Elektrik Mühendisliği · Sayı 89 · Mayıs 1964

TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU

Korkut Öngün

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi Teknik / bilimsel makale

Yıl
1964
Sayfa
8
Okuma süresi
25 dk
Görüntülenme
0

Konu

Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Türkiye Elektrik Kurumu
  • imtiyazlı şirketler
  • elektrik tarifeleri
  • belediye işletmeleri
  • millileştirme
  • Etibank

Özet

Yazı, Türkiye'de 19. yüzyıl sonundan 1960'lara kadar elektrik işletmeciliğinin tarihsel gelişimini; yabancı sermayeli imtiyazlı şirketlerden belediye işletmelerine ve bölge elektrik işletmelerine geçiş sürecini, tarife ve mevzuat düzenlemelerini ele almaktadır. İstanbul, İzmir gibi şehirlerdeki imtiyaz sözleşmeleri, millileştirme süreci ve tarife politikalarının işletmeler üzerindeki etkileri detaylı biçimde incelenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

UDK: 537.22+621.318(496.1+560)

Türkiye'deki elektrik isletmelerinin bir tarihçesini ve Türkiye Elektrik Kurumu hak Kında kıymeÇU bilgi ve görüşleri içine alan bu yazı, ricamız üzerine sayın üyemiz fCorkut ÖNGÜN tarafından hazırlanmıştır.

Türkiye'de şehirlerde ve sanayide elektriği kul lanmak üzere 19 uncu yüz yılın sonlarında bazı teşebbüsler yapılmıştır. Ancak bunlardan hiç biri olumlu bir sonuca varamamıştır. Olumlu bir so nuca varamamış derken bugünkü sınırlar içindeki Türkiye'den söz ettiğimizi belirtmek isteriz.Yoksa 20nci yüz yılın basında Osmanlı İmparatorlu ğunun batı illerinde elektriklenen şehirler görül müştür.

İkinci Meşrutiyetin ilânı ile beraber girişilen kalkınma hamleleri arasında şehirlerin modern araçlardan faydalanması konusundaki çalışmala rın geniş bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu mak satla hükümet merkezi olan İstanbul'da elektrik üretim ve dağıtım tesisatı yapmak ve işletmek üzere Ganz şirketi ile Osmanlı Hükümeti Bayın dırlık ve Ticaret Bakanlığı arasında 1 Kasım 1910 yılında bir sözleşme imzalanmıştır. İmtiyaz son radan Sofina adıyla tanınan bir Belçikalı şirkete "geçmiştir. 1914 yılı Şubat ayında tramvaylara ve diğer tesislere elektrik cereyanı verilmesi ile bu günkü Türkiye sınırları içinde ilk defa şehirlerin elektriklendirilmesi işi başlamış olmaktadır.

İkinci Meşrutiyet ve Cumhuriyetin ilk yılların da şehir amme hizmetlerinin ifa edilmesi daima bir bayındırlık hizmeti sayılmış ve merkezi hükü met tarafından tesis ve kontrol edilmiştir. Bu hiz metlerin mahalli idarelere bırakılması çok daha sonraları olmuştur.

Merkezi hükümetler şehir hizmetlerini hemen tamamen imtiyazlı şirketlere verdikleri imtiyaz larla gördürmeyi itiyat edinmişlerdir. Bu mak sadı sağlamak üzere halen de yürürlükte olan «Menafii Umumiyeye müteallik imtiyazat hak kındaki kanun çıkarılmıştır (10 Haziran 1910). Bu kanunun birinci maddesinin son kısmında hangi imtiyazların merkezi hükümet tarafından verileceği de açık olarak şu şekilde belirtilmiş tir :

«Vilâyet ve devairi belediyenin teşkilâtına dair vazedilecek kavanin ile itası hükümeti ma halliyetinin daireî selâhiyetlerinde bulunmaya cak olan menafii umumiyeye müteallik imalât imtiyazı doğrudan doğruya kuvvei icraiye tara fından verilecektir».

Buradan da görüleceği gibi şehirlerin elekt triklendirilmelerinin bu tarihlerde belediyelere bırakılmamasının başlıca sebebi belediyelerin he nüz kurulup gelişmemiş olmalarıdır.

İstanbul'un ardından 13 Eylül 1913 yılında da İzmir'de «Traetion Electricite» adlı Belçikalı bir şirketle «cer ve tenviri elektriki imtiyaz mu kavelesi» imza edilmiştir. Ancak Birinci Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşının araya girmesi şir ketin çalışmaya başlamasına fırsat vermemiştir. İzmir'in kurtulmasından sonra 17 Mart 1925 yı lında ek bir sözleşme yapılmış ve 1926 yılında da İzmir şehir elektrik tesisatı işletmeye açılmıştır. İzmir'in ardından, Ankara, Adana, Edirne, Gazi antep, Balıkesir, Tekirdağ gibi başlıca şehirleri miz yabancı sermayeli imtiyazlı şirketler yardımı ile elektriğe kavuşmuşlardır.

İmtiyazlı şirketlerin geniş ölçüde çalıştığı 1910 1940 yılları arasında, Türkiye'de sermaye birikmesi bugünkü ölçülere göre çok düşük sevi yede, idi. İmtiyazlı şirketler sağladıkları teknik imkânlardan başka, dayandıkları büyük sermayeli yabancı bankalar aracılığı ile memlekete yabancı sermaye getirilmesine de yardımcı olmuşlardır. Elektrik yatırımlarının özelliği, .büyük sermaye yatırımlarına karşılık, elde edilen yıllık satış ve kârların yatırılan sermayeye göre çok düşük nis betlerde olmasıdır. Bu özellik gözönünde tutulur sa imtiyazlı şirketlerin neden ilk yıllarda tercih edildiği daha kolay anlaşılır. Ayrıca yabancı şir ketler, işletmelerin bakım ve tamiri için gereken malzemeleri dış memleketlerden getirtmek için aranan dövizi de her yıl sağlamakta idiler. Şir ketlerin bu hizmetlerine karşılık elde ettikleri önemli imtiyazları vardı. Şirketler gümrük res minden ve vergilerden mauf idiler. Örnek olarak İzmir'in 1913 tarihli imtiyaz sözleşmesinin 13 üncü maddesi gösterilebilir. Bu madde şöyledir:

«Diyarı ecnebiyeden celp ve tedarik olunacak alât ve edevatı ve saire gümrük resminden muaf tutulacaktır. Müddeti imtiyaz zarfında gerek ima lât ile bunların müesses bulunduğu arazi ve ge rek imtiyaz varidatı üzerine hiçbir vergi tarh olunmıyacaktır.» Aynı imtiyaza 1925 yılında ya pılan ek sözleşmede bu konu şu şekilde ifade

Elektrik Mühendisliği' 89

edilmiştir: «Şirketin mukavelesi mucibince in şaasına mecbur olduğu tesisatı iptidaiyesi için lâzım olup Türkiye dahil ve haricinden celp ve mühayaa edeceği bilcümle eşya ve malzeme bir defaya mahsus olmak üzere gümrük resmiyle rü sumu dahiliyeden muaftır. Şirketin sermayesi üze rine hiçbir vergi tarh olunmıyacaktır».

