Elektrik Mühendisliği · Sayı 465 · Nisan-Mayıs 2019
465. SAYI TÜMÜ
- Yıl
- 2019
- Sayfa
- 84
- Okuma süresi
- 187 dk
- Görüntülenme
- 0
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
Sayı: 465 | Nisan-Mayıs 2019
NİSAN-MAYIS 2019 - SAYI: 465
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası adına
SAHİBİ Yönetim Kurulu Başkanı
Gazi İpek
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ İbrahim Saral
YAYIN KURULU Gazi İpek
Mehmet Turgut İbrahim Saral Kübülay Özbek Evindar Aydın Neval Şimşek Cansel Aslan Adem Yardım Ahmet Hilmi Güven Alaattin Ali Yolcu Alkan Alkaya Arif Koçoğlu Çiğdem Işıkyürek Erdal Apaçık İnayet Burcu Toprak Mehmet Orak Necdet Uğuz Neriman Usta Nurcan Bircan Yayla Ömer Adışen Seyit Ali Gürsoy Tanay Sıdkı Uyar Tayfun İşbilen
YAYINA HAZIRLAYAN Osman Bahadır
REKLAM SORUMLUSU Münevver Çay Turgut EMO İstanbul Şubesi Tel: +90 (212) 259 11 50-Faks: +90 (212) 258 36 55 e-posta: [email protected]
YÖNETİM YERİ Elektrik Mühendisleri Odası Ihlamur Sokak No: 10 Kızılay-Ankara Tel: +90 (312) 425 32 72 (PBX)
Faks: +90 (312) 417 38 18 e-posta: [email protected] http://www.emo.org.tr
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın İki ayda bir yayımlanır
BASIM TARİHİ ve SAATİ 22 Nisan 2019-09:00
BASIM ADEDİ 7.500
DİZGİ ve TASARIM PLAR
Planlama Yayıncılık Reklamcılık Turizm İnşaat Tic. Ltd. Şti.
Yüksel Cad. No: 35/12 Yenişehir-Ankara Tel: +90 (312) 432 01 83-93 • Faks:+90 (312) 432 54 22 e-posta: [email protected]
BASKI Ezgi Matbaa Tekstil ve Porselen İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
Çobançeşme Mah. Sanayi Cad. Altay Sok. No: 14 Küçükçekmece/İstanbul
Tel: 0.212.452 23 02 • Faks: 0.212.654 94 13 [email protected]
Dergide yer alan yazılar EMO’dan izinsiz yayınlanamaz ve alıntı yapılamaz. Yayınlanan yazılardaki görüşler, yazarın sorumluluğundadır.
EMO üyelerine parasız dağıtılır.
İÇİNDEKİLER
BAŞYAZI........................................................................................................ 7 EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu
EMO’dan...................................................................................................... 9
ELEKTRİK DÜNYASINDAN HABERLER...................................................... 11
ODAMIZIN FAALİYETLERİ EMO’nun Kurumlarla İlişkileri................................................................ 16
YÜKSEK HIZLI TREN FACİASI..................................................................... 22
BİRLEŞİK TAŞIMACILIK ÇALIŞANLARI SENDİKASI (BTS)’NİN HAZIRLADIĞI “YÜKSEK HIZLI TREN FACİASI RAPORU”............................ 26
BİR SİNYALİZASYON UZMANININ GÖRÜŞLERİ........................................ 28
RAYLI SİSTEMLERDE SİNYALİZASYON: NEDEN? NASIL?......................... 29 M. Turan Söylemez
SİNYALLİ HAT UZUNLUKLARI (2017)........................................................ 35
CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ TREN KAZALARI...................................... 36
SAYIŞTAY’DAN ÇARPICI BULGULAR......................................................... 37
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE DALGA ENERJİSİ........................................... 43 İsmail H. Altaş ve Erdinç Şahin
DÜZENLİ-DÜZENSİZ DALGA ENERJİ SİSTEMLERİNİN MODELLENMESİ.... 54 Erdinç Şahin ve İsmail H. Altaş
FOSİL YAKITLARDAN YENİLENEBİLİR ENERJİYE..................................... 60 Tanay Sıdkı Uyar
SAYISAL KARASAL TELEVİZYON................................................................ 64 Özgür Coşar
KADIN KOMİSYONU ÇALIŞMALARI.......................................................... 65
HUKUK KÖŞESİ Yargıdan Mesleki Denetime Onay........................................................ 66
ODAMIZIN TARİHİNDEN Ne Söylemiştik?......................................................................................... 68 Hazırlayan: Nurcan Bircan Yayla
KİTAP TANITIMI......................................................................................... 70
TARİHTE ELEKTRİK Osmanlılarda İlk Elektrik Uygulamaları.............................................. 72 Osman Bahadır
KARİKATÜR................................................................................................. 80 Mehmet Saim Bilge
BAŞYAZI
EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu
Elektrik Mühendisleri Odası ve ülkemiz açısından yoğun bir çalışma dönemini daha geride bırakırken, Elektrik Mühendisliği Dergimiz aracılığıyla sizlerle yeniden buluşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu olarak, üyelerimizin özlük haklarının korunarak geliştirilmesi ve mevzuat değişikliği çalışmaları kapsamında; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TEİAŞ, TEDAŞ, TSE, YÖK, EPDK, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, GAZBİR ve ELDER’e ziyaretler gerçekleştirdik. Kurumlarla yapılan görüşmelerde üyelerimizin sahada yaşadıkları sorunlar ve çözüm için yapılması gerekenlerin yanı sıra, ülkemizin ekonomik, sanayi ve teknolojik gelişimi için önerilerimizi dile getirdik. Ortak çalışma zeminleri kurulmasına fırsat sağlayan bu ziyaretlerimizi önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Yaptığımız görüşmelerin ayrıntıları ve sonuçları ile ilgili yazıyı Dergimizde bulabilirsiniz.
EMO mevzuatının günün ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesi kapsamında, hazırladığımız yönetmelik değişiklikleri Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Elektrik Mühendisleri Odası Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üretimine Ait Elektrik Mühendisliği Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 23.02.2019 tarih ve 30695 sayılı Resmi Gazete’de; Elektrik Mühendisleri Odası Elektrik Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik de 22.01.2019 tarih ve 30663 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Dergimizin 465. sayısının hazırlıkları Türkiye için önemli sonuçlar doğuracak 31 Mart yerel seçimlerinin hemen öncesine denk gelmiştir. Yerel yönetimlerde öncelikle kamu yararını gözeten, bilim ve mühendislik ilkelerini temel alan, demokratik, katılımcı ve çağdaş bir anlayışın kurulması esastır. Kentlerde, ulaşım, elektrik, su ve doğalgaz başta olmak üzere temel altyapı hizmetleri eksiksiz olarak yaşama geçirilmeli, tüm yurttaşların barınma, beslenme, sağlık, eğitim, kültür ve çevre hizmetlerine erişimi sağlanmalıdır. Bu noktada sosyal devletin önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Önümüzdeki yerel seçimlerin bu amaçlara hizmet edecek şekilde sonuçlanmasını diliyoruz.
Ülkemizde uzun zamandır etkisini hissettiren ekonomik krizin acı reçetesi de seçimler sonrasına ötelenmiş görünmektedir. Seçimlerde oy kaybetmek istemeyen iktidar, elektrik ve doğalgaz indirimleri, yoksulların elektrik faturasına katkı, trafik cezalarına af, bazı vergilere indirim gibi birçok paket açıklamış, 2018’de yüzde 20.3’e fırlamış olan enflasyona karşı da “meyve ve sebzede tanzim satış” gibi uygulamalar başlatmıştır. Geçim sıkıntısı içindeki halkın sorunlarına çare olmayan bu tür geçici önlemler yerine, köklü çözüm sağlayacak politikaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde seçimler sonrasında kriz daha da ağırlaşacak ve Türkiye bugünkünden de kötü bir tabloyla karşı karşıya kalacaktır.
Elektrik Mühendisliği dergisinin bu sayısında, öncelikle elektrik dünyasından çok çeşitli haberler vermek istedik. Elektrik dünyası, elektrikle ilgili olarak dünyada ve ülkemizdeki akademik, teknolojik, eğitimsel, sanayiye ve aynı zamanda meslektaşlarımızın sorunlarına ilişkin tüm gelişmeleri kapsamaktadır. Meslektaşlarımızın da katkılarıyla bu sayfanın çok daha kapsamlı hale geleceğini düşünüyoruz.
13 Aralık 2018 tarihinde Ankara- Konya seferini yapmakta olan yüksek hızlı tren, aynı hatta bulunan kılavuz trenine çarptı ve bu feci kazanın sonucunda 9 yurttaşımız öldü, 86 yurttaşımız da yararlandı. Tamamen sinyalizasyon yokluğundan kaynaklanan bu facia kamuoyunda gerektiği boyutta tartışılmadı. Biz sinyalizasyonsuz hızlı trenin düşünülemeyeceğini daha ilk günden açıkladık. Dergimizde de bu konuyu dosya konusu haline getirerek sorunu tüm yönleriyle bilimsel olarak ele almaya çalıştık. Bu konuda hem uzun yıllar demiryolları sinyalizasyonu çalışmalarında bulunmuş olan elektrik-elektronik yüksek mühendisi Sayın Rıza B. Akcan’ın hem de sinyalizasyon konusunda araştırmalar yapan İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. M. Turan Söylemez’in görüşlerine yer verdik. Ayrıca Birleşik Taşımacılık Sendikası’nın kazayla ilgili açıklaması da son derece önemli ve açıklayıcıdır. Ülkemiz tarihinin son dönemlerinde yaşanan tren kazalarıyla ilgili istatistiki bilgiler de, tren kazalarının büyük ölçüde çarpışmalar sonucu meydana geldiğini göstermektedir. Bu da yine demiryollarımızdaki temel sorunun sinyalizasyon sorunu olduğunun bir başka kanıtıdır. Sayıştay raporlarının demiryolları bakımından incelenmesi de, kazaların arka planında yatan usulsüzlükleri ortaya çıkartmaktadır. Hazırladığımız bu dosyanın her zaman için bu konuda yararlanılacak temel bir kaynak olacağı kanısındayız. Dergimizin bundan sonraki sayılarında da güncel gelişmeler doğrultusunda farklı konularda kapsamlı inceleme ve değerlendirmelerin yer alacağı dosyalara yer vereceğiz.
Ülkemizin enerji ihtiyacının çok büyük bir bölümü yabancı kaynaklardan karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan ülkemizde bu kaynakların yeterli düzeyde kullanıldığını söyleyemeyiz. Özellikle dalga enerjisinden yararlanma konusunda henüz yola çıktığımız bile söylenemez. Oysa dörtte üçü denizle çevrili ülkemizde çok temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak hem deniz kıyısı hem de açık deniz dalga enerjisi, önemli bir potansiyel enerji kaynağı olarak önümüzde durmaktadır. Dergimizin bu sayısında bu önemli konuyu, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri Sayın İsmail H. Altaş ve Sayın Erdinç Şahin hem teorik hem de uygulama boyutlarıyla ele aldılar.
Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, enerji sorununu tarihsel bir bakış açısıyla ele aldı ve günümüzdeki yenilenebiir enerji sorununun en önemli noktalarına dikkat çekti.
Sayın Özgür Coşar da, “Sayısal Karasal Televizyon” başlıklı yazısında, en son gelişmeler ışığında yayınlara erişim ve frekans bandı tahsisi konularına hem teknolojik hem de yasal prosedürler açısından yaklaşarak çözüm önerilerinde bulundu.
Bu sayımızdan itibaren hem hukuk köşesine hem de tarih sayfalarına yer açıyoruz.
Hukuk köşesinde meslektaşlarımızın ve odamızın hukuki sorunlarını ele alacak, tarih sayfalarında ise hem odamızın hem de dünyanın ve ülkemizin elektrik tarihinden kesitler sunan sayfalara yer vereceğiz.
Elektrik Mühendisliği dergimizin siz meslektaşlarımızın da katkılarıyla daha güçlü ve işlevli bir dergi haline geleceğini umuyoruz.
Saygılarımla…
EMO’dan...
Elektrik Mühendisliği, nasıl bir dergi olmalı?
Elektrik Mühendisleri Odası’nın temel görevleri, üyelerinin ve elektrik mühendislerinin sorunlarının çözümüne yardımcı olmak, elektrik mühendisleri arasında dayanışma yaratmak, elektrik enerjisinin üretiminde ve tüketiminde verimlilik, doğal çevrenin korunmasına uygunluk ve dağılımında adalet konularında toplumsal bilinç oluşturmaya çalışmak ve elektrikle ilgili ortaya çıkacak toplumsal sorunlarda halka gerçekleri açıklamaktır. Odanın bu temel görevleri, Elektrik Mühendisliği (EM) dergisinin de ana çizgisini belirlemektedir.
EM, her şeyden önce bir haber dergisi olmalıdır. Bunun için periyodunun mümkün olduğu kadar kısa olması gerekir. EM dergisi, 1956 yılının Aralık ayında ilk kez yayınlandığında periyodu 9. sayısına kadar bir aydı. Periyod bu sayıdan sonra 1960’lı yıllarda düzenini yitirdi ama çoğunlukla iki aydı. Sonraki yıllarda daha uzun periyotlarla da yayınlandığı görüldü.
EM, elektrik mühendislerinin merakla okuyacakları bir dergi olmalıdır. Bunun için onların mesleki çalışmaları sırasında karşılaştıkları bilimsel, teknik, hukuki ve sosyal problemlere çözüm yollarını veya önerilerini dergide bulmaları gerekir. Dergi ile mühendisler arasındaki ilişki güçlendiği ölçüde, mühendisler önemli sorunlarını dergiye daha çok ileteceklerdir.
EM, özellikle nükleer santraller, HES’ler, özelleştirmeler, elektrik mühendisliğini ilgilendiren “kazalar”, fatura yolsuzluk ve usulsüzlükleri vb. gibi konularda siyasal iktidarların veya ilgili işletme yöneticilerinin halkı aldatma girişimleri karşısında gerçekleri açıklamakla yükümlüdür.
İki asır önce elektriksiz yaşam mümkündü. Bugün elektriksiz toplumsal yaşam düşünülemez. Bu nedenle elektrik enerjisinden eşit haklarla yararlanmak, bir toplumsal adalet ve insan hakkı sorunu haline dönüşmüştür. Dergimizin temel çizgilerinden biri de, elektrikten yararlanma insan hakkı ilkesini, toplumca temel bir ilke olarak kabullenilmesi için öne çıkartmak ve vurgulamaktır.
Elektrik mühendisliğindeki bilimsel ve teknolojik yenilenme hızı yüksektir. Üniversiteden mezun olduktan sonra ortaya çıkmış olan yeni teknikleri öğrenmek isteyen bir mühendis, elbette her şeyi dergimizden öğrenemez ama hiç olmazsa kendisine yön gösterecek önemli bilgileri EM’de bulmalıdır.
EM’de elektrik dünyasından bir simayla yapılmış bir söyleşi, özellikle genç mühendislerin deneyimli meslektaşlarının hem hayat hem de meslek tecrübelerinden yararlanmaları bakımından önemli olacaktır. Bu bakımdan dergimizin sayfalarında, tecrübeli bir bilim insanı, emekli bir mühendis, işsiz bir mühendis veya şantiye mühendisi ile söyleşilere yer vermeye çalışacağız.
Mesleki tarihsel bilgi, doğru analizler yapabilmenin temel araçlarından biridir. Bu nedenle her sayıda dünyada ve ülkemizde elektrik teorisi ve uygulamalarının tarihsel gelişimiyle ilgili yazıların yanı sıra hem elektrik tarihinden hem de odamızın tarihinden yazılar yer alacaktır.
Odamızın faaliyetleri hakkındaki haberler, kitap ve dergi tanıtımları, MİSEM bilgileri ve mühendislerin odamızın merkezi ve şubeleri ile ilişki kurmalarına yardımcı olacak adres bilgileri, dergimizin her sayısında okurlarına sunacağı konular arasındadır.
EM dergisi, güvenilir kaynaklara dayanarak verdiği gerçek bilgiler ve bilimsel-eleştirel bakış açısı ve yorumlarıyla, elektrik dünyasının referans dergisi olmaya çalışacaktır.
EMO VE SMM AJANDALARINIZI ŞUBE HİZMET BİNALARINDAN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
ELEKTRİK DÜNYASINDAN HABERLER
Elektrik Faturası Vatandaşı Çarpıyor
Elektriğe yapılan zamları protesto eden Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), elektrik faturalarındaki yüzde on indirim kararının perde arkasında, dağıtım şirketlerinin lehine bir uygulama olduğunu söyledi.
Tüketiciyi Koruma Derneği üyeleri ve çok sayıda vatandaş, elektrik faturalarındaki fiyat artışını protesto etti. 19 Ocak 2019 Cumartesi günü Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelen vatandaşlar adına basın açıklamasını TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal okudu.
Bir Yılda Yüzde 35 Zam
Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi sonrası, elektrik faturalarının tüketicinin en büyük harcama kalemi haline dönüştüğünü ifade eden Koçal, “Döviz kurundaki artışlar nedeniyle yapılan zamlar, faturalara yansıyan diğer bedeller ve vergilerin toplamı, kullanılan enerji bedelini ikiye katladı. Tüketici ödenmesi zor faturalar ile karşı karşıya kalıyor” dedi.
2018 yılı içerisinde elektriğe toplam yüzde 35 oranında zam yapıldığını söyleyen Koçal, yüzde 10 indirim kararının ise tüketiciyi koruyamayacağı görüşünü paylaştı. Koçal, “Konutlarda kullanılan 230 kwh’a kadar olan enerji tüketimlerinde müjde olarak sunulan yüzde onluk indirim kararının perde arkasında, dağıtım şirketlerinin lehine bir uygulama olduğunu görüyoruz. Tüm abone gruplarında perakende enerji bedeli Ekim 2018’e göre değişik oranlarda düşürülürken, dağıtım şirketlerinin kasalarına kalan iletim, dağıtım, kayıp ve kaçak bedelinden oluşan dağıtım bedeli yüzde 15.7 arttırılarak şirketlerin karı korunmuştur.” dedi.
Kaçak Bedeli Tüketicinin Sırtında
Elektrik faturalarındaki diğer bir sorunun ise elektrik kayıp kaçak bedeli olduğunu belirten Koçal, sözlerine şöyle devam etti:
“Anayasamızın 172. maddesinin ‘Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ amir hükmüne rağmen bu yasa ile tüketici korunmamış, tam tersine dağıtım şirketleri korunarak deyim yerindeyse bu şirketlere kıyak yapılmıştır. Vatandaşlarımız kullanmadıkları elektriğin bedelini üstelik de hırsızların çaldığı elektriğin bedelini ödemek zorunda bırakılmıştır.”
Fatura Bedelinin Yüzde 26’sı Vergilerden Oluşuyor
Elektrik faturalarında bedelin sadece yüzde 52’lik bölümünün enerji bedelini oluşturduğunu söyleyen Koçal, bedelin yüzde 48’i oranında alınan vergileri ve diğer kalemleri ise şu şekilde sıraladı: “Yüzde 32’lik bölümünü oluşturan ‘dağıtım bedeli’ tutarının içerisinde, ‘sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli, kayıp kaçak bedeli, iletim sistemleri bedelleri’ bulunuyor. Tüketiciler olarak faturalarımıza yansıtılan bu tutarın hangi hizmet karşılığında hangi oranda alındığını bilmemiz gerekiyor. Faturalarda bu kalemlerle ilgili detaylı bilgi mevcut değil. Bu nedenle denetleme de ortadan kalkıyor. Elektrik tüketimimizdeki diğer sorun ise faturalarımızın bedelinin yüzde 26’lık bölümünü oluşturan vergiler. Bu vergiler yüzde 1 enerji fonu, yüzde 2 TRT payı, yüzde 5 belediye tüketim vergisi ve yüzde 18 KDV’den oluşuyor. Lüks ihtiyaç olan pırlantada KDV’nin sıfır, temel ihtiyaçlardan biri olan elektrikte ise KDV’nin yüzde 18 olması ve diğer vergiler ile bu oranın yüzde 26’ya çıkması ile vergi adaletini sağlayamayız.
Asgari insani ihtiyaçlar için gerekli elektrik enerjisinin ücretsiz elde edilmesi, günümüzde temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın vatandaşlara sağlanması, devletin sosyal görevlerinden biridir
Vergiler Kaldırılmalıdır
TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal tüketicilerin taleplerini de şu şekilde sıraladı:
Dağıtım içerisinde yer alan; kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli kaldırılmalı, tüketici lehine yeni bir yasal düzenleme acilen yapılmalı ve kamu vicdanı bu yaradan kurtarılmalıdır.
35 TL’lik Fatura 95 TL Oldu
Yeni yılda elektrik ve doğalgazda yüzde 10 indirim yapılacağı duyurulmuştu. 2018 yılında elektriğe dört kez olmak üzere toplamda yüzde 35 zam yapıldı. Doğalgazda yapılan zamlar da yüzde 27.7’yi buldu. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında elektriğe 34.20 TL ödeyen bir vatandaşın 2019 yılı Ocak ayındaki fatura tutarı 94.44 TL oldu. Bu faturanın 52.21 TL’si elektrik bedeli olarak belirlenirken, 23.65 TL’sini dağıtım bedeli, 18.58’ini ise vergiler ve fonlar oluşturuyor.
