Cumhuriyet Enerji · Sayı 20 · Kasım 2010
ÇED'in amacı tepkiyi yok etmek
Çevre ve iklim Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mevzuat ve hukuk
Anahtar kelimeler
- ÇED Yönetmeliği
- HES
- Çevresel Etki Değerlendirmesi
- kurulu güç sınırı
- hidroelektrik santral
- Köprüçay Projesi
Özet
Yazar, HES projelerinde uygulanan ÇED sürecinin toplumsal tepkiyi geçiştirmek amacıyla kurgulandığını, kurulu güç sınırlarının bilimsel dayanaktan uzak biçimde belirlendiğini ve neredeyse tüm ÇED kararlarının olumlu çıktığını eleştirmektedir. Ekolojik ve toplumsal faydayı önceleyen gerçekçi proje yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini savunmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Cumhuriyet ENERJİ G 7 Aralık 2010 - 20
YASAK SAVMAK, GEÇİŞTİRMEK MANTIĞIYLA HAZIRLANIYOR
ÇED'in amacı
tepkiyi yok etmek
İsmail KÜÇÜK Meteoroloji Müh. Odası Eski Başkanı [email protected]
Enerji kaynaklarının çeşitliliği ve yerli kaynaklara bağlı enerji üretimi, enerji güvenliği açısından en önemli koşuldur. Hidrolik enerji tesislerinin bir kısmı üretim yapısı bütününe göre yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda bakıldığında hidrolik enerji, enerji kaynakları içerisinde yararlanılması gereken öncelikli kaynaklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Ancak hidrolik enerji tesisleri, fizibilitesinden üretim süreci sonrasını kapsayacak şekilde havza bazında bir bütün olarak, doğal yaşam, sosyolojik ve kültürel etkiler dikkate alındığında gerekli faydayı sağlayabilir.
Hidrolik enerjiden daha fazla yararlanma adına kanunlar yeniden düzenlenmiştir. En önemli düzenlemeler, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile özel sektörün hidroelektrik santralları (HES) inşaatlarına başlamasıyla gündeme gelmiştir. Oysa 3096 ve 3996 sayılı kanunlar ile Yap-İşletDevret ve Yap-İşlet ile kamu elinden çıkarılan santrallarda inşaat ve işletim sürecinde bir çok sorunlar yaşanmış ve bu konuda hiçbir çözüm üretilememiştir.
4628 sayılı Kanun sonrasında HES inşaatlarının başlamasıyla birlikte yaşanan sorunları yerinde gören çevre halkı HES’lere karşı yasal ve meşru mücadeleye başlamışlardır. Siyasi irade HES’lere karşı oluşan toplumsal tepkileri çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporları ile yok etmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla süreç içerisinde işleyişte bir çok değişikliğe gidilmek zorunda kalınmıştır. Ancak bu değişikliklerin hiçbir tanesi yaşanan çevresel sorunları düzeltecek ya da azaltacak önlemler olamamıştır.
ÇED Mevzuatında HES
Resmi Gazete'de 17 Temmuz 2008 tarihinde yayımlanan ÇED Yönetmeliği'nde çevresel etki değerlendirmesi, “Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar” olarak tanımlanmaktadır. Yönetmeliğin uygulamasındaki yetki devirleri 5. madde diye verilen karar
ile belirlenmiştir.
örnekleri çoktur.
Yönetmelikte ÇED işlemleri, “çev- Toplumsal direresel etki değerlendirmesine tabi proje- nişin olduğu yerler” ve “seçme eleme kriterleri” diye iki lerde “ÇED gebaşlık altında sayılmıştır. Çevresel Etki rekli” kararı ve-
Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler rilmekte, direni-
Listesi'nde, “su depolama tesisleri (göl şin olmadığı yerhacmi 10 milyon m3 ve üzeri olan ba- lerde ise konu
raj ve göletler) ile geçiştirilmektekurulu gücü 25 dir. Bu durum,
megavat (MW) seçme-eleme
ve üzeri olan nehir kriterlerinin oltipi santraller” sa- madığını, keyyılmaktadır. Seç- fiyete göre işlem yapıldığını açıkça
me, Eleme Kri- göstermektedir.
terleri Uygulana-
Çizelgede görüldüğü gibi enerji
cak Projeler; “su sektöründeki ÇED raporlarından sadedepolama tesis- ce bir tanesi olumsuzdur. Bu, Köprüçay
leri (göl hacmi 5 Projesi (Beş Konak 1 Barajı ve HES) için
milyon m3 ve verilen olumsuz karardır. Alternatif
proje olarak sunulan Köprüçay Projesi (Beş Konak 2
Sektör Dağılımı Olumlu Olumsuz Toplam Baraj ve HES) için ise aynı
Termik
HES
İletim
Jeotermal
44 125
tarihli kararla olumlu raporu verilmiştir. Veriler bu kapsamda değerlendirildi-
ğinde, enerji sektöründe hiç
bir ÇED olumsuz sonuçlan-
Sulama
mamıştır.
