Elektrik Mühendisliği · Sayı 171-172 · Mart-Nisan 1971

TÜRKİYE'NİN PETROL POLİTİKASI NEDİR?

İlhami Binici

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1971
Sayfa
8
Okuma süresi
20 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • Petrol Kanunu
  • T.P.A.O.
  • yabancı petrol şirketleri
  • Mobil
  • Shell
  • petrol arama

Özet

Türk Petrol Derneği Genel Başkanı, 1954 Petrol Kanunu'ndan bu yana yabancı şirketlerin Türkiye'deki petrol politikasını nasıl kontrol ettiğini, kuyu kapatma ve üretim gizleme uygulamalarını, T.P.A.O.'nun yozlaştırılmasını verilerle eleştirir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Türkiyenin Petrol Politikası Nedir ?

İLHAMİ BİNİCİ

T. Petrol Derneği Genel Başkanı

Az gelişmiş ülkelerde siyasal iktidarları kendine araç olarak kullanan yabancı Petrol Şirketlei Türkiye'de de 1947 yılından bu yaıia aynı oyunu sürdürmektedirler.

1954 yılında bir CİA ajanı tarafından çıkarılan Petrol Kanunu Yabancı Petrol Şirketlerinin Türkiye Ekonomisini bağımlı hale getirmesini sağlamış, siyasal iktidarların da Yabancı Petrol Şirketleriyle bağ kurmasını resmen lliklemiştır.

Türkiye'de ilk Petrol aramaları 19. cu asrın ikinci yarısında başlar. Hakîkî ve Hükmi şahıslar Tekird-ığ, Musul, Van ve Erzurum bölgeleinde gerekli sondajları yaparak Biinci Dünya harbine kadar sığ petrol elde etmişlerdir.

Bilahare 1926 senesine çıkan bir kanunla Petrol aramalarına hız verilmiş ancak o günkü Politik ve Ekonomik şartlar gereğince hükümet hakîkî şahıslara arama ruhsatı vermemiştir. Devlet teşkilâtı da Tekirdağ - Adana - İskenderun - Gaziantep - Mardin ve Siirt illerinde gerekli Petrol aramaları \apmıştır.

1935 yılında Maden Tetkik Arama Enstitüsü kurularak Türkiye'de Petrol aramaya devam etmiş ve 1935 yılından 1954 yılma kadar 84.000 000 lira para sarfetmiştlr. Türkiye'de Ticarî mahiyet arzeden ilk Petrol 1940 yılında Ramanda bulunmuştu.

1952 yılma kadar M.T.A. Petrol çalışmalarını kendi bünyesinde yürütüyordu. 1952 yılında M.T.A. elinde bulunan bütün sahaları ve petrol

aramalarında kullanılan veya kulanılacak olan Teknik araç ve gereçleri T.P.A.O.'ya devrediyor. İşte Türkiyede ilk defa petrol sahasında bir kurum karşımıza 1952 yılında çıkmış oluyor. Bundan böylede Petrol aramalarını T.P.A.O. tek başına yürütüyor.

Bu hal 1954 yılına kadar sürüyor. Bu tarihten itibaren 6326 sayılı Petrol Kanununu gereğince Yabancı Şirketler de Türkiye Petrollerinin yanı sıra resmen çalışmalara başlıyorlar.

1954 yılından 1961 yılina kadar yabanci petrol şirketleri Türkiye'de petrol aramış fakat ne garip hikmettir ki 8 yü zarfında Petrol çıkaramamışlardır. Ancak 1960 yılında Siyasal İktidardaki değişim ve 27 Mayıs devriminin oluşu yabancı petrol şirketlerini tedirgin edici bir durum yaratmıştır. Bu nedenledir ki 1954 yılından 1961 yılma kadar Petrol çıkarmayan Şirketler çalışmalarına hız vererek uhdelerinde bulunan sahalarda birden bire petrol çUcarmaya başlamışlardır. O güne değin «Türkiye'de Petrol yoktur» Sloganı özel surette etrafa yıyılmig siyasal iktidar da «Ülkemizde Petrol yok. Arama bırakın yabanca Şirketler Petrol arayıp bol miktarda döviz bıraksınlar» diye tempo tutmuştu. Oysa halk üzerinde oynanan oyunun iç yüzü daha başkadır. Bu nedenle geçmişteki bütün aramalarında «petrol yoktur» diyen Şirketlerin iktidarın el eğiştimesi karşısında buldukları Petrolü Devletin resmi istatistiklerinden aynen alıyorum.

YILLAR

1955 1956 1057 1958 1959

JL960 1961 1962 1963 1964 1965 1966 1967 1968 1969 1970

T.P.A.O.

178.596 305.616 298.139 328.543 372.889 362.485 414.271 510.655 613.650 631.586 701.275 765.193 988 567 1.024.580 1.110.000 1.064.024

ŞİRKETLER

MOBÎL — — —

— — 14.202 51.795 56.866 158.289 443.304 521.369 632.135 673.419 609.000 477.419

SHELL — — —

— 13.243 32.943 62.377 100.990 348.172 712.980 1.056.747 1.357.076 1.830.000 1.943.827

AMOSEAS — — —

— 12.687

32 — — — — — — — —

—

ERSAN — — —

— — — — 13.142 30.544 41.299 41.173 47.951 48.418 49.699 56.749

(TON) YEKUN

178.596 305.616 298.139 328.543 372.889 375.172

441.743 595.393 746.035 921.418 ' 1.534.050

2.040.715 2.725.400 3.103.493 3.598.699 3.539.019

Bu rakamlar bize şu gergefi gösteriyor : Türkiye'nin üretimi 3,5 milyon tondur. Peki tüketim durumumuz nedir? Onun da yine devletin resmi istatistiklerine baktığımızda 6,5 milyon ton olduğunu görürüz. Demekki Türkiye 3 milyon ton petrol ihtiyacını dışardan temin etmiştir. Karşılığında da 700 - 800 milyon Türk lirasını döviz olarak ödemiştir.

