Elektrik Mühendisliği · Sayı 465 · Nisan-Mayıs 2019

ELEKTRİK DÜNYASINDAN HABERLER

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik

Yıl
2019
Sayfa
5
Okuma süresi
10 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi

Anahtar kelimeler

  • elektrik faturası
  • TÜKODER
  • kayıp kaçak bedeli
  • özelleştirme
  • dağıtım bedeli
  • Alsancak elektrik fabrikası

Özet

Elektrik ve doğalgaz faturalarındaki zamlara ve kayıp-kaçak bedeline yönelik TÜKODER'in tepkisi, İzmir Alsancak'taki tarihi elektrik fabrikasının satışa çıkarılması ile İTÜ'de geliştirilen tıbbi cihaz ve senkron relüktans motoru haberlerinden oluşan derleme bir haber bülteni.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Elektrik Faturası Vatandaşı Çarpıyor

Elektriğe yapılan zamları protesto eden Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), elektrik faturalarındaki yüzde on indirim kararının perde arkasında, dağıtım şirketlerinin lehine bir uygulama olduğunu söyledi.

Tüketiciyi Koruma Derneği üyeleri ve çok sayıda vatandaş, elektrik faturalarındaki fiyat artışını protesto etti. 19 Ocak 2019 Cumartesi günü Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelen vatandaşlar adına basın açıklamasını TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal okudu.

Bir Yılda Yüzde 35 Zam

Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi sonrası, elektrik faturalarının tüketicinin en büyük harcama kalemi haline dönüştüğünü ifade eden Koçal, “Döviz kurundaki artışlar nedeniyle yapılan zamlar, faturalara yansıyan diğer bedeller ve vergilerin toplamı, kullanılan enerji bedelini ikiye katladı. Tüketici ödenmesi zor faturalar ile karşı karşıya kalıyor” dedi.

2018 yılı içerisinde elektriğe toplam yüzde 35 oranında zam yapıldığını söyleyen Koçal, yüzde 10 indirim kararının ise tüketiciyi koruyamayacağı görüşünü paylaştı. Koçal, “Konutlarda kullanılan 230 kwh’a kadar olan enerji tüketimlerinde müjde olarak sunulan yüzde onluk indirim kararının perde arkasında, dağıtım şirketlerinin lehine bir uygulama olduğunu görüyoruz. Tüm abone gruplarında perakende enerji bedeli Ekim 2018’e göre değişik oranlarda düşürülürken, dağıtım şirketlerinin kasalarına kalan iletim, dağıtım, kayıp ve kaçak bedelinden oluşan dağıtım bedeli yüzde 15.7 arttırılarak şirketlerin karı korunmuştur.” dedi.

Kaçak Bedeli Tüketicinin Sırtında

Elektrik faturalarındaki diğer bir sorunun ise elektrik kayıp kaçak bedeli olduğunu belirten Koçal, sözlerine şöyle devam etti:

“Anayasamızın 172. maddesinin ‘Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ amir hükmüne rağmen bu yasa ile tüketici korunmamış, tam tersine dağıtım şirketleri korunarak deyim yerindeyse bu şirketlere kıyak yapılmıştır. Vatandaşlarımız kullanmadıkları elektriğin bedelini üstelik de hırsızların çaldığı elektriğin bedelini ödemek zorunda bırakılmıştır.”

