Elektrik Mühendisliği · Sayı 374 · Eylül 1990

İÇİMİZDEN BİRİ:Güney GÖNENÇ İLE SÖYLEŞİ

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Söyleşi

Yıl
1990
Sayfa
4
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Mühendislik eğitimi, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Güney Gönenç
  • İTÜ
  • ODTÜ
  • Elektrik Mühendisleri Odası
  • Elektrik Mühendisliği Dergisi
  • Tüm Öğretim Üyeleri Derneği

Özet

Elektrik mühendisliği hocası ve EMO'nun eski yayın kurulu başkanlarından Güney Gönenç ile eğitim hayatı, ODTÜ'nün kuruluş yılları, akademik kariyeri, siyasi ve toplumsal etkinlikleri ile Oda dergisindeki çalışmalarını anlattığı söyleşi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

[İÇIMIZDEN BIRI

GÜNEY GÖNENÇ İLE ONURLU BİR Y AŞAMIN KISA ÖY KÜSÜ

Söyleşi: Doç.Dr. Haluk TOSUN

• Hocam, özgeç alınan ilk öğrenciler arasındayım,

mişinizden bize Elektrik Fakültesi'ni sınavda

söz eder misi dördüncü gelerek kazandım. Aklım

niz?

, fikrim elektronikte, radyoda olduğu

için zayıf akıma ayrıldım. Bu radyo

D1933'te Ankara'da merakı yüzünden bir kere de polis

doğdum. İlk, orta ve tarafından basıldım ve yurttaki ya

liseyi Ankara, Ordu tağımın üstünde gerçekleştirdiğim

ve İstanbul'da oku verici devresiyle birlikte yaka

dum. Küçük yaştan landım; eklemeye gerek var mı bil

beri okumaya merak eniyorum, o zamanlar (şimdi de.

Dergimiz bir süredir

lıydım. Aynca mate matiğe ve elektroniğe

t durum çok farklı sayılmaz) verici yapmaya teşebbüsle casusluk ve

çok düşkündüm, bunun sonucu ola vatan hainliği eşanlamlıydı. Rad

'İçimizden Biri'başlıklı bir rak liseyi bitirince, İTÜ'ye girmek o yoya ve müziğe ilgim nedeniyle İTÜ

bölüm yapıyor. Yayın. günlerde başlıca emelimdi.

Radyosu'nda üç yıl spikerlik yaptım.

Kurulumuz bu sayıda bu bölüme ,Güney Gönenç'i konuk etmeyi kararlaştırınca söyleşiyi yapmaya ben talip oldum.

• O yıllardaki İTÜ'yü pek çok kişi gibi ben de hep merak etmişimdir. İTÜ sizin için neydi, nasıl bir yerdi?

Sevgili Güney Hocamızın o çok yönlü, çok renkli, gerek bilimde, müzikte, gerek eğitimcilikte, yazarlıkta gerekse de politikada ışıldayan kişiliğini, yuların gergefinde akü ve duyguyla

D İstanbul Teknik Üniversitesine 1950'de girdim. O zamanlar ülkede tek bir teknik üniversite var, o da İTÜ... O nedenle olsa gerek, çok değerli, bugün adları artık efsane leşmiş hocalarımız oldu İTÜ'de, örneğin Satih Murat Uzdilek, Jean Perrin ve Marte Curie'nin öğrencisi

dokuduğu birikimlerini, llhami Cıvaoğlu, Ratip Berker, Mus

kimseden esirğemeyip tafa İnan, Tarık özker, Mustafa

demokratça dağıttığı Santur... Ayrıca, Hitler'den kaçıp

dostluğunu, ağabeyliğini Türkiye'ye gelen bilim adamları

yeterince yansıtacak bir söyleşiyi yapma iddiasında

, olmadığımı hemen söylemeliyim. Bunun kolay olmadığını sanırım onu tanıyanlarda onaylayacaklardır.