Rüzgar
Geçmiş örnekler ele
Toplam
alındığında bundan sonra-
Çizelge 1. Enerji Sektöründeki ÇED Karar Sonuçları
sında HES’ler için hazırlanacak olan ÇED’lerin hepsinin olumlu olacağına ilişkin öngörü yanlış olmaz.
üzeri baraj ve göletler) ile kurulu gücü
0.5 MW ve üzeri olan nehir tipi sant- Kurulu güç kriter olamaz
raller” olarak belirlenmiştir.
Toplumsal tepkiler sonucu kurulu
ÇED uyguyamalarında HES
güç için 50 MW olan sınır değer 25 MW’a indirilmiştir. ÇED hazırlamak is-
Enerji sektöründe toplam 320 temeyen şirket, 25 MW olan santral gü-
ÇED’in 125 tanesi HES’lere aittir. (Çi- cünü 24.5 MW olarak gösterebilir.
zelge 1) Aynı ve benzer özellikteki Gücü bu kadar azaltmak enerji üretimini
havzalarda benzer HES’ler için “ÇED azaltmayacağı gibi ÇED raporu gibi bir
gerekli” ya da “ÇED gerekli değildir” işlemden kurtulmanın yolu açılmış olur.
Kurulu gücü 0.5 MW altında olması
demek, aynı bölgede inşa edilecek daha
büyük güçteki bir santraldan daha az etki
yaratacağını göstermez. Aynı şekilde 0.6
MW kurulu gücü de 0.5 MW değerin altına çekmek işletmeci açısından bir zarar oluşturmaz. Ancak ÇED gibi bir işlemden kurtulur.
Aynı ya da benzer yerde yapılacak
tesisin kurulu gücünün 25 MW ya da 0.5
MW'dan az ya da çok olmasının ÇED
gerekliliği kararı için belirleyici kılınmasının bilimsel bir dayanağı yoktur.
Kurulu güçle ÇED’in ilişkilendirilmesi doğru değildir. Kurulu güce bağlı ÇED zorunluluk ve gereklilik ifadeleri sadece toplumsal tepkileri sönümlemek amacıyladır.
Proje yok ÇED var
ÇED hazırlayabilmek için, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın belirlediği kriterlere göre yeterlilik belgesinin alınması ve belli kriterlerde meslek disiplinlerinin çalıştırılması zorunlu tutulmaktadır.
ÇED hazırlanmasında kullanılan veriler öncelikle HES projelerinden alınmaktadır. Oysa HES’lerin, fizibilite ve uygulama projelerinin hazırlanması aşamasında aranan her-
Hidro elektrik santral projelerinde çevre etki değerlendirme raporları yalnızca formaliteye dönüşmüş durumda.
Oluşan toplumsal tepkiyi yumuşatmayı amaçlayan raporlar bir kenara bırakılıp, ekolojik gereksinmeler ve toplumsal faydayı ön planda tutan projeler üretilmeli hangi bir kriter yoktur. Yani, bu mühendislik yapılarını projelendirmek için hiçbir mühendis çalıştırılması zorunlu değildir. Sonuç olarak, mühendisleri belli olmayan yada kimler tarafından hazırlandığı bilinmeyen HES projelerine ÇED hazırlanmaktadır.
ÇED'lerin ve projelerin hazırlanmasındaki bu ikilem, ÇED'lerin çevresel etkileri azaltmaya dair olmadığını açıklamak için yeterlidir.
ÇED’ler formalite oldu
Doğal yapısı çok farklı özellikler gösteren Türkiye gibi bir ülkede bütün ÇED'lerin olumlu olması dikkatle sorgulanması gereken bir konudur. Her şeye rağmen bütün ÇED’ler olumlu sonuçlanmaktadır. Bu durum HES ve ÇED gerçeğini yansıtmaktadır.
Aynı havzada ya da ilişkili havzalardaki HES’lerin ÇED’leri birbirinden bağımsızmış gibi değerlendirilemez. ÇED değerlendirmeleri bütünleşik olarak yapılmak zorundadır.
Günümüzde ÇED, bir formalitenin yerine getirilmesi olarak işlem gördüğünden, yatırımcılar doğal olarak ÇED'i işleri geciktiren işlemler olarak algılamaktadırlar.
Mühendislik kriterlerinden uzak, ekolojik, sosyolojik ve kültürel yaşamı yok sayarak ortaya konan HES projeleri durdurularak, ekolojik gereksinimler ve toplumsal fayda gözetilmek koşuluyla gerçekçi projeler üretilmelidir. ÇED ve ÇED süreçleri özünden uzak sadece formaliteden ibarettir.