Elektrik Mühendisliği · Sayı 170 · Şubat 1971
GEÇEN AY
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1971
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- A.P. iktidarı
- S.B.F Yurdu baskını
- T.Ö.S
- Milli Güvenlik Kurulu
- öğrenci hareketi
- faşizm
Özet
Dönemin siyasi gündemini değerlendiren bu yazıda, iktidarın baskı politikaları, öğretmen ve öğrencilere yönelik şiddet olayları, S.B.F Yurdu baskını ve artan fiyatlar sert bir dille eleştirilmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Halk mücadelesi karşısında A. P. iktidarının halk düşmanı suratı gün günden açığa çıkıyor. A.P nin temsil ettiği vurguncu büyük patronlar, toprak ağaları, tefeciler kendi iktidarlarını devam ettiremiyeceklerini anlayarak yeni formüller aramaya başladılar. Bu konuda egemen sınıflar içinde iki eğilim var. Birincisi; Bugünkü parlamenter diktatörlüğü sürdürebilmek için A.P. dış-ında yeni bir alternatif bulmak, ikincisi de, bu parlamenter rejimi bir yana bırakarak açıkça bir faşist diktatörlük kurmaktır.
Geçen ay içerisinde en üst kademelerde parti liderleri ile bu konuda görüşmeler yapıldı. Egemen sınıfların halka karşı birleşmelerini sağlamak amacıyla, onların A.P etrafında toplanmaları istenildi. C.H.P ve ötekiler buna karşı çıktıklarından, kumpas Milli Güvenlik Kurulunda düzenlendi. Baskı tedbirleri üzerinde anlaşmaya varılarak bir bildiri ile açıklandı. Şimdiki durumda iktidar fiilen M.G.K'nun elindedir. A.P yetkilileri ise bu yeni iktidarın siyasi memurları durumundadırlar. Fakat böyle devam etmiyeceği açıktır. Egemen sınıflar başta belirttiğimiz formüllerden birini uygulamak zorunda kalacaklardır. Hangisi uygulanırsa uygulansın egemen sınıflar için kurtuluş yoktur. Çünkü hiç bir gerici tedbir onların ekonomik ve siyasi bunalımlarına çare olamaz. Bunalımlar gittikçe artacjak ve halkımızın devrimci iktidarı kuruluncaya kadar devam edecektir.
BASKI, ZULÜM ve PROVOKASYONLAR
Son günlerde gördüğümüz türlü baskı ve şiddet olaylarını ancak yukardaki gerçeklerin ışığında değerlendirebiliriz. Egemen sınıflar ayakta duramaz hale geldikçe daha azgın ve hunhar saldırılarla, uyanan, mücadele eden halkımızı ve öncülerini ezmeye çabalamaktadırlar. Her yerde öğretmenlere ve onların örgütü T.Ö.S'e gerici sürüleri saldırtılmakta, polis-gerici karması ve faşist komando bozuntuları öğretmenleri ve gericileri yıldırmaya uğraşmaktadırlar. Afyon, Konya ve Adapazarı olayları, bunların yalnızca bir kaç tanesidir. Afyon Dinar'da faşistler T.Ö.S'e bomba atarak iki öğretmeni yaraladılar. Konya'da ilerici bir öğretmen dövüldü. Kula'da A.P liler tarafından dövülen bir öğretmen komaya girdi. Adapazarı'nda baskı ve zulmü protesto eden 2000 öğretmene köylerden getirilen A.P liler saldırtıldı.
Bu arada egemen sınıf partileri özellikle devrimci gençlere karşı yıldırma politikası güttüler. Polis gençlere pusu kurarak vurdu, yaraladı. Son olarak da bir banka soygunu masalıyla kamuoyunu aldatma kampanyasına hız verdiler. Bu kampanya umdukları sonucu vermedi. Halk bayağı bir polis oyunu ile karşı karşıya olduğunu anladı. Yüzlerce kaatil, hırsız ve eşkiya ellerini kollarını sallayıp dolaşırlarken devrimci gençleri kurşunlayanlar iktidarın himayesi altında yeni cinayetler tasarlarken, devrimci Deniz Gezmiş banka soygunu iftirası ve «vur» emri ile aranmaya başlandı. Ortalığı velveleye veren gerçek banka soyguncuları böylece gençlik aleyhine bir hava yaratmaya çalıştılar. Bu bahaneyle O.D.T.Ü yurtlarını altüst edip öğrencilere baskı yaptılar. Piyasada satılan kitapları yasak kitap diye yutturmaya kalktılar. Olayla ilgileri olmadığını ispatlayan gençleri tevkif ettiler. Polisler mahkemelerde yalancı tanık olarak kullanıldı.
Gençliğe karşı kampanya, sağa sola patlayıcı madde atarak gençliği suçlama biçiminde devam ediyor. Gerici cephe, gençleri halkımızdan tecrit etmek, dolayısıyla bu devrimci gücü yoketme çabası içinde. Böylece, yeni baskı kanunlarına ve giderek açık bir faşist rejime hazırlık yapılıyor.