Yine aynı rakamlar bize >şu gerçeği gösterir : 1954 yılından 1961 yılma kadar yabancı Şirketler hiç petrol elde edememiş, 1966 yılına kadar da çalışmalarını ağır ağır sürdürmüşlerdir.

KAPATILAN KUYULAR : Tükiyedeki petrol çalışmaları bu şekilde sürdürülürken Kamu Oyunda Şirketlerin uhdelerinde bulunan sahalarda arama yapmadıkları, kuyuları açmadıkları genel biı kam haline gelmiştir. Nitekim 1962 yılında Mobil Şirketi Silvanko sahasını bulmuşsa da petrol çıkarmamıştır. Gerekçe olarak açtığı 4 kuyuda iktisadî değeri haiz petrol bulunmayışını göstermiştir. Bu şekilde topraklarımızın altında petrol yoktur kanısı kuvvet kazanmıştan. Ancak bir Türk Petrol Mühendisinin ihbarı üzerine Sllvanko sahasına Petrol Dairesi tarafından ol konulmuştur.

Yapılan araştırmada kuyuların tam derinliğine kazılmadan kapatıldığı görülmüştür. Bunun üzerine petrol Dairesi Mobilin yasalarımızı hiçe sayarak arama yapmadığını aradaki anlaşmayı tek taraflı ihlal ettiğini tesbit etmiştir. O günkü hükümet böyle bir durum kargısında Mobilin tüm sahalarına el koyacağı yerde yalnızca Silvanko sahasının ruhsatını iptal ederek sahayı Türkiye Petrollerine devretmiştir. Türkiye Petrolleri de bu sahada açtığı 4 kuyudan petrol elde .etmektedir.

ötedenberi halk arasında dolaşan kuyu kapatma söylentileri böylelikle resmi bölgelerle doğrulanmıştır.

Yabancı Şirketlerin kuyu kapatma çalışmaları durmamış aksine Millî Petrol kuruluşlarımıza sıçratılmıştır. Bugün Milli özelliğini yitirmiş T.P.A.O. nun başında «takunyalı birader> denilen bir takım yabancı Şirketlerle işbirliği yapmış kişiler bulunmaktadır. Bu nedenlede T.P.A.O. nun kuyuları niçin kapattığı daha iyi anlaşılıyor.

FIRAT I KUYUSU :

T.P.A.O. Batman Bölgesi Urfa ilinin Siverek ilçesine 60 Km. uzaklkta Fırat Nehri kenarında bir petrol sahasında arama yapıyor. Sahanın bitişiği Shell Şlrketinindir. Shell Şrketi evvelce sahasında arama yapmış 4 kuyu açmış bol miktarda ham petrol elde etmektedir. 5. ci kuyuyu da açmak üzeredir.

T.P.A.O. Kuyuyu açar fakat neticede petrol bulmasına karşın bulunmadı diye kuyuyu kapatır Çalışmaları kapsayan ve petrolü bulduklarına dair elde ettiğimiz 39 sayfalık resmi raporu 1970 yılının 8. ayında basına açıklamıştik.

Her nedense hükümet ilgililer hakkında herhangi bir kavuşturma açmadığı gibi durumu çok tabiî karşılar bir tutum takınmıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki Pltrol Şirketleri tarafından sahaların ruhsatını kaybetmcm'ek için kuyular açılıp tekrar kapatılmaktadır. Yalnızca bu yolun geçerli olmadığını gören Şirketler Milli kuruluşlarımızın başına kendi sempatizanlarını getirmekte milli kuruluşları da amaçlarına yem olarak kullanmaktadırlar.

Kuyuları bu şekilde gördükten sonra şimdi Türkiye'de kimlerin Petrol aradığını görelim.

Halen Türkiye'de 23 Şirket Petrol araması yapmak için ruhsat almıştır.

Sırasiyle şunlardır :

1 — TÜRKİYE PETROLLERİ A O. 2 — ERSAN PETROL SANAYİ A.Ş. 3 — ALADDİN MİDDLE EAST. LTD. 4 — HARDtNG BROTHERS OİL AND GAS co. INTERNATIONAL 5 — INTERNATIONAL PETROLEUM INC. 6 — INTERNATIONAL RESOURCES LTD. 7 — LUCKY OIL COMPANY

8 — MOBİL 9 — SHELL 10 — NORTH AMERICAN İNTERNATİOSAL

OİL 11 — PANOİL CO. 12 — PERKİNS OİL COMPANY 13 — PEYTO OILS LTD. 14 — OFFSHORE EXPLORATION OİL COM-

PANY 15 — AMERADA PETROLEUM 16 — SCURRY RAINBOAV INTERNATIO-

NAL 17 — TRANSWORLD OİL LTD. 18 — GULF OİL COMPANY 19 — TÜRK - KAN PETROL LTD. 20 — WOODS MİDDLE EAST PETROLEUM

CORP 21 — YURT PETROL LTD. 22 — MEDITERRANEAN PETROLEUM RE-

SOURCES 23 — GULF COAST MİDDLE EAST PRO-

DUCING CO.

Bu Şirketlerden 2 tanesi Türk, 17 tanesi Amerikalı, 1 Hollandalı, 3 tanesi de Kanadalılara aittir.

