Elektrik Mühendisliği · Sayı 400 · 1996 / 5
SÖYLEŞİ:''ŞEKER FABRİKALARI HALKTAN ŞEKER TOPLAYARAK KURULDU''
- Yıl
- 1996
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- Şeker Fabrikaları
- EMAF
- özelleştirme
- KİT
- otomasyon
- yerli teknoloji
Özet
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Elektro Mekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü Erkan Çetinkaya ile yapılan söyleşide, şeker fabrikalarının kuruluş tarihi, EMAF'ın yerli teknoloji ile geliştirdiği otomasyon ve elektrik sistemleri anlatılıyor; ayrıca kamu işletmeciliği ve özelleştirme politikaları eleştiriliyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
iği
"ŞEKER FABRİKALARI HALKTAN Y UMURTA TOPLAY ARAK KURULDU"
Seker Fabrikaları A.5. Elektro mekanik Aygıtlar Fabrikası (EMAF) MUdürU Erkan çetinkaya
Erkan ÇETİNKAY A
1944 yılında Bolu'nun Göynük
ilçesinde doğdu. Ortaöğrenimini
Haydarpaşa
Lisesi'nde
tamamladıktan sonra İstanbul
Teknik üniversitesi Elektrik
Fakültesi Kuvvetli Akımlar
Bölümü'nden 1967 yılında mezun
oldu. Şeker Şirketi Alpullu Şeker
Fabrikası'nda Makina eletrik Şefi
olarak göreve başladı. 1974
1976 yılları arasında Turhal Şeker
Fabrikası'nda işletme uzmanı
olarak çalışan Çetinkaya,
1976 1978 yılları arasında da aynı
fabrikada işletme müdürü olarak
bulundu. 1978 1980'de Erzurum Şeker Fabrikası, 1980 1983'de Burdur Şeker Fabrikası İşletme Müdürlüğü görevinde bulundu. Alpullu, Turhal, Erzurum ve Burdur Şeker Fabrikalarının tesisat ve modernizasyonunda önemli katkıları bulunan Çetinkaya, nitelikli bir işletmecelik anlayışıyla kamu işletmelerinin verimli olabileceğini kanıtlayan başarılı bir bürokrat olarak tanındı. Erkan Çekinkaya, halen Ankara Şeker Fabrikası Elettro Mekanik Aygıtlar Fabrikası Müdürü olarak görev yapıyor.
W '•%
EMO Sayın Çetinkaya, bize Türkiye Şeker Fabrikaları'nın tarihini ve Türk sanayindeki yerini kısaca anla tır mısınız?
Şeker Fabrikalarının Türk sanayiin deki yeri genellikle tam olarak bilin mez veya hafife alınır. Genç Cumhu riyet'in ilk sanayi kuruluşu şeker fab rikalarıdır. 1926 yılında Uşak ve Alpullu Şeker Fabrikaları kuruldu. Uşak Şeker Fabrikasfnın kurucusu rahmetli Nuri Şeker'dir ve o yıllarda 65 yaşın üstünde bir insan olmasına rağmen gerçek bir girişimci ruhla bu işe öncülük etmiştir. Atatürk'ün ve İs met İnönü'nün destekleriyle kurulan bu ilk şeker fabrikaları halktan yu murta toplayarak meydana getirilmiş tir. Temelinde böyle bir halk desteği var şeker fabrikalarının. Daha sonra ları, 1933'de Eskişehir, 1934'de Tuhrhal Şeker Fabrikaları Yapı Kredi Bankasfnın da kurucusu olan Kazım Taşkent öncülüğünde Türk sanayisine armağan edildi. Turhal ve Eskişehir Şeker Fabrikaları, 1935 yılında Alpul lu ve Uşak Şeker Fabrikalarını da içi ne alarak Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi'ni oluşturdu. 1950'lerden sonra yeni bir atılımla Adapazarı, Kütahya, Amasya, Konya Şeker Fabrikaları özel teşebbüs eliyle; daha sonra 1954 1956 yılları arasında Susurluk, Burdur, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Malatya fabrikaları, 1960'lardan sonra Ankara ve Kasta monu Şeker Fabrikaları Türkiye Şeker Fabrikaları olarak doğrudan doğruya devlet eliyle ve Pancar Ekicileri Ko operatifi iştirakiyle kuruldu.