Doğalgaz faturalarındaki tablo da çok farklı değil. Geçtiğimiz yılın ilk ayında doğalgaza 91 TL ödeyen bir tüketici, 2019’un ilk ayında 139 TL ödemek zorunda kaldı.
TÜKODER, elektrik, doğalgaz ve su faturalarıyla ilgili taleplerini şu şekilde ifade ediyor:
• Temel ihtiyacımız olan elektrik, doğalgaz ve su faturalarında vergiler kaldırılmalı ya da ekmekte olduğu gibi yüzde 1 oranına indirilmelidir. • Elektrik, doğalgaz, su tedariki, kamu hizmeti olarak tüketiciye sunulmalı, bu hizmet verilirken kar öncelikli olmamalı, kaliteli ucuz hizmet öncelikli olmalı, bu nedenle bu hizmetlerde özelleştirmelerden vazgeçilmeli, bu hizmetlerin kamulaştırılmasına dönülmelidir. • Asgari ücretli ve emekli olan tüketicilerimizin elektrik, doğalgaz ve su tüketimlerinde indirim uygulanmalıdır. • Elektrik, doğalgaz ve suya yapılan zamlar geri alınmalıdır. Yüzde 10 indirim oranı yükseltilmelidir.
GazeteKadıköy, 25-31 Ocak 2019, Erhan Demirtaş Haberi
91 Yıllık Elektrik Fabrikası Satışa Çıkartıldı
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB), İzmirlilerin tepkilerine karşın Alsancak’taki 91 yıllık tarihi elektrik fabrikasını, yaklaşık 11 dönümlük arazisiyle birlikte “sessiz sedasız” yeniden satışa çıkardığı ortaya çıktı. ÖİB’nin geçen yıl satış ilanı vermesi tepki toplamış ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir sanayi tarihinde çok önemli yeri olan bu yapıyı restore ederek kent yaşamına kazandırmak istediklerini söylemişti. Bu amaçla hareket ettiklerini belirten Kocaoğlu, “bu yapının satılmaya değil korunmaya, yaşatılmaya ve gelecek kuşaklara aktarılmaya ihtiyacı var. Biz de buna talibiz” demişti. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) da, bu yapının ve arazisinin amaç dışı kullanımının önlenmesi için tapunun yeniden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesini ve yenilendikten sonra da müze ve eğitim amaçlı olarak kullanılmasını istemişti. Ancak AKP ve ÖİB’nin, alanın satışı için yeniden ihaleye çıktığı anlaşıldı. İlk özelleştirme kararı aleyhine İzmir 3. İdare Mahkemesi’ne yaptıkları başvuruya mahkemenin görevsizlik kararı vermesi üzerine dosyayı Danıştay’a taşıdıklarını belirten avukat Senih Özay, stajyer avukatlarının tesadüfen görmesiyle parselin 16 Nisan 2019 tarihinde ihaleye çıkartılacağını gördüklerini ve 60 gün içinde yine Danıştay’da bir dava açacaklarını söyledi.
Satışa çıkartılan bu elektrik fabrikası, İstanbul’da bugün müze olarak hizmet veren Silahtarağa Santralı ile aynı dönemde çalışmaya başlamıştı. Fabrikanın temeli, 1926 yılında Belçikalı Traction-Electritice şirketi tarafından atılmıştı. Santral 18 Ekim 1928 tarihinde devreye girdi. Türkiye Elektrik Kurumu’nun parçalanmasından sonra da Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A. Ş. Bünyesinde kaldı. Üretimin durdurulmasının ardından, teknoloji tarihi açısından önemli ekipmanlar ve cihazlar sökülerek hurdaya ayrıldı veya yok edildi. Cumhuriyet, Yusuf Özkan haberi, 14 Ocak 2019
Beyin Hasarlarını Ambülansta Tespit Edebilen Yeni Bir Tıbbi Cihaz Geliştirildi
İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölüm başkanı Prof. Dr. İbrahim Akduman ve ekibi, kaza, darbe ve damar tıkanıklığı sonucu oluşan beyin hasarlarını hasta daha ambülanstayken saptayabilen bir tıbbi cihaz geliştirdi.
Akduman geliştirdikleri cihazla ilgili olarak şunları söylüyor:
“Dünyada ve ülkemizde inme, en ölümcül ikinci hastalık olarak sıralanmakta ve aynı zamanda yetişkinlerde görülen nörolojik bozuklukların en önemli nedenini oluşturmaktadır. Beyne giden damarların tıkanması ile oluşana iskemik inme, beyindeki damarların yırtılması ile oluşana ise hemorajik inme denir. İskemik inmede oluşan kan pıhtısının eritilmesine yönelik ilaçlar verilir, fakat aynı tedavi hemorajik inmede uygulanırsa yüksek olasılıkla hasta kaybedilir. Bu nedenle inmenin kaynağının ilk müdahale esnasında ve tedaviye başlanmadan önce doğru şekilde tespit edilmesi hayati önem arzeder. Tespit, hastane öncesi, daha hasta olay yerinde veya ambülans ile nakledilirken yapılmalı ve hastane ekibine bildirilerek doğru müdahale için gerekli hazırlığın yapılması sağlanmalıdır. Bu cihaz, inme nedenini hastane öncesi hızlı ve doğru tespit eden cihaz olarak geliştirildi.”
Cihazın İTÜ’de tasarlandığını, prototipinin üretildiğini ve yapılan testlerin başarıyla sonuçlandığını söyleyen Akduman, açıklamalarını şöyle sürdürüyor:
“Travma sonrası ambülanslarda mobil olarak hastanın beynindeki semptomun iskemik mi yoksa hemorajik mi olduğunu tespit eder, kanamayı görüntülediği için hastanın durumunu sürekli monitor eder, kısa zamanda doğru tedavinin başlamasını sağlar, iyonize radyasyon içermez. İki adet prototip geliştirildi. Patent başvuru çalışmaları tamamlanmak üzere. Fantomlar üzerinde yapılan testler başarıyla sonuçlandı ve klinik testlere başlamak için Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihazlar Genel Müdürlüğü’ne gereken başvuru yapıldı. Böylece İTÜ’de geliştirdiğimiz tıbbi cihazlarımıza bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.”
Ticarileşebilen Senkron Relüktans Motorları Geliştirildi
Türkiye’nin endüstriyel amaçlı, ticarileşebilir ilk senkron relüktans motorları, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği öğretim üyeleri Doç. Dr. Lale Tükenmez Ergene ve Dr. Murat İmeryüz danışmanlığında tasarlanıp geliştirildi.
Tasarlanan motorlar Arçelik A. Ş. Çerkezköy motor işletmesi tarafından üretildi. TÜBİTAK TEYDEP proje desteğiyle 2.2 kw, 4 kw ve 5.5 kw güçlerinde tasarlanıp geliştirilen motorların ARÇELİK A. Ş. tarafından önümüzdeki yıl içinde seri üretime alınması planlanıyor.
Projede araştırmacı olarak yer alan elektrik yüksek mühendisi Nezih Gökhan Özçelik, senkron relüktans motorları konusundaki yüksek lisans tezini 2016 yılında Doç. Dr. Lale Tükenmez Ergene danışmanlığında tamamlamıştı. Tez çalışması bu alandaki ilklerden biri. Üniversite sanayi işbirliğinin örneklerinden olan ve İTÜNOVA A.Ş. üzerinden yapılan bu projede ARÇELİK A. Ş. tarafından Çerkezköy motor işletmesi Ar-Ge müdürü Barış Tuğrul Ertuğrul, elektrik mühendisi Hakan Gedik, elektrik yüksek mühendisi Nezih Gökhan Özçelik ve elektrik mühendisi Uğur Emre Doğru da araştırmacı olarak yer almıştı.
SİU-2018’den En İyi Bildiri Ödülü
2-5 Mayıs 2018 tarihlerinde düzenlenen 26. IEEE Sinyal İşleme ve İletişim Uygulamaları Kurultayı’nda (SİU-2018), IEEE Türkiye İletişim Kolu En İyi Öğrenci Bildirisi Ödülü’ne, İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Anabilim Dalı Telekomünikasyon Mühendisliği Yüksek Lisans Programı öğrencisi Hüseyin Onur Baktıroğlu’nun, Prof. Dr. Ümit Aygölü ile hazırladığı bildiri layık görüldü.
Baktıroğlu ve Aygölü’nün İzmir’de 26. SİU-2018 kurultayında sundukları, iletişim alanında hazırlamış oldukları bildiri, “Tam Çift-Yönlü Bilişsel DF Röle Ağları için Bir Spektrum Paylaşım Protokolü” başlığını taşıyordu.
Telsiz iletişiminde bilişsel tam çift-yönlü röle sistemleri, aynı iletim ortamından birden fazla kullanıcının yararlanmasını sağlıyor. Spektral verimliliği arttırmasının yanında, bu sistemlerde röle kullanıldığında kapsama alanında da genişleme sağlanıyor. Bu bildiride iki yönlü iletim için iki evreli yeni bir tam çift yönlü çöz ve aktar (DF) adı verilen röleli spektrum paylaşım protokolü önerilmektedir.
Sistemdeki birincil ve ikincil kullanıcıların servis kesilmesi olasılığı ifadeleri ve kuramsal olarak elde edilen sonuçlar, bilgisayar benzetimleriyle doğrulandı. Elde edilen sonuçlarla literatürde verilen iki evreli bilişsel tam çift-yönlü kuvvetlendir -ve- aktar (AF) ve üç evreli bilişsel yarı çift-yönlü DF röleli sistemlerin başarımları karşılaştırıldı. Karşılaştırma sonucunda sistemdeki artık döngü girişiminin yeterince düşük olduğu durumlarda, birincil kullanıcının servis kesilme başarımının referans sistemlere göre arttığı gözlemlendi. Ayrıca ikincil alıcıda ardışık girişim giderme tekniğinin uygulanması ve röle görevi gören ikincil vericinin her iki evrede de ikincil alıcıya paketler göndermesiyle referans sistemlere göre daha iyi bir ikincil servis kesilme başarımı elde edildi.
2018 Serhat Özyar Ödülü Mustafa Çiftçi’ye Verildi
2018 Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü Seçici Kurulu, yılın en iyi doktora tezi ödülüne, İTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Organik Kimya Bölümü’nde doktorasını tamamlayan Mustafa Çiftçi’yi layık gördü.
2002’de vefat eden bilim insanı Dr. Serhat Özyar’ın anısını yaşatmak amacıyla, Elektrik Mühendisleri Odası, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ve Bilim ve Ütopya Kooperatifi tarafından kurulan Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü, Mustafa Çiftçi’ye, “Mn2(CO)10 Based Visible-Light
Photo Initiating” başlıklı doktora tezi için verildi. Tez danışmanı, İTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Yağcı idi. Mustafa Çiftçi ödülünü, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde düzenlenen törende, Prof. Dr. Salim Çıracı’nın elinden aldı.
