Elektrik Mühendisliği · Sayı 324-325-326 · Ekim-Kasım-Aralık 1985
STANDARDİZASYON VE KALİTE DENETİMİNİN TÜRKİYE'DEKİ UYGULAMASI VE ELEKTRONİK SANAYİİNE ETKİSİ
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1985
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- standardizasyon
- kalite denetimi
- TSE
- elektronik sanayii
- Türk Standardları Enstitüsü
- EMO kalite belgesi
Özet
Yazar, standardizasyon ve kalite denetimi kavramlarının Osmanlı'dan günümüze Türkiye'deki gelişimini ve Batı ile karşılaştırmasını inceleyerek, TSE, sanayi odaları ve EMO gibi kurumların verdiği farklı belgelerin elektronik sanayiine etkisini değerlendiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
STANDARDİZASYON VE KALİTE DENETİMİNİN TÜRKİYE'DEKİ UYGULAMASI VE ELEKTRONİK
SANA YÜNE ETKİSİ
Yurdakul Ceyhun Araştırma Geliştirme Müdürü, TELETAŞ
ÖZET
Bu yazıda, standardizasyon ve kalite denetimi kav ramlarının evrim süreci içinde ülkemizde nasıl geliştiği özetlenerek bugünün bir değerlendirilmesi yapılmış ve kimi öneriler getirilmiştir.
1. GİRİŞ
Anladığımız anlamda Standard, uyulması gereken öl çütler, kurallar bütünü; Kalite ise söz konusu uyulma sı gereken ölçütler, kurallar bütününe uyulma düzeyi dir. Standardizasyonun üretici ve tüketiciye sağladığı yararların yanı sıra ulusal ekonomiye de olan katkısı yadsınamaz. Ne var ki, doğal olarak ortaya çıkan bu kavramlar toplumsal olaylardan, sanayideki gelişme lerden, dünya pazarındaki oynamalardan vb. nedenler den olumlu ya da olumsuz yönde etkilenecektir, ör neğin bu tür olaylar, sanayide ilerlemiş Batı toplumla rında bu kavramları köklü kurumlara dönüştürürken, bir dönemde Osmanlı toplumunda yerleşmiş ve o günlerin koşullarına göre olumlu yönde etkinlik gös teren loncaların ve bu loncaların ortaya koyduğu ku ral ve yöntemlerin yozlaşmasına neden olmuştur. Bu yozlaşma ve çöküşün sonucu Türk sanayi giderek başı boş kalmış ve standardizasyonun Batıdan dışalımı ka çınılmaz olmuştur. Bu çöküş, yalnız kurumlarda değil kavramlarda da gerçekleşmiştir. Sırasıyla iş yeri, ana para, uzman anlamına gelen kerhane (kâr yapılan yer), sermaye, herif (maharet ile aynı kökten geliyor) söz cüklerinin bugünkü anlamları, bu çöküşün bir başka kanıtıdır.
Tarihsel evrimi içinde bu kavramların Türk toplumun da kurumlaşamaması ve sonuçta bir dışalıma gidilme si, yaptığımız her dışalımda olduğu gibi bu konuda da benzeri pek çok sorunu karşımıza çıkarmıştır. Yeni
kavramlar yeni uygulamalar ve toplumun dışlaması! Sanayi devriminin dışında kalmış olan toplumların kaçınılmaz yazgısı.
İki yıldır Türk Sanayinin üzerindeki korumacılık şem siyesi kalkmış bulunuyor. Gerek, varolan sanayimizin dış pazarlara açılabilmesi, gerekse kalkınmamızda bir önkoşul olarak gördüğüm orta ve küçük çaptaki elek tronik sanayimizin büyüyüp gelişebilmesi için standar dizasyon ve kalite denetiminin kesin çözüme kavuştu rulması zorunludur. Aşağıda bu kavramların yurdu muzda ve Batı'da nasıl geliştiğini ve bugünkü konu munu kısaca özetledikten sonra, karşılaşacağımız sorunların üzerinde durarak çözüm önereceğiz (1), (2).
