Elektrik Mühendisliği · Sayı 259-260 · Temmuz-Ağustos 1978

OAYLAR - YORUMLAR

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
1978
Sayfa
6
Okuma süresi
14 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • EMO temsilcilikleri
  • TMMOB
  • faşist saldırılar
  • POL-DER
  • staj sorunları
  • AET ilişkileri

Özet

EMO'nun temsilcilik seçimleri, seminerler ve etkinlikleri ile dönemin siyasi olayları (faşist saldırılar, iş kazaları, öğrenci direnişleri, AET ilişkileri, grevler) hakkında TMMOB ve EMO'nun yaptığı açıklamaları derleyen haber-yorum köşesi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

temsilcilik kurulu seçimi

DERGİMİZİ KIBRISTAKİ MESLEKTAŞLARIMIZA DA GÖNDERMEĞE BAŞLADIK .

Odamız Gaziantep Temsilcilik Ku rulu seçimi 1.7.1978 günü yapıldı. Temsilciliğe Gaziantep Belediyesi Elektrik İşletmesinde çalışan Meh met GEY LANİ , Temsilci Y ardımcılı ğına Ali ÇALIŞKAN, Temsilci Y ede ği olarak da Bektaş DUMAN seçildi ler. Ülke, meslek ve üye sorunları nın tartışıldığı toplantıda önümüzde ki dönem çalışmalarına ışık tutucu öneriler geliştirildi. Gaziantep Beledi yesi ve SMM üyelerle ilişki kurularak proje vizesi ve mesleki denetim uygu lamalarının geliştirilmesi, diğer Oda ve demokratik kitle örgütü temsilci

leriyle ortak çalışmalar yapılması önerildi. Ayrıca, sonbaharda Gazian tep ilinin ve ülkemizin enerji sorunu nu konu alan bir panelin düzenlenme si ilke olarak benimsendi.

YENİ TEMSİLCİLİK YÖNETMELİĞİ

Geçmiş uygulamalar ve gereksinim ler gözönüne alınarak değiştirilen Odamız Temsilcilik Y önetmeliği ye ni biçimiyle 24.7.1978 tarihinde yü rürlüğe girdi.

Odamız ile Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı Elekt rik Mühendisleri Odası arasında geçen yıl yazışma yoluyla kurulan ilişki, Oda Y azman Üyesi Dinçer Çağın'ın Odamızı ziyareti ile yeni bir boyut kazandı.

Y apılan görüşmelerde örgütler hak kında karşılıklı bilgi verildi ve bilim sel, teknik ve örgütsel işbirliğinin ge liştirilmesi doğrultusunda temenni kararları alındı.

Bu kapsamda Odamız yayın organı Elektrik Mühendisliği dergisinin bun dan böyle Kıbrıs'taki 60 kadar mes lektaşımıza dağıtılmak üzere Kıbrıs Elektrik Mühendisleri Odası 'na gön derilmesi kararı alındı. Dergimizin 258. sayısından 70 adeti bu karar doğrultusunda Kıbrıs'a gönderildi. Bu uygulama karşılıklı görüşmelerde yeni bir karar alınıncaya kadar sürdü rülecek.

elektrik kısıntıları ve enerji sorunu

izmir Şubemiz, 8, 9, 10 Haziran 1978 tarihlerinde Aydın, Denizli ve Antalya illerinde "Elektrik Kısıntıları ve Enerji Sorunu" konulu birer panel düzenledi. Üyelerimizin ilgiyle izledi

ği panellere konuşmacı olarak ODTÜ öğretim üyesi Sn. Kemal İNAN ile Merkez Y önetim Kurulumuzdan Teoman ALPTÜRK ve Bülent DA

MAR katıldılar.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 259 • 260

FAŞİST BASK! VE SALDIRILAR KARŞISINDA HÜKÜMETİN TUTUMU ELEŞTİRİLDİ

İzmir'de aralarında Odamız Şubesinin de bulunduğu pekçok demokratik kitle ve meslek örgütü Başbakan Bü lent Ecevit'e yazdıkları bir ortak mektupta; iktidarı;ar tan faşist baskı ve saldırılar karşısındaki tutarsız ve ba şarısız tutumundan dolayı eleştirdiler ve geniş desteği ni gördüğü emekçi kitlelere verdiği sözleri yerine getir mesini istediler.