kuşağının son temsilcilerinden Hans Horninger ve Rudolf VVeyrich... Bu rada şunu da ekleyeyim hemen, tüm yaşamımda gördüğüm en değerli bilim adamlarından birisi olan Ratip Berker'le sonradan yanında asistan olarak çalıştığım ve kendisinden çok şey öğrendiğim Mustafa Santur,

Eksiklikleri onun ve 19601a askeri yönetim tarafından

okuyucunun hoşgörüsünü üniversiteden atıldılar. 1950'den

düşününce daha kabul önce İTÜ'ye giriş, lise bitirme dere

edilebilir görüyorum. cesine göre idi. Ben giriş sınavı ile

Batı müziği sevgisini buna borç luyum. Daha önce, Türk müziğine büyük ilgi duyuyordum, iki yıl İleri Türk Musikisi Konservatuarına devam etmiştim; burada Hüseyin

Sadettin Arel'in ve Laika Karabey'in öğrencisi oldum. Benden bir sınıf büyük olan ve sonradan ODTÜ'nün mimarı olarak tanınacak olan Beh ruz Çihici ile birlikte tanbur çaldı ğımızı anımsıyorum. Türk müziğine ilgim hiç azalmadı, hâlâ da sürüyor, ama bu alandaki yeteneğimin doğal sonucu olarak, çok kötü bir amatör olmaktan bir milim ileriye gideme; dim. Müziğe ve genel olarak sanata ilgi duyan arkadaşlarla İTÜ Sanat Kulübü'nü kurduk, yoğun etkinlikler de bulunduk. Kulüp, üstün yetenekli arkadaşların varlığıyla, özellikle tiyatro alanında büyük varlık göster di. Teknik Üniversite Tiyatrosu, Genç Oyuncular ve daha sonra Dostlar Tiyatrosu bu çalışmaların uzantısıdır. Sanat Kulübü çalışma larından arkadaşlarım arasında Atil la Alpöge, Günay Akarsu, Attila Ma nizade ve Yılmaz Onay'ı özellikle anımsıyorum.

374 ELEKTRİK f Ç% •%

MÜHENDİSLİĞİ JL £i L

" Odamızda yeni yönetim anlayışı 1970'de egemen oldu.

Başlangıçta, dayanacağı mız önemli bir birikim yoktu. Bu nedenle birçok konuya elyordamıyla girdik ve öyle yürüdük. Daha sonra kollektif çalışmanın özverinin ve anlayışın getirdiği bir yetkinlik aşamasına ulaşabildik sanıyorum...

374 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

• Kitaba, sanata, edebiyata müziğe yakın va yoğun bir il giniz var, bunu biliyoruz. Y a şamınızda kalıcı yeri ve öne mi olan kitaplar mutlaka var dır. Bu konuda neler söyle mek İsterdiniz?

• Edebiyata ve müziğe babamın etkisiyle ilgi duymaya başladım, diyebilirim. İlk başlarda, özellikle halk şiirine düşkündüm. Yaşamımda beni en çok etkileyen birkaç kitap tan birisi olan Orhan Burian'ın "Kur tuluştan Sonrakiler" adlı şiir antoloji si elime geçti. Ortaokuldaydım, Cumhuriyet dönemi şairlerini, özel likle Nazım Hikmet'i ilk kez bu kitap la tanıdım ve sevdim. Sonraları, üni versite yıllarımda, ikinci Yeni'nin geliştiği dönemde, Turgut Uyar ve Cemal Süreya beni çok etkiledi. Bir kaç arkadaşla birlikte "Dünyanın en Güzel Arabistanı'nı ve "üvercinka'yı adeta ezberlediğimizi anımsıyorum. Yaşamımda önemli etkisi olduğunu sandığım bir başka kitap da E.T.Bell'in "Büyük Matematikçiler" adlı yapıtıdır. Milli Eğitim Bakan lığj'nın her nedense bir daha bas madığı bu kitap bana matematik sevgisini aşıladı.

• Y a, İTÜ'den mezun olduk tan sonra, ODTÜ'ye gelince ye değin ve ODTÜ'nün ilk yıl larında nejer yaptınız? O yıl ların ODTÜ'sü nasıldı?

