Elektrik Mühendisliği · Sayı 215 · Kasım 1974

ÜTRKİYE ELEKTRONİKTE VE ELEKTRONİK SANAYİİNİN AET İLE İLİŞKİLİ SORUNLARI

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
5
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • AET
  • elektroteknik sanayii
  • elektronik sanayii
  • teknoloji bağımlılığı
  • TEK
  • dış finansman

Özet

TMMOB-EMO'nun hazırladığı bu tebliğ, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkileri çerçevesinde elektroteknik ve elektronik sanayilerinin durumunu, enerji üretim projeksiyonlarını, elektromekanik mal ihtiyacını ve teknoloji bağımlılığı sorununu değerlendirmektedir. Yazıda Türkiye'nin bu alanlarda AET ülkelerine karşı yapısal olarak dezavantajlı ve tüketime yönelik bir sanayi yapısına sahip olduğu savunulmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

türkiye elektroteknik ve elektronik sanayiinin aet ile ilişkili sorunları

ülkemizin içinde bulunduğu bağımlılık ilişkileri konusunda TMMB'os sürdürülen çalışmalar çerçevesinde, Avrupa Efcononük Topluluğu'nun bu açıdan incelenmesi amacıyla Odamız tarafın dan hazırlanan görüşü aşağıda veriyoruz.

Tebliğde, 1973 Ankara Ant laşmasıyla girmeyi kabul lendiğimiz hazırlık ve ge çiş dönemlerinden sonra 1995 yılında tam üyesi sa yılacağımız Avrupa Ekono mik Topluluğunun (AET), Türkiye ile ekonomik iliş kileri,

1. Vlkemizin elektroteknik sanayii açısından,

2. Ülkemizin elektronik sanayii açısından, değerlendirilmiştir.

Birinci bölümde, elektrik enerjisi talebi ve elektro mekanik mal ihtiyacı pro jeksiyonları; ikinci bö lümde, elektronik sanayi inde teknoloji, tüketim ci hazları sanayii ve profes yonel cihazlar sanayii in celenerek, her iki sektö rün bugünkü ve gelecekteki boyutları genel çizgiler riyle tanımlanmıştır.

Birinci bölümde geçen sa yısal büyüklükler, Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı ile TEK Elektroteknik' Sa nayi Etüdü ve İştirakler Dairesinin 1974 yılı 1 no'lu raporundan alınmış; ikinci bölümün hazırlanmasında ya rarlanılan kaynaklar ise ayrıca belirtilmiştir.

1. ELEKTROTEKNİK SANAYİİ SORUNLARI

1.1. ENERJİ ÜRETİMİ

Gerçek anlamda kalkınmanın ya da Türkiye gibi az gelişmiş ülkeler deki "ekonomik büyüme" tercihine dayalı ekonomilerin, giderek ar tan ölçülerde elektrik enerjisi üretimine ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Bu nedenle, elektro teknik sanayiinin geleceği ince lenirken, mevcut koşullarla ba ğımlı da olsa, beşinci beş yıl lık plan dönemini de kapsayan e nerji üretim programlaması esas alınmıştır.

DPT Enerji Özel İhtisas Komisyo nunun 1971 raporunda, kalkınma hızı % 7,5 , endüstriyel üretim artışı ise % 12 varsayılarak 1987 yılında sisteme girecek santral kurulu güçlerin toplamı 10726 MW olarak saptanmıştır. Türkiye Elek trik Kurumunca 1974 1987 dönemi için çıkarılan projeksiyonlarda, bu sayı 11056 MW'dır. Bu değerler mevcut kurulu güç dışında enter konnekte şebekeye mutlaka girmesi gereken yeni generatör gücünü gös termektedir. Bu da 197A yılındaki generatör gücünün 3,5 katıdır.

Kapasite artırımının 1977 yılın daki değerinin 1949 MW, 1982 yı lındaki değerinin 5506 MW ve 1987

yılındaki değerinin ise 11056 MW' a ulaşacağını gözönüne alırsak, enerji talebini karşılayacak kay nakların donanımı iletim, dağıtım ve tüketim için gerekli elektro mekanik mal hacminin de geometrik bir biçimde artacağını söyleyebi liriz.