Elektrik yatırımlarında bugün alınmakta olan toplam gümrük vergi ve resimlerinin mal bede linin % 25 60 i kadar tutuğu düşünülürse ilk ya tırımın kolaylaşmasına o zaman devletin önemli ölçüde yardım etmekte olduğu anlaşılacaktır.

Şirketlerin sözleşmelerinde elektrik satış ta rifeleri sağlam esaslara bağlanmış; para değeri nin düşmesine karşı koruyucu tedbirler alınmış tır. Ayrıca, satış fiatları bir hayli de yüksek idi. Örnek olarak İstanbul ve İzmir imtiyaz sözleşme lerinde tespit edilen kWh fiatları için; 1910 ve 1913 de bir lira olan Osmanlı altınına bugün 100 lira denirse; bugünkü satış fiatları:

Ev ihtiyaçları Sanayi

İstanbul İzmir olacaktır.

400 krş/kWh 325 «

200 krş/kWh 150 «

1925 tarihli ek sözleşmeye göre bugünkü fiat larla İzmir'de elektriğin satış fiatınm evlerde 142 ve sanayide 71 krş/kWh olması gerekmektedir.

13 Temmuz 1931 yılında İzmir'de yapılan bir hesaba göre evlerde satış fiatı 24, sanayide 12 krş/kWh bulunmuştur. Bu hesabın esas alındığı formüllere bugünkü fiatlar uygulandığında evler de satış fiatı 148, sanayide 74 krş/kWh buluna caktır. Bu hesaptaki kabullerle 1931 yılma göre bugün işçilik ücreti 10, kömür fiatı 6 kat artmış Türk parasının değeri 5 kat düşmüştür. Elektrik fiatındaki değişme 148/24 = 6,15 kat olması ge rekirken bugün hemen hemen 1931 yılı fiatları nın aynıdır. Bu elektriğin 6,15 kat ucuzladiğı an lamına gelir. Ayrıca o zaman elektrik üzerinden herhangi bir vasıtalı vergi alınmazken bugün 6 krş/kWh'ı bulan bir de vergi alınmaktadır. Şir ketler imtiyaz sözleşmesiyle net kârlarının % 30 unu; zarar ettikleri halde de belirli bir mik tardan aşağı düşmeyen yıllık bir bedeli, belediye lere ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Sonraki değişmelerle bu değerler bütün bürüt gelirin % 4 ile % 5 i şekline sokulmuştur.

Bu açıklamadan da görüleceği gibi imtiyazlı şirketler zamanında elektrik sektörüne devlet ancak vergi muafiyeti yoluyla yardım etmekte dir. Sektör kendi yatırımlarını otofinansman ve kredi yoluyla karşılamaktadır. Bu konuda devlet herhangi bir yardım yapmamaktadır. Vergi mu afiyeti şeklinde yapılan ilk yatırım yardımının

bir kısmı da işletme gelirlerinden belediyelere geri verilmektedir. Tarifeler bütün malî yükleri kaldıracak şekilde tespit edilmiştir.

Bu kadar ağır malî şartlarla çalışılmasına kar şılık meselâ 1930 1940 arasındaki 10 yıllık devre de elektrik üretimindeki yıllık ortalama artış şe hir işletmelerinde %9,7; otoprodüktör endüstri işletmelerinde •%24,6; Türkiye toplamında ise %14,1 olmuştur. Bu devrede endüstri işletmeleri nin çoğu kendilerine gereken enerjiyi kendileri üretmekte idiler.

İmtiyazlı şirketler belirli şartları yerine geti ren her istekliye elektrik vermek mecburiyetin de oldukları gibi üretim tesislerini ihtiyaca göre büyültmeye de mecbur idiler.

İkinci Dünya Harbine doğru, dünyada yayıl maya başlayan milliyetçilik cereyanlarının tesiri yüksek elektrik satış hatlarının doğurduğu kâr ların cazibesi, iyi organize edilmiş ve işletilmiş olan şirketlerin yarattığı işletmeciliğin kolaylı ğı hakkındaki fikirler, bunların millileştirmek üzere satın alınması düşüncesini doğurdu.

İlk defa 1.5.1938 de İstanbul elektrik imtiya zı arkasından Ankara ve Adana (1942) izmir (1945) ve diğer şehirler şirketlerden anlaşma ile tespit edilen bir bedelle satın alındılar, kar şılığında bedeli 20 yılda dövizle ödenmek üzere bonolar verildi.

Satın alınan şirketler geçici olarak birer yıl kadar Bayındırlık Bakanlığı tarafından işletil dikten sonra belediyelere devredildi. İstanbul ile Ankara ve Adana için ayrıca idare ve işletme kanunları yapıldı. Diğer şehirler ve genel ola rak bütün belediye işletmeleri için bir işletme ve idare kanunu yapılması düşünülüyordu. Bu kanun bugüne kadar yapılmamıştır.

Belediyeler, kendilerine devredilen elektrik işletmelerini yine devredilen tramvay, havagazı işletmeleri veya kendi kurdukları otobüs, su veya diğer işletmelerle birleştirerek İEET, EGO, ES HOT, ESO gibi belediye işletmeleri kurdular. Bunları işletmelerin ve belediyelerin kendi insı yatifleri içinde idare ettiler. Bu işletmelerin yal nız alım ve satım esasları (4768 1945) sayılı ka nunun verdiği yetkiye göre 20 Eylül, 1947 gün lü bir yönetmelikle tespit edilmiştir. Diğer ko nularda tamamen boşluk vardı.

