Elektrik Mühendisliği · Sayı 146 · Şubat 1969

PEYKLERLE TELEKOMİNİKASYON II

Nurgül Akyüzalp

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık Teknik / bilimsel makale

Yıl
1969
Sayfa
10
Okuma süresi
27 dk
Görüntülenme
0

Konu

Haberleşme, telekomünikasyon ve yayıncılık

İlgili: Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • uydu haberleşmesi
  • telekomünikasyon peykleri
  • ECHO I
  • aktif ve pasif peykler
  • mikrodalga frekansları
  • PTT

Özet

Konferans metninde peykler (uydular) aracılığıyla telekomünikasyonun gelişimi, önceki irtibat yöntemleriyle karşılaştırması, kullanılan frekans bandları ile pasif ve aktif peyk türleri teknik olarak anlatılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

KONFERANSLAR

Peyklerle Tele komünikasyon

n

Konferansı veren :

Nurgün AKYÜZALP

Telekomünikasyon Y. Müh.

PTT

GENEL BtLGtLEB

İkinci Dünya Harbinden sonra gelişen kıt' alar arası 'irtibatlar bilhassa'son on senedemberi daha da artarak bütün yeryüzünü kaplayan bir Telekomünikasyon Şebekesinin kurulması zanir retini meydana çıkarmıştır.

Ancak Milletlerarası Telekomünikasyon şe bekesinin meydana getirilmesinde büyük kara ve deniz manialarını aşmak gerekmektedir.

Peyklerle Telekomünikasyon imkanı ortaya çıkıncaya kadar bu irtibatlar üç şekilde sağlana bilmekte idi :

— Deniz altı Kabloları, — Dekametrik radyo dalgaları, — Uzak mesafeli ana irtibatlar,

1 —< Deniz altı kabloları:

Deniz altı kablosu tekniği geçen yüzyıl için de gellşmiş ve ilk • kablo 1850 de İngiltere ile Ffansa arasında çekilmiştir. Bunu 1865 te Avru pa ile Amerika arasında çekilen kablo takip et miştir. Ancak bu kablolar üzerinden konuşma nakli imkânsız olup sadece telgraf transmisyo nu yapılabilmekte İdi. Uzun ömürlü repatör tek niğinin gelişmesi neticesinde denizaltı kabloları ile Avrupa Amerika arasında ilk telefon trans misyonunun yapılabilmesi, çok daha sonra, 1956 da çekilen Okyanus altı .kablosu ile mümkün ol muştur.

Bugün Amerika ile Avrupa arasında bu kab lolardan 6 adet mevcut olup toplam kapasite 320 civarındadır.

Yatırım masrafının yüksekliği; ve tedricen hiz mete koyma imkânından mahrum oluşları sebe biyle denizaltı kabloları ancak yüksek trafikli ve kesif telekomünikasyon şebekesi olan bölge ler arasında çekilebllmektedlrler. Çekimleri kül fetli ve zamana mütealliktir. Denizaltı kablola rından elde edilen devre adedinin mahdut oluşu sebebiyle İhtiyacı karşılayabilmeleri ve sağla dıkları gelir sınırlıdır.

2 — Dekametrik radyo dalgalan : Bu sayede temin edilen irtibat, kıt'alar arası radyotelefon irtibatının büyük bir kısmını teş

kir eder. Dekametrik dalgalar (Dalga uzunluğu 10 ilâ 100 metre arası) birbiri ardısıra atmosfe rin iyemize üst katlarında ve yeryüzünde yansı ' yarak binlerce kilometre uzaktaki' bölgeler ile haberleşme imkânı verirler.

Bu yolla sağlanan irtibatlarda en. önemli sa a kınca iyonosfer katlan yapısında hasıl olan elektr ronik değişikliklerdir. Zira bu değişiklikler mev simler ve gün ilâ gece arasında' meydana geldiği gibi magnetik boralar neticesinde aniden de vu kubulup transmisyon kesilmesine (Black out) se bep olabilirler.

Bunun dışında, bu frekanslarda, gönderilecek enformasyon miktarını tayin eden bant genişliği , sınırlıdır ve 20 Mc/s yi geçemez."Önün İçindir ki bu metoddan televizyon ve geniş bant gerektiren birçok telekomünikasyon branşında istifade, edi lemez.

Ayrıca söz konusu frekanslarda parazit • gü • rültüyü önlemek üzere yüksek kanançlı ^antenler ve büyük güçlü vericiler kullanmak gerekmekte, bu ise irtibat maliyetini artırmaktadır.

3 — Uzak mesafeli. ana irtibatlar :

..

Bunlar yeraltı kabloları veya çok yüksek îref ' kansü radyoelektrik dalgalar ile temin edilirler. Direkt menzilleri mahduttur. Ancak menzil sonu na yerleştirilen röle istasyonlar vasıtasiyle alınan sinyaller kuvvetlendirilir ve herhangi bir istika mette tekrar neşredilirler, bu' yolla bazı hallerde milletlerarası irtibat da sağlanır.

Ufuk ötesi çok yüksek frekanslı radyoelektrik dalga emisyonu metodu ile röle kuleleri arasında ki mesafe birkaç yüz kilometreye çıkarılmıştır, fakat bu da büyük su alanlarını aşmaya imkân vermemektedir. Ayrıca bu metod nazarî balkım dan kıt'alar üzerinde kullanılabilse bile, röle is tasyonlarının optik yol üzerinde kurulması mec buriyeti çoğu zaman mühim güçlükler yaratmak tadır. (Dağ tepelerinin meskun olmayışı, mete orolojik şartlar, istasyonda yaşayan personelin ihtiyacı gibi...)

EleKtrik Mühendisliği... 146 26

.ı Bundan başka gok sayıda röle istasyonuna ih •tiyaç olduğundan bu metod masraflıdır ve geniş, frekans bandı gerektiren transmisyonlara güç » İmkân.'vermektedir.

Yukarıdaki kısa izahat, yer yüzünnün eğrili ğinden hemen hemen müteessir olmayan sun'l peyk röle istasyonlarının' ortaya konması yönün deki çalışmaların nedenini belirtmektedir.

•.t

•.YBryüzünün iki noktasını peyk vasıtasiyle bir birine irtibatlama fikri ilk olarak 1945 te İngiliz Âlimi Arthur C. Clarke tarafından ortaya atıl mış, olup, bu fikrin 1945 te Amerikalı John Plerce parafından tekrar ele alınması üzerine Ameri ka'da Bell Lâboratuvarlan konu üzerine çalış . malara başlamış ve sun'i peyk kullanarak ha berleşmeyi gerçekleştirmişlerdir.

Sun'i Peyk vasıtasiyle' Telekomünikasyon yer yüzü etrafında yörüngelerine yerleştirilmiş peyk lerin, görüş açıları içindeki yeryüzü istasyonları •nı, radyoelektrik dalgalar vasıtasiyle birbirlerine ' irtibatlamalanna denir.

