Elektrik Mühendisliği · Sayı 455 · Ekim 2015

“YASTAYIZ, İSYANDAYIZ VE KORKMUYORUZ”

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
2015
Sayfa
4
Okuma süresi
10 dk
Görüntülenme
1

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • 10 Ekim Ankara Garı katliamı
  • Emek Barış ve Demokrasi Mitingi
  • DİSK KESK TMMOB TTB
  • EMO açıklaması
  • grev kararı

Özet

10 Ekim 2015'te Ankara Tren Garı önünde Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi'ne yönelik bombalı saldırıda yaşamını yitirenler anlatılıyor; DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin ortak yas ve grev kararı ile EMO'nun hükümeti istifaya çağıran kınama açıklaması aktarılıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi Kana Bulandı: 100 Civarında Ölü ve Yüzlerce Yaralı…

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenecek Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin buluşma noktası olan Tren Garı önünde canlı bombalı saldırılarla Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamı gerçekleştirildi. Barış, özgürlük ve demokrasi taleplerini dillendirmek için yurdun dört bir yanından sabahın ilk ışıklarında Başkent’e gelen yurttaşlarımızı hedef alan saldırıda, 100 civarında canımızı kaybettik.

Patlamanın hemen ardından yaralılarına yardım etmek isteyen eylemcilere polis tarafından biber gazıyla müdahale edildi. Ambulansların geçişini engelleyen polis barikatlarını yurttaşların yararak geçtiklerini gösteren görüntüler ortaya çıktı. Saldırıya ilişkin ilk bilgiler IŞİD’i işaret ederken, Suruç Katliamı’nın ardından böylesine büyük kanlı bir saldırının gerçekleştirilmesi güvenlik zafiyetini ve hükümetin politikalarını daha da tartışılır hale getirdi. Günler öncesinden duyurulan ve Ankara Valiliği’nin izniyle gerçekleştirilen mitinge yönelik kanlı saldırı önlemezken; sorumluların istifa etmeleri ya da görevden alınmaları bir yana istifa soruları karşısında “gülmeleri”; Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından istifanın gerekli olmadığına ilişkin yapılan açıklamalar; güvenlik açığına ilişkin sorulara miting alanında önlem alındığı patlamanın buluşma noktasında olduğu gibi verilen “anlamsız yanıtlar”; canlı bombaların listesi olduğu, ancak eylem gerçekleştirilmeden tutuklama yapılamadığına ilişkin açıklamalar acılı yurttaşlarımızın öfkesini büyüttü.

10 Ekim Cumartesi sabahı saat 10.04’te art arda iki intihar bombacısıyla gerçekleştirilen patlamanın büyüklüğü saatler geçtikçe ölü sayısının 10’lardan 100’lere tırmanmasıyla ortaya çıktı. Yüzlerce yaralının olduğu katliam karşısında, hastanelerin acil servisleri ve adli tıp kurumları zorlandı. Günlerce hastane önlerinde, adli tıpta hayatını kaybeden yurttaşların ve yaralıların yakınları bekledi.

Yas ve Grev Kararı Bu elim, vahşi ve insanlık dışı katliamın ardından hızlı refleks göstererek, aynı gün basın toplantısı yapan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB yas ve grev kararı aldı. 4 örgütün öncülüğünde 11-12 ve 13 Ekim tarihlerinde katliamın gerçekleştirildiği Tren Garı önü başta olmak üzere çeşitli illerde protestolar gerçekleştirdiler.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, DİSK Başkanı Kani Beko, KESK Eş Başkanları Lami Özgen ve Şaziye Köse, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan ve TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel’in katılımıyla

yapılan 10 Ekim 2015 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında, “Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız ve isyandayız. 12-13 Ekim günleri grevdeyiz” denildi.

