Elektrik Mühendisliği · Sayı 374 · Eylül 1990

EĞİTİM SİSTEMİMİZDE BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMİN YERİ

Doç. Dr. Füsun Akarsu

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
1990
Sayfa
3
Okuma süresi
8 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Bilgisayar, yazılım ve internet, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • bilgisayar destekli öğretim
  • eğitim teknolojisi
  • MEB
  • teknoloji transferi
  • ortaöğretim
  • bilişim çağı

Özet

Yazar, Türkiye'de bilgisayarın toplumsal ve eğitim alanındaki kullanımını gelişmiş ülkelerle karşılaştırarak, bilgisayar destekli öğretimin maliyet, altyapı ve müfredat bütünleşmesi açısından yerinde uygulanmadığını, tepeden inme yerine yerel ve ihtiyaca dayalı çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Füsun AKARSU**)

Bilgisayarlar bazı konularda günlük yaşamın bir par çası haline geldi. Bankalar, özel firmalar, kamu kuruluşları gibi pek çok işyerinde kullanılıyor. Bil gisayarlar son zamanlarda artık okullarımıza da giriyor. Ne ölçüde ve nasıl giriyor? Girmeli mi? Sonras: 03 olacak? Bu yazı, sözü edilen sorulara yanıt ara^ıa, bir yüksek sesle düşünme çabasıdır.

Ortak bir iletişim çerçevesi çizmek üzere, bilgisayarın endüstrileşmiş ülkelerdeki genel kullanımı ile ülkemizde kini kabaca karşılaştıralım. Dahasonra benzer bir karşı laştır mayı özel bir alana; eğitimdeki kullanıma kaydı ralım.

timde hassaslık, hız öne geçiyor. Tüm bu etkinlikler için bir lojistik (informatics) ve bir de teknoloji (bilgisayar) ge rekiyor. Bir başka deyişle, bilgisayar, bilgiyi kaydet meye, işlemeye ve dönüştürmeye yarıyor. Öteki tekno lojilerde olduğu gibi ihtiyaca yönelik bir iş yapıyor. Arkasında bilimin, yaratıcılığın desteği var. Toplum yaşamı ve pek çok faaliyet bilgisayar kullanımını gerekti riyor. Bazı alanlarda bilgisayar, "sine qua non" (olmazsa olmaz) bir araç. Üretim ilişkilerinin dokusunda yerini bul muş. Üstelik de işleyişiyle öteki işlevlerde değişikliğe neden olmuş. Mevcut yapıda kendisine yer açarken yapı yı da etkilemiş. Bu yepyeni etkileşim yüzünden, çağımız, bilişim (informatics) çağı diye tanımlanıyor.

Endüstrileşmiş Ülkelerde ve Türkiye'de Bilgi sayar Kullanımı Gelişmiş ülkelerde bilgi, gittikçe önem kazanan bir meta özelliği gösteriyor. Bilgi; haber, veri enformasyon biçim lerinde üretiliyor, dolaşıyor. Dağıtıldıkça tüketilmiyor. Tam tersine, birikiyor, dönüşüyor, yeniden üretiliyor, lle (*) Doç.Dr. Füsun Akarsu BÜ. Eğitim Fakültesi

Bizde ise durum oldukça farklı. Genelde, ne bilimsel ge lişme ne de toplum yaşamının gerekleri bizi bilgisayar teknolojisini kullanmaya zorluyor. Ancak, benzer örnek lerde de gözlendiği gibi, teknolojinin meyvelerini, derhal ve başlangıçta herhangi bir uyarlamaya ya da üretimine katkıda bulunmaya gitmeksizin topluyoruz. Bu konuda, başka davranışlarımızla kıyaslanmayacak kadar seri davranıyoruz. Uydu TV antenlerimiz belediyelerin elleriy le yaygınlaştırılıyor. En gelişmiş video, televizyon, elek

374 ELEKTRİK "t JZfTf MÜHENDİSLİĞİ İ Ü I

trikli elektronik aletler, en yeni model arabalar uzağımız da değil. Buna karşın endüstrileşemedik. Üretimde stan dartlaşmaya ulaşamadık. İşsizlik, eğitimsizlik, verimsiz lik sorunlarını çözemedik. Fiziksel ve toplumsal altyapıyı kuramadık. İnsan haklarını tanıyamadık.