Böylece «uzay Hattı» iki yer İstasyonu ve bir röle peyki ile sınırlanmıştır. Bu röle peykini bir , kaç bin kilometre yükseklikteki radyo röle kule sinne de benzemek mümkündür. Bundan da an laşılacağı gibi peykler vasıtaslyle Telekomüni kasyon yeni bir muhabere unsuru olmayıp, peyk tekniğinin ortaya çıkması ile mevcut telekomü nikasyon imkânlarının daha geniş çapta kullanıl masından İbarettir.

1963 te' Cenevre'de toplanan ITU (Interanti •onal Telecommunication Union) a bağlı EARC (Eüctroordinary Administrative Radlocummunica tion Conference) teknik zorunlukları gözönüne alarak peyklerle Telekomünikasyonda kullanıla .cak> frekansları .tayin etmiştir. Buna göre:

a) Yer peyk yayını, yani göndermede, aşa ğıdaki frekanslar tayin edilmiştir:

1 — 4400 4700 2 — 5725 6425 , 3 — 7900 8400

Kullanılabilen Band (MHz)

300 700 500

Toplam spektr genişliği

i ,:., b) Peyk Yer yayını, yani almada İse şu fra •kanslar seçilmiştin

1 — 3400 4200 2 — '7250 7750

Toplam 'spektr genişliği

Kullanılabilen .Band (MHz)

800 500

.Elektrik Mühendisliği 146

Fakat bütün bu frekans bandları radyokomü nikasyon servisleri tarafından tamamen veya kısmen kullanılmakta olduğundan, en müsait band aranmış ve göndermede 5925 6425 MHz, almada ise 3700 4200 MHz frekansları seçilmiş tir.

Peyklerle Telekomünikasyonda mikro dalga radyo frekanslarının kullanılması zaruretine ge lince, bunu başlıca dört sebebe bağlamak yerinde olur :

1) Bu frekanslardaki lyonosfer absorpslyonu ve reflekslyon olayları ihmal edilebilirler.

2) 1 GHz ile 10 GHz arasında atmosfer ve uzay gürültüleri gayet azdır,

'" 3) Mikrodalga frekansları ile yeryüzü an teninde yüksek kazanç elde edilebilir,

4) Bu frekanslarda geniş transmisyon bandı elde etmek mümkündür.

Bu sebeplerden Peyklerle Telekomünikasyon sistemlerinin mikrodalga frekanslarında çalışabi lecek teçhizata sahip olması zorunludur.

TELEKOMÜNİKASYON PEYKLERİ :

Telekomünikasyon peykleri yapılışları bakı mından iki ana gruba ayrılırlar: Üzerlerine gönderilen radyoelektrik dalgalan sadece yan sıtan «Pasif Peykler», ve aldıkları dalgaları Yeryüzü İstikametinde tekrar neşretmeden elektronik işlemlere tâbi tutan «Aktif Peykler*.

1 — Pasif Peykler :

tik pasif peyk A. B. Devletlerince Cap Ken nedy Üssünden 1960 yılında fırlatılmış olan ECHO I peykidir. ECHO I plâstik Milar mad desinden yapılmış olup, haricen alüminium kap lıdır. Ağırlığı 62 kilogram, çapı 30 metre olan bir küredir, ve benzolk asit vasıtasiyle şişiril miştir.

ECHO I peyki ile, A. B. Devletlerindeki Holm del (New Jersey), Goldstone (California) ve Stump Nack istasyonları ile, İngiltere'deki Jodrell Bank ve Fransa'daki Nançay istasyonla rı arasında ses, müzik ve telefon konuşması nakli yapılabilmiştir.

1960 dan sonraki senelerde ECHO I (tn fizikî

karakteristikleri zayıflamaya başlamış ve bil

hassa • şişkinliği azalarak şekil değiştirmiştir.

Bunun neticesi olarak yansıtma gücü mnin n

ECHO I peyki ile buna rağmen 1962 de yapılan

televizyon yayını • tecrübeleri ümit verici bir şe

kilde sonuçlanmışlardır.

.

».

Halen yörüngesinde olan ECHO I peykinin

yerini 1964 te fırlatılan ECHO ,11 peyki almış

olup, bu peykin ECHO I e nazaran en büyük farkı daha katı bir kılıfa sahip oluğudur.

Sun'l pasif peyklerin yanında Ay'ın yüzeyin den İstifade ederek radyoelektrik dalgaları yan sıtma yönünden de mühim çalışmalar yapılmış olup, bağan elde edilmiştir. Yeryüzünün iki nok tası arasında Ay yardımı İle transmisyon ancak peryodik olarak kısa müddetlerle yapılabilece ğinden mühim bir pratik sonuç vermemektedir.

Gayet basit oluşları sebebiyle ilgi çeken pa sif peykler vasıtaslyle transmisyon, önemli güç, kayıplarına yol açtığı İçin mahzurludur. Güç kayıpları, Yeryüzü ile Peyk arasında, yansıma sırasında Peyk İle Yeryüzü arasında vukubul makta olup 10" civarındadır. Yani 10 KW.lık bir güç neşredildiğinde, kargı İstasyondan an cak bir watın milyarda biri kadar bir güç elde edilebilmekte, bu İse gayet büyük çaplı anten lerin kullanılmasını gerektirmektedir.

Boyutlarının geyet büyük oluşu sebebiyle pasif peykler, meteoritlerin tahribine de mah kûmdurlar ve herkes tarafından kullanılabilir ler. Bu son faktör ise çoğu halde mahzur teşkil eder.

Bütün bu mahzurlar sebebiyle, pasif peykler, mevcut teknik imkânlarla pratik bakımdan pek ümit verici değildirler. Buna rağmen 1966 Tem muzunda Amerikan Hava Kuvvetlerince 9 met re çapli' bir balon pasif peyk fırlatılmıştır. An cak plâstik balon sert madenî bir satıhla kaplı olup, meteoritlerin tahribi olayına mukavimdir ve Mylar tipinden pasif peyklere nazaran 5 ke ıe daha yüksek randımana sahiptir.

2 •— Aktif Peyler :

Pasif Peyklerin mahzurları sebebiyle yeryü zünden gönderilen radyoelektrik dalgalan alabi lecek, ampliifle edip frekans değiştirerek tekrar başka İstikamette yeryüzüne gönderilebilecek aktif peyk sistemleri kullanılmaktadır. Bu tip peykler başlıca iki guruba ayrılırlar:

— Repetör Peykler

Röle Peykler

Bunlardan Röle Peykler de kendi aralarında İkiye ayrılmaktadırlar :

— Dünya'ya nazaran dönen Peykler,

— Dünya'ya nazaran sabit Peykler.

Repetör Peykler bilhassa askerî gayelerle kullanılmaktadırlar. Enformasyonlar peykler üzerindeki magnetlk bantlara alınmakta ve peyk, yer istasyonu koordinatlarından geçerek İstasyon tarafından gönderilen belirli bir sinyal vasıtaslyle kaydedilmiş enformasyonları istasyon istikametinde neşretmektedir. .Burada «Start» sinyali «Parola» rolünü oynar.

Bu tipten peyklerin genellikle alçak yörün gelere yerleştirilmeleri görüş sahalarını daraltır. Fakat buna mukabil «Emniyet» artar.

