Elektrik Mühendisliği · Sayı 459 · Aralık 2016

ENDÜSTRİ 4.0: BİR TEKNO-POLİTİK DEĞERLENDİRME

Osman Coşkunoğlu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
2016
Sayfa
6
Okuma süresi
20 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Bilgisayar, yazılım ve internet, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Endüstri 4.0
  • Dördüncü Sanayi Devrimi
  • TÜSİAD
  • Gartner Hype Döngüsü
  • Nesnelerin İnterneti
  • yapay zeka

Özet

Yazar, Endüstri 4.0 kavramının ortaya çıkışını, Almanya ve şirketlerin bu kavramı yaygınlaştırmadaki rolünü, ilgili teknolojileri ve Gartner'ın Hype Döngüsü çerçevesinde bu teknolojilerin olgunluk düzeylerini tekno-politik bir bakışla değerlendiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Prof. Dr. Osman Coşkunoğlu 22. ve 23. Dönem Milletvekili

Almanya’da 2011 yılında Hannover Sanayi Fuarı’nda ortaya atılan Endüstri 4.0 ya da Dördüncü Sanayi Devrimi

açıkça belirtiliyor. Dolayısıyla Endüstri 4.0 kavramının gündeme girmesi için Almanya ve Alman teknoloji şirketleri

kavramı, hızla dünyada ve ülkemizde gündeme yerleşti.

yoğun ve etkin bir çaba gösterdi.

Kavramın dikkat çekmesinde ve yaygınlaşmasında, biri teknolojik üçü daha çok politik nitelikte olan dört önemli unsur rol oynadı.

Üçüncüsü; 20-23 Ocak 2016 tarihinde Davos’da gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nun teması olarak Endüstri 4.0 seçildi ve dünyanın çeşitli ülke ve şirketlerinin katılımıyla

Birincisi; başta Moore Kuramı gereği, yongaların hesaplama gücünün üssel artış ile İnternet’in sağladığı küresel ağ kapasitesindeki artış sonucu günümüzde bir teknolojik patlama

yoğun bir şekilde tartışıldı. Böylece kavram dünya gündemine olduğu kadar ülkemiz gündemine de yerleşti.

yaşıyoruz. Yakın geçmişe kadar bilimkurgu konusu olan yeni

Dördüncüsü; Endüstri 4.0 teknolojilerini dünyada pazarlateknolojiler bir yandan günlük yaşamımızda yer alırken,

yanlar içinde önde gelen Siemens ve Bosch gibi şirketler ile

diğer yandan iş dünyasında yıkıcı etkiler ortaya çıkardı.

bu konuda danışmanlık hizmeti sunan Boston Consulting

İkincisi; Alman Hükümeti 14 Temmuz 2014 tarihinde, Endüstri 4.0 kavramını da içeren teknoloji politikasını yayımladı: “İleri Teknoloji Stratejisi 2020.” Bu stratejinin, Endüstri 4.0 bağlamındaki teknolojileri sadece geliştirmeyi ve kullanmayı değil, dünyada pazarlamayı da hedeflediği

Group, Accentura, McKinsey gibi uluslararası kuruluşlar etkin bir kampanya ile kavramın yaygınlaşmasına ve gündemlere yerleşmesine yardımcı oldular. başlayan üçüncü devrim, son yıllarda ortaya çı

Dolayısıyla, Endüstri 4.0 kavdröarmdüınnıcnü gdeüvnrdimem…e Eontudürmstrais4ı.0 kavramı arkasın sadece sayısal teknolojilerde görmektÖetoeldyuanğduamnu, zsapyaıtslaalmtaeknolojiler ve onla

kitaplardan birisi olan, Massachussets Institute

Brynjolfsson ve Andrew McAfee‟nin yoğun

Dördüncü mü, Yoksa İkinci mi?

Machine Age” (İkinci Makine Çağı) başlıklı d

yaşıyoruz.

18. Yüzyıl’da buhar gücü ile başlayan Sanayi Devrimi, 19. Yüzyıl sonunda elektrik ve seri

üretimle başlayan ikinci devrim, 1960’larda yaygın bilgisayar kullanımı ve otomasyon ile

başlayan üçüncü devrim, son yıllarda ortaya çıkan akıllı makineler ve İnternet ile başlayan

dördüncü devrim… Endüstri 4.0 kavramı arkasındaki iddia budur.

Öte yandan, sayısal teknolojiler ve onların yarattığı yaşadığımız çağı en iyi anlatan kitaplardan birisi olan, Massachussets Institute of Technology (MIT) akademisyenleri, Erik Brynjolfsson ve Andrew McAfee’nin yoğun bir araştırma sonucu yazdığı “The Second Machine Age” (İkinci Makine Çağı) başlıklı değerli ve önemli kitaba göre İkinci Devrimi yaşıyoruz.

Brynjolfsson ve McAfee’ye göre, düne kadar bilim kurgu kitaplarında sözü geçen teknolojilerin şimdilerde ortaya çıkıp yıkıcı etkiler yaparak yaşamımıza girmeye başlamasının

arkasında sayısal teknolojilere özel niteliklerin yarattığı üç neden var:

1. Teknoloji üssel bir gelişme içerisinde. (Moore Kuramı) Üssel büyümeyi sadece yonga

teknolojisinde değil; örneğin yapay zeka, insansız hava aracı, robotik, nano-teknoloji

alanlarında da görüyoruz. Bu teknolojiler yeni değil. Fakat minyatürleşmeyle beraber

bilgi-işlem gücündeki üssel artış, bu teknolojileri genel ve endüstriyel kullanıma uygun

hale getirdi. 2. Ortaya çıkmış olan sonsuz bilgi parçacıklarından bazılarını yaratıcı bir şekilde fikir veya uygulama ortaya çıkartılabilir oldu. (rekombinan inovasyon) Örneğin

bbiilrdlietkşetkiornteoormleokoBjiblryieylernpimnjyooeşltnfiomsirsbudoini,rlebüvridrerçeüoMnok,rctaAyfaeeç‟ıykeıp

göre, düne yıkıcı etkil

algılayıcı, hızlı yongalar ve sayısal haritalar ile cadde bilgileri bir araya getirilince, ortaayraka-syınadkaınsabyirısgaelçtmekinşeolkoaji-lere özel niteliklerin y

dar bilim kurgu konusu olan- sürücüsüz otomobil çıkıyor. Rekombinan inovasyon ile yenilikle1r .sadecTe eükrnüonlloejridüessel bir gelişme içerisi

ve imalatta değil, hizmet sektöründe, işletme modellerinde ve imalat süreçlerinde de ortayyoangçaıktıeykonro: lUojbiseirn,dAeirdbenğbil,; örneğin yapay zeka

sosyal ağlar, akıllı kentler gibi.