Bilginin evrensel üretimine katkımız neredeyse yok. Mevcut bilginin işlenmesi ile ilgili bir ihtiyacın1 da çoğu kez farkında değiliz. Hiç kuşkusuz, bazı işlerde yoğun bir ihtiyacı karşılamak üzere, hakkını vererek, yani etkili ve verimli bir biçimde kullanıyoruz bu teknolojiyi. Az sayıda da olsa, üniversitelerin belli birimleri, sağlık kuru luşları, bazı özel ve kamu işletmeleri bilgisayarla birlikte iş görüyor. Ancak bu durum genel geçer değil. Oysa ül kemizde 8.000 den çok bilgisayar sistemi ve 50.000'in üstünde kayıtlara geçmiş kişisel bilgisayar var. Buna karşın yazılım üretimi son derece sınırlı. Öyleyse ne yapıyoruz bunca makine ile?

Şöyle bir akıl yürütme geçerli gibi görünüyor:

1. Çağdaş bir toplum olmak İstiyoruz. (Burada çağdaşlıktan ne anladığımiz tartışma konusu. Çağdaş laşma sloganı kullanılarak garip ve çelişen uçlara çekil diğimiz de bir ayrı konu. Gene de güncel teknolojinin ürünlerini satın almak ortak paydayı oluşturuyor.)

2. Güncel teknolojinin ürünlerinin çevremiz deki varlığı, çağdaşlaşmanın bir göstergesi. (Bu sonucu mümkün kılan koşullar ve yaşantılar konu dışı.)

3. Çağdaşlaşmak İçin t eknoloji t r ansf er i •/ kaçınılmazdır. (Transfer edilen teknolojinin "eski" olup olmadığı, yan ürünleri, onunla birlikte başka nelerin transfer edildiği hesapta yok ya da belki hesap ol . Tek nolojiyi alan ve satan ülkeler açısından tarihsel, toplum sal, psikolojik maliyet ne? Dövizin dolaşımından kimler ne kadar kâr sağlıyor?

Bu mantık çerçevesinde önce donanımı satın alıyoruz.

Daha sonra ihtiyaç yaratmaya çalışıyoruz. Mevcut yazı

lımla ihtiyaç arasındaki kopukluğu nasıl gidereceğimizi

bilemiyoruz. Ülke genelinde, bilgisayarların iki temel işle

vi göze çarpıyor: Kayıt tutma ve oyun aracı. Formel

sektör ilkini, enformel sektör ise ikincisini yürütüyor.

Üçüncü bir işlev de "imaj" vermekle ilgili. Pek kullanılma

sa da, ortalıkta görünmesi bir statü ya da prestij sağ

lıyor.

^

Bilgisayarın Eğitimdeki Y eri Gelişmiş ülkelerde bilgisayarın eğitim alanına girişi göreli olarak daha geç ve güç olmuştur. Önceleri büyük işlet me ve kuruluşlarda kullanılan büyük, boy bilgisayarlar, özellikle kişisel bilgisayarların yaygın üretimiyle birlikte, kitlelere, bu arada okullara da ulaşmıştır. Bilgisayarın eğitimde üç ayrı konumda devreye girdiğini görüyoruz:

a. Kurum Düzeyinde Kullanım: öteki kuruluşlar daki gibi personel/öğrenci işleri, haftalık ders çizelgeleri nin düzenlenmesi, kayıt tutma, sınıf içi sınıf dışı planla ma, yönetim ve değerlendirme etkinlikleri.aracı;

b. öğrenme Amaçları: İş dünyasının talepleri doğ rultusunda bilgisayar okuryazarlığı, düzeye göre dil be cerileri , programlama;

c. öğrenme Aracı: Kitap, dia, teyp basılı malzeme, radyo TV, video gibi; öğrenilecek malzemenin aktarıldığı, üzerinde becerilerin, yeteneklerin geliştirildiği bir ortam/ medya. Eğitim teknolojisi içerisinde bir aktarım aracı.