Fatura Bedelinin Yüzde 26’sı Vergilerden Oluşuyor

Elektrik faturalarında bedelin sadece yüzde 52’lik bölümünün enerji bedelini oluşturduğunu söyleyen Koçal, bedelin yüzde 48’i oranında alınan vergileri ve diğer kalemleri ise şu şekilde sıraladı: “Yüzde 32’lik bölümünü oluşturan ‘dağıtım bedeli’ tutarının içerisinde, ‘sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli, kayıp kaçak bedeli, iletim sistemleri bedelleri’ bulunuyor. Tüketiciler olarak faturalarımıza yansıtılan bu tutarın hangi hizmet karşılığında hangi oranda alındığını bilmemiz gerekiyor. Faturalarda bu kalemlerle ilgili detaylı bilgi mevcut değil. Bu nedenle denetleme de ortadan kalkıyor. Elektrik tüketimimizdeki diğer sorun ise faturalarımızın bedelinin yüzde 26’lık bölümünü oluşturan vergiler. Bu vergiler yüzde 1 enerji fonu, yüzde 2 TRT payı, yüzde 5 belediye tüketim vergisi ve yüzde 18 KDV’den oluşuyor. Lüks ihtiyaç olan pırlantada KDV’nin sıfır, temel ihtiyaçlardan biri olan elektrikte ise KDV’nin yüzde 18 olması ve diğer vergiler ile bu oranın yüzde 26’ya çıkması ile vergi adaletini sağlayamayız.

Asgari insani ihtiyaçlar için gerekli elektrik enerjisinin ücretsiz elde edilmesi, günümüzde temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın vatandaşlara sağlanması, devletin sosyal görevlerinden biridir

Vergiler Kaldırılmalıdır

TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal tüketicilerin taleplerini de şu şekilde sıraladı:

Dağıtım içerisinde yer alan; kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli kaldırılmalı, tüketici lehine yeni bir yasal düzenleme acilen yapılmalı ve kamu vicdanı bu yaradan kurtarılmalıdır.

35 TL’lik Fatura 95 TL Oldu

Yeni yılda elektrik ve doğalgazda yüzde 10 indirim yapılacağı duyurulmuştu. 2018 yılında elektriğe dört kez olmak üzere toplamda yüzde 35 zam yapıldı. Doğalgazda yapılan zamlar da yüzde 27.7’yi buldu. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında elektriğe 34.20 TL ödeyen bir vatandaşın 2019 yılı Ocak ayındaki fatura tutarı 94.44 TL oldu. Bu faturanın 52.21 TL’si elektrik bedeli olarak belirlenirken, 23.65 TL’sini dağıtım bedeli, 18.58’ini ise vergiler ve fonlar oluşturuyor.

Doğalgaz faturalarındaki tablo da çok farklı değil. Geçtiğimiz yılın ilk ayında doğalgaza 91 TL ödeyen bir tüketici, 2019’un ilk ayında 139 TL ödemek zorunda kaldı.

TÜKODER, elektrik, doğalgaz ve su faturalarıyla ilgili taleplerini şu şekilde ifade ediyor:

• Temel ihtiyacımız olan elektrik, doğalgaz ve su faturalarında vergiler kaldırılmalı ya da ekmekte olduğu gibi yüzde 1 oranına indirilmelidir. • Elektrik, doğalgaz, su tedariki, kamu hizmeti olarak tüketiciye sunulmalı, bu hizmet verilirken kar öncelikli olmamalı, kaliteli ucuz hizmet öncelikli olmalı, bu nedenle bu hizmetlerde özelleştirmelerden vazgeçilmeli, bu hizmetlerin kamulaştırılmasına dönülmelidir. • Asgari ücretli ve emekli olan tüketicilerimizin elektrik, doğalgaz ve su tüketimlerinde indirim uygulanmalıdır. • Elektrik, doğalgaz ve suya yapılan zamlar geri alınmalıdır. Yüzde 10 indirim oranı yükseltilmelidir.