Tez kapsamındaki çalışmalarda, farklı polimerik yapıların, ışık etkisi ile elde edilmesinin sağlandığı yeni fotokimyasal yöntemler geliştirilmiştir. Bu tür ışık kullanımı içeren teknikler geleneksel metotlara kıyasla, çok daha düşük enerji gerektirmesi, malzemeler üzerinde üç boyutlu kontrol sağlanmasına olanak vermesi gibi pek çok avantajı beraberinde getirmektedir.
Nükleer Karşıtı Platform’dan “Doğayı Koruyun” Çağrısı
Sinop Nükleer Çöplük Olmayacak
Sinop Nükleer Karşıtı Platform (NKP), doğa harikası İnceburun’da planlanan nükleer santral için ağaçların kesilmeye devam ettiğini belirterek “Vakit, ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir” açıklamasını yaptı.
Sinop NKP dönem sözcüsü Kayhan Konukçu yaptığı açıklamada İnceburun’da planlanan nükleer santrala ilişkin bilgi verdi. Nükleer santralların Türkiye’nin enerji açığını kapatmak için yapılan projeler olmadığını belirten Konukçu, “Nükleer santrallar, Türkiye’yi daha çok dışa bağımlı hale getirecek projelerdir. Bu nedenle Türkiye derhal nükleer güç santralları projelerinden vazgeçmelidir. Türkiye bu projelerden vazgeçtiğini açıklayınca ülke olarak, Sinop olarak sevinebileceğiz” dedi. Konukçu santralın yapılmasına karşı açtıkları davanın sürdüğünü ifade etti.
9 Milyon Metrekare Alan Ne Olacak? Japon Mitsubichi Heavy Industries firmasının nükleer santral yapımından çekilme tutumunun altında “Düşük karbonlu Termik Santral” yapma önerisinin bulunduğunu belirten Konukçu, şunları söyledi:
“Sinop/İnceburun yarımadasına nükleer santral yapımı için ÇED raporu dahi hazırlanmadan 650 binden fazla ağaç katledildi. Halen de ağaçların kesimi sürmektedir. ÇED dosyasında yer alan bilgilere göre Sinop Nükleer Santralı için tahsis edilen orman alanı 10 milyon 104 bin metrekaredir. Santral için gerekli alan ise 1 milyon metrekaredir. Peki 9 milyon metrekarelik alan ne için kullanılacak? Bunu hem Japon yetkililere hem de Türkiye’deki yetkililere soruyoruz. Burası, dünyada çözüme kavuşturulamayan atık depolama merkezi olarak mı kullanılacak? Buna izin vermeyeceğiz. Şimdi vakit; ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir. Vakit; yaşam hakkımız için harekete geçme vaktidir. Herkesi doğamızı ve sahillerimizi temiz tutmaya, nükleere karşı mücadeleye davet ediyoruz. Bu davete Japonya halkı da dahildir. Buradan Japon yetkililere sesleniyoruz: Dünya nükleerden vazgeçerken siz neden bunu Sinop’ta yapmakta ısrar ediyorsunuz.”
Cumhuriyet, 1 Şubat 2019
Vakit, ormanlarımızı, havamızı, suyumuzu, doğamızı koruma vaktidir
ODAMIZIN FAALİYETLERİ
EMO’nun KURUMLARLA İLİŞKİLERİ
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), meslek alanlarımızda faaliyet gösteren, kuruluş ve bağlı birimlerinin arasında işbirliğinin sağlanması, sorunların tespiti, kamu yararı ve güvenliği çerçevesinde sorunların çözümlerine yönelik etkin çalışmalar yapılmasını temel görevlerinden biri olarak görmektedir. EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu göreve başladığından beri meslek alanımızda ortak çalışma alanlarımız olan bu kurumlarla görüşmeler gerçekleştirmektedir.
Bu görüşmelere, Türkiye’de elektrik dağıtımının kontrolünü, denetimini, proje onay ve tesis kabulünü, kamulaştırma işlemlerini yürüten Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) ile başlanmıştır. TEDAŞ’ta 10 Eylül 2018 gerçekleştirilen ilk toplantının ana gündemi; Türkiye elektrik dağıtım sisteminin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak ve TEDAŞ ile EMO arasındaki ilişkileri daha düzenli hale getirmek olmuştur. Toplantıda, elektrik dağıtım şirketleri arasındaki uygulama farklılıkları, dağıtım şirketleri ile vatandaşlar arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan sorunlar, yüksek gerilim elektrik tesislerinde işletme sorumluluğu hizmetlerinde sorumlu elektrik mühendisi bulundurulması konusunda yaşanan eksiklikler, iç tesisat ve proje denetimleri konuları ele alınmıştır. Elektrik Kuvvetli Akım ve Elektrik İç Tesisler Yönetmeliği gibi günün ihtiyaçlarını karşılayamayan ve TEDAŞ’ın tarafı olduğu bazı yönetmeliklerin güncellenmesi gerektiği dile getirilmiş, EMO’nun bu konuda nasıl katkı sunabileceği tartışılmıştır. Sonuç olarak EMO’nun, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği (EKAT), Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği, kodlu işletme bakımı ve dağıtım şirketlerinde yaşanan uygulama sorunları hakkındaki görüş ve önerilerini içeren bir rapor hazırlayarak TEDAŞ’a iletmesine karar verilmiştir.
TEDAŞ Raporu
Odamız toplantıda görüşülenler çerçevesinde, şubelerimizden toplanan görüşler ve ilgili Oda komisyonlarımızın katkılarıyla TEDAŞ Raporu çalışmalarını tamamlamış ve Raporu 19 Ekim 2018 tarihinde TEDAŞ’a iletmiştir. Rapor; yönetmelikler hakkında değerlendirmeler, TEDAŞ Genel Müdürlüğü ve bölge müdürlükleri ile ilgili sorunlar, elektrik dağıtım şirketleri ile ilgili sıkıntılar, fen adamları ile ilgili sorunlar, elektrik dağıtım tesisleri ile ilgili mevzuat ve EMO’nun çözüm önerilerini içeren beş ana başlıktan oluşmaktadır.
Raporun, birinci bölümünde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri ve Elektrik İç Tesisleri Yönetmelikleri, Proje ve Kabul Yönetmelikleri ile birlikte değerlendirilmiş, bu yönetmeliklerdeki teknik sorunlara, diğer mevzuatlarla uyuşmazlıklara, alan belirsizliklerine ve yetersizliklere yer verilmiştir. Yönetmeliklerin uygulanmasındaki farklılıklar ve bunun yol açtığı sorunlara da değinilerek, şu görüşler vurgulanmıştır:
“Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin, can ve mal kayıplarının önlenmesi, kamu kaynaklarının doğru kullanılması için TEDAŞ ve bütün alt birimlerinde uygulanması gerekmektedir ve EMO’nun doğrulama sağlayabileceği bir sistem altında takip edilmelidir. Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliği ise TEDAŞ dışında kalan diğer proje
onay birimleri tarafından uygulanmamakta ya da uygulanamamaktadır. Günümüz koşullarında değişen standart ve şartnameler ile ilgili de sorunları bulunmaktadır, yönetmeliğin yeniden düzenlenmeye ihtiyacı vardır. 3 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Elektrik İç Tesisleri Proje Hazırlama Yönetmeliği, bugüne kadar hiç güncellenmemiştir. Gelişen teknoloji, değişen standart ve İç Tesisat Yönetmeliği’nde farklı zamanlarda yapılan değişiklikler bu Yönetmeliğe maalesef yansıtılmamıştır. Bugün ülkemizin ihtiyacı olan yine konunun paydaşları ile bir araya gelerek Yönetmeliğin bütünsel olarak yenilenmesidir. Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ise bütünlüğünü kaybetmiş, eklektik bir metin haline gelmiştir.”
Odamız tarafından 2017 yılında gerekli düzenlemeler yapılan bir Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği taslağı Bakanlığa sunulmuştu.
Raporun; TEDAŞ ve TEDAŞ Bölge Müdürlükleri ile ilgili yaşanan sorunların ele alındığı ikinci bölümünde; Yönetmelikler ile TEDAŞ Yönerge ve MYD/ Yatırım İzleme Daire Başkanlığı Şartnameleri, proje onay işlemleri ve kabul işlemlerinden kaynaklanan sorunlara yer verilmiştir. Raporda şöyle denilmiştir:
“TEDAŞ Yönerge ve MYD/Yatırım İzleme Daire Başkanlığı Şartnameleri kamuyla yaygın olarak paylaşılmamakta, geç yayımlanmakta ya da
bazen hiç yayımlanmamaktadır. Üretim tesisleri projelerinde ne tür evrakların istendiği belirsizdir ve ülke genelinde her birim farklı evraklar, farklı hesaplamalar istemektedir.”
Raporda, tüm bunlar arasında uygulama birliği sağlanmasına ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Yine bu bölümde proje onay ve kabul hizmet bedellerinin çok yüksek tutulduğu, Odamızın yayımladığı “En Az Ücretlerin” üzerine çıktığı hatta proje bedelini geçtiğinin gözlemlendiğine değinilmiştir. TEDAŞ’a, proje onay ve kabul hizmet bedellerinin gözden geçirilmesi, kamu hizmeti olduğu göz önüne alınarak ücretsiz yapılması ya da sadece masrafları karşılayacak şekilde makul bir seviyeye indirilmesi önerilmiştir.
