le konferans mahiyetindeki kurslara tabi tutmak tadırlar.

DÜŞÜNME SAN'ATI

• Sevkü idarecinin enerji kaynağı addedilen son iki faaliyeti de dahil cem'an 11 adet olan faaliyet lerinin'hepsi de, düşünmeyi icap etirir mahiyet tedir. Bu sebeple plânlama faaliyetini yakından tetkik etmeden örtce düşünme san'atı üzerinde bir kaç hususa işaret etmek istiyoruz.

' Descartes felsefesine «Düşünüyorum, öyley se varım»"diye başlar ve böylece insan varlığının mevcudiyetine düşünme faaliyetini esas olarak alır. İnsan ve düşünme mevzuu üzerinde derine gitmek felsefî bir münakaşasının açılmasına se bep olacak mahiyettedir. Düşünmeyi, insan ze kâsının, bir fikir serdetmek veya karara varmak için kullanılması şeklinde tarif edeceğiz

.Düşünme, zekâ faaliyetinin en'zorlarından bi ridir ve dört nevT vardır.

1 — Hülya veya izah edici bir tedbirle gün düz rüyası:

Bir.evvelki yaz geçirilen tatilin veya bir gün evvel yaşanan bir hâdisenin düşünülmesi gibi herkesin ara sıra yaptiğı ve bir dereceye kadar içtinap edılemiyen bir cins düşünme tarzı, düşün menin en alt seviyesini teşkil eder.

2 — Karar vermek için düşünmek :

Sorulan herhangi bir soruya —bu soru ne kadar basit olursa olsun— cevap vermeden ön ce sarf. edilen gayreti ifâde eder. Bu düşünme' nev'i' birinciye nazaran daha mütekâmildir. İda reci olsun olmasın herkes, bu gayreti sık sık göstermek zorundadır. Herkesin kendisini, niş beten . çabuk • şekilde bir ,karar verecek şekilde düşünmeye alıştırması elzemdir; zira • nisbeten yanlış bir düşünceye istinaden verilen karar bile uzun.süren kararsızlıktan evlâdır.

, 3 — Düşünmenin daha mütekâmil olan üçün cü şekli inceleyici düşünme'dir. Meselâ «Allaha niçin inanıyorsunuz» veya 'niçin filan partiyi tutu yorsunuz? veya bitarafsınız? gibi sorulara cevap Verebilmek için kullanılan düşünme nev'ı ince

leyici düşünmedir. İdarecilikte veya hayatta iler lemek isteyenlerin önce bu üçüncü cins düşün me kabiliyetlerini geliştirmeleri lâzımdır. Buda bol bol egzersizle olur ve bu egzersizler için de kaleme kâğıda lüzum yoktur, gece veya gündüz* her zaman yapılabilir. Okuduklarını veya, duy duklarının telkin ettiği bir hükme bağlanmadan önce insanın kendi kendine «bu husus hak kında acaba ben ne , düşünüyorum? > Buna hakikaten inanıyormuyum? gibi sualler sorması faydalıdır. Dikkatli ve samimi bir cevap varaca ğınız hükmün doğru veya yalnış olduğunu gös terecektir.

4 — Düşünmenin en mütekâmil şekli yaratı cı düşünmedir ve insan varlığının yaptığı her ilerlemenin en önde galen faktörü budur. Eğer yaratıcı düşünme olmasaydı biz şimdi bu çatı altında değil çırılçıplak mağara kovuklarında bulunacaktık. Şu halde bir cemiyetin ilerleyebil mesi için sevkü idare mevkiinde bulunanların yaratıcı düşünme faaliyetinde bulunmaları zaru ridir. Şimdi yaratıcı düşünmenin ne demek ol , duğunu izah edelim :

Yaratıcılığın mebdei herhangi bir fikirdir. Bu fikir, ne kadar basit olursa olsun, üzerinde du ruldukça, ıslanan bir süngerin kabarması gibi gitikçe gelişir ve nihayet yeni, bir şeyin doğma sına, yaratılmasına sebep olur. Bir kimsenin ken dine has buluşlarda bulunabilmesi için de:

1° Kendini bilmesi,

2° Kendini bulması, icap eder.