1.2. E L E K T R İ K M A K İ N E L E R İ S A NAYİİNİN GENEL DURUMU

Elektrik makineleri ve gereçleri sanayii, ülkemizde tüketime dö nük olanları hariç gelişmemiş du rumdadır. Yüksek gerilim (154 kV ve yukarısı) salt cihazları, ge neratörler, büyük güç trafoları, kollektörlü makineler ve doğru akım motorları yapılamamaktadır. Güç trafolarında 25 MVA güç ve 154 kV gerilim değerleri aşıla mamıştır. Sanayide kullanılan çevirici makinelerden yalnız sin cap kafesli asenkron motorlar ya pılabilmiş, bu alanda ulaşılan sınır 60 BG'nde kalmıştır.

Elektrik enerjisi üretilen kay nakların donanımı için gerekli ağır ekipman içerisinde genera törlerin yanısıra buhar kazanı, buhar türbini ve hidrolik türbin yapımı da yoktur.

Ülkemizin elektroteknik sanayii ni oluşturan kuruluşları 4 ana gruba ayırmak mümkündür.

a) Birinci grupta yer alanlar ge

nellikle basit atölyelerdir. Ser mayesi düşük, teknolojik olanak ları çok sınırlı olan bu atölye lerin endüstriyel niteliği yoktur b) İkinci gruba girenler, serma yesi özel sektör tarafından sağ lanmış anonim ortaklıklardır. Bu kuruluşlar bir ölçüde endüstriyel nitelik taşımakla birlikte nomi nal sermayeleri 40 50 milyon TL dolayındadır ve bir bölümü yaban cı sermayeyle ortaktır. Tüketim malları, dayanıklı tüketim mal ları ve hafif yatırım malları ü retirler. Teknoloji geliştirme olanağına sahip değillerdir.

c) Bu grupta, sermayesinin bir bölümü yerli ve yabancı özel sektöre, geri kalanı kamu sektö rüne ait anonim ortaklıklar bu lunmaktadır. Yatırım malı nite liğinde hafif ve orta ağırlık taki elektromekanik makine ve araç üretirler. Yabancı patent

gerece ihtiyaç duyulacağı; her yıl kullanılan toplam mal değeri, aynı yıl içinde elektrik enerji si üretimindeki artışa bölünerek bulunur. Böylece 1 kWh daha faz la enerji üretimi ve tüketimi i çin kullanılacak malın ampirik değeri belirlenir. İstatistik ve riler incelendiğinde, kalkınmış ülkelerde bu değerin 0,39 0,70 dolar arasında değiştiği görül mektedir. Yaklaşık bir hesaplama yapabilmek amacıyla bu ölçütün, Türkiye için taban değeri 0,4 do lar (5,6 TL) tavan değeri 0,5 do lar (7,0 TL) alınması uygun gö rülmüştür.

Her yılın enerji artış miktarları yukardaki marj inal değerle çar pıldığında, o yıl içinde kulla nılacak toplam elektroteknik mal değeri bulunur. Beşer yıllık dö nemlerin sonu şu sayılarla be lirlenmektedir:

• 1977 1982 1987

Yıl içindeki ar tış (106 kWh)

2320 3990 6460 '

İhtiyaç Ta

Tavan

ban (109 TL) (109 TL)

13,0

16,2

22,3

27,9

36,2

45,2

ve lisansla çalışan bu kuruluş | Ortalama sayılar arandığında ü

lar da ekonomik kapasiteye sa

çüncü plan döneminde her yıl 15

hip olmadıklarından, ikinci grup milyar TL ; dördüncü plan döne

takiler gibi teknoloji geliştir

minde 25 milyar TL ; beşinci plan

me olanaklarından yoksundurlar.

döneminde de 40 milyar TL değer

d) Sermayesinin tamamı devlete ait olan kuruluşlar da dördüncü grubu oluşturmaktadır. Tek faz lı sayaç yapan MKE kurumunun Ma mak'taki fabrikası ve Eskişehir

leri bulunmaktadır. Bu sayılar yatırım malı niteliğindeki elek tromekanik makine ve elektronik aygıt ile dayanıklı tüketim malı değerlerinden oluşmaktadır.