alanlarında da görüyoruz. Bu teknolojiler yeni

3. Her enformasyonun ve mecranın bitlerle ifade edilip sayısallaşması, hem bilginin doliaşşleımm vgeüciülentdişeikmi üzsasmelaanrıtnışı, bu teknolojileri gene

saniyelere indirerek inovasyonu (yenileşim) ve bilimsel gelişmeyi hızlandırıyor hem de sayısal2b.ir ürüOnürta(yöarnçeığkimn ış olan sonsuz bilgi p

e-kitap veya bir yazılım) çoğaltmanın marjinal maliyetini sıfıra indiriyor. Ayrıca bulbuirtleteşktinreorleokjileyreipysaenyiesbinirdeürün, fikir veya uygu

yazılım sahibi olmak yerine, hatta veri merkezleri sayesinde donanım sahibi olmak yeriinneovbausnyloanr)ı kÖirranleağminakbgilidbiik otomobil motoru,

seçenekler ortaya çıkıyor.

haritalar ile cadde bilgileri bir araya getirilince,

Tüm bunların yıkıcı etkileri yaşamın ve iş dünyasının çok yerinde görülüyor ve hızla devam edkeorenkusyuaygoılnalna-şıysoürr.üYcüaşsüamz ıotomobil çıkıyor. R

ve iş dünyasını dönüştüren bu yıkıcı etkinin benzerini sadece 18. Yüzyıl’da başlayan Sanayi Düervürnilmerid’nedveegiömraelbaitltiayodreuğzil., hizmet sektöründe, i

Endüstri 4.0 kavramının içerdiği ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerinde benzer bir etki görüolrmtayeamçiışktiıry.or: Uber, Airbnb, sosyal ağlar, akıllı

Dolayısıyla İkinci Makine Çağı daha doğru bir kavramdır. Fakat bu yazının amacı kavramsal bir tart3ış.ma olHmeardıeğnı fioçirnm,asyonun ve mecranı

yaygınlaşmış olan Endüstri 4.0 kavramı kullanılmaktadır.

bilginin dolaşım ve iletişim zamanını saniyelere gelişmeyi hızlandırıyor hem de sayısal bir

çoğaltmanın marjinal maliyetini sıfıra indiriyor.

sahibi olmak yerine, hatta veri merkezleri say

kiralamak g2i0b1i6sAerçaelnıke•klSearyoı-4rt5a9ya çıkıyor.

Tüm bunların yıkıcı etkileri yaşamın ve

devam ederek yaygınlaşıyor. Yaşamı ve iş dün

sadece 18. Yüzyıl‟da başlayan Sanayi Devrimi

ile ilgili değildir. Nitekim ülkemizde bu konuda öncü rolünü TÜSİAD oynadı. Eylül 2015’de TÜSİAD tarafından bir açıklama yapıldı, daha sonra Mart 2016’da Boston Consulting Group ile beraber “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0” başlıklı raporu yayımlandı. Aynı anda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da konuya sahip çıktığını açıkladı. Daha sonra bakanlığı devralan Faruk Özlü de aynı anlayışı açıkladı.

Böylece Endüstri 4.0 kavramı ülkemiz gündemine şirket bakış açısı ve siyasi söylemle yerleşti. Oysa konu çok boyutludur ve daha derindir. Bireyi, toplumu ve üniversiteleri de ilgilendiren bir konudur.

Teknolojiler

Boston Consulting Group’a göre Endüstri 4.0’ı tetikleyen teknolojiler: Nesnelerin İnterneti, büyük veri analitiği, yapay zeka ve makine öğrenmesi, akıllı ve insanla beraber çalışabilen robotlar, bulut bilişim, yatay ve dikey yazılım bütünleşmesi, benzetim (simülasyon), artırılmış gerçeklik, 3 boyutlu yazılım (katmanlı üretim), siber güvenlik. Bunlara duyargalar (sensörler), insansız hava araçları, genetik ve blok zinciri teknolojileri de eklenebilir.

Bu teknolojilerin nerede ve nasıl kullanılabileceği ile hangileri üzerinde anlamlı Ar-Ge yapılabileceği sorularını yanıtlamak için, şu anda hangi durumda olduklarını bilmek yararlı olur. Saygın araştırma ve öneri geliştirme kuruluşu Gartner’ın geliştirdiği Hype Döngüsü Kuramı işte bu bilgiyi kısmen sağlıyor.

Gartner kuruluşu, henüz olgunluğa erişmemiş teknolojilerin Hype Döngüsü içindeki yerini her yıl yayımlar. (Şekil-1)

Gartner’ın Hype Döngüsü

Önemli bir teknoloji ilk ortaya çıktığında, genellikle magazin nitelikli, heyecan verici ütopik veya distopik beklentiler yaratır. Örneğin “Endüstri 4.0 sayesinde, insansız fabrikalar çalışırken, elektrikleri de kapatıp gideceğiz ve akıllı robotlar bize hizmet ederken keyfimizeTbekankoalocjialeğrız” türü ütopik veya “İnsansız fabrikalar İnnteerdneetBin,obisüytoylnüekCvionenrsisuaaltninanlglitaiGğrri,ouyişapp‟saaiygzözrekekaEanvladeücmsatarkki i4n.ev0‟eöığteraetinkkmlıeleylseıin, artkeoıklbnlıoovloetjliinalesrra:ınNnlaesbneeralebreinr ç(esaislmışiüarbliaisloeynolnaro)r,baaorkttlıarryıl,mabşuışlaugytebarçicleikşailmikk,”, y3atbtüaoyyruvüteluddiykiaeszyıtloyımapz(ıiklkıamtmöbayüntkülınüülerleşemtirmesy)i,a,sbyibegnerzıengtüi-mvenlik. Blaunşlıarra. dGuyearrgçaleark(çseinsaönrlear)l,iiznsvanesızyoharvua maraçlalarrı,ogekneatidk averbdlorkazminciarittiekknolojileri de eklenebilir.

