Elektrik Mühendisliği · Sayı 101 · Mayıs 1965

4/10195 SAYILI MUAYYEN VE MUVAKKAT MÜDDETLİ HİZMETLERDE ÇALIŞACAK YEVMİYELİ PERSONEL YÖNETMELİĞİ ÜZERİE ODAMIZ GÖRÜŞÜ

Mevzuat ve hukuk Görüş ve değerlendirme

Yıl
1965
Sayfa
4
Okuma süresi
13 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mevzuat ve hukuk

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Yevmiyeli Personel Yönetmeliği
  • teknik eleman
  • barem
  • kadro
  • Devlet Memurları Kanunu
  • mahrumiyet zammı

Özet

EMO'nun, 4/10195 sayılı Muayyen ve Muvakkat Müddetli Hizmetlerde Çalışacak Yevmiyeli Personel Yönetmeliği'ne dair madde madde eleştiri ve düzeltme önerilerini içeren görüş yazısı; teknik personelin istihdam şartları, barem, kadro ve mahrumiyet zamları gibi konulara odaklanmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

4/10195 Sayılı Muayyen ve Muvakkat Müddetli Hizmetlerde Çalışacak Yevmiyeli Personel Yönetmeliği Üzerinde Odamız Görüşü

4. Koalisyon hükümetinin kuruluşu ile % başına geçen Cumhuriyet hükümetlerinin en teknik kabinesi Mühendislik camiamızı yakından ilgilendiren konularda meslekdas ba­ kanlarımız vasıtasıyla çalışmalara girişmiş ve organlarımızı en yakın yardımcı telâkki et­ mişlerdir.

Bu konuların başında, şüphesiz 4/10195 Sayılı Muayyen ve Muvakkat İşlerde çalışan teknik personelin intibaklarına ait yönetmelik geliyordu. Odamızdan da istenilen bu görüş sayın bakanlarımıza ve ilgili idarelere duyurulmuştur. Bu görüşü aşağıda veriyoruz.

15.4.1958 tarihinden beri yürürlükte olan yö­ netmeliğin Odamız görüşüne göre aksıyan nok­ talar aşağıda madde sırasına göre gösterilmiş­ tir.

Madde 1 — Bu maddede maddenin içinde sa­ yılan Müesseselerde «yalnjz muayyen ve muvak­ kat işlerde yatırım ve masraf tertiplerinden yev­ miye ile teknik eleman istihdam olunabilir» denil­ mektedir. Maddenin ikinci fıkrasında da «daimi mahiyet arzeden işlerde yevmiyeli personel ça­ lıştırılamaz» hükmü vazedilmiştir. Bu ifadelerden yevmiyeli personelin ancak muvakkat işlerde kul­ lanılabileceği anlaşılmakta ise de yönetmeliğin yürürlükte olduğu 7 yıl içinde aynı muvakkat iş­ te devamlı' olarak çalışan yüzlerce personel mev­ cuttur. Bu durum muvakkat tabirinin geniş mamanada alındığı şeklinde izah edilebilir. Bu an­ layışa göre. her işi muvakkat saymak mümkün olur. Uygulamada bir idarenin anlayışına göre muvakkat olan bazı işler diğer bir idarede dai­ mi iş sayılmaktadır. Bu durum idareler arasında ahengi temin maksadı ile çıkarılmış olan yönet­ meliğin esas gayesine aykırı bir uygulama ya­ ratmaktadır.

Samimi olarak ifade etmek gerekirse, bu yönetmelik idareciler arasında ahengi temin ede­ cek; teknik elemanların idareler arasındaki gi­ diş, gelişlerini önlemek için değil, barem ve di­ ğer ücret kanunlarına uygun olarak teknik ele­ man istihdamının imkânsız hale gelmesinden doğmuştur. Adı geçen kuruluşların teknik ele­ man bulabilmeleri bunlara genel ücret statüleri üstünde tatminkar bir ücret ödemeleri ile müm­ kündü. Bu hususta ancak adı geçen kuruluşla­ rın tabi olduğu ücret statülerini gösteren ka­ nunların serbest bıraktığı, hizmetli veya müs­ tahdem tabir ettiği kimseler olarak istihdamla­ rı halinde mümkün oluyordu. Adı geçen yönet­ melik serbest bırakılmış olan bu hizmetlerden yanlız teknik elemanlara tatbik edilecek ücret ve İstihdam şartlarını tesbit ve bu suretle kuru-

luşlar arasında bir ahengin sağlanmasını temlnen vazedilmiştir.

