Cumhuriyet Enerji · Sayı 12 · Aralık 2008
Elektrik sektöründe piyasa modeli ve rekabet sorunu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- elektrik piyasası
- özelleştirme
- tekelleşme
- şirket birleşme ve satın alma
- Avrupa Birliği elektrik piyasası
- liberalizasyon
Özet
Yazıda, elektrik piyasalarının serbestleştirilmesinin rekabeti artıracağı ve maliyetleri düşüreceği yönündeki neo-liberal varsayımın gerçekleşmediği, aksine küresel ve Avrupa elektrik piyasalarında şirket birleşme ve satın almalar yoluyla tekelleşme ve konsolidasyon eğiliminin giderek güçlendiği verilerle tartışılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
ENERJİ 14
Piyasa modelinde rekabet, verimlilik artacak, maliyetler ve fiyatlar düşecek kandırmacası
Elektrik sektöründe piyasa modeli ve rekabet sorunu
Elektrik ve gaz sektörlerinde şirket birleşme ve satın almalar açısından her yıl yeni bir rekor kırılmakta olup, sadece 2007 yılında bu alanda 373 milyar dolar tutarında işlem gerçekleşmiştir. 2007 yılında 2006 yılına göre bu konuda adet olarak yüzde 23 ve değer olarak ise yüzde 25 oranında artış söz konusu olup, 2003 yılına göre harcamalardaki artış ise yaklaşık 9 kat düzeyindedir.
Dr. Nejat TAMZOK Maden Mühendisleri Odası
BStratejik Araştırma Merkezi aşlangıcından itibaren toplumun tüm bireylerine bir hak olarak ve eşit şekilde sağlanacak bir kamu hizmeti şeklinde tanımlanan elektrik tedariği, tüm dünyada genellikle bir kamu tekeli tarafından yerine getirilmiş ve bu tekel tüketicilerin taleplerini karşılama yükümlülüğünü üstlenmiştir. Söz konusu model, 1970’li yılların sonlarından itibaren neo-liberal düşünce tarafından eleştirilmeye başlanmış ve sektörün özellikle üretim ve perakende satış hizmetlerinin tekel olmasına gerek olmadığı, rekabete açılarak serbestleştirilmesi ve elektrik enerjisinin kamu hizmeti niteliğinin ortadan kaldırılarak diğer ticari mallar gibi metalaştırılması gerektiği savunulmuştur. Elektrik sektörünün bu yeni yapısına ilişkin olarak geliştirilen, ancak henüz hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanamayan pek çok gerekçe bulunmakta, söz konusu gerekçeler arasında rekabete ilişkin olanı ise öne çıkmaktadır. Buna göre; yeni elektrik piyasası modelinin uygulanması ile sektörde rekabet sağlanacak, böylece verimlilik artacak, maliyetler ve fiyatlar düşecektir. Son 25 yıldır dünyanın büyük bölümünde uygulanmaya çalışılan elektrik piyasası modelinin başlangıç varsayımları, tüm dünyada, hatta modelin geliştirildiği uluslararası kuruluşların kendi içlerinde dahi yoğun şekilde tartışılmakta ve başlangıç
varsayımlarının doğruluğuna ilişkin şüpheler giderek ağırlık kazanmaktadır. Modelin gerekçesi olarak ileri sürülen hususlar bir türlü doğrulanamamakta, maliyet ve fiyatlar bir türlü düşmemekte, elektrik sektörüne istenilen düzeyde özel sermaye gelmemektedir.
Elektrik piyasası modelinin temel dinamiği, sektör içerisinde oluşması öngörülen rekabettir. Acaba elektrik piyasalarında rekabet gerçekten tesis edilebilmekte midir? Piyasada rekabet eden firma sayısı giderek artmakta ve sektörde kıyasıya rekabet her geçen gün daha da hızlanmakta mıdır? Yoksa tam tersine, küresel ya da ulusal elektrik piyasalarında tekelleşme eğilimleri mi gözlenmektedir? Küresel piyasalarda faaliyet gösteren dev şirketlerin davranışları, bu sorulara verilecek cevaplara ilişkin önemli ipuçlarını sunmaktadır.