ve heByueteckanonlojvileerrinicneireodlemveandasıılğkıulilaçniınlabiyleecteeğiriilenhcaengimlerieüdzeyraintdiekanlamlı Ar-Ge oyoalulprmı.laSbaaiylzeg,cınedğaiirskaoşkrtıuralmatraeınvıeaylöaınnneıtrlmiagmeaalizkştiiçvrimen,ebşkuuearkunldluaeşuhnaGtniaglritednruerr‟utımnırdgmaeloişaltdinrudkıirlğa.irıHnıypbeilmDeökngyüasrüarlı KZuarammıGaişantreltbanuerbb’iıulngiHyöiyykpıkesmüDeölnengsraüğsglüıyeorrç. ekleşmeyince, beklenti ve ühtoapyikavlÖleneyearmddliiesbtoibrpiitkerkbnçeokölloekjniütiillşkeroyyrataaşryaaatınrç.ııkÖrtrı.ğnıAenğdnina,c“gaEeknndeülolsinktrlide4ma.0nagsaasyzoiensninnridtaeel,iakinlnis,a-hnesıyzecfaanbrvikearliacri çlaalımşırlkıena,nelaelkitzrikvleeriydoerkuapmatılpagridöenceğpizlavne aakçılılıkraorbovtleartbeizkenhoizlmoejtinedienrken keyfimize bakacağız” türü ütopik veya “İnsansız fabrikalar nedeniyle insanlar işsiz kalacak ve akıllı rgobeortlçareınkçesiiridoelağraekrlyeaşnaydaciarki”lmtüreüsdiisstoüpirkeöcyiknüleer gyairygiılnilra.şırD. Gaehrçaekçi analiz ve aysloıornunmmarlzaarvdeo abkeatkdelaerkndtnirlaeomrltaoırtijmkianvneiınrh. evyeecrainmvelriicki uolmllaadnığıımiçindyöenteerinmceimbeadyşaltaikr.olmaz, dikkate

Zamanla bu öyküler gerçekleşmeyince, beklenti ve hayallerde bir çöküş yaşanır. Ancak ondan sonra anlamlı analiz ve yorumlar ön plana çıkar ve teknolojinin gerçekçi değerlendirilmesi sürecine girilir. Daha sonra da teknolojinin verimli kullanım dönemi başlar.

Gartner kuruluşu, henüz olgunluğa erişmemiş teknolojilerin Hype Döngüsü içindeki yerini her yıl yayımlar. (Şekil-1)

Tasarımcıya Not: Burada ġekil 1 Kullanılacak Endüstri 4.0 Teknolojilerinin Olgunluk Düzeyi Şekil-1‟deki durumlarına bakarsak, Endüstri 4.0 bağlamında sözü geçen teknolojilerin çoğu henüz verimli kullanım dönemine girmemiştir. Akıllı robotlar (smart robots) hala tırmanışta. Akıllı büyük veri analitiği (smart data discovery), ticari kullanımda insansız hava

Şekil 1- Hype Döngüsü-Gartner Araştırma Kuruluşu

Endüstri 4.0 Teknolojilerinin Olgunluk Düzeyi

Şekil-1’deki durumlarına bakarsak, Endüstri 4.0 bağlamında sözü geçen teknolojilerin çoğu henüz verimli kullanım dönemine girmemiştir. Akıllı robotlar (smart robots) hala tırmanışta. Akıllı büyük veri analitiği (smart data discovery), ticari kullanımda insansız hava araçları (drones), Nesnelerin İnterneti platformları (IoT platforms), akıllı robotlar (smart robots) ve blok zinciri (blockchain) teknolojilerinde beklentiler hala tırmanışta. Makine öğrenmesi (machine learning), siber güvenlik için önemli olan yazılım-tanımlı güvenlik (software-defined security) ve sürücüsüz otomobil teknolojileri, beklentilerin zirvesine ulaşmış. Sanal gerçeklik (augmented reality) teknolojisi aydınlanma sürecine girmiş, artırılmış sanal gerçeklik de (augmented virtual reality) yaklaşıyor.

Şekilde yer almayan benzetimin Bulut bilişimin, yatay ve dikey yazılım bütünleşmesinin zaten verimli kullanım aşamasına ulaşmış olduğunu biliyoruz. Şekil-1’de yer almayan 3 boyutlu yazılım teknolojisini yorumlamak zor. Hala “3 boyutlu yazılım sayesinde artık herkes evinde bile üretici olabilecek” gibi hayaller (hype) sürerken -her ne kadar roket veya takı gibi özel bazı ürünlerde kullanılıyor olsa dabu teknolojinin olgun ve verimli kullanım sürecine girmiş olduğu sonucuna varmak zor.

Yukarıdaki analize iki tür itiraz gelebilir. Birincisi, yukarıda hala bir hayal aşamasında olduğu iddia edilen bazı teknolojilerin kullanımda olduğu ileri sürülebilir. Örneğin Endüstri 4.0’ın omurgası diyebileceğimiz Nesnelerin İnterneti’nin, Şekil-1’de hala bir hayal olarak gösterilmesine itiraz edilebilir. Fakat İnternet’e bağlı nesnelerin sadece siber-saldırılar karşısında yeterli güvenliği olmadığını değil, bu nesnelerin bir siber-saldırıda botnet olarak kullanılabileceğini 21 Ekim günü, ABD’de Dyn sunucu firmasına yapılan dev DDoS saldırısından sonra öğrenmiş olduk. Bu durumda, bir işletmenin, fabrikanın Nesnelerin İnterneti ile güvenli bir şekilde çalışacağını iddia etmek mümkün değil.