İnsanın kendini bilmesine mâni olan iki bü yük kusuru vardır: Gösteriş merakı ve mahcup luk. Bunların her ikisi de bir . kimsenin haki ki değerini ve kabiliyetlerini bilmesine ve do layısiyle yaratabileceği bâzı yeniliklerin doğma sına mâni olduğu gibi o kimsenin gülünç vaziyet lere de düşmesine sebebiyet verir. Bu kusurlar la mücehhez kimseler sahneye çıkmış aktör gi bidirler, oynadıkları yerin hakîki bir tiyatro sah nesi de olmayışı davranışların fecaatini kolayca gösterir. İnsanın kendini bulması ise düşünmeye ait zamanını randımanlı kullanması. yani bu za manları israf etmemesi, sayesinde kabil olur . Bu nun içinde:

1° Asla ölümden bahsetmemek, daima' hoş şeyler düşünmek,

.',2° Geçmişteki hatalara üzülmemek, ' '

3° Gelecekte muhtemel kötü şeyleri şimdi den düşünmemek,

4° Etraftakileri tenkid etmemek,

5° Rekabet edici şekilde değil yenilik geti rici şekilde hareket etmek,'

6° Halihazırda çalışılan işin daha iyileştiril

mesi için çareler aramak,

lâzımdır.

,.

ZUM, M

PLÂNLAMA

Plânlama sevkü idarecinin en önemli faali yetlerinden biridir. Hattâ plânlamanın diğer bütün talî faaliyetlerden önce geldiği, başka bir deyişle o faaliyetlerin hepsini birden ihtiva ettiği söylenebilir. Plânlama idarecinin mesuli yetinin esasını teşkil eder, onun için plân ya payım mı diye bir düşünme mevzubahis olamaz, idareci plân yapmağa mecburdur.

Plânlamanın muhtelif t arif leri:

Plânlama, en kısa şekliyle «esası seçmek şek linde tarif edilmektedir». Diğer bir tarifi şöy ledir; «Plânlama bir müessesenin istikbaline te sir eden karar verme işidir», bu tarif plânlama ile karar vermenin birbirinden ayrılmadığını be lirtmesi bakımından enteresandır. Başka bir ta rife göre de «plânlama muhtelif ihtimalleri tet kik ederek bir müessesenin politika, usul ve prog ramını tayin etmektedir»; bu tarif muhtelif ih timaller olmasaydı plânlama diye bir şeyin mev zuubahis olamıyacağını göstermektedir. Pratik deki tatbik tarzını da belirttiği için en son ola rak aşağıdaki tarifi verelim: «Plânlama hangi işlerin, ne sebeple, ne zaman, nerede, nasıl ve kim tarafından» yapılacağını evvelden tâyin et mektedir.

Bütün bu tarifler, plânlamanın gayret sarf etmeden yapılamıyan ve düşünmeyi icap ettiren bir faaliyet olduğunu göstermektedir. Halbuki bir çok kimse düşünmekten çekinerek fayda ve mah zurlarını mütalâa etmeden işleri gördükleri gibi yapmağa çalışırlar ve netice olarak da bir iler leme kaydedilmez.

Plânlama nev'ileri:

Plânlama kısa vadeli ve uzun vadeli olmak üzere iki nev'idir. Uzun vadeli plânlar, seçilen bir gayeye erişmek için yapılacak işleri belir ten ve umumiyetle yaratıcılık vasfını haiz plân lardır. Meselâ 2000 senesinde Türkiye'de herkes okumuş yazmış olacak eğitim problemi diye bir şey kalmayacak şekbnde bir gaye ve bunun için yapılan çalışmalar uzun vadeli bir plân teşkil eder. Uzun vadeli plânlama üzerinde ileride bi raz daha duracağız.

Kısa vadeli plânlama, uzun vadeli plânlama nın daraltmış fonksiyonlarının görülmesi için gerekli işlerin günlük, haftalık, aylık veya azami senelik olarak tertiplenmesidir, daha carî tatbi kata aittir.

Plânlamanın faideleri:

1 — Plânlama emniyet hissinin uyanmasını temin eder. Herkes işini, gayesini bilir, ona göre çalışır, istikbale güvenle bakar.

