Elektrik Mühendisliği · Sayı 7 · Haziran 1957
GEOFİZİK USULÜ İLE YERALTI SULARININ ARANMASI
Yenilenebilir enerji Teknik / bilimsel makale
- Yıl
- 1957
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik eğitimi, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- geofizik
- yeraltı suyu
- elektrik direnç usulü
- noytron usulü
- artezyen suyu
- Ankara Konya Urfa
Özet
Yazıda yeraltı sularının aranmasında kullanılan geofizik yöntemler (emanasyon, buhar, noytron, dinleme ve elektrik usulü) tanıtılmakta, özellikle elektriki direnç usulünün Ankara, Konya ve Urfa'daki uygulamaları ve Orman Çiftliği'ndeki sondaj sonuçlarıyla karşılaştırması aktarılmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Geofizik usulü ile yeraltı sularının aranması
Geofızık yerimizin tabii fiziki olaylarım a ra^tnr. Bu meyanda arzımızın diğer kâmat ci simleri ve bilhassa ay VG güneş tarafından mâ ruz bulunduğu etkileri de inceler. Geofızığın meş gul olduğu başlıca ilim dalları şunlardır: Yeıı mizın derinliklerindeki olaylar ve bilhassa dep remler. Meteoroloji ve yüksek atmosfer olayla rı. Yerimizin mıknatısıyetı ; hava elekti ıkıyctı , Fiziksel Okyanus olaylan Hırtı olcgı ve \ ulkan hâdiseleri, ^ei' çekimi. .
l'rof. Dr. lııg. Sııiıl \lı Ankara
ofızık, hem de hıofızık alanlınnda yuıudıı B'o lızık üzermdu başka hn y.i/.uhı duı.ıiık icap oL t.gınden bu yazıda yalnız geotızık U/.M inde ve bunun da gayet mahdut olan yenili sulaıınin ai anması konulu u> ünde duıac.ıgu
Yeıaltı sulan ı<;nıe ve tedavi bakımından çok eskıdenbeıı huyuk bir önem kazanmışların Ti eskırtenboı ı bizde kaynak uluma olan ıağbet cuk büyük ol.ıg. lmı.ştıı Buna mi' rl olmak y
'ı '
ı
!
, \ i n m ı r 1 . ' . i ' r ' 1 , , 1 1 •_; ı \ I t > ; ı / ı ı
Şekil 1
Geofizik bilgisinin insanlara sağladığı fayda
akma.smn ıagııiLiı büyük uanı;u aiıalai Ij (,ok u
lara gelince bunlar bilhassa aız kabuğunun in
zaklaıdan gtit'i ilmek içmek ve hattâ yi'iiKk pı
celemesiyle yeraltı zengmlıkleıını meselâ petıol,
şıımek, çay yapmak için kullanılan, kullanılmak
kömür ve saire maden cevheılerının bulunması,
ta olan meşhur kaynak sulan zıkı edilebilir.
bunların miktarını ve bulundukları derinlik hak kında bilgi edinmesi halinde tecelli eder. Bu a raştırmalar için bütün bilinen fiziksel olaylaıdan faydalanıldiğından bu maksatlar için kullanılan mctodlar çok çeşitlidir.