“Faili Meçhul Değil”

Bu katliamın faili meçhul olmadığı ve iktidarın doğrudan sorumlu olduğu vurgusu yapılan ortak açıklamada, katliama ve katliama yol açan ortama neden olan hükümete tepki şu sözlerle ifade edildi:

“Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık. Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik. Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik. İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik. ‘Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!’demek için gelmiştik. Saray’ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere ‘Dur!” demek için gelmiştik. Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini hep birlikte yükseltmek için gelmiştik. Başvurusu Ankara Valiliği’ne yapılmış (ve Valilikçe uygun görülmüş), bütünüyle barışçıl bir miting için gelmiştik. Türkülerimizle, halaylarımızla, pankartlarımızla, sloganlarımızla ve coşkuyla miting alanına yürüyüşümüz başlarken patlattılar bombaları. Türkiye’nin göbeğinde, Ankara Garı’nın, binlerce polisin gözü önünde patlattılar. Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız! Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin. Bombaları tanıyoruz. 18 Mayıs’ta Adana ve Mersin’deki, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki, 20 Temmuz’da Suruç’taki patlamalardan tanıyoruz; ‘aynı seriden’ olduğunu biliyoruz. Katilleri tanıyoruz. Katiller; diktatörlük hevesleri 7 Haziran seçimlerinde kursaklarında kalanlardır. Katiller; 400 vekil alamadıkları için ülkeyi iç savaşa sürükleyenlerdir.”

“Korkmayacağız”

Katillerin uzakta aranmaması istenen açıklamada, katliamın asla unutulmayacağı, barış mücadelesinin ise her koşulda süreceği vurgulanarak, şöyle denildi:

“Katiller; yarattıkları terör ve dehşetin korkusuyla 1 Kasım seçimlerinden galip çıkmaya çalışanlardır.

Katiller; aylardır AKrep’lerle, TOMA’larla, tanklarla, toplarla ülkeyi kan gölüne çevirenlerdir. Amaçlarını biliyoruz. Amaçları; bizi korkutarak, bizi yıldırarak, bizi sindirerek 13 yıllık zulüm ve hırsızlık düzenlerini sürdürmeye çalışmaktır. Amaçları; Gezi İsyanı’ndan bu yana diktatörlüğe karşı direnen milyonlarca yurttaşın iradesini kırmaktır. Amaçları; halkın iradesine rağmen KaçAK Saray’daki iktidarlarını devam ettirmeye çalışmaktır. Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimiz kana bulayanlara sesleniyoruz: Bütün vahşetinizle, şiddetinize, katliamlarına rağmen özgür, demokratik bir ülkede yaşamı ve barışı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bizi korkutmaya, bizi yıldırmaya, bizi sindirmeye çalışanlara sesleniyoruz: Korkmayacağız, yılmayacağız, unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Döktüğünüz kanda boğulacaksınız.”

Protesto ve Anma Törenleri

Kanlı katliamın ardından hemen hemen her gün yurdun değişik kentlerinde yapılan protesto eylemleri, çoğunlukla polisin müdahalesiyle gölgelendi. Miting çağrıcısı 4 örgütün de aralarında olduğu binlerce kişi, saldırıdan bir gün sonra 11 Ekim 2015 Pazar günü, patlamanın olduğu Tren Garı önünde hayatını kaybedenler anısına karanfil bırakmak istediler. Ancak emniyet güçleri kriminal incelemenin sürdüğü gerekçesiyle alana girişe izin vermedi, kitlenin alana girmek istemesi üzerine gaz ve tazyikli suyla saldırdı. Kitle daha sonra uğurlamanın yapılacağı Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. 10 Ekim’de “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”nin adresi olan Sıhhiye Meydanı’nda katliamda yaşamını yitirenler uğurlandı.

Katliamın lanetlendiği meydanda, yaşanan acılar yankılandı, ağıtlar yakıldı. Saygı duruşunun ardından dört örgüt adına KESK Eş Başkanı Lami Özgen konuştu. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve CHP Milletvekili Musa Çam da kitleye hitap etti. Aynı gün katliamda ölenler için birçok kentte anma ve protesto etkinlikleri düzenlendi.

