Elektrik Mühendisliği · Sayı 215 · Kasım 1974

ENFLASYIN V EİŞÇİ ÜCRETLERİ

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
4
Okuma süresi
8 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • enflasyon
  • işçi ücretleri
  • gelir dağılımı
  • tekelleşme
  • Türkiye ekonomisi
  • Tüm İktisatçılar Birliği

Özet

Tüm İktisatçılar Birliği'nin bültenden alınan bu yazıda, Türkiye'de 1950'lerden 1970'lere kadar fiyat artışlarının nedenleri, tekelleşme ve gelir dağılımı verileriyle incelenmekte; enflasyonun işçi ücretlerine bağlanmasının haksız olduğu, asıl sorumlunun tekelci sermaye kesimi olduğu savunulmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ENFLASY ON ve İ5Cİ ÜCRETLERİ

1. TÜRKİYE'DE FİYAT ARTIŞLARI NA GENEL BİR BAKIŞ

1.1. 1950 1958 Dönemi :

İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda Türkiye'de o güne ka dar uygulanan d e v l e t ç i l i k anla yışına tepki olarak ortaya ç ı kan liberal düşünceler, top rak ve t i c a r e t burjuvazisi ç ı karlarının ağır bastığı bir burjuva hareketi olarak s i y a sal boyutlarına u l a ş t ı ve De mokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle noktalandı. Bu ol gu aynı zamanda TUrk enflas yon tarihinin çekirdeğini oluşturan kararları da bera berinde getirdi.

Bu kararları, bunların gerek çelerini ve etkilerini şöy

Bu yazı Tüm İktisatçılar Birli ği'nin Ekim 1974 Aylık Bültenin den alınmıştır.

lece özetlemek mümkündür:

Toprak ve ticaret burjuva zisinin çıkarlarını temsil eden iktidar, genel olarak bütün banka kredilerinde, ö zellikle de çiftçiye açılan Ziraat Bankası kredilerinde büyük artırımlara gitmiş, bunun doğal sonucu olarak tarım ve ticaret erbabının gelirlerinde ve mal taleple rinde önemli artışlar olmuş tur.

Devlet eliyle her mahallede bir milyoner ve güçlü bir ö zel sektör yaratılması yolun daki görevler tümüyle iktisa di devlet teşekküllerinin sır tına yüklenmiştir. Güçlü bir özel sektör yaratılmasının ilk şartı olarak' belirlenen altyapı (enerji, su, yol, vb.) yatırımlarının hızla tamam lanması ve temel mallar üre timinin (demir çelik, çimen to, vb.) yatırımlarının hızla artırılması yolunda kendi ma li olanaklarının çok üstünde görevler yüklenen iktisadi devlet teşekküllerinin fi nansman açıkları giderek art mış, bu ise yeni para arzı artışlarına (bonolar yoluyla emisyon) neden olmuştur.

tşte üretimi artırmadan ya pay olarak talebin artmasına yol açan bu uygulamalar, nor mal piyasanın dışında bir ka raborsa piyasasının oluşma sına neden olmuştur. Piyasa daki talebin izin verdiğin den de daha yüksek fiyatla rın kol gezdiği bu karaborsa piyasası, devletin devamlı olarak açıktan para basması ile beslenmiştir. Bu dönemde resmi piyasa fiyatları ista tistiklerine göre fiyatlar yılda % 15 18 oranında artış göstermiştir. Dönemin Türk ekonomisine armağanı ise baş ta da planlandığı gibi güçlü bir sermayedar sınıf olmuştur.

1.2. 1959 ve Sonrası :

1950 1958 döneminde fiyatla rın hızla artması geniş halk kesimlerinde büyük bir hoş nutsuzluk yaratmış ve sonun da hükümet bir istikrar prog ramı uygulamak zorunluluğun da kalmış ve bu cümleden ol mak üzere Türk parasının de ğeri yabancı paralara karşı düşürülmüştür. Ancak bu durum da ithalat pahalılaştığından

YT 1 11 X

1959 1960 1961 1962 1963 1964 1965 1966 1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973