ÜYEMİZ ORD PROF. BEDRİ KARAFAKİOĞLU KATLEDİLDİ

ÎTl) Elektrik Fakültesi Dekanı, üyemiz Ord. Prof. Bedri Karafakioğlu 20 Ekim 1978 Cuma günü sabah üniversitedeki görevine giderken faşist canilerce kat ledildi.

Dergimiz baskıya hazırlandığında aldığımız bu haber tüm üyelerimizi büyük üzüntüye boğdu. Hocamız, ay dın ve demokrat kişiliği, sayısız üyemizin yetişmesin deki birincil katkısı ve babacan davranışlarıyla yüre ğimizdeki yerini korumaya devam ediyor.

Crd. Prof. Bedri Karafakioğlu'nun kişiliği ve olayla ilgili ayrıntılı bilgiler gelecek sayımızda yer alacaktır.

buhar santralları ve işletme sorunları

Ankara Şubemizin düzenlediği Mes

radarı ve İşletme Sorunları konulu

lek İçi Teknik Eğitim Seminerlerinin

semineri Y aver HEPER (TEK) verdi.

VII.si 4 Temmuz 1978 tarihinde ya

ilgiyle izlenen seminerin notları An

pıldı. Termik Santrallar, Buhar Sant

kara Şubemizden sağlanabilir.

yeni temsilciliklerimiz

Seydişehir temsilciliğine Sn. Mehmet Ünlü ve temsilci yardımcılığına Sn. Yavuz Güner atandılar.

Odamıza bağlı şubelerimiz dışındaki örgütlenmenin, üyelerimizle ilişki kurmanın tek yolu olan temsilcilik ler konusunda, Ankara Şubemizce daha önce başlatılan çalışmaların ürünleri alınmaya başladı.

Mayın ayında İskenderun'da yapılan toplantı sonucu ISDEMÎR'de çalışan üyemiz Sn. Ömer Nadir Kibar isken

derun temsilciliğimize atanmıştır. Haziran ayında ise Seydişehir'de, An kara Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri ve Seydişehir'de çalışan üyelerimizin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda çeşitli sorunlar tartı şıldı, üyelerimizin Oda çalışmaları konusunda görüş ve önerileri • alındı ve birlikte yapılabilecek çalışmalar üzerinde duruldu. Toplantıya katılan üyelerimizin önerilerine uyularak

Böylece Odamızın Temsilcilik sayısı 37'ye çıktı. Bu arada üyelerimizin yoğun olarak bulunduğu yerlerde temsilcilik kurma çalış malan sürdürü lüyor.

Örgütlenmemizin en önemli araçla rından biri olan temsilcilik konusun da üyelerimizin gerekli ilgiyi göster melerini, temsilci arkadaşlara yardım cı olmalarını bekliyoruz.

egoda iş kazaları

emo ve tüted ankara şubeleri açıklama yaptı

EMO ve T Ü T E D Ankara Şubesi Başkanları EGO işletmesinde ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanan iş kaza ları nedeniyle 13.7.1978 tarihinde basına bir açıklama yaparak şöyle de diler:

"iş kazalarının giderek yaygınlaş ması eğiliminin sorumluları; tüm ye tenekli teknik eleman, idareci, me mur ve işçileri siyasi kaygılarla açığa

alan, kıyan yöneticiler ve onların ka yıtsız şartsız "Destek"çiliğini yapan lardır. Bu cinayetlerin önüne geçme nin y olu, olaylar sonrası EGO kori dorlarında kendi militanlarından dev riyeler gezdirmek olamaz. Gerekli önlemlerin ivedilikle alınması, EGO' nun idari ve teknik açıdan yetkin ele manlarca yönetilmesi, sorunun tek çözümüdür."

İ

'TMMOB, MESLEK *r7ı\cpy ALANLARINI i ^ 2 b > ^ İLGİLENDİREN KONULARDAKİ ÇALIŞMALA R I N I SORDURURKEN; ÜL KEMİZDE GİDEREK ARTAN FAŞİST SALDIRI VE C İ NAYETLER, TÜM İLERİCİ VE DEMOKRATLAR ÜZERİN DEKİ BASKILARA DA KAR ŞI ÇIKIYOR, ÜYELERİMİ ZİN EKONOMİK DEMOKRA T İ K HAKLARI İÇİN VER DİKLERİ AKTİF MÜCADELE İÇİNDE YER ALIYOR.

