Elektrik Mühendisliği · Sayı 207 · Mart 1974

GÖRÜŞLER

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
6
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • TMMOB
  • genel af kanunu
  • toprak reformu
  • Maden Kanunu
  • linyit
  • petrol ambargosu

Özet

TMMOB'ye bağlı Mimarlar, Harita ve Kadastro, Maden ve Kimya Mühendisleri Odalarının genel kurul çalışmaları sonrası açıkladığı görüşler derlenmiştir; genel af kanunu, toprak reformu, madencilik politikaları ve enerjide dışa bağımlılık gibi konulardaki oda tespitleri özetlenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

odalar çeşitli konulardaki görüşlerini açıkladılar

Geçtiğimiz günlerde TMMOB'ne bağlı meslek Odaları, genel kurul çalışmalarını tamamladılar. Gerek bu çalışmalar sırasında genel kurullarca, gerekse oda yöneticileri tarafmdan kamu oyuna ve il gililere duyurulmak üzere görüşler saptandı ve açıklandı. Bu gö rüşler içinde ülke ve meslek sorunları açısından önem taşıyan ve özellikle Odamız üyelerini ilgilendirebilecek olan bazılarını aşağı da bulacaksınız.

••

Mimarlar Odası 19. dönem Çalışma Raporunda özetle şunlar denilmekte :

Geri kalmışlıktan kurtulmak için, tam bağımsızlık ve gerçek demokrasi ülküsüne bağlı kahnarak halkımızın özgürce örgütlenebilmesi lazımdır.

6 bin mimarımızın, 40 milyonu bulan nüfusumuzun beşte birine dahi hizmet ede meyişinin iki sebebi vardır : Ekonomimizin dışa bağlılığı

Gelir dağılımındaki büyük farklılıklar.

Bugün üretime fiilen katılma durumunda olan teknik elemanlar sosyal ve ekono mik hakları konusunda söz sahibi clmaktan uzak, etkin bir örgütlenmeden yoksun bir kesim durumundadır. Ülke çıkarları doğrultusunda görevini tam olarak yerine getirebilmek, tüm üretici sınıflarla birlikte, demokratik bir ortamda ekonomik ve sosyal haklarını savunabilmek ve elde edebilmek için, teknik elemanlar, Personel Kanunu kapsamından çıkartılmalı, İş Kanunu kapsamı içine alınarak, toplu söz leşme ve grev haklarına sahip kılınmalıdır.

Mimarlar Odası, kamu oyuna yansıtılan af kanunu önerisini inceleyerek bir rapor hazırladı ve önerinin «Genel Af Kanunu» niteliğine kavuşması için hemen yapılma sı gereken değişiklikler konusunda görüşlerini saptadı. Hazırlanan raporda, özellik le siyasi suçların af kapsamı içine tümüyle alınmamış olmasının, hükümeti oluş turan siyasi partilerin seçim beyannamelerine, hükümet programına ve hükü met yetkililerinin bugüne kadarki açıklamalarına ters düştüğü belirtilerek, bir si yasi mücadelenin bugün için yenik tarafını teşkil eden suçluların, ayrıcalık yarat madan, tamamen affedilmesi gerektiği öne sürüldü. Raporda özetle şu görüş lere yer verildi :

Af kanunu İle ilgili ciddi nitelikteki çalışmalara başlanmasından ve bunların kamu oyuna ulaşmasından bu yana aylar geçmiş, bu durunu, aftan yararlanması olanak dahilinde bulunan binlerce yurttaşın, kamu vicdanını zedeleyecek ölçülere varan süreler boyunca, özgürlüklerinden yoksun olarak cezaevlerinde bekletilme leri sonucunu doğurmuştur.

Öte yandan, son günlerde kamu oyuna yansıtılan af kanunu önerisi incelendiğin de, bunun, bir «Genel Af» niteliği taşımadığı açıkça görülmektedir. Bu öneri, oldu ğu gibi kanunlaştığında, özellikle siyasi suçlar konusunda önemli ayrıcalıklar ve eşitsizlikler doğuracak, birçok siyasî hükümlü, hapishane köşelerinde ve sürgün lerde çile çekmeye devam edeceklerdir. Bu durumun giderilmesi ve böylece, İk tidarın özgürlük ve iç barış konusundaki seçim öncesi vaadlerJni gerçekleştirme sini bekleyen geniş halk kitlelerinde büyük hayal kırıklığının yaratılmasının önlen mesi için önerinin bazı değişikliklerle kanunlaştırılması zorunludur.