Tarifeler konusunda Bayındırlık Bakanlığı nın 29.4 1941 gün ve 1762 sayılı «Elektrik ve su tarifelerinin tanzimi esasları hakkında» ki genel gesi 5237 sayılı Belediye gelirleri kanununun 9 7.1948 de yürürlüğe girmesine kadar yürümüş tür. Bu tarihten sonra işletmelerin tarifesi 5237 sayılı kanunun 39 uncu maddesi 2 ci fıkrasına göre tespit edilmeye başlanmıştır. Bu fıkra şöy ledir:

«î§letmelerin ücret tarifeleri, bunların idare, işletme, ve sigorta masrafları ile borcun veya yatırılan sermayenin itfa taksitleri yenileme ve ihtiyat akçeleri ıslâh ve tevsi masrafları ve nor mal sermaye faizini aşmayacak bir kâr nisbeti gözetilerek belediye meclislerince tanzim edilir.

Umumî gelirler için belediyece istihlâk edile cek elektrik miktarı tarifede aboneler aleyhine müessir olamaz.

Bu tarifelerin tasdiki ve bunlara ait itirazla rın incelenip karara bağlanması en buyuk mül kiye memurunun tasvibine bağlıdır».

İşletmelerin, işletme yolları kendi personeli veya müşterilerle olan münasebetleri, muhasebe usullerinin ne şekilde olacağı hakkında da henüz konulmuş bir kanun veya tüzük yoktur Yalnız elektrik tarifelerinin nasıl hesaplanacağı ve iş letmelerin elektrik satışı konusunda abonelerle olan bazı münasebetleri 17 Haziran 1960 günlü bir yönetmelikle Sanayi Bakanlığı tarafından tespit edilmiş esaslara göre yürütülmektedir.

1948 yılından sonra en fazla siyasi tesirlere uğrayan işletmeler belediye işletmeleri olmuş tur. Tarife, personel, hesap usulleri, idare, işlet me yatırım 1948 1960 arasında tamamen denebi lecek şekilde siyasî tesirler altında kalmıştır. Bu konuda kontrol organı olarak Sanayi Bakanlığı nın tutumunun da önemli rolü olmuştur. Beledi ye işletmelerindeki siyasi tesirler bugün bile ön lenmiş değildir.

İmtiyazlı şirketlerin satın alınmasında bunla rın çok yüksek fiatla elektrik sattıkları üzerin de geniş propaganda yapılmıştır. Herhalde bu propagandanın tesiri ile olacak bu tarihten son ra işletme şartlan ve sonuçları düşünülmeden elektrik satış Katlarının düşürülmesi, tarifeleri tasdik eden mercilerin ideali olmuştur. Tama men izafi olan ucuzluk terimi bir önceki yıldan daha küçük sayılarla ifade edilen değerlerle elektrik satmak anlamına gelmiştir. Yukarda an latıldığı gibi meselâ İzmir'de 1931 yılına göre gerçekte 6 kat daha ucuza elektrik satılmakta iken bugün dahi bu fiatı gösteren sayının kü çültüleceğinden bahsedildiği işitilmektedir.

Ucuz elektrik satışının ülkü edinilmesi, önce bu konudaki hizmetleri aksatmış, yatırımları azaltmış, personeli kaçırmış ve belediye işletme lerinde çalışanların büyük fedakârlıkları dahi bu durumu önlememiş ancak çöküşü biraz daha uzatmıştır.

1948 yılında Bölge elektrik işletmelerinin ku rulduğu görülüyor. Bölge ihtiyaçlarını karşıla mak üzere termik ve hidrolik büyük santrallar, yüksek gerilimli enerji nakil hatları kurulmaya başlıyor. Belediye elektrik işletmelerinde ucuz elektrik satışını sağlamak üzere bölge işletme

leri de belediyelere ucuz satışa zorlanmıştır. En büyük satıcı olan Etibank Elektrik İşletmeleri nin bu yüzden 1962 yılı sonunda zararlarının toplamı 100 milyonu bulmuştur. Eğer 1958 Ağus tos'unda Türk ekonomisinin kararlı hale getiril mesi için alınması gereken tedbirlere uymak zo runluğu olmasa idi bu zarar birkaç kat daha faz la olacaktı.

Bölge elektrik işletmelerinin belediyelere bir hayli ucuza elektrik satmalarına rağmen devre nin ilk yıllarında belediyelerin satış fiatları nis beten iyi idi. Bu yüzden bilhassa büyük beledi yelerin yıllık kârları, zarar eden bölge işletmele rini kıskandırıyordu. Bütün elektrik işletmeleri ni içine alan bir teşkilâtın kurulması en çok bu yıllarda söylenmeye başladı. Hele büyük elekt rik işletmelerinin yalnız elektrikten kâr etme leri ve bu kârlarını diğer belediye işletmelerinin otobüs, gaz zararlarının ve yatırımlarının fi nansmanında kullanmaları bu düşüncede olan ların mahzurlu görüp sık sık ileri sürdükleri bir gerekçedir. Elektrikten elde edilen kârın diğer işletmelerde kullanılmaması düşüncesini haklı çıkaracak bir hüküm ne İstanbul İETT ve Anka ra EGO, Adana ne de İzmir ESHOT kuruluş ka nunlarında bulunmaktadır. Esasen böyle bir dü şünce birlik teşkil eden elektrik, otobüs, gaz işletmelerinin çalışma düzenini de bozabilirdi. Bu düşünceyi ileri sürenlerden çoğu aynı işlet melerin bütçelerini, tarifelerini iş programlarını onaylamakta olan kimselerdir. Demek istiyoruz ki, belediyeler elektriğin kârlarını diğer işletme lere aktarırken bunu kendilerini kontrol eden mercilerin muvafakati ile yapıyorlardı. Etibank' ta ise iş tersine oluyordu. Banka maden satış larından elde ettiği kârlarla elektriğin zararları nı kapatmakta idi. Bu konuda şurası bir gerçek tir ki, elektrik işletmelerinin idaresi ve finansma nında memlekette bir görüş birliği yoktur.

6 Nisan 1953 de toplanan İstişari Enerji Kongresinin 2 numaralı komisyonu «memleketi mizde enerji işlerinin yeni baştan düzenlenmesi» konusu ile uğraşmış ve komisyonun hazırladığı rapor kongre genel kurulu tarafından kabul edil miştir. Kongrenin bu konuda kabul ettiği esaslar şöyle sıralanabilir.