Katliam Lanetlendi

Ankara’da yüzlerce kişi, 12 Ekim 2015 tarihinde İbni Sina Hastanesi önünden, ellerinde karanfillerle bombalı saldırıların yapıldığı Tren Garı’na yürüyüş düzenledi. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin “Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız

ve isyandayız!” sloganıyla 12-13 Ekim tarihlerinde aldığı grev kararı kapsamında düzenlenen yürüyüş, saat 12.00’de İbni Sina Hastanesi önünden başladı. “Faşizme karşı omuz omuza”, “Hırsız, katil Erdoğan”, “İnadına Barış, İnadına Özgürlük”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atılan yürüyüşte, patlama sonrasında ağır yaralıların kaldırıldığı Numune Hastanesi’nin önünden geçilirken, hasta yakınları alkışlarla selamlandı. “Saldırı, Barış ve Demokrasi Talebinedir” Tren Garı’nda saldırının gerçekleştiği alana gelindiğinde, katliamda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Burada bir basın açıklaması yapan Ankara Tabip Odası Başkanı Çetin Atasoy, 10 Ekim’de barış için düzenlenen mitingi kana bulayanların “barışa ve demokrasiye saldırdığını” vurgulayarak, şu mesajları verdi:

“Bu saldırı, barış ve demokrasi talebinedir. Bu saldırı ile hedeflenen dört kurum TTB, DİSK, KESK, TMMOB, bu ülkenin bütün kesimlerini savunan kurumlardır. Bu saldırı, emek mücadelesinedir. Bu saldırı, en temel insan hakkı olan barışçıl gösteri ve yürüyüş hakkına saldırıdır. Talep ettiğimiz barış çerçevesinde davranarak emeğe saygı, barış ve özgürlük taleplerimizi dünkünden daha yüksek sesle dillendirmeye devam edeceğiz.” Sağlık çalışanlarının olay yerindeki müdahalesi olmasa çok daha acı bir tablonun ortaya çıkacağına işaret eden Atasoy, “Sağlık emekçileri canla, başla çalıştı, yaralıları halen hayatta tutmaya çalışıyorlar” diye konuştu. Yürüyüşe katılanlar, “Biz Halkız Yeniden Doğarız Ölümlerle”, “Barış ve Sağlıklı Yaşam için Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız, İsyandayız” pankartları taşıdı.

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi`ne Yapılan Saldırıları Kınıyoruz...

İNADINA BARIŞ!

Elektrik Mühendisleri Odası, Ankara’da 10 Ekim Cumartesi günü yapılacak Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin buluşma ve toplanma alanı olan Ankara Tren Garı bölgesinde gerçekleştirilen bombalı saldırıyı aynı gün protesto etti. EMO saldırıları önlemeyen sorumluların derhal görevden alınmasını talep ederken, İçişleri Bakanı başta olmak üzere Bakanlar Kurulu’nu da istifaya çağırdı.

EMO tarafından yapılan açıklamada, günler öncesinden yapılacağı belli olan, izinleri alınmış mitingde can güvenliğinin sağlanmamış olması eleştirildi. Saldırı sonrasında ise tam bir kaos oluştuğu belirtilen açıklamada, yaşananlar şöyle aktarıldı:

“Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katılanlar, bombalı saldırının ardından bir de bölgeye gönderilen çok sayıda çevik kuvvet ekibi ve biber gazı müdahalesiyle yaralılara yardım edilmesinde bile engellerle karşılaşmışlardır.  AKP`nin tek başına iktidar hırsıyla ülkeyi içine sürüklediği çatışma ve şiddet ortamı, bugün, ülkemizin Başkent’i Ankara’da; DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla barışçıl protesto haklarını kullanmak üzere toplanan yurttaşlarımızı hedef almıştır. Ülkemizin aydınlık bir geleceğe uzanması amacıyla barış ve demokrasi çağrısı yapan mitingi kirli emellerine ulaşmak için kana bulamaktan kaçınmayan karanlık ellerin gerçekleştirdiği bu insanlık dışı, elim ve vahşi saldırıyı lanetliyoruz, kınıyoruz. Hiç şüphesiz bu saldırı; ülkemizin barış, huzur ve kardeşlik iklimini sabote ederek, büyük bir kaos yaratmayı, umutsuzluk ve korku yayarak yurttaşlarımızı demokratik haklarını kullanmaktan yoksun bırakmayı amaçlamaktadır. Bu katliamın sorumlusu AKP iktidarı ve ona cesaret verenlerdir. Hükümeti, derhal istifa etmeye çağırıyoruz. Emek, barış ve demokrasi vurgusu ile bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük katılımlı miting için Tren Garı önünde toplanmaya başlayan yurttaşların güvenliğini, en hafif deyimiyle, sağlayamayan; başta MİT Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü, Ankara Valisi derhal görevden alınmalı ve başta İçişleri Bakanı olmak üzere Bakanlar Kurulu üyeleri istifa etmelidir.”