2. GEÇMİŞE BİR BAKIŞ
Osmanlılardan önce ve özellikle Osmanlı döneminde üretimin sıkı bir gözetim ve denetim altında bulundu ğunu görmekteyiz. Savaşmak ve kazanmak ilkesi üze rine kurulu bir düzende, ordunun her türlü gereksi nimlerinin karşılanabilmesi için böylesine bir tutum doğaldı. Üretim araçlarının tüm iyeliğini ellerinde tu tan loncaların, belli dönemlerdeki devlet siparişlerini yerine getirme zorunlulukları vardı. Bu nedenle dev let, çiftçiyi düzene sokmaya, zenaatkarları ise dene tim altında tutmaya büyük özen gösteriyordu, özel likle tabak (derici) esnafında olduğu gibi, önemli üre tim konularında çalışanlar ise devletin bu denetimin den hoşlanmayarak kendi içilerinde örgütleniyordu. Evliya Çelebi'ye göre devlet baskısına karşı esnaf için de çok kuvvetli bir dayanışma oluşmakta ve dinde bile devletten koparak "fıkh" hukuku yerine bir ta kım tasavvuf takiratlarının "fütuvvet" denilen ahlak anlayışı benimsenmekte idi. Bir zanaatı ilk bulan ve başlatan kimse olarak meslek pirleri tanımlanmakta ve dükkanlar sabahları o pire edilen dua ile açılmak taydı, örneğin terzi dükkanlarında :
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 324/3.25/326
Her seherde besmeleyle açılır dükkanımız. Hazreti tdris nebi pirimiz, üstadımız.
gibi yazılar bulunmaktaydı. Din ile de pekiştirilen es naf arasındaki bu bağa karşı, gereksinimlerini karşıla yabilmek için devlet ihtisab yasaları çıkartmakta, bunları uygulayacak kadılar atamakta, satış bedelleri (narh) yayınlamakta idi. Sonuçta kendi içinde tutarlı bir sistemle karşılaşmaktayız. Örneğin ikinci Bayazid zamanında yayımlanan bir "Bursa Belediye Kanunu" günümüz koşulları içinde değerlendirildiğinde, gerçek bir Standard örneğini oluşturmaktadır. Ne var ki, iste nen her malın boyut, nitelik vb. tüm değerlerinin böy lesine ayrıntılı belirlenip denetlenmesi, yapımcının, üretimini alıcının kesesine ve zevkine göre düzenlen mesini engellemiş, daha açık bir deyişle ilerleme, ge lişme olanaklarını kısıtlamıştır.
Dahası Hz. Muhammedin tüccarların piri diye bilinme' sine karşın bu sınıf reayadan sayılır ve hor görülürdü Devlet politikasının bir gereği olan sermaye birikimi ni engellemenin sonucu, tüccar sınıfı da gelişememiş ti. Bir anlamda katı kurallar üzerinde kurulan ve yeni liklere kapalı bu düzen kendi kendini ölüme sürükle mekteydi. Yüzyılımızın başındaki uzun savaş yılları, her alanda olduğu gibi ekonomik yaşamda da birçok çöküntülere yol açmış türedi tacirler, dürüst çalışan lar ile yasal olmayan yollardan yarışarak yerli malla rın dış pazarlarda kötü tanınmasına neden olmuşlardı. Dahası, 1929 yılında dünyadaki ekonomik bunalımın patlak vermesi, bu kez en kalite malların en ucuz fiyat larla pazarlarımıza girmesine yol açmış ve yerli üreti mimiz yeni bir darbe yemişti. Buradan, doğal gereksi nimler sonucu kendiliğinden ortaya çıkan standardi zasyon ve kalite denetimi kurumunun, özünde kapalı bir iç yapıda olması sonucu, kendi kendini yiyerek nasıl çöktüğünü görmekteyiz.
3. BATIDAKİ DURUM
Osmanlıların tersine, Batıda böylesine merkeziyetçi bir yönetim yok. Değil bir devlet baskısı, sırasında devlete borç verebilecek düzeyde bir sermaye biriki mi oluşmakta. Sanayi devrimi ise gelişme hızını daha da büyük boyutlara çıkarıyor. Devletin savaşan ordu larına ikmal garantisi vermek vb. nedenler için değil; daha ucuzu, daha iyiyi ve daha çeşitliyi üretebilmek için bir standardizasyon ve kalite denetimi çalışmala rına tanık oluyoruz.
