Elektrik Mühendisliği · Sayı 457 · Temmuz 2016
KÜÇÜK MUCİTLERE ROBOT SETİ
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2016
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik eğitimi
Anahtar kelimeler
- EMO Samsun Şubesi
- robotik eğitim
- sosyal sorumluluk projesi
- Vezirköprü Göl Ortaokulu
- kodlama
Özet
EMO Samsun Şubesi, Vezirköprü Göl Ortaokulu öğrencilerinin robotik ve kodlama çalışmalarını desteklemek amacıyla sosyal sorumluluk projesi başlatarak okula robot seti ve dizüstü bilgisayar bağışladı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Mehmet Özdağ EMO Samsun Şube Yönetim Kurulu Başkanı
Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi, Samsun Vezirköprü Göl Ortaokulu’ndaki küçük mucitlerin çağrısına kayıtsız kalmadı. Fen Bilgisi Öğretmeni İrfan Gümüş’ün “Şu an kendi imkânlarımla aldığım tek robotla çalışıyorum öğrencilerimle. Bilgisayarda yazdıkları kodlarla robotu harekete geçirdikleri andaki mutluluklarını görmenizi isterdim. Bu mutluluğu daha çok öğrencimin yaşaması için bize robot alır mısınız?” mesajı üzerine harekete geçen EMO, taşımalı öğretim yapan okul için Sosyal Sorumluluk Projesi başlattı. Proje ile 6 bin 500 TL tutarında robot seti ve dizüstü bilgisayar satın alınarak öğrencilerin kullanması için okula teslim edildi.
Samsun Vezirköprü Göl Ortaokulu, Vezirköprü İlçesi’ne 35 km, Samsun’a 155 km uzaklıkta yer alıyor. Okulda 300’ü çevre köylerden taşımalı eğitim kapsamında olmak üzere toplam 470 öğrenci eğitim alıyor. Okulun Fen Bilimleri Öğretmeni İrfan Gümüş geçtiğimiz aylarda emo@emo. org.tr adresine bir e-posta göndererek, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Öğrencilerin yaparak, yaşayarak öğrenmesi için her türlü deney ve etkinliği gerçekleştirmeye çalıştıklarını anlatan Gümüş, mektubunu şöyle sürdürdü:
“Öyle ki haftalık 4 ders saatimizin yaklaşık 2 saati deney/ etkinlikle geçiyor. Böylece öğrencilerimiz hem eğleniyor, hem de küçük birer mucit gibi fenne ve hayata dair bilgilerini kendileri keşfediyor. Deney/etkinliklerimiz konuyu öğrendikten sonra ispatlama değil konuya başlarken keşfetme basamağında oluyor. … öğrencilerimle robotik uygulamalar üzerine çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmayı 2 Fen Bilimleri, 1 Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olmak üzere 3 arkadaş 20’şer öğrencilik gruplarla yapıyoruz. Öğrencilerimize programcılığın temelini atmak için gayret ediyoruz. Öğrencilerimiz ‘scratch’ ve ‘idea’ programları ile kodlama yapmayı problemlere farklı çözümler sunmayı öğreniyorlar. 24-25 Mayıs’ta TÜBİTAK desteğiyle Bilim Fuarı düzenleyeceğiz. Sene başında başladığımız proje çalışmalarımız sırasında öğrencilerim kendi fikirleri olan 12 proje ürettiler. Projelerimiz fizik, kimya biyoloji alanında oluyor. Projelerimizde engellilerin sıkıntılarına çözüm bulma, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve tasarrufu, yenilenebilir enerjinin önemi, biyolojik zenginliğimiz ve korunması, çevremizde yaşadığımız problemlere inovatif çözümler bulma üzerinde çalışıyoruz. Sizi rahatsız etmemin sebebi ise; şu an kodlama öğrenen bu öğrencilerin kodlarını hayata geçirebileceği robot setleri hakkında desteğinizi talep etmemiz. Şu an kendi imkânlarımla aldığım tek robotla çalışıyorum öğrencilerimle. Öğrencilerimiz 7 saat ders gördükten sonra 2 saatlik kodlama kursuna geliyorlar. O yorgunluğa rağmen gözlerindeki hevesi, isteği görmenizi isterdim. Hele de bilgisayarda yazdıkları kodlarla robotları harekete geçirdikleri andaki mutluluğu… O mutluluğun fotoğrafını çekmeye çalıştım ve size gönderiyorum. Bu mutluluğu daha çok öğrencimin yaşaması için bize robot alır mısınız?” Duygu dolu bu e-posta üzerine harekete geçen EMO Samsun Şubemiz, öncelikle proje sorumlusu öğretmenleri 19-20 Mart 2016 tarihlerinde İstanbul’da yapılacak WIN Fuarı’na gelerek projelerini tanıtmaları için davet etti. Ancak öğretmenler, cumartesi günleri okulda, 8. sınıf öğrencilerini TEOG sınavına hazırladıklarını, sınava az zaman kaldığını bu nedenle çok istedikleri halde fuara katılamayacaklarını bildirdiler. Daha sonra bir grup öğretmen EMO Samsun Şubesi’ni ziyaret ederek, proje ve çalışmalarını anlattılar. EMO Samsun Şubesi olarak 19 Mart’ta gerçekleşen bu ziyaretin ardından idealist eğitimciler ve öğrenme hevesiyle dolu öğrencilerin yardım isteğini geri çevirmedik. “Göl Ortaokulu Robotik Uygulamalar İçin Sosyal Sorumluluk Projesi” başlatarak tüm üyelerimize çağrı yaptık.