Bunu sııf alışkanlık esen olaıak gösteril mesi ve düşünülmesi caiz değildi] Bunun deı in mânaları olabilir. Şaıab, ve çayın tadından anlı yanlar bunları bu noktadan değmlcndıkleıı gibi su içmesinde tabiata sâdık kalanlaiın da suyun
1933 senesinde Yüksek Ziraat Enstıtüleı me
tadından ve hazmından bahsetmelerini gayet
intisap etmiş bulunduğumuzdan ziraatımızı çok
tabii trlâkkı etmeliyiz Çünkü eninde ve sonunda
alâkalandıran yeraltı sulan ve hava durumla
tecrübe ve göıgu en doğru yolu gösterir. Bjndan
rıyle alâkalanmağa bittabıı biz de başladık. Fi
dolayı halkın goıgu ve tecrübe neticesinde ulaş
zik dersinden mada ınetamatik dersini de ver
tığı olaylara begâne kalmak hiç de doğıu ola
memize ihtiyaç hâsıl olduğundan bu enatitüleıı
maz. Avıupa'nm bu çok yerleıındc ttıbıı su ye
meşgul eden metamatik problemleri üzerinde de
rine bira, şarab, çay ve kahve gibi içkiler kulla
durmamız icap etti. Böylece meşgalemiz hem ge
nrlrr ki, bunu hekim ve bilginler tabiattan zararlı
bir uzaklaşma diye tavsif ederler. Suyun terkibi eskidenlberi hidrogenoksidi diye telakki edilmiş ise de bunun deyterıumok aid ve triterıum oksıd şekillerinin de mevcut bu lunduğu öğrenilmiştir. H2O, D2O, T2O ile göste rilen ve atom enorjı santrallannda bilhassa bun lardan ikincisi ağır su şekli ile mâruf bulunan bu sulardan mada HDO, HTO, TDO şekillerinin de kabil olması ve bunların birbirleriyle karışmasın dan pek çok çeşitli suların bulunabilmesini dü şünmeliyiz.
Türlü türlü iktisadı, siyasi, organize ve stra tejik faktörler yeraltı sularından fazlasiyle isti fade etmeğe sevk ve mecbur eder. Meselâ çok derinliklerden temin edilen artezyen sulan baraj sularına nisbeten stratejik bakımdan büyük üs tünlük arzederler. Çünkü barajlar harb zamanla rında düşmanlara hedef olmak bakımından bir tehlike arzettiklerı halde çok derinliklerden te min edilen yeraltı sularının menşeyı kolay kolay tahrip edilemezler. Buna tâ eski zamanlardan berı bizde çok önem verildiği görülür. Meselâ Bursa'daki Pınarbaşı menşeylermin bazıları o kadar güzel gizlenmiş bulunuyor ki, bunları bir muhasara esnasında zehirlenmesi veya kesilmesi önlenmiştir. Fakat barajların da kendilerine gö re çok üstün vasfı haiz bulundukları inkâr edi lemez. Bunlardan temin edilecek su miktarı çok büyük olup, aynı zamanda enerji kaynağı ödevi ni de görebilirler. Bugün teknikte en önemli madde energi olduğuna göre barajların önemi a şıkârdır. Biz burada energiden bahsederken mad de kelimesini kullandık. Çünkü madde dediğimiz varlık energının başka bir tezahür şekli olduğu hakikati aşikâr bulunmaktadır.
Yeri kazmadan yerüstünden toprak altında fou alanda tatbik edilen hldrologi ve geologı ve mahdut ölçüde olan bıologi emarelerine dayanan bilgilere ilâveten geofizık ilmmden de bu alanda büyük istifadeler sağlanabileceği görülmektedir.
Yeraltı sularının bulunması için eskıdenberi ki suyun kestirilmesi için geofizığın kullandığı metodarın belli başlıları şunlardır :
1) Emanasyon usulü,
2) Buhar usulü,
3) Noytron usulü,
4) Dinleme usulü,
5) Elektrik usulü.
Şimdi bu usulleri kısaca izah edelim :
Her arazide çok az radioaktıf dediğimiz maddeler mevcuttur. Radıoaktif maddelerin neşr ettikleri elektrik yüklü parçacıkları hava ile te masa gelince hava zerrelerini iyonize eder. Yanı elektriği nakl edecek bir durum sağlar. Bu du rum elektrometre ile tesbıtlenebılir. Yeraltı aula
fıkln artujtmlması için r&iioaktii maddelerin parçalanmasiyle meydana gelen emanasyon ga zı mühimdir. Çünkü bu gazın yeraltından İntişar etmesi keyfiyeti o yerin bu gazm yayılmasına müsait olduğunu gösterir. Yanı bu durum yeral tındaki boşlukların, çatlak ve yarıkların mevcu diyetine bir işarettir. Ayrıca bu gazın suda eri yerek birikmesi mevzu bahis olduğundan, oralar da suya tesadüf edilmesi ihtimali belirir. Böylece bilhassa yeraltı maden sulannın tesbiti önem ka zanır.