Yukarıda Arama tablosunda Bu şirketlerden T.P.A.O., Ersan. Mobil ve Shell'in petrol çıkardıklarını diğerlerinin İse şimdilik saha kapatmakla meşgul olduklarını görüyoruz

Bu yazı dizisini kaleme aldığımız güne kadar da 4 Şirketin dışında kalan Şirketler petrol çıkarmamışlardır. Yaptığımız incelemede Mobil ve Shell'in paravana Şirketler kurarak saha kapattıkları gerçeği ortaya çıkmıştır. Yani yukarıda adlan yazalı 19 şirket birer Mobil ve Shell kuruluşudur. Yasalarımızdan faydalanarak saha kapatmakta ve ruhsatlarını uhdelerinde bulunduruyorlar. Türk Hükümetlerini de işte ruhsat aldık yakında petrol çıkaracağız diye oyalamaktadırlar.

DENİZLERDEKİ YATOUM :

Yine son bir iki yıl içinde petrol alanındaki yatırımlara baktığımızda önemli klsmının Denizlere ayrılarak serüven peşinde koşulduğu görülür.

Amerikan Gulf Şirketiyle Türkiye Petrollerinin ortaklaşa Akdenizdeki aramaları olumsuz neticelenmiş ve 300 milyon Türk lirasına malolmuştur. Buradaki ortak anlaşma da Türkiye Petrollerinin aleyhine işletmiştir. Aslında Amerikan Şirketinin p'ek kaybı olmamıştır. Anlaşma gereği masrafları Türkiye Petrolleri karşılamıştır. Kara topraklarımızın altında aramalar tamamlanmadan birdenbire-denizlere yatırım yapılması elbette kuşku ile karşılanır. Bu kuşkumuz Denizlerimizde petrol yoktur diyen teknisyenleri susturan ve macera peşinde koşan T P.A.O. yöneticilerinin bilinçsiz bilgisiz ve işbirlikçi tutumlarının kesur bir kanıtıdır. Neticede öyle olmuş Gulf Şirketi Karadeniz aramalarını bırakarak Türkiye'yi terketmiştir. Buna" karşın Petrol aramalarının denize aktarılması nedeni nedir?.

işte bunu biraz sonra Cevaplıyorum. Şimdi ötedenberi yabancı şirketlerin toir oyunu olan geçmiş iktidarlar tarafından kullanılan bir iddiayı inceleyım.

Diyorlar ki : 1 — Türkiye de petrol yoktur,

2 — Türkiye'deki petrolü biz çıkaramıyoruz. Onun için yabancılara veriyoruz. Hem bol döviz sağlıyorlar hem de petrolümüzü çıkarıyorlar.

1. Bir kere 1970 senesi sonunda 3,5 milyon ton petrolün elde edilişi birinci İddiayı çürütür, ikincisi ise petrol yok ise 24 şirketin Türkiye ye akın etmesinin nedeni nedir? Niçin petrol üreten şirketler uhdelerindeki sahalarla yetinmiyerek paravan şirketler kuruyorlar.

O halde bu İddia gerçekle bağdaşmadığı gibi tutarsız ve kasıtlı bir slogandır.

2. Türkiye'deki petrolü biz çıkaramıyoruz? Peki 1968 yılında Mobil Şirketinin açıpta kapat-

tığı kuyuların anlamı nedir? Niçin yabancı şirketler durmadan kuyu kapatıyorlar? 1961 yılına kadar Türkiye'de üretilen petrolün % 100 nü Türkiye yaptığına göre petrolümüzü çıkaracak güce sahibiz demektir. Amma bu gücün işleyişi ve dönen çark kimin elindedir işte bunu bilelim yani teknik araç ve gereçlerimiz var mıdır?. Bu araç ve gereçleri uhdesinde bulunduran kurumılarımızuı durumu nedir?

Halen Türkiye'de 90 m aşkın petrol mühendisi vardır. Fakat Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı1 gibi petrol ile uğraşan bir kurumun ibagında bir inşaat Mühendisi bulunmaktadır. Bölge Müdürlüklerinde ise petrol ile hiçbir bağıntısı olmayan Elektrk Mühendisleri bulunmaktadır. Türkiye'nin petrol beyni Petrol Dairesinin başında da Petrolle hiç ilişkisi olmayan bir hukukçu bulunmaktadır. Bu bir tesadüf değüdir.

Halka dayanmayan Siyasal İktidarların seçimler sırasında oy kaygusuyla şirketlerden dolaylı olarak aldıkları ulufenin doğal bir sonucudur.

•— Yabancı şirketlerin bol döviz bıraktıkları konusuna gelince, Türkiye'deki yatırımları inceletmek zorundayız. 1954 yılından 1970 yılına kadar bütün yabancı Petrol Şirketlerinin yatırımları 3 milyar liradjr. Yine yalnızca Türkiye'de üretim yapan Mobil ve Shell Şirketinin 9 yıl içinde ürettikleri toplam 8 milyon ton petrolün yasalarımız gereğince ödemedikleri Üretim Vergisi tutanda 6 MİLYAB 171 MİLYON (altı milyar yetmiş bir milyon) Türk lirasıdır.

O halde şirketlerin tüm yatırımları iki şirketin Türkiye'den götürdüğünün yansıdır. Matematik olarak yabancı şirketler bu durum karşısında kendi ceplerinde herhangi bir yatırım yapmadıkları gibi Türkiye'den yasaların açıklığından faydalanarak 3 MİLYAR lira götürmüşler.

Demek ki bu kasıtlı Slogan da bir uydurma bir tertiptir.

Peki: 1. Kuyular açılmıyor, 2. Yatmm yapılmıyor, 3. Sahalar kapatılıyor. 4. Yerli kuruluşlar yozlaştırılıyor, 5. Devletçe yapılan yatırımlar, yattnmı gerektiren sahadan saptırılıyor.

6. Petrol olmasına rağmen çıkanlmıyor.

Bunun nedeni nedir?

işte tmnlann cevabını vermeden önce Dünya Petrol Politikasına bakalım. Bu gün Dünya Petrol politikasını elinde bulunduran 7 büyük tröst vardır. Bunlardan, Mobil. Sheil, B.P. halen Türkiyenin de petrol politikasına hakimdirler.