Rekabeti beklerken…
Küresel piyasalarda faaliyet göstermekte olan dev elektrik şirketlerinin hareketleri incelendiğinde, eğilimin, rekabet değil tam tersine konsolidasyon ve tekelleşme yönünde olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Elektrik piyasalarında neo-liberal yeniden yapılanma sürecinin temel görüntüsünü, süper şirketlerin, şirket satın alma ya da birleşme yoluyla yatay ve dikey yönlerde büyümeleri oluşturmaktadır. Söz konusu şirketler, bir taraftan yurtiçi ya da yurtdışında benzer faaliyet gösteren şirketleri satın alarak yatay yönde, diğer taraftan elektrik ya da gaz sektörlerinde üretimden satışa tüm tedarik zinciri boyunca birleşme ve satın almalar gerçekleştirerek dikey yönlerde tekel yapılarını geliştirmektedirler.
Dünya elektrik ve gaz endüstrilerinde, konsolidasyona yönelik çabalar, özellikle son yıllarda daha da hız kazanmıştır. Dünya elektrik ve gaz endüstrileri, şirket birleşmeleri ve satın almalar bakımından, 2000’li yılların başından itibaren önemli bir hareketlilik göstermiş, 2000 yılından 2008 yılına kadar geçen 8 yıllık sürede, şirket birleşme ve satın almaları için harcanan para 1 trilyon 285 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır (Şekil 1).
Şekil 1. Dünya elektrik ve gaz endüstrilerinde şirket birleşme ve satın alma amacıyla yapılan harcamalar (PricewaterhouseCoopers, Power Deals Annual Review, 2002-2007.)
Elektrik ve gaz sektörlerinde şirket birleşme ve satın almalar açısından her yıl yeni bir rekor kırılmakta olup, sadece 2007 yılında bu alanda 373 milyar dolar tutarında işlem gerçekleşmiştir. 2007 yılında 2006 yılına göre bu konuda adet olarak yüzde 23 ve değer olarak ise yüzde 25 oranında artış söz konusu olup, 2003 yılına göre harcamalardaki artış ise yaklaşık 9 kat düzeyindedir. Şirket birleşme ve satın almalarına harcanan paranın her geçen yıl giderek artması ve yabancı şirketlerin ulusal pazarlara girişlerinin hızlanması, sektörde konsolidasyon ve tekelleşme eğilimlerinin giderek artmaya devam edeceğine ilişkin ipuçlarını vermektedir.
Avrupa’nın şampiyonları
Şirket birleşme ve satın alma faaliyetleri yönünde her kıtada güçlü eğilimler bulunmakla beraber, bu alanda ana odak noktası Avrupa Kıtası’dır. Toplam işlem miktarının 2006 yılında yaklaşık üçte ikisi, 2007 yılında ise yüzde 43’ü Avrupa kökenli firmalara aittir. Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Birliği elektrik piyasasını 2007 Temmuz ayından itibaren tam liberalizasyona açma hedefi Avrupalı elektrik tekellerini, liberalizasyon öncesinde gerek dikey gerekse yatay yönde entegre olmaya, giderek daha büyük tekeller oluşturmaya yöneltmiş olup, bu eğilim halen devam etmektedir. Diğer taraftan, arz güvenliği konusunun, sadece ulus devletler için değil, ama tek tek ulus ötesi şirketler düzeyinde de önemli olması; özellikle Avrupa’daki firmaların kaynakları ele geçirme ve varlıklarını çeşitlendirme konusunda
15 ENERJİ
daha aktif politika izlemelerine neden Fransa gibi ülkelerde bir egemenlik
ülkeler arasında; Avusturya, Belçika, kurulabilmesini açıkça
olmakta, Avrupa elektrik alanında
konusu olarak görülmektedir.
