Elektrik Mühendisliği · Sayı 374 · Eylül 1990

BİLGİSAYARLARIN MAKUL OLMAYAN ETKİLİLİĞİ BAĞIMLI MI OLDUK?

Merih Büyükdura (çev.)

Bilgisayar, yazılım ve internet Söyleşi

Yıl
1990
Sayfa
4
Okuma süresi
11 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilgisayar, yazılım ve internet

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • bilgisayarlaşma
  • ofis otomasyonu
  • Charles Strauss
  • toplum ve teknoloji
  • Luddite

Özet

Bilgisayar bilimcisi Charles Strauss ile yapılan söyleşide, bilgisayarların toplumda neden bu kadar hızlı ve yaygın biçimde kabul gördüğü, otomobil ve otomatik piyano gibi geçmiş teknolojik yaygınlaşmalarla karşılaştırılarak, ofis otomasyonunun insan ilişkilerine ve iş yapısına etkileri tartışılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

BİLGİSAY ARLARIN MAKUL OLMAY AN ETKİLİLİĞİ;

BAĞIMLI MI OLDUK?

Çeviri: Merih BÜY ÜKDURA

Philip J. Davis ve Reubîen Hersh'in 1986 yılında ABD'de yayınlanan Descartes Dream, the World According to Mathematics adlı kitabından, yazar lardan P.J. Davis'in Charles M. Strauss ile yaptığı söy leşinin bir bölümünü sunuyoruz. Charles Strauss bir bilgisayar bilimcisi. 25 yıllık deneyimi, öğretim, ban kacılık, bilimsel hesaplama ve bilgisayar grafiği dal larında.

süre bilgisayarı şeytan icadı olarak gördüler ama önem siz, o yüzden de ihmal edilebilir bir şeytan. Bilmi ihmal et meyi başarabilmişlerdi, bilgisayarı niye ihmal etmesinler di ki? Ama şimdi onlar bile bilgisayarı kabullendiler. Ofis otomasyonu, kelime işleme gibi konularda.

P.J.D. Dünyada bilgisayar Luddite'ları* var diyebilir miyiz?

P.J.D. Bir süre önce, ünlü fizikçi Eugene P. VVIgner, " M at emat iğin, Doğal Bilimlerdeki Makul Olmayan Etkililiği Üzerine" adında çok anılan bir makale yazmıştı. Temel soru şuy du: Matematik, fiziğe uygulandığında neden bu denli İyi sonuçlar alıyoruz. Sanırım biz başka bir şeyden bahsediyoruz. Konumuz bil gisayarların fizik uygulamalarında neden işe yaradıkları değil.

D C.S. Hayır, konumuz bilgisayarın toplumumuzda, batı uygarlığında neden bu denli kullanıldığı, yaygınlaştığı.

P.J.D. "Bilgisayara gereksinimiz yok, canları cehenneme" diyebilecek bir toplum düşünüle bilir mi?

D C.S. Bizim toplumumuz bilgisayarı hemen kabullendi; olay ta baştan bir gönül ilişkisiydi sanki. 1950'de, IBM'in en iyi pazarlamacıları tüm dünyada sadece yüz büyük ölçekli bilgisayara yer olduğunu söylüyorlardı. O zaman büyük ölçekliden Kastettiklerine biz bugün minibilgisayar (bir milyon bit) diyoruz. Ve tabi şimdi her yerdeler. Her şeyden daha hızlı yaygınlaşıyorlar. Belli ki bir gereksin meyi karşılıyorlar. Bir işe yarıyor olmalılar ki bu kadar çoğaldılar.

P.J.D. Dünyada bilgisayarlara her hangi bir şeklide direnen uygarlıklar var mı?

D C.S. Konunun direnme olduğunu sanmıyorum. Örneğin üniversitelerin beşeri bilimler bölümleri uzun bir (*) Luddite: Otomasyon/makinalaştırmaya karşı dan kişi

D C.S. Tabi bilgisayarlara hiç aldırmayan büyük gruplar var. Örneğin Avustralya yerlileri. Bilgisayarın onları da fethettiğini sanmıyorum. Ama bizim toplumumuzun öyle bir yanı var ki bilgisayarlar ve ne yapabilecekleriyle faz lasıyla ilgileniyor.