Raporun üçüncü bölümünde ise Elektrik Dağıtım Şirketleri ile ilgili yaşanan problemler bir araya getirilerek sunulmuş ve bu alandaki bazı sorunların çözümü için üçüncü şahıslara ait özel yüksek gerilim trafolarının listesinin TEDAŞ tarafından EMO’ya verilmesi talep edilmiştir. 30 Ekim 2000 tarih ve 24246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin 60. maddesi uyarınca, tüm yüksek gerilimli kuvvetli akım tesislerinde sorumlu elektrik mühendisi bulunması ve ayrıca 18.03.2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca; işletme sorumluluğu üstlenecek mühendislerin EMO tarafından verilen “Elektrik YG Tesisleri İşletme Sorumluluğu Yetki Belgesi” belgesine sahip olmaları ve işletmelerde tam gün ve tam yıl esasına göre çalışmaları gerekmektedir. İşletmelerde bu niteliklere sahip mühendisin bulunmaması durumunda, işletme sorumluluğu hizmeti EMO tarafından verilen 1 kV Üstü ve 1 kV Altı Elektrik Serbest Müşavir Mühendis (SMM) Belgesi ve YG Tesislerinde İşletme Sorumluluğu Yetki Belgesine sahip mühendisler tarafından EMO onaylı sözleşme ile de üstlenilebilmektedir. Raporda, uygulamada; dağıtım şirketlerinin sadece enerji verilmesi sırasında Yüksek Gerilim (YG) İşletme Sorumlusu talep ettiği, sonrasında yeterince takip etmediği, sözleşmelerde EMO onayı şartının bazen ihmal edildiği, bunun da kapasite ve bölge istismarına yol açabildiği ve sisteme sahte mühendislerin girmesine sebep olduğu belirtilmiş, bunun giderilmesi için önlemler alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Raporun dördüncü bölümünde ise fen adamları konusunda yaşanan sorunlar ele alınmıştır. Fen adamlarının yetki gücü konusunda ETKB ve TEDAŞ Genel Müdürlüğü’nün sirküle etmiş olduğu tali-
matnameye uyulmadığı durumlara işaret edilmiştir. Bunların yol açabileceği kamusal zararlara değinilmiş, konuyla ilgili uygulanması gereken mevzuat sunulmuştur. Fen adamlarının fenni mesul üstlenme taleplerini içeren işlemlerinin geri çevrilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Raporun son bölümünde, tüm bu sorunların çözümü, yönetmeliklerin güncellenmesi, uygulama birliğine ulaşılması ve yerel sorunlara müdahale edilmesi için TEDAŞ Genel Müdürlüğü, EMO, TEDAŞ bölge müdürlükleri, dağıtım şirketleri ve EMO şubelerinin yer aldığı ortak komisyonlar oluşturulması önerilmiştir. Bu komisyonlar sürekli ve düzenli şekilde toplanmalı ve aldığı kararların hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Raporun gönderiminden sonra EMO ve TEDAŞ arasında ikinci bir görüşme daha gerçekleştirilmiştir. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, EMO Ankara Şube Yönetim Kurulu eski Başkan Yardımcısı Tahsin Yılmaz, EMO Yönetmelikler Komisyonu Başkan Yardımcısı Hamza Koç ve EMO Ankara Şube Teknik Müdürü Mustafa Öztürk’ten oluşan EMO heyeti 14 Ocak 2019 tarihinde Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Yağız, Strateji Geliştirme Daire Başkanı Abdulkadir Balık ve Yatırımlar İzleme Daire Başkanı Yakup Avan ile bir araya gelmişlerdir. Toplantıda EMO’nun TEDAŞ’a sunduğu rapor ele alınmış, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliği’nin yer yer uygulanmaması sebebiyle ortaya çıkan sorunlar masaya yatırılarak EMO ile TEDAŞ arasında görüş birliğine varılan konularda mevzuatın ve uygulamaların geliştirilmesi için birlikte çalışmalar yapılmasına karar verilmiştir.
EMO-TEİAŞ Görüşmeleri
EMO Yönetim Kurulu kurum ziyaretlerinin ikincisini ülkemizde “üretilen elektriğin tüketiciye dağıtımını sağlayan ve dağıtım şebekesine aktarımından sorumlu kritik faaliyeti” sürdüren Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’ne (TEİAŞ) 10 Eylül 2018 tarihinde gerçekleştirmiştir. TEİAŞ Genel Müdürü Orhan Kaldırım ile yapılan görüşmede alınan, meslek alanımıza ilişkin ortak sorunların ele alındığı bir rapor hazırlanması kararı doğrultusunda gerekli çalışmalar EMO tarafından yapılmış ve rapor 18 Aralık 2018 tarihinde TEİAŞ’a iletilmiştir.
Raporda; ilgili yönetmelikler ve bunların uygulanmasına ilişkin EMO’nun görüş ve önerilerinin yanı sıra Odamızın mesleki denetim yapma ve sicil tutma görev yetkisi ile Serbest Mühendis Müşavir (SMM) hizmetlerinin düzenlenmesine ilişkin aşağıda yer alan bazı bilgilere de yer verilmiştir:
“Elektrik mühendisliği alanında serbest faaliyet gösteren üyelerimizin, tüm mesleki faaliyetlerini Odamızın belirlediği kurallar çerçevesinde yerine getirmesi gerekmektedir. 6235 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun’un 33. maddesi uyarınca bir kişinin serbest müşavir mühendislik icra edebilmesi için diploma sahibi olması yeterli olmayıp ayrıca ihtisası ile ilgili TMMOB Odasına üye olması ve üyeliğini sürdürmesi gereklidir. Kanun, mühendis diploması sahibi kişinin, mesleki faaliyetlerine kanun ile belirlenen kurallara ve mesleğini genel menfaatlere uygun olarak sürdürmesini, geliştirmesini, meslek mensupları ve toplumun diğer mensupları arasındaki ilişkilerin güven sağlayıcı şekilde olmasını istemiş ve mühendisin meslek içi denetimini yapma yetkisini Odamıza vermiştir. Dolayısı ile bir kişinin mühendislik faaliyetinde bulunabilmesi için yalnızca mühendislik eğitimi alması yeterli olmayıp aynı zamanda mesleğini yasa ile belirlenen kurallarına uygun olarak, kamu yararı gözeterek sürdürmesi ve geliştirmesi, meslek mensupları ve toplumun diğer mensupları arasındaki ilişkileri güven sağlayıcı şekilde sürdürmesi, faaliyetini bu şekilde sürdürdüğünün de onayı gerekmektedir. Serbest Mühendis Müşavir (SMM) belgesinin düzenlenmesi sırasında vergi mükellefi olduğuna dair belgenin yanı sıra, büro adresinin doğruluğu, hangi güvenlik kurumuna bağlı olduğu, şirket kuruluş amaçlarında mühendislik hizmetlerinin var olup olmadığı, şirketin mühendislik hizmeti yapabilmesi için çoğunluk hissesinin mühendise ait olup olmadığı gibi birçok konu araştırılmaktadır.”
EMO-Türk Standardları Enstitüsü İlişkileri
EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu, kurumlarla yürüttüğü çalışmalarına, meslek alanımızdaki standartların hazırlanıp yayımlanmasından sorumlu kurum Türk Standardları Enstitüsü’yle (TSE) devam etmiştir. TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin ile 19 Eylül 2018 tarihinde yapılan görüşmenin ardından ele alınan konularla ilgili EMO’nun görüş ve önerilerini içeren daha ayrıntılı bir doküman hazırlanarak 22 Şubat 2019 tarihinde TSE’ye gönderilmiştir. Bu metinde; TSE’nin kendi bünyesinde gerçekleştirdiği, asansör periyodik kontrollerinde; elektrik ve/veya elektrik-elektronik ile makine mühendislerinin her ikisinin birden bulunmasının kural haline getirilmesi gerektiği vurgulanarak, şu görüşlere yer verilmiştir:
“Çünkü asansör periyodik kontrolü sırasında gerçekleştirilen işlemler, her iki mühendislik dalının uzmanlık alanlarıyla ayrı ayrı ilişkilidir. Mühendislerin gerekli kontrolleri birbirlerinin yerine gerçekleştirmeleri, sahip oldukları teknik bilgi ve yeterlilikler açısından mümkün değildir. Bunun göz ardı edilmesi büyük kamusal zararlara yol açabilmektedir.”
TSE’ye, EMO’nun meslek alanlarındaki standartlar belirlenirken ilgili komite/komisyonda EMO’nun temsilcisinin bulunması önerilmiş, yayımlanan TSE standartlarının EMO üyelerine indirimli olarak verilebilmesi için EMO ve TSE arasında bir anlaşma yapılması talep edilmiştir. Çalışmada, periyodik kontrol-muayene ile ilgili test ve ölçümleri gerçekleştirecek muayene elemanlarının, topraklama, katodik koruma, paratoner, elektrik tesisatı ve jeneratör gibi elektriksel ölçümlerde kullanmaları için talimat işlevine sahip standartlar oluşturulması ihtiyacı dile getirilmiştir.
TSE Ulaşım ve Lojistik Sistemleri Başkanlığı’nın “Tehlikeli Madde Taşıyan Araç ve Üst Yapıların Muayenelerini Gerçekleştirecek Muayene Merkezleri Yeterlilik Takip Formu”nda EMO’dan akreditasyon belgesi istediğine dikkat çekilerek, ilgili mevzuatta böyle bir zorunluluk bulunmadığı, bu sebeple Odamız tarafından gerçekleştirilen bu denetimlerde akreditasyon belgesinin istenmemesi gerektiği de TSE’ye iletilmiştir.
EMO-GAZBİR Görüşmeleri
EMO Yönetim Kurulu, 11 Ekim 2018 tarihinde GAZBİR Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aslan ile bir araya gelerek, doğalgaz dağıtım şirketleri ile EMO’nun ortak sorumluluk alanlarına giren konularda, birlikte sürdürülebilecek çalışmalar ve yaşanan sorunlar ile çözüm önerilerini görüşmüştür.
EMO görüşmenin ardından teknik konularla ilgili hazırladığı raporu 22 Şubat 2019 tarihinde GAZBİR’e göndermiştir. Raporda, doğalgaz dağıtım şirketlerinin şartnamelerinde yer alan doğalgaz topraklama tesisatı ile ilgili bölümlerde; “Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği”, “Elektrik İç Tesisatı Yönetmeliği”, “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik”e aykırı hükümlerin bulunmaması gerektiği ifade edilmiştir. Yönetmeliklere uygun olarak doğalgaz kullanıcıları için topraklama dâhil yapılacak ölçümlerin, kalibrasyonu yapılmış cihazlar ile SMM belgesine sahip elektrik mühendisi tarafından yapılması gerektiği belirtilen raporda, şu ifadeler yer almaktadır:
“Ölçümler fotoğraflanmalı ve bu fotoğraflar ölçüm raporunda renkli olarak yer almalıdır. Hazırlanan ölçüm raporu EMO tarafından kontrol edilmeli, daha sonra raporun aslı EMO’nun yazısı ile birlikte ilgili idareye sunulmalıdır. Tüm bunların sağlanması ve takibi için EMO ile doğalgaz dağıtım şirketleri arasında protokoller imzalanmalıdır. Doğalgaz dağıtım şirketleri ile ilgili EMO Şubeleri bu protokole dayanarak işlemleri yürütmeli, sürekli ve düzenli şekilde iletişim kurarak uygulama birliği sağlanmalı ve ortak çalışmalar yapılmalıdır.”
GAZBİR ile EMO arasında bu protokollerin oluşturulması ve tarafların bir araya gelmesi için ortak çalışmalar yürütülmeye devam edilecektir.
EMO-YÖK İlişkileri
EMO Yönetim Kurulu 31 Ekim 2018 tarihinde YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. M. İ. Safa Kapıcıoğlu ile bir araya gelmişlerdir.
Toplantıda alınan karar doğrultusunda EMO’nun unvan denklikleri ve bunların iş alanlarının belirlenmesi konusunda rapor hazırlama çalışmaları sürmektedir. Ayrıca görüşme sonrasında, 31 Aralık 2018 tarihinde YÖK son beş yıla ait mezun listelerini EMO’ya göndermiştir.