Repetör peyklerden ilki A. B. Devletlerince 4.10.1960 da fırlatılan COURRIER IB Peykidir. 1,30 metre çaplı peykin üzeri 20.000 adet foto voltaik hücre ile kaplı olup kapasitesi 280.000 kelimedir. Enfermasyonu dakikada 68.000 keli me süraattnde neşredebilir. Bu peykin çalışma sı, neşriyat bandındaki diğer yeryüzü İstasyon larım parazite boğması sebebiyle 17 gün sonra durdurulmuştur.

Bu türlü peykler alma ve gönderme İşlemle rini aynı anda yapmamakla beraber, birbirlerine çok uzak istasyonlar arsında dahi kısa zaman da gayet büyük kapasitede enformasyon naklini mümkün kılmaktadırlar. Aynı anda alma ve gönderme işlemlerinin yapılması İstendiğinde Röle Peyk kullanılması gerekmektedir.

Röle Peykler Yeryüzü Radyolink sistemleri veya Televizyon şebekelerindeki Röle îstasyon larını andıran birer elektronik istasyondurlar. Yeryüzünde çok sayıda veici ve alıcı istasyonun mevcudiyetini ve bu istasyonlarca yörüngeleri nin hassasiyetle bilinmesini gerektirirler. Zira peyk bu istasyonlar arasında İrtibat kuracağın dan anten istikametlerinin kesiştiği noktada bu lunması lâzımdır.

Yörüngenin durumu ile ilgili olarak iki im kân mevcuttur. Birincisi, eliptik bir yörünge olup apogesi (1) oldukça yüksektir. Bunun se bebi peyk, Keppler Kanununa tâbi olacağından, mümkün olduğu kadar uzun bir müddet gönde rici ve alıcı yer istasyonlarının görüş açısı İçin de bulunmasını sağlamaktadır.

îklnci yol ise, peyki 35.700 kilometre yük seklikte bir dairesel yörüngeye yerleştirmektir. Bu durumda peykin dönüş hızı Dünya'nınkine eşit olacak ve Yeryüzünün peyki gören bir nok tasına nazaran peyk, sabit bir duruma sahip ola caktır.

Dünya'ya nazaran, birinci tipten peyklere «Dönen», ikinci tipten peyklere İse «Sabit» veya «Sinkron» peykler denmektedir.

Dönen Peykler, aktif peykler arasında ilk fırlatılanlardır. Zira Sabit Peyk yerleştirebil mek için lüzumlu roket gücü ve yol hassasiyeti ancak daha ileri tarihlerde elde edilebilmiştir.

10.7.1962 de Thor Delta Roketi vasıtaslyle fırlatılan dönen TELSTAR peyki, kıt'alar arası televizyon programı naklini (Mondlovizlyon) gerçekleşmesi bakımından telekomünikasyon ta rihinde çığır açmıştır.

, TELSTAR peyki «American Telephone and Telgraph» (ATT) tarafından ( hazırlanmış olup Ekvatör'e nazaran 44° eğik, 5600 kilometre apo (1) Yörüngenin Dünya'nın merkezine en uzak ol duğu noktası.

EleJctrlk Mühendisliği 14fl

ge ve 955 kilometre perlgeli (1) bir eliptik yö rüngeye sahiptir.

1963 Mayısında, bir öncekini andıran TEt, STAR Et peyk fırlatılmış olup, bu peyk vası tasiyle bir saatlik müddetlerle irtibat kurabilme mümkün olmuştur. Ayrıca TELSTAR II peyki İle, mevcut İstasyonlardan başka Alman (Rais tlng) ye İtalyan (Fuclno) istasyonları da hiz mete girmişlerdir.

Ruslar tarafından bugüne kadar imal edilen MOLNÎYA Telekomünikasyon peykleri dönen tipten olup gayet yassı bir eliptik yörüngeye sa hiptirler (MOLNÎYA IH'ün apogesi 39.500 Km. perigesi 499 Km.) ve Rusya üzerinden geçişle rinde sabit peykleri andırırlar. Bu sebepten MOLNÎYA HE Rusya'da belirli istasyonlar ara smda 8 saat sürekli İrtibat kurabilmekte olup, 12 saatlik peryoda sahip olması sebebiyle her gün aynı saatlarde aynı noktalardan geçmekte dir.

Dönen peykler, yukarıda bahsedildiği gibi, verici ve alıcı istasyonlar arasında daimi bağlan tı kuramamakta, dolayıslle sürekli bir hizmet görememektedirler. Bu ise tecrübî safhada pek önemli olmasa bile, ticarî gaye ile devamlı bir İşletmede büyük mania teşkil edecektir. Bu tip ten peyk kullanılması halinde uzun süreli bir hizmet İçin, çok sayıda peykin yörüngede ol ması gerekir. ATT firmasınca yapılan incele meler, dönen peykler vasıtasiyle Yeryüzünün Ç5T99.9 unu kaplıyacak bir telekomünikasyon şe bekesi için 40 kutupsal, 15 ekvatoryal yörünge ye sahip peyke ihtiyaç olduğunu ortaya koymuş tur. Böyle bir projenin tahakkuku gayet tabii çok külfetli olacaktır.

En uygun çare Dünya'ya nazaran sabit peyk fırlatılmasıdır. Bunun tahakkuku için peykin 35.700 Km, yükseldikte dairesel bir yörüngeye yerleştirilmesi gerekir. Böylece peykin devir peryodu 24 saat olacaktır. Bu tipten, 120° İlk açılarla Dünya etrafına 3 adet peykin yerleşti rilmesi, kutup bölgeleri hariç .bütün yeryüzünü kaplıyacak bir telekomünikosyon şebekesinin kurulmasına İmkân vermektedir. Kutup bölge lerinin de fou şebekeye dahil olabilmesi için ise, kutupsal yörüngeli orta yükseklikte dönen peyk lerin kullanılması mümkündür.

Yeryüzüne nazaran tamamen sabit bir pey kin elde edilmesi gayet güçtür. Dünya'nın üç eksenli bir dönüş sahasının mevcudiyeti ve bu gravitasyonun, Ay'ın ve Güneş'in gravitasyon sahalarının tesiri ile değişiklikler göstermesi, peykin Dünya'ya nazaran tamamen sabit kal masına mani olur. Bu sebepten, roket motorlar veya gaz fışkırtıcılar ile yön değiştiren teçhi (1) Yörüngenin Dünya'nın merkezine en yakın noktası.

Blektrtfc Mühendisliği 146

zat sayesinde peyklerin peryodık olarak durum larının kontrolü gereklidir.