lokomotif fabrikası başlıca ör

Yukarıdaki değerler üretilmesi

neklerdir. Yapım programları sı

gerekli makine, araç, gereç ve

nırlıdır, yapım çalışmaları ya

aygıtın toplam hacmini göster

bancı know how ile yürütülmekte

mektedir. Oysa ülkemizde ihti

dir. Teknoloji geliştirecek ola

yaçların karşılanması projeksi

nakları yoktur.

yonlardaki gerçek yatırım hacmi

Görüldüğü gibi elektroteknik mal üretimi nitel ve nicel yönden çok düşük düzeylerde kalmış, bu alan daki sanayi sektörü genellikle tüketim malı üreten bir kimlik kazanmıştır.

nin altında da olsa çok büyük ölçüde ithalata dayanmaktadır. Örneğin 1972 yılında ithal edi len toplam elektromekanik mal değeri 1,5 milyar liradır (aynı yıl yurtiçi elektromekanik ma kine ve gereç başka komple ma

kine üniteleri içinde olduğun

1.3. ELEKTROMEKANİK MAL İHTİYACI

dan, gerçek ithalatın değeri yu kardaki sayıdan büyüktür. Ayrı ca ağır ekipman değerleri itha

Elektromekanik makine ve gereç ihtiyacının, enerji üretimi pa ralelinde geometrik olarak, art tığını söylemiştik.

latın büyük dilimleri içindedir. Elektrik makineleri ve şebeke aygıtları değerinin toplam elek troteknik mal ithal değerine o ranı 1972'de % 50'dir. Özellikle

Elektrik enerjisi üretimi, ileti yatırım malı ihtiyacının önümüz

mi, dağıtımı ve tüketimi için ne deki dönemlerde giderek daha da

kadar elektromekanik makine ve ' büyük ölçüde ithalatla karşılan

ması, sanayimizin yapısından ö türü kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelecektir.

Öte yandan santralların yapımın da gerek duyulan dış finansman sorunu da aynı biçimde önem ka zanmaktadır. 1973 yılı kurulu gücü 3000 MW dolayındaki sant ralların çoğu son 20 yıl içinde inşa edilmiş olup, resmi kayıt lara göre 750 milyon dolar tuta rında dış kredi kullanılmıştır. 1987 yılına kadar kurulu gücün 3,5 katına çıkması öngörüldüğüne göre, milyarlarca dolarlık yaban cı finansman aranacak demektir.

Enerjinin güvenilir ve düzenli bir biçimde sağlanması, her yıl yeni santralların hizmete gir mesini gerekli kılmaktadır. Am ' pirik bir kural uyarınca, bir ülkede inşa halindeki santral ların toplam kurulu gücü, işle yen santralların toplam kurulu gücünün % 50'sinden az olmama lıdır. 15 yıllık bir perspektif içinde 1977'de 2000 MW, 1982'de 4000 MM, 1987'de 7000 MM'lık santralların bu tarihlerdeki kurulu güce ek olarak inşa ha linde olması gerekecektir. Bu durumun yabancı finansman ih tiyacını astronomik düzeye çı karacağı açıktır. Yalnızca 1200 MW'lık Elbistan projesi nin, linyit yataklarının deve lopmanı dahil 500 milyon dolar lık dış finansmanı gerektirme si, gelecekteki sorunların bü yüklüğü hakkında bir fikir ve rebilir.

1.4. AET ve ELEKTROTEKNİK SANAYİİNİN GELECEĞİ

Elektromekanik makine ve gereç lerinin nitel ve nicel boyutla rı, ayrıntılara inmeden de, ül kemizde bu alandaki sanayileş menin güçsüzlüğünü belirtecek açıklıktadır. Elektrik enerjisi üretim ve tüketimi için ithal zorunda bulunulan yüksek maki ne ve gereç hacmi ile, santral inşası ve kaynak developmanla rının gerektirdiği dış finans man ihtiyacı, yalnız elektro teknik sanayiini değil, tüm sa nayi sektörlerini de en azın dan yurtiçi ihtiyacı karşılaya cak düzeye bir an önce varmaya zorlamaktadır. Oysa üretim ara cı üreten sanayileşme aşaması na varamamış Türkiye'nin bu günkü yapısal koşullarına bağ lı olarak, bu sektör de tüketi me yönelik bir karakter kazan mış, çokluk montaja dayalı or ta ağırlıktaki elektromekanik mal üretiminin sınırlarında

5 75

kalmıştır. Birçok üretim dalın da, özellikle ağır ekipman ya pımında ise üretime hiç başlan mamıştır. Kısaca ülkemiz ener ji üretimi ile sanayileşme i 1içkisi açısından kısır döngü içindedir.