Türk şeker sanayiinde 1974 yılında kurulan Afyon Şeker Fabrikasının önemli bir yeri vardır. Diyebilirim ki Afyon Şeker Fabrikası, Cumhuriyet'in ilk eseridir. Çünkü tamamen yerli mü hendis ve işçi ile, yerli teknoloji ile kurulmuştur. Bütün projeleri Türk mühendisleri tarafından yapılmış, çe lik konstrüksiyonu Karabük Demir Çelik Fabrikası'nda imal edilmiştir.
Ii
Yalnız kazan ve tribün ile otomasyon ve elekt rik sistemi dışarıdan gelmiştir.
1970'lerden sonra kuru lan Ilgın, Muş, Ereğli, Elbistan. Ağrı, Kars şe ker fabrikaları da büyük ölçüde yerli teknoloji ile ve Elektro Mekanik Aygıtlar Fabrikasfnın gerçekleştirdiği elektrik ve otomasyon sistemi ile kuruldu.
EMO Genel olarak mülendislik hiz metlerinin ve EMAF'in Şeker Şirke ti'ndeki yeri konusunda bizi aydınla tır mısınız?
Şeker fabrikalarının makina mühen disliği ve elektrik mühendisliği ile ne ilgisi olduğu genellikle merak edilir. Aslında ben, şeker fabrikalarındaki mühendisliği işlevi ve kapsamı itaba rıyla "Şeker Mühendisliği' diye ad landırıyorum. Şeker mühendisliği ma kina, elektrik, kimya, işletme alanları nı da içine alan kople bir mühedislik dalı esasen.
EMAF'ın Şeker Fabrikaları'ndaki ye rine gelince: Söyleşimizin başında sö zünü ettiğim Şeker Fabrikaları kuru cuları işin altyapısını da düşünerek şe ker fabrikalarının ihtiyacı olan yedek parçayı temin etmek amacıyla Eskişe hir ve Turhal fabrikalarının yanında birer makina atelyeleri oluşturuyorlar. Burada, şeker fabrikalarını ihtiyacı olan yedek parçayı kendi imkanları ile temin etmek yoluna gidiyorlar. EMAF bu konuda ilk adımdır diyebiliriz. O zaman diğer KiT'ler Sümerbank veya ETİBANK böyle bir girişimde bulun madıkları halde Şeker Fabrikaları ye dek parça imal etmek için kendi im kanlarıyla bir makina atelyesi kuru yor. Bu fabrikalar sayesinde Şeker Fabrikaları arızasız ve yedek parçaları temin edilmiş halde İkinci Dünya Sa vaşı'nda da çalışıyorlar ve Türk halkı büyük ölçüde şeker sıkıntısı çekmiyor o yıllarda.
EMAF'ın kuruluş amacı kendi belge lerinde şöyle tanımlanıyor: "EMAF öncelikle Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin genel olarak da ülkemizin gi derek artan ölçülü denetim aygıtlarına olan ihtiyacının ülkenin öz kaynakla rını kullanmak suretiyle karşılanması nı, mevcut sistem ve aygıtların gelişti rilmesini, bakım ve onarımlarını sağ lamak amacıyla oluşturulmuştur."
"Avrupa'nın önder kuruluşları ile rekabet edebilecek seviyedeyiz" •
Fabrikamızın kuruluşu muhtelif saf halarda gerçekleşti. Şu anda faaliyet gösterdiğimiz binaların temeli 1978 yılında atıldı ve 12 Ocak 1979 tarihin de fabrikamız EMAF adını alarak 7879 m2'lik bir kapalı alanda üretime başladı.