Görüşte bu değişikliği gerektiren hususlara da yer verilerek, hükümeti oluşturan partilerin fikir suçuna karşı olduklarım belirtmelerine rağmen af kanunu öneri

oo on

sinin fikir suçlarını bütünü ile kapsamadığı, kesin hükme bağlanmamış dava ve kovuşturmalar bakımından aleyhte gelişmelere karşı tedbir düşünülmesi gerektiği, af kanunu önerisinin 2. maddesi ile bir ayrım yapılarak bazı suçların «fer'i» ni teliğine bakılmaksızın genel ceza indirimi dışında tutulmasının af adaleti ve eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı belirtiliyor. Rapor şöyle bitiyor:

Sonuç olarak bir kez daha belirtmek isteriz ki, af kanunu önerisi «Genel Af» ge tirmekten uzaktır. Özellikle siyasi suçlar açısından konuya bakıldığında bunu gör memek mümkün değildir. Siyasî suçluların bir ahlâk zaafı yüzünden suç işledik leri aklı başmda hiç kimsece ileri sürülemez. Siyasî suçlu nihayet bir siyasî müca delenin bugün için yenik tarafını teşkil eder. Üstelik bugün Türkiye'dle hemen bütün suçluların, toplumsal ve ekonomik yapı bozuklukları yüzünden suçlu duru muna düştükleri açıktır. Cezaevi parmaklıkları arkasında bir tek siyasi suçlu kal dığı sürece, çıkarılacak affın «genel» niteliğinden uzak kalacağını ifade etmek İste riz.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası da genel af konusunda bir bildiri hazır ladı. Fikirleri suçlamanın çağdışı olduğunun belirtildiği ve tüm fikir suçlarının af fının istendiği bildiride, toprağa ilişkin suçlar için şöyle denildi:

Topluma geniş çapta huzur getirecek girişimlerden birt de toprağa ilişkin suçların affedilmesi olacaktır. Ülkemizde Asliye Hukuk Davalarının % 70 i, ceza davaları nın °/o 45 i toprak anlaşmazlıklarından ileri gelmektedir. Türk toplumunun % 60 mm geçim kaynağı olan toprakla, onun üzerindeki insanın ilişkileri, çağdışı iliş kilerdir. Toprak anlaşmazlıkları nedeniyle cezaevlerine giren yılda ortalama 10.000 dolayında Türk insanı astında bu çağdışı ilişkinin kurbanıdır. Bunların af kanu nunda unutuhnamaları toplumun geniş bir kesimine huzur getirecektir.

Aynı Odanın 20. Genel Kurulu da ortak görüşlerini kamu oyuna açıkladı. Bu bil diride toprak reformu hakkında şu görüşler var:

Odamız, toprak reformunu, tanm alanında üretim ilişkilerinin ve üretim biçi minin halk yararına yeniden düzenlenmesi olarak görür. Bu görüş kaynağım Ana yasanın 36. maddesindeki kamu ve toplum yararına olan bir mülkiyet felsefesin» den alır. Toplumun büyük çoğunluğunun ekonomik ve demokratik haklara kavuş ması, tanm kesiminde çağ dışı yaşama koşullarının düzeltilmesi zorunludur. Os manlı düzeninden kalma, dayanağı belirsiz ve hatta haksız irade senetleri, fer manlar, mültezim senetleri ve hüccetlerle 1970 Türkiye'sinde tapu vermeye daya nan bir mülkiyet anlayışı kamu topraklarının yağma edilmesine, kamu toprakları nın egemen sınıfın mülkiyetine geçmesim yaramaktadır. Yağmayı hukuksal kılan tapulama yasasının değiştirilmesi ve toprak reformu hedeflerine yöneltilmesi zo runludur.

«Kadastro uzun süreceği için toprak reformu yapılamaz» biçimindeki görüş kesin likle yanlıştır. Tersine, toprak reformu hedeflerine yöneltilmiş ve halk yararına ye

•o

nd yorumlar kazanmış bir kadastro düzeni Toprak Reformu uygulamasını kolaylaş tinr. Dağıtılacak kamu toprağı miktarım artırır ve kamulaştırma maliyetini azal t

Maden Mühendisleri Odası Genel Kurulunda özetle şu noktalar açıklandı:

Böyle bir düzen içinde, ulusal çıkarları korumak, kişiler arasında eşitliği ve hu kuku hakim kılmak, kaynakların tahrip ve israfına olanak bırakmamak büyük önem taşır.