1. Elektrik işletmelerini kontrol eden bugün kü teşkilât genişletilmeli, yetki ve görevleri artı rılmalıdır. Tarife işleri iktisadı muhasebe usul lerine dayanan esaslara göre yürütülmelidir.

2. Bölge santralları karakterindeki bütün santrallar enterkonnekte şebeke ve tesisleri tüzel kişiliği olan bir kurum tarafından işletilmelidir. Kurum; bu tesislerin; etüd ve proje, inşa ve te sis, işletme bakım, toptancı sıfatıyla enerjinin yüksek gerilimle dağıtılması ve satışı, bütün te sislerin finansmanını sağlamak işleri ile uğraş malıdır.

3. Özel hukuk hükümlerine göre kurulacak bu kurum mahalli sermayeden, devlet yardımın dan, dış kredilerden faydalanacak özellikte olma lı, hazine kefaleti ile tahvil çıkarabilmelidır.

4. Etibank ve Üler Bankasının çalışma alan ları yeni kurulacak kurumun yetkilerine göre ayarlanmalı; İller Bankası bölge santralı olma yan santrallarla, şebeke ve hava hattı işleri ile uğraşmalıdır.

5. E.I.E. İdaresi yeni kurumun bünyesine gi receğinden yeniden bir hidrografi enstitüsü ku rulmalıdır.

6. Belediye elektrik işletmelerinin ticari ka rakterli işletmeler gibi serbest ve kolay işleyebil melerini sağlayacak genel bir işletme kanunu ya pılmalıdır.

7. Elektrik malzemesinin yurtta yapılmasını sağlıyacak fabrikaların kurulması teşvik edilme lidir.

O tarihlerde, kurulması düşünülen kurumun adına (Türkiye Enerji Kurumu) denilmişti.

İstişari enerji kongresi kararlan büyük bir dikkat ve titizlikte uygulandı. Bu maksatla o za mana kadar elektrik işletmelerini kontrol eden Bayındırlık Bakanlığı Şirket ve Müesseseler Re isliği, Enerji Dairesi adı ile yeni kurulan Sanayi Bakanlığının içine alındı (1957). Ancak yetkiler ve teşkilât genişletilmedi. Ayrıca hidrolik enerji kaynakları bu teşkilâtın kontrolü dışında kaldı. Bu suretle Sanayi Bakanlığı kurulmadan önce, hidrolik enerji kaynakları (Genel olarak DSİ ve EİE nın denetlemesi altında idi) ile Belediye elektrik işletmeleri ve imtiyazlı şirketler Bayın dırlık Bakanlığının, Termik enerji kaynakları Etibank, kömür ve petrol işletmeleri, otoprodük tör endüstri kurumları İşletmeler Bakanlığının kontrolü altında iken, Sanayi Bakanlığı kurulun ca DSİ hariç diğerleri bu Bakanlığın kontroluna girmiştir. İki ayrı görüşe sahip Bakanlar bu Ba kanlıklara geldiği zamanlarda enerji işlerinde or tak bir görüş birliği sağlanamamıştır.

İstişari enerji kongresinin kararlarına daya narak kurulması düşünülen Türkiye Enerji Ku rumu kanun tasarısı hazırlanmış ve 1959 yılında Büyük Millet Meclisinde görüşülmeye başlanmış tır. Adı tasarıda Türkiye Elektrik Kurumuna çev rilen işletme tam olarak kongrenin düşündüğü gibi tasarlanmamıştı. Yukarda açıkladığımız gibi zarar etmeden ve satış fiatlarını da artırmadan Bölge elektrik işletmelerinin çalışabilmesi için enterkonnekte şebekeden elektrik alan bütün be lediyeler hiç bir bedel ödenmeden bu teşkilâtın içi n giriyordu. Bu yolla en çok büyük elektrik iş letmelerinin elektrikten sağladıkları kâr bölge işletmelerinin zararlarını kapatmakta kullanıla

caktı. Büyük Belediyelerin müdahale ve muhale feti üzerine tasarı kanunlaşamadı.

Aynı tasarının Millî Birlik hükümetleri za manında da kanunlaşması istendi ise de yine ba şarılamadı.

Birinci Beş Yıllık kalkınma plânının elektrik sektöründe alınacak tedbirler kısmında Elektrik Kurumunu ilgilendiren kısımlar şöyledir:

— Elektrik işleri bir elden yöneltilecektir. Türkiye Elektrik Kurumu hemen kurulacak, bü tün tesisler bu kuruma bağlanacaktır.

— Sistemlere bağlı yerlerde bulunan ve bu gün çalıştırılmayan santrallar Türkiye Elektrik Kurumuna verilecektir.

Plânın uygulanmasına başlanırken bu direk tifler ile esasen hazır olan 1959 tasarısı yeniden gözden geçirilmiştir. 1959 denemesinden .fayda lanarak bu defa belediyelerin muhalefetinden kurtulmak üzere tasarıya Kuruma devredilecek tesislerin bedelinin % 5 10 unun beş yıl süre ile belediyelere verileceği kaydı konulmuştur. Beş yıldan sonra Kurumun kârının % 3 ünün devir bedelleri oranında belediyelere dağıtılması ta sarlanmıştır. Bu düşüncelerle hazırlanan tasarı 14 5.1963 de Başbakan İsmet İnönü tarafından Millet Meclisi Başkanlığına sunulmuştur.

Millet Meclisi Genel Kurulunun 20.5.1963 gün lü birleşiminde kurulması kabul edilen geçici ko misyon incelemelerini bitirerek kanun tasarısını 21.10.1963 de öncelik ve ivedilikle görüşülmek üzere Millet Meclisine göndermiştir. Bugün .Mil let Meclisi Genel Kurulunda kanunlaşmak üzere sıra bekleyen Türkiye Elektrik Kurumu kanun tasarısı yukarıdan beri anlattığımız tarihî ge lişmenin sonunda, çeşitli düşüncelerin etkisi al tında, çeşitli daireleri sevindirmek üzere bir sis tem ve birlikten yoksun bir görünüştedir. Kuru mun kurulması için gereken şartlar unutulmuş yer yer verilen tavizlerle kurulduğu zaman işle yeceği şüpheli bir işletme öne sürülmektedir.

