Elektrik Mühendisliği · Sayı 387 · 1992 / 3
YAZILILMNEDEN YAZILIM ÖZEL SAYILARI?
Bilgisayar, yazılım ve internet Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1992
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Bilgisayar, yazılım ve internet
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- yazılım mühendisliği
- Bilgi Toplumu
- yazılım telif hakkı
- Bilişim Devrimi
- yazılım kalitesi
- yazılım standartları
Özet
EMO'nun yazılım özel sayısına konuk editör olarak giriş yazısında, Bilişim Devrimi'nin mühendislik dallarını nasıl dönüştürdüğü, yazılımın Bilgi Toplumu'ndaki yeri ve yazılım geliştirme, telif hakkı, işçi-işveren ilişkileri gibi konularda gündeme gelen sorular tartışılıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ DERGİSİ A Y AZILIM A EMO A ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ DERGİSİ A Y AZILIM A EMO
Konuk Editör: Yurdakul CEYHUN
< %<k
Y AZILIM ÖZEL SAY ILARI?
K uzey Amerika, Uzak Doğu ve Batı Avru pa'nın Sanayileşmiş ülkelerinin bir bölü mü, 1980li yıllardan bu yana Sanayi öte si Toplum aşamasına geç meye başlamış bulunmak tadır. Mikro elektronik, optronik, iletişim ve bilgisa yar teknolojilerindeki ola ğanüstü gelişmeler, dünya mızı Sanayi Devriminden de daha kapsamlı bir bi çimde etkileyen Bilişim Devrimini başlatarak, bir bölüm ülkeleri çok hızlı bi çimde Bilgi Toplumu aşa masına götürmektedir. Bili şim Devrimi, hukuktan ekonomiden politikaya, üretimden sanata ülkelerin tüm oluşum biçimlerine yepyeni boyutlar kazandır maktadır.
Bilgi Toplumunun yapı taş larını tanımlayan Bilişim Ürünlerindeki ve bunların tasarlanıp üretilmesindeki toplam iş ederinin % 8 0 e varan bir boyutu yazılıma dayanmaktadır. Dolayısı ile on yıl önce çoğumuzun salt bilgisayar programı di ye algıladığı yazılım da ni telik kazanarak, Bilgi Top lumunun en önemli bir mal varlığına dönüşmüştür. Bu nedenlerden dolayı EMO olarak, yazılımı çeşitli yön leri ile irdeleyerek konuyu Türkiye'nin gündeminde tu tup, tartışmayı sürdürmeyi bir görev sayıyoruz.
Y azılımın Türkiye'de tartı şılmaya başlaması yeni bir olay değildir. Buna karşın, değil bir görüş birliğine var dığımız, belli kavramlan bi le açıkça ortaya koyabildi ğimiz söylenemez. Bu özel sayıların sonucunda en azından belli kavramlarda bir uzlaşmanın oluşacağını ummaktayız.
Y eni bir buluş, genelde ye ni bir disiplin ortaya koyar. Eğer bu disiplin yeterli bir uygulama alanı bulursa, özellikle bir üretim kesimi oluşturulabilirse, ortaya ye ni bir mühendislik dalı çı kartır, örneğin kimyadaki buluşların bir sanayi dalına dönüşmesi, Kimya Mü hendisliğini yaratmıştır. Çağımız buluşlar çağı ol duğundan, günümüzde bi lim ve teknolojide, dolayısı ile Mühendislik dallannda da bir patlamaya tanık ol maktayız, örneğin Makina Mühendisliği, bir süre son ra Elektrik Mühendisliğini, daha sonra Elektrik Mü hendisliği de Elektronik Mühendisliğini doğurmuş tur. Bilimdeki ilerlemeler günümüzde öyle bir aşa maya gelmiştir ki; her üç mühendislikte özünde or tak pek çok kavramı kul lansalar bile, Makina ve Elektrik Mühendislikleri arasında oldukça kesin bir sınır çizebilmemize karşın. Elektrik ve Elektronik ara sındaki sının tam olarak
387 E L E K T R IK MÜHENDİ SLİ 61
çizememekteyiz.