2 — Plânlama randıman yani ekonomi sağlar, imkânların israf edilmesini önler.

E.M M. 64

Plânlama nasıl yapıılr:

A — Plânlama yaparken neler? niçin? ne zaman? nerede? nasıl? kim? suallerinin cevabını vermeğe çalışırız. Bu soruların hepsi aynı ehem miyette olmakla beraber niçin yapmalıyız? so rusunun ekseriya ihmal edildiğine veya üzerinde sathî durulduğuna işaret etmek isterim.

B — Plânlama yapılırken aşağıdaki beş im kân her iş için ayrı ayrı kale alınmalı, tayin ve temin edilmelidir:

1° Adam 4° Metod

2° Teçhizat 5° Para

3° Malzeme

Bu imkânlardan birinin, bilhassa metod veya teçhizatın değiştirilmesi diğerlerinden çok büyük tasarruf sağlanmasına sebep olabilir.

C — Plân yapılırken aşağıdaki dört faktörün rolü büyüktür. Her birini ayrı ayrı izah etmek yazının hacmini çok genişleteceğinden bunlara sadece işaret etmekle iktifa ediyoruz.

1. Bilgi:

a) Yapılacak büyük işlerin daha küçük iş lere nasıl taksim edilebileceği, b) Personeli tanıma 1° Ehliyet ve kapasiteleri 2° Kuvvetli ve zayıf tarafları c) Kullanılacak teçhizatın

1° Cinsleri 2° Yaptıkları işlerin nev'ileri 3° Yaptıkları işlerin sıhhati d) Kullanılacak malzemenin • 1° Cinsleri 2° Nisbî fiatları 3° Firesinin nasıl azaltılacağı

2. ileri görüş:

a) İşte çıkabilecek güçlük ve nasıl telafi edi lecekleri b) İşin ne kadar süreceği

3. Muhakeme: a) Muhtelif faktörlerin mukayese edilmesi b) Doğru seçme yapılması ' c) Kısa ve uzun vadeli faydaların kom panse edilmesi <*) İşlerin ehemmiyet sırasına gtjre sıralan ması

4. Tecrübe:

a) Bir sahada derine giden ihtisas b) Umumi kültür c) Tevazu d) Realizm e) sabır f) Adalet

D — Yapılmış bir plânın gözden geçirilmesi aşağıdaki suallerin cevabını aramakla temin edi

lebilir; diğer bir deyişle bir plân aşağıdaki husus ları ihtiva etmelidir.

1) Plânda gelişmeye tesir eden ana faktör ler ve her birinin tesirleri kale alınmışını?

2) Müessesenin kuvvetli ve zayıf tarafları nazarı itibara alınmış mı?

3) Makul bir zaman iş programı tertiplen miş mi?

4) Diğer ihtimaller de gözden geçirilmiş mi?

5) Zuhurat için tedbir alınmış mı?

UZUN VADELİ PLÂNLAMA

Yukarıda bahsedilen hususlar plânlamanın her nev'ine kabili tatbik olmakla beraber, hususiyeti ne ve ehemmiyetine binaen uzun vadeli plânlama üzerinde ayrıca durmak istiyoruz. Uzun vadeli plân lamanın pek çok tarifi vardır, bunların hepsi is tikbalin şimdiden tayini şeklinde hülâsa edilebilir.

Uzun vadeli plânlamayı bir gemi kaptanının hareket tarzına benzetebiliriz. Gemi hareket etme den önce kaptan gideceği yeri bilmektedir ve,yol daki bütün hareketleri bu gayenin yerine getiril mesine matuftur. Fırtına veya başka hâdiseler kendisine düz bir rota takip ettirmese bile o gi deceği yeri bilir ve netice olarak oraya varır.