Aynı zamanda Dünyanın 1969 yılı üretuni 2 Milyar tonun üstündedir. Dünya tüketimi ise 2 Milyar tonun çok altındadır. Bu istatistikleri konuşturduğumuzda şu gerçek .matematik bilim karşımıza çıkar : Haten Dünyayı idare eden 7 petrol tröstün elinde milyonlarca ton birikmiş ham petrol stoku vardır.

Bu açıdan bir değerlendirmeye giriştiğimizde ülkemizdeki Mobil ve Shell Şirketinin elinde milyonlarca ton ham petrol stok halindedir. Bütün mesele ham petrol stoklarını tüketmek için Türkiye'de petrol olduğu gerçeğini savsaklamak paravan Şirketler kurarak topraklarımızın ruhsatını uhdesinde toplayıp belirli bir zaman içinde üretimi durdurup hain petrol stokunu Türkiye'de eritmektir, işte yukardaki 6 maddenin cevabı burada toplanmaktadır. Bu da doğal bir doğrudur.

Bu doğal doğrunun paralelinde üretim araçlarımızı görfelim.

RAFİNERİ :

Türkiye'de mevcut rafineri kapasitesi ihtiyaçta çok üstündedir. Yapılmakta olan rafinerileri de hesaba katarsak bu rakkam anormal bir şekilde büyür.

Rafineriler şunlardır.

KAPASİTESİ

1. ATAŞ Rafinerisi 2. ÎPRAŞ 3. BATMAN

Toplam

4.4 milyon ton 5.5 milyon ton

1 milyon ton

10.900 milyon ton

Bu rakama Aliağada yapılmakta olan rafineriyi de katarsak

10.900 5.000

15.900 milyon ton kapasiteli rafineri gücü olmuş oluyor.

ATAŞ Rafinerisi Mobil - Shell - British Petrolleri ile bu üç kuruluşun paravan şirketi olan Türk Petrolün elmdedir. Yani işletme hakkı 80 yıl süreyle bir imtiyaz olarak şirketlere verilmiştir. Türkiye; Mersin ilimizde kurulu bu rafinen çalışmaları üzerinde herhangi bir denetim hakkına sahip değildir. Şirketler Türkiye'den elde ettikleri ham petrolü Ataş Rafinerisinde damıtıldıktan sonra satıp satmamakta bağımlı değildir. Ataş Rafinerisi 564 milyon liraya mal olmuş 9 yü içinde tüm masraflarıyla birlikte 564 müV yon lirayı ödemiştir. Hal böyle ken Ataş Rafinerisinden vergi almıyoruz.

Bizi en çok ilgilendiren Ataş.'ın Milli Güvenliğimizi tehdit edici bir üs oluşudur. Hatırla-

nacağı gibi 1963 yılında Kıbrıs anlaşmazlığı çıkmıştı. Ataş ile Türk Hükümeti arasındaki anlaşma gereğince jet uçaklarınızın benzinini Ataş karşılıyordu. Anlaşmazlığın en kritik devresinde jetlerimiz Kıbrıs Rum Silahlı Kuvvetlerini bombardıman ederken Ataş Mobil Genel Müdürlüğünden aldığı bir emirle jet yakıtini derhal kesmşti. Bu durumda Hava gücümüz yakıtsız kalmış Milli güvenliğimize büyük bir darbe indirilmişti. O günkü Hükümet derhal îpraş Rafinerisiyle ilgi kurarak jet yakıtının teminini sağlamaya çalışmıştı. Halen jet yakıtını îpraş. sağlamaktadir.

Ataş'n işlediği ürünü Türkiye'de Mobil, Shell, British Petrolleri ile Türk Petrol satar.

ÎPRAŞ RAFÎNERÎSÎ 5,5 milyon ton kapasiteli olup Devlet Sermayesi ile Calteksin müşterek kurduğu bir rafineridir. Anlaşma gereğince de 1972 yılı sonunda tamamen Türkiye'ye devredilecekti. Türkiye Petrollerinin uhdesinde bulunduğu için Bakanlar Kurulu kararıyla Batman rafinerisiyle birlikte işlediği ürünü Petrol Ofis eliyle pazarlar, Gel gelelim pazarlama bölümünde de göreceğiniz gibi îpraş da Ataş paralelinde hareket etmektedir. ,

1972 yılında Millileşmesi gereken îpraş 1970 yılında Shell Şirketine verilen 55 senelik imtiyazla bu durumu da kaybetmiştir. Anlaşma gereğince Shell Şirketi her yü 500 bin ton ham petrolünü îpraşta işlıyecektir. Yani yarın Türkiyenın Milli Güvenliği söz konusu olduğu zaman îpraş da Ataş gibi jet yakıtını kesecek ve ben Shell'ın. ham petrolünü işliyeceğim diyecektir. Halen îpraş'ı Mister Harris adında bir ingiliz ajanı yönetmektedir.

Gerçekten de bir yıldan beri îpraş zaman zaman yakntı kesmekle silahlı kuvvetlerimizi çok zor duruma düşürmüştür. Bir telefon konuşmasına şahit olduğumuz havacı generalin «Eğer îpraş'ın bu durumu devam ederse orayı işgal ettireceğim* sözleri acıklı durumumuzu tüm ayrıntılarıyla açıklamaktadır.

BATMAN :

Batman rafinerisi tamamen devletindir. Türkiye Petrollerine bağlı olan bu işletmemiz en küçük kapasiteye sahiptir. Buna karşı Türkiye Petrollerinin son yıllarda yabancı Petrol şirketlerinin paraleline kayışı nedeniyle o da zaman zaman ürününü pazardan kasıtlı olarak çekmiştir.