Bu koşullar altında güçsüz elek troteknik sanayiinin de, AET ül kelerinin entegrasyon amacına uygun olarak, üye Avrupa ülke lerinin istekleri yönünde ve ül kemiz aleyhine hiç bir engelle karşılaşmadan biçimlendirilece ği açıktır.

2. ELEKTRONİK SANAYÎÎ SORUNLARI

2.1. ELEKTRONİK SANAYİİNDE TEKNOLOJİ

Teknolojik aşamaların, elektro nik sanayiinde ne kadar büyük bir yeri olduğu herkesçe onaylanan bir gerçektir.

Çağımızda çeşitli elektronik dev relerin tasarımı için başka özel elektronik araçlar, örneğin bil gisayarlar kullanılmaktadır. Her türlü elektronik üretim yapan ku ruluşların, özel araştırma geliş tirme bölümlerinde büyük mali o lanaklar isteyen çalışmalar yü rütülmektedir.

Yurdumuzda imal edilen radyo ve televizyonların büyük çoğunluğu yabancılar tarafından tasarımlan dırılmakta, geliştirilmektedir. Üniversitelerimizde elektronik sanayiimizin sorunlarına çözüm arayan araştırmalar ise ayrı bir inceleme konusu olabilecek çeşitli nedenlerle yapılama maktadır.

Yalnızca Philips firmasında 900'ü akademik unvanlara sahip 4000 kişinin araştırma geliş tirme ile görevli olduğu düşü nülürse AET içinde Türkiye elek tronik sanayiinin teknolojik a çıdan rekabet koşulları ortaya çıkar.(1)

Yurdumuzda bazı çevreler, ya bancı yatırımlarla ileri tek noloji elde ettiğimizi öne sü rerler. Bu açıdan bakılınca, AET ülkeleri ile ilişkilerimiz sıkılaşınca, teknolojimizin i lerleyeceği söylenebilir. Ge nel olarak da doğru olmayan bu sav, özel olarak elektronik en düstrisi için hiç geçerli de ğildir. Prof. Bulutluoğlu'nun açıkladığı gibi bir ürün yeni piyasaya çıktığında imal eden firma imalat teknolojisini, an

cak dolaysız yatırım yaparak bir başka ülkeye götürür. Daha yumuşak şartlarla, örneğin li sans vererek teknoloj inin akta rılması için bile ürünün tekno lojisinin çok yaygın olması, birçok firmanın bu ürünü imal etmesi gerekir.(2)

Elektronik sanayiimizde her ül kede birçok firma tarafından i mal edilen radyo, televizyon gi bi araçların lisansla imal edi lebilmesi, ama endüstrimize te mel olabilecek yatırım elektro niğinde bu yola gidilememesi de bunu kanıtlar. AET içinde de bu temel kural değişmeyecek ve ge reksindiğimiz yeni teknoloji gelmeyecektir. Yabancı ülkeler den ya eski teknoloji gelecek, tüketim teknolojisi gelecek, ya da tümüyle yabancı yatırıma da yanan, ucuz emeğimizi sömürmek amacıyla gelen bir teknoloji gözlenecektir.

2.2. ELEKTRONİK SANAYİİNDE FİRMA BÜYÜKLÜĞÜ

Dünya ölçüsünde ya da teker te ker ülkeler ölçüsünde en büyük firmalara bakarsak ilk sıraları petrol, otomobil, kimya ve elek tronik firmalarının aldığını gö rürüz.