Ayrıca en iyi bir çalgıma için peyk üzerinde mevcut antenlerin daimî olarak Yeryüzü İstas yonlarına hassas bir şekilde tevcih edilmiş ol ması zarureti, durum kontrolünün önemini daha da artırır. Bu kontrol, gaz fışkırma suretlle ya pılacaksa, peyk fırlatılırken üzerine yüklenebi lecek gaz miktarı, peykin hayat süresini tayin eden önemli faktörlerden biridir

Bunun yanında, sabit peyk yerleştirebilmek için lüzumlu şartlardan biri de peykin Ekvator düzlemindeki bir roket üssünden fırlatılmasıdır. Ekvator düzleminde olmayan üsten fırlatıldığın da peykin yörüngesinin sonradan durum kont rolü vasıtasiyle tashih etmek gerekir. Peyk yö rüngesinin Ekvatör'e nazaran eğik olması halin de peyk sabit kalmaz ve Ekvator etrafında Dün ya'ya nazaran 8 rakamını andıran bir şekil çizer (Meselâ SYNCOM I ve IH slnkron peyklerinde 8 şeklinin üst ve alt sınırlan ± 33° İdiler)1.

Sabit peyk fikri insanda yer istasyonları ba kımından sabit anten fikrini yaratsa bile, bu olaylar ve mevcut ölçü aletleriyle "± 0, 1" den daha hassas bir ölçü yapılamaması sebebleriyle Yeryüzü antenlerinin en az birkaç derece değiş tirilebilir durumda olması zaruridisr.

İkinci güçlük, bir yer istasyonundan diğer bir yer istasyonuna Peyk vasıtasiyle yapılan tranmisyonda, radyoelektrik dalgaların tranmis yon yolunu kat ediş süresinin 270 milisaniye olu şudur. Peykin görüş açısı içinde bulunmayan başka bir yer İstasyonuna, İkinci bir sabit peyk kullanarak neşriyat aktarılacaksa, başlangıç istasyonundan İtibaren iki kere uzaya çıkış ve yeryüzüne dönüş mevzubahis olacağından, süre 540 milisaniye olur. Konuşan İstasyonun konuş ması, dinleyen İstasyonca dinlenip, cevabın ük konuşan istasyona dönmesi, bu sürenin iki katı na İhtiyaç göstereceğinden, diğer Telekomüni kasyon dallarında bu metod toir mahzur teşkil etmemekle beraber, telefon irtibatında kullanı lamaz.

Bu sebepten yüksek yörüngeye yerleştirilmiş sabit peyk sistemi yerine, orta yükseklikte bir yörüngeye yerleştirilmiş, meselâ Dünya'nın et rafında 12 saatte dönen peyk sistemi düşünüle bilir. Böyle bir sistemde peyk yörüngelerinin dairesel olması şart olmayıp, en iyi netice elde etmek için yörünge düzlemleri ile Ekvator düz lemi arasındaki açı yerden kontrol edilebilir.

Orta yükseklikteki yörüngelere yerleştiril miş peykler sistemi transmisyon zamanını azalt ması bakımından ilgi çekicidir. Meselâ 12 saat peryotlu, dairesel yörüngeli peykler için trans misyon zamanı 170 milisaniye civarındadır. An

cak yörünge yüksekliğinin az olması sebebiyle sinkron peyk sistemine nazaran bu sistemde peyklerin görüş açıları içinde kalan Yeryüzü sa hası % 12 ilâ % 20 arasında azalır. Binaenaleyh, bazı bölgeler arasındaki irtibat için çift yankı ya (Yer Peyk I Yer Peyk n Yer) lüzum hasıl olacaktır. Bu takdirde ise tranmisyon zamanı iki misli olacağından, Sinkron sisteme nazaran faydalı değil bilâkis zararlı bir durum meydana gelir.

Ayrıca Sinkron sisteme nazaran dönen sis temler çok büyük müşküller yaratmaktadırlar. Bunların bağında yer istasyonlarının çok daha kompleks oluşları gelir. Çünkü herşeyden önce, ikinci ıbir antene ihtiyaç hasıl olup, antenin biri Peyk I 'i batış ufkuna doğru takip ederken, ikin ci antenin, zaman kaybına meydan vermemek için Peyk II yi doğuş ufkundan yakalaması ge rekir. Görüldüğü gibi bu sistemde Yeryüzü an tenlerinin tam otomatik bir takip yapabilecek şekilde teşhiz edilmeleri zaruridir.

Bunun dışında uzay hattı, peykin hareketi sebebiyle daima değişeceğinden Doppler Olayını kale alabilecek teşhizata İhtiyaç hasıl olacaktır.

. Bahis konusu mahzurlar sebebiyle, günümüz de .peykler vasıtasiyle Telekomünikasyonun, ak tif Sinkron Peyklerle yapılmasına doğru kat'i bir gidiş vardır.

ilk yarı sâblt peyk 14.2.1963 te fırlatılmış olan SYNCOM I peyki olup, bu peyk ile radyo irtibatı kurulamamıştır. Aynı yılın 26. Temmu zunda fırlatılan SYNCOM II vasıtası ile elde edilen başarı, sabit peyklerin kullanılmasına doğru kat'i gidişin menseldir, tik önce Atlas Okyanusu üzerine yerleştirilen ye sonradan Yer'den kumanda ile Hint, oradan da Büyük Okyanus üzerine götürülen SYNCOM H ile ge rek Amerika Avrupa, gerekse Amerika Afrika ve Amerika Asya arasında irtibat kurulabilmiş tir.

19.8.1964 te fırlatılan SYNCOM ni peyki el de edilen başarıyı teyid etmiş olup Ekim 1964 te yapılan Tokyo Olimpiyad Oyunlarının Japonya' dan California isasyonuna neşrini mümkün kılmıştır. Bu oyunların yayını A. B. Devletlerini karadan Radyolink sistemleriyle kat ederek,, At las Okyanusu sahilinden, tekrar, bu sefer RE LAY I peyki ile Avrupa'ya kadar .ulaştırılmış ve Avrupa televizyonlarında seyredilmişlerdir.

Elde edilen bu kat'i başarılar peyklerin sa dece tecrübi veya askerî gayelerle değil, ticarî •haberleşme gayesi İle de kullanılabileceklerini göstermiş ve bu. gaye ile peyklerle Milletlerarası Telekomünikasyonu ..gerçekleştirmesi bakımından «International Telecommunicatlons Satellite Cpn sortium» (INTELSAT) teşkilâtı kurulmuştur.

Bu teşkilâtça, üye memleketlerden Yer istas yonuna sahip olanlara hizmet gayesi ilen 1965 .Ni sanında ilk ticari telekomünikasyon peyki EARL.Y BIRD (Şafak Kuşu)' sinkron peyki.fır latılmıştır. Gücü 4 wat olan peykin kapasitesi 240 telefon irtibatıdır. Atlas Okyanusu üzerinde, Ekvatoryal düzlemde, 72° batı boylamında yarı sabit bir duruma sahiptir.

Halen EARLY BIRD peykti vasıtasiyle irtibat yapılabilmekle .beraber 1967 yılı başında INTER SAT II peyki fırlatılmıştır. .Bu peykin kapasitesi, çift yönde renksiz televizyon» veya tek <jıijnde renkli televizyon, yayını yapabilmeye imkân yer mekedif. Peykin teçhizatı tek. yönde rekgiz „ te levizyon neşriyatı, yapılırken 60 telefon irtibatı nın sağlanmasına da müsaittir.