Proje kapsamında öğrencilerin 24-25 Mayıs 2016 tarihlerinde Göl Ortaokulu’nda düzenlenen Bilim Fuarı öncesinde ihtiyaç duydukları robot setlerinin edinilmesi öncelikli hedef olarak belirlendi. Üyelerimizin desteği ile kısa sürede gerekli para toplandı ve 6 bin 500 lira tutarında robot seti ve dizüstü bilgisayar alınarak, öğrencilerin kullanımına sunulmak üzere okul yönetimine teslim edildi. Yine proje kapsamında 14 Nisan 2016 tarihinde Göl Ortaokulu’nda Enerji Verimliliği ve Tasarrufu konulu sunum yapıldı. Okulda 24 Mayıs 2016 tarihinde düzenlenen Bilim Fuarı’na da EMO Samsun Şubesi olarak üyelerimizle birlikte katılım sağladık. Robot setlerinin ve dizüstü bilgisayarın teslimi ve okul ziyaretlerimizde öğrencilerin heyecanı ve gözlerindeki sevinç görülmeye değerdi.
Bölge insanımızın yaşamına birlikte dokunmak adına, üyelerimizin paylaşımcı yaklaşımı ve desteği ile çok önemli olduğuna inandığımız; Vezirköprü Göl Ortaokulu Robotik Uygulamalar İçin Sosyal Sorumluluk Projesi’ni başarı ile tamamlamış olduk.
EMO Samsun Şubesi olarak mesleğimiz, halkımız ve yaşam alanlarımız için bölgemizde yürüttüğümüz tüm çalışmalarda olduğu gibi insan hayatına değer katan bu sosyal sorumluluk projesinde de bizlere mutluluğun resmini birlikte yapma olanağı veren üyelerimize ve destek olan herkese teşekkür ederiz.
CUMHURİYET TÜRKİYESİ’NİN SANAYİLEŞME ÖYKÜSÜ
Kitap Tanıtımı: Mahmut Kiper
Fikret Yücel kitabın giriş kısmına şöyle başlamış:
“Bugünü anlamak için geçmişi bilmeniz gerekir.
Carl Sagan”
Kitapta Cumhuriyet Türkiyesi’nde sanayileşme hareketlerini şu üç dönemde incelemiş: 1. Erken Dönem Sanayileşme Deneyimi (1923-1946 arası dönem) 2. 1980 Öncesi Dönem (1946-24 Ocak 1980 kararlarına kadar olan dönem) ve 3. 24 Ocak kararlarından sonraki dönem.