ANARŞİ İLE SAVAŞ

6.7.1978 tarihinde basma yaptığı

rtü çadır direnişi

açıklamada TMMOB Başkanı Teo man ÖZTÜRK, POL DER'e yönelti

len baskılar ve POL DER yöneticile

Y apımına 1968 yılında başlanan ve tamamlandığı halde iki yıldan beri açılmayan Kredi ve Y urtlar Kurumu na bağlı İ TÜ Maçka öğrenci Y urdu' nun açılması için İ TÜ öğrencileri u zun süredir mücadele etmektelerdi. MC döneminden sonra, yeni iktidarca

sayıda güvenlik kuvvetinin müdaha lesiyle direniş engellendi, çadırlar sö küldü, 250'den fazla öğrenci gözaltı na alındı.

işgal altındaki Edirnekapı vr Atatürk öğrenci yurtlarına dokunulamazken,

rinin görevden alınmasını şu sözlerle kınıyordu: "Anarşiye karşı savaştan" söze denler, bu savaşın hedefinin POL DER ve diğer demokratik örgütler olmadığını anlamak zorundadırlar. Emekçi halkın bir parçası olan ve tarafsız bir biçimde görevlerini sür

verilen sözlerin yerine getirilmeyişi iktidarın öğrencilerin böylesi demok dürmeye çalışan POL DER'e ve üye

üzerine, öğrenciler, İ T Ü Gümüşsüyü rat ik bir istemlerine karşı t ut umu lerine yönelen baskılar son bulmalı

spor alanında y apt ıkları bir f orumla tepkiyle karşılandı. T M M O B de bası dır

çadır direnişini başlattılar. Odamız na yaptığı açıklamada İ TÜ yurdunun

istanbul Şubesinin de desteklediği açılması gerektiğini belirterek öğren

bu direniş boyunca kendilerine veri cilere yapılan baskıyı kınadı.

ANTALYA ŞENLİĞİNDE

len güvenceleri yeterli bulmayan öğ

SEMİNER

renciler, 29 Haziran günü yapt ıkları forumda, direnişi sürdürme kararı aldılar. Ancak, aynı günün akşamı znrrrtı: araçların eşliğinde 500'B jan darma olmak 'TSertf4l'ÖÖO'e :yafcm

İstanbul Şubemizin 11 Haziran 19 78 günü Belgrad Ormanlarında düzen lediği pikniğe pek çok'üyemKive ai ferrkitılmrş+â'rdir. • '•• ; • v

Antalya Belediyesi ile TMMOB'nin, Antalya Şenliği'nin bir parçası ola rak, 5 Temmuz günü düzenledikleri i 'Turizm Politikaları, Türkiye ve. An talya". konulu seminerde, Antalya

'•240

Belediye Paşkanı Selahattin Tonguç ve TMMOB Başkanı Teoman Öztürk ün yaptıkları açış konuşmalarının ar dından tebliğler sunuldu. Tanıtma broşüründe seminerin amacı şöyle açıklanıyordu: "Bugün, turizmin eko nomik ve sosyal anlamı egemen güç lerce ücretler, örgütlenme ve pazar bi çiminde ele alınırken; seminerde, iş gücünün yenilenmesi ve üretici güç lerin yabancılaşma etkisiyle uğradı ğı törpülenmenin giderilmesine yöne lik olarak, rekreaktif turizmin taşıdı ğı anlam ve önemin vurgulanması amaçlanmaktadır."

BEDRETTİN CÖMERT'tN KATLİ

Doç.Dr. Bedrettin Cömert in öldü rülmesine ilişkin olarak TMMOB'ce yayınlanan bildiride

"Faşist silahlı çetelerin tüm emekçi kitleleri hedef alan silahlı bombah saldırılar, "nereden gelirse gelsin" ya da "ne sağ, ne sol" gibi düşünceleri ileri sürerek gerçekleri görmeyenler den alınan cüret ile, artarak sürmek tedir,

Faşist saldırılara ve katliamlara kar şı birşey yapmayan, emekçi halkın çıkarlarını savunan kitlelere ve onla rın demokratik örgütlerine her türlü baskıcı yöntemleri uygulayan, buna karşın, faşist çetelere ve örgütlerine dokunmayanlar, artık olayları doğ ru değerlendirerek, sorumluluklarını bilmek ve faşist odakların üstüne git mek zorundadırlar" deniyordu.