Çek Cumhuriyeti, Almanya, Estonya, engellemektedir. (EC 2005b, s.8)
şirket birleşme ve satın almaları
AB içerisinde yoğunlaşılan alan,
İspanya, Finlandiya, Fransa,
Yıllardan beri sürdürülen ve serbest
bakımından her yıl yeni rekorlar
mülkiyet değişimi değil, entegrasyon Yunanistan, İrlanda, İtalya, Litvanya, piyasa kurallarının yürürlükte olacağı
kırılmaktadır.
olmuştur. Avrupa Komisyonu, en
Letonya, Polonya, İsveç, Slovakya ve bir Avrupa Ortak Elektrik Pazarı
Söz konusu finansal hareketlerin
başından itibaren Avrupa elektrik
İngiltere bulunmaktadır. Komisyon’a tesisine yönelik tüm liberalizasyon
sonucunda, 2007 yılı finansal
sektörlerindeki rekabetin, Avrupa Tek göre, 2007 yılına kadar kendi enerji
çabalarına karşın, gelinen noktada
performanslarına göre küresel elektrik Elektrik Piyasası’nın tesisi ile
piyasalarını ortak enerji stratejisinin bir Avrupa elektrik sektörlerinde yüksek
piyasasının ilk sekizi Avrupa kökenli gerçekleştirileceğini savunmuştur.
parçası olarak açmaları gereken bu
oranda tekelleşme ve konsolidasyon
şirketlerden oluşmuştur: Fransız EdF ve Bununla beraber, Avrupa sınırları
ülkeler, başarısız olmuşlardır.
mevcuttur. Geliştirilen direktifler ile
Suez, Alman EON ve RWE, İtalyan
içerisinde sınır ötesi elektrik ticareti,
Dolayısıyla, üye ülkelerin çoğunda sonuç alınamamış, başlangıçta umut
Enel, İspanyol Endesa ve Iberdrola ile 2004 yılında toplam elektrik
başlangıçta mevcut olan tekelci ya da edilen rekabet düzeyine
İsveçli Vattenfall (Platts 2007). Bu
tüketiminin sadece yüzde 10.4’ü
en azından oligopol piyasa yapılarının ulaşılamamıştır. En büyük üç ulusal
şirketler, bir yandan şirket birleşme ve kadardır ve bu miktarın yüzde 43’ü
ortadan kaldırılarak yerlerine Avrupa elektrik şirketinin Avrupa elektrik
satın almaları alanında
üretimindeki pazar payları
hareketlilik göstermek
yüzde 75’in üzerine
suretiyle giderek
çıkmıştır. Bunun da
büyürlerken, diğer yandan
ötesinde, söz konusu büyük
küresel piyasalarda da son
şirketler, diğer üye
derece etkin rol
ülkelerdeki daha küçük
oynamaktadırlar.
kuruluşları satın almakta ve
Büyük uluslararası enerji
Avrupa düzeyinde
şirketleri arasındaki
konsolidasyonu
karmaşık mülkiyet ilişkileri,
artırmaktadırlar. Söz konusu
yeni oluşturulan düzenleyici
yapı, piyasaya yeni girecek
kurumlarda görülen deneyim
olanlar için caydırıcı bir rol
eksikliğinin de söz konusu
oynamaktadır. Başlangıçta,
olduğu ortamlarda, neoyapılan düzenlemeler ile
liberal reform sürecindeki
rekabetin artacağını,
pek çok ülkede, elektrik
verimliliğin yükseleceğini
şirketlerinin, dikey
öngören liberalizasyon
entegrasyona ve piyasada
mimarları, bugün, yüksek
egemen konumda bulunmaya
tekelleşme düzeyi nedeniyle
yönelik faaliyet
AB vatandaşlarının zarar
göstermelerine yol açmakta,
görme riski altında
bölünerek özelleştirilen
olduklarını
kamu tekelleri bu defa özel
seslendirmektedirler. (EC
tekeller şeklinde yeniden
2005b, s.6)
yapılanmaktadır. Elektrik sektörlerini serbest piyasa kurallarının geçerli olduğu rekabet ortamı şeklinde yapılandırmaya çalışan pek çok ülkede, gerçekte büyük
Avrupa elektrik piyasalarındaki tekelleşme eğilimlerinin en çarpıcı göstergesi, büyük şirketlerin elektrik üretim ve satışlarındaki pazar paylarına ilişkindir. Avrupa Birliği’ne üye
Yedi erkek kardeş
2006 yılı elektrik üretim büyüklükleri dikkate alındığında, Avrupa elektrik piyasasına egemen olan
oranda tekelleşme söz konusudur. Reform sürecine
ülkeler arasında, 3 büyük şirketin toplam üretim içindeki
küresel elektrik şirketleri; Fransız EdF, Alman EON ve
en erken başlayan ülkelerden biri olan Şili’de en büyük 3 şirketin üretimdeki payı yüzde 67 ve dağıtımdaki payı ise yüzde 50’dir. Yine, uzun yıllardır sektörü liberalize etmeye çabalayan ülkelerden Arjantin’de söz
paylarının yüzde 50’den daha az olduğu yalnızca 5 ülke bulunmaktadır. Bu 5 ülkede de söz konusu oran yüzde 40’ın altına düşmemektedir. Toplam üretimin yüzde 5’den fazlasına sahip firma adedi ise, hiçbir AB ülkesinde 10’u geçmemektedir.