D iTÜ'yü bitirir bitirmez Yüksek Frekans Tekniği Kürsüsü'nde asis tan oldum. Hiç unutmam, maaşjm net 200 Türk Lirasıydı. Daha sonra, ek görevli olarak. Maçka'dak) teknik okulda elektronik dersi verdim. 1959'da İTÜ'den ayrıldım, PTTde İs tanbul Telefon Santralları Başmü hendisi olarak çalışmaya başladım. İki yıl sonra da serbest çalışmaya heves ederek PTPden ayrıldım ye Bankalar Caddesi'nde bir işyeri açtım. Bu işyerinde iki yıla yakın sürdür düğüm ve kişiliğimin bu iş için hiç de uygun olmadığını görerek mutsuz ol duğum "serbest çalışma" ortamın dan kutlamanın yolarını ararken, Hakkı Oranç'ın ve 19801ı aramızdan ayrılan sevgili hocamız Mustafa Par .

lar'ın özendirme, ve üstelemeleri so nucunda ODTÜ'ye girdim; yıl 1962. O zaman ODTÜ, TBMM'nin bahçe sindeki barakalardaydı; rektörlük de Müdafaa Caddesinde iki katlı bir bi nadaydı, sonra o bina yıkıldı, yerine Emekli Sandığı binası yapıldı. Yeni kurulmuş bir üniversite olarak ODTÜ, özellikle o ilk döneminde, lTÜ'lülere kucak açmıştı. Hepsi de İTÜ'den sınıf arkadaşım olan Hakkı Oranç, Sevim Tan, Metin Akgün, Nejat İlgaz ve Ercüment Özizmir (ve diğer İTÜ'lü arkadaşlar, Ahmet Ru meli, Mümtaz Kızılyallı, Ayhan Türe li, Ersin Tulunay) ile birlikte ben de o coşku dolu yıllarda ODTÜ'de görev almış olmaktan, bir bakıma ODTÜ Elektrik Bölümü'ne ilk harcı koyan lar arasında olmaktan mutluluk duyuyordum. Bizim bölüm,'az önce de belirttiğim gibi bir küçük baraka dan ibaretti. Kampüste Mimarlık Fa kültesi binası kurulmuştu, sonra bugün İnşaat Mühendisliği bölümü nü oluşturan binalardan biri yapıldı, ve biz, bütün Mühendislik Fakültesi olarak, o binaya taşındık. Dersler, sonradan sağlık merkezi olan, geçen yıla kadar da PTT olarak hiz met veren 4 5 odalı bir binada yapı lıyordu. İlkin elektronik deneylerine bakıyordum, sonra üçüncü sınıflara elektronik dersi vermeye başladım. O yıllardan söz ederken sevgili ho camız ve dekanımız Mustafa Par lar'ın eşine az rastlanır kişiliğini, özverili çabalarmı ve Mühendislik Fakültesi'nin ve bölümümüzün kuru lup gelişmesindeki olağanüstü kat' kılarını özellikle anmak isterim.

Sonra NATO bursu kazanarak ABD"ye gittim; Brooklyn Polytech nicten M.S. aldım; 1968'te İngilte re'ye geçtim, Birmingham'daki Aston Üniversitesinde doktora yaptım ve 1970'te ODTÜ'ye döndüm. Mantıksal tasarım, sayısal çözümleme, anahtarlama devreleri, otomatlar kuramı gibi konularda dersler verdim. Bu arada, Hacette pe'de ve Karadeniz Teknikte de ho calık yaptım. Sayın İnönü'nün rek törlüğü sırasında ODTÜ Akademik Konseyi üyeliğinde bulundum; kısa bir süre (tam 12 Mart günlerinde) Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yaptım.

1975'te Tüm Öğretim Üyeleri Der neği'nin kurucuları arasında yer aldım, derneğin ilk genel yönetim kurulu üyesi oldum. Yine bu sıralar da Türkiye Bilişim Derneği başkanı olarak bir dönem çalıştım, özellikle 70'li yılların ikinci yarısında ivme ka zanan özerk ve demokratik üniver site mücadelesinin içinde yer aldım. Sözün burasında, bu mücadelede hep yan yana, omuz omuza savaş tığımız (ve birlikte ders verdiğimiz Karadeniz Teknik'te kahpece vuru lup öldürülen) can kardeşim Necdet Bulut'u özellikle anmak isityorum. ODTÜ'de 1977 Hasan Tan krizi sırasında üniversitenin maruz kaldı ğı baskı ve saldırılara karşı verilen mücadelede de Necdet'le birliktey dik. Bunu izleyen yıllarda Bedrettin Cömert, Doğan Öz, (babam gibi sevdiğim, zaten hepimizin "Bedri Baba" dediğimiz) sevgili hocam Bedri Karafakioğiu ve daha nice değerli insanımızı kahpe saldırılarda yitirdik... Gençlik günlerinde filizle nen, özellikle ABD'de gelişen, 12 Mart'ın çarkları arasında pekişen, sonrasında ete kemiğe bürünen top lumcu tercihin uzantısında, 1979 ara seçimlerinde Türkiye İşçi Parti si'nden İstanbul senatör adayı oldum.

• Sizi 70'lerin sonunda etkin politik tercihler noktasına getiren toplumca yaşam sü recinizin ilk biçimleniş aşa malarında ABD ve Ingllte re'dekJ öğrenim yıllarınızın etkisi oldu mu?

D Evet, dünya görüşümün oluş masında, doğrusu ABD'deki günleri min büyük etkisi oldu. Ben ABD'ye gittiğimde bu ülke yoğun bir toplum sal hareketlilik içindeydi. Vietnam savaşı ve bu savaşa tepkiler doruk noktasındaydı. Doğal olarak bizler de bu canlılığı yaşadık. Brooklyn Polytechnicte ODTÜ'den gelen ka labalıkça bir grup oluşturuyorduk. Zaten bu okulu seçmemizin nedeni, rahmetli Parlar Hoca'nın da aynı okulda doktora yapmış olmasıydı. Brooklyn'den birkaç arkadaşla bir dergi çıkarma deneyimimiz oldu. "Ortam" adıyla üç sayı çıkarabildiği miz bu derginin ardından New York

Türk Öğrenci Derneği'nin yönetimine rucu yönetim kurulu üyesi olarak bir

seçildik. Başkanlığını benim yap yıl görev aldım. Sonra, ODTÜ'de ça

tığım yönetim kurulunda Yakup Ke lışmaya başladıktan sonra bir yıl da

penek, Gürel Tüzün, Nazif Tepede Merkez Yönetim Kurulu üyeliğinde

lenlioğlu ve önder Yüksel de yer bulundum. 1963'te Elektrik Mühen

almıştı. New Yorkta Amerikan folk disliği Dergisi Yayın Kurulu Üyesi

müziğini, özellikle toplumcu içerikli olarak, ertesi yıl da derginin Yazı İş

müziği, örneğin VVoody Guthrie, leri Müdürü olarak çalıştım. İngilte

Pete Seeger ve Weavers grubunun re'den doktora alıp döndüğümde

şarkılarını tanıdım. Burada, bana il (Şubat 1970) Odanın yönetimine

ginç gelen bir anıma değineyim. Ben yeni bir ekip seçilmişti. Yakın arka

ABD'ye gittiğimde Türkiye'de Nazım daşımNazifTepedelenlioğlu Başkan

Hikmet basılmıyordu, bu yüzden şiir Yardımcısıydı. Yönetim Kurulu'nun

lerinin çok büyük bir bölümünden hiç isteği üzerine Yayın Kurulu Başkanı

haberimiz yoktu. Bunlardan birini ve derginin Yazı İşleri Müdürü

"kız çocuğu" şarkılaştırılmış biçimiy oldum. "Sarı sayfalarfı içeren ilk

le ilk kez Pete Seeger'dan dinle sayımızı (sayı 159/160) 1970

diğimde, bu şiirin kendi dilindeki Nisan'ında çıkarttık. Böylece dergi

özgün biçimini bilmeyen bir Türk ola sayfalarını, toplumsal ve ekonomik

rak utanç duydum. Dayanamadım, sorunların değerlendirilmesine

oturup bu şiiri Türkçeye çevirdim. açmış olduk. Yayın etkinliğini, 12

Aslını bugün hepimizin bildiği şiir şu Mart döneminin yoğun fırtınaları için

biçime girdi:

.

de sürdürdük. 1970'te seçilen ve

Geliyorum, her kapıda duruyorum ama kimse duymuyor ayak seslerimi

günümüze değin gelen yeni yönetim geleneğinin başlatıcısı olan Yönetim Kurulunun yarısı 12 Mart döneminde içeri girdi. Ben dergide Yayın Kurlu

Başkanı ya da üyesi olarak 12

Vuruyorum kapılara ama kimse Eylül'e kadar sürekli görev aldım.

beni görmüyor çünkü ölüyüm

Bu da on yılı aşkın bir zamana dilimi

ben oluyor. Bu on yıl içinde genel olarak

m

TMMOB ve ve Oda bünyesinde,

Ancak yedi yaşındayım ama ,özel olarak oda dergimiz sayfaların

öldüm, Hiroşima'da,

da özgün teknik araştırmalar, mes

çok oldu şimdi yedi yaşındayım, leki sorunlar, bilimsel ve teknolojik

aynen öldüğümdeki gibi

incelemeler, açık oturumlar ve pa

çocuklar öldü mü artık büyümezler neller; teknik dil sorunundan nük

bilirsiniz,

leer enerjiye, radyo televizyondan

Bu uğraşlar İngiltere'de bulunduğum yıllarda da devam etti; 68 70 döne minde İngiltere Türk Öğrenci Der nekleri Federasyonu başkanlığını yürüttüm.

uydu haberleşmesine, işçi sağlığı iş güvenliğinden genel enerji sorunları na kadar uzanan geniş bir alanda, . bir bölümü sonradan birçok siyasi partinin programlarına girecek olan görüşler ürettik; öneriler ve çözüm

• Sevgili Güney Hoca, Elek trik Mühendisleri Odası'nda uzun, özverili ve çok üretken çalışmalarınızın' olduğunu bi liyoruz. Adınızın Oda tarihin de çok ayrıcalıklı bir yeri

yolları geliştirmeye çaba harcadık, bu konularda özel sayılar hazırladık. Şunu da belirteyim, salt "desibel" konusunda bir özel sayı çıkartacak kadar da konu ayrıntılarına girebi liyorduk.

var. Şimdi de Y ayın Kuru lu'muzun btr üyesi olarak et kinliğinizi sürdürüyorsunuz. Oda'daki yaşamınızı bize an latır mısınız?

Odamızda yeni yönetim anlayışı 1970'de egemen oldu. Başlangıçta, dayanacağımız önemli bir birikim yoktu, bu nedenle birçok konuya el yordamıyla girdik ve öyle yürüdük.

D Odaya 1956'da üye oldum, 718 sicil numaralı üyeyim. 1961'de EMO İstanbul Şubesi kurulduğunda, ku

Daha sonra kollektif çalışmanın^ özverinin ve arayışın getirdiği bir yetkinlik aşamasına ulaşabildik,

374 ELEKTRİK İ Q Q MÜHENDİSLİĞİ A. A O

'Türkiye'deki barış mücadelesi, seri daha iyi bilirsin, zor bir dönemden geçiyordu. Yönetim

Kurulu üyeleri içerdeydiler, biz de ikinci bir Barış Davası kapsamında sorguya çekiliyorduk.

Barışın savunulması, bu durumda, değişik cephelerde birden yürüyecekti... ft

sanıyorum. Ulusal politikaların oluş turulmasında kamuoyu yaratılması, halkımızın doğru yönde bilinçlendiril mesi, kendi sektörümüzün sorun larını genel ülke soruniarı içerisinde görme ve anlama uğraşısı, bu dönemde odamızın en öne çıkarttığı çalışma ilkeleriydi.