P.J.D. Bilgisayarları neden bu kadar seviyo ruz? Bize ne faydaları var?

D C.S. Her konuda! İşin çarpıcı yanı da bu. Eğer sadece birkaç dar alanda muhasebe veya fizik gibi işe yarıyor olsaydı bu denli yaygınlaşmazdı. Fakat gerçekten çarpıcı bir biçimde yaygınlaştı. Bugün ABD'de hemen herşeye "nasıl bilgisayarlaştırılabilir" gözüyle bakılıyor. Fabrikalarda, evlerde, ofislerde, heryerde.

P.J.P. Bilgisayar aracı ortada, hazır olduğu için işlevin aracını araması gibi bir durum yok mu? Mevcut olan bir araç için uygun olabile cek İşlevleri arıyoruz gibi geliyor bana. "Ce vabı buldum, soru ne?" gibi bir durum.

D C.S. Hayır, çünkü ortada başka araçlar da var. Bilgi sayarın neyi iyi yaptığına bakarsak, aptalca, çok tekrarlı işleri görürüz. Zaten aptalca ve tekrarlı bir biçimde inşa . edilmişlerdir. Son 30 yılda bilgisayar üretiminin gittiği yön daha basit, daha standartlaştırılmış mini işlevlerdir. Kom ponent başına daha az işlev, ama daha standartlaştırıl mış çok sayıda komponent. Bunun böyle olması için esaslı mühendislik nedenleri var.ama gidiş pekala ters yönde de olabilirdi. Bilgisayarların en iyi yaptıkları tekdü ze işlerdir. Toplumumuzda, bir makinanın yapabileceği o kadar çok sıkıcı, tekrar tekrar yapılan iş var ki.

P.J.P Sanırım güneş sisteminin yapısından kuynaklanan gün, ay ve yıl gibi periyotlar insan etkinliklerinin de periyodik olmasını

374 ELEKTRİK •* A W

MÜHENDİSLİĞİ 1 4 9

zorluyor. Tekrar tekrar yapmamız gereken günlük, aylık vs. İşler var. Faturalarımızı ay lık ödüyoruz.

D C.S. Bir de tüketim toplumundan kaynaklanan tekrarlı etkinlikler var. Bir otomobil yapmak istiyoruz, sonra iki, sonra dört, sekiz... Bu şekilde değişik bk tekrarlı etkinlik giriyor hayatımıza.

P.J.D. Direnme konusuna dönelim. Bir süre önce Kurt Vonnegut "Otomatik Piyano" (The Player Plano) adında, o günlere çok popüler olan bir kitap yazmıştı. Benim anladığım, ki tabın başlığının anlamı» otomatik piyanonun, insanın yerine geçen bir mekanizma olduğu, aynı zamanda' dünyanın bllgisayarlaştırıl masının da bir metaforu. İşin ilginç), otoma tik piyanoların en. yaygın olduğu dönem 1 9 2 0 'lerdi. Siz, piyano çalan biri olarak bu dinamik sürecin psikolojisini daha iyi anlaya bilirsiniz. Otomatik piyano o dönemden sonra popülerliğini neden yitirdi?

D G.S. Herşeyden önce, o dönemden sonra piyano po püler müziğin çalındığı bir enstrüman olarak önemini yitir di. Radyo ve pikabı geliştirmeyi başardılar.

sayarları edindikleri. 30 yıl önce bilgisayarsız pekala idare ediyorlardı.

P.J.D. Mümkün olan her yerde bilglsayar laştırma eğilimi görüyorum, örneğin bilgi sayarlar artık kitaplıklara giriyor. Bllglsayar laştırılmamış bir kitaplıkta çalışan memurların artık başları dik yürüyemedlkleri duygusuna kapılıyorum. Bu örneği başka alanlarda da çoğaltabiliriz, örneğin bilglsayarlaştırılmış bir kitaplığın eski moda türlerinden daha İyi hizmet vereceği belli mi?