GazeteKadıköy, 25-31 Ocak 2019, Erhan Demirtaş Haberi

91 Yıllık Elektrik Fabrikası Satışa Çıkartıldı

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB), İzmirlilerin tepkilerine karşın Alsancak’taki 91 yıllık tarihi elektrik fabrikasını, yaklaşık 11 dönümlük arazisiyle birlikte “sessiz sedasız” yeniden satışa çıkardığı ortaya çıktı. ÖİB’nin geçen yıl satış ilanı vermesi tepki toplamış ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir sanayi tarihinde çok önemli yeri olan bu yapıyı restore ederek kent yaşamına kazandırmak istediklerini söylemişti. Bu amaçla hareket ettiklerini belirten Kocaoğlu, “bu yapının satılmaya değil korunmaya, yaşatılmaya ve gelecek kuşaklara aktarılmaya ihtiyacı var. Biz de buna talibiz” demişti. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) da, bu yapının ve arazisinin amaç dışı kullanımının önlenmesi için tapunun yeniden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesini ve yenilendikten sonra da müze ve eğitim amaçlı olarak kullanılmasını istemişti. Ancak AKP ve ÖİB’nin, alanın satışı için yeniden ihaleye çıktığı anlaşıldı. İlk özelleştirme kararı aleyhine İzmir 3. İdare Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruya mahkemenin görevsizlik kararı vermesi üzerine dosyayı Danıştay’a taşıdıklarını belirten avukat Senih Özay, stajyer avukatlarının tesadüfen görmesiyle parselin 16 Nisan 2019 tarihinde ihaleye çıkartılacağını gördüklerini ve 60 gün içinde yine Danıştay’da bir dava açacaklarını söyledi.

Satışa çıkartılan bu elektrik fabrikası, İstanbul’da bugün müze olarak hizmet veren Silahtarağa Santralı ile aynı dönemde çalışmaya başlamıştı. Fabrikanın temeli, 1926 yılında Belçikalı Traction-Electritice şirketi tarafından atılmıştı. Santral 18 Ekim 1928 tarihinde devreye girdi. Türkiye Elektrik Kurumu’nun parçalanmasından sonra da Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A. Ş. Bünyesinde kaldı. Üretimin durdurulmasının ardından, teknoloji tarihi açısından önemli ekipmanlar ve cihazlar sökülerek hurdaya ayrıldı veya yok edildi. Cumhuriyet, Yusuf Özkan haberi, 14 Ocak 2019

Beyin Hasarlarını Ambülansta Tespit Edebilen Yeni Bir Tıbbi Cihaz Geliştirildi

İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölüm başkanı Prof. Dr. İbrahim Akduman ve ekibi, kaza, darbe ve damar tıkanıklığı sonucu oluşan beyin hasarlarını hasta daha ambülanstayken saptayabilen bir tıbbi cihaz geliştirdi.

Akduman geliştirdikleri cihazla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Dünyada ve ülkemizde inme, en ölümcül ikinci hastalık olarak sıralanmakta ve aynı zamanda yetişkinlerde görülen nörolojik bozuklukların en önemli nedenini oluşturmaktadır. Beyne giden damarların tıkanması ile oluşana iskemik inme, beyindeki damarların yırtılması ile oluşana ise hemorajik inme denir. İskemik inmede oluşan kan pıhtısının eritilmesine yönelik ilaçlar verilir, fakat aynı tedavi hemorajik inmede uygulanırsa yüksek olasılıkla hasta kaybedilir. Bu nedenle inmenin kaynağının ilk müdahale esnasında ve tedaviye başlanmadan önce doğru şekilde tespit edilmesi hayati önem arzeder. Tespit, hastane öncesi, daha hasta olay yerinde veya ambülans ile nakledilirken yapılmalı ve hastane ekibine bildirilerek doğru müdahale için gerekli hazırlığın yapılması sağlanmalıdır. Bu cihaz, inme nedenini hastane öncesi hızlı ve doğru tespit eden cihaz olarak geliştirildi.”

Cihazın İTÜ’de tasarlandığını, prototipinin üretildiğini ve yapılan testlerin başarıyla sonuçlandığını söyleyen Akduman, açıklamalarını şöyle sürdürüyor:

“Travma sonrası ambülanslarda mobil olarak hastanın beynindeki semptomun iskemik mi yoksa hemorajik mi olduğunu tespit eder, kanamayı görüntülediği için hastanın durumunu sürekli monitor eder, kısa zamanda doğru tedavinin başlamasını sağlar, iyonize radyasyon içermez. İki adet prototip geliştirildi. Patent başvuru çalışmaları tamamlanmak üzere. Fantomlar üzerinde yapılan testler başarıyla sonuçlandı ve klinik testlere başlamak için Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihazlar Genel Müdürlüğü’ne gereken başvuru yapıldı. Böylece İTÜ’de geliştirdiğimiz tıbbi cihazlarımıza bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.”