Bugün teknik elemana duyulan ihtiyaç ve teknik eleman bulmadaki güçlük yine ayni ağırlığı muhafaza etmektedir. Durum böyle olun­ ca yönetmeliğin ilk çıkarılmasında geçici bir durum olarak düşünülmüş olsa dahi yukarda da izah edildiği gibi 7 yıldan beri devam ettiğine ve daha uzun yıllar devam edeceğine göre bu ihti­ yacın geçici olarak adlandırılmasına imkân yok­ tur. Bu itibarla hakikatları olduğu gibi kabul ederek gerek yönetmeliğin isminden gerekse bi­ rinci maddeden «muayyen ve muvakkat müd­ detli hizmetlerde çalıştırılacak» ibaresinin kaldı­ rılması mantiki bir yoldur.

Bu yönetmeliğe göre istihdam edilen teknik elemanların hemen hepsi Sosyal Sigortalar Ka­ nunu kapsamına girmiş ve bir takım haklar ik­ tisap etmiştir. Bunların bir kısmı ise iş kanunu kapsamına giren işlerde çalıştıklarını ispat etmiş durumdadırlar. Hazırlanmakta olan Çalışma Ka­ nununun çıkması ile de hepsi bu kanuna göre iş­ çi haklarından istifade edeceklerdir. Esasen 275 sayılı toplu iş sözleşmesi, Grev ve Lokavt Ka­ nunu İle 274 sayılı Sendikalar Kanunu bu yönet­ meliğe tabi teknik elemanları da kapsam içine almıştır. Buna göre de adı geçen teknik eleman­ ları «muayyen ve muvakkat işlerde çalıştıracak» şeklinde tavsife imkân kalmamıştır.

Hazırlanmakta olan Devlet Memurları Kanu­ nu ve ilerde hazırlanacağı söylenen İktisadi Dev­ let Teşekkülleri Memurları Kanunu çıktıktan sonra bu kanunlara göre teknik elemanların da tatminkâr ücret verilmek şartiyla memur sta­ tüsüne intibak ettirileceği bu itibarla teknik ele­ manların bir müddet daha muayyen ve muvak­ kat işlerde çalıştırılmasına devam edilmesi fikri ileri sürülebilir. Bu kanunlardan hızırlanmakta olan Devlet Memurları Kanun Tasarısı yakın bir zamanda kanunlaşsa dahi tatbikatının geniş çapta hazırlanacak tüzüklere bırakıldığı gözönü-

ne alınırsa intibak ve tatbik iğlerinin daha uzun yıllar alacağını görmek ve kabul etmek gerektir. Diğer taraftan hazırlanacağı söylenen iktisadi Devlet Teşekkülleri Memurları Kanunu üzerinde henüz ciddi bir çalışma dahi yapılmamış oldu­ ğuna göre ne zaman kanunlaşacağını ve ne za­ man tatbik edilebileceğini kestirmek müşküldür. Bu itibarla daha uzun yıllar kendimizi «Muayyen ve Muvakkat Hizmetlerde Çalıştırılacak» ibaresi ile bağlı görerek kendi kendimizi aldatmıya ça­ lışmamamız icap eder.

Bu görüşe göre yönetmeliğin isminin «Yev­ miyeli Teknik Personel Yönetmeliği» şeklinde dü­ zeltilmesi ve birinci maddeden yukarda belirtilen iki ibarenin kaldırılması lüzumludur.