D C.S. Yine, bilgisayarlaştırma, yapılabilecek işlerin hacmini artırıyor. Sizin aklınızdaki kitaplıkta bilgisayar laştırılmış bir alıp getirme sistemi mi var, yoksa kitapların giriş çıkışının izlendiği bir sistem mi?

P.J.D. Tabi ki sistem mekanik bir elle raftan kitabı alıp İnsanlara getiriyor değil.

D C.S. O halde, kart katalogunun bilgisayarlaştırılma sından bahsediyorsunuz.

P.J.D. Şu anda kitap çekme İşinin bilgisayar laştırılmasından bahsediyorum.

P.J.D. Radyo ve pikabın aslında otomatik

piyanonun yerini aldıklarını mı söylüyorsu

nuz?

.

D C.S. Evet. Radyo ve pikapta üretebileceğiniz müzik türlerinin çeşitliliği düşünülürse daha iyi olduklarını da söylüyorum.

P.J.D. Piyano çalan biri olarak, bir partiye gittiğinizde bir düğmeye basıp bir otomatik piyanoyu çalıştırmayı İster miydiniz? Müzikte "kendin yap" a tekrar dönme yönünde bir eki lim var mı? Bilgisayarların tüm sıkıcı, tekrarlı işleri yapmasının bizleri özgürleştlrdlğl söy lenebilir. Müzik alanında benzer bir eğilim görüyor muyuz?

D C.S. Evet. Nedenini bilmiyorum ama, son beş yılda, barlarda ve restoranlarda canlı müziğe doğru bir gidiş görüyorum. Bazen tek bir piyano ya da küçük bir orkes tra şimdi eskisine göre çok daha fazla canlı müzik var.

P.J.D. Elektronik bilgisayarların kullanıldığı daha geniş alanda da sırf zevk İçin İşleri elle yapma yönünde bir tepki olacağı düşünülebi lir mi?

D C.S. Evet ama bu tepki marjinal kalacaktır. Etki olma dan tepki olmaz. Etki de bilgisayarların her yerde kullanıl maya başlamasından geliyor. Bugünkü tartışmanın ko nusu insanların başta neden bu kadar uğraşıp bilgi »

D C.Ş. Sanırım burada neden, bilgisayarların gitgide ucuzlaşması ve işgücünün de pahalılaşması. O insanlar başta birkaç milyon dolara bir sistem edinip, uzun dönemde karlı olmayı düşünüyorlar. Biliyorsunuz kitaplık memurları artık sendikalı, ve sanırım kitaplık idarecileri birkaç.yıl içinde başlarına bir dert açılacağını düşünüyor lar. Bilgisayarlar grev yapmaz. Akla gelebilecek en kötü şey elektriğin kesilmesi.

P.J.D. Bunun kötü yanlarından biri de bllgl sayarlaştırılmakta olan kitaplıklarda, bilgi sayar sistemleri İçin ayrılmış pek çok paraya karşın, yeni kitap almak için yeterli para kal maması.

D C.S. Tamam da, bütün memurların grevde olması yü zünden ulaşamadığınız yeni kitaplar ne işe yarar?

P:J.D. ikisi arasında bir denge kurmak gere

kiyor.

D C.S. Evet. Şimdi bilgisayarları savunuyorum. Bu özel durumda bilgisayar kullanımı için geçerli nedenler var.

P.J.D. Sanırım bilgisayar sektörünün müthiş bir momentumu var. Bilgisayarlar İçin yeni kullanım alanları düşünerek geçimini sağ layan yüzblnlerce insan var. Y eni kullanım alanları düşünmeye başlarsanız, bunları top luma kabul ettirmek, toplumu zorlamak duru mundasınız.

146 374 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

D.C.S. Toplum da buna hazır olmalı. Gerçekten isteme dikleri bir şeyi insanlara satamazsınız. Bu artık moda değil, dev bir sektör.