Oysa, bugünkü düzenin ilke, kural ve yömtim olarak isabetsizliklerle dolu olduğu, bütün siyasal kurumlarca ve yetkili devlet kuruluşları tarafından kabul edilmiştir. Bunların değiştirilerek uygun biçimlere konulması zorunludur. Her şeyden önce, uygulayıcı örgütün güçlendirilmiş olması şarttır. Ayrıca, başlangıçta tek örgütte toplanmış olan görev sorumluluğu, giderek Bakanlar arasında dağılmaya başla mıştır. İlgili bakanların anlayışlı ve içtenlikli bir işbirliği yapması sağlanmadan bu soruna çözüm bulunması olanağı yoktur.

• Anayasanın 130. maddesi doğrultusunda ve ulusal çıkarları esas alan bir Maden Kanunu süratle yürürlüğe konmalıdır.

• Madenciliğimiz herşeyden önce milli olmalı, yabancılara işletme ruhsatı ve im tiyazları verilmemelidir.

• Maden aramaları başı bozukluktan kurtarılmalı, projeli çalışma, teknik ve etkili bir denetimle yürütülmelidir.

• Taş ocakları nizamnamesi günümüzün koşullarına göre yeniden düzenlenmeli ve endüstriyel hammaddeler Maden Kanunu kapsamına alınmalıdır.

Maden Mühendisleri Odası, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına gönderilen mek tupta şu tedbirlerin alınması gerektiği görüşünde idi:

Doğal kaynaklarımızın maden bölümünden sağlanabilen ulusal yararın, bu güne de ğin istenen düzeye erişememiş olması nedenlerinin en önemlilerinden biri de Ma den Kanunu'nun uygulanmasından gelen aksaklıklardan doğmaktadır.

Bu nedenledir ki madencilikte reform denemesine girişilmiş, ancak bilindiği gibi bu atılım bilinen güçlerce engellenerek yozlaştırılmıştır. Ulusal yararlarımız açısından öncelikle ele alınmasında yarar gördüğümüz madencilik sorunları hak kındaki görüş ve önerilerimizi bildirmeyi görev saymaktayız.

• Madenciliğimizin gerek gelişmesinde ve kontrolünde, gerekse Maden Kanunu nun uygulanmasında önemi tartışılmayacak şekilde büyük olan Maden Dairesi acilen tüzel kişiliğe kavuşturulmalı ve bünyesinde bugün için çok az olan yetenek li kişilerin günün şartlarına uygun biçim ie daha da artırılarak güçlendirilmesi sağ lanmalıdır.

DO

• Hükümet programında yer alan boraks konusunun istenen hedeflere varabilmesi için, aşağıdaki tedbirlerin alınması gereklidir:

Bu süre içerisinde devletleştirmeye esas olan sahalardaki muhtemel tahribatı ön leyen idari ve teknik tedbirler vakit geçirilmeden alınmalıda1.

Aksi halde, bu sahaları Devlet adına değerlendirecek olan kamu kuruluşu büyük teknik güçlüklerle karşılaşacak ve başarısızlığı kamu oyunda devletçilik aleyhine kullanılmak istenecektir.

• Enerji sorunumuzun giderek daha fazla petrola ve dolayısıyle dışarıya bağımlı lığını önlemek açısından, linyit potansiyelimizden en maksimum düzeyde yararla nabilme olanakları araştırmalı ve havza niteliği gösteren rezervler acilen devlet leştirilmelidir .

• Anayasamızın 130. maddesi doğrultusunda devlet önceliği esas alınmalı, bu ön celik sadece «rayici ve kaynak yaratıcı nitelikte olmamalıdır.

Kimya Mühendisleri Odası, enerji sorunu ile ilgili görüşlerini kamu oyuna açıkla dı. Bu görüşleri Özetlersek:

«Ham petrole yapılan son zamlar ve ambargo Amerikan petrol şirketlerince des teklenmiştir. Çünkü, ham petrole yapılan zamların büyük kısım Arap ülkelerinde petrolü çıkaran Amerikan petrol şirketlerinin kâr hanesine eklenmiştir. Bu ambar godan Amerikan ekonomisi kârlı çıkmış, Alman ve Japon ekonomileri dünya paza. rında Amerika karşısında gerilemiş; bunun sonucunda İse yen'in değeri düşerken dolar'ın değeri yükselmiştir. Tüm enerji kaynaklan içinde Arap petrolünün yüz de 5'ine sahip olan Amerika bu ambargodan zarar görüyormuş gibi, sözde bir ta kım tasarruf gösterileri ve politik alanda Arapları tehdit gibi oyunlarla çıkarlarını dünya kamu oyundan gizlemeye çalışmıştır.