Kitapta dipnotlarla da tarihe çok önemli notlar düşülmüş. Bu notları okumak önemli detayların öğrenilmesini sağlıyor. Ayrıca savunularını cesurca yaparken bunları destekleyen bazı önemli atıflarda bulunuyor. Örneğin; İlber Ortaylı’dan şöyle bir alıntı yapmış:
“1930’larda o savaş yorgunu yoksul ülkede bir ilim, kültür, irfan heyecanı vardı. Bugün böyle bir heyecan kalmadı. Biz 1930’ların heyecanına dönmeliyiz.” Dr. Yücel 1934’de uygulanmaya başlanan 1. Beş Yıllık Sanayi Planı’na hak ettiği önemi vermiş, bu plan dönemi ile ilgili ilginç ayrıntılar aktarıyor. Ve bu dönemleri inceleyen genel değerlendirmelerden çok farklı olarak sistemde olumlu ya da olumsuz olan pek çok detayı paylaşmaya özen göstermiş. Örneğin genellikle sanayi incelemelerinde yer bulmayan; “Atatürk para piyasasının Türklerin yönetiminde ve elinde olmasını istemiştir. Merkez Bankası kurulurken bizzat Alman Merkez Bankası Başkanı ve Yardımcısı’na (ünlü Dr. Hjalmar Schacht ve Karl Müller) danışmış ve bunların olumsuz görüşlerine rağmen Merkez Bankası’nın kurulmasını sağlamıştır.” Kitabında gelişmeleri etkileyen siyasi olaylar ve hareketleri de titizlikle ve birbiriyle ilişkilendirerek sunmuş olması bu kitaba ayrı bir anlam katmış. Yine değerli ayrıntılarla 1930-1946 dönemi ile siyasi arka planı çok iyi oturtarak 46-80 ve 80 sonrası dönemlerin özellikle sanayileşme ve araştırma, teknoloji geliştirme ve inovasyon (ATGİ) yaklaşım ve sistemleri kapsamında önemli ayrıntılarını ustalıkla paylaşmış. Önceden de değinildiği gibi aralara sıkıştırdığı anlamlı sözler için bile kitap okunmaya değer. Bir örnek; “Gerçeklerle karşılaştırılırsa bilimde vardığımız düzey ilkeldir. Ama sahip olduğumuz en değerli şey de odur. Albert Einstein” Fikret Yücel kişiliğindeki insanların önemli bir özelliği de kendilerinin övülmesini pek sevmezler, ama diğer önemli işler yapmış insanları öne çıkartmakta hep cömerttirler. Bu özellik kitaba da yansımış. Örneğin Aselsan’ın kurucu Genel Müdürü olan Hacim Kamoy’u anmış ve onun hizmetlerini öne çıkarmış. “V. Bölüm-Bitirirken ve VI. Bölüm-Son Söz Yerine: Ne Yapmalı?” bölümlerini okurken hem hüzün duyacak, hem de oldukça düşünecek ve söylenenlere hak vereceksiniz. Okuma kutularında yer alan ithal ikamesi ve PTT-Arla ve Teletaş öyküleri de ders verici nitelikte. Fikret Yücel’i kurucu, yapıcı, zorluklardan yılmayan ama ders alan iradesi ile Türkiye için araştırma-teknoloji geliştirme ve inovasyon sisteminin kurulması ve gelişimi için sürekli mücadele veren bir öncü ve bu alanın en saygın kahramanlarından biri olarak tanımlamak yanlış olmaz. Genellikle ülkemizde geleneksel iktisatçılar tarafından değerlendirilen ve bu gözle bakılmış olan ülkemizin sanayileşme öyküsüne bir teknolog gözüyle ve bu detaylarla bakılmış olması, kitaba değer katan en önemli unsurlardan biridir. Önemli siyasi ve idari olaylarla bezenmiş arka plan üzerine ustaca yerleştirilmiş Türkiye’nin sanayileşme ve teknolojik gelişim öyküsünün detaylarını bu kitapta bulmak mümkün. Hatta bazı detayların sadece bu kitapta yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Fikret Yücel güçlü hafızası ve titizliği ile sıkılmadan okunacak değerli bir çalışma ortaya koymuş. Kitaba elektronik ortamda da şu bağlantıdan da erişebilirsiniz: http://www.ttgv.org.tr/content/docs/cumhuriyet-turkiyesinin-sanayilesme-oykusu.pdf
FİKRET YÜCEL KİMDİR?
Dr. Fikret Yücel, 1928 yılında Muğla Köyceğiz’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’nden 1950 yılında mezun oldu. PTT Genel Müdürlüğü bünyesinde 1965 yılında PTT Araştırma Laboratuvarını (PTT ARLA) kurdu. PTT ARLA’yı yönettiği dönemde ayrıca Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kayseri Mühendislik Mimarlık Akademisi ve Kocaeli Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde dersler verdi ve TÜBİTAK tarafından desteklenen Elektronik Haberleşme Cihazları Ünitesi Başkanlığı’nı yürüttü. PTT ARLA’nın çekirdeğini teşkil ettiği TELETAŞ A.Ş.’nin 1983-1989 yılları arasında genel müdürlüğünü yaptı. Aynı kuruluşun 1992‑-1994 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlendi.
Kurucuları arasında bulunduğu Türk Elektronik Sanayicileri Derneği’nin 1989-1990 yılları arasında ilk Yönetim Kurulu Başkanı olan Fikret Yücel aynı görevi 1995-2004 yılları arasında da sürdürdü. 1991-1993 yılları arasında TÜBİTAK Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. Kurucu Üyesi olduğu Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın (TTGV) kurulduğu 1991 yılından 2012 yılına kadar Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. Kitap, makale ve tebliğ şeklinde 40’ı aşkın eser yayımladı.
Mustafa Parlar Vakfı tarafından 1982 yılında Hizmet Ödülü’ne layık bulundu. İTÜ Senatosu 1987 yılında kendisine “fahri doktora” unvanı verdi. Elektrik Mühendisleri Odası’nca 1994 yılında “Meslekte Ulusal Hizmet Ödülü”ne; 1999 yılında da TÜBİTAK tarafından Hizmet Ödülü’ne değer bulundu. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) 2007 yılında Türk elektronik sanayinin gelişmesine yönelik katkıları nedeniyle Yücel’e ödül verirken, 2009 yılında ODTÜ Üstün Hizmet Ödülü ve 2013 yılında Üniversite-Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu (ÜSİMP) Onur Ödülü aldı. 2015 yılında TTGV, Ar-Ge Yönetimi, Yenileşim Yönetimi, Teknoloji Yönetimi, Teknolojinin Ticarileştirilmesi alanlarında yapılan çalışmaları teşvik amacıyla Dr. T. Fikret Yücel Ödül Programını uygulamaya başlamıştır.
Elektrik Mühendisleri Odası tarafından daha önce de yazarın “Fikret Yücel’in Anıları” ve “Cumhuriyet Türkiyesi’nin Sanayileşmede İlk Önemli Adımı: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934-1938” adlı kitapları yayımlanmıştır.
SİNEMA BELLEĞİ KORUMA ALTINDA
EMO Basın- Türkiye’nin elektronik ortamda en büyük sinema kütüphanesi olan sinematek.tv, geride bıraktığı 1 yıllık yayın hayatında binlerce film afişi, sinema üzerine araştırmalar, dergi ve makaleler ile arşivini her geçen gün büyüterek, sanatseverlere hizmet veriyor.
Alternatif Medya Derneği’nin başlattığı sinematek.tv projesi, sinema eserlerinin korunması, saklanması, onarılması ve gösteriminin yapılmasını amaçlıyor. Türkiye’de ilk olarak 1965 yılında Onat Kutlar tarafından kurulan, ancak 1980’de kapanan Sinematek’in temelindeki fikrin, iletişim teknolojilerinin yarattığı olanaklarla dijital ortamda yeniden canlandırılması ve geliştirilmesi hedefleniyor. Kutlar ve arkadaşlarının kurduğu Türk Sinematek Derneği 1965-1980 tarihleri arasında düzenlediği açık oturumlar ve çıkardığı dergiler ile sinema üzerine çok önemli tartışmaların merkezinde yer almış, araştırmacılar için kütüphane hizmeti sunmuş ve ticari sinemalarda gösterilme imkanı bulamayan yüzlerce filmi izleyiciyle buluşturmuştu.
“Sinematek.tv” içerisindeki dijital sinema kütüphanesi, İnternet’ten her an izlenmeye hazır bir film kütüphanesi, Türkiye’de yayımlanmış sinema dergileri, sinema üzerine yapılmış akademik tez ve makaleler ile afişlerin yer aldığı geniş bir arşive sahip ve bu fikrin tarihsel bir miras olarak kuşaklararası aktarımını sağlayacak dijital bellek oluşturuyor.
Sitedeki sinema dergilerinin geçmişi 1900’lü yıllara dek uzanıyor. Sürekli artan arşivde şu anda aralarında 1924 yılında Osmanlıca çıkan Sinema Yıldızı’nın da yer aldığı 63 dergi bulunuyor. Onbinlerce dergi sayfasından oluşan arşivde 1935-1937 yılları arasında 101 sayı çıkmış “Sinema Alemi” Dergisi’nin tamamına ya da Sinematek tarafından yayımlanmış Yeni Sinema, Filim, Genç Sinema dergilerinin tümüne ulaşılabiliyor.