Örneğin dünya ölçüsündeki bir sıralamada General Electric be şinci (9,4 milyar dolar yıllık satış), IBM altıncı (8,3 milyar dolar yıllık satış) sırayı alı yor. (3) Federal Almanya içinde ise Siemens üçüncü (15,147 mil yar DM yıllık ciro), AEG Tele funken dokuzuncu (10,048 milyar DM yıllık ciro) oluyordu.(4)

AET Kaynaklı Siemens, Philips, AEG Telefunken gibi büyük firma larla rekabet olanağı düşünüle cek yerli bir yatırım yoktur. Kendi sektöründe Türkiye'de ön de gelen Arçelik firması bile Philips'in yıllık cirosunun an cak % l'ine ulaşmaktadır.(5)

Bu dev firmalar yanında AET ül keleri içinde artan ABD yatı rımları da Avrupa'daki elektro nik firmalarını kendilerine bağ lamakta, küçük firmalara reka bet olanağı tanımamaktadır.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Rey'in 1969 yılında Westing house'ın yatırımına şiddetle karşı çıkması (6) bu durumun Av rupa sanayi toplumlarındaki tep kisini göstermektedir.

Yurdumuzda önde gelen 11 elekt ronik imalat firmasının toplam

özsermayelerinin 276 milyon TL , yıllık cirolarının 310 milyon TL olduğunu (7), 74 milyon TL ile alıcı vericiler, kuranportör ci hazları üretimi için firmalar kurulduğunu (8) düşünürsek güm rük duvarları olmadan bu sektö rü nasıl bir sonun beklediği ko layca anlaşılabilir.

2.3. ELEKTRONİK ÜRETİMDE YAN SANAYİ

Sağlıklı bir elektronik sanayii nin kurulması genel sanayileşme miz açısından önemli olduğu gi bi, elektronik üretim için de yan sanayi çok gereklidir.

Tüketim elektroniği alanında me tal, tahta ve plastik parçala rın çok kullanılması yanında, profesyonel cihazlar imalinde optik, tıp, nükleer fizik gibi birçok bilim ve teknolojilerle karşılıklı etkileşimi düşünme liyiz.

Yurdumuzda kurulu elektronik endüstrisinin birçok kez en ba sit birtakım parçaları, kablo ları, vidaları, düğmeleri bile yan sanayiden elde edemediğini, ithal etmek zorunda kaldığını belirtmeliyiz.

2.4. DEVRE ELEMANLARI YAPÎMI

Türkiye'de kondansatör konusun da henüz kesin, piyasaya akset miş, kayda değer bir imalat yok sa da bazı üretim çabaları göz leniyor. Diğer devre elemanla rının, dirençlerin, yarı iletken lerin yapımı konusunda ise hiç bir çaba gösterilmemektedir.

AET ülkelerinde, bazı tümleşik devrelerin büyük ABD firmaları na ısmarlanmasına karşılık, ge nel olarak ünlü firmaların ken di yaptıkları devre elemanları nı kullanmakta oldukları, bazı ülkelerin ise özellikle devre elemanları yapımında uzmanlaş tıkları bilinmektedir.

2.5. ELEKTRONİK EĞİTİMİMİZ

Yurdumuzdaki elektronik eğitimi nin alt basamağı sanat okulları mızın elektronik bölümleridir. Türkiye'de mühendislik hizmet lerinin hemen her dalında göz lenen mühendisaİti eğitimi gör müş kişilerin sayıca ve nite

Elektiik Mühendisliği 215

likçe yetersizliği (9) elektro nik sanayiinde en belirgin du rumuyla gözlenmektedir.

üniversite ve yüksek okullarımı zın yıllardır bu dalda verdikle ri mezunlar da sanayi dışında çalışmak zorunda kalmışlardır.

Özel sektörün radyo televizyon pikap teyp fabrikalarında çalı şan mühendis sayısı yalnızca 34'dür. (7) îthal ettiği tekno lojiyi uyguladığı hepimizce bili nen bir sektörde Türk mühendisi nin katkısına ihtiyacın daha fazla olması zaten beklenemezdi.

AET içinde yalnızca malların de ğil hizmetlerin de serbest deği şimiyle elektronik mühendisleri mizin, "beyin göçü"nün ön sıra larını almaları kaçınılmaz ola caktır.

2.6. ELEKTRONİK TÜKETİM CİHAZLARI SANAYİİ özel sektörün yatırım yaptığı bu alanda genel olarak yabancı patentli, yabancı sermayeli, yabancı teknolojili ve malzeme li bir üretim vardır.