TMMOB VE ODALARA SALDIRILAR

21 Temmuz 1978 günü TMMOB ve Birliğe bağlı bazı Odaların bir kısım güvenlik kuvvetlerince basılması üze rine, TMMOB Başkanı Teoman ÖZ TÜRK yaptığı açıklamada:

"TMMOB ve Birliğe bağlı Odalara ya pılan bu saldırıyı kınıyor; ilgilileri, her türden olayı bahane ederek TMMOB ve Odalarına saldırmayı adet haline getiren bu zihniyet karşı sında önlem almak üzere bir kez daha uyarıyoruz" diyordu.

AET İLE İLİŞKİLER

Türkiye AET ilişkilerindeki gelişme lere ilişkin olarak 20.7.1978 tarihinde basına yapılan açıklamada ise; emper yalizmin uluslararası bir örgütü olan ve kapitalist ülkeler arasında ekono mik, siyasi ve sosyal entegrasyon sağ lamayı hedefleyen AET ile ilişkilerin ülkemize ve emekçi halkımıza hiçbir yarar getirmediği, ilişkileri sıkılaşür mak yerine, AET'den gecikmeksizin çıkılması gerektiği belirtildi.

İZMİR'DE KIYI YAĞMASI

İzmir körfezinin bir bölümünün top rak ile doldurulmasının Körfez ve çevresi üzerinde yarattığı olumsuz et kilere ilişkin olarak 29.7.1978 günü yapılan açıklamada:

"ülkemizde kıyı yağması olanca hı zı ile sürmekte, plansız kentleşme ve çarpık bir biçimde gelişen sanayileş me çevre kirliliğini olanca gücü ile körüklemektedir. Bu gelişime bağlı olarak izmir'de bugün kıyı yağma sının ve çevre kirlenmesinin çarpıcı bir örneği yaşanmaktadır" dendi ve konunun açıklığa kavuşturularak bu yanlış girişimden vazgeçilmesi isten di.

STAJ SORUNLARI

10.8.1978 günü yapılan açıklamada TMMOB, ileride üyeleri olacak teknik öğrenim gören öğrencilerin staj soru nuna değindi; bu öğrencilerin, mesle ki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri açısından üretim birimlerinde pratik bilgi ve deneyler edinmeleri zorunlu luğunu vurgulayarak sorunun çözü mü doğrultusunda önerilerini belirt ti.

AMBARGO VE ULUSAL BAĞIMSIZLIK

Amerikan silah ambargosunun şartlı olarak kaldırılması üzerine:

"Daha önceleri de birçok kez açıkla dığımız gibi, Türkiye'nin sorunlarının jçözümü junbargonun kalkmasına bağ

lı değildir. Halkımızın kurtuluşu, bu tür ilişkilerin tam tersine, emper yalist kapitalist sistemle her türlü ba ğımlılık ilişkilerine son verilmesine, emperyalist zincirin kırılmasına ve emperyalizmin içteki uzantılarının ve onların faşist silahlı çetecilerinin ülkeden kovulmasına bağlıdır.

Emekçi halkın çıkarlarını savunan mühendis mimar kitlesi ve onların ör gütü TMMOB, ABD'nin başını çekti ği emperyalist kapitalist sistemin giz li açık tüm kurum, politika ve uygu lamalarına karşı mücadele etmeyi; bağımsızlık ve demokrasi mücadele sinin en belirleyici yanı olarak gör mekte ve bu mücadeleyi kendi alan larında giderek güçlenen bir biçimde sürdürmektedirler." denirken,

GREVLERLE DAYANIŞMA

29.8.1978 tarihinde basına yapılan açıklamada, içlerinde mühendis ve mimarların da yeraldığı Mersin SO DA CAM ve Ankara GEM AŞ grevci leriyle TMMOB'nin dayanışma içinde olduğu belirtildi.

"Ülkemiz, kamu çalışanlarına sendi kal hakların tanınmadığı dünyanın se kiz ülkesinden biridir. Emperyalizme bağımlı egemen sınıflar bir milyona yakın kamu çalışanının sendikal hak larım gasbetmişlerdir. tşçi sınıfına ta nınan sendikal haklar da, bir dizi an ti demokratik uygulamayla kısılmaya çalışılmaktadır.