• Şimdi bir de 12 Eylül gün lerine gelelim. Size neler ge tirdi 12 Eylül?

D İlk olarak doçentliğe atanma baş vurum reddedildi. Bilim jürisinden başarıyla geçtiğim ve doçentlik dip lomasını aldığım halde, atanmam, gizli yapılan bir oylamayla ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildi. Bu ODTÜ tarihinde ilk kez oluyordu. Danıştay'a başvurdum; ama karar larından sıkıntı duymuş olmalılar ki altı ay sonra yeni bir oylamayla ka rarlarını değiştirdiler. Bir süre sonra yeni çıkan YÖK yasasına dayana rak/sayın rektör beni Gaziantep'e atadı. Yedi ay sonra da 1402 sayılı yasanın "bölgelerinde genel güven lik, asayiş veya kamu düzeni açısın dan çalışmaları sakıncalı görülen veya hizmetleri yararlı olmayan kamu personelinin" işlerine son ve rilme'sine ve kamu hizmetlerinde bir daha çaltştırılmamasına ilişkin 2. maddesine dayanılarak işten atıldım. Ankara'ya dönünce 1981 Ocağında çıkarmaya başladığımız Bilim ve Sanat dergisinin Genel Yayın danışmanı oldum, bir yandan da Bilim ve Sanat yayınlarının edi törlüğünü üstlendim. Bir ara İstan bul'a giderek Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi'nde danışman olarak çalıştım, 1985'te AnaBritannica'ya geçtim. ODTÜ*ye karşı İdare Mahke

"vvfoîşSi **"

mesi'nde açtığım dava da bir yan dan sürüyordu. Davayı kazandım, ama üniversite mahkeme kararını uygulamadı. Yeniden davalar açıldı, bunlar da kazanıldıktan ve sayın rektöre bunlar da uygulanmadığı takdirde'hapsini isteyeceğimiz ha tırlatıldıktan sonra üniversitede göreve başladım ve işte bildiğin gibi, bu görevi sürdürüyorurp.

• Sevgili Hocam, ülkemizin kapkaranlık bir dönemden geçtiği 1983 yılında Frederlc Joliot Curle'nln yaşamöykü sünü anlatan "Hep Aranızda Olacağım" adlı kitabı yazdı nız. Neydi sizi Joliot Curle'yl yazmaya yönelten?

• 1980'de Barış Derneği'nin Onur • Kurulu'na Sadun Aren, Asım Bezir ci, Adnan Cemgil, Halit Çelenk, Güner Eliçin, Doğan Görsev, Jülide Gülizar, Ertuğrul Günay, Beria Onger, Ruhi Su, Vedat Türkali, Kemal Türkler, Süleyman Üstün ve Samiye Yaltırım ile birlikte seçilmiş tim. Kitabı yazdığım sırada Tür kiye'deki barış mücadelesi, sen daha iyi bilirsin, zor bir dönemden geçiyordu. Yönetim Kurulu üyeleri içerdeydiler, biz de ikinci bir Barış Davası kapsamında sorguya çeki liyorduk. Barışın savunulması, bu durumda, değişik cephelerde birden yürüyecekti. Joliot Curie, Dünya Barış Konseyi'nin kurucusu ve ilk başkanıydı. Dört ferdi beş Nobel ödülü almış bir aileden gelen son de rece saygın bir bilim adamı idi. ör gütlü barış hareketinin başlangıcını, içinden geçtiği süreçleri, birikimleri ni Joliot'un yaşamı ekseninde ele al manın, hareketin köklülüğünü sergi lemenin, özellikle o zor günlerde hepimize güç katacağını düşündüm. Sonradan bu düşüncemde pek de yanılmadığımı gördüm.

124 374 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

• Benim ve daha pek çok tanıdığım, tanımadığım İnsa nın dünyaya bakışını biçimle mekte,' bizlere yurt ve insan sevgisi aşılamakta birincil rollerden birini oynayan sev gili Güney Hocam, zenginlik lerinizi bizlerle paylaştığınız İçin size teşekkür ediyorum,