Özel sektöre yardımcı olacak öneriler vermek göreviyle yur dumuza gelen İktisadi Kalkınma Vakfı uzmanı Schoumal bile ra porunda yerli tüketim malları nın AET ülkelerinin üretimlerin den yaklaşık iki kat pahalıya malolduğunu ileri sürmekte ve "Türkiye AET ortaklığı katma protokolü elektronik sanayiine 12 yıllık bir gümrük muafiyeti tanımıştır. Bugünkü ortamın de vam etmesi halinde, gümrük du varlarının 1985 de kaldırılma sıyla, sanayiin büyük kısmı ile yaşama şansını yitirmesi anormal karşılanmamalıdır "(10) diyerek gelecekteki durumu belirtmekte dir.

Milli Prodüktivite Merkezi'nin düzenlediği "Verimlilik Açısın dan Türkiye'de Elektronik En düstrisinin Sorunları" konulu seminerde Dr. Toğan Zeren:"1972 yılında Türkiye'nin elektronik cihazlar talebi 70 milyon dolar olarak saptanmıştır. AET'ye tam üye olarak katıldığımız zaman İtalya'nın bugünkü ekonomik dü zeyine erişmek hedef alındığına göre bu hedef 1995 yılında elek tronik cihazlar talebinin 900 milyon dolar olacağını göster mektedir. İtalya'nın Avrupa top luluğu içinde ileri bir elektro nik endüstrisi düzeyinde olmadı ğı da göz önüne alınırsa bu ra

TV İmalatı (adet)

TV verici gücü (kw)

1969 1970 1971 1972

2540 5000 7366 40000

5 5,7 117,8

1973 1974 1975 152000 546000 689000

219,7

kamlar Türkiye'nin ne büyüklük te bir sorunla karşı karşıya kalacağını göstermektedir" (11) diyerek soruna dikkat çekmiştir.

Elektronik tüketim araçları i mal eden 11 firmanın oluşturdu ğu Elektronik Cihaz İmalatçıları Derneği en büyük sorunları ola rak yolcu beraberinde yurda gümrüksüz veya çok düşük gümrük resimleriyle sokulan radyo, pi kap, televizyon gibi cihazla rın Türkiye'de mevcut endüstri kuruluşlarının aleyhine meyda na getirdiği haksız rekabet durumu"nu belirtmektedir. (12) "Yolcu beraberinde" gibi bir kısıtlamanın kalkması durumunda bu rekabetin yıkıcılığı özel sektörü de ürkütmektedir. Güm rük duvarlarının inmesi ile devre elemanlarının da gümrük süz ithal edileceği ve bunun Türkiye'de imalatı ucuzlataca ğı öne sürülebilir.

Gözden kaçırılan bir nokta; ör neğin Philips'in yaptığı bir devre elemanının kârıyla bir likte yurdumuza getirilmesi ve bunun kullanıldığı bir "yerli" radyonun yine Philips'in kendi yaptığı devre elemanlarını kul lanarak gerçekleştirdiği bir radyo ile rekabet etmesinin güçlüğüdür.

Ekonomik kararlarımızı kendimiz aldığımız takdirde, örneğin ya pamadığımız devre elemanların dan az gümrük alıp, mamul elek tronik araçlardan çok gümrük vergisi alarak yukarda adı ge çen durumda bile yurt içinde bu sektörde üretim yapılabilir. An cak AET ile bütünleştiğimizde bu şansımızı yitireceğimiz açık tır.

Tüketim elektroniği alt sektö ründe son olarak değinmek iste diğimiz nokta gelir esnekliği sorunudur. Tüm elektronik sana yiinde gelir esnekliği; gıda, dokuma gibi sanayi dallarındaki gelir esnekliği katsayısının 2,5 katıdır.(13) Yüzyılımızın çok önemli tüketim araçlarından televizyon üretiminin yurdumuz da ne kadar büyük bir hızla arttığı tabloda görülmekte dir. (12)

Kalkınma planımızda GSMH artış hızını % 8'e çıkarmak amaçlan dığına göre televizyon, radyo türü tüketim araçları talebinin yüksek gelir esnekliğinin gös terdiği gibi çok büyük bir hız la artması, buna ek olarak tele vizyonun yerici gücünün çoğal ması ile tablonun gösterdiği gibi televizyon alıcıları ima linin ek bir itici güç kazanma sı sonucunda ülkemizin çok iyi bir televizyon pazarı olduğu ve olacağı gözden uzak tutul mamalıdır. Bu pazarın yurdumuz sanayiine katkıda bulunabilme si de gümrük duvarları ön koşu luyla bağımlıdır.