Yukarıdaki analiz, Endüstri 4.0’ın henüz bir hayal olduğunu ve verimli bir kullanımdan 5-10 yıl uzakta olduğunu gösteriyor. Bu analize ikinci itiraz, bazı şirketlerin insansız fabrikaları daha şimdiden kurup etrafa gösterdiği yönünde olabilir. Endüstri 4.0 kavramını ve ilgili teknolojileri pazarlama çabasında olan bazı dev imalatçı şirketlerin vitrinlerine koydukları insansız fabrikaları prototip olarak değerlendirmek daha doğru olur. Ayrıca Endüstri 4.0 insansız fabrika ile özdeşleştirilmemeli.

Güvenilirlik, Etik ve Hukuki Sorunlar

Söz konusu teknolojilerin henüz bir hayal döneminde olması, sadece teknik boyutlardaki gelişmelerinin tamamlanamamış olması ile de ilgili değildir. Bu teknolojilerle ilgili güvenilirlik, etik ve hukuki konularda gerekli standartlar ve mevzuat altyapısı da eksiktir.

Karmaşık büyük veri, yapay zeka ve makine öğrenmesi algoritmalarının (Harezmi Yolu) -kasten veya yanlışlıkla- yanlı veya sakıncalı sonuçlar verebildiği, güvenilir olamayabileceği biliniyor. Bunun çok yeni iki örneği, Facebook ve Microsoft ile yaşandı. Facebook’un karmaşıkbir büyük veri algoritması ile çalışan haber akışının yanlı olduğu iddiası ciddi eleştirilere neden oldu. Microsoft’un Twitter’da sohbet amacıyla gururla ortaya çıkardığı, yapay zeka içeren Tay botunun ırkçı, küfürbaz ve seksist bir bota dönüşmesi sonucu, 24 saat içerisinde geri çekildi. Kapalı kutu olan karmaşık algoritmaların

güvenilirlik sorunu olabileceğinin farkında olan Obama, 2014 yılında bir çalışma grubu kurdu. Bu çalışma grubu, sorunu inceleyen ve çözüm arayışları içeren yıllık raporlar yayınlar. Karmaşık algoritmaların güvenilirliği hala ciddi bir sorundur.

Yapay zeka araştırmalarının ve ortaya çıkan ürünlerin toplumsal sorumluluk açısından etik bir anlayıştan yoksun olabileceği uzun süredir dillendirilen bir konudur. Ancak sürücüsüz bir Tesla otomobilinin ölümcül bir kaza yapması sonucu, geçtiğimiz Eylül ayında, yapay zeka araştırma ve uygulamalarında etik denetleme ve standartlar geliştirme amacıyla Google, Microsoft, Facebook, Amazon ve IBM bir araya geldiler. O kazadan hukuken kimin sorumlu olacağı sorusu ise henüz yanıtlanamadı.

TÜSİAD’ın Yaklaşımına Kısa Bir Eleştirel Bakış

Ucuz işgücü ile rekabet gücü elde etmiş olan Çin, “inovasyon süngeri” olmaktan “inovasyon lideri” olmaya evrilmeyi hedeflerken, ülkemizde inovasyon yerine işgücü maliyeti hala önde gelen unsur olmaya devam ediyor. TÜSİAD ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanmış “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0” başlıklı raporda, inovasyon üzerinde hiç durulmamış. Endüstri 4.0’ın sağlayacağı yararlar arasında inovasyon yer almıyor. Raporun başlığı dikkatli seçilmiş, sadece “gereklilik” ifade ediliyor, “yeterlilik” değil. Fakat inovasyonun da gerekli olduğu ifade edilmiyor. Türkiye’nin Endüstri 4.0 Stratejisi’ne yön vermesi beklenen bu önemli rapordaki şu cümleler, rekabet gücü için hala sadece maliyete odaklanıldığı izlenimi veriyor (sayfa 36):

“Türkiye 98 ortalama birim maliyet ile üretim yaparken, ABD 100, Almanya ise 121 ortalama birim maliyetle üretim gerçekleştirmektedir. Diğer bir deyişle, Türkiye’deki ortalama doğrudan üretim maliyetleri Almanya’nın yüzde 23, ABD’nin ise yüzde 2 altındadır. Bu analiz, Türkiye’nin küresel değer zincirinden pay almak ve ihracat platformunu güçlendirmek için sahip olduğu rekabet avantajının altını çizmektedir.” TÜSİAD, Samsung, Deloitte ve GFK imzalı “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” raporuna göre, katılan CEO’ların yüzde 21’i verimliliği artırmak, yüzde 19’u rekabet avantajı, yüzde 19’u müşteri talebini hızlı yanıtlamak, yüzde 12’si karlılık için sayısal teknolojilere önem verdiklerini belirtmişler. Ayrıca sayısal teknolojilerin operasyonel verimlilikte (yanıtların yüzde 22’si), müşteri deneyiminde (yüzde 16) ve stratejik karar verme süreçlerinde (yüzde 12) değer yarattığı görüşü ortaya çıkmış.

Burada yine dikkat çekici bir eksiklik var: inovasyon. Oysa Deloitte Üniversitesi ile MIT Sloan Management Review ortaklığıyla yapılan, dünya çapında 4 bin 800 yönetici ve analist ile görüşmeleri kapsayan benzer bir araştırmada, sayısal teknolojilerin değer yaratan en önemli alanları arasında inovasyon da yer alıyor.

oluşturuyor. Başka bir deyişle, SFS, fiziksel gerçeklikler ile bilgisayar ve iletişim

teknolojilerinin bağlantı içerisinde olmasını sağlayan sistemlerdir. Sanal dünya ile gerçek

dünya arasındaki zaten giderek bulanıklaşmış sınırı yok eden bu etkinleştirici teknolojiler, çok ysaöynılsüalvçeaçğedşaitlyiayşeandiılğikımçiızuydgeuvlraimmabvuedusrürdeiçyleebriinliroizrt.aByaizçimıkmfiazsikınsıelsadğülnamyaayilıeveataktileedşidiymoosirm. İişztdee, devrim niteliğinde -dolayısıyla yıkıcı- değişiEkLlikElKerTyRapİmKaMpoÜtaHnsEiyNelDi oİrStaLyİaĞçıİkmıştır.