Uzun vadeli plânlama bilhassa yüksek sevkü idare mevkiinde bulunanların vazifesi olup ger çekleşmesi o günün şartlarına göre muhal olsa bile istikbale muzaaf prensip kararları şeklinde dir. Meselâ bir ferdin «ben on sene sonra 1000 odalı bir otelin sahibi olacağım» demesi veya imalâthane sahibinin satışını beş sene sonra iki misline çıkaracağım» diye kararlaştırması ve ona göre hareket etmeleri uzun vadeli plânlamaya ait misallerdir. Ayni şekilde bir milletin «50 se ne sonra da mürefeh ve sözü geçen bir millet olacağız» diye kararlaştırılması ve bu yolda cid di çalışması uzun vadeli plânlama mefhumuna girer. Bir memleketin, bir milletin, bir mües sesenin veya bir şahsın geleceği o kimsenin is tikbali düşünüş şekline bağlıdır. Zıya Gökalp «Idealsiz devletler her an kopacak bir kıymeti beklerler. Diriltici veya yaratıcı bir ideale ma lik olan devlet ölümsüzdür. Ölmez» diyerek bu hususu başka bir şekilde ifade etmiştir.

Uzun vadeli plânlamaya ait prensip kararları, ki bunlara» o müessesenin politikası da «tenir, o müesseseleri idare eden en yüksek kademe ler tarafından tayin ve tatbik edilir. Politika, gayeleri ve bunların hudutlarını yanı çalışılacak sahayı gösterir; neler? ve niçin? suallerinin ce vabını teşkil eder. Tayın edilen politika çerçeve sinde gayeye erişilecek yolların tesbiti hareket, tarzının belirtilmesidır Ve nasıl? sualinin ce vabını teşkil etmektedir Bundan sonra nerede? ne zaman? kim? suallerinin cevabını vermek icab eder ki bu da program ve bütçe ile tesbit edilir. Uzun vadeli program ve bütçeler bir po

litikaya ve bazı hareket tarzlarına istinat etmek zorundadır, yani bunlar tayin edilmeden ciddi program ve bütçeler yapmak kabil değildir Bütçe paraya vurulmuş bir program demek olup daha ziyade' bir kontrol vasıtasıdır.

Müessese küçükse uzun vadeli plânlama en yüksek idareci tarafından tayin ve tatbik edilir. Fakat müessese büyüdükçe bu işler, en yüksek idarecinin mutlak desteğini haiz olmak şartiy le, 1° plânlama komitesi veya 2° Plânlama teş kilâtı tarafından yürütülür.

Plânlama komitesi:

Plânlama işlerinin yürütülmesi mevcut icra • teşkilâtı içinden —tercihan üst kademelerden — seçilen tecrübeli kimselerden müteşekkil bir ko miteye verilebilir.

Böyle bir komitenin faydaları:

1° İşbirliği havasının doğması,

2° Elemanların gelişmesi,

* 3° Elemanların tanınmasının sağlanmasıdır.

Mahzurları ise şunlardır: ' 1° Esas işler aksar, 2° Günlük hâdiselerin tesirinde kalınır, 3° Komiteye girmeyenlerin aktif veya pasif mukavemetleri tevlit olunur, ,v 4° Tetkik esnasında ortaya çıkan bazı prob .

lemler esas gayeyi unutturur.

Plânlama teşkilâtı:

Plânlama işleri en iyi şekilde müstakil bir teş kilâtla yürütülür. Böyle bir teşkilâtın faaliyeti günlük işlerin baskısından, mevcut idarecilerin şahsî kaprislerinden azadedir. Yalnız bu teşki lâtın başındaki elemanların ve yardımcılarının :

Bilgili, İleri görüşlü, Muhakeme kabiliyetli, Tecrübeli, Enerjik, Medeni cesaret sahibi,

Adam idare edebilir, olmaları lâzımdır.

SO N Sö Z

Türk cemiyetinin istikbali, Anayasa ile temi nat altına alınmış olan • Devlet Plânlama Teşki lâtı tarafından hazırlanan etüdlere göre plân lama yolundadır. Bu teşkilâtın memlekete "fay dalı olacağı şüphesizdir. Devlet Plânlama Teşki , lâtının memlekete yapacağı ilk vazifelerden bi rinin hususi resmî bütün müesseselerde plânla ma ruhunun uyanmasını temin etmesi olduğu ve bu yolda yetiştirici çalışmalar yapması icab ettiği kanısındayız. Zira Devlet Plânlama Teşki lâtının iyi vazife görmesi, ancak ve ancak plân lamaya inanmış ye plânla çalışan müesseselerin mevcudiyetiyle kabil olacaktır.