Kimileyin anlaşılabilir ya da anlaşılamayabilir sosyo ekonomik nedenler, yeni bir takım Mühendislik dal lannın ortaya çıkmasına da neden olmuştur, örne ğin Matematik, Fizik, İşlet me v.b. bir takım yeni Mü hendislik dallarının bilimsel tanımlan, açık konuşmak gerekirse yapılamaz.
Bilgisayar Mühendisliği için
de benzeri şeyleri söyleye
biliriz. Elektronik Mühen
disliğinin içinde doğan Bil
gisayar
Mühendisliği
önceleri yazılım ve dona
nım diye ikiye ayrılmıştır.
Y azılım , ülkemizde önce
leri inşaat mühendislerinin
sonraları ise nümerik ana
lizle uğraşanların elinde,
bir tür programcılık diye
gelişmiştir. Bu kez mikroe
lektronikteki gelişmeler so
nucu giderek daha güçlü
mikroişlemcilerin 196O'lı
yılların transistörieri gibi
donanımın hemen her ye
rinde kullanılıyor olması,
bu kez Elektrik/Elektronik
ve Bilgisayar Mühendisleri
arasındaki sının belirsiz
leştirmeye başlamıştır.
Olay bu kadarla da kal
mamış bu kez Optik'deki
ilerlemeler opto elektronik
bileşenlerin, sonra da salt
ışığın işlenebildiği optroni
ği doğurmuştur. Tüm bu
gelişmeleri değerlendirerek
uzak olmayan bir geleceğe
baktığımızda, Bilgi Toplu
munun günümüzdeki pek
çok değişik Mühendislik
dallarını, bir biçimde yeni
den kümelendirerek, daha
az sayıda uzmanlık dalları
na indirgeyeceği ve genel
de günümüzdeki telekomü
nikasyon,
komponent,
bilgisayar ve yazılım mü
hendisliklerinin yeniden ya
pılanması sonucu, belki de
Bilişim Mühendisliği diye
adlandırabileceğimiz yeni
bir mühendisliği ortaya çı
karacağını bekleyebiliriz.
Bu yeni sektör kendi için
de yeni kavramlar, yeni iş
ilişkileri, yeni uzmanlıklar
çıkaracaktır. Mikroelektro
nik ve optronik teknolojileri,
donanımı
olabildiğince
Standard ve modüler kıla
rak, pek çok işlevin yazılım
ile gerçekleşmesini sağla
yacaktır.
Sanayi Toplumunda birey sel mülkiyet daha ağır ba sar iken, Bilgi Toplumunda paylaşım daha önemli ol maya başlayacaktır. Y a da daha başka bir deyiş ile, Bilgi Toplumunun bireyi çok gelişmiş bir bilgi ağı üzerinden ortak veri taban larına, ortak hizmetlere eri şerek işini, gereksinimleri ni, eğlencesini sürdürebi lecektir. Böylesi bir yaşam biçimini gerçekleştirecek yannın yazılımları, günü müzdeki yazılımlardan çok daha karmaşık olacaktır. Binlerce adam yıllık emek
gücü ile gerçekleştirilebile cek bu yazılımlar, çeşitli disiplinlerdeki insanların, çeşitli coğrafik yörelerde öbekleşerek yapacaktan ortak çalışmalar sonucu or taya çıkacaktır. Bu yazılım ların geliştirilmesi, sınan ması, bakımı, güvenilirliği v.b. başkaca konular bu gün önemsemediğimiz pek çok ayrıntıyı yarın karşımı za dev birer sorun olarak ortaya çıkaracaktır. Bugün genelde salt "ALO" demek için kullandığımız çoğunlu ğu anatog olan ve yazılım ların koştuğu sayısal sant ralların azınlıkta olduğu dünyamızı çevreleyen PTT ağının uyumlu çalışabilme si için ne denli yoğun stan dardizasyon çalışmalarının yapıldığını düşünürsek, ya rının karmaşık bilgi ağını ve buna bağlı çeşitli hiz metlerin ne denli karmaşık standartlar, protokoller v.b. gerektireceğini düşünmek zor olmasa sanınm. öyley se, yazılım isteğini bir mat risin evriğini almak, yazılım begelendirmesini ise bir matrisin evriğini alan algo ritmanın kaynak kodlarının dökümü olarak düşünme meliyiz.