Hizmet veya imalat sektöründeki üretim bağlamında, akıllı makineler, lojistik

sistemler, üretim tesisleri ve hepsinden kaynaklanan verilerin yatay ve dikey bütünleşmesi ile

oluşturdukları ağ ise siber-fiziksel üretim sistemlerini (SFÜS) oluşturuyor.

Tanımlamalar Neyi Anlatıyor?

Gömülü sistemlerden SFÜS‟lere giden teknolojik evrime, Endüstri 4.0 diyebiliriz.

Kredi kartından cep telefonuna, ABS frenlerine kadar, içiKnU- TU KUTU KUTBU iKrUTEU-n2 düstri 4.0 Örneği de bilgisayar (yonga) olan cihazlar, yani gömülü sistemleTra,sarıma not: AĢağıdakiOkultuabruraayka veAya kyakıılnlınıa yKerleeĢtniritlmeli.

yaşamımızın hemen her yerinde önemli bir görevi gizlice

BĠR ENDÜSTRĠ 4.0 ÖRNEĞĠ OLARAK AKILLI KENT

yerine getiriyor. Geleneksel olarak, bunlar programlandıktan

sonra bağımsız ve kendi başına işlevini gören sistemlerdi.

Fakat Nesnelerin İnterneti gibi teknolojilerle oluşan küresel

ağ sayesinde, gömülü sistemler hem birbirleriyle hem de

insanlarla iletişim içerisine girebilir oldular.

Küresel ağ sayesinde çevrim içi erişilebilir veri ve hizmetler

ile beraber çalışabilen gömülü sistemler, siber-fiziksel sistemler (SFS) diye isimlendirilen etkinleştirici teknolojileri

oluşturuyor. Başka bir deyişle, SFS, fiziksel gerçeklikler ile

bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin bağlantı içerisinde olmasını sağlayan sistemlerdir. Sanal dünya ile gerçek dünya

arasındaki zaten giderek bulanıklaşmış sınırı yok eden bu

etkinleştirici teknolojiler, çok yönlü ve çeşitli yenilikçi uygulama ve süreçlerin ortaya çıkmasını sağlamayı vaat ediyor.

İşte, sayısal çağda yaşadığımız devrim budur diyebiliriz. Bizim

fiziksel dünya ile etkileşimimizde devrim niteliğinde -dolayısıyla yıkıcı- değişiklikler yapma potansiyeli ortaya çıkmıştır.

Tek başına çipli bir kart, kapalı bir gömülü sistemdir. Bu kart, POS teknolojisiyle

Hizmet veya imalat sektöründeki üretim bağlamında, akıblelıraber bir ağ teTkneoklobjiasşiıonluarç, iapklıillbı ikravkşaarkt,skisatepmallıerbiyirlegböemrabüelrübsiirsStFeSmodluirr.. Bu SFS, diğer

makineler, lojistik sistemler, üretim tesisleri ve hepsindkeennt veri ve hizmBeutlkerairitl,ePbeOraSbeter,knneosnloeljeirsiinylİentberenreatibteekrnboilrojaiğsintei kkunlolalnoajriaski, bir akıllı kent

kaynaklanan verilerin yatay ve dikey bütünleşmesi ile oludşe-nen SFÜS ortoayluarç,ıkaakrıılrl.ıİkştaevyşuakkarsıidsatkeimşelkeirldiyelbeabsietlreaşbtireirlmbiişroSlaFraSkoglöusrte.rilen bu süreç,

turdukları ağ ise siber-fiziksel üretim sistemlerini (SFÜbSi)r Endüstri 4.0BuyuguSlaFmSa,sıdniığtaenrımkleıynotr.veri ve hizmetleri ile beraber,

oluşturuyor.

Gömülü sistemlerden SFÜS’lere Endüstri 4.0 diyebiliriz.

giden

teknolojik

Nesnelerin İnterneti teknolojisini kullanarak, bir

evrime, geri

kalÜEmnlakdmeülasetkrr,idşare4eke.kkEı0lailnlbıkddekaeütvesgbrntüaratmcisüd4ıinte.0külneubeşlultnaintrSeıikllFsmnıÜnoilşoSvjoeiolylearartrlaeakyukgalelgaçlöinışskıtlitamremrraıesirlık.enİn,hşestbraeuyüyılsuskaüeklnraitenreçıköd,nnabodklieorijgileelrenkobniruasumnadcaı

haline geldi. EEnndüdsütrsitr4i.04.0taunıytgımuılnaımvaesınsaıvtuannmımasılnııyoyra.pan teknoloji ve danışmanlık

Ülkelerde Endüstri 4.0

Endüstri 4.0 kavramı kullanılsın veya kullanılmasın, sayısal teknolojiler konusunda geri kalmamak, rekabet gücünü bu teknolojilerle geliştirmek her ülkenin önde gelen bir amacı haline geldi. Endüstri 4.0 tanıtımını ve savunmasını yapan teknoloji ve danışmanlık şirketlerinin etkisiyle, akıllı teknolojilere ve üretim sistemlerine ilgi yoğun. Akıllı teknolojilere ilgi ve amaçlar benzer de olsa, ülkelerin yaklaşımlarındaki ve teknoloji politikalarındaki farklılıklar dikkat çekici.

ABD

Genel olarak sayısal teknolojilerde dünyadaki lider konumunu koruyan ABD’de, Endüstri 4.0 değil, “Endüstriyel İnternet” kavramı yaygın. Bu alanda iki ulusal kuruluş öne çıkıyor. Birincisi, makineler arası iletişim ağı ve akıllı analitik alanlarında gelişmeleri hızlandırmak ve teknolojik öncelikleri belirlemek amacıyla 2014 yılında Cisco, General Electric, AT&T, IBM ve Intel tarafından kurulan, 2016 itibariyle irili ufaklı 237 şirketin üyesi olduğu Endüstriyel İnternet Konsorsiyumu (Industrial Internet Consortium). İkincisi, özel endüstriyel şirketleri, üniversiteleri ve devlet kuruluşlarını içeren Ulusal İmalatta İnovasyon Ağı (National Network of Manufacturing Innovation). Almanya’daki Fraunhofer Institutes’ı model alarak, 2012’de Obama’nın girişimiyle kurulan ve kısaca İmalat ABD (Manufacturing USA) diye anılan bu kuruluş, imalat teknolojilerinin gelişmesine odaklanıyor.