P.J.D. İyi bir analoji olduğundan emin değilim ama, bllglsayarlaştırmayı, 1920'lerde baş layan otomobil sevdasıyla karşılaştıralım. Oradaki zorlamayı ve toplumun kabüllenlşlnl görebiliyoruz. Hareket, hız ve esneklik gibi bir gereksinim kesinlikle vardı. Otomobil, atarabası döneminde olmayan pek çok ola naklar yarattı. Sonra da sistem boğuldu. Bil gisayar alanındaki psfcolojlk gereksinime değinebilir misiniz?

D C.S. Otomobil alanındaki gereksinime rahatlıkla deği nebilirim. Geçmişte 6 ay'kadar bir süre arabasız kaldım. Çok rahatsız edici bir durumdu; özellikle psikolojik bir ra hatsızlık. Arabayla 10 dakikalık olan bir yolu yürümek zor, neredeyse olanaksız. On mil yürümek zor, özellikle yürüyüp bir iş yapıp, geri dönmek. Yojda birşeyler taşı manız gerekiyorsa adamakıllı zor. Bu artık nitel fark hali ne gelen bir nicelik farkı. Arabasız kalmak yatalak olmak gibiydi.

Bilgisayarlara olan talebin nedeni, çekiciliğinin önemli bir yanı da modern olması. Bir müzik aletleri dükkanına gidip amplifikatörlerin, pikapların dış yüzeylerine, panellerine baktığınızda ilginç geliyor. Önce düğmeler vardı, sonra sürgüler. Şimdi dıştan gördüğünüz siyah plastik panel size işaret veriyor (bu da bilgisayarlarla yapılıyor; aletin içinde mikroişlemci var). Panelin bir yerine dokunuyor sunuz Ve ışıklı işaretler yanıyor. Dışarı çıkan veya içeri basık hiç bir şey yok. Hepsi renkli işaretler veren bir panel ve kanal değiştirmek, sesi arttırmak için bu panelin belirli yerlerine dokunuyorsunuz. Bu, endüstriyel tasarım psikolojisi. Aynı şekilde, bilgisayarın endüstriyel tasarım pisikolojisi, romantik, gösterişli, gidişi yakalamış olmak.

P.J.D. Y ani bilgisayarlar çağımızın bir İfade si.

D C.S. Bilgisayar, bizim sembolümüz, adeta logomuz oldu. Biz onları alıyoruz, onlar bizi değiştiriyor. Gele ceğin ofisine, ofis otomasyonu konusuna bakalım 1850'den beri ofis işleyişinde önemli bir değişiklik yok. Çok özel işler için yeni makineler girdi (hesap makinaları, daktilolar, fotokopi makinaları), ama ofisin temel yapısını fazla değiştirmiyor bunlar. Bilgisayar herşeyi değişti riyor. Bir bilgisayar ağının olduğu yerde insanların birbir leriyle olan ilişkilerinin, statülerinin değişmemesine ola nak yok. Burada el değiştiren bilgi ve bilgiye ulaşma olanakları. Herkes aynı bilgiye ulaşamıyor. Patronun sekreterine "bana falanca dosyayı bul" dediği, sekreterin dosya memuruna gittiği, dosya memurunun da raftan fi zikîdir dosyayı çekip sekretere verdiği klasik ofis içi iliş kiler, ofis otmasyonuyla sona eriyor. Bunun anlamı, beHi kodları bilen ve makinadan anlayan insanların öneminin

çok artması.

P.J.D. İşin ekonomik yanına dönelim. Bana öyle geliyor ki bilgisayarların bu günlerdeki dinamizmi yanlızca getirdiği ekonomik avan tajdan kaynaklanmıyor. Bazen de sadece moda. olduğu, bu zamanda işlerin böyle yapı lıyor olması yüzünden gitgide yaygınlaşıyor lar. Neden?

D C.S. Cazibe nedenlerden biri. Bir başkası da ileriye dönük maliyet tahminleri. Ofis, emek yoğun bir ortam.' İnsanlar pahalı, dahası standart değiller. Insamarı mem nun etmek durumundasınız; sürekli işçi kovmak, yenisini almak gerekiyor. Doğru, sistem programcıları berbat in sanlardır ama unutmayın ki personel dairesi elemanları da berbat insanlardır.

P.J.D. İnsanları idare etmek, bozuk bir makl nayı onarmaktan daha zor.