Önce ne istendiği, herhan gi bir tartışmaya ya da ge reksiz yinelemelere ve ay rıntılara inmeden açık seçik bir dil ile tanımlanma lıdır (Formal Description Techniques). Bu istenen yazılım öylesine karmaşık bir yapıda olacaktır ki, so nuçta geliştirilen yazılımın gerçekten istenilene uy gunluğunu sınamak (Con formance Testing) daha başka bir soruna dönüşe cektir. Basit diyebileceği miz bir elektronik ürüne uy gulanması gereken testleri (örneğin IEC 68 serisi) dü şünürsek, örneğin bir met ro ağını çalıştıracak yazılı ma ne tür testler uygulanması gerektiği ken diliğinden anlaşılır sanırım.
Bir bölümümüz kaliteli ya zılım v.b. kavramları an lamsız bulabilir. Konu, ne
istediğimizi, doğru olarak belirlemek ve doğru olarak kodlayarak işlemciye yük lemektir. Ancak bu konu şuna ömeksenebilir. Diye lim ki on beş günlük bir ge ziye çıktınız, önemli anıla nnızı yazacaksınız. Her şeyden önce ilerde tartış maya neden olmayacak bi çimde önemli anının tanımı yapılmalıdır. Daha sonra bu önemli anıların hiç biri atlanmadan kağıda dökül melidir. Dahası bu kağıda dökme işinde en küçük bir anlatım bozukluğu, dil bilgi si ve yazım yanlışı yapıl mamalıdır. Çoğu kişi gezi anı lan nt yazar. Eksik ya zar, yanlış yazar ama bun lar toplumda facialara, eko nomik iflaslara v.b. trajedilere neden olmaz. Özünde aynı olan bu konu, bir metro ağının işletim sis temine uygulandığında ya zılımda gözden kaçan kü çük bir virgül bile büyük bir faciaya, yazılımı veren şir ketin iflasına neden olabi lir. Demek ki sorun özün de, düşüncelerimizin yan lışsız biçimde kağıda değil de, işlemciye aktanlabilme sidir.
Konu böyle iken akla bir dolu soru gelmekte:
Üst düzey tasarımını ya pan kişinin , örneğin kodla ma bilmesine gerek var mı?
Ayrıntılı tasarım yapan ki şi, üst düzey tasarımını ya pan kişi mi olmalı?
Programcı (kodlamayı ya pan kişi) mühendis olmak zorunda mı?
Yazılım Testlerini yapan kişilerin tümü mühendis ol malı mı? Bu kişiler, tasa rım ya da programcılarla aynı mı, yoksa değişik kişi ler mi olmalı?
Yine bir örnekleme yap mak gerekir ise, bir iş mer kezinin yapımını düşüne lim. Nasıl burada iş merkezini yaptıran kişi (mal sahibi), mimar, mü hendis, yüklenici, tesisatçı
v.b. ve en sonunda kullanı cılar gibi değişik nitelikli i n sanlann, değişik ilişkileri söz konusu oluyor ise aca ba sözünü ettiğimiz yazı lımlarda da bu tür ilişkiler mi oluşmalı ya da oluşa cak?