Açıklamada, 7 Haziran seçimleri sonrasında gerçekleştirilen Suruç Katliamı’nın ardından IŞİD ile mücadele adı altında başlatılan ve sivil yurttaşların hedef alındığı saldırılar ile büyütülen çatışma ve saldırı ortamıyla AKP’nin tek başına iktidar olma arayışı içinde olduğu anlatıldı. “Ülkemizin neresinde olursa olsun terörden nemalanmaya çalışan siyasal anlayışları kınıyoruz” denilen açıklamada, ateşkes öneri ve çağrılarının olduğu dönemde katliamın yapılmış olmasına da dikkat çekildi.

Katliamda yaşamını yurttaşlarımızın başta aileleri ve yakınları olmak üzere, tüm halkımıza baş sağlığı dilenen açıklamada, “AKP iktidarı eliyle bir yandan çıkarılan yasalar, diğer yandan fiziki saldırılar aracılığıyla oluşturulmaya çalışılan korku toplumuna izin vermeyeceğiz” vurgusu yapıldı. Savaşa inat, barışa yönelen katliam girişimlerine inat, korkutma ve yıldırma politikalarına inat barışı, emeği ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğinin altını çizen EMO, tüm yurttaşları “AKP’nin büyüttüğü şiddet ortamına karşı emek, demokrasi ve barış mücadelesini sürdürmeye ve büyütmeye” çağırdı.

Basın açıklamasının ardından ellerindeki karanfilleri, insanlık dışı saldırının gerçekleştiği noktaya bırakan üyeler, duygusal anlar yaşadı. Basın açıklamasının ardından katılımcıların hastaneye dönmek üzere yaptıkları yürüyüş, Sıhhiye Köprüsü altındaki şüpheli paket ihbarı nedeniyle durduruldu. Paketin imha edilmesinin ardından İbni Sina Hastanesi’nde noktalanacak yürüyüşe izin verildi. Oturma Eylemi DİSK, KESK, TMMOB ve TTB; grevin ikinci günü olan 13 Ekim 2015 tarihinde; Sakarya Meydanı’nda bir araya gelerek oturma eylemi ile katliamı protesto ettiler. Atılan sloganlarla katliam ve hükümete duyulan öfke haykırılırken, katliamda yaşamını yitirenlerin isimlerinin yazılı olduğu beyaz balonlar, alkışlar eşliğinde gökyüzüne gönderildi. Katliamda yaşamını yitirenler; isimlerinin tek tek okunmasının ardından hep bir ağızdan yankılanan “Aramızda” sözleriyle Sakarya Meydanı’nda can buldu. Sakarya Meydanı’nda buluşan emek ve demokrasi güçleri; hükümet ve katliama duydukları öfkeyi; alkışlar, ıslıklar ve “Katil devlet hesap verecek”, “Diktatör yenilecek direnen halklar kazanacak”, “Hırsız, katil Erdoğan”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Savaşa inat barış hemen şimdi” sloganları ile dile getirdiler. Sakarya Meydanı’nda oturma eylemine geçen emek ve demokrasi güçlerine çok sayıda vatandaş da katılarak destek verdi. “Katilleri Tanıyoruz” Eylemde, ilk sözü alan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Adem Yavuz Kaya, barış için yürümenin yasak olduğu bir ülkede yaşadığımıza dikkat çekti. Kaya, şöyle devam etti:

“Öfkeliyiz, isyandayız, unutmayacağız. Bombaları patlatanları, ambulansların geçmesine izin vermemek için yolları kapatanları, can çekişenleri, saldırıda ölenleri, yaralılara müdahale eden sağlık emekçilerini, patlamaya gülenleri, saldırıda parçalananların üzerine basarak geçenleri unutmayacağız. Barış ve umudumuzu kıramayacaksınız. Biz bu ülkenin topraklarına barış ve umut tohumları ekip, o tohumları yeşerteceğiz.” “Sağlık Bakanı İstifa Etmeli” Ankara Tabip Odası’ndan (ATO) Asuman Doğan da, büyük katliamın ardından, çok sayıda ölü ve yaralı olmasına rağmen