1968 sonunda tahakkuku kararlaştırılan "İN TELSAT m, çok yönlü bir peyk olup, bu peyk le aynı anda birden fazla İstasyon, birden fazla istasyonla irtibat kurabilecektir, (1) Bunun fay dası ise aşikardır.

YEK İSTASYONLARI :

Yer istasyonlarının yapısı ve kuruluş maliyet

fiyatları, kullanılacak olan peykin tipine rgöre

değişmektedir. Eğer dönen peykler kullanılacak

ise istasyon, peykin her geçişinin takip ve testoit

için lüzumlu kompleks cihazlara ihtiyaç göstere

cektir. Peyk bazı hallerde 28.000 Km/gaafc hızın

da ve hiç te düzgün olrmyan yörüngelerde döne

bilir. Bu durumlarda dahi, antenin gayet büyük

bir hassasiyetle peyk yönüne tevctth edilmiş .ol

ması icabeder.

Sabit peyklerin kullanılması halinde takip ve tesbit cihazlarına lüzum olmayacağı düşünülebi lir. Fakat «Peykler» bölümünde de izah «edildiği gibi, esas halde günümüz tekniği'1 le tam1 sabit peyk mevcut olmadığından, Yer istasyonları» an tenlerinin yan ve yükseklik' bakımından hiç ol mazsa' birkaç '• derece hareket edebilir durumda olmaları lüzumludur. Bu İse ne de olsa istasyon da tam dönen antenlerde olduğu gibi servomo törlere ve" bu' motörlere kumanda edecek proğ ramatör ve hata" akımlarını çıkaran elektronik teçhizata ihtiyaç göstereceğinden, genellikle yeni kurulan istasyonlar yükseklik bakımından 0° 90°, yan, hareket bakımından ise — 360* h 360° arasında peyki takip edip transmisyon yapabi lecek antenlerle teçhiz edilmektedir.

Her iki halde de .bir tek ana antenin' hem al

ma, hem de gönderme yapabilmesi arzu eâilir

ve genellikle yer istasyonları bir tek ana antene

sahiptirler.

•

, '<

(1) ICSC raporları

. Elektrik;

Takip, iki türlü yapılabilir :

1*— Program yolu ile takip, " 2 — Otomatik takip.

Program yolu ile takipte, peyki fırlatan mer kezin daha önceden gönderdiği datalar yardı mıyle elekronlk hesap makinasında program hazırlanır .ve servomotörler bu program vasıta siyle yan ve yükseklik bakımından hareket eder ler. .

Otomatik takipte ise, peyk bünyesindeki ga yet sabit bir takip sinyali emetörünün gönder diği sinyal (Balız) alınarak anten tevcih edilir. Sinyalin en yüksek seviyede alınması, antenin tam . peyk İstikametine çevriliş hassasiyetine bağlıdır. Otomatik takip teçhizatı endükleme yo lu ile, an tenin, peykten uzaklaşması ile orantılı bir hata akımının teminini sağlar. Bu akımın servomoterlere tatbiki ile ise anten peyk istika metine tevcih edilir.

Tatbikatta . bu , iki sisteme de başvurulur, Program yolu ile anten kabaca yöneltilip, oto matik takip metodu ile de hassas yakalama ya pılır.

Peykin gönderdiği baliz sinyali, peyke göre değişmekle beraber, genellikle 4000 MHz civa rındadır. (TELSTAR Peykinde 4080 MHz. IN TELSANT m Peykinde 4000 MHz,) ilk kurulan istasyonlarda . (Andover, Pleumcur Bodou...) 4 helikoidal ; antenden .müteşekkil ayrı takip an tenleri kullanılarak antenlerin takip sinyalini en yüksek seviyede alma yan ve yükseklik durum ları ana antene ulaştırılır ve ana antenin hassa siyetle peyke tevcihi sağlanırken, yeni kurulan istasyonlarda takip ve .transmisyon iglemleri ay nı anten vasıtasiyle yapılmaktadır.

Anten reflektörünün merkezindeki 4 adet körne vasıtasiyle sinyal "alınmakta ve bu korne sinyallerinin fark veya toplamları hata akımını vermektedir. Şöyle ki.: .

Kornelerin durumu a b ine : cd

1 — (a + b)—(c + d) sinyali, yükseklik hata sinyalini,

2 — (a + c) —(b + d) sinyali, yan hata sin yalini,

3 — Toplam ( a " + b + c + d) sinyali ise Te lekomünikasyon sinyalini teşkil etmektedir (1).

Yer istasyonlarının teçhizatı İki kısımda in celenebilir :

Anten ve .Telekomünikasyon teçhizatı,

Pazla bilgi için • ITT Revue des Tâlecommu nications 1964 Cilt 39, Sayfa 1 35

Bunlardan birincisi maliyet bakımından di ğerine nazaran daha yüksektir ve istasyonun karekteristiklerini tayin eder.

Antenler genellikle Boynuz, Paraboloid ve Cassegrain tipindendirler. îlk kurulan antenler (Andover, Pleumeur Bodou...) Boynuz tipli antenler iken yeni istasyonlarda CassegTain tipli antenlere doğru bir gidiş vardır. Bunun sebebi şudur :

Peyk telekomünikasyonuna başlandığı 1960 61 yıllarında G/T faktörünün en yüksek ola rak elde edilmesi için mevcut bütün teknik im kânlardan faydalanılmakta idi. Tecrübe safha sında ekonomik faktör ilk plânda gelmediğinden, kalite faktörünün en .yüksek olarak elde edilme sine ' imkân vereceği düşünülerek boynuz anten ler kullanılmıştır.

Bu sebeple Amerikan Andover, Fransız Pleu meur Bodou v.s istasyonları bu antenlerle teç hiz edilmişlerdir. Antenin Boynuz kısmı 54 m. uzunlukta olup, yalnız anten 160 'ton, diğer ek teçhizatla birlikte ise 350 ton ağırlıktadır.

Elde edilen basan üzerine peyk haberleşmesi tecrubî safhadan ticarî safhaya intikal etmiş ve çalışmalar en iyi kalitenin en ekonomik şartlar la elde edilmesi prensibine dayanarak yürütül meye başlanmıştır. Halen bu şartı en iyi şekilde sağlayan antenler Cassegrain antenlerdir.

Cassegrain antenler iki yansıtıcıdan meyda na gelmekte olup bunlardan ana yansıtıcı genel likle paraboloid veya «Spili Over» (Enerjinin an ten kenarlarından dağılması) olayını azaltması bakımından merkez kısmı paraboloid kenar pro fili ise daha karışık bir fonksiyondan teşekkül etmektedir, ikinci yansıtıcı birinciye nazaran aynı yönde odağa sahip olup paraboloid veya hiperboloid şeklinde olabilir. Ana reflektör kon veks, ikinci reflektör ise konkavdır. Ana yansı tıcı vasıtasiyle alınan radyoelektrik dalgalar, iki yansıma neticesinde korneye girerler Korne ağ zındaki elektrik! mercekler enerjiyi toplayarak bu olayı kolaylaştırırlar. Emisyonda ise bu ola yın tersi vukubulur.