Rafineri durumunu böylece açıkladıktan sonra bu sahaya yatırılan yatırımlara gelelim. Yukarda izah ettiğimiz gibi halen ihtiyacın çok üstünde olan Rafinen kapasitemiz daha çok yükseltilmektedir. Devlet Plânlama Teşkilatının 1985 yılında öngördüğü kapasite 27 milyon tondur.

Bunun anlamı şudur : Yatırımlar Petrol aramalarında değil inşaat ve montaş sanayiinde kullanılacaktır. Yarın Rafineriler kurulduğunda bog duracaktır. Boş durmaması için de belirli çevreler Hükümete baskı yaparak rafinerinin bog durmaması için dışarıdan ham petrol getirilip işlenecektir. İşte Türkiyede rafineri sahasında dönen oyun budur. 1970 yılında özel okul patronlarının Galatasaray Rafinerisinin kurma istekleri de bu oyunun özel sektör üzerindeki bir başka halkasıdır, özel sektör özel okuldan özel rafineri yapacak arama gücü olmadığı için dışardan ham petrol getirip işleyecek ve Türkiyeye satacaktır. Bu şekilde de tröstler ham petrol stoklarını Türkiyede rahatça eritme zemini bulup Türkiye'nin petrol üretim sanayiini körletecekler.

Rafineri durumumuz bu yoldadır. Milli rafineriye sahip olma durumunu bırakın; Devletin parasıyla kurulu işletmelerimiz dahi yabancı şirketlerin elindedir. Bunların' ıslahı ve milli hüviyete kavuşturulması çok basit amma inanç ve güç meselesidir. Bu şekilde her şeyi açıkça ortaya koyuşumuzdaki amaç petrol sorunumuzun ne olduğunun, anlaşmaları tek yönlü kimlerin ihlâl ettiğinin ortaya çıkmasıdır.

O halde üretim araçlarına sahip olmayan bir devletin bunalımın içinde oluşu doğal bir kuraldır

PAZARLAMA

Üretim bölümünü incelerken Türkiyenin 3,5 milyon ton Petrol ürettiğini buna karşıda 6,5 milyon ton tükettiğini belirtmiştik. Şimdi pazarlama bölümünden 6,5 milyon ton petrolün kimler tarafından piyasaya sürüldüğünü görelimi

Türkiye'de 6,5 milyon ton tüketimin 2,5 milyon tonunun Devlet kuruluşu olarak Petrol ofisi bunun dışında Yabancı Şirketlerden Türk Petrl-Mobily-Shell ve Britiş Petrolleri yapmakta dır.

YABANCI ŞÜtKETLER

Türkiyede bütün yabancı şirketler pazarlama çalışmalarında şöyle çalışıyorlar: Türkiye'yi idarî taksimata göre yörelere ayırmak.

1. Yörenin tarihi, 2. Coğrafi durumu (Doğal olarak-Dağ-Ne hir-Göl), 3. Ulaşım durumu (Hangi yollarla hangi illere bağlıdır),

4. Sosyal yapısı,

5. Etnik gruplar,

6. Din-DU-Mezhep-Tarikat,

7. Eğitim (Oku1 durumu halkın eğitime karşı ilgisi hangi eğitim kurumları var, Çağ dışı eğitim uygulanır mı ?),

8. Ekonomik yapısı halkın geçimi-tş sahasiFabrikalftı ve işyerleri,

9. Emniyet durum-Yörede Askerî Birlik var mı-Polisin durumu nedir?,

10. Siyasal partiler bu Partilerin başında kimler var. İlişkileri nedir?

11. Yörede süre gelen gelenekler ve Tört,

12. Araç durumu,

13. Tüketim Potansiyeli nedir?;

Biz bunlardan genellikle Yabancı Şirketlerin araç olarak kullandıkları Din ve Eğitim üzerinde duracağız.

1961 Anayasasının kabulünden sonra lâiklik kesin olarak Anayasanın bir hükmü halinde getirildi. Ancak Siyasal iktidarların el değiştirmeleri Yabanca Şirketlerin işine geldi. 1965 yılından' sonra önce Milli Petrol kuruluşlarından T.P.A.O.'nun başında «ibrikli biraderler» getirildi. Diğer adıyla Basında «Takunyalı biraderler» olarak ada geçenlerin kişiliklerini inceleyelim. T.P.A.O. Genel Müdürü Kurkut ÖZAL Amerika'da eşiyle birlikte en hızlı dans yarışmalarına katılmış yani bütün dünya nimetlerinden istifade etmiştir. Gel gelelim Türkiye'de T.P.A.O.'nun başına getirilince Sosyal hayatında birdenbire 180 derecelik bir dönüş yapmlvştır. Hayatında o güne kadar cami yüzü görmeyen özal Reklâm olmak üzere eline tbrik'i ayaklarına takunyaları geçirip Cami yolunu tutmuştur. Eşini de eve kapatmıştır. Bol bol müslümanlıktan dem vurmuştur. Bu nedenlerle basında sık sık kendisinden söz ettirilerek taraftar toplamıştır Bu davranışını yeni bir filcir haline getirmeye çalıgrruş bu arada sempatizanlarını iş başına getirmeyi de ihmal etmemiştir Kendisi gibi düşünen eski inşaat Müh.'den Orhan BATT derhal sakal bırakmış oda ibrik île takunyayı tercih etmiştir. Lâik düşiLıen karısı Şükran BATI arkadaşları arasında s^k sık sakallı durumundan şikâyet etmekte «ah kocama son zamanlarda bir şeyler oldu» demektedir.

özai i/ununla da yetinmemiş Batman Bölge Müdürd Fadıl TEYMUR'u sahte evrak tanzim etmek suretiyle devlet kasasından ödediği paralarla hacca göndermiştir. Hacı Fadıl da grupta yerini alınca ÖZAL yavaş yavaş Siyasal îktidan avuçlarına ataug, dilediği şekillide yön verdirmiş, tir.

Haliyle bu durum Yabancı Şirketlere yaramıştır. Yabancı Şirketler T.P.A.O. ile ilişkilerini sürdürerek ilk defa îpraş Rafinerisi üzerinde 55 senelik imtiyaz hakkı almakla bu rafinerinin 1372 yılı sonunda Millî bir İşletme olmasıruı önlemiştir.

Haliyle bu durum Yabancı Şirketleri yaramıştir. Yabancı Şirketler T.P.A.O. ile ilişkilerini sürdürerek ilk defa tpraş Rafinerisi üzerinde 55 senelik imtiyaz hakkı almakla bu rafinerinin 1972 yılı sonunda Milli bir işletme olmasını önlemiştir

Üretim bölümünde söz ettiğimiz kuyu kapatma denizlere para dökme işlemi de bu devrede başlar. Durum böyle iken yatırımların gereksiz ve bilinçsiz yapıldığı Rafineri üstüne Rafineri yapılması plânlan da bu devrenin ürünüdür. Yani «İbrikçi biraderleri» iş başına getirmeyi başaran Yabancı Şirketler üretim gücümüzü kontrelleri altına almaya kısa bir zamanda başarmışlardır. Nitekim iş başına geçer geçmez Müslümanlığın arkasına gizlenip Türkiyeyl yabancılara yemlik haline getiren Din bezirganları bu güne değin Müslümanlığı, nurculuk olarak araç halinde kullanmışlardır. Bu aracın halk kitleleri üzeindeki etkisini zaman zaman kıpırdama şeklinde gördük. Hükümetin de yılda 500 bin kuran kursu öğrencisi yetiştirmesi ister istemez Petrol tröstlerinin etkisiyle olmuştur. Resmî bir soruştuma açıldığında Nurculuğun Petrol Şirketlerince desteklendiği gün gibi ortaya çıkacaktır, örneğin T.P.A.O. Batman Bölge Müdürlüğü vetkilileri bundan 4 ay önce Bölgede Nurculuk propagandası yapan büroşür ve ilahiler dağıtmıştır. Batman Petrol-lş Sendikası Başkanı, İhsan Dündar tüm ayrıntılarıyla konuyu Genel Merkeze iletmiş herhangi bir netice alınmamıştır.

Eğitim sahasında da Yabancı Şirketler Barış Gönüllüsü ajanlardan gereği kadar istifade ettiler. Hatta Amerikan hükümetine bütçelerinden Barış Gönüllülerine Yardım Fonu ayj|rdılar. Bununla da yetinmeyen Şirketler Okul yapmayı başardılar. Mevcut kanunlarımıza göre Bankalara dahi tanınmayan bu hak ilk defa Mobil Şirketine verildi. Mobil Şirketi İstanbul İzmit yolu üzerine bir köy ilkokuluna kendi adını vermiştir.

MÎLLÎ ORDU :

Yapmış oldukları Etüdlerle Yabancı Şirketler Türkiye'de ne kadar Tank ve uçağın olduğunu biliyorlar. Aynpa bu tanklar ile uçakların Sa-, attte ne miktar yakıt kullandıklarını da tesbit etmişlerdir. Stoklarımızın da, Rafinerilerin onların elinde oluşu nedeniyle belirli bir zaman içinde tüketileceği yine onlarca çok iyi bilinmektedir. Yani yarın herhangi bir savaş karşısında Türkiye'nin tank ve ııçaklarinın kaç saat sonra yakıtını tüketeceği hakkında daha iyi bilgi sahibidirler. Bu nedenle Rafineriye emir verip «yakıtı keseceksiniz» dedi mi Tank ve Uçak gücümüzü kullanamayacak duruma düşeriz

Bunun en belirgin örneğini Kıbrıs harekatında gördük. İkinci belirgin örneği de bir yıldan

beri Ipraş rafinerisinin takınağı durumdan doğu muştur. Zaman zaman yalr.t vermemekle Askerî araçlarımız çalışamaz duruma getirilmek istenmiş Kas ortasında Fuel Oil'e zam gerekçesi ile yakıtsız bırakılmıştır. O halde şu neticeyi matematik olarak söyleyebiliriz • Yabancı şirketlerin durumu böyle sürdüğü sürece Millî Güvenliğimizden söz edilemez. Son olarak bu acı gerçeği Petrol - İş Sendikasının Yabancı Şirketlere karşı sürdürdüğü Grevde gördük. O günkü hükümet baskı ile haklı bir grevi durdurmuştu. Gerekçe olarak «MİLLİ GÜVENLİĞİMİZİ BOZUCU NİTELİKTE» olduğu gösterilmiştir.

Vatandaşın kaygusunu hükümet resmi belge ile doğruluyordu. 5 Şubat 1971 tarihli Resmi Gazetede yer alan bu hüküm Başbakanın ağzından şunu ifade ediyordu: Türkiye'nin Güvenliği 3 yabancı petrol şirketinin elindedir. İşte size dünyada ilk defa emperyalizme karşı bağımsızlık kavgasını veren ülkenin durumu :

Acı... Fakat gerçek.