EMO Fabrikada ne gibi çalışma ve üretimler yapılıyor?
Fabrikamızda, laboratuvar ölçü ve test cihazları üretimi, proses kontrol cihazları üretimi, enerji dağıtım ve proses kontrol tabloları üretimi, elekt
rik makinalarını bakım ve onarımı, eletro mekanik cihazların üretimi, endüst riyel denetim cihazlarını üretimi, süreç denetim otomasyon sistemleri ya pımı, montaj çalışmaları ve eğitim çalışmaları ya pılıyor. Bütün bu çalışma lar planlama, projelendir me, imalat, montaj, devre ye alma ve satış sonrası hizmet konularını da kap samaktadır.
EMO Bu ürünler tama men EMAF tarafından mı tasarlanıp üretiliyor?
Tamamen kendi tasarım ve üretimle rimiz. Türkiye Şeker sanayii kendi projesini kendisi yapan ülkemizdeki ender kuruluşlardandır. Hedefimiz Türk Şeker Sanayiini otomasyon ve süreç denetimi konusunda hedef ülke ler Danimarka ve İtalya seviyesine çı karmaktır.
EMO Bu ülkelerin ve Türkiye'nin şeker sanaiinde çalışan personel ba şına üretimi ne kadar?
Türkiye'de şekerde çalışan kişi başı na üretilen şeker miktarı yılda 46.6 ton, İtalya'da 127, 5 ton, Danimar ka'da 327 ton. Önümüzdeki yıllarda otomasyona geçerek daha az işçiyle daha büyük miktarda şeker çıkarmak, verimliliği daha da artırmak çabasın dayız.
EMO Peki EMAF'ın şeker sanayii dışındaki çalışmaları nelerdir?
Pancarın ülke ekonomisine katkısın dan dolayı Şeker Fabrikaları Türki ye'de tarım alanında nasıl lokomotif sektör rolünü oynuyorsa, makina ima latında da aynı rolü üstlenmiştir. Er zincan, Turhal, Ankara, Eskişehir ve Afyon makina Fabrikaları makina imalatında Türkiye'de önder kuruluş lardır. Ankara Makina Fabrikası en büyük makinaları yapacak tezgahlara sahip, Avrupa'daki benzer kuruluşla
ri açısından en kötü performansı gös termekle, ekonomiye yarar değil sü rekli yük getirmekle, kadroları her dö nemde yeteneksiz ve becereksiz ol makla suçlandı. Bu suçlamalara her kesten önce KiT'lerin kendi kadrola rının inanması istendi ve ne yazık ki bunda büyük ölçüde başarılı olundu.
EMO KİT yöneticileri özelleştirme propagandasının etkisinde kaldılar ve başarısız olduklarına kendileri de inandılar diyorsunuz Başka ne gibi yöntemlerle kamu işletleri ekonomik yaşamdan dışlanmak isteniyor?
Örneğin Ankara Sanayi Odası'nın
rın seviyesinde bir fabrikadır. Burası çimento fabrikaları, büyük elektrik santralları, büyük makinalar yapabile cek bir fabrikadır. Bu özellikleriyle EMAF, şeker sanayiine destek olma nın yanı sıra demir çelik, kağıt, çi mento sanayilerine de katkıda bulunu yor. Bizim yaptığımız doğal akım mo torları elektrik merkez kontrol sistem leri, endüstriyel denetim cihazları, doğru akım hız kontrol sistemleri SE KA'da, çimento fabrikalarında, Sü merbank'ta kullanılıyor. Bunun ya nında büyük elektrik motorlarının onarımını da yapıyoruz. Kağıt sanayi inde de SEKA'nın süper kalender ka ğıt sarma sistemlerini yaptık. Arkasın dan komple kağıt makinalarının tahrik sistemini gerçekleştirdik. SEKA Dala man, İzmit, Çaycuma Kağıt Fabrika larında bizim kendi gruplarımız ha len çalışmakta.
yaptığı işi biz 750 bin marka gerçek leştirdik.