D C.S. Evet. Belki de öyle değil ama kesinlikle öyle algı lanıyor.

P.J.D. Bu işin ekonomisini, tam anlayamıyo rum. Doğru, İşgücü pahalı ve bilgisayar kul lanımı İşgücü giderlerini azaltıyor. Ama bilgi sayar endüstrisinde de pek çok insan' çalı şıyor ve ücret almıyor mu?

D C.S. Evet, ama yazılımın fyi tarafı, bir kere yazıldıktan sonra hiç masrafsız, istediğiniz kadar çoğaltabileceğiniz. Prototip her zaman pahalıdır;

P.J.D. İ nsanların çoğunun işsiz olduğu b(r uygarlık görüyor musunuz gelecekte?

D C.S. Hayır, ama bütün bu olanların sonucunun merak ediyorum. Bugüne dek bilgisayar, en az yok ettiği sayıda yeni iş yarattı. Yine de çok fazla sayıda işin niteliğini değiştirdi. Vasıfsız işgücüne olan gereksinimi azaltmak ta büyük ölçüde etkili oldu sanırım.

P.J.D. "Etkililik" sözcüğü üzerinde duralım. Bilgisayarların "makul olmayan etkililiği" ne demek?

D C.S. Kingley Amis'in ilk kitabı Lucky Jim'den bir alıntı yapayım. Jim, güzel, sarışın, iri göğüslü bir kızla tanış tığında kendi kendine iri göğüsleri neden bu denli sev diğini sorar. Soru iri göğüsleri neden sevdiği değil (onun yanıtı belli), neden bu denli sevdiği. Aynı şekilde, bilgi sayarların birçok işte neden çok yararlı olduğunu görebi liyorum. Bilgisayarsız yapmayı düşünemeyeceğim pek çok iş var. Beni şaşırtan, toplumumuzun her köşesine yayılmış olması. Bunun bir nedeni hükümetimizin, bazı larının saçma bulduğu talepleri. Bir baskı grubu, belirli bir istatistiğin toplanması gerektiğini kabul ettiriyor, bir yasa

374 ELEKTRİK t A IV MÜHENDİSLİĞİ 1 4 7

çıkıyor ve yılda dört kez doldurulması gereken bir form hazırlanıyor. Belirli bir sektörde iş yapan her kuruluş, devletten yardım alan her kişi veya benzeri bir grup insan bu formu doldurmak zorunda. Tek bir form olsa önemli değil, doldurup yollarsınız. Ama bir sürü form var. İşyerinde yapılan işlerin sayısı sınırlı. Sürekli form doldu ruyorsanız öyle bir noktaya gelirsiniz ki şöyle düşünür sünüz: İşyeri hakkındaki tüm bilgi bu. Bir bilgisayar sis temi kurup bilgileri yükleyelim. Bir veri tabanı oluşturalım ve sisteme bir rapor yazıcı (belki de form doldurucu demek gerek) bağlayalım. Sonra ne bilgi isterlerse iste sinler. Makinanın başına oturur, makul bir sürede gerekli bilgileri forma geçerim. Sabah işe geldiğinde "bugünkü saçma formları getirin" derim ve bilgisayar hepsini tıkır tıkır doldurur. İşte doldurulacak formların sayısı belli bir noktayı aştığında, bilgisayar sistemi kurmak daha ucuz hale geliyor.

P.J.D. Bana öyle geliyor k\ bu anlattığınız, daha önce benzer talepleri bilgisayarla karşı lanabildiği İçin, sistemin bilgisayarla karşıla nabilecek talepler üretiyor olmasına bir örnek. Nedir bu, Murphy yasası mı?

D C.S. Parkinson hastalığı. Bence makul olmayan etkili liğin nedeni bu hastalık.

P.J.D. Toplumun, yakın bir gelecekte bilgi sayar doyumuna ulaşacağını düşünüyor mu sunuz?