Bilgisayar destekli eğitim denildiğinde çoğu kez anlaşı lan üçüncü; "c" kullanımıdır. İlk iki kullanım alanı, ihtiyaca ve olanaklara bağlıdır. Özgün koşullara göre bilgisayarın kullanılıp kullanılmayacağına ya da ne ölçüde kullanıla cağına karar verilir. Benzer kararlar gibi yürürlüğe konur. Ancak, bilgisayarın bir öğrenme aracı olarak kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim nitelik açısından farklı bir sü reçtir. Burada eğitim/öğretim/öğrenme sürecine katılan yeni bir aktarım öğesi söz konusudur. Üstelik bu medya aynı zamanda mesajdır. Eğitim/öğretim etkinlikleri yürü tülürken, öteki teknolojilerin yanısıra, yeni bir teknoloji daha sürece katılmaktadır. Her ne kadar bu yeni teknolo ji, programlarda, uygulamada ve öğretmen yetiştirmede bazı değişiklikleri beraberinde getirecek olsa da, mevcut eğitim sistemi temel özellikleriyle varlığını sürdürmekte dir. Bilgisayar kendi başına ne bu sistemin yerine geçe bilir, ne de radikal bir değişikliğe yol açabilir. Okulun bir "microcosmos" olduğu düşünülürse, teknolojik yenilikle rin bu çevrede yer alması son derece kolay anlaşılır. Renkli resimli kitaplardan, radyo TV videodan sonra bil gisayar da, öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir araç olarak siste me katılmaktadır. Böylece süreç, çeşitlilik ve zenginlik kazanmaktadır.

Türk Eğitim Sisteminde Bilgisayar Destekli öğretimin Y eri Nedir? Bilgisayar, bir eğitim teknolojisi olarak ele alındığında, tıpkı öteki teknolojilerde olduğu gibi bazı temel sorulara yanıt aranması gerekir: I. Bu teknoloji, bizim eğitim amaçlarımızda yer alan bilgi, yetenek, beceri ye tutumların geliştirilmesini sağlıyor ya da kolaylaştırıyor mu? II. Alternatif teknolojilerle kıyaslandığında, maliyeti kar şılayabilirliği (cost effectiveness) ya da alternatif ma liyeti nedir?

Daha açık bir anlatımla şöyle sormalıyız: Bilgisayar amaçlara ulaşmada işimize yarıyor mu? Yarıyorsa, bunu öteki araç ve yöntemlerden daha kolay, kısa zamanda ve ucuza mı yapıyor? Her iki soruya da olumlu yanıt ver memiz gerekiyor. Hem olumsuz yanıt veriyor hem de BDÖ'de1 ısrar ediyorsak, daha önce sözünü ettiğimiz "çağdaşlaşmada köşe dönmecilik" mantığıyla davranıyo ruz demektir. Çağdaşlaşmayı özde değil biçimde yakala maya çalışıyoruz demektir.

Ortaöğretim kurumlarımızda 4.000 civarında bilgisayar var. Bakanlık bu konuda şimdiye kadar 3,5 milyar TL har camış. Önümüzdeki yıl 396 okulun yaklaşık 8.000 den çok bilgisayarla donatımı, 5.000 saatlik ders yazılımının geliştirilmesi, 5.000 öğretmenin bilgisayar destekli öğre tim uygulamasına geçmesi düşünülmektedir. Tahmin edi

158 374 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ

len maliyet 147 milyar TL'dir (MEB METERGEM, 1990). (1)

Bilgisayar dünyası söz konusu olduğunda, ülkemizde "bilgisayar" ve "eğitim" sözcükleri biraraya geldiğinde, kuşbakışı gözlenen manzara şudur:

I. "Çağdaş eğitim sözünün dillerden düşmediği bir ülkeye bilgisayar teknolojisi yakışır" kanısı, ii. Kişisel bilgisayar satışında azalan artış oranının (Bil gisayar, Kasım 1989) gözlendiği bir ülkeye eğitim pa zarı (üstelik merkezi, milli ve dolayısıyla politik) yakışır tahmini.

Ne Y apılabilir Türkiye'de konsolide bütçeden eğitime ayrılan pây %81erden%13.2ye ancak bu yıl çıkarılabilmiştir. Orta okul düzeyinde çağ nüfusunun %57'sine, lisede %35'ine eğitim olanakları sunabiliyoruz. (MEB Brifingi, 1990) Yeni bina yapımına kaynak bulunamadığı için 8 yıllık temel eği time geçilememiştir. Zorunlu eğitimin evrenselleşemediği ve beş yılla sınırlı kaldığı ender ülkelerden birisiyiz. Bu durumda her düzey ve türde eğitime talebin yüksek, ih tiyacın fazla, buna karşın, kaynakların sınırlı olduğu orta dadır. Dolayısıyla, kıt kaynakları yerinde ve verimli kul lanmalıyız. Önceliklerimizi akılcı bir biçimde belir lemeliyiz.