Banknot. ufaklık*

3406 3699 4140 4527 4926 5835 6326 7164 8714 8237 9081 11850 13917 15978 20700

Kaydî Para

1683 1746 1918 1950 1999 2230 2580 3206 3578 4931 6028 6599 8754 12346 16772

Vadesiz Mevduat

3610 3682 3967 4487 5242 5934 7528 9410 10390 12800 15018 16819 20916 24929 33056

Toplam

8699 9256 10025 10964 12167 13999 16434 19780 22682 25968 30127 35268 43587 53253 70528

Kaynak: T.C. Merkez Bankası Aylık Bülteni, Ocak Nisan 1974 Tablo 1. 1959 1973 Döneminde Para Arzı (milyon TL)

Sektör

Firma Sayısı

Yapay ve sentetik elyaflar

Oto lastikleri

Havagazı sayaçları

Su sayaçları

Petro kimya ürünleri

Kağıt

kısmi devlet tekeli

Şeker

Demir çelik

Pencere camı Elektrik ampulü

Buzdolabı

Telefon kabloları

Demir ve çelik borular

Takım tezgahları

kısmi tekel

El aletleri

Zincir

Çelik halat

Motor yatakları

Otomobil

Traktör

Otobüs

Kamyon

Pil

Elektrolitik bakır

Radyatör

Seramik sıhhi tesisat malzemesi

Sıhhi tesisat madeni aksamı

Elektrik motorları

'4

Elektroporselen

Biçerdöver

Sondaj matkapları

Tırpan

Vinç

Kaynak: Devlet Planlama Teşkilatı Tablo 2. İmalat Sanayiinin Çeşitli Kesimlerinde Piyasaya Hakim Olan

Firma Sayıları

1959 yılında son on yılın en yüksek fiyat artışına (% 21) tcnık olunmuştur. 1960 1964 yuları arasında Türk ekono vsi genel olarak bir dur gunluğa sürüklenmiştir. Yay gın bir işsizlik ekonominin başlıca sorunu haline gel miştir. Bunun nedeni, bir önceki dönemde % 50 100 ora nında kâr elde etmek alış kanlığında olan ve üretimle rini daima fiyatların arta cağı varsayımına dayanarak gerçekleştiren özel kesimin tutumu olmuştur. Nihayet so nunda özel kesim üç yıl sü reyle yaptığı mücadeleden ga lip çıkmış ve piyasada dağı tılmış gelirin tavsiye ede bileceği fiyatların daha üs tündeki fiyatlarla piyasaya sunulan üretimin emilebilme si için para arzı artı rılmıştır. Nitekim, Tab lo l'den de görülebileceği gibi 1960 1964 yılları ara sında kararlılık gösteren pa ra arzı 1964 yılından sonra hızla artmaya başlamıştır.

1960'lar Türkiye'sinin ekono mik yapısında gözlenen bir diğer gelişim de sanayinin ve dolayısıyla sanayi burju vazisinin ön plana geçmesi dir. Sanayi içinde ise tekel ler ön plana geçmektedir. Ar tık birkaç firma bir piyasa yı kontrol edecek duruma gel miştir. Devlet Planlama Teş kilatı yayınlarından der lediğimiz Tablo 2 , bu dönemdeki tekelleşme olgusu nun en kesin kanıtını vermek tedir.

tşte bu tekelleşme olgusu 1960*lar döneminde Türk eko nomisinde fiyat artışlarını şiddetlendiren en önemli et ken olmuş ve 1970'lere gelin diğinde fiyat artışları daya nılamıyacak bir düzeye ulaş mıştır.

Bilindiği gibi herhangi bir mal sadece birkaç fabrikada üretiliyorsa, yahut o malın üretiminin büyük bir bölümü az sayıda fabrika tarafından sağlanıyorsa, üretimi ve ti careti elde tutan firmaların kendi aralarında anlaşmaları ya da en büyüğünün isteği doğrultusunda bir satış fi yatı saptamaları her zaman için mümkündür. Türkiye'de kanımıza göre bugün olan da budur.