"KiT'lerin başarısız olduğuna önce kendi kadroları inandırıldı..."
EMO Sayın Çetinkaya, çok başarılı bir kamu işletmeciliği tablosu çizdi niz. Oysa son yıllarda kamu işletme lerinin verimsiz çalıştıkları, bu yapı ları ile ülke ekonomisine yük olduk ları yönünde kanaatlar egemen oldu ve hızlı bir özelleştirme uygulaması na girişildi. Siz ne dünüşünüyorsu nuz Türkiye'deki kamu Kamu işlet meciliği ve Kamu işletmelerinin du rumu hakkında?
biz de üyesiyiz. Her yıl verilen En İyi Verimlilik, Yeni Buluş. Yüksek İhra cat ve Yüksek Vergi Ödüllerine biz de müracaat ettik. Dendi ki "siz özel ku ruluş değilsiniz, biz bu ödülleri özel şirketlere veriyoruz." Neden özel şir ketlere veriyorsunuz? "Çünkü senin bir rizikon yok. iflas gibi, batma gibi tehlikelerle karşı karşıya değilsin." Böyle söylüyorlar! Benim nasıl rizi kolarım yok? Başarısız olursam gö revden alanırım. İşletmem zarar eder se başarısız bir yönetici olarak adım anılır. Sonra ben de sanayiciyim. Bu luşlar yaptım, pozisyoner yaptım, oto masyon işleri yaptım, somut örnekle rim var. Önemli olan ülke ekonomisi ne yaptığı katkı değil mi?
EMO Kabul edilmedi mi efendim başvurunuz?
Hayır, edilmedi.. Bir çarpıcı örnek
Kendi uğraşı alanımız olan şeker fab rikalarında da büyük bir otomasyon sistemi gerçekleştirdik. Bor ve Eski şehir Şeker Fabrikalarının pişirim oto masyon sistemleri tamamen kendi fabrikamız imkanlarıyla elde ettiği
Ben kendimi sanayici olarak görü yorum. Kamuda görev yapan sanayici verimsiz olacak diye bir şart yok ki. Mühim olan o işletmenin iyi bir şekil de yönetilmesi. Bir şirket iyi de yöne
daha vereyim size: Bir iktisadi devlet teşekkülü ihale ilanı çıkarıyor. Orada belirtilen şarta göre ihale uluslararası firmalara açık ve ihaleye sadece bu firmalara ile yetkili Türkiye temsilci
miz tasarımla 1995 yılında devreye tilebilir kötü de yönetilebilir. Verimli leri iştirak edebilir. Bu ihaleye Türk
alındı ve iki yıldır başarıyla çalışıyor. lik tamamen yönetimle ilgili bir şey. firması katılamıyor. Ben Türkiye Şe
Gururla söyleyebilirim ki fabrikamız Türkiye'nin en iyi teşkilatlanmış, en ker Fabrikaları A.Ş.'nin uluslararası
Avrupa'nın önder kuruluşları ile reka bet edebilecek durumda, hatta onlar dan daha üstün seviyededir. Mühen dislerimiz sisteme tam manasıyla ha kimdir. Yaptığımız sistem en iyisi ve maliyet yönününden de fevkalade dü şük. Avrupalı'nın 1.5 milyon marka
iyi yönetilen, en verimli kuruluşları dan birisi olan Türkiye Şeker Fabrika ları A.Ş. bile özelliştirmeye savunan lar tarafından diğer KiT'lerle beraber neredeyse kurulduğu günden beri iş letme ekonomisinin bütün göstergele
firma olduğunu iddia ediyorum, maki nalar üretip satıyoruz, Rusya'da Öz bekistan'da fabrikalar kuruyoruz, yurtdışına şeker alıp satıyoruz. "Ha yır" diyorlar, "uluslararası firma ya
.A
bancı firmadır..." Yine bir şartname var aynı şekilde: hem Türkçe hem İn gilizce basılmış: "Yerli ortaklan ol ması koşuluyla uluslararası firmalar ihaleye girecektir" deniyor. Türki ye'de bu işi yapacak kimse yokmuş gibi yerli ortak şartı konuyor. Ben gi diyorum. "Ben Türk firmasıyım, ya bancı ortağa ihtiyacım yok, ben bu işi kendim yaparım, daha evvel yaptığım işler de var" diyorum, referanslarımı da gösteriyorum, "biz öyle demedik" diyorlar. Peki ne dediniz? "Bakın al tında İngilizcesi var: "international foreigıı company vvith the condition of partnerships with Turkish firms. Bu rada yabancı uluslararası firma ve Türk ortakları deniyor. Farklılık varsa İngilizeesi geçerlidir" diyorlar...