Başkan Obama bu sene Endüstri 4.0’ın doğum yeri olan ve hala önemli bir merkezi olan Hannover Sanayi Fuarı’na katıldı. Fakat orada yaptığı açıklamalarda bu kavramı kullanmadı. Wired Dergisi’nin Kasım sayısına misafir editör olarak bir yazı yazan ve uzun bir söyleşi yapan Obama, devletin müdahaleci olmadan sayısal teknolojilerin geliştirilmesi için uygun ortam yaratan politikalar geliştirmesini savundu.

Demokrat Parti başkan adaylığı kesinleştikten hemen sonra Hillary Clinton, beş maddelik teknoloji ve inovasyon politikalarını, seçim vaadi olarak açıkladı. Birinci ve en önemli madde, beşeri sermayenin geliştirilmesine odaklanıyor. Eğitim konusunda yeni kaynaklar ve projeler vadediyor. Sayısal teknolojilerle ilgili, sürücüsüz araba, makine öğrenimi ve blok zinciri gibi teknolojilerde dünya liderliğini korumayı hedefleyen somut ve ilginç projeler sunuyor. Diğer dikkat çekici vaatler şöyle: İnovasyon ortamı için özgür ve altyapısı güçlü İnternet, açık devlet.

Birleşik Krallık

Endüstri 4.0 kavramına ilgi göstermese de, Birleşik Krallık sayısal teknoloji eğitiminde, 2014 yılında dünyada bir ilki başlattı: Bilgisayar kodlamasını 5 yaşından itibaren öğrencilere öğreten bir eğitim müfredatı geliştirdi ve okullara yerleştirdi.

Geçtiğimiz Eylül ayında ise ilginç bir şekilde Endüstri 4.0 gündeme geldi. Brexit Referandumu’ndan sonra ve sayısal teknolojilerin dikkat çekici yükselişi karşısında, Birleşik Krallık Hükümeti yıllardır ilk kez, somut bir sanayi veya teknoloji politikası oluşturma seçeneğini düşünmeye başladı. Bu konuyu tartışmak niyetiyle, önce Endüstri 4.0 üzerine Parlamento üyelerini bilgilendirmeye yönelik bir rapor hazırladı. Sonra Parlamento’yu sadece Endüstri 4.0 gündem maddesiyle, bir genel görüşmeye davet etti. Milletvekilleri bir yandan rekabet gücü bağlamında, diğer yandan ortaya çıkabilecek işsizlik gibi toplumsal sorunlar hakkında görüşlerini bildirdi. Böylece Hükümet bu görüşler çerçevesinde Endüstri 4.0 ve ilgili teknolojiler üzerine politikalar geliştirme çalışması içerisine girdi.

Almanya

Güçlü bir imalat sektörü sahibi ve Endüstri 4.0 kavramının doğum yeri olan Almanya, doğal olarak bu konuda en atılgan ülke. Ekonomi ile ilgili açıklamalarında konuyu sürekli dile getiren Angela Merkel, Ocak ayında Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği’ni de Endüstri 4.0’ı benimsemeye ısrarla davet etti.

Almanya’nın Endüstri 4.0 promosyonu yapması doğal. Hükümetin “İleri Teknoloji Stratejisi 2020” belgesinde, Endüstri 4.0 teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanılması yanında bunların ihracatı da hedef olarak belirtiliyor. ABD’dekine benzer konsorsiyum ve ağlar da kurulmuş durumda. Ayrıca, teknoloji ihracatı hedefine yönelik olarak, Siemens ve Bosch, Endüstri 4.0 teknolojileri ile çalışan fabrikalarını dünyaya tanıtıyor.

Çin

Ucuz işgücü ile ün yapmış olan Çin, sayısal teknolojilerde iddialı bir atılım içerisine girdi. Hükümet geçen yıl yayımladığı “Made in China 2025” Strateji Belgesi’nde, endüstriyel altyapıyı tamamen daha üst düzeye çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor. McKinsey Global Institute’un bu stratejiyi değerlendiren “The China Effect on Global Innovation” (Küresel İnovasyonda Çin Etkisi) başlıklı raporu özetle şöyle diyor:

“Ufukta Endüstri 4.0 görünmeye başlarken, küresel rekabette önemli bir güç olmaya devam edebilmek için, Çin bir ‘inovasyon süngeri’ olmaktan, bir ‘inovasyon lideri’ olmaya evrilmeyi hedefliyor.”

Bu yıl yayımlanan “13. Beş Yıllık Plan,” Almanya’nın Endüstri 4.0 Stratejisi’nden ilham alarak, bu hedefi daha somutlaştırıyor ve bu plan çerçevesinde Almanya ile stratejik bir işbirliği anlaşması yapılıyor.

Bu işbirliğinin somut sonuçlarından birisi özellikle anlamlı ve dikkat çekici! Haziran ayında Çin, Almanya ile ortaklaşa dev bir yatırım başlattı: Shenyang Bölgesi’nde “Çin-Alman Ekipman İmalatı Endüstriyel Parkı.” Burada yenileşim odaklı Alman ve Çin firmaları, otomobilden akıllı makinelere, robotlara kadar akıllı ve yenilikçi üretim yapacaklar. Sadece akıllı fabrikalar inşa edilmiyor. Bu fabrikalardaki üretimi gerçekleştirebilecek yetenekleri yetiştirmek için, Çin ve Alman firmaları ortaklığıyla bir meslek yüksekokulu da oluşturuldu.

Bunlara paralel olarak, Çin Hükümeti kişi başına 300 dolar olan Ar-Ge kaynaklarını hızla artırıyor, uluslararası inovasyon sıralamalarında hızla yükseliyor ve dünyanın en iyi üniversiteler listesine çok sayıda üniversitesiyle giriyor.