Tekelci piyasanın bir diğer

Sektörler

Kamu Kesimi

imalat Sanayii (toplam) Gıda içki Tütün ürünleri Dokuma Giyim Orman ürünleri Kağıt Basım Deri kösele Lastik Kimya Petrol ürünleri Toprak işleme Çimento Demir Çelik Madeni eşya Makin a Elektrik makin a ve gereçleri Taşıt araçları

83 85 95 94 84 100 84 100 90

89 91 76 88 78 76 74

100 69

Özel Kesim

69 71 81 84 73 71 75 60 76 65 76 60 90 75 90 69 63 62

64 44

Kaynak: Devlet Planlama Teşkilatı

Tablo 3. îmalat Sanayiinde Kullanılan Ortalama Kapasite Yüzdeleri (1970)

özelliği de mevcut talebi doyuracak bir kapasite olma sına rağmen bu kapasite ol masına rağmen bu kapasite nin bir kısmını kullanarak daha yüksek fiyatlara ve do layısıyla daha yüksek kâr oranlarına ulaşmaktır. Mar garin kıtlığı, boru kıtlığı, inşaat malzemesi kıtlığın dan sonra bu malların fiyat larının iki misli yükselti

ğü gibi, imalat sanayii ka mu kesiminde kapasiteler ta ma yakın bir biçimde kullanı lırken, özel kesimde kapasi te kullanım oranları yüzde 44'e kadar düşmektedir. Bu durum yukarıda da belirttiği miz gibi, Türkiye'de enflas yon incelenirken mutlaka he saba katılması gereken te kelci davranışın en belir gin göstergesidir.

V« 1 1 av iı J. lar

1963 1965 1968 1969 1970 1971 1972 1973

Toptan eşya fiyatları endeksi

109,4 127,3 136,5 145,7 168,9 199,0 240,0

Yıllık Değişme yüzdesi

9,4

16,0

7,0 6,6

15,8 17,9 40,1

Kaynak: T.C. Merkez Bankası

Tablo 4. Türkiye'de Fiyat Artışları

lerek tekrar piyasaya sürül mesi olayının altında yatan oyun işte budur. Nitekim, elimizdeki Devlet Planlama Teşkilatı kaynaklı sayısal veriler Türkiye'de imalat sanayiinde özel kesimin e lindeki mevcut kapasitelerin tam olarak kullanılmadığını açıkça kanıtlamaktadır.

Tablo 3'den de açıkça görüldü

2. ÎŞÇÎLER VE SABİT GELÎRLÎ HALK YIĞIN LARI GİDEREK YOKSUL LAŞMAKTADIR

Türkiye nüfusu içinde en bü yük paya ç i f t ç i l e r s a h i p t i r . İşçiler ikinci sırada yer almaktadırlar. Onları esnaf ve zanaatkarlar ve memurlar izlemektedir. Diğer meslek

Meslekler

Nüfus içinde hanehalkı yüzdesi

Büyük ticaret ve s anay i Ticaret Serbest meslek Yüksek memur Küçük memur Teknisyen Esnaf ve zanaatkar İşçiler Çiftçiler

0,5 2,3 0,7 1,0 7,7 0,6

.15,6 22,0 49,6

Gelir içinde yüzdesi

3,5 11,0

3,8 2,6 9,2 0,7

14,7 15,5 38,8

Kaynak: Türkiye'de Gelir Dağılımı (1968) Bulutay, Timur, Ersel Tablo 5. Çeşitli Mesleklerin Nüfûs ve Gelir Payları

lerin ise nüfus içindeki payları son derece küçüktür.

Nüfusun bu dağılışına kar şılık işçiler, esnaf ve za naatkarlar gelirden nüfusa katkıları oranından daha az pay almaktadırlar. Gelirden nüfusa katkılarının çok üs tünde pay alanlar ise büyük ticaret ve sanayi, ticaret ve serbest meslek mensupla rıdır

Bu durum Tablo I1de bü tün açıklığıyla görülmek tedir.