En eskisi 1933 tarihli “Türkiye’de Sinema ve Tesirleri” adlı eser olmak üzere birçok kitap pdf olarak sitede yayımlanıyor. Sitedeki film afişleri de sinemaseverleri nostaljik bir geziye çıkarıyor.
Sitede, senaryosunu Nazım Hikmet’in yazdığı ve Muhsin Ertuğrul’un çektiği 1934 tarihli Türkiye’nin
ilk köy konulu filmi “Aysel Bataklı Damın Kızı” adlı yapıttan, ilk renkli Türk filmi olan 1953 tarihli “Halıcı Kız” ve Abidin Dino’nun İngiltere’deki Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği “Gol!” adlı, Türkiye belgeselcilik tarihinde çığır açan esere kadar uzanan geniş yelpazede, yabancı filmlere de yer veriliyor. John Ford’un yönettiği 1940 tarihli “Gazap Üzümleri” filmi bunlardan biri olarak izleyicilerin beğenisine sunulurken, ayrıca ödül törenleri, Nazım Hikmet anması, belgeseller ve kamera arkası görüntülere de sinematek.tv sayfasından ulaşılabiliyor. Ancak sinema sanatının başyapıtı niteliğindeki filmleri yalnızca üye olanlar izleyebiliyor.
Makale, tez, araştırma dosyaları içinde örneğin Ankara tarihçisi ve eski bir Sinematek çalışanı Turan Tanyer’in hiçbir yerde yayınlanmamış dosyaları yer alıyor.
Dijital bellek bölümünde ise sözlü tarih kayıtları bulunuyor. Bu bölümde şimdilik 1965-1980 yılları arasında Sinematek’e emek veren Jak Şalom, Ahmet Soner, Engin Ayça, Prof. Dr. Oğuz Makal, Abdullah Nefes ve Turan Tanyer’in kayıtları yayınlanıyor. Ayrıca Ahmet Sezerel, Ömer Pekmez ve diğer sinema emekçilerinin de bu bölüme eklenmesi planlanıyor.
Projenin Danışma Kurulu’nda, “Ahmet Soner, Doç. Dr. Ahmet Gürata, Ercan Kesal, Prof. Dr. Funda Başaran, Doç. Dr. Gülseren Adaklı, Jak Şalom, Prof. Dr. Oğuz Makal ve Turan Tanyer yer alıyor.
Aynı zamanda Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin de düzenleyicisi olan ve sinemayı alternatif ve daha özgürlükçü bir iletişim ortamı yaratmanın önemli bir unsuru olarak kabul eden Alternatif Medya Derneği, projesiyle ilgili olarak sinemaseverlere şu çağrıda bulunuyor:
“Asıl olan göstermektir. Ortak duygular ve ortak düşler yaratmak, bu duygu ve düşleri bilgiyle çoğaltmak ve paylaşmak için bu bir başlangıçtır. Şimdi bu başlangıcı ileri götürmek için sinema dostlarının dayanışmasına ihtiyaç vardır. Bu projeye görüş, öneri, sinema arşivi ve yaratıcılığınız ile katkı vermek için sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. (www. sinematek.tv)”
SEMİH POROY’UN ‘FEKLAVYE’Sİ VARLIK YAYINLARI’NDA
Önceki yıl, Odamızın Şirince Matematik Köyü’ndeki bahar toplantısının çizgi öyküsünü de yapmış olan çizer Semih Poroy’un on yılı aşkın süredir Cumhuriyet Gazetesi’nin haftalık “Kitap” ekinde yayımlanmakta olan “Feklavye” başlıklı çizgi-parodilerinden bir seçme Varlık Yayınları tarafından albüm haline getirildi. Poroy, Cumhuriyet Kitap’taki bu çizimlerinde edebiyat dünyasına neşeli yergi okları gönderiyor.
Kitabın önsözünde Enis Batur diyor ki; “… burada, her seferinde, karşımıza bir durum çıkıyor. Bir bakıma çizgi felsefesinin dolaylarındayız. Bir tek yazar mı ama, etrafı da: Eşi dostu, yayıncı, eleştirmen, okur, amatör, hasta profesyonel, tüccar-terzi yazar, yanlış anlaşılmış olanlar, kült yazar bozuntuları… sonuçta bir ortam okuması. Bir araya toplandıklarında ne çıkacak ortaya? Belki çizgi-sosyoloji.”
