Elektrik Mühendisliği · Sayı 182 · Şubat 1972
ARAMIZDA
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1972
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- XVIII. Genel Kurul
- EMO Yönetim Kurulu
- tutucu gerici çıkarcı ittifak
- teknik personel hakları
- 12 Mart sonrası dönem
Özet
EMO'nun XVIII. Genel Kurulu öncesinde yönetim kurulu, önceki genel kurul sonrası yaşanan engellemeleri ve yetkisizlik dönemindeki aksaklıkları anlatarak üyeleri desteğe çağırıyor; ilerici-yurtsever mühendislerin görev ve isteklerini sıralıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Sayın üyemiz,
X V I I I . GENEL KURUL ÜZERİNE c
Önümüzdeki günlerde XVIII. Genel Kurulumuz toplanacaktır. Hay/i çekişmeli ve ilgi toplamış olan XVII. Genel Kurul'dan sonra, bu kez de aynı şekilde geniş ilgi topla yacağını sandığımız bu genel kurul toplantısı için görüşlerimizi belirtmekte fayda bu lunduğu ve bunun aynı zamanda başlıca görevimiz olduğu kanısındayız.
Genellikle azgelişmiş ülkelerde yoğun ve hızlı toplumsal gelişmelerin kaydedildiği,
bağımsızlık ve ileriye dönük kalkınma atılımlarının yer aldığı, tutucu, gerici, sömürgeci
unsurlara karşı mücadelenin gitgide yaygınlaşarak sürdürüldüğü çağımız dünyasında ge
lişen olaylar dizisinin yurdumuzu da etkilememesi ve Türkiye'nin bu gelişmeler dışında
kalmış olması beklenemezdi. Nitekim 27 Mayıs 1960 Devrimi sonrasının nispeten demok
ratikleşen ortamında, ana unsur olan halk kitlelerinden az çok kopuk da olsa, özellikle
aydın kesiminde toplumsal sorunlar ele alınmaya başlanabilmiş, çözüm yolları aranmaya
çalışılmış, kalkınma hamlelerinin nasıl yapılması gerektiği üzerine çeşitli görüşler öne sü
rülmüş, tartışmaları yapılmıştır. Geniş kitlelerin siyasal bilinçsizlik içinde bırakılmış ol
ması ve hakları konusunda aydınlatılmamış bulunması, buna yönelik çabaların ise yeter
siz kalması dolayısıyla, bu bilinçsizlik giderilememiş ve kısa bazı dönemler dışında, plan
lı kalkınma, sanayileşme ve teknolojik gelişmeye ayak uydurma çabalarına rağmen ileri
ci yönetimler iş başına gelme olanağı bulamamıştır. Siyasi partiler çıkar guruplannı
temsile tabiatları icabı devam etmiş er, 12 Mart sonrası hükümetlerin ilerici sayılabile
cek bazı atılımlarını sürekli olarak engellemişler, bu hükümetleri sık sık güç koşullar al
tında çalışmaya zorlamışlardır. Bu durumda modern yönetimin genel icaplarından olan
idari reformların yapılmasına bile imkân bulunamamış, 12 Mart öncesinin parlamenter
çekişmeleri sona ermemiştir. Şurası açıktır ki, gerçekçi kalkınma hamlelerine girebilmek
ve gerçekten ileri, modern bir toplum olabilmek; gerekli yapısal değişimleri gerçekleşti
rebilecek, modern üretim yöntemlerini uygulayabilecek ve ekonomik gelişmeyi sağlayabi
lecek, halka dayanan, halk yararına çalışacak, modern teknolojik ve ekonomik bilgilere
sahip güçlerle olacaktır.
,
Yurdumuzda son yıllarda sürdürülen bu tür fikir açılınımları, elbette etkisiz kal mamış, ilerici görüşler gitgide yaygınlaşarak zor koşullar altında dahi olsa toplumumu zun bütün kurumları içinde mücadele vermiştir. Bunun sonucu olarak ilerici görüş son iki ( X V I . ve X VII. ) Genel Kurul'da başarı kazanmış, Odamızın yönetimine getirilmiştir. Her iki yönetim kurulu da ileriye yönelik çalışmalar göstermiştir. Ne var ki bu çabalar sürekli olarak tutucu çevrelerce engellenmiş, üyelerimize ve kamu oyuna türlü yalanlarla yanlış tanıtılmaya çalışılmıştır. Özellikle X VI I . Genel Kurul sonrası bu engelleme çabaları yoğun olarak sürdürülmüş, yer yer Yönetim Kurulu'muz Oda yönetiminin gerektirdiği rutin çalışmaları bile yapamamıştır. Daha önceki sayılarımızda dökümü yapılmış olan bu engellemeleri uzun boylu tekrarlayacak değiliz (Bak. Kasım 1971, Mart Nisan 1971 ve diğerleri). Ama sunuda kesinlikle belirtmenin yararlı olacağı kanısındayız: Bir genel kurul elbette ki onu oluşturan topluluk içimdeki çeşitli görüşleri yansıtacaktır. Sonunda ise bu topluluğun haklarını en iyi savunacağını ortaya koyan, bu topluluğun, isteklerini en iyi yansıtan kesim genel kurul süresindeki mücadeleden galip çıkacaktır. Bundan son ra yapılacak çalışmalarda mutlaka fikir tartışmaları olacaktır ve bunun hesabı bir raki genel kurulda verilecektir de. Ama bu, kaybedenlerin çeşitli oyunlara >
yönetimi elinde bulunduran kesimi, Odanın yapması gereken ve yapmakla kanun hüküm leri icabı yükümlü olduğu çalışmalarında baltalaması demek değildir. Y ani «yönetime ge lemedim, öyleyse kazananlar da hiçbir şey yapamasınlar» anlayışıyla hareket etmek, en azından bu topluluğun demokratik kararlarını hiçe saymak demektir. Unutmamamız ge reken ana nokta, Odamızın çeşitli temel görevleri olan bir kamu kuruluşu olduğudur. Bu görevler yapılamazsa kamu hizmetlerinin elektrik mühendisliği ile ilgili birçokları aksar, topluluğumuz içindeki sosyal dayanışma ve bunun gereği olan görevler gerçekleştirile mez. Nitekim X V I I . Genel Kurul'da kaybeden taraf ki biz bunları kesin kes «tutucu ge rici çıkarcı ittifakı» olarak nitelendiriyoruz, çeşitli oyunlarla elde edemedikleri Oda yö netimini, bu kez en temel görevlerini de yapmakta engellemeye girişmişlerdir. Bir yıllık çatışma dönemin'n geniş bir bölümü için yetkisiz kılınan Y önetim Kurulu'muz kalan sü re içinde aksayan rutin çalışmaların ötesinde, ele aldığı önemli sorunlarımızı çözümleye cek zamanı bulamamış, ancak temel görevlerindeki gecikmeleri giderebilmek için geceli gündüzlü çaba göstermek zorunda kalmıştır.
Kurulumuzun uzunca bir süre yetkisiz kalması ve bankalardaki Oda hesaplarına tedbir konmuş olması dolayısıyla bu süre içinde gerçekleştiremediğimiz bazı temel görev leri kısaca sayalım :
— Y eni mezun arkadaşlarımızı üye kaydedemedik, bu arkadaşlar iş bulmakta güç lük çektiler.
— Aylık yayın organımızı bu güç koşullar altında gene de az çok gecikmelerle çı karmayı başardık. Matbaaya baskı ücretlerini uzun bir süre ödeyemedik. Bazan dergiyi bastıracağımız kâğıdı alacak paramız bile olmadı.
— Proje vizelerini yapmadık. Böylece hem proje tatbikatları aksadı, hem de Oda bir gelir kaynağından yoksun kaldı.
— Bu yıl yapılmasını tasarladığımız Teknik Kongre maddi imkânsızlıklar ve ilân edilmiş olmasına rağmen yetkisizlik dolayısıyla resmi temaslar kurulamaması sonucu or ganize edilemedi, bjr dönem sonraya bırakılması gerekti.
— Çeşitli mesleki ve sosyal sorunlarımızı incelemek üzere kurduğumuz komisyon lar, yeterli faaliyeti göstermek olanağrnı bulamadılar.
— Uzun bir süre Oda personelinin aylıklarını ödeyemedik.
Odamızı belli bazı zümrelerin çıkarlarına alet etmek isteyen «tutucu gerici çı karcı» ittifakı yönetimi ele geçiremeyince Oda faaliyetlerini geniş çapta baltalamakta hiç bir sakınca görmedi ve yukarıda verilen örneklerde görüldüğü gibi bunda büyük çapta başarılı da oldu. Ama ne var ki bu durum, aynı zamanda onların maskelerini de düşür dü. A r t ı k kesin bir gerçek ortaya çıktı, o d a X V I I I . Genel Kurul'da gene karşımıza çıka cak olan bu gurubun amacının, mesleki ve sosyal sorunlarımızı çözümlemek, yurt so runlarına eğilmek olmadığıdır. Geçen kongrede eleştiremiyen, fikirsiz, hiç bir temel gö rüş öne süremeyen bu klik, bu kez karşımıza sanırız ki bizim sloganlarımıza sahip çıka rak gelmeye çalışacaktır. Fakat bunun arkasındaki samimiyetsizlik, yurtsever ve ilerici olmayan görüşlerinin bu tür maskelenmiş olması bilinçli üyelerimizi yanıltmamalıdır. Siz lerin açıkça bilmesi gereken ve X V I I . Genel Kurul sonrası olayların apaçık ortaya koy duğu gerçeği bir kez daha tekrarlayalım :
Bizler, yani «ilerici, yurtsever» elektrik mühendisleri, karşımızda her zaman söz konusu «tutucu gerici çıkarcı» ittifakını bulacağız. Bu nitelikleri dolayısıyla yabancı ser mayenin, yüksek bürokratik yönetimin çoğunluğunun ve gerici çevrelerin örgütlediği ve
bir takım çıkarlar gösterdiği bu klikle mücadele edeceğiz. Bir kamu görevini yürütmek te olan Odamızın yönetimini lâik ve demokratik görüşleri hiçe sayan, özellikle teknik personelin mesleki ve sosyal sorunlarını, buna bağlı olarak yurt sorunlarımızı ulusal çı karlar açısından çözümlemeye yanaşmayacak olan bu ittifaka teslim etmeyeceğiz. Bunun için büyük bir çoğunluğu zaten yurtsever ve ilerici olan siz üyelerimizin X V I I I . Genel Ku rul'a ilgi göstermeniz, gelmeniz ve bizleri desteklemeniz gereklidir.
GÖREVLERİMİZ
Y eryüzünün teknolojik yönden gelişmiş ülkeleri ve geri kalmış ülkeler arasındaki ilişkiler üzerine görüşlerimizi bundan önce defalarca belirtmiştik. Şimdi, bu durumda yurtsever, ilerici mühendisler olarak görevlerimizin ne olduğunu koyalım. Bunları iki gu rupta toplayabiliriz:
1 — a. Genel teknolojik gelişmeyi izlemek, öğrenmek ve bunu yurdumuzda uygulamak. b. Özellikle teknolojik yönden gelişmiş ülkelerin bu ileriliklerini, şimdiye kadar ki uygulamalarda kesinlikle görüldüğü gibi, geri kalmış ülkelerin — bu anlamda yurdu muzun da — kalkınmasını engellemekte ve halkımızın sömürülmesinde kullanmalarını önr lemek.
Bu görevimizi ancak orta ve yüksek öğrenimin ve sonrası mesleki eğitimin en iyi şekilde yapılmasını ve teknik iş gücünün en yüksek kademesinde çalışanlar ve doğrudan doğruya üretime katkıda bulunan ve değer yaratanlar olarak, gerekli sorumlulukları ve bu na uygun yetkileri istemekle ve milli olmayan, milli çıkarlarımızı savunmayan yabancı tek nik iş gücünün bu yetki ve sorumluluklardan uzak tutulmasını sağlamakla yapabiliriz.
2 — Görevlerimizden ikincisinin ve asıl sosyal ağırlık taşıyanının ise ilk gurup göre vimizi yapmamızı sağlayabilecek bir ortam yaratmak olduğunu bilmeliyiz. Tekniğin ve teknolojik gelişmenin halk yararına kullanılabilmesini sağlayabilmek, halkımızın kendi siyasal ve demokratik haklarına sahip çıkacak şekilde eğitilmesini istemek ve bu tür eğitime kendi çapımızda katkıda bulunmak için çalışmamız gereklidir. Görüldüğü gibi yalnızca teknik alanda çaba göstermekle bazı çevrelerde hâlâ yaygın olan «teknik iş gücü yalnızca kendi işine baksın, gerisine karışmasına gerek yoktur» anlayışı hiç de geçerli de ğildir. Özellikle teknik iş gücü yaptığı görevin ağırlığı oranında iş yeri ve toplum yöne tim'ndeki tüm demokratik haklara sahip çıkmalıdır. Biz bu temel görevlerimizin, yani tek nik alanda bilinçli eğitimi, gerekli sorumluluklar ve yetkilerle donatılmayı istemenin ve halkımızın bilinçlendirilmesine katkıda bulunmanın birbirlerinden! ayrı veya kısmen ger çekleşebileceği kanısında değiliz. Teknolojik gelişmenin ve kalkınma sürecinin en verim li ve hızlı şekilde planlanması ve uygulanması için halkımızın desteğine muhtaç olduğu muzu biliyor, bunun ancak halkımızın siyasal ve demokratik bilinç düzeyinin yükseltil mesiyle mümkün olacağını, sorunlarımızın çözümünün ancak bunun gerçekleştirilmesine bağlı olduğunu görüyoruz.
Böylesine ağır görevlerin bilincine varabilmek ve bunu yükümlenebilmek için ara mızdaki bütün guruplaşma ve klikleşmelerin yok edilmesi; teknik personelin, mesleki ay rımlarla, öğrenim farklarıyla ve mezun olunan kuruluşlar ve üniversitelere göre, bir kı sım çıkar çevrelerinin yaratmaya çalıştığı bazı sun'i ayrıcalıklarla bölünmesinin önlenme si, bu tek görüş ve çalışma yolu etrafında birleşmesi gereklidir. Ancak bu şekilde bilinçli olarak kamu oyunu yeterince aydınlatabilir' 've yurt kalkınmasına halkımıza dönük bir cephe verebilir, kalkınma ortamına ağırlığımızı koyabilir ve yurt sorunlarının ağırbaşlı, bilimsel, halkımızdan destek alarak çözümlenmeye çalışılmasına katkıda bulunabiliriz. Do layısıyla tüm Türkiye teknik personeli bu ilkeler etrafında birleşmeli, toplumun üretici dinamik güçleriyle ittifak halinde yurt kalkınmasının ve halka dönük yönetimin gelişti rilmesi için çalışmalıdır.
İSTEKLERİMİZ Bu durumda somut isteklerimiz şunlar olmalıdır : 1. Teknik personelin eğitimine gerelcen ağırlık verilmelidir. Bu eğitim Türkiye ger ' çeklerinden kopuk olmamalı, kalkınmamızın temel sorunlarının çözümüne yönelik, halkı mıza dönük olmalıdır. 2. Teknik personele gerekli yetki ve sorumluluklar verilmelidir. Y abancı iş gücü nün kalkınma yönetimi ve planlamasındaki etkisi en düşük düzeyde tutulmalıdır. Teknik personele demokratik çalışma olanakları sağlanmalı, uzmanlığı dahilinde d a n konularda son söz hakkı verilmelidir. Devlet memurluğunun yaratıcılığı kısıtlayıcı bir t akım disip lin hükümlerine bağlı olmamalıdır. Kısacası yönetim ve yürütmede teknik personel, gö rüşlerini demokratik yönetim ilkelerine uygun olarak savunabilmek ve yürütmek hakla rına sahip olmalıdır. 3. Teknik personele siyasal ve ekonomik haklar tanınmalıdır. Bunun için daha yüksek düzeyde ve dengeli ücret sağlayan, teknik işin gerektirdiği değişik ve ağır çalışma koşullarını göz önüne alan, ekonomik haklannı savunmak üzere sendikalaşma ve grev hak ları tanıyan, siyasal kuruluşlarda çalışma olanağı veren ve siyasal görüşlerini belirtmesine engel olmayan bir «Teknik Personel Kanunu» çıkartılmalıdır.
Saygılarımızla, Y ÖNETİ M KURULU