Somut olarak Elektrik Mühendisliğini ele alırsak, 1881' de ilk uluslararası kongre Paris'te 1904'de ise ikinci uluslararası kongre St.Louis (ABD)'de toplanıyor ve 1906'da IEC kurularak, uluslararası bir düzeyde stan
dardizasyon ve kalite denetimi çalışmaları başlatılı yor. Oldukça karmaşık bir yapıyla günümüze gelen ve sürekli gelişmekte olan bu örgütlenmenin daha ayrın tılı açıklaması (3)'de bulunabilir.
Türkiye bugün ISO ve lEC'nin üyesidir. Ancak bu üye lik nasıl gerçekleşti ve bu üyelik bize neler vermekte daha doğrusu biz bu üyelikten gereğince yararlanıyor muyuz? Bunu inceleyelim.
4. BATIYLA BÜTÜNLEŞME ÇABALARI
Ülkemizde 1929 yılında varılan durum, eskinin düzel tilemeyeceğini (lonca düzeninin sürdürülemeyeceğini), Batı örneksenerek yeni uygulamaların yürürlüğe kon ması gereğini göstermekte idi. Daha açık bir deyişle, toplumun evrim süreci içinde oluşamayan bir takım kurumlar, dışalım ile getirilecek idi. Toplumun ise bunları dışlaması, göreceğimiz gibi kaçınılmazdı. 1930 yılında, bugün yürürlükte olan 1705 sayılı "Tica rette Tağşişin Men'i ve İhracatın Mürakebesi ve Ko runması Hakkında Kanun" ve 1936 yılında buna ek 3018 sayılı yasa yürürlüğe kondu. Bu yasalara dayanı larak kalite denetimi işletilmeye çalışılmıştır. Daha sonra 1960 yılında TSE (Türk Standardları Enstitüsü) kurulmuş, 1967 yılında ise Türk Standardlarımn Uy gulanması Hakkında Tü^ük yürürlüğe girmiştir. 17 Ka sım 1977 yılında ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma örgütü arasında Ulusal Kalite Denetim Sistemi Anlaşması im zalanmıştır. Amaç yerli ürünlerimizin uluslararası pa zarlara daha kolay girebilmesini sağlamaktı. Olay yal nızca TSE'nin kurulması ve görevin bu kuruluşa bıra kılması yönünde gelişmedi. Başka kuruluşlar da stan dardizasyon ve kalite denetimi konusunda Batı ile bü tünleşme çabalarına katkıda bulundular ve karşımıza gerçekten görkemli bir belge alış veriş ağının çıkması nı sağladılar. Belge alış verişi diyorum, çünkü ortada gerçekten çok canlı bir piyasa var, herkes kendi belge sini satma peşinde. Özetlemek gerekir ise;
a) Kuruluş yasasındaki kimi maddeleri değiştiren 2449 sayılı yasaya ve Bakanlar Kurulu'nun 221 sayılı hükümündeki kararnamesine dayanarak TSE: 5 adet b) 5590 sayılı yasadaki maddelerin bir bölümünü de ğiştiren 2449 sayılı yasaya dayanarak Odalar: 4 adet c) 6235 (7303) sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği yasasının verdiği yetkiye dayana rak EMO (Elektrik Mühendisleri Odası): 1 adet olmak üzere toplam 10 adet belge gündeme gelmiş bu lunmaktadır. Ayrıca üretici firmanın etiket ve garanti belgesi ile devletin denetimini de eklersek göz açtır
mayacak bir düzenin varlığını savunabiliriz. Örneğin TSE, Odalar ve EMO ayrı ayrı kalite belgesi vermek tedir. Ancak, ne nedir, tartışacağız.
5. GELDİK BUGÜNE
5.1. TSE'nin Verdiği Belgeler
Bugüne değin 109'u zorunlu 216 adet elektrik, 15'i zorunlu 229 adet elektronik olmak üzere toplam 445 Standard yayınlanmıştır.
a) İmalat yeterlik belgesi bir anlamda üreticinin ma kina parkının bir değerlendirmesi olup kalite ve Türk Standardlarına Uygunluk Belgelerinin alımı için bir önkoşuldur.
b) Türk Standardlarına Uygunluk Belgesi, TSE mar kasının kullanılmasına olanak tanımaktadır.
cj Kalite Belgesi, Türk Standardı çıkmış bir ürünün başka bir standarda ya da TSE'nin onaylayabile ceği bir kalite faktörüne uygunluğunu belgele mektedir.
d) özel şartları Uygunluk Belgesi, söz konusu bir ürünün örneğin bir ihale koşullarına uygunluğunu belgelemektedir.
e) Uygunluk Sertifikası ise bir ürünün ya da hizme tin ulusal ya da uluslararası bir standarda ya da teknik şartnamenin koşullarına uygunluğunu bel gelemektedir.
Fiyatlama konusunda bir fikir edinmek için yıllık brüt satışı 100.000.000 TL. olan bir ürün için Kalite Belgesinin 270.000 TL. dolayında alınabileceğini söy leyebiliriz.
5.2. Sanayi Odalarının Verdiği Belgeler
Kuruluş yasası incelendiğinde, Odaların dolayısı ile Odalar Birliği'nin ülkenin en güçlü kuruluşlarından biri olduğu ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, ticaret sici line kayıtlı tüm tacir ve sanayiciler (gerçek ve de tü zel) odalara üye olmak zorundadır. Kayıt ücreti ve yıl lık aidatın dışında, üyeler bir yıl önceki gelir vergisine matrah oluşturan toplam kazançlarının binde beşini de munzam aidat adı altında odaya ödemektedirler. Odalar ise yıllık kazançlarının % 10'unu Birliğe öde mektedir. Ortaya çıkan parasal görünümü, TSE'nin dar olanakları ile ya da EMO'nun olmayan olanakları ile karşılaştırmaya hiç gerek yok sanırım. Buna kar şın, örneğin Odadan İmalat Yeterlik ve Kalite Belgele rini almak için gerekli işlemler TSE'ye göre çok daha az olup ödenecek ücret de en az % 50 daha ucuzdur. Kapasite Raporu, firmanın odaya verdiği ve üretim kapasitesini bildiren bir rapordur. İmalat Yeterlilik Belgesi, Odanın firma makina parkını bir değerlendir mesidir. Kalite Belgesi, üretilen ürünlerin varsa Türk Standardlarına uygunluğunu onayladığı gibi, üretici nin açıkladığı nitelik ve özelliklere olan uygunluğu
nu da belgeler. Tek İmalatçı Belgesi, 2886 sayılı Dev let İhale Kanununun ilgili maddesine göre firmanın söz konusu ürünü, ihaleye girmeden, pazarlık usulü satabilmesine olanak tanır.
Tek Satıcı Belgesi, Tek İmalatçı Belgesi olmayıp Da nıştay 8. Dairesinin 20.12.1967 tarih ve 135/39 sayılı kararına göre belli bir tarihte belli bir malın belli bir yerde gerçekten tek bir tacirin elinde olduğunu belge lemekte ve pazarlık usulü satışa olanak tanımaktadır.
5.3. EMO'nun Verdiği Belgeler
EMO, kendi iç yönetmeliğine göre yalnız Kalite Bel gesi vermektedir. İlke olarak bu belge TSE ya da Sa nayi Odalarının verdiğinden pek farklı değildir. Ücre ti ise yapılan masraflara göre saptanmakta olup bu belgeyi alanlar ayrıca bir ücret ödeyerek EMO marka sını da kullanabilmektedirler. 28.9.1983 tarihi itiba riyle 135 firma EMO Kalite Belgesi almış bulunmak tadır.