EMO İngilizcesi nasıl geçerli olur? İki şartname varsa, altında yazmıyor mu İngilizcesi geçerlidir diye?
Öyle bir şey yazmıyor... En azından Türkiye Cumhuriyeli'nin resmi dili Türkçedir. Türkiye'de ben İngilizce yazılmış bir belgeyi mi esas alacağım? Türkiye'de Türçeden başka dil mi ko nuşacağım?
"KiT'ler devleti değil devlet KiT'leri sömürüyor"
EMO Sayın Çetinkaya, özelleştirme uygulamalarının çok da başarılı so
nuçlar verdiğine dair fazla veri yok henüz. KİT yöneticilerin bile kendi başarısızlıklarına inandıran etkin bir popagandadan sözettiniz. Nasıl olu yor da özelleştirme böyle geniş ke simlerce bir çözümmüş gibi algılanı yor?
1984' den beri. yani 12 yıldır bu plan uygulanıyor. Bu planın başarı sızlığını anlaşılması lazım artık. Enf lasyon yüzde 80'lerde geziyor. İyi bir şey olsaydı enflasyon aşağıya inerdi. Enflasyonu düşürmek için bir yığın parasal tedbire başvuruluyor. Ne dedi ler? Enflasyonun sebebi kamu açıkla rı. Bunun faturasını da KiT'lere çıkar dılar. KİTTer kötü çalışıyor dediler, bize tasaruf tedbirleri uyguladılar, maaşlarımızı düşürdüler, yatırımlar yaptırılmadı. Bütün kamu kesiminde 1985 yılından beri yatırım yapılmıyor. Peki ne oldu? Kamu açıklan düştü mü?
Kamuoyu özelleştirme konusunda çok yanlış yönlendiriliyor. Örneğin çi mento büyük ölçüde özel şirkete geç ti. Çimentoya zam yapılıyor, kimsenin ruhu duymuyor. Gazeteler yazmaz ol dular böyle şeyleri. Ama çimento dev letin dindeyken on para zam yapılsa yer yerinden oynardı. Aynı şekilde Tekel ürünlerine de rahatlıkla zam ya pılıyor; sigara üretiminin önemli bir kısmı da özel sektörün elinde. Tekstil sanayiinde yöne öyle. Kumaşa kor kunç ölçüde zamlar oluyor kimse far kında değil. Eskiden de Altınyıldız vardı. Kula mensucat vardı, ama Sü
merbank'ın Hereke kumaşı da vardı. Altınyızdızı pahalı bulan gidip Sü nıerbank'tan alırdı kumaşını. Şimdi Sümerbank da batınldı.