RWE, İtalyan Enel, İspanyol Endesa ve Iberdrola, İsveçli Vattenfall ve Belçikalı Suez/Electrabel şeklinde sıralanmaktadır. Steve Thomas, 1970’li yıllarda dünya petrol piyasasına egemen olan 7 ulusötesi
konusu oranlar, sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 50, Brezilya’da yüzde 40 ve
yalnızca Almanya ve Fransa’nın elektrik ihracatından
çapında tam rekabetçi tek bir piyasanın şirket için yapılan “Yedi Kız Kardeş”
konulmasını hedefleyen Avrupa tek
tanımlamasından esinlenerek,
yüzde 40, Macaristan’da yüzde 74 ve kaynaklanmaktadır. (EC–Eurostat
elektrik pazarı yaratılması yönündeki Avrupa’da yerleşik olan ve dünya
yüzde 65, Polonya’da yüzde 45 ve
2006, s.48-52) Dolayısıyla, sürdürülen çalışmalar, AB içerisinde yaklaşık 15 elektrik ve gaz piyasalarını büyük
yüzde 21, Çek Cumhuriyeti’nde ise
tüm çabalara karşın, bugün Avrupa’da yıldır süren reform sürecine karşın
oranda domine eden söz konusu 7
yüzde 71 ve yüzde 49 şeklindedir.
tek bir elektrik piyasasından söz
oluşturulamamış, konsolidasyon düzeyi ulusötesi şirketi “Yedi Erkek Kardeş”
(Jamasb 2002, s.13) Söz konusu
edebilmek mümkün değildir. AB
üye ülkelerin çoğunda aynı kalırken,
şeklinde isimlendirmektedir. (Thomas
verilerden hareketle, bu ülkelerin
fonları tarafından da geniş ölçüde
birçok ülkede artmıştır: “Piyasaya yeni 2002a) Söz konusu firmalar, ait
elektrik sektörlerinde rekabetin mevcut teşvik edilmesine karşın, üye ülkeler
girenlerin sayısı yakın zamanda azalmış oldukları ülke hükümetleri tarafından,
olduğunu söyleyebilmek mümkün
arasındaki elektrik ticareti, üye
ve örneğin, yeni elektrik üretim
faaliyette bulundukları yabancı
değildir.
ülkelerin genellikle ulusal çıkarları
projelerinin çok sınırlı bir kısmı
ülkelerden kendi ülkelerine sermaye ya
Küresel oyuncuların yerleşik olduğu yönünde korumacı davranmaları
piyasada mevcut olanların dışındakiler da kâr transfer eden ulusal şampiyonlar
ve yaklaşık 20 yıldır Avrupa
nedeniyle gelişememektedir. Ulusal
tarafından üstlenilmiştir.” (EC 2005b, olarak görülmekte olup, bu nedenle
Komisyonu tarafından serbest
pazarlardaki mevcut yüksek
s.6)
faaliyetleri de genellikle çok yakın bir
piyasanın yerleştirilmeye çalışıldığı
yoğunlaşma da, bu konudaki rekabet
Ulusal piyasalardaki söz konusu
denetime tabi tutulmamaktadır. Ulusal
Avrupa kıtasında ise, rekabete ilişkin imkânlarını engellemektedir. (EC
yoğunlaşmaya ek olarak, yukarıda da hükümetler tarafından, söz konusu
veriler daha da çarpıcıdır. Tüm çabalara 2005b, s.2)
değinildiği gibi Avrupa enerji alanında şampiyonların mevcut egemen
karşın, AB içerisinde bir serbestleşme
Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu 4 şirket birleşme ve satın almalarına da konumlarını korumalarında yarar
ve rekabet ortamının sağlanamadığı
Nisan 2006 tarihinde, kendi ulusal
çok sık tanık olunmaktadır. Ayrıca,
görülmektedir. (Thomas 2002b, s.9;
Avrupa Komisyonu tarafından da itiraf yasalarını, enerji piyasalarını tam
Avrupa coğrafyasında, elektrik üretim Domanico 2007)
edilmektedir. (EC 2005a, s.1) Gerçekte rekabetçi yapmaya yönelik
ve tedarik faaliyetleri arasında dikey
Söz konusu şirketler, 2006 yılı
kamu tekellerinin özelleştirilmesi ya da tasarımlanan direktiflere tam uyumlu entegrasyon ile ayrı ayrı elektrik ve gaz itibariyle, AB içerisindeki yaklaşık 3
mevcut dev şirketlerin bölünerek
hale getirmedikleri gerekçesiyle birliğe şirketlerinin de birleşme eğilimlerinin bin 300 teravat saat (TWh) elektrik
parçalanması, AB elektrik endüstrisinin bağlı 17 ülkeyi resmi olarak uyarmış ve artmakta olduğu gözlenmektedir.
üretiminin (EC-Eurostat 2007) yaklaşık
liberalleştirilmesi çalışmalarında AB bu tutumlarını sürdürdükleri takdirde Elektrik ve gaz şirketlerinin
yarısını karşılamışlardır. (Tablo 1) İlk 3
çapında kabul gören bir öncelik
Avrupa Adalet Divanı’na başvuracağını birleşmeleri, gaz santrallarının piyasaya şirketin (Üç Büyük Kardeş) payı ise,
olmamıştır. Tersine bu husus, özellikle duyurmuştur. (BBC 2006) Uyarılan
yeni girecek şirketler tarafından
yüzde 30 düzeyindedir.
ENERJİ 16
Yukarıda sayılan dev şirketler, AB içerisindeki 19
Tablo 1. Üretim Büyüklüklerine Göre Avrupa’nın İlk 8 Elektrik Şirketi (2006 rakamları)
tehdit eder hale gelmektedir. 2007 yılı toplam elektrik üretimimizin yaklaşık 190 TWh olduğu
ülkeden 14’ünde ana tedarikçi olarak bulunmaktadırlar. (Hall 2005, s.4-5) Özellikle Alman EON ve RWE’nin AB içinde hem elektrik hem de gaz sektörlerindeki
Şirket EdF EON RWE Vattenfall ENEL Endesa Suez/Electrabel
Ülke Fransa Almanya Almanya İsveç İtalya İspanya Belçika
Üretim (TWh/yıl) 600 200 190 175 125 125 125
dikkate alındığında, ülkemizde de Dünyada başa güreşebilecek bir şampiyon şirket yaratılması hiç de zor görünmemektedir. Ancak Avrupa Birliği üyeleri, kendi ulusal şampiyonlarını koruma yoluna giderken, ülkemiz enerji yönetimlerinin tam tersine mevcut elektrik şirketini paramparça etmiş olmaları, tam bir
etkinliği önemli
Iberdrola
İspanya
“politika yanlışlığı” olarak önümüzde
oranlardadır (EC
Kaynak: Vattenfall Annual Report, 2006.
durmaktadır.