Yeraltında mevcut bulunan suların sathın dan tebahür etmekte olan buharın tesbitı ile bu ralardaki suyun mevcudiyetini kestirmek kabil dir. Eskiden Anadolu köylerinde kuyu ararken yer üzerine bir tencereyi ters koymakla kapatır larmış.
Anadolu'da gecergündüz sıcaklık farkları oldukça fazla olduğundan geceleyin sühunetin düşmesiyle yer altındaki sudan havaya sızmakta olan su buharı meşbu hale gelerek tencere içer sine su damlacıklan halinde gözle görülür bir halde oturur. Sabah tencereyi açarken bu su damlacıklarına rastlayınca orada suyun mevcu diyetine hükmederek kuyu kazarlarmış. Bu usule tencerenin "terlemesi" derlermiş. Prof. Könogs berg Tatbiki Geofizik dergisinde yeraltı suyunun bu usulle tesbitinın ve hattâ suyun derinlik ve ve bollluğu hakkında bilgi edinebilmesinin kabil olacağını ileri sürmüş bulunmaktadır.
Köylerimizde yeraltından akan suyun sesini dinlemek suretiyle bunun mevcudiyeti kestirme ğe çalışıldığı variddır. Son harbler sırasında din leme cihazları büyük ibir ilerleme kaydetmiş bu lunduğundan bu sahada başarılar beklenebilir.
Noytron usulüne gelince bu yüksüz olan a tom çekirdeği parçacıktan bilhassa grafit ve su dan aksettiklerinden yeraltına gönderilen noyt ronların geri tepilmelerinden faydalanarak yer altı suyunun tesbiti imkânı vardır. Yerüstüne tekrar ulaşan noytronlann tesiriyle vuku bulan yonizasyonu Geiger Mıller sayaçlariyle tesbit et mek suretiyle yeraltı sulan araştırılabilir.
Elektrik usulü yeraltı sulannın tesbiti için kullanılmakta olan usullerin en önemlısıdır. Elekt rik usulü, önemli olmasına rağmen çok çeşitli ve dolayısıyle karışıktır. Yanı şimdiye kadar e lektrıkle elliye kadar araştırma çeşidi mevcut bu lunduğundan bu sahada çalışanların yerine göre bu usullerden hangisinin en uygun olacağını seç melen icap eder. Bu kadar çeşitten hangisini seçmek gerektiğine hüketmek kolay değildir Alman atalar sözü "seçme salâhiyetini havi ol mak bir azabdır", der.
Ankara'da, Konya ve Urfa vilâyetlerinde yer altı sularını aramak için kullandığımız usul e lektriki direnç esasına dayanır. Burada türlü ci
E. M. M. 0
simlerin elektrik iletme özelliklerinden faydala nılır. Yeraltı tabakaları türlü iletkenliği havi ol maları dolayısiyle, buralardan geçen elektrik a kımına karşı gösterdikleri dırençden, bunların hangi maddelerden teşekkül etmekte oldukları öğrenilebilir. Yeraltı suları daima elektrolit ih tiva etmekte olduklarından, bu elektrolit denilen tuzların yonu ile elektriği toprak ve taşa nisbeten daha iyi naklederler. Bu eriyen tuzların nakilı yetinden ayrıca yeraltı sulaiının evsafı da öğre nilebilir. Elektrikı iletkenliğin ölçülmesiyle yer altı sularının araştırılabıleceğı ilk defa olarak Könisberg, Heiland, Rcich tarafından ortaya a tılmış, Hummel bu ışın teorisini ıleıletnvştır Bu usulün önemi yalnız taban suyunu değil, belki ikinci, üçüncü ve saire yeraltı su tabakalni'nı yer altında 400 metieye kadar tesbıt cdebılmes'nde dır Ayrıca bu tabakalaıın kalmlıklan ve bu lundukları derinlikler de bu ölçııleıle kostııile bilir. Ayrıca ihtiva etmekte olduklaıı tuz mikta rı bakımından içmeye yararlıkları d:ı yer iı/crın dc bu suları tatmadan ve görmeden öğrcnı'.eb:l ı.