Bu sistemin en büyük faydası, anten besle mesinin, normal paraboloid antenlerde olduğu gibi paraboloidin ön kısmında ilerde değilde, pa raboloidin merkezinde, eksenle kesiştiği yerde oluşudur. Buna mukabil, ikine yansıtıcı ve yan sıtıcı mesnetlerinin mevcudiyeti radyoelektrik kayıplara yol açar. Ancak bu mahzurlar kale alınarak dahi Cassegrain antenlerin faydalı ol duğu yapılan tecrübeler neticesinde meydana çıkmıştır (1).

(1) United States • Seminar on Communications Satellite Earth Station Technology

Peyklerin telekomünikasyon sahasında kulla lışlarına kadar, radyolink sistemlerinde ucuz maliyetli ve yüksek kazançlı antenler aranmak ta İdi. Peyk haberleşmesinde atmosfer ve yer gürültü kaynakları da alınan sinyale tesir etti ğinden anten kalitesi, sadece kazanç faktörü yerine, kancın gürültü ısısına oranı olan G/T faktörü ile jfade edilmektedir.

Burada: G/T (dB) = G(dB) — 10 log10 T(°K) dır (1).

G/T nln yüksek oluşu, antenin kalitesini gös termekte olup, G alışta anten kazancı, T lise alı cı girişindeki gürültüdür.

Yer istasyonlarında G/T faktörünün 39 dB den yukarıda olması halinde peyklerle muha beratına ICSC (2) tarafından müsaade edilmek le beraber CCIR (3) in İstediği transmisyon ka litesinin elde edilebilmesi için G/T faktörünün en aşağı 40,7 dB olması İstenmektedir.

Anten kazanç faktörü ise peykin gönderdiği güç ve istasyonla olan irtibat kanal sayısı ile orantı lıdır. Halen 10 wat güçlü sabit peyklerle çalışa cak bir Yer istasyonu anteninin en aşağı 58 dB kazanca sahip olması arzu edilmektedir.

Antenin gürültü ısısı yükseklik açısına ve hava şartlarına bağlıdır. Genellikle anten gürül tü ısısı ufuk üzerinde 5* yükseklik açısı ve açık hava şartlan altında ifade edilir. Bu şartlarda kaliteli bir antenin gürültü ısısı 50° 70° K ci varındadır.

Gürültü ısısının kabaca taksimatı şöyledir.

. 1 — Atmosfer gürültü ısısı

15 20°K,

2 — Parametrlk amplifikatör gü

rültü ısısı

15 . 20°K,

3 — Transmisyon hattı gürültü

ısısı ı

4 — Maske olayı gürültü ısısı

10 15"K, 3 5°K,

5 — Splll Over olayı gürültü ısısı 5 7°K,

6 — Anten tâli huzmeleri gürültü

ısısı

2 3°K.

Transmisyonda aranan bant genişliği ve gü rültü ısısı faktörleri antenin sahip olması gere ken minimum, çapını tayin ederler. Halen, 27 metre (85 ayali). 18 Metre (60 ayak), 13 metre (42 ayak) v.s. çaplı antenler mevcut olmakla be raber, Standart olarak 27 metre çaplı antenler kabul edilmiş olup, çoğu halde, daha ufak çaplı antenlerin telekomünikasyon peykleri İle muha

(1) Ek bilgi için «Extrait des Actes du XIV Congres International d Astronautique, Paris 1963 Sayfa 177 195 (2) ICSC = Interlm Communications Satellıte Committee

beratına ICSC'ce müsaade edilmemektedir. Mü saade edilmesi halinde dahi ufak çaplı antenle rin peyk vasıtasıyle irtibatında lüzumlu devre adedi belli bir katsayı İle çarpılarak ücret alın maktadır. Meselâ ICSC/AR 1 3F w/6/66 sa yılı dokümanda belirtildiği gibi 27 metre çaplı antenlerin kullanmasında bir telefon İrtibatına 1 katsayısı tekabül ederken, 13 metrelik antenle bir telefon irtibatın 6,5 katsayısı tekabül etmek tedir. Bu demektir ki 13 metre çaplı istasyon di ğerine nazaran aynı irtibat için 6,5 kere daha fazla ödeyecektir.

Bu durum kolayca anlaşılabilir. Çünkü 5° yükseklik açısı altında 27 metre çaplı bir anten kanal başına peyk gücünden 50 ntw kullanırken, 13 metre çaplı bir anten aynı açı altında yine bir kanal için 295 mrçr güce itiyaç göstermekte dir (4).

Peykin gücü mahdut olduğundan uzay hattı ücreti, alınan güce orantılı bir şekilde tayin edil mektedir. Bu sebepten yeni kurulan istasyonlar (Brewster Flat Washington, Hawai, Avusturaİ ya, Porto Rico, Goonhilly Il tngiltere, Pleumeur Bodou Fransa, Ralsting II Almanya, Fudno îtal ya, İspanya, Nijerya, Brezilya vs..) 27 meyre çaplı standart antenlerle teçhiz edilmektedirler.

Karakteristiklerinden yukarı bahsettiğimiz istasyonlarda anten üzerindeki Atmosfer olayla rının tesiri büyüktür. Zira, bu gayet büyük an tenlerde peyk istikametine 0.01° hassasiyetle tevcih aranmaktadır. Ticarî gaye ile kurulacak bir istasyonda hizmet görememe oranının gayet az olması arandığından, anten kuruluşlarında meteorolojik faktörlere büyük önem vererek yer tesbitı yapılır. Bu faktörler önem sırasına göre rüzgar buz tutma ve kardır. Kar ve buz elektikl bakımdan, alınan ve gönderilen sinyallerin zayıf lamasına yol açacağı gibi, mekanik bakımdan da çok müessir bir yol oynarlar.

Rüzgarın tesiri en önemlisldir. Genellikle 75 Km/Saat hızında esen rüzgâr altında normal hizmet görebilecek şekilde anten tesbit edilmek te, 200 Km/Saat hızındaki geçici rüzgarlara da antenin hizmet görmeden mekanik bakımdan mukavemeti istenmektedir.

Rüzgârın anten üzerindeki tesirini ve bunun neticesi olarak antenin mekanik ve yansıtıcıları tesbit eden çelik strüktürlerini tayin bakımından istasyon İnşa edilmeden antenin belli bir ölçüde maketi yapılarak, bu makat «Rüzgâr Tüneli»n de limit şartlar sağlanarak tecrübeye tabi tutu lur. Maket reflektör üzerine çok sayıda ve bdl hassa kritik noktalara yerleştirilmiş manomet (3) CCIR = Comite Oonsultatif Intertational de Radiocommunications.

(4) Bu değerler ICSC/T—11 —IIE W/l/66 dokü manından alınmıştır

rik prizler vasıtaslyle, o noktalardaki basınç ta yin edilir. Böylece reflektör üzerindeki eşit ba sınç eğrleri çizilerek bu eğrilerin mümkün oldu ğu kadar düzgün dairesel eğriler olabilmesi için reflektör profili değiştirilir.

Atmosfer olaylarının doğurduğu mahzurları önlemek bakımından ilk kurulan antenlerin Dak ron maddesinden yapılmış plâstik bir balon Ra dom un altına yerleştirilmeleri düşünülmüştür.