2005c). Avrupa elektrik piyasalarındaki tekelleşme eğilimlerinin en çarpıcı göstergesi, büyük şirketlerin elektrik üretim ve satışlarındaki pazar paylarına ilişkindir (EC 2006). Avrupa Birliği’ne
devlerinin de yoğun etkilerinin bulunduğu uluslararası kuruluşlar tarafından pek çok gelişmekte olan ülkeye kamu tekellerinin parçalanarak küçültülmesi gereği çeşitli
Gelinen nokta itibariyle, ülkemiz elektrik sektöründe uygulanmakta olunan politika sorgulanmak ve yeniden tasarımlanmak zorundadır. Sektörde uygulanmakta olan politikaların ülke yararına olmadığı
üye ülkeler arasında, 3 büyük şirketin
toplam üretim içindeki paylarının
yüzde 50’den daha az olduğu yalnızca
5 ülke bulunmaktadır: Danimarka,
Finlandiya, İsveç, İngiltere ve Polonya.
Ancak bu ülkelerde de söz konusu oran
yüzde 40’ın altına düşmemektedir.
Toplam üretimin yüzde 5’den fazlasına
sahip firma adedi ise, hiçbir AB
ülkesinde 10’u geçmemektedir.
Elektrik satışlarındaki yoğunlaşma
daha da çarpıcıdır. Üye ülkelerdeki
elektrik satışlarının önemli bir kısmı az
sayıda firma tarafından kontrol
edilmektedir. AB üyesi ülkelerin
elektrik sektörlerinde bir rekabet ortamından bahsedebilmek mümkün
Türkiye elektrik sektöründe uygulanmakta olunan
değildir. Elektrik sektöründeki yeniden
politika sorgulanmak ve yeniden tasarımlanmak
yapılanmanın neden olduğu konsolidasyon olgusunu ABD’de de izlemek mümkündür. Toptan rekabet piyasasının kurulduğu 1992 yılında 10 üretici firma elektrik üretim kapasitesinin yüzde 36’sına sahipken, bu oran şirket birleşme ve satın alma
zorundadır. Sektörde uygulanmakta olan politikaların ülke yararına olmadığı açıkça görülmektedir. Sektörün bu yapısı ile “bütünsel planlama” olanağı kalmamıştır. Sektör
işlemleri sonucunda 2000 yılında yüzde 51’e kadar yükselmiştir. Aynı şekilde,
politikalarının, sanayileşme politikaları ile ilişkisi
1992 yılında ilk 20 firmanın üretim kapasitesindeki payı yüzde 58
ortadan kalkmış bulunmaktadır.
oranındayken 2000 yılında yüzde 72 olmuştur. (EIA/DOE 2000)
Hayaller ve gerçekler
Sonuç olarak, piyasa mekanizmaları içerisinde elektrik sektöründe rekabetin sağlanacağı yönündeki varsayım bir türlü doğrulanamamaktadır. Sektördeki reform sürecinin küresel ölçekteki sonucu rekabetin gelişmesi değil,
mekanizmalar ile dayatırılırken; diğer yandan Fransa, Almanya, İspanya gibi ülkeler aynı elektrik devlerini küresel ölçekte faaliyet gösterebilecek kendi “elektrik şampiyonları” olarak teşvik etmekte, konuyu “ulusal egemenlik” kapsamında değerlendirerek gerektiğinde önemli ölçüde korumacı davranabilmektedirler.
açıkça görülmektedir. Sektörün bu yapısı ile “bütünsel planlama” olanağı kalmamıştır. Sektör politikalarının, sanayileşme politikaları ile ilişkisi ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu yapıda, enerji verimliliğini artırmak, teknoloji geliştirmek, dışa bağımlılığı azaltmak, sosyal ya da bölgelerarası eşitsizliği gidermek gibi politika
tersine konsolidasyon ve tekelleşmedir. Giderek büyüyen küresel şirketler, piyasalarda son derece etkin bir rol oynamaktadırlar. Söz konusu şirketler, reform sürecindeki pek çok ülkede, piyasada egemen konumda bulunmaya yönelik faaliyet göstermekte, bölünerek özelleştirilen eski kamu tekellerinin yerlerini almaktadırlar. Kamunun tekel oluşturduğu, bu nedenle rekabetin tesis edilemediği ve verimliliğin sağlanamadığı yönündeki iddialara karşın, uygulanan politikalar ile pek çok ülkede özel sermaye tekelleri tarafından tüm bir üretim, iletim ve dağıtım zincirinin ele geçirildiği gözlenmektedir. Böylelikle izlenen politikanın, pek çok ülkede elektrik oligarşilerinin oluşmasına neden olduğu görülmektedir.
Bir yandan küresel elektrik
Dışarıdan hayal transferi
Uluslararası kuruluşların, “her derde deva bir reçete” olarak her ülkeye sundukları bu politikanın başlangıç öngörülerinin doğrulanmadığı uzun bir süredir görülmekte ve pek çok ülkede hatta politikayı öneren kuruluşlar içerisinde dahi tartışılmaktadır. Başta Latin Amerika ülkeleri olmak üzere pek çok ülke yanlıştan geri dönmekte, yeni politika arayışları içerisine girmektedirler. Ne var ki ülkemiz, kendi tasarımlamadığı bir politikanın, başkalarından “transfer” edilen hayallerin peşinden gitmekte hala bir sakınca görmemekte, söz konusu hayaller nedeniyle ülkemizde yerli kaynaklar kullanılamamakta, enerji güvenliği giderek ulusal güvenliği
önceliklerini uygulamaya sokmak imkanı kalmamıştır. Elektrik sektörünün geleceği, büyük oranda, ülkemiz enerji yönetimlerinin sorunu doğru teşhis ederek özgün bir enerji modeli ortaya koyabilmelerine bağlı olacaktır. Politika yapıcıları, sonuçları belirsiz inanışlar peşinde sürüklenmek yerine, farklı tasarım
seçenekleri üzerinde düşünce üretmek durumundadırlar. Bu çerçevede, toplumsal ve çevresel yararın en fazla olacağı bir sektör yapısı kurulmalı ve söz konusu yapıda elektrik enerjisi tüm vatandaşlar tarafından ödenebilir bir bedel karşılığı sahip olunabilecek temel bir hak olarak kabul edilmelidir. Ⅵ KAYNAKLAR -BBC NEWS, EU Warns 17 States on Energy Laws, , (Erişim tarihi: Nisan 2006). -David Hall, “Evaluating the Impact of Liberalisation on Public Services - A Critique of the European Commission 2004 Report ‘Horizontal Evaluation of the Performance of Network Industries Providing Services of General Economic Interest’”, PSIRU Reports, Business School, University of Greenwich, London, 2005. -EIA/DOE, Changing Structure of Electric Power Industry 2000: An Update, Washington, 2000. -European Commission, Towards An Efficient Internal Energy Market, Conclusions of the 2005 Report on the Functioning of the Electricity and Gas Markets, Brussels, 2005a. -European Commission, Communication from the Commission to the Council and the European Parliament: Report on Progress in Creating the Internal Gas and Electricity Market, Brüksel, 2005b, -European Commission, Technical Annexes to the Report from the Commission on the Implementation of the Gas and Electricity Internal Market, Brüksel, 2005c. -European Commission–Eurostat, Gas and Electricity Market Statistics, 1990-2006, 2006. -European Commission, Corrigendum Commission Communication on Progress in Creating the Internal Gas and Electricity Market, Brüksel, 2006. -European Commission-Eurostat, Gas and Electricity Market Statistics, 2007. -Fabio Domanico, “Concentration in the European Electricity Industry: The Internal Market as Solution?”, Energy Policy, 35(10), 5064-5076, 2007. -Platts Top 250 Global Energy Companies, , (Erişim tarihi: Mart 2007). -PricewaterhouseCoopers, Power Deals Annual Review, 2002-2007. -Tooraj Jamasb, “Reform and Regulation of the Electricity Sectors in Developing Countries”, Cambridge Working Papers in Economics, University of Cambridge, 2002. -Steve Thomas, “Viewpoint - The Seven Brothers”, Energy Policy, 2002a. -Steve Thomas, “Sustainability and the British
Electricity Reforms”, Presentation to the Second International Panel: Energy for Sustainable Societies, Bogota, 2002b. -Vattenfall Annual Report, 2006.