Türkiye

TÜSİAD, ülkemizde Endüstri 4.0 kavramını gündeme ilk getirenlerden. Geçen sene bu konuyu vizyon olarak sahiplendiklerini açıkladı. Bu yılın Mart ayında da Boston Consulting Group (BCG) ile beraberce hazırladıkları “Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0” başlıklı rapor, TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın yaptığı konuşmalarla kamuoyuna açıklandı. Daha sonra bakanlığı devralan Faruk Özlü de konuyu sahiplendiğini ve yakında bir Endüstri 4.0 Platformu oluşturulacağını açıkladı. Bu arada, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu ile TÜBİTAK da Endüstri 4.0 üzerine çalışmalara başladı.

Henüz ortada somut bir proje veya program yok. Fakat gerek sanayi kuruluşlarının gerekse hükümetin Endüstri 4.0 ile ilgili söylemlerinde, akıllı teknolojiler üzerine odaklanıldığı görülüyor. Konunun yenileşim ve eğitim yönünün yeterince dikkate alınmadığı, İnternetteki kesintilerin ve siber-güvenlik yetersizliğinin görmezden gelindiği izlenimi ortaya çıkıyor.

Türkiye’deki Temel Yanlışlar

İnternet ve diğer bazı sayısal teknolojilerden söz ederken sık yapılan yanlışlardan üçü; bu teknolojilerde Türkiye’nin nereden nereye geldiğine bakmak, genç nüfusumuzun göreceli olarak büyük olmasını bir avantaj olarak görmek ve bu teknolojilerin yaygın bir şekilde kullanılmasıyla övünmek.

Türkiye’nin nereden nereye geldiği değil, diğer ülkelere göreceli olarak nerede olduğu önemlidir. Aşağıdaki tablo, uluslararası karnemizin parlak olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla, doğru yaklaşım, tablodaki alt indeksleri inceleyerek, bunları göreceli olarak daha iyi yapma stratejisini belirlemektir.

TÜİK verilerine göre, her üç gençten birisinin ne çalışıyor ne de okuyor olduğu gerçeği ışığında, genç nüfus bir avantaj olmuyor. Dolayısıyla çağa uygun bir eğitim programı yaygın bir şekilde yerleştirilmeden, göreceli olarak büyük genç nüfus bir avantaj olamaz.

İnternet ve cep telefonunun yaygın olarak kullanılıyor olması değil, nasıl kullanıldığı önemlidir. Aşağıdaki tabloda, Web indeks, İnternet’in kişisel ve mesleki gelişim

için ne kadar kullanıldığını ölçüyor. Sosyal ağlar veya cep telefonu ile iletişimde ülkemiz insanı dünyada ön sıralarda yer alırken, İnterneti kişisel ve mesleki gelişim için kullanmada çok geride kalıyor. Dolayısıyla gençlerle beraber anne babaları da eğiten, toplumsal ve kültürel sermayeyi yükseltecek, bilinçlendirecek kültürel ve eğitsel politikalar ve kampanyalar geliştirilmeli.

Endüstri 4.0’ı kaçırma lüksümüz yoksa en az akıllı teknolojiler kadar yukarıdaki konuların da odakta olması gerekir.

Türkiye Gerçeği: Uluslararası Karnemiz • İnovasyon (WIPO): 58/141 • Yaratıcılık (Toronto Ü.): 88/139 • Rekabet Gücü (WEF): 51/140, 2016-2017: 55/138 • BT Indeks (WEF): 48/143 • Bilgi Toplumu (ITU): 69/167, 2016-2017: 70/175 • İnternet Hızı (Akamai): 54/136 • Web Indeks: 38/86 • İleri teknoloji ihracatında, 2012’de hala 1992 düzeyindeyiz (TEPAV)

Ülkemizin Endüstri 4.0 konusunda iddiası üzerine daha

yor. Floridi, 2014’de yayımlanan “The Fourth Revolution”

somut değerlendirmeler yapmak için, kurulacak Endüstri

kitabında, bireyin evrensel konumunun önemini azaltan

4.0 Platformu yapısına ve gündemine bakmak gerekir.

üç devrimden geçtiğini iddia ediyor: Önce Kopernik, evrenin merkezinde değil kenarda bir gezegende yaşadığımızı

Yeni Teknolojiler Karşısında İnsan

kanıtladı; sonra Darwin özel bir yaratık değil, hayvandan

ordvEsnaeeleonadlğlk,roigisaikjşmeakiailnymellıteirsbak,lannikalr(eıan(ymddybaleaaeladağmncdraiiaaşsıyynialismelkkiaatia,neEbgrbalaeinoluk)lçyda)viuryü.reıetmsntnbtadreiiyaeisdokl4ieüli.ko0snaajıilykçnkıaanıındarvallrıabaalamnribmllbiiaarrıuzr:neıl.İynıaşBi-nnfzuüıkadztleyaeoşnanynue-Knmfiiozetpiekrke-k-renÖziiknn,cdeeevebrdveereliinlrğdrliioenilğnlüimmzoeeilzdskidiuangüğdBvönueesiçncl,tgaümeuklirıoÇiadşbdınkiiayd;ritğonridıradoeabalFehüiörtrlambtoğeiresry.üioeiŞdnzinnilieme.mrdayıdköeşFainsırirdeebşlenuiıikleadikdnfk,aeeıçdrllnaslşaıeliıvtyyrfrıleaoae.dbgn,üoDeıbştlriloiltşaarültrerail,ıyryemymırsdaiııpnezöyyaıirlnneaykenarda bir gezegende