Radom, anten büyüklüğüne göre 75 100 metre çaplı olup dahili basınç hararet ve rutu bet ayarlanacak şekilde teçhizata sahiptir. Me toorolojlk tahminlere göre rüzgârın artması ha linde önceden basınç arttırılmakta ve böylece Ra dom, rüzgârın tesirine mukavim kılınmaktadır Bu sayede ayrıca anten binası içindeki elektro nik teçhizatın da hararet ve rutubet bakımından sabit şartlarda çalışmaları temin edilmektedir.

Radomun en büyük mahzuru radyoelektrik sinyallerinin zayıflamasına yol açmasıdır. Bilhas sa yağmurlu havalarda bu zayıflama artmakta dır. En büyük zayıflama ise şiddetli yağmur ha linde, Radom üzerinde birkaç mm kalınlıkta bir yağmur tabakarmın veya, kar ve buz halinde kar ve buzun meydana gelmesi İle vukubulmaktadır.

Ayrıca Radom bakım ve işletmesi gayet kül fetlidir. Bu sebeplerden yeni kurulan istasyon larda genellikle Radom kullanılmamakta, ancak gayet sert iklim şartları altında çalışacak istas yonların antenlerinin Radom altına yerleştirilme sine devam edilmektedir.

Böylece Radom zayıflaması önlenmekte, buna mukabil meteorolojik şartlan kale alacak me kanik strüktürlere ihtiyaç hasıl olmaktadır.

Çoğu halde, Radomsuz antenler 1 santimetre den kalın buz ve 50 santimetreden kalın kar taba kasının meydana gelmeyeceği bölgelerde kurul maktadır. Ayrıca bu şartların tekerrürünün sık vuku buluşu veya uzun süre ile devamı, normal işletmeyi aksatacağından, Yer İstasyonları ku rulurken meteorolojik şartları sert olmayan böl geler seçilmektedir.

Is tasyon yeri seçiminde yapılacak ikinci in celeme, jeolojik incelemedir. Çünkü 200 300 ton ağırlığındaki bir kütlenin sırasında çabuk hare ket ederek 0.01° hassasiyetle peyk istikametine tevcihinin mümkün olabilmesi için antenin isti nat ettiği temelin gayet sağlam ve sabit olması zaruridir.

Bu bakımdan daha ziyade homogen strüktür lü bölgeler tercih edilir, istasyon yeri kalbaca geniş bir saha içinde tesbit edildikten sonra bu bölgede jeolojik araştırma yapılır.

Anten kütlesinin ağırlığı ve hareket küplü nün 4 5 metre derinliğe kadar tesir edebilece

ği prensibinden hareket edilip 9 10 santimetre çaplı ve 4 5 metre derinlikte f orajlar yapılarak kaya aşantiyonlan çıkarılır; bu eşantiyonlar üzerinde yapılacak laboratuar etüdleri kayala rın dayanıklılık faktörünü meydana koyar. Ze min üzerine ağırlıklar tatbik edilerek deformas yon ölçüleri yapılır, Çatlaklı kayalık strüktürler de tazyikli sıvı halinde çimento ile çatlakların doldurulması metoduna başvurulabilir

Bütün bu çalışmalar istasyonun yerinin tayi ninde temkinli karar vermek gerektiğini gayet iyi göstermektedir. Bu husus, önemine binean bölüm sonunda ayrıca incelenmiştir.

Yer istasyonlarının ikinci ana teçhizat gru bu telekomünikasyon teçhizatı olup, iki tali grupta incelenebilir.

1 — Alma teçhizatı, 2 — Gönderme teçhizatı.

Bu teçhizatın teferruatını tayin etmede ICSC/T3 23 E WI/65 ve ICSC/T 12 6 E W2/66 dokümanlarında belirtilen değerlerden istifade edilir.

Buna göre :

alınan güç n (clBm)

12 — 110,7 24 — 107,8 60 — 103,7 120 — 100,6 240 — 97,1

Gönderilen güç (Watt)

24 48 120 240 480

Band geniü lilği (MHz)

2,8 4,7 9,2 14,8 23.0

Burada n irtibat adedidir Yeryüzü istasyonu kendine tahsis edilen irtibat adedine tekabül eden seviyedeki sinyali alacak ve yine, göndermedeki irtibat adedine tekabül eden seviyede emisyon ya pacaktır. Bu sebepten, almada belirtilen seviye deki sinyalle çalışabilecek, göndermede ise kabul edilen seviyedeki sinyali temin edecek teçhizata sahip olmalıdır.

Buna göre alma ve gönderme teçhizatını ince leyelim :

Alma zinciri :

Alınan sinyalin seviyesinin gayet zayıf olma sı sebebiyle, alma zincirinin en önemli cihazını amplifikatör grubu teşkil eder. îlk amplifikatö rün vazifesi alınan sinyali gürültü ilâve etme den kuvvetlendirmektir. Buna göre gayet az gü rültülü bir amplifikatör olması icabeder. İkinci olarak da sinyali tam alabilmek için mümkün olduğu kadar geniş banda sahip olması lüzumlu dur. Bu hususların tahakkuk etmesi bakımından sadece, MASER tipinde (1) bir amplifikatör ve ya, Maser tipinden bir amplifikatör ve arkasın (1) MASER (Microwave amplifıcatlon of Stimula ted Emıssıon of Radiatton)

dan az gürültülü parametrik amplifikatör, veya sadece parametrlk' amplifikatörün kullanılması gerekir.

Böyle bir grubun başlıca karakteristikleri şunlardır :

Gürültü ısısı Kazanç

T = 10°K G = 30 40dB.

Bu karakteristiklerin elde edilebilmesi için ilk amplifikatörün soğutulmuş olması zaruridir. Çoğunlukla 4°K ısısında sıvı heliyumlu amplifi katörler kullanılabilir.

Ük amplifikatör katı vasıtasiyle seviyesi yükselen sinyal, birbiri ardısıra iki üç amplifi katöre daha tatbik edilir. Bunlardan ilk ikisi Tünel Diyodlu amplifikatör olabilip ortalama olarak 10 dB kazanca, 5 dB gürültüye ve 500 MHz geçirgen banda sahiptir (1).

Son amplifikatör, zayıf gürültü, satürasyon seviyesi yüksek ibir amplifikasyon ve 30 dB lik bir kazanç sağlar. Gürültü katsayısı 10 dB, ge çirgen bandı ise diğer katlarda olduğu gibi 500 MHzdir (2).

Buraya kadar izah edilen alıcı cihazları çoğu halde anten 'binasında bulunur. Bundan sonra inceleyeceğimiz teçhizat ise, merkez binasında dır. Bu iki binanın birbirine ne çok yakın (ante nin, yükseklik açısı bakımından tesir sahasında olmaması için), ne de çok uzak (zayıflamayı ön leme bakımından) olması istenir. (Normal uzak lık 500 600 metre)

îki bina arasındaki irtibat radyolink sistemi

veya eliptik dalga sevkedicileri (vvave guide)

vasıtaslyle yapılabilir. Anten ve merkez binala

rı arasında kurulacak radyolink sistemleri gön

dermede de kullanılabilir, ancak ana antenin

dönem kısmı üzerine ikinci bir radyolink anteni

nin yerleştirilmesi zarureti, teknolojik güçlüğe

yol açar.