D C.S. Düşen maliyetlerin alternatif çözümleri denge leyemeyeceği bir zaman gelecektir. Bütün kolay işler yapıldığında, henüz yapılmamış işleri bilgisayarla yap mak gitgide zorlaşacaktır. O zaman bilgisayar furyası yavaşlar ama bunun ne zaman olacağını kestiremiyo rum. Bilgisayarlaştırılmamış bâz; alanlar var, örneğin oto mobil üretimi. Artık bilgisayarlı otomobil, panoları görüyo ruz. Bu tür uygulamalar daha bir süre ilerleyecektir.

P.J.D. Volkswagen'lerdeki ateşleme, zaman lama gibi İşlemleri kontrol eden küçük yonga lara ne dersiniz? Bir de otomatik tanı var. Bu günlerde, bir VW servis İstasyonuna gittiği nizde arabaya bir test cihazı takıyorlar. Test cihazındakl mikrobilgisayar motorun mikrobu glsayarıyla konuşup, arızanın ne olduğunu ortaya çıkarıyor.

D C.S. Gerçekten şaşırtıcı. Otomasyonun çok fazla gir mediği alan üretim süreci. Burada elbette Japonya'yı kastetmiyorum.

D C.S. Ben de bu alanda parlak bir gelecek göremiyo rum. Gördüğüm tüm örnekler hobi türü uygulamalar.

P.J.D. Bilgisayarın etkililiği makul olmadığına göre, tümüyle açıklamak da mümkün değil.

D C.S. Doğru, Makul olmayan deyimini kullandım, çünkü ilk bakışta bazı işlerde kullanabileceğiniz bir araç, so nunda çok fazla sayıda değişik alanda kullanılıyor. Bilgi sayar, daha beş yıl önce bilimkurgu dışında kimsenin öngörmediği alanları işgal ediyor, örneğin otomobiller. Bilgisayarların otomobil kullandığı bilimkurgu öyküleri okudum. Oysa gerçekleşen otomatik tanı cihazları. Uy garlığımızın büyük bölümlerinin standartlaştırılabileceğini sanmıyordum. Hatta dertsiz veya dertlerin en aza indiril diği bir yaşama olan özlemimizin bilgisayar için gereken standartlaşmaya değmeyeceğini düşünüyordum. İnsan lar sırf bilgisayar kullanabilmek için yüz yıllık rutinleri değiştirmeye razılar. Gerçekten şaşırtıcı.

P.J.D. Bu durumun gelecekteki psikolojik et kisi ne olur?

• C.S. Sanırım bir kez değiştikten sonra insanlar tekrar değişmek istemeyeceklerdir. Fakat bunu söylemek kolay değil, çünkü ben hep bilgisayar dünyasında yaşadım. Ben dahil hiç kimsenin, bilgisayarın gelecekte ne gibi makroskopik psikolojik etkilerinin olacağı konu sunda en ufak bir fikri yok: Daha fazla yabancılaşma mı? Belki daha az yabancılaşma.Bilgisayar, insanları sıkıcı tekrarlı işler yapmaktan kurtarıp insan ilişkilerine mi yö neltecek? Kim bilir.

P.J.D. Benzin sıkıntısı oJduğu günlerde İnsan lar otomobilslz ya da alternatif ulaşım sistem leri olan bir uygarlık hayal etmeye çalıştılar. Pek başarılı olamadık.

D C.S. Bir dakika! Yapmamız gereken çoğunluğun oto mobil sahibi olmadığı, insanların da pekala yaşamlarını sürdürdüğü 1930'lara bakmaktan ibaret.

P.J.D. Doğru ama 1930'a dönmeye istekli

değiliz.

>

D C.S. Çünkü tüm alışveriş merkezlerimizi şehrin dışın da, banliyölerde kurduk. Geri dönmek çok zor. Ama müm kün. Geri dönmek istemiyoruz. Bilgisayarlar alışkanlık, bağımlılık yaratıyor: Tek bir bilgisayarın fişini çekebiliriz ama tüm bilgisayar uygarlığının fişini çekemeyiz. lyisiyle kötüsüyle bağımlıyız artık.

P.J.D. Bilgisayarın gelecekte evlerdeki rolü üzerine bugünlerde çok söz ediliyor. Bana pek İnandırıcı gelmedi. Siz ne dersiniz?

148 374 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