5.4. Devletin Denetimi
Yukarıda sıralanan belgelendirmelerin yanı sıra Ölçü ve Ayarlar örgütü'nün Bölge Kontrolörlüklerince bir devlet denetimi de sürmektedir. Bu denetim genelde her ürün için olmayıp ölçü yapan ve ayar gerektiren aygıtlarla sınırlanmıştır. Ne var ki, istendiğinde "mu ayene kağıdı" da verebilen bu örgüt, özellikle sayaç, taksimetre vb. ürünlerde standardlaştırma ve kalite denetimini de üstlenmiş gibidir.
Ancak tüm bu çabaların ve örgütlenmenin beklenen sonucu verdiğini söyleyebilir miyiz?. Belki dış görü nüş olarak "Avrupai" mallar üretmekteyiz ama sık sık "bu ürün yine yerli malı kokuyor" terimini de kullan maktayız. Bunun ana nedeni, toplumun doğal evrim sürecini izlemeden dışarıdan ya da içerden ve genellik le tepeden inme bir takım değişikliklerin topluma uy gulanmak istenmesi ve toplumun bu isteklere bilinçli ya da bilinçsiz direnmesinden kaynaklanmaktadır. Türkiye gibi ülkelerde, Batının yerleşmiş kurumları doğrudan uygulamaya konulursa benzeri durumlar her zaman karşımıza çıkacaktır. Yapılması gereken söz konusu kavramlar uygulamaya konulurken ülke nin (toplumun) özel koşullarının göz önüne alınması dır. Bu görüşten yola çıkarak önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır.
6. ÖNERİLER VE SONUÇ
Konuyu genel çizgileri ile irdelerken somut önerileri hep elektrik/elektronik alanında verdik. Önce şunu belirleyelim; sorun dar bir kapsam içinde çözülemez, eğer bir saç vidası için gerekli standardlar belirlenme
miş ise, bunlarsız yapılan bir elektronik aygıt standar dı ya da kalite denetiminden de söz edilemez. Olay geniş kapsamlı ele alınmalıdır.
Teknoloji üretmeyen bir toplum, Standard da ürete mez. TSE örneğin, ancak Şile Bezi standardı üretebi lir, örneğin bir mikrofon standardı üretmek için uğ raşmayalım. Batının kullandığı standardları almak ve bu alımı yaparken, kısıtlı olanaklarımızı zorlamayıp, Türkçe'ye çevirmemek daha doğrudur. Çevirme işi ne kalkıştığımızda özü unutup, ayrıntıda boğulabi liriz.
İSO'nun lEC'nin vb. standardlarını olduğu gibi alama yız. Bu alımı yaparken sayıyı başka bir deyişle seçe nekleri olabildiğince aza indirmeliyiz. Bir amacımız da yerli sanayii güçlendirmek olduğuna göre lEC'nin yüzlerce/binlerce bağlaç (konnektör) standardını ka bul etmek bize ne yarar sağlayacaktır. Oysa belli bir ayıklama ile Türkiye'de kullanılabilecek bağlaç türle rini azaltabilirsek, bunların yerli üretimi düşünülebilir. Önemli olan budur.
Bu arada Tel e taş, Aselsan vb. büyük sanayi kuruluşla rımıza önemli görevler düşmektedir. Bu kuruluşların yapısındaki Komponent Mühendisliği bölümlerinin hazırlayacağı kendi kullandıkları bileşenlere ilişkin belirtimlerin yayınlanması hem TSE'nin yapacağı tür lerin azaltılması işlemine yardımcı olacak, hem de yerli yan sanayii yönlendirecektir.
Gördüğümüz gibi pek çok kuruluşumuz belge vermek tedir. Oysa, önce bu belge verenleri bir belgelendire lim. Göreceğiz ki, çoğunun bu iş için gerekli altyapısı yok. Gerçekte bu altyapıyı da oluşturmamalıyız, üni versitelerimizi kullanmalıyız. Ne parasal açıdan ne de beyin gücü açısından savurganlık yapamayız. Bu ama ca yönelik olarak belli konularda, belli üniversiteleri mizin kimi olanaklarını uluslararası düzeye çıkarmalı yız.
