Cumhuriyet Enerji · Sayı 12 · Aralık 2008

Değişen petrol fiyatlarımı, piyasaya bakış açısı mı?

Dr. C. Coşkun Küçüközmen

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
2008
Sayfa
1
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • petrol fiyatları
  • spekülasyon
  • hedge fon
  • OPEC
  • petrodolar
  • CFTC

Özet

Yazar, 2008 yılında petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların arz-talep dengesi kadar finansal spekülasyon ve hedge fonların etkisiyle şekillendiğini tartışıyor; petrol fiyatını belirleyen temel parametreleri sıralayarak dönemin fiyat seyri hakkında değerlendirme yapıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

17 ENERJİ

Dr. C. Coşkun KÜÇÜKÖZMEN [email protected]

İçinde bulunduğumuz dönemde değişmeyen tek şey adeta değişimin kendisi. Her şey o kadar süratle değişiyor ve gelişiyor ki pusulanın ibresi bile kuzeyi bulurken zorlanıyor. Piyasaya gelen her bir bilgi ya da veri daha önceki tahminleri neredeyse tamamen geçersiz kılarken tahminlerin yanılgı payı da dramatik bir şekilde artıyor. Ekonominin temel yasalarından biri de fiyatın hiç şüphesiz arz-talep dengesi etrafında belirlendiğidir. Ancak finansal piyasalarda bu yasa, spekülasyon olarak da nitelenebilecek “fiyatlama modelleri” ve “medyanın aldatıcı yönlendirmeleri” ile farklı şekillerde ihlâl edilmekte. Bu hususa ilişkin en güvenilir dayanaklardan biri ABD Senatosu’nun “Artan Petrol ve Gaz Fiyatlarında Piyasa Spekülasyonunun Rolü” başlıklı 27 Haziran 2006 tarihli raporudur. Söz konusu raporda “...piyasada büyük miktarlarda spekülasyon yapıldığına ve bunun da petrol fiyatlarını artırıcı yönde etkide bulunduğuna dair elimizde sağlam deliller bulunmakta” denilmektedir. Yine The Washington Post Gazetesi’nde David Cho tarafından yapılan 21 Ağustos 2008 tarihli haberde ABD enerji piyasasında petrolün p’sinden anlamayan ancak bu piyasanın neredeyse tamamına yakınını elinde bulunduran spekülatörlere dikkat çekilerek, “...bugün artık spekülatörlerin vadeli enerji işlem piyasalarında geçmişe oranla sanıldığından daha büyük miktarda rol oynadıkları” ifade edilmiştir. ABD Vadeli Emtia Ticaret Komisyonu (CFTC) ise, kendi denetim ve gözetiminde olan bu piyasadaki gelişmeler üzerine konuyu derinleştirmeden “petrol fiyatlarındaki yükselişin tamamen arz ve talep temelinde gerçekleştiğini” ifade ederek fazla bir yorum yapmamıştır. Ancak Enron isimli firmanın faaliyet amacı dışındaki spekülatif hareketlerinin eriştiği boyut ve piyasaları hem maddi hem de manevi kayba uğratması halen hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

Petrol fiyatlarında finansal spekülasyonun etkisi

Neticede üzerinde tam bir görüş birliği sağlanmamış olsa da finansal spekülasyonun son 3-4 yıldır petrol fiyatlarında “trend yaratıcı” güce sahip olduğuna dair görüşler son gelişmeler ışığında ağırlık kazanmaktadır. Piyasalarda hem yanıltıcı ve hem de gerçekleşmeyen tahminlerin kimler tarafından yapıldığı ise bir diğer konu. Bu tahminleri yatırım bankaları yapıyor, hedge fonlar yapıyor, siyasiler, hatta bazı anonim OPEC yetkilileri bile yapıyor. Son dönemde, en doğru tahminlerde bulunması beklenen kurumların tahminleri bile tutmadı. Şimdilerde gündemdeki soru acaba bunlar da mı petrol fiyatlarını bir yerlere getirmeye çalışıyorlar, yoksa sadece bu sürecin içerisinde kendi baktıkları birtakım masum göstergelere göre hareket etmekle mi yetiniyorlar? Bu konuda da maalesef

Petrol Fiyatlarının 2008 Yılı Değerlendirmesi:

Değişen petrol fiyatları mı, piyasaya bakış açısı mı?

Petrol fiyat dalgalanmalarının ortaya çıkardığı küresel sermaye dengesizliği, net petrol tüketici ülkelerden net üretici ülkelere akan yıllık 1.5 trilyon ABD

Doları ile her geçen yıl daha da belirgin hale geldi. 10 yıl öncesine kadar 100 milyar dolar seviyelerinde seyreden OPEC petrol gelirleri için 2008 yılsonu tahmini 1.3 trilyon dolar, yani bir önceki yılın tam iki katı.