Bilgisayarın, yukarıda sözü edilen, kurum düzeyinde ve öğrenme amacı olarak kullanılmasının tartışılacak bir yanını göremiyoruz. Ancak, bir öğrenme aracı niteliğin deki bilgisayar destekli öğretim uygulamasının Türkiye genelinde örgün öğretimde kullanımının.yerinde ve verim ' II olmadığını düşünüyoruz. Bunun gerekçeleri şöyle sıra lanabilir:

1. Bilgisayarı okullara sokmak eğitim sistemimizi çağ daşlaştırmaya yetmektedir. 2. BDÖ'de bilgisayar, yani donanım işin yalnızca bir par çasıdır. MEB yetkililerinin de belirttikleri gibi BDÖ yazı lım, müfredatla etkileşme, bütünleşme, öğretmen yetiş tirme, bakım onarım gibi unsurlardan bağımsız düşünüle mez. (Dolayısıyla öğretmen ve kitap gönderemediğimiz yerlere,bilgisayarla eğitim sunamayız). Tüm bunlar, eği tim sistemimizde köktenci bir yeniden yapılanma gerekti rir. Mevcut koşullar bu büyük değişikliğe hazır ve yetkili ler de gönüllü gibi görünmemektedir.

3. BDÖ, maliyeti çok yüksek bir uygulamadır. Donanım, yazılım, uyumluluk, bakım onarım ve gerekli düzenleme lerin maliyetine karşın öğrenmeye katkısı belirgin değil dir. Endüstrileşmiş ülkelerde bile, BDÖ'nün ancak belirli koşul ve durumlarda erişiyi artırdığı, çoğu kez, örneğin tam öğrenme gibi "yumuşak teknolojilerin" erişiye katkısının daha fazJa bulunduğu rapor edilmektedir. (UNDP, 1989).<2> Çağ dışı içeriğin ezberlenmesi aşama sındaki ortaöğretim sistemimizde bir öğretim strajisi ola rak BDÖ'nün "havada" kalacağı düşünülmektedir.

Jbi n gelişmiş video, televizyon, elektrikli elektronik aletler uzağımızda değil. Buna karşın endüstrileşemedik. „

MEB'nin yönetiminde tepeden aşağı bir uygulama yerine, MEB'nin çizdiği çerçevede yerel, göreli olarak özerk, in siyatif kullanabilen birimlerde "maya tutturmaya" çalış mak daha uygun düşebilir, öğretmen, öğrenci, veli ya da iş piyasasının ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda BDÖ için farklı uygulamalaragidilebilir. Bakanlık, bu tür çaba lara finans, uzmanlık ve esneklik sağlama bakımlarından yardım edebilir. Gerçek bir ihtiyacı, hakkıyla karşılamaya yönelik yerinde kullanım ile bu teknolojiden yararlanılabi lir. Ülkemizdeki çok sayıda zeki, yetenekli ve hevesli kişiye fırsat tanınarak, teknoloji eğitimin hizmetine soku labilir. Az sayıda da olsa, bu disiplinlerarası çalışmanın başarılı ürünlerini görüyoruz. Kanımızca yapılacak iş, aralarında okulların da bulunacağı belli merkezlerde do nanım, bakım ve uzman bulundurarak bu yöndeki talebi karşılayacak fırsatlar sunmaktır. İşe yararlılığı ortaya konan yazılımlar, sistemler yaygınlaştırılabilir. Umut va deden uzun süreli ekip çalışmaları desteklenebilir. İlgili ve gönüllü kişiler, kuruluşlar arasında iletişim ve işbirliği sağlanabilir. Bilgi, ürün ve deneyimlerin değişimi kolay laştırılabilir. Böylece ihtiyaçlar doğrultusunda işe ya rayan BDÖ uygulamaları eğitim sistemine dahil edilebilir.

Eğer bilgisayar, sonuçta sınıf içinde öğrenmeyi sağla mak ya da kolaylaştırmak için kullanılacaksa bu işi öğ retmen .öğrencilerle vâ malzemeyle yapacak demektir. Donanım, yazılım üretimini kolaylaştırıcı sistemler, Vonu alanı, programlama ve ders tasarımında uzman desteği gibi, gerekli altyapı unsurlarının sağlanması koşuluyla uygun başlangıcın, yine yerel düzeyde, ilgili, hevesli öğ retmen ve öğrenci ile yapılabileceği kanısındayız.

KAYNAKLAR

1 "Türkiye'de kullanılan bilgisayar sistemle riW Bilgisayar. Kasım 1989:115. MEB I MATERGEM (1990). Bilgisayar destekli eğitim projesi danışma kurulu toplantısı

II. Ankara: Ders Aletleri Yapım Merkezi Mat baası.

(1989). Education and training in the

1990's. Developing countries' needs and

strategies. UNDP policy discussion

paper. New York: UNpubL

159 374 ELEKTRİK

MÜHENDİSLİĞİ