İktidar ve onun polisi en büyük zulmü S.B.F Yurdu baskınında gösterdi. Bu vahşi saldırı şöyle plânlandı. Niğde Öğrenci Yurdunda yapılan cemiyet seçimlerini devrimciler kazanmıştı. Aslında polisin sivil kanadını oluşturan emperyalist uşağı faşist komandolar, yurda saldırtıldı. Polis silâhlı bir grubun Niğde Yurdundan çıkarak S.B.F Yurduna sığındığını ileri sürerek binayı kuşattı ve öğrencilere saldırdı. Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ertesinde plânlanan bu hunhar ve alçakça saldırı haberini Devrim Gazetesi — Gestapoların kuduz köpek şehveti içinde, S.B.F Yurdunun gencecik kızlarına saldırdıkları sırada Lombrozo tiplerinden toplum polisi müdürü Yılmaz Sezgin elinde telsiziyle boy gösterdi. «Sizi pavyon karıları sizi, siz buraya okumaya değil s geldiniz, ...» — diye veriyordu. S.B.F Profesörler Kurulu ise olayı, «Tamamiyle savunmasız durumdaki kız öğrencilere vahşice ve ahlâksızca...» sözleriyle tanımladı.
İktidarın silâhlı adam müfrezeleri yurdu tam dört saatta işgal edebildi. Savunmasız öğrenciler göz yaşartıcı gaz bulutu içinde, saldırganlara göğüs gerdiler. Sonunda yüzlerce öğrenci dışarda bekleyen ve İçişleri Bakanının ağzından «Cebeci Halkı» diye yutturulmaya kalkışılan faşist komando bozuntuları ve polis tarafından dövülerek arabalara dolduruldular. İşkence ve zorbalık arabalarda ve emniyette de devam etti. Polisler, —toplum polisi müdürünün deyimiyle— «harekât» sırasında çalınabilecek ne varsa çaldılar. Teyp, radyo, pikap, traş makinası, para, mücevher ne buldularsa yağma ettiler. Götüremediklerini de kırdılar. Kıbrıslı bir kız öğrenci, «Her türlü zulmü gördüm, fakat bunu Rum polisi bile yapmadı» dedi. Öğretim üyeleri 140 radyo, 13 saç kurutma makinası, 21 teyp, 120 traş makinası, 15 ceket, 20 saat, 25 gözlük, 5500 lira değerinde mücevher, 18650 lira para çalındığını tespit ettiler. Olayların dehşetini ve tüyler ürpertici alçaklıkları ifade etmek olanaksızdır. İçişleri Bakanı —Prof. Muammer Aksoy'un ifadesiyle—.«Haldun bilmem ne oğlu» polisin bu davranışını savundu ve öğrencileri suçladı. Emniyet müdürü de Dekan Cahit Talas'a «Bu yurttaki herkes suçludur» dedi. Kimlerin halktan yafna, kimlerin halk düşmanı oldukları artık münakaşa götürmeyecek bir biçimde ortaya çıkmıştır. Aslında baskın üst kademelerde plânlanmış ve insan-
Elektrfk Mühendisliği 170
lık dışı davranışlarla uygulanmıştır. Bu arada Cahit Talas'ın görüşme isteği de Sunay tarafından reddedildi. Yurtta bir tek silâh bulunamaması, saldırı için gösterilen gerekçeyi hükümsüz kılmış, iktidarın asıl niyetini ortaya koymuştur.
Ankara ve İstanbul'da öğretim üyelerinin de katıldığı forumlarda S.B.F olayları anlatıldı ve polisin davranışı tel'in edildi. İstanbul'da kız öğrenciler bildiri yayınladılar. Ankara'daki forumda Prof. Cahit Talaş, Prof. Mümtaz Soysal, Prof. Muammer Aksoy yaptıkları konuşmalarla polisi ve tüm yetkilileri suçlayarak, aramanın (!) izinsiz ve tamamen bir tertip olduğunu açıkladılar. Yara bere içindeki öğrencilerde aklın alamıyacağı vahşeti dile getirdiler ve polisi lanetlediler.
İktidar aydınlar üzerindeki baskı ve zulmünü yoğunlaştırıyor. Anadolu'da devrimci yargıç, savcı, öğretmen ve kaymakamlara kurşun yağdırılıyor. A.P militanlarıyla, nurcusuyla, Süleymancısıyla, bütün süprüntüleri ile karşı - devrim kol geziyor. Devrim savaşçıları siyasi cinayetlere kurban gidiyorlar. T.İ.P Amasya İl Başkanı Şerafettin Atalay gericilerin sinsi tuzağına düşerek dört kurşun yarasıyla can verdi. İktidar devrimcilerin kanına girerek yürümeye çabalıyor. Bakalım nereye kadar?
Halkımız zulmün hesabını soracaktır,
FİYATLAR HIZLA YÜKSELİYOR Egemen sınıflar halkımızı ezip sindirmeye çabalarken, düştükleri ekonomik krizin bütün yükünü de halk kitlelerinin sırtına yüklemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sümerbank mallarına zam yapıldı. Yoksul halkımızın ve dar gelirli memurların beli bir kat daha büküldü. P.T.T hizmetlerine de % 60-100 oranında zam getirildi. İktidar haberi olmadığını söylerken, zamların bakarrfık emri ile yapıldığını açıklayan P.T.T genel müdürü görevinden alındı. Vurguncular zamlarla daha fazla soymaya uğraşıyorlar. Ama zam kelimesini de hiç ağızlarına almıyorlar. Bütün bunlara «fiyat ayarlanması» deniliyor.
YENİ KANUNLAR İktidar M.G.K'dan izin kâğıdını aldı. Yeni kanunları meclise sürüyor. Halk düşmanları, mücadeleyi kanunla, tüzükle durdurabileceklerini sanıyorlar. Her türlü devrimci sesi ve eylemi yok etmeye çabalıyorlar. Fakat halkımız uyanıyor, her yerde mücadele ediyor. Gericilerin cephesi artık yıkılmaktadır. Hiç bir çare bu sonucu önleyemez.
Halkı savunan tüm güçler devrimci cephede, vurguncuların iktidarına ve zulmüne karşı birleşmelidirler.