Ticarileşebilen Senkron Relüktans Motorları Geliştirildi

Türkiye’nin endüstriyel amaçlı, ticarileşebilir ilk senkron relüktans motorları, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği öğretim üyeleri Doç. Dr. Lale Tükenmez Ergene ve Dr. Murat İmeryüz danışmanlığında tasarlanıp geliştirildi.

Tasarlanan motorlar Arçelik A. Ş. Çerkezköy motor işletmesi tarafından üretildi. TÜBİTAK TEYDEP proje desteğiyle 2.2 kw, 4 kw ve 5.5 kw güçlerinde tasarlanıp geliştirilen motorların ARÇELİK A. Ş. tarafından önümüzdeki yıl içinde seri üretime alınması planlanıyor.

Projede araştırmacı olarak yer alan elektrik yüksek mühendisi Nezih Gökhan Özçelik, senkron relüktans motorları konusundaki yüksek lisans tezini 2016 yılında Doç. Dr. Lale Tükenmez Ergene danışmanlığında tamamlamıştı. Tez çalışması bu alandaki ilklerden biri. Üniversite sanayi işbirliğinin örneklerinden olan ve İTÜNOVA A.Ş. üzerinden yapılan bu projede ARÇELİK A. Ş. tarafından Çerkezköy motor işletmesi Ar-Ge müdürü Barış Tuğrul Ertuğrul, elektrik mühendisi Hakan Gedik, elektrik yüksek mühendisi Nezih Gökhan Özçelik ve elektrik mühendisi Uğur Emre Doğru da araştırmacı olarak yer almıştı.

SİU-2018’den En İyi Bildiri Ödülü

2-5 Mayıs 2018 tarihlerinde düzenlenen 26. IEEE Sinyal İşleme ve İletişim Uygulamaları Kurultayı’nda (SİU-2018), IEEE Türkiye İletişim Kolu En İyi Öğrenci Bildirisi Ödülü’ne, İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Anabilim Dalı Telekomünikasyon Mühendisliği Yüksek Lisans Programı öğrencisi Hüseyin Onur Baktıroğlu’nun, Prof. Dr. Ümit Aygölü ile hazırladığı bildiri layık görüldü.

Baktıroğlu ve Aygölü’nün İzmir’de 26. SİU-2018 kurultayında sundukları, iletişim alanında hazırlamış oldukları bildiri, “Tam Çift-Yönlü Bilişsel DF Röle Ağları için Bir Spektrum Paylaşım Protokolü” başlığını taşıyordu.

Telsiz iletişiminde bilişsel tam çift-yönlü röle sistemleri, aynı iletim ortamından birden fazla kullanıcının yararlanmasını sağlıyor. Spektral verimliliği arttırmasının yanında, bu sistemlerde röle kullanıldığında kapsama alanında da genişleme sağlanıyor. Bu bildiride iki yönlü iletim için iki evreli yeni bir tam çift yönlü çöz ve aktar (DF) adı verilen röleli spektrum paylaşım protokolü önerilmektedir.

Sistemdeki birincil ve ikincil kullanıcıların servis kesilmesi olasılığı ifadeleri ve kuramsal olarak elde edilen sonuçlar, bilgisayar benzetimleriyle doğrulandı. Elde edilen sonuçlarla literatürde verilen iki evreli bilişsel tam çift-yönlü kuvvetlendir -ve- aktar (AF) ve üç evreli bilişsel yarı çift-yönlü DF röleli sistemlerin başarımları karşılaştırıldı. Karşılaştırma sonucunda sistemdeki artık döngü girişiminin yeterince düşük olduğu durumlarda, birincil kullanıcının servis kesilme başarımının referans sistemlere göre arttığı gözlemlendi. Ayrıca ikincil alıcıda ardışık girişim giderme tekniğinin uygulanması ve röle görevi gören ikincil vericinin her iki evrede de ikincil alıcıya paketler göndermesiyle referans sistemlere göre daha iyi bir ikincil servis kesilme başarımı elde edildi.