Celal Üster’in “… Feklavye, kitapları tanıtmaya, yorumlamaya, eleştirmeye çalışan onca ciddi, ağırbaşlı, uslu yazı arasında, ‘muzır’ bir özgürlük alanı açmıştır okuyucuya…” sözleriyle tanımladığı çalışmayı, şair Şeref Bilsel de “… Poroy’un ‘Feklavye’si, kültürel farklılıkların alımlamanın önüne çıkardığı engelleri evrensel dokunuşları sayesinde aşıyor (…) Edebiyat ortamımızın, dolayısıyla edebiyatçılarımızın içine düştüğü ‘kusurlu hâlleri’ gözümüze -sokarak değil- uzatarak mizahla ambalajlıyor…” diye niteledi.
Eleştirmen Asuman Büke Kafaoğlu ise Feklavye için şunları söylüyor:
“… Aristoteles’e göre, insan kendinden kötü durumda olanlara gülermiş. Oysa insan bazen tam da kendini gördüğü için durumlar ona komik geliyor. ‘Feklavye’de Poroy, çok tanıdık tiplemeler yaratıyor(…) Tüm bu tiplemeler yoluyla, milletçe kitapla ilişkimizi inanılmaz güzel betimliyor. Gösteriş için okur görünenden toplum dışına itilmiş yalnız şaire kadar geniş bir yelpazede hepimiz yerimizi alıyoruz…”
Varlık Yayınları’ndan çıkan büyük boy, 128 sayfalık albümde kapak çizimleriyle birlikte Poroy’un 120 çalışması yer alıyor. “Feklavye” bütün büyük kitapçıların mizah raflarında bulunabiliyor.
“HERKESE BİLİM TEKNOLOJİ” DERGİSİ YAYINDA…
“Bilimin, dünyaya bir anlam vermemize ve hayatı ve evreni çözümlememize olanak tanıyan en güçlü araç”(New Scientist) olduğu kabul ediliyorsa, popüler bilim kitapları da buna büyük katkıda bulunuyorlar. Bu kitaplar, yıllardır “dünyayı çok daha kapsamlı bir biçimde kavramamızı” (New Scientist) sağlıyor.” (http://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/merhaba-biz-yine-geldik-nerede-kalmistik)
Popüler bilim yayıncılığı, bilgiyi halka, geniş tabana yaygınlaştırdı. Bu, demokratik bir toplum yaratılmasına, halkın bilimin anlaşılması zor alanına girmesine yardımcı oldu. Bilim böylece destek kazandı.
Popüler bilim yayıncılığı alanında ülkemizde çok fazla ve yaygın yayınlar yok. 30 yıldan bu yana yayımlanan ve 1501 sayıya ulaşan Cumhuriyet Gazetesi’nin eki olarak dağıtılan “Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji” kapatıldı. Bu dergiyi çıkaran kadro “Herkese Bilim Teknoloji” adı altında bir dergiyi haftalık olarak 1 Nisan 2016 tarihinde çıkarmaya başladı. Ayrıca dergi www.herkesebilimteknoloji.com portalı ile dijital olarak yayınlanmakta.