Türkiyeye gelince:

Bugün linyit rezervlerimizle su potansiyelimiz değerlendirilememektedir; bunların toplam enerjiye katkıları sadece yüzde 8.7 ve yüzde 3.7 oranındadır. Bugüne ka dar olan uygulamalarda kendi kaynaklarımızdan yararlanamamış, dışa bağımlılık gittikçe artmıştır. 1962 1972 döneminde toplam enerji tüketimindeki petrolün pa yı yüzde 40,5'den yüzde 62'ye çıkarken linyitin payı ise yüzde 15.4'den yüzde 12.6' ya düşmüştür. Yaygın şekilde kullanılması teşvik edilen petrolün 2/3'si ithal edil mekte olup yurt içindeki petrolün de ancak yüzde 29'unu TPAO çıkartmaktadır. TPAO'nun bu üretiminin toplam tüketimin yüzde 11,2'smi karşıladığı gözönüne alı nırsa dışa bağımlılığın ciddiyeti ve petrol tüketiminin teşvik edilmesinin nedenleri açıkça ortaya çıkar.

Büyük sanayi değeri olan taş kömürlerimizin bir kısmı TCDD'da (yüzde 15 verimle) ve elektrik santrallannda yakıt olarak kullanılarak israf edilmektedir. Yakıt olarak odunla tezeğin, elektrik üretiminde de ülkemiz şartlarına göre petrolün ve taş kö mürünün yerini alması gereken linyitin durumu ayrı bir sorundur. Aşağı yukarı

aa aa kamu kesiminin yarısı kadar bir rezerve sahip bulunan özel teşebbüsün üretimi kamu üretiminin ancak 1/4'İ oranında olup bu yataklar özel teşebbüs elinde verim siz işletmecilikle israf edilmekte ve yanmaya terkedilmektedir. Petrol tüketimini azaltmak, linyitle çalışan elektrik santrallarıntn kurulması için özel ellerde bulunan ve harcanan linyit yataklarının devletleştirilmesi şarttır.

Dünyada bir benzeri daha görülmeyen bizdeki gibi ruhsat ve işletme hakları ile bu değerli kaynağın israf edilmesini önlemek, kamu yararına işletmek milli ekonomi miz yönünden gereklidir.

Kimya Mühendislerinin 20. Genel Kurulu ise şu ortak görüş metnini kabul etti:

Tüm insangücü ve ham madde kaynaklarımızın halkımızın hizmetine sunulduğu, bu kaynakların kullanılmasında tüm çalışanların söz sahibi olduğu, üretime doğ nidan katkıda bulunan teknik elemanların emeklerinin karşılığını toplu sözleşme ve grev haklarıyla elde edebilmeleri olanağına sahip kılındığı, teknik hizmet İthali gibi ülke çıkarlarına aykırı girişimlere son verilmesi içn yabancı denetiminin tamamen ortadan kalktığı bir J"»iln™wı politikasının izlenmesini istiyoruz.

Örgütlü demokratik yaşayışı yok etmeyi, siyaseti belli bir dar çerçevede sınırlama yı, tek tip bir düşünceyi topluma egemen kumayı amaçlayan tüm antidemokratik yasaların iptal f<Hlm«rf gerektiği inancındayız.

İster adi, İster siyasi olsun tüm suçların nedeninin bozuk düzenin ekonomik, sos yal siyasal ve kültürel kurumlan olduğu inancı içinde yeni dönemin başlangıcın da'yurtta sosyal bansın kunıhnası ve kardeşlik havasının yaratılması İçin geniş kap samlı bir genel affın gerçekleşmesi gerekmektedir.

Gerek programından gerekse TMMOB Yönetim Kurulu ve Oda Başkanlarının par lamenterlerle yaptığı görüşmelerden şimdiye kadar kurulan hükümetler içinde tek nik personel sorunlarına ve buna paralel olarak sanayileşme sorununa en çok önenTverdiği anlaşılan CHP MSP koalisyon hükümetine yurt kalknmıasında de* tek olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

İnşaat Mühendisleri Odası 19. dönem Çalışma Raporunun bir bölümünde şu görüşe yer verilmişti:

Yeni bir yurt yaratmanın, yeni bir düzen kurmanın sevmemi ve canhhğım özlüyor ve bu devrimin sancılarına bir doğum sancısı gibilerden zevkle J ^ ^ T * Bu havada Türkiye'de meslek odalarının karakteri mutlaka devrimci olacaktır, öylesine devrimci ki, yeniliklere alışmaya bile vakit bulamadan, yenisi peşinden koşabilsin. Meslek Odalan, devrimci niteliği ile sömürülenlerin yanında mevcut düzenin de vam ettirilmesini isteyenlerin karsısında olacaktır. Meslek Odakn yurt olayları S i n d e dünya olaylarmı yalandan takip etmeli, kendisini sürekli olarak yenileye bilecek dinamik bir sistem kurmalıdır.