Bugün, mühendis ve mimarların da bir parçası olduğu geniş çalışanlar topluluğu bir yandan TOPLU SÖZ LEŞMELİ GREVLİ SENDİKAL HAKLAR'ın kazanılması için müca dele verirken, öte yanda kullanımı egemen sınıflarca önlenmeye çalışı lan mevcut sendikal hakları da hayata geçirmeye çalışmaktadır" sözleriyle konunun genel boyutlarıyla ele alın dığı açıklamada daha sonra bu iki iş yerinin sorunlarına değinildi ve TMMOB'nin, Mersin Soda Cam ve Ankara GEMAŞ'ta grevde olan e mekçüerle ve Sendikaları DİSK PET KİM İŞ ve DİSK SOSYAL lŞle da yanışma içinde olduğu vurgulandı.

241 ELEKTRİK MÜBWDt$lİĞt 25$•> £ÇO

kit le örgütü bir basın toplantısı yapa rak olayı protesto etti. Odamız Mer kezince basına yapılan açıklamada şöyle deniyordu:

POL DER ve POL BİR'in kapatılma kararları daha sonra Danıştay'ca dur duruldu.

bunalımlar yüzeysel önlemlerle aşılamaz

Geçtiğimiz günler, ilerici demokrat güçler açısından, gene içaçıcı olma yan gelişmelere sahne oldu. CHP ikti darı sonunda, muhalefetin uzun süre dir tezgahladığı oyuna gelerek POL DER' i kapattı. Basında yer alan deyi miyle; " M C Hükümetinin yapamadı ğı, CHP'ye yaptırıldı". İstanbul'da bir afiş asma eylemi bahane edilerek önce POL DER yöneticileri açığa alınıyor, sonra da Dernek Ankara Valiliğince kapatılıyordu. "Sağa da, sola da karşıyız" mantığından hare ketle, POL DER ile birlikte kapatılan POL BİR'in ise; MC Hükümetinin düşmesinden sonra, POL DER ope rasyonunu kolaylaştırmak amacıyla kurulmuş etkinliği olmayan bir ör gütlenme olduğu biliniyor. POL DE R' i n kapatılışı kamuoyunda ge niş tepkilere yolaçtı, 25 demokratik

Ülkemizi faşizmin karanlığına göm mek isteyenler saldırı ve tertiplerini her geçen gün artırarak sürdürmek tedirler.

Faşist çeteler eliyle işletilen cinayet ler emekçi halkın her kesimini ve de mokrasiden yana güçleri hedef al maktadır. Kana susamış cinayet şebe keleri örgütlüdür ve gizli açık her türlü destekten alabildiğine yararlan dırılmaktadırlar.

Böyle bir ortamda, demokratik hak ve özgürlüklerden yana olduğunu söyleyerek iktidara gelenler, emekçi halka verdikleri sözler her zamankin den daha fazla sadık olmak zorunda dırlar. Hal böyleyken "sağa da sola da karşıyım" açmazına saplanan ik tidar gericilikle mücadele edeceği yerde, demokratik güçlere yönelmek te ve onları faşizm hevesi ileriyle aynı kefeye koymaktadır. Bunun son ör neği, polislerin yasal demokratik ör gütü olan POL DER üzerindeki siya sal baskıların arttırılması ve kapatıl masıdır.

Faşist demogoji ve tertiplere karşı koymak ve üzerine gitmek, dürüst olmanın asgari ölçütüdür. Demokra tik örgütlerin kapatılması çalışanla rın mücadelesine sekte vurabilir ama onların mücadelesine engel olamaz. Bu inanç ve kararlılığımızı kamu oyuna açıklamayı görev sayıyoruz."

T Ü T E D Genel Başkanı ise POL DE R' i n kapatılmasının sermaye sı nıflarından icazetli "sivil sıkıyöne t i m " girişimlerinin ilk adımı olduğu nu vurguluyordu. Gerçekten de söz de ilerici geçinip büyük sermayenin sözcülüğünü yapan bazı gazete yazar ları, "Sivil Sıkıyönetim" gerekliliğini dile getirir oldu.Çok geçmeden İçiş leri Bakanı da, bu doğrultuda bir ya sa tasarısının hazırlandığını açıkladı.