Çıkaranların ifadesi ile Herkese Bilim Teknoloji’nin öyküsü ve çağrısı şöyle:
“Şimdi CBT’nin izleyicisi olan HBT, 30 yıldır kendisine gönül verenlerle bütünleşiyor. Tabii daha büyük bir kitleyle bütünleşmek gibi bir iddiayla ve CBT’ye teşekkür ederek. Geniş ve büyük öyküsü ise şunlarla ilgili: Tarihsel anlamda akıl ve bilim. Eleştirel düşünme. Araştırma ve merak. Nasıl çalışıyor ve neden böyle, diye düşünmek. Araştırma ve üretmenin ülkemizde yaygınlaşmasına katkıda bulunmak. Daha iyi bilim, daha iyi araştırma... Daha iyi bir yaşam ve ülke... Bilim ve teknoloji olmadan, bunları üretmeden hiçbir ülke ayağa kalkamaz. Bunun için Herkese Bilim Teknoloji sizlere koştu. El ele tutuşup birlikte yürüyeceğiz. Unutmayın bilim bir gelecek inşasıdır. 30 yılın ötesine, 100 yıla, 200 yıla ve da ötesine doğru. Bu yazı herkese merhaba olsun. Biz buradayız, hiçbir yere gitmedik, dahası büyüdük, gençleştik ve yenilendik.” (http://www. herkesebilimteknoloji.com/slider/merhaba-biz-yine-geldik-nerede-kalmistik)
Türkiye’nin haftalık bilim haberleri ve Kültürü dergisi Herkese Bilim Teknoloji’nin Yayın Danışmanlığını Orhan Bursalı’nın, Yayın Yönetmeliği’ni Özlem Yüzak yapıyor. Sorumlu Müdür ve Yayın Sahibi Temsilcisi olarak Reyhan Oksay yer alıyor. Derginin Görsel Yönetmenliği’ni de Tüles Hasdemir yürütüyor. Derginin yazar kadrosunda “Bozkurt Güvenç, Can Gürses, Cem Say, Doğan Kuban, Edip Emil Öymen, Hande Özdinler, Mustafa Çetiner, Orhan Bursalı, Önder Ergönül, Özlem Yüzak, Tevfik Uyar ve çizer Tayfun Akgül” yer alıyor. Bulunduğunuz illerdeki dağıtım adreslerine ya da abonelik bilgilerine www.herkesebilimteknoloji. com adresinden ulaşabilirsiniz.
EZBER BOZMA GAYRETİNDE BİR KİTAP: ENERJİNİN İKTİDARI
ODTÜ’den mezun olduğundan bu yana gerek mesleğinde, gerek Petrol Mühendisleri Odası’nda ve gerekse TMMOB’de enerji alanda yürüttüğü çalışmaları ile kamuoyunun da yakından tanıdığı bir isim olan Necdet Pamir yılların birikimini, “Enerjinin İktidarı-Enerji Kaynaklarını Elinde Tutan Dünyayı Elinde Tutar” kitabı ile araştırma ve yazın dünyasına armağan etti. Pamir’in Hayykitap tarafından Aralık 2015’te yayımlanan, 512 sayfalık bu dev eseri, enerji alanında söz söylemek ya da bilgilenmek isteyen herkesin başucu kitabı olma niteliği taşıyor.
Petrol Mühendisi olması ve meslek hayatı enerji kaynaklarıyla ilişkili kurumlarda geçmesine rağmen, petrolcü bir bakış açısına saplanmayan, enerji alanını bütün yönleriyle görmeye ve jeopolitik koşulları içerisinde değerlendirmeye çalışan Necdet Pamir’in bu hacimli kitabı da neredeyse enerji alanını bütün boyutlarıyla ele alıyor.
Kitabının girişini “Ezber Bozumu” ile açan Pamir, bundan sonraki nesillere de ışık tutacak çalışmasında genel geçer kabullerin ötesine geçerek sorgulayıcı bir dizge ile “farkındalık yaratma” çabasını ortaya koyuyor. Kitabında yalnızca enerji ile ilgili verilere, bilgilere ve belgelere yer vermekle yetinmeyen Pamir, enerji alanındaki güncel gelişmeleri yakından takip ettiği kadar tarihsel olarak enerji alanına farklı yaklaşımları da göz ardı etmeyen bir tutum sergiliyor. Kitabın genel kültürle de bütünleşen yapısı hem okuyucunun ilgisini çekecek hem düşündürecek alıntıları taşıyor. İşte bu alıntılardan biri olan Mahatma Gandhi’nin “Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil” sözleri belki enerji alanında yaşanan kavganın özünü bizlere gösteriyor.
Enerji güvenliği, enerji kaynakları, dünyadaki enerji kaynaklarının kullanımının tarihsel süreçleri boyutuyla kitabının ilk bölümlerinde temel bilgileri okuyucuyla paylaşan Pamir, enerji senaryolarından, enerji alanındaki aktörlerin politika ve stratejilerine uzanıyor. Kitabının son bölümünde Türkiye’nin enerjideki durumu ve politikasını inceliyor. Pamir kitabında, “Sonsöz Yerine” başlığı altında Türkiye için enerji politikası önerilerini sıralıyor. Bu öneriler demetini hazırlanmasında TMMOB ortamındaki çalışmalardan yararlandığını belirten Pamir, bir anlamda kolektif çalışmanın önemini de ortaya koymaktadır.