Akıllı üretim sistemlerinin ciddi bir işsizlik yaratacağı bekleniyor. Endüstri 4.0 gündemi ile Ocak ayında Davos’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu’nda, gelişmiş ve gelişmekte olan 15 büyük ekonomide yeni teknolojiler ve iş modelleri nedeniyle 2020 yılına kadar

yaşadığımızı kanıtladı; sonra Darwin özel bir yaratık değil, hayvandan evrildiğimizi gösterdi; daha sonra Freud, davranışlarımızın belirlenmesinde, kontrolümüz dışı bilinçaltı

yaratılması beklenen işsizlik üzerine dürtülerinin rolü olduğunu iddia

bir araştırma yayımlandı. Araştırmaya

etti. Şimdi de akıllı robotlar,

göre, bu ülkelerde çoğunluğu beyaz yakalı

yapay zeka ve makine

olmak üzere 7.1 milyon birey işini kaybe- öğrenmesi nedeniyle, birey

decek. Bu arada 2.1 milyon yeni iş olanağı

dördüncü bir darbe ile

Birey ile ilgili üçüncü saptama ise bireyin giderek insan ve robot karışımı sibernetik bir organizmaya (cyborg) dönüşme yolunda olduğu iddiası. Türkiye’de de çok satanlar listesine giren “Sapiens: İnsanlığın Kısa bir Tarihi” kitabının son bölümünde bu iddiayı ileri süren Yuval Noah Harari, bugünlerde yayımlanan (henüz okumadığım) “Homo Deus: A Brief History of Tomorrow” kitabında bireyin geleceğini daha geniş bir şekilde ele alıyor.

çıkacak. Sonuçta; net olarak 5 milyonluk bir iş kaybı olacağı öngörülüyor.

karşı karşıya.

Ülkemizde, bireyi bekleyen işsizlik konusuna yetersiz bir şekilde değinilirken, bireyin kimlik

İşsizlik sorunu üzerine, dünyada üç farklı görüş

değişimi konusu ise tümden göz ardı ediliyor.

belirdi: 1- İşsizlik sigortasından farklı olarak, her bireye “Evren-

Sonuç

sel Temel Gelir” adı altında makul bir maaş bağlanması

Her ne kadar gerek Endüstri 4.0 ve ilgili teknolojiler henüz

veya maaşlı toplumsal hizmet görevleri yaratılması.

hayal dönemini geçip, verimli kullanım dönemine girme-

2- Yeni iş olanakları yaratacak sürekli bir eğitim

diyse de, sayısal teknolojilerde bir patlama olduğu ve bunun

3- Piyasanın görünmez elinin bir şekilde yeni iş olanaksüreceği bir gerçek.

ları yaratacağı inancı.

Dolayısıyla sadece teknolojiye değil, birey ve topluma da

Türkiye’de, Endüstri 4.0’ın önde gelen iki savunucusunun

odaklanan gerçekçi stratejilerin, ülkemizde farklı topda -TÜSİAD ve Siemens- üçüncü görüşe yatkın olduğu

lumsal kesimlerin -akademisyenler, STK’lar, iş dünyası,

görülüyor. TÜSİAD ve BCG’ın ortak çalışması sonucu

kamu kuruluşları ve siyasiler- temsil edildiği, katılımcı

yayımlanan raporda şöyle deniyor:

bir platformda tartışılması gerekiyor. Endüstri 4.0 pazar-

“Türkiye’nin küresel rekabet gücündeki ve katma değerli

lama odaklarının bilgi ve birikimlerinden yararlanılmalı,

üretimdeki payında yaşanacak olası artış, ekonomik büyümeyi ve dolayısıyla istihdamı önemli ölçüde arttıracak.”(s.46)

fakat gündemi belirleyici olmamaları sağlanmalı. Konu sadece sayısal teknolojilerin kullanımı değildir. Hatta geliştirilmesi ve üretilmesi ile de sınırlı değildir. Konu-

Siemens Sözcüsü de yaşadığımız devrimin istihdam kaynun hukuki, etik ve güvenilirlik boyutları da şimdiden

nağı olacağını iddia ediyor. Bu iki görüşü destekleyen bir

gündeme alınmalıdır.

araştırma ise ortada yok. Hükümet ise bu konuda şimdilik bir açıklama yapmadı.

Ünlü bilim kurgu yazarı William Gibson’un ifadesiyle, teknoloji insanlar kullanıncaya kadar nötrdür. Teknoloji-

Çalışan veya işsiz bireyin geçirmekte olduğu değişimin ikinci

nin toplumsal gönenç ve bireysel mutluluk için kullanılıp

boyutu ise kimliği (ya da niteliği) ile ilgili. Bu konuda genel

kullanılmayacağına, teknoloji değil, başta politikaları belirolarak teknolojiyle insanlığın uyum içerisinde evrilmesi için

leyenler olmak üzere insanlar karar verir.

gerekli politikaların geliştirilmesi gerektiği üzerine görüşler belirtiliyorsa da somut öneriler henüz şekillenmiş değil.

Somut öneri içermese de bireyin radikal değişimi üzerine üç ilginç saptama ve iddia dikkat çekici. Birincisi; araştırmacı Nicholas Carr’ın 2008’de yayımlanan “Google bizi aptallaştırıyor mu?” makalesiyle başlayan ve İnternet ile akıllı aygıtların bireyin yeteneklerini olumsuz etkilemekte olduğu iddiasını savunduğu kitaplarıyla devam ettirdiği görüş. Bu görüş ve karşıtları arasında yaygın bir tartışma süregidiyor.

Dünya Ekonomi Forumu Başkanı olan Klaus Schwab, Endüstri 4.0’a odaklanan Davos 2016 toplantısından önce bir yazısında şöyle diyor:

“Sonunda, her şey insan ve değerlerine bağlanıyor. İnsanı ön plana alan ve güçlendiren bir gelecek şekillendirebilmeliyiz. En kötümser ve insana aykırı şekliyle 4. Endüstri Devrimi’nin, insanı ‘robotlaştırarak’ yürekten ve ruhtan yoksunlaştırma tehlikesi taşıdığı da bir gerçek. Fakat insanlığı, yeni bir kolektif ve ortaklaşa sahiplenilen

İkincisi; Oxford Üniversitesi Felsefe Profesörü ve Google’ın

değerler bilincine de yükseltebilecektir. Bizim üzerimize

etik konularda Danışmanı Luciano Floridi’den kaynaklanıdüşen bunun gerçekleşmesinin sağlanmasıdır.”