2.7. ELEKTRONİK PROFESYO NEL CİHAZ SANAYİİ

Tüketim elektroniği dışında ka lan endüstri, tıp, nükleer, ha berleşme, savunma, uçak, gemi, otomasyon, bilgisayar gibi a 1aniardaki cihazların üretimi her ülkede özel bir önem kazan maktadır.

Bu alt sektör bir yandan ekono mik olarak değerce tüm elektro nik sanayii içinde çok büyük yer tutmaktadır ABD'de 1971 73 yıllarında Z 85 (14), Federal Almanya'da X 64 (15), Japonya' da X 62 (16) , sosyalist blok ülkelerinde bu özellik daha da belirgin olarak gözlenmektedir (17).

öte yandan otomasyonun, bilgi » sayar uygulamalarının, ileri haberleşme tekniklerinin gide rek büyüyen bir yer aldığı gü nümüz toplumlarında, bağımsız, sağlıklı sanayileşmenin ve ha berleşme alt yapısının kurul masının kaçınılmaz ön koşulu olarak profesyonel cihaz endüs trisinin önemi de gözden kaçı rılmamalıdır.

Yurdumuzda bu alanda özel sek tör yeterli çabayı göstermez, kısa vadede yeterince kârlı bulmadığı bu alana yatırım yap mazken (18), kamu sektöründeki PTT Araştırma Laboratuvarı, TEK Araştırma Laboratuvarı ve diğer dağınık üretim merkezleri des teklenmemek te, koordine edil memektedir.

Yıllardır birçok kişi ve kuru luşça önerilen profesyonel ci haz imalatı alanında bir kamu yatırımı, Yüksek Planlama Ku rulunun 4 Haziran 1974 tarih li toplantısında ele alınmışsa da bunu izleyen bir gelişme ka muoyuna yansımamıştır.

AET'ye girdiğimiz takdirde bu alandaki boşluk derhal yabancı yatırım ya da ithalat yoluyla doldurulacağından, şu anda ü zerinde durulan bir kamu kuru luşu ile haberleşme ve sanayi leşme sorunlarımıza önemli çö zümler getirebilme olanağı da yitirilecektir.

2.8. GEÇİŞ ve TAM ÜYELİK DÖNEMİNDE DURUM

Bu sanayinin gelecekteki duru munu şöyle özetliyebiliriz:

1. Yurdumuzda birçok noksanı ile üretim yapan radyo tele vizyon pikap teyp firmaları nın hiçbir dönemde rekabet şansı yoktur. Bu firmalar ya şimdiden patent anlaşma ları ve sermaye anlaşmaları ile bağlı bulundukları ya bancı firmalar tarafından satın alınacaklar (İtalyan Ignis buzdolabı firmasının Philips tarafından satın a lınması gibi) ya da verim sizleşerek devlet tarafın dan satın alınıp, kamu büt çesine yük olacaklardır (yi ne İtalya'da Pilizzari, Oli vetti, Carlo Erba firmaları gibi). (19)

2. Ülkemizde henüz var olmayan devre elemanları sanayii, elektronik profesyonel ci haz imalatı sanayii gibi sa nayilerin kurulma şansı yi tirilecektir.

3. Elektronik eğitimi görmüş mühendislerimizin yurt dışı na göçü büyük boyutlara ula şacaktır. Genel sanayileşme nin sağlıklı gelişmesi için bir alt yapı olabilecek bu sanayi dalında üretimin ya bancılara kaptırılması, sa nayileşmeyi olumsuz yönde' et kileyecektir.

3. SONUÇ

AET, kapitalizmin tekelci aşama sında sistemin yaşaması ve pa zarların genişletilmesi için Batı Avrupa ülkeleri arasındaki ekonomik ve siyasal bir işbirli ği girişimidir.