TÜRKAK-EMO Görüşmesi
Türk Akreditasyon Kurumu’nun (TÜRKAK) talebi üzerine 1 Şubat 2019 ve 15 Şubat 2019 tarihlerinde iki görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, Yönetim Kurulu Yazmanı İbrahim Saral, Avukat Nuray Özdoğan ile TÜRKAK Genel Sekreteri Orbay Evrensevdi ve Hukuk Müşaviri Derman Dinçer yer almışlardır.
TÜRKAK, EMO’nun geçtiğimiz dönem Asya Pasifik Laboratuvarı Akreditasyon Birliği (Asia Pacific
Laboratory Accreditation Cooperation-APLAC) ile yürüttüğü ilişkilerine dair bilgi edinmek istemiş, karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmuştur. Görüşmelerde TÜRKAK’ın belgelendirme çalışmalarının, 3458 Sayılı Mühendis ve Mimarlık Hakkında Kanun ve 6235 sayılı TMMOB Kanunu’na uyumlu hale getirilmesi için bir çalışma grubu kurulması, TÜRKAK’ın ihtiyaç duyduğu teknik uzmanlık kadrolarının kuruma kazandırılması, kurum faaliyetleri ile ilgili mühendisler arasında farkındalığı artıracak çalışmalar yapılması (tıbbi, elektronik ve enerji alanlarında üretilecek cihaz ve hizmetlerin akreditasyonunun öneminin anlatıldığı seminerler düzenlenmesi) hususlarında mutabakat sağlanmıştır. Oluşturulacak çalışma grubunda EMO’yu temsilen yer alacak kişiler TÜRKAK’a yazıyla bildirilmiştir. Ayrıca TÜRKAK’ın akredite ettiği kuruluşlarda yer alan mühendislerin, EMO tarafından verilen eğitim belgesine sahip olup olmadığının ve bazı alanlarda da SMM belgelerinin olup olmadığının takibi için ortak bir çalışma yürütülmesine karar verilmiştir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Görüşmesi EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, EMO Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan ve EMO Oda Müdürü Cansel Aslan 12 Şubat 2019 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ile bir araya gelmiştir. Oda politikaları ile Yönetim Kurulu’nun daha önce çeşitli kamu kurumu, sektör temsilcileri ve meslek örgütleriyle gerçekleştirdiği görüşmelerin katkısıyla meslek alanımızın düzenlenmesi ve denetimine ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Alanımızdaki yönetmelikler ve yönetmeliklerin uygulanması sırasında yer yer karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır.
Toplantıda kamu kaynaklarının doğru kullanımı ile can ve mal güvenliği için Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ile Elektrik Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu Yönetmeliği’nin TEDAŞ ve bütün alt birimlerinde uygulanmasının ve yönetmeliklerin uygulanmasının EMO’nun doğrulama sağlayabileceği bir sistem altında takip edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. TEDAŞ ile yapılan görüşmeler ve hazırlanan TEDAŞ Raporu’nda da bu yönetmeliklerle ilgili hususlara değinildiği ve konunun Bakanlığın sorumluluğunda olduğu ifade edilmiştir. Uygulamadaki sorunlar ve yönetmeliklerdeki eksikliklerin giderilmesi için Bakanlık ile EMO’nun ortak çalışması ve TEDAŞ ile Elektrik Dağıtım şirketlerine bu konuda bilgilendirmede bulunulması önerilmiştir.
Toplantıda; Elektrik İç Tesisleri Proje Hazırlama Yönetmeliği ve Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliklerinin güncellenmesi ihtiyacı dile getirilmiş ve Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliği’nin uygulanması sırasında karşılaşılan sorunlara değinilmiştir. Yönetmeliğin 10. maddesi gereği istenmesi zorunlu olan yetki yazılarının, EMO tarafından verilen SMM Belgesi ve diğer evraklarda da tanımlı olduğu; ancak TEİAŞ tarafından yürütülen onay ve kabul sürecinde bu evrakların istenmediğine dikkat çekilmiştir. Tüm bu uygulama sorunlarına ilişkin olarak Bakanlığın TEİAŞ’a bir yazı yazması talep edilmiştir. Görüşmede ele alınan bir diğer husus da fen adamlarının yetki gücü konusunda ETKB ve TEDAŞ Genel Müdürlüğü’nün sirküle etmiş olduğu talimatnameye uyulmadığı durumlar ve bunun giderilmesi için alınabilecek önlemler olmuştur.
Toplantı sonunda, ele alınan konular kapsamında EMO’nun hazırlamış olduğu raporlar yazılı olarak Bakanlığa sunulmuş ve meslek alanımıza ilişkin Yönetmeliklerin güncellenmesi, uygulamada yaşanan sorunların güncellenmesi için ortak çalışma yapılması benimsenmiştir. Ayrıca Bakanlık güncelleme çalışması devam eden Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği’ne ilişkin olarak EMO’nun görüşlerini acilen talep etmiştir.
EMO-EPDK Görüşmesi
EMO Yönetim Kurulu Üyesi Ömürhan Soysal, EMO Mersin Şube Yönetim Kurulu Yazmanı Umut Temizkan, EMO Mersin Şube Yönetim Kurulu Üyesi Berkcan Güner ve EMO Ankara Şube Müdürü Neşe Akkoç, 1 Mart 2019 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş ile bir görüşme gerçekleştirmiştir.
Görüşmede; Yüksek Gerilim İşletme Sorumluluğu konusu gündeme getirilmiş, Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliği’nin uygulanması konusunda yaşanan eksiklikler ve bunların giderilmesine ilişkin görüşler aktarılmıştır. EPDK’nın çalışmalarını sürdürdüğü Lisanssız Üretim Yönetmeliği ve meslek alanımızdaki diğer yönetmeliklerle ilgili çalışmalarında EMO’nun görüşlerinin de alınması önerilmiştir. Yenilenebilir enerji kooperatifleri ve güneş enerjisi sistemleri eğitimleri toplantıda değinilen diğer konular olmuştur.
EMO-ELDER Görüşmesi Türkiye genelinde elektrik dağıtım faaliyeti gerçekleştiren 21 elektrik dağıtım şirketinin bir araya geldiği çatı örgüt Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği’dir (ELDER). EMO Yönetimi’nin meslek alanındaki kurumlarla yaptığı görüşmelerde ortaya konan sorunların ve çözüm önerilerinin bir tarafını da ELDER oluşturmaktadır. Çalışma alanımızda düzenlenmesi, güncellenmesi, uygulama birliğinin sağlanması gereken yönetmeliklerin ve işleyişlerin en önemli yürütücülerinden biri elektrik dağıtım şirketleridir. Bu sebeple, Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, EMO Denizli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala, EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, EMO Yönetmelikler Komisyonu Başkan Yardımcısı Hamza Koç ve EMO Hukuk Müşaviri Fikret İlkiz, 6 Mart 2019’da ELDER ile bir görüşme gerçekleştirmişlerdir. Toplantıda ELDER’i temsilen; Başkan Serhat Çeçen, başkan yardımcıları Kıvanç Zaimler ve Yaşar Aslan, Genel Sekreter Uğur Yüksel ve Hukuk Müşaviri Şadi Büyükkeçeci yer almışlardır. Görüşmede başta Elektrik Yüksek Gerilim Tesisleri İşletme Sorumluluğu konusu olmak üzere meslek alanlarımızda tarafı olduğumuz ilgili yönetmelikler-
deki esasların, dağıtım firmalarınca uygulanması ve uygulama birlikteliğinin sağlanabilmesi için ortak çalışmalar yapılması benimsenmiştir. EMO şubelerinin, bölgelerindeki dağıtım şirketleri ile ortak sorumluluk alanlarına giren konularda birlikte çalışmalarının önünün açılmasının kamu güvenliğinin sağlanmasında ve teknik hizmet kalitesinin artmasında önemli rol oynayacağı tespit edilmiştir. İhtiyaç olan konularda yeni yönetmeliklerin birlikte hazırlanması, var olanlarda gerekli güncellenmelerin yapılması ve karşılıklı kontrol mekanizmalarının oluşturulabilmesi için komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
EMO Üye İlişkileri
EMO 46. Dönem Yönetim Kurulu elektrik, elektronik, kontrol ve biyomedikal mühendislerinin istihdam edildiği iş yerleri ile görüşmeler gerçekleştirerek, üye olmayan meslektaşlarımızın üye yapılması, üye olanların aidatlarının düzenli olarak toplanması ve EMO şubeleriyle üyelerimizin ilişkilendirilmesi için çalışmalar yürütmektedir.
Bu çalışmalar kapsamında öncelikle alanımızda faaliyet gösteren büyük firmalara yazı yazılarak EMO’nun yasadan gelen yetki ve sorumlulukları anlatılmış ve istihdam ettikleri ilgili mühendislerin listesi istenmiştir. Yazıda EMO’nun, meslektaşlarımızın yasal düzlemde mesleki faaliyet gösterebilecekleri alanların ve yetkilerinin sınırlarının korunması için gerekli takibi ve hukuki faaliyetleri yerine getirmekte olduğu da ifade edilmiştir. EMO üyelerinin; mesleki gelişimine ve sosyalleşmesine katkıda bulunmanın yanı sıra temsil ettiğimiz meslek disiplinlerinin ülkemizin kalkınmasına ve gelişmesine katkı sunmayı da amaçladığı belirtilmiştir.
Bu çalışmanın ikinci aşamasında ise yazımıza yanıt veren firmalar şubelerimizle beraber ziyaret edilerek üyelerimizle ilişkiye geçilecek ve EMO faaliyetlerine dâhil olmaları sağlanacaktır. Bazı kurumlardan yazıya gelen cevaplarda, yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gerekçesiyle istenen bilgilerin tarafımıza gönderilemeyeceği bildirilmiştir. EMO 46. Dönem yönetimi bunun üzerine Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile bir görüşme gerçekleştirmiştir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Görüşmesi
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek, EMO Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ömürhan Soysal ve EMO Avukatı Nuray Özdoğan’dan oluşan EMO Heyeti, 19 Şubat 2019 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nu ziyaret etmiştir. EMO Heyetiyle,
Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli, İnceleme Dairesi Başkanı Tuba Kendir Tunalı ve Hukuk İşleri Dairesi Başkanlığı’nda görevli bulunan Tuğba Yiğit Yılmaz görüşmüştür.
Toplantıda, kendi alanındaki mühendislerin sicilini tutması ve faaliyetleriyle ilgili kamusal denetim yapmasının EMO’nun yasal sorumluluğu olduğu anlatılmıştır. Odamızın, meslek alanlarımızdaki disiplini korumak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları belirlemek, üyelerimizin kamu kuruluşları, özel kuruluşlar ve kişilerle olan tüm mesleki ilişkilerinde ortaklaşa uyulacak hukuki ilkeleri hazırlamak, bunlara uymayı sağlayacak önlemleri almak ve uygulamaları denetlemekle yükümlü olduğu toplantıda ifade edilmiştir.