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun uzun süre ortalarda görünmediğini, tüm girişimlere rağmen telefonlara bile çıkmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Sağlık Bakanı, yaşanan bombalı saldırı sonrası bizimle işbirliği yapmadı; hiçbir şekilde bizlere yardımcı olmadı, yaralı ve hayatını kaybedenlere ilişkin bilgi almamızı önledi. Buna rağmen sağlık emekçileri canhıraş çalışarak, bizim acımızın hafiflemesini sağladılar. Acılıyız, isyandayız, unutmadık, unutmayacağız. Bakan istifa etmeli.”

“13 Üyemizi Kaybettik”

Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Merkez Yürütme Kurulu Kadın Sekreteri Bahar Karakaş da, bombalı katliamda biri çocuk olmak üzere BTS’nin 13 üyesini kaybetmekten duydukları üzüntüyü dile getirerek, “Cebinde akrep taşıyanlar, zehrine katlanır derler. Bizler barış istedik. 2 kızımla hastaneleri ziyaret ettiğimde, ben yaşamaya utanırken; o Bakan, Adalet Bakanı Kenan İpek, nasıl da gülüyordu” sözleriyle tepkisini ortaya koydu.

“Barış Gelene Kadar Mücadeleye Devam”

KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak ise bombalı saldırının ardından emek ve demokrasi güçlerinin 2 gündür iş bırakarak, grev yaptıklarını anımsatarak, “Ankara’da yaşadığımız saldırıyı, sabah saatlerinde İstanbul’da da yaşadık. Hiçbir güvenlik önlemi almayan iktidar İstanbul’da barış isteyen yurttaşlara saldırdı. Onları lanetliyorum” dedi.

Televizyon ekranlarından iki gündür bombalı saldırıya ilişkin çeşitli açıklamalar yapıldığına dikkat çeken Toprak, saldırıları yapan katillerin Diyarbakır’dan, Suruç’tan, Roboski’den ve 1977 yılı Taksimi’nden bilindiğini vurguladı. Toprak; Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Türkiye’de bulunan canlı bombaların isim listesinin ellerinde olduğunu belirterek, “Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız” sözlerine tepki gösterdi. Toprak, Davutoğlu’nun bu sözlerle “IŞİD’çilere siz işinizi yapmaya devam edin” mesajı verdiğini söyledi.

“Hükümet istifa” sloganları arasında konuşmasına sık sık ara veren Toprak, hükümete olan tepkisini “Bombaları, silahları yüz yere tırlar içinde gönderen siz değil misiniz? Siz onları örgütleyensiniz. Katili Saray’dan başka yerde arama” sözleriyle özetledi.

Toprak, en iyi güvenlik önleminin barış olduğunun altını çizdi. Polisin saldırgan tutumunu da eleştiren Toprak “Cenazeler önünde gaz bombaları atanlar insan olun, insan. Size insanlık dersi vereceğiz” diye konuştu.

Tren Garı’na “Barış” Ziyaretleri

Kanlı katliamın ardından saldırının gerçekleştiği kavşak noktasında mağdur yakınlarının oluşturduğu “anı köşesi”, ziyaretçi trafiğinin merkezi oldu. Hemen hemen her gün saldırıyı lanetlemek üzere Tren Garı’nda buluşan yurttaşlar, kanlı katliamda yaşamını yitirenlerin resimleri ve kimi kişisel eşyaları olan köşeye karanfiller bıraktı. Duygusal anların yaşandığı bu ziyaretlerde, katliamın asla unutulmayacağı mesajları verildi. Uluslararası düzeyde de büyük yankı bulan katliam sonrasında yabancı ülkelerden ve çeşitli kurumlardan temsilciler Tren Garı’na giderek, saldırı sonucu yaşamını yitiren yurttaşların anısına oluşturulan köşeye kırmızı karanfiller bıraktılar.