Madde 3 — Bu maddenin birinci fıkrasmda «Teknik elemanlar için 13 derece dahilinde 11 liradan başlamak ve 145 lirada nihayet bulmak üzere tesbit olunan yevmiye baremi ilişik (1) sa­ yılı cetvelde gösterilmiştir» denilmektedir. Birin­ ci maddede görüşümüz ifade edilirken belirtildi­ ği gibi gerçekte teknik elemanlar muayyen ve muvakkat hizmetlerde değil daimi hizmetlerde çalıştırılmaktadır. Daha uzun yıllar bu şekilde çalıştırılmaya devam edilmesinde de bir zaruret vardır. Hal böyle olunca tesbit edilecek baremin uzun yıllar ihtiyacı karşılayacak nitelikte olma­ sı gerekir. Türkiye'defiat endekslerinin oldukça değişken olduğu gözönüne alınırsa yönetmeliğin uzun yıllar ihtiyaca cevap verebilmesi için fiat endeksleri ile değişen bir barem sistemi esasına göre hazırlanmasında fayda ve zaruret vardır. Bu itibarla maddede (1) sayılı cetvelin «ana ba­ rem cetveli» olduğu ifade edilmeli ve bu cetvel­ deki rakamların her yıl İstatistik Enstitüsünce hazırlanan «genel geçim indeksi» rakamları ile çarpılarak o yıla ait barem cetvelinin elde edi­ leceği belirtilmelidir. Maddede adı geçen (1) sa­ yılı cetvel tetkik edilirse birinci derece için do­ kuz kademe, onüçüncü derece için yalnız üç ka­ deme kabul edilmiş olduğu görülür. Bu durum­ da yüksek derecelerde kademe terfii imkânları azalmış bulunduğundan daima bir üst dereceye terfi istekleri ve bunların baskısı ile karşılaşıl­ maktadır. Esasen müsait kadro bulunması halin­ de bir yüksek mühendis 13 üncü dereceye 10 se­ nelik başarılı bir çalışma ile gelebilmektedir. Ba­ şarılı bir teknik eleman için 10 senelik çalışma sonunda terfi imkânlarının sona erdirilmesi de doğru değildir. Bu itibarla derece adedinin 16'ya yükseltmek ve her derecede 9 kademe kabul et­ mek suretiyle ana barem cetvelinin en üst dere­ cenin ilk kademe aylığının 185.— liraya çıkarıl­ ması yerinde olacaktır.

Ayni maddenin üçüncü fıkrasında «Müstakit len idare edilen Şirket, Teşekkül ve Kurumlarla, resen Bakanlıklara bağlı her daire için 13 üncü dereceden bir kadro . alınabilir» denilmekte ve

son fıkrada «Kadroların iş hacmine göre ihdası temin ve tadili, Maliye Bakanlığının mütalâası alınmak şartiyle Bakanlığın müsaadesine bağlı­ dır» denilmektedir.

En yüksek derece (13 üncü dereceden) her teşekkülde yanlız bir kadro alınabilmesi herhan­ gi büyük bir teşekkülün müessese müdürlerine kıyasla aynı teşekkülün iştirakte bulunduğu kü­ çük bir işletme müdürüne nazaran daha düşük dereceden yevmiye verilmesi gibi mantıki olmıyan bir durum yaratmaktadır. Bu itibarla üçün­ cü fıkradaki yukarda belirtilen ibarenin tamamen kaldırılması yerinde olacaktır. Bu kaydın kaldı­ rılması kadroların anormal derecede yüksek tu­ tulmasını İcap ettirmez. Zira aynı maddenin ikin­ ci fıkrası kadroların iş hacmine, hizmetin ehem­ miyet ve deruhte edilecek mesuliyetin ağırlığına göre tesbit edileceğini amir bulunmaktadır. Bu maddenin yukarda belirtilen son paragrafı da «Kadroların iş hacmine göre ihdası, tevsii ve ta­ dili Bakanlığın müsadesine bağlıdır» şeklinde ol­ malıdır. Kadrolar iş hacmine göre tayin edilece­ ğinden kadroları tayin yetkisinin bu teşekkülün yıllık iş programını tasdik eden ilgili Bakanlığa ait olması gerekir. Zira iş programının tesbit ve tasdiki bir Bakanlığın kadroların tesbiti Maliye Bakanlığının mütalâaası ile Başbakanlığa bıra­ kılırsa adı geçen teşekkül bağlı olduğu Bakan­ lıkça tasdik edilen ve yürütülmesi istenen işleri ya kadrosuzluk yüzünden yürütemiyecek veya yapmak istediği veya zamanında yapamadığı iş­ ler için kadro alamadığını ifade ile bağlı olduğu Bakanlığa mazeret ileri sürmektedir.