Bir de KiT'lerin devletin sırtında kambur olduğu iddiasına kendi işlet memi örnekleyerek cevap vermek isti yorum: iktisatta servetin aşınmaması esastır. Biz amortismana 49 milyar li ra ayırdığımız halde, amortismana bi le yatırım yapamıyoruz. 21 milyar li ralık yatırım yapmışız, amortismana. Arada kalan 28 milyar lirayı devlet benden almış. Deniyor ya "KİTTer devleti sömürüyor" diye; esas devlet KiT'leri sömürüyor!
Özelleştirmenin bir çözüm gibi algı lanması ise tamemen paranın gücüyle gerçekleşti. Özelleştirilme reklamları na 250 milyon dolar gibi bir rakam ayrıldı. Az para değil bu.
EMO Kamu işletmelerinin reklam ve tanıtıma ayıracak parası yok mu efendim?
Siz ne diyorsunuz'.' Özelleştirme karşıtı reklam kampanyasına ayıracak 250 milyon dolar öyle mi? Biz bu pa rayla iki tane şeker fabrikası kurarız.
EMO Özelleştirme kavramının Türki ye'nin gündemine yerleşmesinde ulus lararası gelişmelerin rolü ne sizce?
İki Almanya'nın birleşmesinden Türkiye'nin de etkilendiğini, daha doğrusu etkilendirildiğini düşünüyo rum ben.
Doğu Almanya'daki pek çok kuruluşu özel sektöre sattılar. Sosya list sistemin yazgısını Türkiye'ye de paylaştır mak istiyorlar. Sanki Türkiye sosyalist bir ül keydi de sosyalizm yı kılınca kapılar açıldı...
Oysa Türkiye'de her za man karma ekonomi vardı, özel mülkiyet hakkı zaten vardı. Niye
karma ekonomi modelini terkettik biz ? Onun ne kötülüğünü gördük? Türki ye'nin bütün kalkınma hamleleri kar ma ekonomi modelinin kararlılıkla uygulandığı dönemlerde gerçekleş miştir.
"Özelleştirmeye karşı olan geniş bir kesim var aslında ama seslerini duyuramıyorlar"
EMO Yani özelleştirme uygulaması, uluslararası finans güçlerinin içeri den de destek bularak gerçekleştirdi ği bir operasyondur, bir dayatmadır diyebilir miyiz?
Tabi. kesinlikle böyle düşünmek ge rek. Aslında özeleştirme uygulaması na karşı olan geniş bir kesim olduğu nu da dünüşünüyorum ben. Fakat on ların sesleri cılız kalıyor, politik ve toplumsal alanda gereken etkiyi gös teremiyor. Söylediğim gibi, bu işin reklamına ayıracak 250 milyon doları nız yoksa sesinizi duyurmanız zor olur.
EMO Sayın Çetinkaya, bize biraz da sektörünüzde ve genel olarak Türki ye'de mühendislerin durumu ile ilgi li görüşlerinizi anlatır mısızınz Özelleştirme uygulamasının mühen dislik açısından getiri ve götürülen ne olmuştur?
1984 yılında yapılan bir araştırma da, verimlilik arttırma usulleri arasın da en etkili teknik olarak mühendislik uygulamaları gösteriliyor. Özelleştir me uygulaması ile birlikte mühendis lik hizmetleri en aşağıya çekildi.
Türkiye bir yabancı firmalar cenneti oldu. Türkiye'de artık yabancı genel müdürler, yabancı mühendisler çalışı yor, dolayısıyla bizim ekmeğimizi eli mizden alıyorlar. Mühendislik hiz
metlerinde yabancı mühendisi tercih etme eğilimi var.
T
"Türk mühendisi kıskaca alındı"
EMO Türk mühendisleri nitelik bakımından yabancı mühendislerle rekabet edemiyor mu?
Neden edemesin? Fırsat eşitliği verilse biz yabancı mühendislerden çok daha iyisini yaparız. Ne eğitimimiz, ne deneyimimiz onlardan eksik değil; hatta diyebilirim ki faz lamız bile var. Toplum olarak bir aşağılık duygusunun içine itildik. Zannediyoruz ki Avrupalı yaparsa iyisini yapar, biz hiç bir şeyi onlar gibi yapamayız...