AET ülkeleri ile Türkiye'nin birbirinden çok farklı, eşitsiz ekonomik yapıları vardır. AET ortakları ileri sanayileşme a şamasına varmış, sermaye ve tek noloji ihraç eden ülkelerdir. AET herşeyden önce ekonomik bir topluluktur ve ortaklık i çindeki rekabeti önleyerek, da ha düşük maliyetle daha büyük üretimi gerçekleştirerek, pa zarlarda daha geniş rekabet o lanakları kazanmak amacıyla ku rulmuştur. Dokuz ülkenin ekono mik entegrasyonu karşısında sa nayi ürünü ihraç olanaklarından

mahrum Türkiye, özellikle it halat serbestisinden sonra tam anlamıyla pazar olmaya mahkûm dur.

Burada karşımıza vurgulanması gereken önemli bir nokta çıkı yor. Türkiye bugün de emperya list tekellerin denetimi altın dadır ve dışa bağımlı ekonomik yapıdan dar bir kesimin yarar landığı bilinmektedir. Böylece Türkiye halkının çıkarları, yer li tekelci burjuvazinin bir ta kım tedbirlerle korunmasını is tediği çıkarlarıyla her zaman çatışacaktır. 0 halde ülke çı karlarının halk yararına korun ması, yalnız ortaklık dışında kalmayı değil, aynı zamanda ba ğımsız ve nitelikli bir sanayi leşme sağlayacak ekonomik model tercihini de zorunlu kılmakta dır.

En iyi olasılıkla yalnızca bazı tüketime dönük ve dayanıklı tü ketim malı üreten, modernleşti rilmiş kuruluşlarla yetinmek zorunda bırakılacak Türkiye'nin topluluk dışında kalması ön ko şuldur. Ek olarak, dış ticaret ikili antlaşmalara dayandırıl malı, üye ülkelerin ekonomik hayata müdahalesini asgari dü zeye indirmeyi amaçladıkları Türk kamu kesimine, yatırım ma lı üretme olanakları sağlanmalı ve geliştirilmelidir.

Bağımsız ve nitelikli bir sana yileşme ise ancak tüm üretim faaliyetlerinin merkezi planla mayla denetim altına alındığı yapısal bir değişiklikten sonra gerçekleştirilebilecektir.

KAYNAKLAR:

(l)"Company Focus, The Philips Organization", Electronic Engineering, Ocak 1974, S.551, s.23 24 (2) Bulutoğlu, Kenan; Türkiye'de Yabancı Sermaye, Gerçek Ya yınevi, İstanbul, 1970 s.178 (3) Newsweek, 13 Kasım 1972 (4) Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan aktaran Yeni Ortam, 24 Eylül 1974 (5) Kazgan, Gülten; Ortak Pazar ve Türkiye, Gerçek Yayınevi, İstanbul, Mart 1973, s.138 (6) İktisadi Kalkınma Vakfı Bülteni, 25 Ekim 1969

(7) Sanır, Aslan; San.ve Tekn. Bak., "Elektronik Endüstrisi Kurulması İle İlgili Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ça lışmaları ve Radyo Televiz yon Endüstrisinin Bugünkü Durumu, Gelişme Olanakları", MPM Semineri Tebliği.

(8) Denizli Bir Emek Elektrik Elektronik San.ve Tic.A.Ş., Resmi Gazete, 20 Ağustos 1974, S.14982 (9) Atay, M.Ali; "Teknik İnsan Gücü Dağılımında Dengesiz lik", Elektrik Mühendisliği, S.211, Temmuz 1974, s.371 372 (10) "İktisadi Kalkınma Vakfı Çalışmaları, Schoumal Rapo ru", MPM Semineri,

5 78

(11) Zeren, Toğan; "Türkiye'de Elektronik Endüstrisi, Ge nel Görünüm", MPM Semineri (12) ECID, Radyo Televizyon Sanayii Sergisi (13) DPT'dan aktaran Kazgan, a.g.e. s.198 (14) Electronics, 1 Ocak 1973 (15) Electronics, 18 Aralık 1972 (16) Electronics, 20 Kasım 1972 (17) Electronics, 22 Mayıs 1972 (18) İstanbul Sanayi Odası Ge nel Sekreteri Refah Ayber Elektrik Mühendisliği, Ma yıs 1974, S.209, s.274 275 (19) Kazgan, a.g.e s.180 181