Bu olayın yankıları sürerken, ilerici güçleri tehdit eden tertiplere, faili meçhul cinayetler dizisine bir yenisi daha eklendi. Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde görevli, de ğerli bilim adamı ve yazar Doç.Dr. Bedrettin Cömert öldürüldü. Cömert' in öldürülüşü, kendi başına olduğu kadar, faşizmin geniş yığınları he def alan sindirme planının göstergesi olması açısından da düşündürücü. Üyesi olduğu T Ü M Ö D Ankara Şube si olaydan sonra "Faşizmin emekçi halkımızın yanında yeralan bilim a damlarına yönelik bu saldırıları bizle ri şaşırtmıyor. Şaşırtıcı olan siyasi iktidarın beklenen bu tür olayların tertipçileri karşısındaki suskunluğu dur" diyerek sorunun özüne değini yordu.

BUNALIMA "ÇARE". SENDİKAL MÜCADELENİN

DİZGİNLENMESİ ö t e yandan kapitalizmin evrensel bunalımı ve buna bağlı olarak ülke ekonomisinin sürüklendiği açmazda; çözüm için gene işçi ve emekçi ke simlerden özveri bekleniyor. Ulus lararası Para Fonu ile kredi anlaşma ları yapılırken, bu kuruluşun dayat tığı isteklerin, yerli sermayenin istek leriyle çakıştığı belirtilmişti. Bu is teklerden biri de ücretlerin kısıtlan ması idi. Basının, uzun süredir " f iat artışlarına ücretlerin neden olduğu" yolundaki propagandasının ardından Hükümet ile Türk lş arasında "Top lumsal Anlaşma" imzalandı. Geçmiş te Fransa, ingiltere gibi bunalımların yoğunlaştığı diğer kapitalist ülkeler de de bu tür anlaşma örnekleri görül dü. Toplumsal Anlaşma, işçilerin üc ret artışlarının kısıtlanması, yani ö zünde ücretlerin, yaşam koşullarının dondurulması anlamına geliyor, iş

veren çevreleri bu anlaşmayı, yıllar dır özledikleri "çalışma barışı" ku rulması yönünde olumlu bir adım olarak değerlendiriyor ve hoşnutluk larını saklamıyorlar.

Anlaşma politik boyutuyla ele alın dığında ise; Hükümet programında da yer alan "referandum", işçi me mur ayırımının yeniden düzenlenme si, bunun ötesinde politikanın belir lenmesinde işçilere danışılması, işçi lerin yönetime katılmasının gereklili ği gibi konular göze çarpıyor. Ancak, ilk bakışta olumlu gibi görünen bu yaklaşımlarda; belirsiz, yuvarlak ifa deler kullanılması inandırıcılığı azal tıyor. Anlaşmanın temel felsefesinin., ücretlerin kısıtlanması; egemen güçle rin, işçilerin ekonomik demokratik mücadelesini kendi güdümüne almak ve onların sınıf bilincini köreltmek için yarattığı ve "çalışma barışı" adını taktığı uzlaşma planının hayata geçirilmesi olduğu gerçeği su yüzüne çıkıyor.

BARIŞ, SİLAHSIZLANMA, AMBARGO VE ABD ÜSLERİ ilericiler uzlaşmacı "çalışma barışı" kavramına karşı çıkarlarken, dünya barışının korunup güçlendirilmesi için verilen mücadelenin içinde yeral maktadırlar. Dünya Hukuk Günü ne deniyle, Barolar Birliği tarafından düzenlenen "Barış ve Silahsızlanma" sempozyumunda koru şan Birlik Baş kanı Faruk Erem "Y alnız canlıları yokettiği için Nötron Bombasını yeğleyen bir anlayış, Jürryanın nere ye yaklaştığını göstermiştir" derken silahlanmanın emperyalizme ba ğımlılığı artırdığı ve savaşı körükle diği vurgulandı. Sempozyuma bir me saj gönderen Senatc Başkanı S i m Atalay, bu girişimi övgü ile karşıla dığını belirterek, "Bilindiği gibi dev letlerin barış içinde yaşamaları, güç lerini bu yolda kullanmaları için türlü

adımlar atılmış, uluslararası uğraşılar da bulunulmuştur. Bunların en ö nemlilerinden biri de, 1973 yılında Helsinki'de başlayıp 1975 yılında yine Helsinki'de sonuçlanan Avrupa Güvenliği ve işbirliği Konferansı'dır. Bu konferans sonunda, katılan dev letlerce imzalanan 1 Ağustos 1975 günlü Nihai Senet somut bir başarı belgesi olarak nitelendirilebilir" dedi. Nihai Senedin imzalanması gibi ö nemli bir başarının, senetteki hüküm lerin hayata geçirilmesi başarısıyla bütünleştirilmesi görevi tüm ilerici, demokrat güçlere düşüyor.