Yeraltı sularının tesbıti için bizim kullandı ğımız usul sürekli, yani tek yönde nkan elekti ık akımı temeline dayanır Bunun içm arzın b ı nok tasından cereyan verilir ve diğer b'r noktadan gorı yer ı'ızeııne çıkması tenim edılu Bu lnt u ^eı indeki ıkı nokta arasındaki d'renr. kn pı kay ına (kompensatıon) usulü ılı> teybıilonır Çok basit olan bu usulün tatbikinde arzımızda ;vr : on şekilde kendiliğinden dolaşan aızın kendi sinde mu' eut olan elekti iki akımla un bu olçule IB halel vermelerini önlemek zoru vardır Bu ıı sulün tatbikinden görüldüğü gibi tek bir hat ü; e ıınde 4 nokta mevcut bulunmaktadır. Yanı cere yan verilen v_> direnci ölçülen noktalaıdakı ka zıktır Bu yeıe çakılmaktı olan demir kazıkla ıın bırbııler.nden uzaklaştırmak suıetiyle elekt ıık akımının arzı.ı daha deı mlıkleı inden akma sı temin edilir. Sonradan bu ölçü neticeleı ıno du yacak nazmı bir hesap yapılır. Nazari "3 tatbi kî grafıkleı bnbıılerıne uyunca elde rtîılen taba kalar, bunların kalınlık ve derinlikleri belli olur Tabakaların ne olabileceği aız ettıklcn dirençleri önceden belli elan cısımloı in dirençleı iyh» muka yese edilerek bulunur
Muhterem Elektrik Mühendisi ğı Jlermuası Neşriyat Encıımen nın I, Yıl T Ar ık 1 f>^3 • T 11' f • 2 deki ı?lek!"iır.e uyaıak, kullanılan fcı nııii: ı epeyce olduğund n bunları buı ula k iv IJII ı.;, > ı*uz. Yalnız tun:' goı nu k ist iyen r iyin okuvucıı lara : Ankv.a. Yuk'jk. Z ı u ı t Emrıtu^u Deıpıa C. 5. 1946 nıl:.hüsındakı "Elekti ık Dnencı us"!,. ile Akçakale'de yapılan yualtı sulaımm araştı rılması hakkındaki escrım'7" müracaat ı tmelon ni rica ederiz Burun bir nııs lıa ayıı b.T.ımı ko laylık olmak uzeıe El'';tnk Muhpnd'sk ıı Oda sına takdim etmiş olduğumuzu d • aı /. ui ı.z
Elektukı dııvnç usulü ile Aııknııı'da, Uı fa
Vilâyetinde ve Konya Vilâyetinde yaptığımız a ı aştırmalar Orta AnaJ lu . v n l t ı • .ı huzmeleri nin bu usulden faydalrn;i' k i ı'v n s ı imkânı nı ortaya koymuş buli'r.mık' ırlır. Yaptığımız a raştırmayı mütaakıp ynpılan t ı/.ı • ndajlar mev cut bulunduğundan bunlaıi mukaycâs İmlinde bu ı rada arz edeceğiz.
Ankara cıvarmdak' Oıman Çifti ğ tecrüb > ahırları alanındaki aırştırmamızı 1011 senesmd • yapmıştık. Bu araştır ı1 «•"nında buıadı alt ;•' ta 3 su tabakasının m vcud'ye'ı buvük b'r ıl t maile meydana çıkmış bul'muynida Bundan d layı Ziraat Vekâletine buıvdn sınfi.^i yapılması nı faydalı olac.ı* :"] ' ıı ı^poıU l)ildııdık öace d 'n vekâlete sonulan ve sonra.d'»n sond;ıjla elde ed'len nct'celcrı bir tablo halinde rrz edıyoı uz.