Görüşmede Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından KVKK’nın yasakçı olmaktan ziyade düzenleyici bir yapıda, diğer yasa ve yönetmeliklerle uyumlu olduğu ifade edilmiştir. EMO’nun ilettiği bilgi ve talepler doğrultusunda kanunun istisna maddesinin yorumlanarak tarafımıza bilgi verilebileceği ve iş birliği içinde çalışmaya açık olunduğu ifade edilmiştir. Görüşme sonrasında EMO, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na bir yazıyla başvurmuş ve EMO’nun üçüncü kişilerden bu verileri istemesi sırasında kullanabileceği bir bilgilendirme yazısı talep etmiştir.
YÜKSEK HIZLI TREN FACİASI
Hızı Değil Tahrip Gücü Yüksek
13Aralık 2018 tarihinde Ankara-Konya seferini yapmakta olan yüksek hızlı tren, 6.30’da Ankara garından ayrıldıktan kısa bir süre sonra aynı hatta bulunan kılavuz vagonuyla çarpıştı. Çarpışma sonucunda 9 kişi öldü, 86 kişi de yararlandı. Bu facianın sinyalizasyon eksikliği yüzünden yaşandığı apaçık görünüyordu. Ancak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile TCDD yöneticileri bu gerçeği kabullenmeye yanaşmadılar ve faciayı olağanlaştırmaya çalıştılar. Olayın ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan şu açıklamayı yaptı:
“Sinyalizasyon yoktu kaza oldu değerlendirmeleri yanlış. Sinyalizasyon olmazsa olmaz bir sistem değil”.
Öncelikle belirtmek zorundayız ki, trenler ister yüksek hızlı olsun isterse düşük hızlı, sinyalizasyon zorunludur ve demiryolu taşımacılığının olmazsa olmaz şartıdır. Burada sözkonusu olan yüksek hızlı tren olduğuna göre sinyalizasyondan kastedilen de elektrikli/elektronik sinyalizasyon ve otomatik kontrol sistemidir. Ve bu sistem özellikle yüksek hızlı tren işletmeciliğinin olmazsa olmaz şartıdır.
Ayrıca sinyalizasyonsuz tren taşımacılığı, tarihte hiçbir zaman olmadı. Sinyalizasyon sistemlerinin de tarihi bir geçmişi ve gelişimi vardır. Demiryolu taşımacılığı elbette elektrifikasyon sistemlerinin gelişmesinden önce başladığı için, sinyalizasyon da başlangıçta elektriksel değildi. Başlangıçta çeşitli işaret sistemleri kullanıldı. Bayrak sistemi her zaman geçerlidir. Günümüzde bile kullanılmaktadır. İşaret fişekleri de öyle. 19. yüzyılın ikinci yarısında telgraf ve telefon icat edildikten sonra, bu aygıtlar demiryolu taşımacılığında sinyal verme amacıyla yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı. Ancak o dönemlerde tren hızları düşüktü ve otomatik kontrol sistemleri de henüz gelişmemişti. Günümüzde çok yüksek hızlarla giden trenlerde otomatik sinyalizasyon sistemleri zorunludur, “olmazsa olmaz”dır. Aksi bir tutum ve durum intihar ile eş anlamlıdır. Çünkü yüksek hızlı tren sisteminde her şey birkaç saniye içinde olup bitmektedir. Ülkemizdeki “yüksek” hızlı tren saatte 255 km. hız yapabildiğine göre trenin bir saniyede katettiği mesafe yaklaşık 72 metredir. Bu hızla giderken otomatik kontrol sistemleri olmadığı takdirde hangi manevrayla kazayı önleyebileceksiniz? Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, saatteki hızı 30 km. olan geçen yüzyılın trenlerinden bahsediyor gibidir. Övünmeye gelince trenlerin yüksek hızları ön planda ama “kaza” olunca herhangi bir sorumluluk kabul edilmemekte.
Devlet yetkililerinin kazanın sorumluluğundan kaçma tutumlarına, Elektrik Mühendisleri Odası
(EMO) ve işçi temsilcileri tepki gösterdiler. EMO, kazayla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI BASIN AÇIKLAMASI
13 Aralık 2018 tarihinde saat 06.36’da Ankara-Konya seferini yapan Yüksek Hızlı Tren’in (YHT) Ankara’da Marşandiz’de karşı yönden gelen kılavuz trenle çarpışması sonrasında 9 yurttaşımız hayatını kaybetmiş, 86 yurttaşımız da yaralanmıştır. Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı, kazada yaralananlara acil şifalar dileriz.
Kazanın yaşandığı ilk andan itibaren üst birliğimiz TMMOB ve Odamızın da içinde bulunduğu heyetler tarafından gelişmeler an be an takip edilmiş ve kazanın nedenleri incelenmeye çalışılmıştır. Kazaya yol açan ihmallere dair Odamızın hazırlamaya başladığı teknik rapor kapsamında ilk bulgularımızın kamuoyunu doğru bilgilendirmek düşüncesiyle açıklanması elzem hale gelmiştir.
Kazanın gerçekleştiği gün yaralıların kurtarılması ve hemen ardından başlayan savcılık soruşturması nedeniyle kaza mahalline heyetlerimiz sokulmasa da ilerleyen saatlerde kazaya yol açan ihmaller dizisi daha da belirgin hale gelmeye başlamıştır.
13 Aralık günü saat 06.30’da Ankara Garı’ndan Konya’ya hareket eden YHT seferi, Marşandiz mevkiinde gece boyunca sabaha kadar tren hatlarını kontrol eden kılavuz trenle kafa kafaya çarpışmıştır. Her iki trenin de hareket halinde olması yaşanan faciadaki kayıpların boyutunu artırmıştır.
Odamızın yaptığı incelemeler ve medyaya yansıyan kaza görüntülerinde YHT seferini yapan trenin daha önceden makas değiştirip diğer hatta geçmesi gerekirken yanlış hatta seyir halinde olduğu, kılavuz trenin görevini tamamlayıp depoya giderken karşılaştıkları ve böylece her iki trenin çarpıştığı açıkça görülmektedir. Bu faciaya yol açan en önemli neden söz konusu hattaki sinyalizasyon eksikliğidir. Heyetimizin ilk incelemelerine göre kazanın yaşandığı yerin modern raylı ulaşım sistemlerinin en temel bileşeni olan sinyalizasyon sisteminin tamamlanmadan ulaşıma açılması bu faciaya davetiye çıkarmıştır. Makinistlerin ve kontrolle görevli personelin haberleşmelerinin telsiz/telefonla yapılması, raylı ulaşımda insan hatasına açık alanlar yaratmıştır.
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın verilerine göre Türkiye’deki 12 bin 534 kilometrelik hattın sadece 5 bin 534 kilometresi sinyalizasyonludur. Geri kalan bölümdeki trafik, merkezden telsiz/telefonla
idare edilmektedir. Demiryollarında güvenli ulaşımın sağlanabilmesi için sinyalizasyonun acilen tamamlanması gerekmektedir. Ayrıca kazanın yaşandığı hatta enkaz kaldırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından tren seferleri yeniden başlatılmıştır. Sinyalizasyon eksiği giderilmeden hattın açılması nedeniyle tehlike devam etmektedir.
Sayıştay’ın Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 yılı denetleme raporu da demiryollarında yaşanan zafiyeti açıkça ortaya koymaktadır. Rapora göre Kars-Tiflis Demiryolu’nda maliyetin 2.8 katı fazla ödeme yapılmış, buna rağmen projede belirtilen imalatların önemli bir kısmı sözleşme bedeli doldurulduğu için tamamlanamamış, elektrifikasyon, sinyalizasyon ve telekomünikasyon imalatları ise sözleşmeye dahil olmasına rağmen hiç yapılmamıştır. Tüm bu eksikliklere karşın Kars-Tiflis Demiryolu hattı ticarete açılmıştır.
16 Yıllık Ağır Bilanço: Seçim Şovlarına Malzeme Olan Altyapısı Eksik Projeler
TCDD Genel Müdürü’nün geçtiğimiz günlerde TBMM KİT Komisyonu’nda 8 Temmuz’da gerçekleşen ve 25 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan Çorlu Tren Faciası üzerinden yaptığı açıklamaların gerçekle bağdaşmadığı açıkça gözler önüne serilmiştir. Genel Müdür yaptığı açıklamalarda hızlı tren hatlarının tamamının 24 saat kamerayla izlendiğini ve güvenliğin en üst seviyede olduğunu ifade etmiştir. Sinyalizasyona dair bilgi vermeyen Genel Müdür altyapı ve bakım işlemlerine dair yapılan yatırımlardan bahsetmiştir. Oysa dünyadaki raylı ulaşım sistemleri dikkatli incelendiğinde en temel gereksinimin ve olmazsa olmazının sinyalizasyon sistemi olduğu görülmektedir.
AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca özellikle de seçim dönemlerinde “büyük” projelerini apar topar işletmeye aldığı, bilimi ve tekniği göz ardı ettiği görülmektedir. Kamunun kaynaklarını sorumsuzca ve ederinin üstünde bedellerle ihale eden siyasal iktidar bilimi ve tekniği hiçe sayarak, seçim şovlarıyla süslediği projeleri işletmeye almış ve yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye atmıştır. Bu da yetmezmiş gibi yurttaşlarımızın gündelik yaşamlarını direkt ilgilendiren yatırımlarda kesintiye gitmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2019 yılı bütçesi 7.7 milyar liradan 12.5 milyar liraya çıkarılarak, yatırımcı bakanlıkların bütçesini de 4’e katlamıştır. Bütçede Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesi yüzde 56, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bütçesi ise yüzde 56.5 oranında azaltılmıştır.
AKP iktidarının sicili kabarıktır: Mühendislik hataları ile dolu, kentsel ulaşım ilkelerine aykırı olduğu defalarca bildirilmesine rağmen yerel seçimler önce-
si alelacele açılan teleferik ve YHT gibi riski yüksek, mühendislik ve bilimin gereklerinin yerine getirilmesi gereken projelerde, kamunun çıkarlarını değil, rant odaklarının karlarını ve seçimleri kazanmayı hedefleyen yaklaşımlar, yurttaşlarımızın hayatlarını kaybetmesine yol açmaktadır.