üzerinde uzlaşılmış bir fikir ya da görüş

birliği yok. Ancak piyasadaki

spekülasyonun büyük ölçüde

hedge fonların davranışlarıyla

tetiklendiği bilinen bir

gerçek. Bu tetiklemenin iç

dinamiklerinin

çözümlenebilmesi içinse

hedge fonların çalışma

mekanizmalarının iyi

anlaşılması gerekiyor: “Bütün

hedge fonların uzun

zamandır başarıyla

uyguladıkları temel bir

strateji var ki; o da

enerji piyasasında

olması

gerekenden

düşük ya da

yüksek

değerlerde

işlem gören bir

takım türev enstrümanlarda uzun ya da kısa

Tayfun Akgül

pozisyonlar alarak kâr

sağlamak.” Örneğin

geçtiğimiz yılın en başarılı

hedge fonu Paulson&Co’ya emlak

piyasası merkezli kredi krizinde çizdiği

doğru senaryolar 10 milyar dolar

kazandırdı. Bu ve benzeri hedge fonların,

2004’ten bu yana Çin ve diğer gelişen

ülkelerin aşırı talep sinyalleri vermesi ile

gelecekte daralma belirtileri gösteren

petrol piyasasındaki fırsatlara kayıtsız

kaldığına inanmak çok zor.

Öte yandan, petrol fiyat

dalgalanmalarının ortaya çıkardığı

küresel sermaye dengesizliği, net petrol

tüketici ülkelerden net üretici ülkelere

akan yıllık 1.5 trilyon ABD Doları ile her

geçen yıl daha da belirgin hale geldi. 10

yıl öncesine kadar 100 milyar dolar

seviyelerinde seyreden OPEC petrol

gelirleri için 2008 yılsonu tahmini 1.3

trilyon dolar, yani bir önceki yılın tam iki

katı. Dolayısıyla petrol zengini ülkelerin

ellerindeki fonların yaklaşık yüzde 65

kadarının petrol kaynaklı olduğunu

düşünürsek, bu ülkelerin ellerinde biriken

“petrodolar”lar küresel finansal sistemi

uzun vadede baskı altına alabilecek

etkilere sahip. Görünen o ki, önümüzdeki

yıllarda küresel finansal sistemin sağlığı

için, regülasyona tabi bir enerji piyasası

önkoşullardan sadece biri. Ancak tabii ki

bu o kadar da kolay değil. Dış piyasaların

uzmanlarca incelenmesi ve petrolün ve

dolayısıyla enerjinin stratejik öneminin

herkes tarafından algılanması ve

anlaşılması gerekiyor. Zira bu piyasa oldukça karmaşık ve yapısal piyasa dinamikleri ile çalışmayan stratejik bir piyasa. Daha da ötesi ülkelerin geleceklerini birincil derecede etkileyebilecek bir piyasa. Dolayısıyla enerji piyasalarının iç dinamiklerini daha iyi anlayabilmek adına bu konuda ciddi bir bilgi birikimi ve kaliteli eğitim gerekiyor.

Petrol fiyatlarını belirleyici parametreler

Konunun daha iyi anlaşılmasına neden olur düşüncesiyle petrol fiyatlarının nasıl belirlendiğine ilişkin temel parametreleri de hatırlamakta fayda var: Öncelikle (i) küresel arz ve talep dinamikleri (Çin, Hindistan ve gelişmiş ekonomilerin büyüme eğilimlerinin sürdürülebilmesi ve artması için), ardından (ii) petrol aramada yeni yatırımların yapılması ve bunun maliyetleri, (iii) jeopolitik dinamikler

(Körfez Savaşı, Irak’a müdahale, İran’ın nükleer girişimleri, Venezuela ve Nijerya’nın tutumları gibi), (iv) doğal afetler (Katrina, Rita ve Gustav kasırgaları), (v) haberlere olan duyarlılıklar (OPEC’in açıklamaları, ABD müdahaleleri gibi) ve (vi) uzman kuruluşlarca (IEA, OPEC, yatırım bankaları) yapılan fiyat tahminleri.

Bugünlerde herkesin sorduğu soru petrol fiyatları nasıl seyredecek sorusu? Yazının başında ele aldığımız spekülasyon parametresi de dahil olmak üzere yukarıda sayılan beş parametreyi dikkate alarak yapılacak tahminler bir ölçüde işe yarayabilir. Ama kesin rakam vermek hiç bir koşul altında (tüm oyuncuların davranışları ile stoklar ve rezervler hakkında tam bilgiye sahip olmak dışında) mümkün değildir. Yenilenebilir ya da yeni enerji kaynakları da petrol fiyatını az da olsa etkileme gücüne sahip görünmekte. Bu nedenle belki de en sağlıklı yaklaşım geçmiş fiyat hareketlerine ilişkin duyarlılıkların istatistiksel metotlar kullanarak gerçekleştirilecek stres testleri ve senaryo analizleri yoluyla sınanması ve ortaya çıkan sonuçların işin uzmanlarınca değerlendirilmesidir. Zira küresel büyümede önemli ölçüde yavaşlama eğilimi kısa dönemde petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareketini engelleyen bir faktör olup bir süre etkisini hissettirecektir. Fiyatlar ne mi olur? 40 doların altını görmesi zor, zira varil maliyetinin (taşıma dahil) 36 dolar civarında olduğu ifade edilmekte. 50-60 dolar bandı makul görünüyor, 100 doları görmesi ise OPEC’in restinin yanıtsız kalması anlamına geliyor. Ancak fiyatın 40 doların da altına inmesi petrolde yeni senaryoların yazılmasına ve direnç seviyelerinin yeniden sorgulanmasına yol açacak. Küresel büyüme rakamlarının 2006 seviyelerine dönmesi bir kaç yıl alacak gibi, yani arz-talep dengesi temel belirleyici faktör olacak, spekülatörler ise yeni modeller ve yöntemler geliştirmek zorunda kalacaklar. Son söz: Her tahminin bir hata payı konularak dikkate alınmasında fayda var. Ⅵ