Hükümet tarafından hazırlanan tasarının ge rekçesinde şöyle denilmektedir:

«Yurdun gösterdiği bu durum (şehir ve kasa baların elektrik tesislerinin yetersiz bulunması) karşısında kuvvet ve gayretlerimizi birleştirmek suretiyle bir plân ve program içinde yeni bir teşkilâtlanma ile enerji davasını çözmemiz bir zaruret halini almıştır.

«İkinci Dünya Savaşından sonra İngiltere, Fransa, Yunanistan memleketlerinde enerji işle rini bütün şirketlerden bütün belediyelerden ve Devlet teşekküllerinden alarak bir araya getir miş ve memleketşümul bir teşkilât içinde topla mışlardır.

«Kendi uzmanlarımız ve yabancı uzmanlar en düstrimizle bütün şehir, kasaba ve köylerimizin elektriklendirilmesi işlerinin Türkiye Elektrik Kurumu gibi tek bir teşkilât içinde toplanmasını bir zaruret olarak ileri sürmüşlerdir.

«Bu suretle yurdun elektrik enerjisi davası bir yerde toplanacak; dağınık, yetersiz, verimsiz ve bir çok hallerde mükerrer çalışmalara son ve rilecek, teknik personel bakımından çekilen sı kıntı ve yetersizlikler de giderilmiş olacaktır.

«Yurdumuzda sanayiin, şehir kasaba ve köy lerimizin muhtaç oldukları bol ve ucuz elektrik enerjisinin bölge santrallarından ve enterkonek te şebekeden verilmesi ancak Türkiye Elektrik Kurumunun kurulması ile mümkün olacaktır.

Tasarıyı Millet Meclisi adına inceleyen geçici komisyon gerekçesinde:

«Su ile sudan enerji üretimi problemlerinin tamamen birbirine müdahil olduğu tespit edile rek, milli enerji politikasının daha kararlı ve verimli bir yönde yürütülmesini sağlamak ama cı ile, gelecekte, bu konulara ait bütün etüt, plânlama, yapım ve işletme bölümlerini kapsıya cak bir tek otorite altında toplamanın da tavsi ye ve temenni edilmesinde görüş birliğine va rılmıştır», denilmektedir.

Görüldüğü gibi gerekçede teşkilâtlanma ile ucuz elektrikten başka bir düşünceye rastlan mamaktadır. Ancak düşünüldüğü gibi bir teşki lâtlanmanın yeter olup olmadığı veya başka şe kilde bir teşkilâtlanmanın mümkün olup olma dığı ile bu şekilde bir teşkilâtlanmanın yurda ne kazandıracağı incelenmemiştir. Ucuzluk teri mi ise daha önce anlatıldığı gibi tamamen izafi ve mesnetsiz olarak kullanılmaktadır.

Türkiye Elektrik Kurumundan söz açılınca Yunanistan'dan ve Fransa'dan da söz açılmasına alışılmıştır. Bu yüzden Yunanistan'da 1950 yılın da kabul edilen Devlet Elektrik Kurumu (Public Power Corporation) diye adlandırılan kurumun 1468 numaralı kuruluş kanununa bir göz atmak faydalı olacaktır.

Bu kanunun önemli maddeleri şöyledir:

— Yunanistan'daki hidro elektrik ve termo elektrik santrallarını inşa etmek, işletmek ve ü retilen elektrik enerjisinin nakli için bir milli şebeke tesis etmek ve bundan faydalanmak üze re bir teşkilât kurulmuştur.

— Halkın yararına ve fakat özel ekonomi prensiplerine göre çalışacak olan bu kurum ta mamen Yunan Devletine ait olacak, idari ve eko nomik muhtariyeti bulunacak, devletin muraka be ve kontrolü altında bulunacaktır.

— Kurumun görevleri şunlardır :

a. Kendi finansmanını kendisi karşılayacak tır.

b. Üretilen enerjiyi sağlam ticari prensipler ve Yunanistan'ın genel ekonomi politikası için de mümkün olduğu kadar ucuza şehir ve köy hal kına ulaştırmak.

e. Yunanistan'ın değişik bölgeleri arasında ki enerji dağılımında aynı katagoriye giren müs tehlikler arasında tarife bakımından sebepsiz olarak farklılıklara meydan vermemek.

ç. Yedek teşkili için yapılan yatırımdan son ra gerçekleşen gelirin yalnız tesislerin düzeltil mesi ve geliştirilmesi, müstehlike sunuluş yolu nun düzeltilmesi ve elektrik enerjisi fiatlannın indirilmesine hasredilmesi. Bu karşılıktan yukar da sözü geçen konulardan başka maksatlar için faydalanılması yasaktır.

— Kurum aşağıda gösterilen konularda mut lak bir imtiyaza sahiptir:

a. Kurumun plânlarının gerçekleşmesinin ge rektiği hadde kadar ırmak ve göllerin, akarsu enerjisinden faydalanılarak hidro elektrik sant ralların tesis ve işletilmesi;

b. Elektrik enerjisi üreten termik santral ların tesis ve işletilmesi; (Bu santrallarda terci han yerli yakıtlar kullanılacaktır)

c. Sözü edilen enerji santrallarını Yunanis tan'ın çeşitli ihtiyaç bölgelerine bağlayacak mil li bir nakil şebekesinin tesis ve işletilmesi;

ç. Milli şebekeden kullanma merkezlerine yapılacak elektrik dağıtım hatlarının tesis ve iş letilmesi;

d. Üretilen enerji belediyelere, köy toplu luklarına, tercihan kooperatiflere ve özel teşeb büslere satılmak üzere ayrılacaktır. Ancak istis nai hallerde büyük müstehliklere verilecektir.

— Bu imtiyaz, elektrik enerjisi üretim ve sa tışı için üçüncü şahıslarla imzalanmış olup halen uygulanan imtiyaz anlaşmalarından doğan Dev let taahhütlerini aşmayacaktır.

— Bakanlar Kurulunun teklifi ve Kurumun düşüncelerinin alınmasından sonra yayınlanan Kırallık kararı ile Yunanistan'ın bazı bölgelerin deki kurumlar tamamen veya kısmen ve belirli bir süre için burada açıklanan hükümler dışında bırakılabilir.