Madde 5 — Bu maddede her derece için asga­ ri tecrübe müddetinin (3) sayılı cetvelde göste­ rildiği belirtilmekte ve ilk fıkranın sonunda «An­ cak son defa almakta oldukları yevmiye, terfi ettirildikleri derecenin birinci kademesinden yük­ sek olanlar yem derecelerinde ikinci kademeye geçirilirler» denilmektedir. (1) sayılı cetvel tet­ kik edildiğinde yukarda belirtilen ikinci kademe yevmiyelerinin bazı hallerde bu elemanın almak­ ta olduğu yevmiyeden düşük olduğu görülür. Bu itibarla metnin «Ancak, son defa almakta olduk­ ları yevmiye terfi ettirildikleri derecenin birinci kademesinden yüksek olanlar yani derecelerinde almakta olduklarına en yakın bir üst kademeye geçirilirler» şeklinde düzeltilmesi icap eder. Adı geçen (3) sayılı cetvel tetkik edildiğinde yüksek mimar ve yüksek mühendislerin başlangıçta 6 inci dereceye tayin edilebilecekleri ve asgari tec­ rübe müddetinin 2 yıl olduğu, buna karşılık mi­ mar ve mühendislerin başlangıçta 5 inci derece­ ye tayin edilebilecekleri ve asgari tecrübe müd­ detinin 2 yıl olduğu, anlaşılır. Bir kısım yüksek mühendis ve mimarların, mühendis ve mimarlar gibi liseden sonra 4 yıllık bir tahsil devresi ge­ çirdikleri gözönüne alınırsa bu cetvelin tanzimin-

de hakkaniyet kaidelerine uyulmadığı görülür. Bu itibarla adı geçen cetvelin tahsil sürelerine göre tashihi gereklidir.

Madde 7 — Bu maddede yevmiyeli teknik elemanların bir teşekkülden diğerine geçebilmesi için alâkalı Vekilin izni şart koşulmakta ve izin­ siz nakiller yasaklanmaktadır. Bu anayasanın çalışma hak ve hürriyeti ile bağdaşacak bir du­ rum değildir. Çalışan teknik eleman ile çalıştı­ ran teşekkül arasında bir hizmet akti mevzuba­ histir. Bu hizmet aktinin Anayasa, 274 ve 275 sayılı çalışma düzeni ile ilgili kanunların ruhuna ve diğer umumi hukuk prensiplerine uygun ol­ ması icap eder. istifa hakkını kısıtlıyari bu mad­ denin tamamen kaldırılması yerinde olacaktır.

Madde 8 — Bu madde de bir pozisyona dahil teknik elemanın yerinde kalabilmesi «başarılı hizmet ifa etmesine bağlıdır» denilmekte ve dere­ ce ve kademe tenzili dahi yapılabileceği ihsas edilmektedir. Yukarda da bahsedildiği gibi tek­ nik elemanlar bir hizmet aküne göre çalışan kimselerdir.

» Hizmet aktinin feshi mahiyetini taşıyan bu ibarenin madde metninden çıkarılması uygun olur. Zira hizmet akitlerinin bazı şartlarla ve ne vakit yapılabileceği gerek 274 ve 275 sayılı ka­ nunlarla ve gerekse umumi hukuki mevzuatla belirtilmiş bulunmaktadır. Bu durumda yönet­ melikte diğer şartlar aranmaksızın yalnız başarı gösteremedi diye hizmet akdinin feshi yanlış tatbikata yol açabileceğinden mahzurlu olur.

Madde 9 — Madde (4) sayılı cetvelde göste­ rilen miktarları geçmemek üzere mahrumiyet zammı verilebileceğini göstermektedir. Adı ge­ çen cetvelin bilhassa yer değiştiren elemanlar için tatbiki oldukça zordur. Bunun yerine Vilâ­ yetler itibariyle dört derece üzerinden basit bir cetvel, ihtiyaca kâfi gelecektir. Diğer taraftan mahrumiyet zammının maktu oluşu yüksek de­ receli elemanların mahrumiyet bölgelerini tercih etmelerine imkân vermediği halde düşük derece­ deki elemanların mahrumiyet bölgelerini tercih etmelerini sağlıyacak durumdaki mahrumiyet bölgelerinde de önemli hizmetler mevcut olduğu­ na göre yüksek derecedeki teknik elemanlardan bu bölgelerde de istifadeyi sağlamak üzere mah­ rumiyet zamlarının mahrumiyet derecelerine ve elemanların almakta oldukları derece ve kademe yevmiyelerinin bir yüzdesi olarak verilmesinde fayda vardır.