BÎR KARŞILAŞTIRMA

Petrol Ofisi

Yabancı Şirketler Türkpetrol-Mobıl-Shell-BP

Satılan mal Çalıştırdığı işçi İstasyon adedi Rafineri

2,5 milyon ton 6000 1400 Yok

4 milyon ton 2500 kişi 1600 Ataş

Yukarıda cetvelde yabancı şirketlerin senede 4 milyon ton petrol sattıkları görülmektedir

Akaryakıt satan şirketlerin sattıkları ton başına 55 lira personel gideri olarak ayırıp maliye L fiatma eklenecek böylelikle maliyet tesbit olunacak ve bu para da personele ödenecektir. Bu bir kanun hükmüdür. Yani şirketetin satışlarına göre çalıştırdıkları işçi sayısı çoğalacak veya azalacaktır. Bu durumda Petrol Ofisi sattığıl 2,5 milyon ton Akaryakıt nedeniyle 55 X 2.500000 — 137,500000 lirayı işçiye ödiyecektir. Yani 137 milyon 500 bin liranın kanun gereğince işçiye ödenmesi lâzımdır. Petrol ofisi halen Türkiye'de 8000 kişi çalıştırmaktadır. Halbuki yılda 55 x 4 milyon ton : 220 milyon arayı işçiye ödemesi gerekli yabancı şirketler bütün olarak 2500 kişi çalıştırmaktadır. Buradan da şu netice çıkıyor : Şirketler tüm işçiye yılda 30 ila 40 milyon ara ödüyorlar. Peki geri kalan 180 miyon lira nereye gidiyor. İşte burası çok acıklrdır.

Yabancı şirketler bu parayı dışarı kaçırmak için oyun ve tuvalet kâğıdını Türkiye ye teknik araçtır diye sokmakta karşılığında da 180 milyon lira dövizi serbest bıraktırmaktadırlar. Geç-

misteki Eneji Bakanı da bunu doğrulayıp resmea açıklamıştır. Görülüyor ki tüketim, sahasında da mevcut yasalarımızı çiğniyorlar. Buna kargılık alınacak tedbir yok.

PETROL OFÎSt :

Petrol Ofisi tüketim, sahasında tek devlet kuruluşumuzdur. 1942 yılında 2,5 milyon lira sermaye ile kurulmuş halen bu sermaye ile yönetilmektedi. Yani 4 yabancı şirketin karşısında rekabetini 2,5 milyon lira ile yapmaktadır. Üstelik herhangi bir rafineriye sahip değildir. Genellikle hükümetler tarafından iktidar aracı olarak kullanımıştır.

Yabancı şiketler tarafımdan ortadan kaldırılma oyunu da 1968 yılı sonunda başlar. Yabancı şirketler petrollerini elde ettikleri gibi pazarlamaya da göz dikmiş, bunun için ofisin, varlığını ortadan kaldırmayı planlamışlardır, bu işi önce bayi seçiminde denemişler. Ofisin bayilerini elde etmişler, çoğuna bayilik vermişlerdir, örneğin Shell îzmir bayii Hasan tbalı aynı zamanda Petrol Ofisi bayidir. Satış organizasyon raporlarında daha îbali gibi yüzlerce bayiye rastlanmaktadır. Gel gelelim ofisin bayilerle anlaşmalarındaki bir madde «bayinin yabancı şirketlerle herhangi bir ilgisi bulunamıyacağı gibi yakınlarının da olamaz» der. Bu hükmün aksine hareket edenlerin bayiliği derhal iptal edilir, diye açıklama yapılmaktadır. Buna karşı halen yürürlükte olan durum yabancı şirketlerin Petrol Ofis bayilerine bayilik verdiğidir. Petol Ofis bayisi niçin yabancı şirketi tercih eder ? tşte bu sorunun cevabını üretim ilişkilerinde aramak gerekir. Yabancı şirketler üretim vergisi, gümrük vergisi (Türkiye'den ürettikleri petrolden) ödemedikleri için gizli olarak bayilere el altından prim şeklinde yardım yapmaktadırlar. Bayiler de her yerde 3 -'4 kuruv Indiimli petrol ofisten gizlice mal satışı yapmaktadır. Bu nedenle müşteri bulmakta güçlük çekmiyorlar. Hatta bu durum devlet kuruluşlarından da önemsenmiştir. Devlet kurumlarının yakıt hitiyacını Devlet kuruluşu Petrol Ofisten temin etmeleri gerekirken ihale yoluyla yabanca şirketleri tercih etmektedirler. Araştırdığımızda şu gerçek ortaya çıkıyor, örneği ile birlikte verelim. İstanbul elektrik enerjisini sağlayan Anbarlı Santralı Türkiye Elektrik Kurumuna bağlıdır. Petrolıu doğrudan doğruya Petrol Ofisten temin etmesi gerekirken üıaie yolunu seçmiştir. Ofis ihaleye girmek ister, tpraş rafinerisine sorar bana Fuel Oil verirmisin? cevap kendim girerim der. Batmanda keza aynı. Ataş adına da şirketler giriyor.

Türkiye Elektrik Kurumunda ihalede Ataş daha indirimli nıad verdiği için haliyle onu tercih edecektir. Böylelikle de yılda bu kurumun ihalesinden dolayı dışarıya milyonlarca lira gitmiş, bunu düşünen kim? Bu şekilde devlet kurumlarının çoğunun zaman zaman yakıt ihtiyacını yabancı şirketlerden temin ettiği görülmektedir. Oysa Bakanlar Kurulu kararnam'esl ile bütün devlet kurumlan ihtiyacını Petrol Ofisten temin eder diye bir hüküm getirildiğinde konu kendiliğinden hal odmuş olacaktır.

îşın ilgi çekici yönüde şu Siyah mal yani Fuel Oil Fiat politikası hükümetin kontrolü altında değildir. Rafineriler dil'edikleri zaman zam yaparlar, işte üç ay içimde % 75 zammı da bu şekilde sağladılar. Bunu yapmak için önce piyasaya mal sürmediler. Sıkıntjı) başlayınca zam taleplerini öne sürdüler.