Gerçekten de Amerikan silah ambar gosunun kaldırılmasıyla sonuçlanan gelişmeler ilgiyle izlenirken, basında yeralan bir harita Amerikan Üsleri nin komşu ülkeleri tehdit amacıyla ülkemiz topraklarını ne ölçüde kul landığını sergiliyordu. Ambargonun kaldırılmasının, ülkemizin ulusal ba ğımsızlığından verilecek yeni ödünler anlamına geldiği biliniyor. Oysa ikti dar ve muhalefet bu büyük başarıyı (!) paylaşmak yarışındalar. Uzlaştır ma Komisyonu kararı, açıkça Türki ye'yi ABD'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarının bir aracı olarak göster mekte. Bu rol rahatça benimsenir ken, üslerin faaliyetlerini düzenleye cek anlaşmaların bir ekonomik yar dım programım, da içermesi sağlan maya çalışılıyor.

Uluslararası finans kuruluşlarından sonra NA T O çevreleriyle de ekono mik bağımlılık ilişkilerine girişilme sine neden, beklenen kredi akışının gerçekleşmeyişi. Türkiye'ye gelip gi den I M F heyetlerinin, öngörülen ko şulların yerine getirilip getirilmediği ni denetlemekte olduğu ve yeni ko şullar dayattığı basına yansıdı. Kal kınma hızının düşük tutulması, ücret lerin dondurulmasından sonra K İ T ' lerin açıklarının kapatılması için kad roların dondurulacağı söylentilerini benzine, şekere yapılan zamlar izledi. Önemli bir başka karar da; Türk Li rasının değerinin dolar yerine Özel Çekme Hakkı'na bağlanması oldu, vlF ve iç sermaye çevrelerinin istek

leriyle çakışan bu karar Türk Lirası nın değerinin sürekli olarak ayarlan masını, yani sürekli devalüasyonu ge tirecek.

YUED: YENİ BİR DÜZEN Mİ?

Ekonomideki çıkmaz artarak sürer ken, Belgrat'ta toplanan Bağlantısız Ülkeler Konferansı'nda Kıbrıs konu sunda alınan ve gerçekte bu ülkelerin bu konuda başından beri sürdürdükle ri eğilimi yansıtan kararlar egemen çevreleri rahatsız et t i. Uluslararası a landa yeni müttefikler bulma çaba sının bir parçası olarak değerlendiri lebilecek "Y eni Uluslararası Ekono mik Düzen" konulu seminer 7 11 Ağustos 1 978 tarihlerinde İstanbul' da yapıldı. Semineri, Dışişleri Bakan lığı ile Siyasal Bilgiler Fakültesi Geliş me ve Toplum Araştırmaları Merkezi düzenliyordu. Uluslararası ekonomik düzenin ülkeler arasındaki eşitsizliği artırmasına tepki olarak doğan Y U ED Kavramı, oldukça eskiye davanı yok. ilk kez, artık 77'ler diye bilinen az gelişmiş ülkeler tarafından, 1 9 6 4 ' te Cenevre'de yapılan ilk Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konfe ransı'nda ortaya atılan tartışma gide rek hız kazandı ve Birleşmiş Millet ler örgütü'nün bazı özel oturumlarına konu oldu. Çoğu kağıt üzerinde kal makla birlikte bu doğrultuda karar ler, eylem programları da saptandı.

Gelişmiş ülkeler tartışmalara uzak kalmaya çalışıyorsa da, Y U E D hare keti sistemin özünü hedef almıyor, aksine çelişkilerin azaltılmasını sağ lamaya yönelik. Bununla birlikte, se minerin ülkemizde yapılması ve ko nunun geniş kesimlere yansıması kuş kusuz yararlı oldu. Geri ülkeler için tek gelişme yolunun, emperyalist ka pitalist ilişkilerin dışına çıkılmasın da, ulusal bakımsızlığın kazanılmasın da olduğu bir kez daha ortaya çıktı.