KHJIO' I
OT 14 4 10 in 17 n 17,3 40
metıey,.' kn daı » .. ,, ••
10 70
70 100
O1 tu tnVı.'ika Sa.u 3 unrd " Sulu
."> inci
6 r:ı S"lu
Sondaj netin 'n«l( KîI'T
OI m:
"
9 20
20 17 "
17 68
68 80
Topı.'k tabaka Sulu kumlu kıl Kum Sulu ince kıl Kıımızı kıl Kıllı k u m Sulu inco kum
Buıada görülen rapoıla sondaj neticesi ara sındaki ufak sapınçlar yalnız geofıziğe ait ol olmayıp, tabakaların tesbitmde geologların cim de katî bir ölçü mevcut olmaması dolayısiyle her ıkı sahaya ait bulunmaktadır. Ayıica sondajla ancak 80 metreye kadar tahlil için numuneler alınmış u'duğundan bu son su tabakasının daha ne kadir devam edebileceği kestırılemcmıştir. Görüldüğü üzere Oımaı Çiftliği ovasında üst üs te 3 yeı.ıltı su tabakası mevcut bulunmaktadır Bugüne katlar Ankara Belediyesi tarafından şc hr ihtiyacı içı.ı bilhassa ikinci yeı altı su taba kasından faydalanılmakta olup, dah ı 3 uncu ta bakaya inılınedıği bu işleıle mo^jul olanl ırdan öğıenılmıştır. Bu araştııına netuesı Unesco ta rafından : "Ankara Sympo&ium On And Zona Hydrolcgy" adlı eserin 221 saJıifesınde yayınlan mış bulunmaktadır.
Urta Vilâyetinde yapmış olduğumuz yeraltı aıaştırma yellerinden Akçakale'de bu sondaj yapı'mıştır. Ziraat Bakanlığına 1944 de takdim ettiğimiz ıapoıda şunlar vardıı : Burada 153
metreye kadar yeraltı araştırılmış ve bu derinli ğe kadar 24 yeraltı tabakasına rastlanmıştır. Bu rada 7 metre derinlikte bir metre kalın bir su tabakası vardır. 80 metre dcıınlıkte 2 metre ka im su taşıyan kum t a b a k t ı vardır 98,5 metrede bir buçuk metre kalınlıkta olan artezyen mahi yette bir su tabakası vardıı Bundan sonraki ta bakalar arasında, yani 100 metre ile 153 metre arasında iki yeıdc su hakakasının mevcudiyeti belirmiş ise de 143 metıe;^ yapılan ölçünün ha talı olduğu nazarı hesap neticesinde ortaya çık mış bulunduğundan bu sonraki su tabakalarının yeri hesapla hassas bir şekıldj saptanamamıştır. Bunların 123 metre ve 153 metre olmaları ihtima li vardır. . "Bununla rapor bitiyor. Burada yapı lan sondaja ait yukarda bir nüshasını Odamıza sunduğumuz mesaide fazlaca tafsilât bulundu ğundan şunu kayd etmekle iktifa edeceğiz. Ak çakale'de yapılan sondaj 123 metre derinliğe ka dar yürütülmüştür. Bu derinliğe kadar raporda ileri sürülen sulara rastlanmış 98,5 metredeki su yer seviyesine 30 cm kalıncaya kadar yükselmiş ve verimi dakikada 80 kilo kadar olmuştur. Fa kat 123 metre de daha bol ve toprak seviyesin den 50 cm yukarıya fışkııan bıı artezyen suyu bulunmuştur. Bu sudan damacanalarla Urfa'ya kadar götürülerek içildiği varıddir.
Konya vilayetinde Devlet Üretme Çiftlikle rinde araştırma yaparken yaz ve kurak bir dev rede bir kaç metre derinlikte yeraltı suyun e maresine hayretle rastladık. Hayretle diyoruz, çünkü >bu kadar az derinlikte suya rastlanmasına buralarda hiç bir ağacın bulunmaması tezat ha linde idi. Bundan dolayı derhal burayı kazmaya karar verdik ve hakikaten az derinlikte yaş top rağa rastladık. Buralarda ağaca rastlanılmaması mn Fûbebi ağaç köklerinin neşunemaya devam e debılmelerı için bu toprak altındaki nemlığe erişe. memeleri bir sebep teşkil ediyordu. Filhakika 1954 senesinde tekrar buralara uğradığımız za man her tarafta yemyeşil ağaçların ncşunema etmekte olduklarım sevinçle müşahade ettik. Memleketi ağaçlandırmak ve yeni ormanlar mey dana getirmek için meselâ Filistin'de dikilen fi danların yanına su dolu testilerin gömülmekte olduğu işitilmektedir. Böylece ilk neşu nema â nmda çok büyük önemi haiz olan nemlilik ora larda bu şekilde elde edilmektedir. Bizce bu işin daha kolayı vardır : Elektrik Mühendisliği Mec muasının Aralık 1956 nüshasının 9 uncu sahife sinde yayınladığımız makalede belirtilmiş olan o esrar engiz güneş kosmık şuasının tesbıtiyle ve yerden yapılacak müdahalelerle sunî yağmur temin etmek suretiyle bu işi ele alınmasının fay dalı olacağı kanaatındayız. Çünkü bir kaç gün önceden yağışın vukuu temin edilecek olunca, bu na göre evvelden fidanlar ekilir ve bilâhara ya ğan yağmur bunların neşunemasmı elbette ki desteklıyecektir. Yaptığımız incelemelere göre nebatlar o esrar engiz şuaın geleceği mevsimlere
göre kendi gelişmelerini ayarlamış bulunmakta dırlar. Fakat o belli mevsimlerde filhakika o şua gelmekte ve fakat her zamaa kâfi miktarı bula mamaktadır Böylece bu yetişmez olan şualar neticesinde meydana gelen bulutlar yağış yapama dan dağılıp gitmektedirler. Sunî müdahalelerle bu bulutlardan yağış temini mümkün olduğundan gelecekteki yurdumuzun ormanlaştn ma ve ağaç landırma işmde bu usulün faydalı olacağı kanaa tındayız.
Şimdi sahte veyahut esası belli olmıyan u sul ve âletlerden burada bir az zikr etmek is tiyoruz.
Yalancı altın yapanlar olduğu g.bı bazı a çıkgöz fil malar çok yüksek fiyatlarla guyd yer altı sularını kendiliğinden tesbıt eden âletVıı gü rültülü reklâmlarla piyasaya sürmektedıı ler. Meselâ böyle bir âelt eskiden Ankara Z;ıaat Müdürlüğü tarafından satın alınmış ve biz de bu âlet üzerinde duımağı doğıu bulmuştuk. Çünkü fizik âlımleı ı esası belli olmıyan sahtü âletlerden sakınılması gerektiğim sık sık tenbıh ve tavsiye etmişlerdir Bu sözlere kulak asmıyanlar kendi paıalarr.ıı boşa harcamak cezasına kendilerini mahkûm ederler.
Bu araştırdığımız âletin ibresinin tek kutub lu olduğu tesbit edildiğinden ve fizikte ise tek kutuplu bir mıknatısın mevcut olamıyacağı bi lindiğinden pek haklı olarak şüphelendik. Âletin içinin hiç bir şekilde açılmaması gerektiği sim sıkı tenbih edilmiş olduğundan, röntgenle içersi nin resmini çektik. Beklediğimiz gibi âletin İç kısmında hiç bir mekanizma yoktu. îbre üzerin de yaptığımız basit bir deneme 2 mıknatısın ay nı kutuplarını birbirine karşı koymak üzere tek bir çubuk kaline getirildiği görüldü. Bundan do layı âleti açmağa karar verdik. Çünkü böyle mâ nâsız âletlerin yurdumuza girmesini ve bu yüz den'boşa devizlerımızın dışarıya çıkmasını önle mek her birimizin ödevidir. Âletin ıçı açılınca i çerde bir top mumlu kâğıttan başka bir şey bu lamadık. Aşağıdaki resimde daire şeklinde olan boş yer bu Mannsfeld âletinin röntgenle alman iç kısmını göstermektedir. Ortadaki siyah nokta meşhur ibrenin istınad ettiği maden parçasıdır. Bunun üzerine Ziraat Vekâletine bu âleti yurdu muza sokulmaması için bir rapor verdik. Alman yanm Main nehri üzerindeki Farnkfurt şehrinde geofızik enstitüsü direktörü aynı sene içersinde ve birbirimizden haberimiz olmaksızın aynı âlet üzerinde denemeler yapmış ve o zat dahi menfi sonuca varmıştır. Profesör Linke sıcaklığı sabit olan bodrum katta bu âletle tecrübeler yapmış ve âlet göstergesinin hareketine rüzgârın sebep olduğunu tesbit etmiştir. Bu gibi uydurma âletle re bir misal olarak Futterknechtın âletini de hatırlatmak; isteriz. Bu zat âletinin yapılışı hak kında izahat vermek istemiyormuş. Meşhur bil ginlerden Biluici, bu âlet üzerinde denemeler
33* M* M» 6
yapmış ve menfi sonuca varmıştır. Şeriki Stehle bu âletle artık yeraltı araştırmalarına son veril miş olduğunu ve Futterknech'm ise hapiste oldu ğunu bana haber verdi.