Dedik ki, 1968 yılında yabancı şirketler ofise resmen taaruza geçtiler. Haliyle direk olarak karşılarına çıkmıyacaklardı. önce Türkiye Petrollerini bu işte kulandılar. T.P.A.O. pazarlamayı" resmen bırakmasına karşı 1970 yılında tekrar girmeye teşebbüs etti Bunun i çin rafinerileri vasıtasıyla ofisi sıkıştırdı. «Borcun var» gerekçesi ile «sana aramızdaki anlaşmaya rağmen ^ mal vermiyorum» diye diretti. Hatta îpraş rafinerisi Mlster Harris imzası ile Peiros Ofisi Genel Müdürlüğüne «senin bayiin benim, ilgi kurduğum özel bir fabrikaya mal vermiş. Bu nedenle protesto eder mal teslimatını durdurduğumu bildiririm» diye noter kan aliyle yazı gönderdi.' Şimdi bu durumu Türkiye'nin hükümranlığı konusunda "ele aldığımızda: Türkiye'nin ekonomik alanda bağımlı olduğunu çok güzel ifade etmektedir. Üstelik te % 51 hissesi hazinenindir. Ofisin de sermayesi hazinenin. Ofis genellikle silahlı kuvvetleri, D.D.Y., Kara yollan, Hava yolları gibi devlet kuruluşlarının hizmetini yürütür. Bu kuruluşların hepsi ofise borçludur. Hükümet borçların mahsubuna gitmez duruma seyirci kalır. En kritik noktada rafineri teslimatı durdurur ithalatı resmen yasaklanır.

tşte ofis böyle bir duruma düşürülmüştür. Arkasından Shell'in pazarlamaya girmesi için tpraş 55 sene süreyle yılda 500 bin ton ham petrol işleme hakkını vermiştir. Böyle durumda dalma ofisi ortadan kaldırma çabalan yoğunluk kazanmış. Amma hiç ıbirl çıkıpta tpraş ile Batman rafinerisinin ofise devrini söyleyip meseleyi kökten halletme yolunu seçmemiştir.

Hal böyleyken ofisin yönetici kadrosu da devamlı baskı altında tutulmuştur. Bu günkü Genel Müdür bir seneyi aşkın zaman içinde vekaleten görevli kılınmış Genel Müdürlüğü kasıtla olarak savsaklanmıştır. Siyasal baskılarla Genel Müdürlük o duruma getirilmiştir.

AP'in tzmir Karşıyaka ilçesi yönetim kurulunda görevli bir idare memurunun yeri değiştirildiğinde Bakanlık bu tasarrufu 2 defa dur-

durmuştur. Aslında bu tasarrufu durdurma baskısı arkasında Mobil bayii saklıdır. Çünkü mobilın en büyük bayii de Karşıyaka AP yönetim kurulu üyesidir. Zaman zaman Petrol Ofis Ege bölgesine sıçramak istidadındadır. Bu nedenle orada Millî Petrol taraftarları büyük bir kıyıma uğamştır. Ofisin bu günkü yöneticileri kıyımı durdurmak istemişler, Bakanlak'tan gelen baskı karşısında vazgeçmişler.

Kısaca Petrol Orisln içinde bulunduğu koşullar da bundan ibaret.

Yani ofis zaman zaman yabanca şirketler tarafından yozlaştırılmak istenmiş, zaman zaman da hükümetler parti lokali haline getirmeyi düşünmüşler, karsa çıkılınca Genel Müdür değiştirmişler, bu yolu gelmiş geçmiş tüm iktidarlar tercihte birleşmişlerdir. Amma hiç bir iktidar temeld'e yatan sorunlar üzerinde durmamıştır.

Türkiye'deki siyasal kuruluşların hepsi tüzüklerine madenlerin devletleştirilmesini koymuştur.

Hepsininde parlementoda üyeleri vardır. Fakat hiçbir parti Meclise bu konuyla ilgili çalışma taslağı götürmemiştir. Seçim zamanında istismar konusu yapmaktan da gen kalmamış, birbirleriyle kapışmışlardır. Hatta Petrol aJanmda ekonomik bunalımdan doğan bazı sosyal kıpırdamalara sahip çıkmaya açık gözlülük haline getirmişlerdir.

Sonuç olarak,

Bütün bu belgeler göstermiştir ki, halka dayanan güçlü bir halk iktidarı işbaşına geldiğinde hiçbir kuruş tazminat ödemeksizin yabancı şirketlerin tek taraflı anlaşmaları ihlâl ettiğine dayanarak petrolü millileştirecekür.

llllllllllltlIllllMIIIIllinillllllllllllllllll

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ASİSTAN ARIYOİR

K.T.Ü.'de yeni kurulmakta olan Makina ve Elektrik Fakültesine asistan alınacaktır.

İlk tayinde mahrumiyet ödeneği ve asistanlık tazminatı dahil olmak üzere 2.400,— T.L. maaş verilmekte ve zaman beklemeden yabancı ülkelere gönderilmeleri sağlanmaktadır.

İmtihanlar asistanlık yönetmeliğine göre yapılacaktır. İsteyen arkadaşlarımızın K.T.Ü. Rektörlüğüne başvurmaları rica olunur.

KUVVETLİ AKIM DALI

1) Genel Elektroteknik

2) Teorik Elektroteknik

(Alan Teorisi, Modern Fizik) 2

3) Elektrik Ölçmeleri

4) Elektrik Makinalan

5) Elektrikle Tahrik

6) Elektrik Tesisleri ve Enerji

Nakli

7) Aydınlatma

ZAYIF AKIM DALI

1) Telekomünikasyon

Tekniği ve Transmisyon hatları

2) Yüksek Frekans

3) Devreler Teorisi

4) Elektronik ve

Endüstriyel

Elektronik

llllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllnniHinıınnınınn,,,,,,,,!,,,!,,,,,,,,,,,,, lllllllllllllll