2018 Serhat Özyar Ödülü Mustafa Çiftçi’ye Verildi

2018 Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü Seçici Kurulu, yılın en iyi doktora tezi ödülüne, İTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Organik Kimya Bölümü’nde doktorasını tamamlayan Mustafa Çiftçi’yi layık gördü.

2002’de vefat eden bilim insanı Dr. Serhat Özyar’ın anısını yaşatmak amacıyla, Elektrik Mühendisleri Odası, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ve Bilim ve Ütopya Kooperatifi tarafından kurulan Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü, Mustafa Çiftçi’ye, “Mn2(CO)10 Based Visible-Light

Photo Initiating” başlıklı doktora tezi için verildi. Tez danışmanı, İTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Yağcı idi. Mustafa Çiftçi ödülünü, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde düzenlenen törende, Prof. Dr. Salim Çıracı’nın elinden aldı.

Tez kapsamındaki çalışmalarda, farklı polimerik yapıların, ışık etkisi ile elde edilmesinin sağlandığı yeni fotokimyasal yöntemler geliştirilmiştir. Bu tür ışık kullanımı içeren teknikler geleneksel metotlara kıyasla, çok daha düşük enerji gerektirmesi, malzemeler üzerinde üç boyutlu kontrol sağlanmasına olanak vermesi gibi pek çok avantajı beraberinde getirmektedir.

Nükleer Karşıtı Platform’dan “Doğayı Koruyun” Çağrısı

Sinop Nükleer Çöplük Olmayacak

Sinop Nükleer Karşıtı Platform (NKP), doğa harikası İnceburun’da planlanan nükleer santral için ağaçların kesilmeye devam ettiğini belirterek “Vakit, ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir” açıklamasını yaptı.

Sinop NKP dönem sözcüsü Kayhan Konukçu yaptığı açıklamada İnceburun’da planlanan nükleer santrala ilişkin bilgi verdi. Nükleer santralların Türkiye’nin enerji açığını kapatmak için yapılan projeler olmadığını belirten Konukçu, “Nükleer santrallar, Türkiye’yi daha çok dışa bağımlı hale getirecek projelerdir. Bu nedenle Türkiye derhal nükleer güç santralları projelerinden vazgeçmelidir. Türkiye bu projelerden vazgeçtiğini açıklayınca ülke olarak, Sinop olarak sevinebileceğiz” dedi. Konukçu santralın yapılmasına karşı açtıkları davanın sürdüğünü ifade etti.

9 Milyon Metrekare Alan Ne Olacak? Japon Mitsubichi Heavy Industries firmasının nükleer santral yapımından çekilme tutumunun altında “Düşük karbonlu Termik Santral” yapma önerisinin bulunduğunu belirten Konukçu, şunları söyledi:

“Sinop/İnceburun yarımadasına nükleer santral yapımı için ÇED raporu dahi hazırlanmadan 650 binden fazla ağaç katledildi. Halen de ağaçların kesimi sürmektedir. ÇED dosyasında yer alan bilgilere göre Sinop Nükleer Santralı için tahsis edilen orman alanı 10 milyon 104 bin metrekaredir. Santral için gerekli alan ise 1 milyon metrekaredir. Peki 9 milyon metrekarelik alan ne için kullanılacak? Bunu hem Japon yetkililere hem de Türkiye’deki yetkililere soruyoruz. Burası, dünyada çözüme kavuşturulamayan atık depolama merkezi olarak mı kullanılacak? Buna izin vermeyeceğiz. Şimdi vakit; ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir. Vakit; yaşam hakkımız için harekete geçme vaktidir. Herkesi doğamızı ve sahillerimizi temiz tutmaya, nükleere karşı mücadeleye davet ediyoruz. Bu davete Japonya halkı da dahildir. Buradan Japon yetkililere sesleniyoruz: Dünya nükleerden vazgeçerken siz neden bunu Sinop’ta yapmakta ısrar ediyorsunuz.”

Cumhuriyet, 1 Şubat 2019

Vakit, ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir