Elektrik Mühendisliği · Sayı 376 · Kasım 1990
ENERJİ ÜRETİMİ VE ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRİLMESİ
Çevre ve iklim Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1990
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Çevresel Etki Değerlendirmesi
- Kirleten Öder prensibi
- Çevre Yasası
- termik santral
- fizibilite
- enerji santralleri
Özet
Yazar, enerji üretim tesisleri başta olmak üzere büyük yatırım projelerinde Çevresel Etki Değerlendirmesi'nin (ÇED) önemini, kirleten öder prensibiyle ilişkisini ve Türkiye'deki mevzuat eksikliklerini tartışıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ ÜRETİMİ VE ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
Prof. Dr. Aysen MÜEZZİNOĞLU*
E nerji yaşamın temelidir. Gıdayı da fizyolojik gereksinmemiz olan enerjinin yoğuşmuş hali olarak ta nımladığımıza göre, insanoğlunun doğduğu andan son nefesini ver mesine kadar yaşadığı her anında enerji nin yeri doldurulmaz önemi vardır. Buna karşın, çoğu insan enerjiyi kullanırken bunun nereden geldiğini düşünmez bile. Ayrıca insanlığın evrimi içinde kişi başı na enerji tüketimi de gittikçe artmıştır. Modern çağlarda tüketimin her türünde olduğu gibi enerji tüketiminde de inanıl maz bir savurganlıkla dev boyutlara va rılmıştır.
Enerjinin asıl kaynağından, kullanıldığı en son hale gelin ceye kadar geçirdiği evrelerin herbiri uygarlığımız adına özenle incelenmeye değer. Zira bu evrelerde gözlenen verim düşüklüğü (özellikle de bizim ülkemiz gibi yerlerde görülen teknoloji noksanına bağlı yüksek düzeydeki ve rimsizlik), üzerinde yeterince kafa yorulmazsa yakın ge lecekte insanlığa çok pahalıya mal olacak türdendir. Bi yolojik organizmalarda görülen oksidasyon reaksiyonu nun düşük temperatürde ve yüzde yüzlere varan yüksek verimle enerjiye dönüştürülebilmesine karşılık, bizler do ğanın yoğuşmuş enerji depolarındaki (örneğin kömür, petrol) enerjiyi inanılmaz derecede düşük verimlerde (ye rine göre % 10 20 mertebelerinde) yararlı hale getirebili yoruz. Bu durumda, doğadaki en basit organizmaların bi le enerji dönüştürme, iletim ve transfer mekanizmaların dan öğreneceğimiz pek çok ders var demektir.
Kanımca, olaylara enerji açısından baktığımızda görünen en temel gerçek budur; uygarlığımız büyük bir enerji sa vurganlığı içerisindedir ve enerjinin kaynaklarının da eko nomik anlamda birer "kıt kaynak" olduğunun bilincine de sadece son 20 yılda varılabilmiştir.
(*) Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü
İnsanoğlunun gelecekteki varlığı gelecek teki enerji teminine bağlı olduğuna göre, enerjiyi yerinde kullanmak, dönüşüm ve rimliliğini arttırmak için doğayı iyi incele yip iyi taklid edebilmek gibi yeni bakış açılarına ihtiyaç duyulmuştur. "Doğa ile mücadele edip onu yenmek" gibi sonu hiç de hayırlı görünmeyen düşünce tarz ları, günümüzde yerini "insanoğlunun do ğanın bir parçası olduğu ve insanın do ğayla uyumlu yaşadığı ölçüde gelecek nesillerini sürdürmede başarılı olacağı" gerçeğine bırakmaktadır. İşte bugün bir çok ülke insanının ulaştığı temel gerçek budur ve "çevreci" olarak tanımlanan dü şünce tarzının "enerji/çevre" çelişkisi bakımından basitçe örneklenmesi bu şekilde yapılabilir.
Enerjinin çevreyle olan bu çelişkisi, benzeri girdilerin çevre ile ilişkileri arasında sadece çok önemli bir tanesi dir. Bu bakımdan herhançftbir gelişim faaliyetinin çevre sel irdelenmesi sırasında olaya sadece enerji temininin gelecekteki sürekliliği açısından değil daha başka boyut larda yer alan pek çok etkileşimler açısından da bakmak gerekir. Bu düşünce tarzı bizleri "ekoloji" boyutunun; meslek, uğraş, din, dil, kültür, ırk, renk, cins, ekonomik durum vb. ayrımları bir yana bırakarak, tüm aklı başında insanların kafa yapısına eklenmesi gerekli bir boyut oldu ğu gerçeğine götürür. Bu yüzden "çevre" ana kökeninde bir eğitim kavramıdır. Daha okula bile gitmeden evvel, çok küçük yaştan başlayarak çocuklarımıza doğanın bü tüncül yaratılışına saygılı olmasını öğretmek zorundayız. Tıpkı başkalarının haklarına saygıyı öğrettiğimiz gibi.