Dalga sevkedicileri vasıtasiyle ise bu arada ve 4000 MHz frekansta, 500 MHz geçirgen bant la, zayıflamanın 20 dB den fazla olmaması ara nır;

Amplifikatör tipi

1966 yılındaki değeri (Dolar)

Tünel Diyod

f.000™2.000

Transistor

1.000 = 2.000

Soğutulmamış parametrlk

10.000 = 50.000

Soğutulmuş parametrik

40.000 = 200.000

(Kullanılan kanal sayısına bağlıdır.)

(1) 500 MHz almada 3700 4200 MHz arasındadır * Ter istasyonlarında kullanılan amplifikatörlerin maliyeti grayet yüksek olup fikir verme bakımın dan 1966 yılındaki değarlerl aşağıya çıkarılmış tır (Bu değerler United States Seminar on Com munication Satellita Earth Station Technology' nin 421 nci sayfasından alınmıştır)

MASER Açık soğutma devreli Kapalı soğutma devreli

80.000 = 100.000 200.000 = 500.000 '

Merkez binası teçhizatına gelince, UHF sin yali, irtibat sayısı kadar taşıyıcı ile merkez ıbi nasına geldiğinde, frekans değiştiricileri vasl tasıyle orta frekanslara çevrilir ve filtreler tara fından taşıyıcı frekanslar birbirlerinden ayrılır lar.

Gönderme Zinciri : , •

Gönderme yine 500 MHz frekans bandı ile yapılır (5925 6425 MHz). istasyonun trafik du rumuna tekabül eden irtibat sayısınca taşıyıcı, bu band içine yayılmışlardır.

Sinyaller, .modülatörler, orta frekans ampli fikatörleri ve karıştırıcıdan geçtikten sonra 3 dB lık kuplor ve filtreler grubunda birleşerek sabit çıkış seviyeli bir ıgeneratöre tatbik edilir ler ve anten binası istikametinde, radyolink ve ya dalga sevkedicıleri vasıtasiyle gönderilirler.

Emetör gücü, irtibat kapasitesi ile orantılı dır. .Fakat muhakkak bir yürüyen, dalgalı tüp (TWT Travelllng Wave Tube) kullanma zarure ti vardır.

Bu güç TWT lerinden önce ise, zayıf güçlü diğer TWT ler kullanılır. Sinyal bilahare, alma sinyalinden ayrılma bakımından dLpleksör ve kuplor sistemlerine tatbik edilip, .anten kornesl ne gönderilir.

Sistemde ayrıca, yağmur yağışından veya kazanç değişikliğinden hasıl ; olacak zayıflama ları 0.1 dB hassasiyetle düzeltilebilecek, tashih tertibatı mevcuttur.

YER İSTASYONUNUN KURULACAG. YEBÎN

TESBİTÎNDE KALE ALINACAK

.;

KISTASLAR

. .., f,

I — Genel Kıstas : (Harita üzerinde inceleme),

1 — İşletme yönünden : '

İstasyonun en ekonomik garlarla işle tilebilmesi için Ülkenin en müsait yerinin seçil mesinde şu hususlar göz önünde ) tutulmalıdır :

a) İstasyon sadece milletlerarası ir tibat için mi, yoksa Ülkenin uzak bir bölgesinde ilerde kurulacak bir ikinci istasyonla müştereken dshilî trafik'için mi kullanılacaktır?

b) İlerde başka yer istasyonları ku rulacak mıdır' c) Yapılacak işbirliği anlaşmaları ile istasyon komşu memleketlerle müştereken kulla nılacak mıdır?

İstasyonun kolayca mevcut telekomü nikasyon şebekesine bağlanabilmesi için en, bü

yük şehirlerin yakınma veya Ülkenin merkezî bir bölgesine kurulması uygua olacaktır.

2 — Fiziki yönden :

istasyon zelzele veya su baskını gibi afetlerin vukubulduğu bölgeler dışında kurulma lıdır.

n — Bölgesel inceleme : (Harita ve arazide)

Yukarıda İzah edilen genel kıstas gereğince Kabaca tayin edilen bölgede kat'l yer seçimi İçin gözönüne alınacak hususlar:

1 — İnşaat kolaylığı bakımından :

a) Mevcut imkânlarla kolayca eri şebilme :

— Ağır nakliyat için yeterli yol mevcudiyeti,

— Bir hava alanı yakınında olu§, (Personel ve kıymetli teçhizat nakil İçin)

— Demir yolu mevcudiyeti,

diyeti

b) Yeterli enerji kaynağının mevcu

Emniyet Bakımından bir elektrik santralının yakınında oluşu.

c) Su mevcudiyeti.

d) Telefon mevcudiyeti.

2 — İşletme kolaylığı bakımından :

a) Personel b) Bakım

Lojman, Okul ve diğer zaruri İhti yaçlar için istasyon yerinin bir toplulu ğa yakın alması,

Arıza İslahı ve per yodlk ıbakım için gerekil uzmanların ve yedek parçaların kolayca gelebileceği bir bölgede olma,

c) Araştırma: Araştırma yapacak ve staj görecek personelin kolayca gelebileceği bir böl gede olma,

3 — Emniyet:

önemli bir faktör olan emniyet bakı mından gayet stratejik bir yer olacağı göz önün de tutularak kolayca muhafaza ve müdafaa ede bilecek bir bölgede olma, m — Kat'i yer secimi : (Büyük ölçekte harita, hava fotoğrafları ve arazide inceleme)

1 — Karışım : a) Karışım olayının önlenmesi bakı mından istasyon yerinin, sinai parazit, hava ve deniz seyrüseferleri radyo İstasyonları ve radar merkezleri dışında olması, b) Gerektiğinde minimum yüksek lik açısının yükseltilebilmesi, (Buaçı 5° den fazla yükseltllemez.)

2 — Meteroloji :

En yakın meteroloji istasyonu arşiv leri İncelenerek kötü limit şartların, geniş pay bırakarak tesbitine çok öneceden başlamalıdır.

Rüzgârın şiddeti ve istikametini, ya ğış miktarını, higrometrtk yüzdeyi ve ısı değerle rini tayin edecek metorolijı teçhizatı, tasan is tasyonu yerine yerleştirilerek, bu değerler ista tistik! olarak tesblt edilmelidir.

3 — Arazi:

Birkaç hektarlık bir arazi bu iş için ayrıldıktan sonra antenin yerleştirileceği sahanın seçiminde şu hususlar önemlidir :

a) Arazinin arızalı olmaması ve al tındaki su tabakalarının kolayca boşaltılabilmesl, b) Yapılacak sondajlar neticesinde yer altının stabl ve homogen olduğunun anlaşıl ması, c) Antenin muhtelif istikametlere çevrilmesinde hasıl olacak basınçlara dayanma.

Elektrik Mühendisliği 149