— Kurum ile aynı amacı güden özel teşebbüs arasında bir işletmenin devri ve ortak çalıştırıl masına dair anlaşmalar akti Yunan koordinasyon Bakanlığının teklifi üzerine Kırallık Kararına bağlıdır.

Kurum, Kırallık Kararı ile tespit olunacak özel vergi bağışıklığına ve devletin hukuki imti yazına sahip olacaktır.

— Kurumun murakabesi ve teftişi özel bir kırallık kararnamesi içinde tespit olunacak hü kümlerle koordinasyon Bakanına verilecektir. Bakan kurumun çalışması hakkında her üç ayda bir ve mali yıl sonunda da bir yıllık raporu ve yıllık bilançoyu Parlamentoya sunmakla yüküm lüdür.

1468/1950 sayılı kanunun bazı maddeleri son radan 1951 de 1672 sayılı kanunla değiştirilmiş tir. Bu değişiklikte önemli görülen bilhassa şu iki noktadır:

1. Kurum belirli durumlarda sahip olduğu imtiyazı kullanmak istemediği taktirde Devlet, bu imtiyaz hakkını geçici olarak veya 20 yılı aş mayan bir süre için tercıhan belediye, koopera tifler veya özel teşebbüslere devretmek hakkını taşır. Bu gibi durumlarda imtiyazın verildiği böl gede Enerji Kurumu tarafından tespit edilen teknik, idari ve ekonomik hükümler ve tarife ler yürütülür. Üçüncü şahıslarla imzalanan imti yaz sözleşmelerine göre devlete ait olan satın alma hakları, bu kanunun uygulanması ile Ener ji Kurumuna devrolunur. Yukarda sözü geçen hü kümlere göre çalışmayan teşebbüslerin malları cebren Devlet Enerji Kurumuna verilmek üzere ellerinden alınır. Bu takdirde kurum uygun bir zarar ödeneği öder.

2. Linyit madenleri araştırma ve işletme im tiyazlarına dair kanunun hükümlerine uymak şartıyla Devlet Enerji Kurumu enerji üretimin den ayrı olarak linyit madenleri işletecektir. Lin yit oeaklarnın işletilmesindeki amaç, termo elektrik santrallara, enerji üretiminde kullanıla cak yakıtı sağlamaktır.

Devlet Enerji Kurumu, linyit ocaklarını, ön ceden bunları işletmiş veya işletmemiş olan ü çüncü şahıslara, işletmek üzere devredebilir.

Linyit işletmelerinin kendi Genel Direktörü olacak ve bunun da Devlet Enerji Kurumunun Enerji İşletmeleri Genel Direktörünün yetkileri gibi yetkileri olacaktır.

Görüldüğü gibi Yunanistan'da yapılan kanun da tarifler ve düşünceler net olarak gösterilmiş, gayeler açıkça belirtilmiştir.

Görüştüğümüz İran enerji kurumunun yetki lilerinin söylediklerine göre; İranda çeşitli elekt rik işletmelerini devletleştirirken veya birleşti rirken gidilen yol, bu işletmelerin verimli çalış malarını sağlamaktır. Kurum verimli çalışmadı ğını tespit ettiği işletmeleri durumunu uygun bir süre içinde düzeltmesi için uyarmakta, bu uyar maya uymayanları satın almak hakkını kazan maktadır.

Bu incelemenin ve düşüncelerin ışığı altında Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kanun tasarı sının görüşlerimize göre aksayan kısımları sıra sıyla şöyledir:

1. Enerji Kurumunun yetkileri, yetki sınır ları ve bu sınırlar içinde ihtiyaçların karşılan ması sorumluluğunun yalnız Türkiye Enerji Ku rumuna ait olduğu gerekçede ileri sürüldüğü gi bi belirtilmelidir. Ancak ihtiyaçların karşılan masında hangi sıranın gözetileceği yani önce be lediyeler, belediye birlikleri, kooperatifler, köy ler ve köy toplulukları, özel teşebbüslere enerji verileceği, imkân olursa büyük müstehliklere de enerji verilebileceği açıklanmalıdır. Tasarıda bu sıra konusuna değmilmemiştir.

2. Yukardaki sorumluluğun verildiği Kuru ma, bir sorumluluğun gereklerini yerine getir mek üzere her türlü santralların etüt ve proje lerini hazırlamak ve inşaatını yapmak yetkisinin de verilmesi gerekir. Bu suretle inşa ve etüt ha ta veya gecikmelerinden sorumlu olacak bir ku rum bulmak mümkün olur. Tersi olduğu yani bazı santralların başka bir teşkilât tarafından (Tasarıda DSİ) etüt ve projelerinin ve inşaatı nın yapılmasına izin verildiği takdirde bu konu daki gecikmelerden Türkiye Elektrik Kurumu nun sorumlu tutulmasına imkân olamaz. İhtiyaç ların karşılanması sorumluluğunun Türkiye Ener ji Kurumunda olduğu düşüncesi işlemez hale ge lir. İhtiyaç sahiplerinin tesislerine zamanında enerji verilmemesi halindeki şikâyetleri iki teş kilât arasında gider gelir. Bu santralları DSİ nin yapmasında mutlak zaruret varsa (Biz bu düşün cede değiliz) hiç olmazsa gecikme hallerinde zarar ödeneği için Kurumun DSİ ye döneceği kanun met ninde açıklamalıdır.

3. Türkiye Enerji Kurumunun düşüncesi alınmadan kamu hizmeti için elektrik üretim ve satış imtiyazları verilmemelidir (*)

Yalnız yukarda söz konusu edilen Uç nokta nın tasarıdaki şekli gerekçede ileri sürülen «Elek trik enerjisi dâvasının bir yerde toplanması ve mükerrer çalışmalara son verilmesi» düşünce sini bozacak niteliktedir. Çünkü, önce etüt, pro jeler inşaat santralın hidrolik termik oluşunda ve hidrolik santrallarda da tesisin büyüklüğüne göre en az iki kurum tarafından yürütülecektir.

(i) Tasarının üçüncü maddesindeki limtiyazlan yalnız Devlet verir» ibaresindeki devlet terimi de ye rinde değildir Anayasaya göre devletin yasama yet kisini Türkiye Büyük Millet Meclisi yürütme göre vini Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu, yargı yet kisini Mahkemeler yerine getirir. İmtiyazı yürütme görevini kullanan teşkilâtın yani hükümetin verme si gerekir.