Yukarda gezi anılarının ya zılması örneğinde değindi ğimiz gibi, yazılım sıkı bi çimsel kuralların korun duğu ama, özünde kişinin yarattığı düşüncelerin, kişi nin yaratıcılığının bir ürünü olmaktadır. Düşünce üreti len sanayi ötesi bir toplum da, sanayi toplumundaki gibi sendikalar v.b. emeğin kiralandığı bir yapı mı, yok sa daha başka tür ilişkilerin sağlandığı bir yapı mı olu şacaktır? Dahası düşünce ye vergi, gümrük, telif hak kı uygulayabilir miyiz?
Eğer düşünceye telif hakkı uygulanacaksa bizi bu aşa maya getiren Nevvton, Einstein gibi onca bilim adamının günahı ne idi? Bırakalım bu büyük insan ları bir yana, örneğin gü nümüzde matematik v.b. pek çok bilim ve teknoloji ortamında karşılıklı tartış malar ile sürekli ilerlemeler yapılmakta yeni algoritma lar v.b. geliştirilmektedir. Bu kişilere bir iyelik (mülki yet) ücreti ödenmiyor da, bu kişilerin geliştirdiği bir kavram, bir ticari kuruluşça ürüne (düşünce ürününe) dönüşünce mi telif hakkı doğuyor. Yazılım bir dü şünce ürünü ise ve düşün ceye gem vurulamaz ise o zaman Standard ne olu yor? Bırakalım herkes dile diği gibi yazılım üretsin, ondan sonra da başkaları bu yazılımları uyumlu kıl mak için binbir dereden su mu getirsin?
Daha başka sorular da ak
la gelmekte. Her yıl şirket
ler masasına, iskemlesine
varana değin envanter çı
karırlar,
yatırımlarına
amortisman uygularlar. Şir
ketlerin sermayeleri mal
varlıkları ile ilintili olup, kul
landıkları krediler ya da banka teminat mektupları da ödenmiş sermayelerine bağlıdır. Üretim yapan şir ketler belli teşviklerden ya rarlanarak kimi üretim araç ları gümrüksüz getirirken, kimi araçlar için yüksek vergi ödeme durumunda kalabilirler. İki ayrı şirket düşünelim, biri baskı devre üretiyor olsun, diğeri ise yazılım. Baskı devre üreten şirketin yatırımlarının bü yük bir bölümü donanım olurken, yazılım üreten şir ket yatırımının belki de yal nızca % 20'sini donanıma, % 80'nini ise yazılım üret mek için kullanacağı bir ta kım CASE v.b. yazılımlara yapacaktır. Sonunda her iki şirketin de ürünlerini yurt dışına sattığını düşünelim. Büyük bir olasılıkla yazılım şirketi ürününü PTT ağı üzerinde dışarıya yollaya caktır. İlgili mevzuatın, her iki şirkete de günümüzde olduğu gibi uygulanması sağlıklı sonuç verebilir mi?
Olay bununla da bitmiyor,
örneği mizdeki baskı devre
üreten şirket belli sayıda iş
çiyi, ülkemizdeki iş yasala
rina uygun olarak, çalıştır
mak zorundadır. Oysa
yazılım üreten şirket, dün
yanın çeşitli ülkelerindeki
kişilerin PTT ağından ya
rarlanarak kendisi için ça
lışmasını sağlayabilir. Bu
gün belli zorlukları olan bu
uygulama, giderek yarın
çok kolaylaşacaktır. Sonuç
ta bir yazılım şirketi, bulun
duğu ülkede bir kaç kişi ça
lıştırıyor
gözükürken,
özünde binlerce kişi çalıştı
rıyor olabilecektir. Böyle bir
durumda işçi işveren ilişkisi
ve ilgili iş yasaları ne ol
malıdır?
EMO Yazılım özel Sayıla rının bu soruların en az bir bölümünü yanıtlayacağını ummaktayız.
Saygılarımızla,
Y urdakul CEY HUN
387 E L E K T R İ K 4 t}f\ MÜHENDİSLİĞİ | O5J