Bu yukarda arzettlğlmiz sahte âletlerden maada çok eskıdenberi malûm olan ve fakat e sası karanlık ve sonucu şüpheli bagetlere de azı cık temas etmek istiyoruz. Bazı insanlar ellerin de fındık dalı veya madenden yapılmış muhtelif boylardaki egılebilen çubuklarla yeraltı suyunu bulabileceklerini iddia ederler. Bu olayın hakikat olup olmadığına dair münakaşalar tâ eski za manlardanberı sürüp gelmiştir. Bu usul lehinde olanlar Musa peygamberin asasını (bastonunu) da böyle bir âelt olduğunu iddia ederler. Mısır' daki mumyalar yanında bulunan ağaçtan yapılı bazı çubukların da böyle bir iş ıçm kullanıldığını iddia ederler. Musa'nın asasına gelince şimdiye kadar bu hadiselere bir mucize nazariyle bakıl dığından, bunun fizikle alâkası olmadığını söy lemekle iktifa edeceğiz. Çünkü bu sahaya alâka sı çok yakın fal, hipnotızme ve suggesyonun fi zikle hiç bir alâkası yoktur. Burada bize düşen vazife bu olaylara fizik ve kimya diyenlere karşı bunun böyle olmadığını belirtmekten ibarettir Çünkü çok zaman bunu fizik çerçevesine sokma ya çalışılmıştır. Geofızık usulleri fizik temeline ıstinad ettiği için günden güne inkişaf etmekte ve bu usulleri tatbik etmeden yapılan sondajlar iktisadi bakımdan zararla neticelenmektedirler.
Birinci Dünya Harbi sırasında fındık dalı ve ben zerlerinin tatbiki ile yrpılan sondajlar üzerinde istatistik yürütülmüş ve sonuç bu usullerin aley hine tecelli etmiştir. Bu usullere güvenerek yapı lan sondajlar yalnız Alman hükümetine 15 mil yon mark gibi oldukça mühim bir zarara mal olmuştur. Ayrıca şunu da tebaıuz ettirilmesi icap der : Geofızık dev adımlarla ilerlerken yukarda arzettığımız baget usulü Musa peygamber zama nında olduğu gibi aynı kalmış ve hır: bir ilerleme kaydetmemiştir.
Bunlardan maada bir de fizik temeline da yanmakla beraber sakat olan âletlerle veyahut bu gibi âletleri kullananların bilmıycrek bu işe kendilerinin de müdahalede bulunduklarından bir takım gayııvarıd neticeler rıkaıdıkları göıulmüş tür Alman Devlet Hıfzıpsıh' a Mııc^esesı yaptı ğı çok deım denemelerle bu gibi yanlışlıklan meydana çıkarmış bulunmaktadıı
Ankara Yüksek Zırant Enstitüsü Dergisi cilt 9 sayı I (17) 1946 da yayımladığımız bir e serde elektrometre yalıtkanının bılmıyerek pola rıze edilmesi yüzünden yapılan araştırma ve çıkarılan sonuçlaıın doğıu olmadığı üzerinde "Fizik bakımından Radyobıolojı, Tıbbı Radjeste zı, Hava Elektrisıtesı ve san e adlı eserler ve bu konudaki bazı yayınlar hakkında" ısraıla durmuş bulunmaktayız. Görmek ıstıyenler için bu eserden de bir nüsha Elektrik Mühendisleri Odasına sunulmuştur.
l.M. M. 8