Madde 10 — Bu maddede arazi üzerinde ve •şantiyelerde çalışanlara ilgili Bakanın takdirine :göre şantiye, ve ağırlık zamları, verilebileceği ve zamların miktarları belirtilmektedir. Dokuzuncu -maddede belirtilen sebeplerle bu zamların da maktu -olmayıp nisbi olması faydalı ve zaruri­

dir. Maddenin d) fıkrasında «Yukardaki fıkrala­ ra göre zam alanlara hizmetlerinin ağırlık dere­ cesine göre ayrıca 0,5 lira, seyyar olarak çalışan personele de 9 liraya kadar zam verilebilir» de­ nilmektedir. Buradaki «hizmetlerin ağırlık dere­ cesine» ibaresi yerine «deruhte ettikleri mesuli­ yet ve hizmetlerinin tehlike derecesine» ibarele­ rinin konması; «Seyyar olarak çalışan persone­ le» tabiri yerine de «Seyyar olarak çalışan per­ sonel ile devamlı olarak gece çalışan personele» ibaresinin konması da yerinde olacaktır. Ancak bu suretle tehlikeli işlerde çalışanlarla devamlı olarak gece çalışan personele normal işlerde gün­ düz çalışanlara nazaran bir miktar yüksek yev­ miye vermek suretiyle hakkaniyet esaslarına uyulmuş ve bu gibi işlere talip olacakların sa­ yısının artması sağlanmış olacaktır.

Aynı maddenin son kısmmda «Bu maddeye göre zam alanlara bu hizmetleri için ayrıca har­ cırah yevmiyesi veıilmez» denilmektedir. Harcı­ rah bir personelin geçici görev ile gittiği yerde­ ki munzam masrafları ile bu iş yerine gitmek için lüzumlu yol masraflarını karşılamak için ve­ rilen bir paradır. Bu paranın verilmiş olması ya­ pılan hizmetin ne mesuliyet ve tehlikesini ve ne de gece veya gündüz yapılmasını değiştiremiyeceğine göre harcırah alanlara yukarıda bahsedi­ len zamların verilmemesinin mantıki bir izahını yapmak mümkün değildir. Bu itibarla adı geçen bu ibarenin de madde metninden çıkarılması mantıki bir yol olacaktır.

Madde 11 — Bu maddede yevmiyeli teknik elemanlara tatil yevmiyelerinin verileceği belir­ tildikten sonra «Ancak işin icabı olarak herhangi bir tatil gününde çalışmak zarureti hasıl oldu­ ğunda bunlara ayrıca bir tazminat verilmez» denmektedir. Yukarıdaki maddelerde de belirtil­ diği gibi teknik elemanlar hizmet aktine göre çalışan kimselerdir. Bu hizmet akitlerinin 274 ve 275 sayılı kanunlar ile iş kanunu esaslarına uy­ gun olması şarttır. Bu kanunlara göre de fazla mesailerin zamlı olarak ödenmesi mecburidir. Bu itibarla yukarda belirtilen ibarenin madde metninden çıkarılması faydalı ve zaruri görül­ mektedir.

Madde 12 — Bu maddede «Tam bir yıl hiz­ met etmiş olanlara yılda 15 gün (yol dahil) üc­ retli izin verilebilir» denilmektedir, iş kanunu kapsamına giren yerlerde çalışan yevmiyeli per­ sonele verilecek yıllık asgari ücretli izin süreleri yönetmeliğin yayınlanmasından sonra çıkan 7467 sayılı ücretli izin kanunu ile tesbit edilmiş bulun­ maktadır. Bu yönetmelikte kanunen kazanılmış hakları kaldırmiya imkân .olmâdiğıhâ göre yö­ netmelikle tanınacak ücretli- izin''süreleririm ka­ nunla tayin edilmiş asgari müddetlerden daha aşağı olmaması icap eder. Adı geçen teşekküller-

deki diğer memurlara yılda bir ay ücretli izin hakkı tanındığına göre yevmiyeli teknik personel için de yılda bir ay ücretli izin hakkı tanınması yerinde olacaktır.

Madde 14 — Maddede yevmiyeli teknik ele­ manlara lojman, yakıt ve elektrik temininde bu gibi hizmetlerin maliyetlerinin esas olduğu ve ve yardım gayesi ile maliyetlerin duruma inilemiyeceği belirtildikten sonra «çeşitli kanunlarla ve bu yönetmelik ile kabul olunan hak ve menfaatlardan başka bir menfaat da sağlanamaz» denilmektedir. 274 sayılı Toplu iş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt kanunu yevmiyeli teknik perso­ nele sendikaya girme ve toplu iş sözleşmesi yap­ ması hakkını tanınmış bulunmaktadır. Toplu iş sözleşmesinde tarafların pazarlık hakkı olduğu­ na göre kanun ve bu yönetmelikte zikredilmemiş bulunan diğer sosyal hakların da pazarlık konu­ su olacağı aşikârdır. Bazı teşekküller yukarıda belirten ifadeye dayanarak bu yönetmelikte gös­ terilmemiş diğer sosyal haklar üzerinde de pa­ zarlık imkânı olmadığı fikrini ileri sürmektedir­ ler. Böyle bir iddia 274 sayılı kanunun ihlal ola­ cağından yanlış anlamaya meydan veren yukardaki ibarenin madde metninden çıkarılması uy­ gun olacaktır.'