Kalite denetimi kusurları onarmak, bozuk olanları ayıklamak değildir. Ürünün kalitesi ise, salt o ürünü inceleyerek belgelenemez. Kalite denetimi, üretim sü reci içinde gerek üretim, gerekse yönetim yöntem ve tekniklerini kapsayan bir bütüne dönüşmelidir. Enteg re Kalite Kontrolü (EKK) ya da Her Aşamada Kalite Denetimi denilen bu kavramın uygulanmasına geçil meli ve yarım kalmış Ulusal Kalite Denetim Danışma Kurulu çalışmaları ivedilikle başlatılmalıdır.
TSE, Odalar, EMO vb. kuruluşlarımızın gelir kaynak larına olan gereksinimi yadsınamaz, ancak Belge ver mek gelir sağlamanın bir kaynağı olmamalıdır. Az ve öz belge vermeye çalışmalıdır yoksa bu kez belgeler anlamlarını yitirecektir. TSE güçlendirilmeli ve bu ko nuda yalnızca onun verdiği belge yeterli kılınmalıdır.
Özellikle elektronik konusunda üretim yapan büyük kuruluşlarımız, genellikle lisans altında çalıştıkların dan dolayı, ayrıca büyük işletme olmalarının bir gere ği belli standardlara uymak zorunda oldukları gibi ka lite denetimini de kendi içlerinde sağlayacaklardır. Asıl sorun küçük ya da orta boy sanayimizin bu ko şullara uygun çalışmasını sağlamaktır. Kullanıcı açı sından güvenilir ürünlerin piyasaya çıkması, ulusal ve rimliliğin arttırılması ve de en önemlisi küçük kuru luşlarımızın büyüyebilmesi açısından bu sorun daha da önem kazanmaktadır. Belgelendirme yöntemlerini daha da karmaşıklaştırmak ya da piyasa denetimini sıkılaştırmak bir çözüm değildir. Çözüm, özellikle elektronik sanayiinde etkinlik gösteren dağınık kuru luşları belli çatılar altında toplayarak bir araya getir mektir. Daha açık bir deyişle bireycilikten (üç beş ki şinin kurduğu apartıman katı sanayiinden) birlikteci Hğe (küçük firmalar topluluklarına) geçiş zorunludur, örneğin organize sanayi bölgeleri gibi, organize küçük elektronik sanayi parklarında bir araya gelmeler hem bu firmalara güç katacak hem de standardların yer leşmesinde ve kalite denetiminin sağlanmasında ko laylık getirecektir (4). Nasıl loncalar kendi çağlarında belli gereksinimler sonucu doğmuş ve dışalımla ya da tepeden inme olmayıp tabandan geldikleri için başa rıya erişmişlerse; bugün de asıl sorun olar küçük elek tronik sanayii, gereksinimleri sonucu birlikteciliğe dönüşebilirse bir anlamda çağdaş loncaları oluşturabi lirse belki dışalımla çözmeye çalıştığımız sorunlar kendiliğinden çözülebilir. Standardizasyon ve kalite denetimi sorunu ile açmaza düşen küçük elektronik sanayicilerimizin böyle bir olasılık üzerinde düşünme lerini beklerim.
Son olarak ve en önemlisi, bu bildirinin hazırlanma sında bana yardımlarını esirgemeyen çeşitli kuruluş larımıza ve özellikle Gama Elektronik A.Ş. ile Sn. Emel Keskin'e olan gönül borcumu dile getirmek iste rim.
KAYNAKLAR (1) Yurdakul Ceyhun, "Bilişim/İletişim ve Türkiye'de Sana yileşme Sorunu", 1. Milli Teknoloji Kongresi, Mayıs 1984, Ankara.
(2) Yurdakul Ceyhun, "1984 Türkiye'sinde Elektronik Sa nayinin Görünümü", EMO Elektrik Mühendisliği, Cilt 29, sayı 312, Ekim 1984.
(3) Yurdakul Ceyhun, Bu bildirinin genişletilmiş biçimi ya zardan temin edilebilir.
(4) Yurdakul Ceyhun, 'Türkiye'de Elektrik, Elektromeka nik ve Elektronik Sanayinin Durumu ve Konumu" Açık Oturum, EMO Ankara, 10.06.1985.