Diğer taraftan, doğayı büyük ölçüde modifiye etmeye yö nelik tüm aktivite ve proje uygulamalarında da çevre bo yutunun tıpkı ekonomi boyutu gibi ele alınması zorunludur. Nasıl ekonomik fizibilitesi zayıf projelerimizde çıkarlarımızı koruyacak değişiklikler yapıyor, gerektiğinde projeden tü müyle vazgeçebiliyorsak; aynı şekilde çevreye ve doğal dengelere onarımı imkansız zararlar verecek faaliyetlerde de benzeri modifikasyonları sağlamak zorundayız. Bu amaçla ekonomik çıkarları derli toplu irdeleyen "FİZİBİLİ
376 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
Kısacasu bir termik santralin bu veya şu yörede yapılması da, hiç yapılmaması da belli mali külfetler içerir. Bu külfetler de doğrudan doğruya üretilen elektrik enerjisini kullananlartarafından ödenir, t*
TE" raporları hazırlandığı gibi, çevrede meydana gelebile cek etkileri uygun formatlar içerisinde ele alan "ÇEVRE SEL ETKİ DEĞERLENDİRME" raporlarına da gerek var dır. Çünkü, projelerin yarattığı çevresel etkiler, karar ver me durumundaki kişi veya toplum katmanlarının bir bakış ta göremeyeceği kadar karmaşık iç ilişkilere de sahiptir. Bu nedenle de her ilişki cümlesinin, konunun kendi uzma nınca irdelenerek geleceğe ait projeksiyonunun yapılması şarttır. Hiç kuşkusuz, bir projeyi ekonomik fizibilite aşama larından geçirmeyi başarmış olan yatırımcının, tam da amacına ulaşıp içeriye gireceğinhumduğu bir sırada diken lerle kaplı yeni bir avlu ile karşılaşmaktan hoşlanmamasını normal karşılamak gerekir. Ama bu gibi kişiler için en gü zel ikna yolu, onların da insan oldukları, gelecek için Muit bağladıkları kendi çocuklarının gelecekte yaşayacağı dün yanın halinin hatırlatılmasıdır. Bunlara kendi soylarından gelecek yeni yeni nesilerin sadece biraz daha fazla çaba sarfetmemek için geleceğin kaynaklarını riske atabilecek kadar özensiz atalara sahip bulunduklarını daima utançla hatırlayacaklarını söylemek gerekir.
Ekolojik düşüncenin bir yaşam biçimi oluşturduğu günü müzde, "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" de projelerle ilgili geleceğe yönelik endişeleri akılcı bir biçim de derli toplu ortaya koyara^, (varsa) birtakım önlemlerin alınabilmesine imkan hazırlar. Bu noktadan başlayarak ekonomi ve ekolojiyi birlikte ele almak mümkündür. Zira alınacak önlemler paketinin masrafı, üretim ve hizmetle rin maliyetini etkilemektedir. Söz konusu maliyetleri en aza indirgeyebilmek için elimizde birden fazla proje se çeneği bulunmalıdır. Bunlar,
1) yerseçimine ilişkin seçenekler,
2) teknolojiye ilişkin seçenekler,
3) üretilecek ürün veya hizmetin kendisi ne ilişkin seçenekler olmak üzere üç ana başlık altında ele alın malıdır. Bazen de tüm seçeneklerin kabul edilemeyecek kadar olumsuz çevre koşul larına yol açması söz konusudur. Bu takdir de çoktan seçmeli sınav soru kitapçıkların da gördüğümüz türden bir dördüncü seçe nek kendiliğinden ortaya çıkar.
4) hiçbiri. Bu sonuncusunda projeden vazgeçilip geçilmemesine karar verilecek tir.
Yukarıdaki açıklamadan görüleceği gibi hiçbir proje alter natifsiz olamayacağı gibi, proje alternatiflerini ekolojik bo yut taşımayan ekonomik, politik, vb. diğer kriterlere göre irdeleyip herşeyi belirledikten sonra "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" yapmaya kalkışmak, düpedüz dördüncü alternatifle başbaşa kalma riskini göze almak demektir. Bu ise "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME Sİ" çalışmasının geç bırakıldığı hallerde görülür. Belki de daha planlama ve fizibilite aşamasında çevre irdelemesi yapılsa böyle ters durumlar ortaya çıkmayacaktır.
"ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" kavramını mutlaka "KİRLETEN ÖDER" prensibi ile beraber düşün mek gereklidir. Yukarıda açıklanan proje seçeneklerinin tümünde yapılacak maliyet analizlerinde ortaya çıkacak her türlü sorumluluk üretilen mal ve hizmetlerden yarar lanacak olanlara aittir. Kısacası, bir termik santralin bu veya şu yörede yapılması da, hiç yapılmaması da belli mali külfetler içerir. Bu külfetler de doğrudan doğruya üretilen elektrik enerjisini kullananlar (belki de kullana mayanlar) tarafından ödenir. Bu nedenlerle bir yatırımı is temeyen yöre halkıyla tartışmaya girmek yerine, onlara projenin tüm seçeneklerine ait ayrıntılı çevresel önlem paketlerini açıkça anlatmak, bunlara karşı ek maliyet un surlarını ortaya koymak yeterlidir.
"ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDlRMESİ"ni kimin ve na sıl yapacağı ise ayrıca önemlidir. Yatırımcıya ait bir so rumluluk olmakla birlikte, değerlendirmeyi bizzat yatırım cı firma elemanlarının yapması çalışmanın objektifliğine gölge düşürür. Ülkemiz koşullarında "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" hazırlamaya en uygun kurumlar
260 376 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
üniversitelerimizdir. Çünkü, çok sayıda proje ve doğa bi leşenini birlikte ele alabilecek bilgi ve tecrübeye sahip yeterli kadrolar sadece bu kuruluşlarımızda mevcut ola bilmektedir. Ayrıca, amaca yönelik olarak yöresel çalış ma yapabilecek dinamizme sahip çalışma birimleri Üni versitelerin bünyesinde kurulabilmektedir. Ancak "ÇEV RESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" çalışmasını yapan ekiplerin yatırımcı ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi sıra sında gerçekleştirilen yasal metinlerde, elde olunacak sonuçların tüm bilim dünyasına ve topluma açık tutulaca ğı hususuna mutlaka yer verilmelidir. Bu ise "ÇEVRE SEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ"nin kamuoyuna açık ol ması anlamına gelecektir.
Son olarak, "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME" me kanizmasının yasalarımız ve mevzuatımız bakımından durumuna değinmek istiyorum. Bilindiği üzere çok mo dern bir yaklaşımla 1982 tarihli Anayasamızın 56'ncı maddesinde yer almış olan çevre duyarlılığı, 1983'te yü rürlüğe giren Çevre Yasası ile çağdaş bir temel çerçeve ye oturtulmuş durumdadır. Her ne kadar bu yasanın ön gördüğü bürokratik kurumlaşma konusunda bazı tered dütler varsa da, bunun yasadan çok idari yapımızdaki bazı hususlardan ileri geldiğini söyleyebiliriz. Bunun dı şında, Çevre yasası kirletici özelliği fazla proje ve aktivi telerden "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ" iste mek suretiyle kirletici aktivitelerin denetime alınacağını ve "KİRTELEN ÖDER" prensibini getirerek de kirlilik kontrolünün bedelini kimin ödeyeceğini ortaya koymakta dır. Çevre yasasının getirdiği başka "ilk"ler de vardır: ida ri cezalar gibi. Ancak bunların uygulanmasında da başka atalet unsurları kendini göstermektedir: denetim ekipleri
nin sayı, bilgi ve ekipman yönünden noksanlıklarının bu lunması gibi. Yasaya göre "ÇEVRESEL ETKİ DEĞER LENDİRMESİ" yapması gereken aktivite türleri, bu çalış manın rapor edilme formatı, zamanlaması ve yapacak ekiplerin asgari özelliklerini teknik bir yönetmelikle belir lenmelidir. Bu yönetmeliğin 1984 yılında tamamlanmış olması gerekli iken henüz çıkmaması uygulamada bazı tereddütler doğurmakla beraber; kanımca enerji santral leri, büyük karayolu projeleri, gaz ve enerji iletim hatları gibi büyük projelerden ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLEN DİRME Raporu isteneceği çok açıktır. Nasıl yapılacağına gelince, dünyanın başka yerlerindeki benzer projelerde uygulanan değerlendirme yöntemleriyle işe girişilebilir.
Bir süreden beri "ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME YÖNETMELİĞİ"nin hazırlıklarının tamamlandığı yeniden gündemdedir. Bu son metnin neler içerdiğini bilmemekle beraber^yalnızca karar verme durumundaki yetkililerin görüp değerlendirebileceği raporların hazırlanmasını ön görmeyeceğini umuyorum. Kanımca enerji üretim tesis yatırımları başta olmak üzere, çeşitli alternatifler için bi limsel olarak hazırlanmış yeterli ÇEVRESEL ETKİ DE ĞERLENDİRME raporları hazırlanması şarttır. Bu rapor lar daha tesisin planlanması aşamasında ve fizibilite ile beraber hazırlanmalıdır. Raporların içeriği hakkında yöre sel halkın da bilgilendirilmesi gereklidir. Bu' da, geçtiği miz Mayıs ayında Norveç'in Bergen kentinde varılan ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşme uyarınca zorunludur. Projeleri uygulamamanın maliyetlerinin açık lıkla anlatılması halinde, halkın da gereken sağduyu ile hareket edeceğine inancım tamdır. D
nikcır A.G. AKıM
TRANSFORMATÖRLERİ
10 2000/5 A Göç: 2,5 5 10 15 VA Hata sınıfı (Cl) °/o: 0,5 1 3
Lütfen "Akım trafoları seçim esastan" hakkında broşür isteyiniz.
NİKAR ELEKTROTEKNİK SAN. ve TİC. A.Ş.
P.K. 210 54200 ADAPAZARI/TURKEY Tel: (261) 523 36 Fax: (261) 512 76