Örneğin komple mühendislik hizmeti yaptığım için benim rekabet edebileceğim iki alan var, yani küçük sanayide benim iki tane rakibim var: Ostim ve Avrupa. Benim çalıştırdığım işçi sendikalı, haftada 45 saat çalışıyor. OSTİM'deki işçi 70 saat çalışıyor. Ben her türlü sosyal imkanı sağlıyorum, fabrikam konfor içinde. Benim işçilik fiyatım 1.5 milyon lira, OSTİM'de 300 bin lira. Bu şartlar al tında en seri imalatta OSTİM'le rekabet edemiyorum. Geriye kalıyor Avrupa, orada da ancak mühendislik hizmeti dolayısıyla rekabet edebiliyorum. Ancak bu sefer de önüme başka engeller çıkıyor, anlat tığım gibi bu ihale uluslararası fir maya açıktır deniyor. yılın sanayicileri ödülüne sen katılamazsın deniyor. Kendi mühendisimize say gımız ve güvenimiz yok. Şimdi bizim fabrikamızın ürettiği bir makina arıza yapsa hemem "bizim yaptığımız iş bu kadar olur" feryatları başlar, oysa bir yabancı firmanın yaptığı makina bozulsa "Eh olur böyle şeyer; makinadır sonuçta"... Böyle çifte standart olur mu? İşte böyle bir kıs kacın pençesinde kıvranıyor Türk mühendisi. Hani Batı'yı gezip gören aydınlarımız orada karşılaştıkları hak sızları görünce derler ya "Avrupa'da
Türk olmak zor" diye. Ben de diyorum ki asıl Türkiye'de Türk ol mak zor!
EMO Bu şartlar altında mühendis ler arasındaki mesleki dayanışmanın yeterli olduğunu söyleyebilir misiniz?
Mesleki dayanışmanın yeterli ol duğunu nasıl söyleyebiliriz? Ulus lararası firma katılabilir diyen şart nameleri de bizim meslektaşlarımız hazırlıyor, bir yabancı firma ile gir diğimiz ihalede "bu işi EMAF yapamaz, yabancı firma yapar" diye raporları da bizim meslektaşlarımız veriyor. Ve ne yazık ki (arkadaş larımın büyük bir çoğunluğunu suç lamadan konuşuyorum) bu raporlar verilirken öyle küçük hesaplarla hereket ediliyor ki. Örneğin diyelim ki "üretim aşamasında malzeme kont rol edilecektir" diye bir şart var. Şim di ihaleyi benim kazanmama durumumda gelip Ankara'daki fabrikalarımızı gezecek, ama diyelim ki Amerikan firması kazandığında ar kadaşımız California"ya, NVashing ton'a gidecek.
Sonuç olarak mühendislerimiz dayanışma içeresinde değiller. Haksız rekabet engelini aşamıyoruz, yerli sanayinin desteklenmesi ve geliştiril mesi yönünde gereken çalışmaları yapmıyoruz. Çalışma koşullarımızın ve ücretlerimizin düzeltilmesi konusunda sesimizi yeterince duyuramıyoruz. Bir alman meslek taşımız haftada 36 saat çalışırken biz 45 saat çalışıyoruz, aldığımız ücretler yetersiz. Bunlar yetmiyormuş gibi yabancı mühendisleri yüceltip ken dimizi aşağılayarak kendi ülkemizde iş alanlarımızı yok ediyoruz. Tekrar tekrar vurgulamak istiyorum: Yabancı mühendise haksız yere itibar kazan dırılması hepimizin sonu demektir.
EMO Sayın Çetinkaya verdiğimiz bilgiler için çok teşekkür ederiz
Ben teşekkür ederim.