4/10195 sayılı kararname ile bu kararnamede 22-Mayıs-1963 tarihinde yapılan değişiklik üze­ rine gerek kararnamede zikredilmiyen hususla­ rın tesbiti ve gerekse tatbikattan doğan çeşitli anlamların birleştirilmesini Bayındırlık Bakanlı­ ğının daveti üzerine teknik personel kullanan Bakanlık ve bunlara bağlı Kurumlar temsilci­ lerinden müteşekkil bir heyet 18-Haziran-1963 tarihinde ortak bir protokol ile tesbit etmiştir. Bu protokolda tesbit edilen esaslar Başbakanlık adına Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi tarafından çıkarılan 17.2.1965 günlü bir yazı ve bazı değişiklikler ile ilgililere bildirilmiş­ tir. Adı geçen yazıda değişikliğin gerekçesi ola­ rak şu hususlar ileri sürülmektedir :

«Bu Protokol üzerinde yapılan inceleme so­ nunda, gündelikli teknik personelin hizmet sü­ relerinin hesaplanması konusunun yeniden ele

alınması gerekmiş ve ilişik olarak sunulan esas­ lar üzerinde mutabakata varılarak uygulamaya buna göre bir yön verilmesi uygun görülmüştür.

Bu itibarla, yeni personel rejimi kanunlaşıp daimi bir esasa bağlanıncıya kadar, teknik per­ sonelin hizmet sürelerinin hesabında ilişik esas­ lara uyulmasının sağlanması».

Yazıya ekli esaslar ile protokol karşılaştırıl­ dığı zaman göze çarpan başlıca hususlar şunlar­ dır :

a) Protokola göre teknik tahsil yapmış per­ sonelin hizmet süresinin hesabında yedek subay okul ve kıta hizmetinin tamamı gözönüne alın­ maktadır. Başbakanlık yazısında ise yedek su­ bay okulu devresi ile yedek subay öğretmenlik devreleri hariç tutulmuş, askerlik hizmeti sırasın­ da mesleği içinde çalıştığını belgeleyenlerin bu hizmetleri hizmet süresinin hesabına katılacağı açıklanmıştır. Bu iki durum karşılaştırıldığında açıkça görülecektir ki Başbakanlık yazısında her teknik personel için yedek subay okul devresi kadar hizmet süresinden kayıp edecektir. (Aynı tahsili yapmış kadın elemanlar için bu kaybın olmaması haksızlık sebeplerinden biridir). Ayrı­ ca askerlik hizmeti sırasında mesleği içinde ça­ lışmamak veya yedek subay öğretmenlik yap­ mak şahısların mağduriyetine sebep olması man­ tıki görülemez. Bundan başka askerlik müdde­ tinin zaman zaman değiştirilmesi de bu yüzden haksızlıkların doğmasına sebep olabilir. Bu se­ beple protokoldaki esaslara göre hizmet müddet­ lerinin hesap edilmesinin muafık olacağını dü­ şünmekteyiz.

Ancak kararname ile tesis edilmiş bir hukuk düzeninin kararnameyi değiştirmeyi değiştirmiye yetkili olmıyap ne protokola imza atmış Ku­ rumlar ne de Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar dairesi tarafından teşebbüs edilmesi ciddi bir ha­ reket olarak kabul edilemez. Bu değişiklik ince­ lemelerinin Bakanlar Kuruluna yol gösterici ma­ hiyette yapıldığını ve mutlaka kararnamenin metni içine sokulması lâzım geldiğini düşün­ mekteyiz.

«CONTROL ENGINEERS WANTED»

The posts of Control Engineers of the Forward Scatter Communications system at NATO Hcs., izmir, Turkey, are vacant. The candidate controller is to be a graduats of a recognized telecommunications school and is to have a minimum of two years practical experience of at least four years can be substituted in lieu of a diploma. A good working knov/ledge of English is required. Written applications should be forwarded to the NATO Hqs., ATTN : CPO, izmir, Turkey.

^•©<Şk=s^e«K-S!HM><fc3S»^frsS»rH Elektrik Mühendisliği 101

^>®0.^ v3iBe><3©<g^e>®o<3^S>0®<^e>®©<Se>®0^^>®i!)^