Ayrıca devlet başkalarına imtiyaz verebilecektir. Bugün imtiyazla çalışan işletmeler vardır. Hiç olmazsa bunlar aynı şekilde çalışmaya devam edeceklerdir. İlerde Türkiye Enerji Kurumu ile herhangi bir anlaşmazlığa düşüldüğü zaman ye ni imtiyazlar Elektrik Kurumu uygun görmedi ği halde verilebilir. Bu durumda Kurumun ku rulması için ileri sürülen ana prensip «elektrik enerjisi davasının bir yerde toplanması> bozu lur. Amaç kaybolabilir.

Bugün Çukurova bölgesinde imtiyazlı bir or taklık bu bölgede enerji üretme ve dağıtma gö revini yerine getirmektedir. Enerji kurumu ça lışmaya başladığı zaman da bu ortaklığın imti yazının devam edeceği anlaşılıyor. Bu halde or taklığın bölgesi sınırları içindeki belediye işlet meleri de Türkiye Enerji Kurumuna değil, Çu kurova Elektrik Anonim Ortaklığına verilmeli dir. Bu suretle bir bölgenin, sorumluluğu bir iş letmede olmakla Enerji Kurumunun kuruluş, amacına uygun hareket edilmiş olur.

İller ve Belediyelerin imtiyaz veremiyeceği ve elektrik tesisi kuramıyacağı hakkındaki hük mün de kanunlaşmadan anayasanın mahalli ida relere verdiği yetkilerle çelişmemesine dikkat edilmelidir. Tersi olursa kanun amacından ayrı lacak şekilde işleyebilir.

4. Tasarıda birliği bozabilecek bir nokta da 3 cü maddenin «Ancak sulama ve pompaj gibi amaçlarla gerektiğinde ilgililer TEK'ten enerji alamadıkları takdirde muharrik kuvvet olarak elektrik tesisi kurabilirler» kısmıdır. Her beledi yede pompajın var olduğu bilinmektedir. Bu noktadan faydalanarak belediyelerin ve diğer iş letmelerin birlik dışında kalmaya kalkışmaları mümkündür. Her ne kadar «muharrik kuvvet olarak» devimi bunu sınırlar gibi görünüyorsa da muharrik kuvvet olarak kullanılması yanında elektriğin diğer maksatlarla da kullanılması ik tisadiliğini artıracağından bu açık kapıdan fay dalananlar çıkabilir.

' Köylere kadar en ufak birlikleri bile elek triklendirmek görevi verilen Türkiye Elektrik Kurumu neden muharrik kuvvet olarak kullanı lan pompaj tesislerine elektrik vermek üzere ge rekirse müstakil tesisler kurmaya zorlanmasın.

5. Türkiye Elektrik Kurumuna ek olarak verilen görevler şarta bağlanmamıştır. Önce gö rev verilmiş, arkadan gelen cümlede şart sayıl mıştır. Bu şekil, uygulamada şartlar yerine geti rilmediği takdirde kurumun görevi yapmaması na imkân vermez. Kurum görevini yapacaktır. Şartın yerine getirilip getirilmemesi ayrı bir ko nudur. Bu yoldan gidildiği takdirde Kurumun bir kaç yıl içinde çalışamaz duruma gelmesi müm kündür. Bu sebeple şartlar yerine getirildiği za man görevin de yerine getirileceği açıkça "belir tilmelidir.

Sözü edilen bu duruma tasarıda çokça rast lanmaktadır. Örnek olarak şunlar sayılabilir:

a. Köy elektriklendirilmesi, TEK'in görevle rinden birini teşkil eder. Köy elektriklendirilme si her yıl Devlet bütçesinden verilecek ödenekle yürütülür (Madde 4).

b. Bu tarifeler net % 8 den az olmamak üze re bir gelir gözetmek suretiyle hesaplanır. An cak yukardakı sınırların altında bir tarife ile enerji satılmasına Bakanlar Kurulunca karar ve rildiği takdirde, yıllık satış zararları bütçeye ko nacak ödenekle kapatılır. Zararın miktarı Sanayi ve Maliye Bakanlıklarınca müştereken tespit edi lir. (Madde 12)

c Şehir, kasaba ve köylerde, park ve mey dan aydınlatılması TEK tarafından yapılır. Tesis ve bakım bedelleri ile enerji karşılıklarını bele diyeler ve köy ihtiyar heyetleri TEK'e öderler.

Umumî aydınlatma hizmetleri için ayrı bir tenzilâtlı tarife tatbikine lüzum görülürse bu kanunun 12 ci maddesindeki hükümler uygula nır. (Madde 19).

6. Kurulması tasarlanan Türkiye Elektrik Ku rumunun malî bünyesi çok zayıftır. Yardımların kaynağı belirli değildir. Bir takım tesisler dev redilmektedir, ancak işletme ve yatırım serma yesi sağlıyacak bir kaynak gösterilmemiştir.

Bugün belde ve bölge işletmeleri işletme za rarlarını ve yatırım giderlerini karşılamak üzere tarife gelirleri dışında şu kaynaklardan fayda lanmaktadırlar :

a — Belediye bütçeleri b — İmar İskân Bakanlığı emrindeki fon c — İller Bankasından borçlanma ç — Etibank'ın elektrik işletmesine yardımı d — Genel bütçeden yardım

Türkiye Elektrik Kurumu yalnız (d) madde sinden faydalanacaktır. Buna karşılık bugün be lediye işletmelerinde bulunmayan, aşağıdaki ye ni giderlerle geliri azalacaktır.

A — Vergi gideri yıllık kârının % 35 i ora nında kurumlar vergisi (Madde 1).

B — Belediyelere ilk beş yıl için tesislerin devrindeki matlupları üzerinden yılda % 5 (İs tanbul Ankara İzmir için % 10) (Geçici Mad de 3).

C — Beş yılın sonunda yıllık kârın % 3 ü iş letmeleri TEK'e devrolunmuş bulunan belediye lere verilecektir. (Geçici madde 3).

1962 yılı fiatları ile yaptığımız kaba bir he sapta İzmir, Ankara, istanbul belediye işletmele rine (B) haline göre yılda Elektrik Kurumunun 25 milyon, diğer bütün belediyelere de yılda 20

milyon olmak üzere 45 milyon lira ödemesi gere kecektir. Halbuki halen yalnız Ankara, Adana ve İstanbul elektrik isletmeleri belediyelerine yıl lık bürüt gelirlerinin % 5 ini ödemektedirler ki, bu da yine 1962 yılında 11,5 milyon T. L. kadar tutmaktadır.