Tablodan çıkan sonuçlar Tür kiye'de gelirin kimlerin çı karı doğrultusunda dağıldı ğını simgelemektedir. Eğer bir ülkede aileleri ile bir likte ticaret ve sanayi bur juvazisi, serbest meslek mensupları ve yüksek seviye li bürokratlar nüfusun an cak yüzde 4,5'ini oluşturur ken, yaratılan gelirin yüz de 20,9'una sahip oluyorlar, Duna karşılık aileleri ile birlikte nüfusun yüzde 22' sini oluşturan işçiler ya

ratılan gelirden ancak yüzde 15,5 oranında pay alıyorlar sa, o ülkede sosyal adalet, sosyal hukuk devleti gibi laflar gerçekten gülünç ka lır. Ve yine o ülk'ede fiyat artışlarına neden olarak iş çi ücretlerinin artışının gösterilmesi çarpık, adalet siz ve insanlıktan yoksun bir düzenin devamını istemek ten başka bir anlama gelmez. Böyle bir gelir dağılımının hüküm sürdüğü Türkiye'de iş çiler, ücretlerini artırma yolundaki taleplerinde mut lak haklıdırlar ve enflasyo na sebep olmakla suçlanamaz lar. Hele işçilerin gerçek ücretlerinde ve milli gelir den aldıkları paylarda da gi derek bir azalma meydana ge liyor ve işçiler gün günden yoksullaşıyorsa.

Her kapitalist düzende sömü rü vardır. İşçi yarattığı de ğerin tamamını almaz. Bunun yanında yine her kapitalist düzende işçinin verimliliği devamlı olarak artar. Verim lilikleri arttığı için ücret leri de artabilir. Kapitalist

Yi 11 ar ııı. m ı

1964 1965 1966 1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973

Milli gelir artış hızı (%)

4,9 4,6 10,3 6,1 6,7 6,3 5,5 7,9 4,9 6,4

Gerçek ücret artış hızı (%)

6,4 4,5 4,3 3,5 4,9 8,3 0,8 5,1 1,4 3,9

Kaynak: Devlet Planlama Teşkilatı ve Çalışma Bakanlığı Tablo 6. MiZli Gelir (Sabit Fiyatlarla) ve Gerçek ücret Artış Hızı 582

düzende işçilerin gerçek üc retlerinin artması onların daha az sömürüldükleri anla mına gelmez. Ancak işçilerin verimlilikleri artarken, ger çek ücretleri "mutlak" olarak azalıyorsa, bu durum sömürü oranının kat kat yükseldiği anlamına gelir. Türkiye'de geride bıraktığımız yıllarda sömürü oranı yükselmiş, işçi ücretlerindeki artışlar mil li gelir artışının çok geri sinde kalmıştır.

Tablo 6'ya bir göz atmamız, bunun böyle olduğunu kanıt lamaya yetip artmaktadır.

Tablodan da açıkça görülece ği gibi, 1964 ve 1969 yılla " rı dışında gerçek ücretler deki artışlar daima milli ge lirdeki artışları geriden iz lemektedir. Hatta Türkiye'de faşizan uygulamaların hakim olduğu 1971 73 yıllarında milli gelirde meydana gelen yüzde 7,9 ; 4,9 ; ve 6,4'lük artışlara rağmen gerçek işçi ücretleri "mutlak" olarak a zalmıştır. Ele aldığımız on yıllık dönemde ise milli ge lir sabit fiyatlarla ortala ma yüzde 6,3 oranında artar ken, işçi ücretlerinde artış ortalama olarak ancak yüzde 2,2 olmuştur. Bu ne demektir?

Bu demektir ki, işçiler, mil li gelirin dağılımından nü fus içindeki paylarına oran la zaten daha az pay alan iş çiler, giderek yoksullaşmakta, her yıl belli oranlarda artan milli gelirden her yıl daha az pay almaya mahkum olmakta dırlar.

Somut gerçekler bu iken, iş çi ücretlerinin artmasının maliyetleri ve dolayısıyla fiyatları artıracağı şeklin deki teorik iktisat bilgi sinden hareketle Türkiye'deki enflasyonist gelişimin güna hını işçilerin sırtına yük lemek kasıtlı bir haksızlık tır.

Bugün Türkiye'de fiyat artış larından zararlı çıkanlar, rakamlarla da açıklandığı gi bi, işçiler ve diğer sabit gelirli halk yığınları, kâr lı çıkanlar ise üretim araç larına sahip oldukları için bunları hemen kendi ürettik leri malların fiyatlarına aktarabilen, ayrıca kâr hırs ları ve tekelci davranışları ile bizzat enflasyona sebep olan egemen sınıflardır.