1962 yılı geçici hesaplarına göre, Türkiye Elektrik Kurumu içine girecek bölge kurumları nın giderlerinin yıllık toplamı 202,5 ve gelirleri nin yıllık toplamı 193 milyon T. L. dır. Bu su retle 1962 yılında bölge kurumları 9,5 milyon li ra zarar etmişlerdir. Aynı yılda Türkiye'deki bü tün belediyelerin yıllık geliri 420, gideri ise 370 milyon lira ve 1962 yılındaki kazançları da 50 milyon liradır. Belediye hissesi olarak da 11,5 milyon lira ödenmiş olup giderlerin içindedir. 1962 yılında birleşme olmadan amortismanlar hariç 50 milyon lira otofınansman yoluyla elek trik işlerine yatırılabilir iken tasarının aynen ka nunlaştığı kabul edildiği takdirde, ilk 5 yıllık devrede kazanç 7 milyon lira olacak bundan da yatırımda kullanılmak üzere vergiler çıktıktan sonra 4,5 milyon lira kalacaktır. Yıllık amortis manlar ise ancak 52 milyon lira tutmaktadır. Oy saki kalkınma plânında elektrik yatırımlarının toplamı, Türkiye Elektrik Kurumunun çalışma alanında, DSİ hariç olarak, 1963 de 386,8 milyon ve 1964 de 588,4 milyon liradır. Daha sonraki yıllarda tabiatıyla bu miktar daha da artacaktır. Bu yatırımların yarısının otofınansman ile sağ lanması istenirse bugünkü elektrik satış fiatlan m en az % 70 artırmak gerekecektir.

Tamamen bir devlet işletmesi olan Elektrik Kurumunun, rakibi de olmayacağına göre bütün vergi ve resimlerden muaf tutulması yerinde olacaktır.

7. Tasarıda bazı noktalarda lüzumsuz ayrın tılara girilmiş, bazı yerlerde terimler alışıldığı şekilde kullanılmamıştır. Başka kanunlara girme si gereken hükümler yerli yersiz maddeler ara sına serpiştirilmiştir. Lüzumsuz ibareler ve imti yazlar vardır.

Örnek olarak şunları gösterebiliriz:

— Genel olarak DSİ Genel Müdürlüğünün gö rev ve yetkilerini gösteren kısımlar bu kanunda bulunmamalı idi.

— Satılan elektrik enerjisi karşılıklarının ö denmesine dair TEK tarafından müşteriye yapı lacak tebligat üzerine, alman karşılıkların öden memesi halinde TEK'çe düzenlenen ve müşteri nin tükettiği enerji miktarını ve karşılıklarını gösteren belgeler İcra ve İflas kanununun deği şik 68 inci maddesinde yazılı belgelerden sayılır (Madde 12).

— TEK'in çalışma konusu ile ilgili taşınmaz mallardan baraj ve santrallar, enerji iletim hat ları (Pilonlar dahil), transformatör merkezleri ve bunların yardımcı tesisleri bina ve arazi ver gisinden muaftır (Madde 20).

— TEK'in santrallarında elektrik üretimi için muharrik kuvvet olarak kullanılan elektrik ener jisi her türlü vergi ve resimden muaftır (Mad de 20).

— Bu kanunun uygulanmasından doğan de virlerden intikal vergisi ve tescillerden herhangi bir harç ve resim alınmaz (Madde 20).

— İmar plânının uygulanması dolayısıyla za ruri görülen haller hariç olmak üzere TEK'in ka mu hizmetlerine tahsis edilen malları haciz ve istimlâk olunamaz (Madde 16).

— Sermaye tamamen ödendikten sonra ihti yaca göre artırılmadığı takdirde kârlar Devlet bütçesine geçer (Madde 6).

— Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Murakabe Heyeti giderlerine TEK'in iştirak hissesi, diğer iktisadî Devlet Teşekkülleri arasında en yüksek olanın iştirak hissesini geçemez (Madde 6).

— İktisadi Devlet Teşekkülleri Reorganızas yon kanununun 28 ve 33 üncü maddesinde yazılı suçları işleyen TEK ve kurumları memur ve hiz metlileri hakkında da aynı madde hükümleri uy gulanır (Madde 16).

— Tarifeler, bütün kuruluş ve idare giderleri hesaba katılmak ve ayrıca net % 8 den az olma mak üzere bir gelir gözetmek suretiyle hesapla nır (Madde 12).

— Belediye elektrik işletmelerinin TEK'e devrini müteakip beher kılovatsaat için beledi yelerin balen almakta oldukları istihlâk resmi ne ilâveten, % 5 nisbetinde munzam bir yardım yapılır (Geçici madde 3).

8. Türkiye Elektrik Kurumuna yükleyeceği külfet düşünülmeden, bu külfetin karşılığı gös terilmeden «Bütün belediye özel idare ve köyle re ait olup kamu hizmeti gören bütün elektrik işletmeleri, Sanayi Bakanlığınca hazırlanacak program gereğince, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, enterkonnekte şebekeye dahil olan belediyeler en geç iki yıl içersinde diğer be lediyeler ise en geç üç yıl içersinde» Türkiye Elektrik Kurumuna devrolunmaktadır (Geçici madde 3).

Devir programının hazırlanmasına bile ku rum katılmamaktadır.

Bu maddenin kanunlaşması Elektrik Kurumu nu daha ilk günden işlemez hale sokacaktır.

Elektrik işletmelerinin tarihi gidişi ile Türkiye Elektrik Kurumu hakkında topladığımız bazı bil gileri vermeye çalıştık. İşletmelerin kuruluş ka nunları iyice incelenip sağlam esaslara bağlanma dan kanunlaşırsa, bunları sonradan düzeltmek çok zor olmakta; işletmelerin istenen amaca varması mümkün olamamaktadır. Elektrik enerjisinin bu günkü yaşayışımızdaki önemi ise apaçıktır. Bütün Türkiyenin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyacak olan kurumun kuruluş ve çalışma yollarını daha kuvvetli sebeplere ve esaslara bağlayan bir kanu nun çıkarılacağını umarız.