13 Aralık’ta yaşanan kazanın asıl sorumlusu olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ve TCDD Genel Müdürü istifa etmeli, sinyalizasyon başta olmak üzere demiryolu seferlerinin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için gereken altyapı eksiklikleri acilen tamamlanmalıdır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM YÖNETİM KURULU 18 Aralık 2018
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş ise şu açıklamayı yaptı:
“Bu zihniyet ile daha çok canlar yitirilecektir. ‘Sinyalizasyon olmazsa olmaz değil’ derken Sayın bakan kendileri için öyle olduğunu söylemek istemiş. Aslında onlar da çok iyi biliyor, yüksek hızlı tren hatlarında sinyalizasyon olması gerektiğini”. Bektaş, TCDD bünyesinde sinyalizasyonsuz hatların da olduğunu, ancak bunların onyıllardır bu şekilde organize edildiğini ve trafiğin telefonla yapıldığını belirttikten sonra şunları ekliyor. “Ancak Yüksek hızlı trenler kesinlikle böyle değil. Aslında bunun böyle olduğunu, bu kurumları yönetenler de biliyor. Bu hat tamamlanmadan açılmak istendiğinde yönetici “hayır” dese, büyük ihtimalle kendini kapının önünde bulacaktı. 12 Nisan’da Eryaman’da hat tamamlanmadan, sinyalizasyon sistemi bitirilmeden şaşaalı bir açılış yaptılar. Biz çalışanlar olarak katılmayı reddettik. Çünkü bu açılış kazaya davetiye çıkartmaktı. Bugüne kadar olmaması bir şans.” (Cumhuriyet, 15 Aralık 2018, Olcay Büyüktaş Akça haberi).
Birleşik taşımacılık Çalışanları Sendikası Basın Yayın Sekreteri Ahmet Eroğlu ise şu açıklamayı yaptı:
“Ankara Gar’a yeni yapılan ve kısa adı ATG olan Ankara Tren Garı yapılmadan önce gar sahasında toplam 17 demiryolu hattı bulunuyordu. Bunu 13’e düşürdüler. Ayrıca yardımcı bir hat daha vardı. Bu hat da trenlerin manevrasına, yön değiştirmesine yardımcı olan “Kuşak Hattı” idi. Bu hatlar sökülüp yerine alışveriş merkezi yapıldı. Gar sahası içindeki yolların sökülerek 13 hatta düşürülmesiyle demiryolu araçlarının, trenlerin yer ve yön değiştirmeleri, hareket kabiliyetleri çok ciddi şekilde kısıtlandı. Doğu istikametinde trenler manevra yaparken raydan ve makaslardan ters çıkma hadiseleri oldu. Böylelikle garın doğu yönündeki manevralar emir gereği iptal edildi. Giriş
ve çıkışlar aynı yöne yani batıya verilince trafik içinden çıkılmaz keşmekeşlik içine düşüp zafiyetli hale geldi. Böyle bir zafiyetlik içerisinde telsiz haberleşmesi ile iletişimde karışıklık meydana gelmesi kaçınılmaz. Çünkü 1 saat içerisinde 12’ye yakın trenin her birisi telsizle konuşunca burada sağlıklı iletişim olmayacağı kesin bir durum. Netice itibariyle Kayaş Sincan hat kesiminde sinyalizasyon olmaması nedeniyle, Ankara gar sahasının daraltılması, yol değiştirme makaslarının hattın değişik kilometre yerlerinde ve çok sayıda olması ayrı bir karışıklığa sebebiyet vermektedir. Sürekli plan program değişiklikleri de ayrı bir karışıklık yaratmaktadır. Böylece kaza ve olaylara gebe bir süreç devam etmektedir.” (Cumhuriyet, 17 Aralık 2018, Alican Uludağ haberi).
Kar yağışı nedeniyle aracını çalıştıramadığı için Ankara Tren Garı’na gidemeyen ve bu sayede ölümden kurtulan tren makinisti Ahmet Turan Demir ise savcılığa verdiği ifadede şunları söylüyordu:
“Kazanın sebebi bana göre yüksek hızlı trenin (YHT) ilk hareket noktasından hareket etmeden önce, Hat 1’den değil, Hat 2’den gönderilmesidir. Bu yanlış hattan gitme durumunun fark edilip engelleneceği herhangi bir otomasyon sisteminin Sincan çıkışına kadar olmamasından dolayıdır. Tren gardan hareket etmeden önce makasçı olarak görev yapan personele hareket memuru tarafından talimat verilir ve hareket edecek olan trenin gideceği istikamete göre uygun olan hatta alınması için makaslar ayarlanır. Ankara Gar’dan Hat 1 veya Hat 2, herhangi bir hatta giren tren, Esenkent durağına kadar sinyalizasyon sistemi olmadığı için girdiği hattan başka bir hatta geçiş yapamaz. Bahse konu kaza da, trenin
gitmesi gereken yol olan Hat 1’de değil, dönüş istikameti olan Hat 2’de olmasından dolayıdır. Makinist Esenkent durağına kadar sinyalizasyon sistemi olmadığı için aynı hattan gelen başka bir trenin olup olmadığını fark edemez. Fark etse dahi treni başka bir hatta alamaz. Yaşanan bu kazanın sebebi bana göre, YHT’nin ilk hareket noktasından hareket etmeden önce Hat 1’den değil, Hat 2’den gönderilmesidir ve bu yanlış hattan gitme durumunun fark edilip engellenmesini sağlayacak herhangi bir otomasyon sisteminin Sincan çıkışına kadar olmamasıdır”.
YHT Gar Bölge Müdürlüğü Trafik ve İstasyon Yönetimi Servis Müdürü Ünal Sayıner de, savcılığa verdiği ifadede şunları söylemektedir:
Kazanın yaşandığı bölgede trenlerin trafiğinin merkezden idaresi (TMİ) sistemi uygulanmaktadır. 6.30’da Konya’ya gidecek YHT’nin 11. Yoldan hareket ettirilerek yaklaşık 150 metre sonra Hat 4’den Hat 1’e geçirilmesi gerekmektedir. Bu geçişi sağlayan M 7 No.’lu makasın, tren teşkil görevlisinin kullandığı kilitli pano içerisindeki butonlar vasıtasıyla elektrik motorlarıyla Hat 1 yola geçişe uygun hale getirilmesi gerekirken, saat 6.50’de 13. yoldan Eskişehir’e gidecek YHT’yi temin edecek boş set Hat 2 yoldan 13. yola alındığından, makas tekrar eski konumuna Hat 2’den Hat 1’e yönlendirilecek şekilde düzenlenmemiştir. Düzenlenmediği halde tren teşkil görevlisinin, makasın yönünün Hat 1. yola olduğunu hareket memuruna söylediği telefon kayıtlarından duyulmaktadır. Bu bilgi üzerine hareket memuru, YHT’yi Hat 1. yola yönlendirildiğini zannederek sevk etmiştir.” (Cumhuriyet, 8 Ocak 2019, Alican Uludağ haberi).
Kazada yaşamını yitiren Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Berahitdin Albayrak için Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen cenaze töreninde Rektör Erkan İbiş, meslektaşlarının ölümünden büyük bir acı duyduklarını belirttikten sonra;
“Hele dün yaşanan akıl almaz, inanılmaz, ihmal zincirlerinin art arda geliştiği kaza dediğimiz bir vahşet sonucunda hayatını kaybediyorsa o daha da acı veriyor.” dedi.
9 kişinin ölümüne ve 86 kişinin yaralanmasına yol açan YHT kazasıyla ilgili bilgiler çerçevesinde kazanın sinyalizasyon yokluğundan kaynaklanmış olduğu açıktır. Sinyalizasyonun elbette çeşitli türleri ve araçları vardır. Sinyalizasyon da tıpkı tren ulaşımındaki teknolojik gelişmeler gibi tarih boyunca önemli aşamalardan geçmiştir. Bu amaçla boru ve bayrak kullanımından telgraf ve telefon iletişimine kadar çeşitli araçlar ve metotlar kullanıldı. Ancak yüksek hızlı tren ulaşımı ve teknolojisi, elektronikte ve otomatik kontrol sistemlerindeki gelişmeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Günümüzde Avrupa’nın bazı ülkelerinde yüksek hızlı trenler saatte 500 km’ye varan hızlara ulaşabilmektedir. Sinyalizasyon ve otomatik kontrol sistemleri olmadan bu yükseklikteki bir hızla ulaşım mümkün olabilir mi?
Öte yandan sinyalizasyon sadece ray üzerindeki engeller bakımından değil, rayın kendisindeki olası bozulmalar bakımından da çok önemlidir. Raydaki çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilecek deformasyonlar, trenin raydan çıkmasına yol açabilir. Bu tip tehlikeleri önceden bildirmesi bakımından da sinyalizasyon yaşamsal bir öneme sahiptir.
Kazadan hemen önce Aralık ayının ilk günlerinde TBMM KİT Komisyonu’nda TCDD’nin bütçesi görüşülürken, TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın’ın verdiği bilgilere göre, 2018 yılı itibarıyla 11.527 km.’si konvansiyonel, 1213 km.’si YHT hattı olmak üzere, ülkemizde toplam 12.740 km.’ye ulaşan demiryolu hattı bulunmaktadır. Hatların 5467 km.’si elektrikli, 5746 km.’si sinyalli hale getirilmiştir. Bu bilgilerden anlaşıldığı gibi demiryollarımızın yaklaşık 7000 km.’lik bölümü (tüm demiryollarımızın %45’i) henüz sinyalizasyon sisteminden yoksundur.
Tren kazasıyla ilgili sorumluluk taşıyan üst yönetim kademesindeki yetkililerin derhal istifa etmeleri gerekirdi. İstifaları, yerlerine geleceklerin sorumlu davranmalarında etkili olacaktır. İstifa etmemeleri, kendilerinden sonra aynı yetkilere sahip olanların da görevlerinin sorumluluğunu ve ciddiyetini kavramaktan yoksun olacakları anlamına gelecektir. Kazada yaşamlarını kaybedenler, bu ulusun değerli fertleriydi ve hepsi de görev sahiplerine güvendikleri ve çıktıkları yolculukta öleceklerini bilmedikleri için bu trene binmişlerdi.
Yurttaşlarının can güvenliğine aldırmayan topluluklar, hiçbir zaman ulus niteliğini kazanamazlar.
BİRLEŞİK TAŞIMACILIK ÇALIŞANLARI SENDİKASI (BTS)’NİN HAZIRLADIĞI
“YÜKSEK HIZLI TREN FACİASI RAPORU”
13Aralık 2018 tarihinde Ankara-Konya seferini yapmakta olan YHT ile yol kontrolün-
%50.3 idi. 2015 yılında ise demiryollarının yolcu taşımacılığındaki payı %1.1’e indi ve
den dönen lokomotifin (kılavuz trenin) aynı hat
üzerinde Marşandiz istasyonunda saat 06.36’da
%89.2’ye çıktı…
çarpışması sonucunda ikisi YHT makinisti, biri
“Ulaştırma, bir kamu hizmeti olarak ele
kılavuz lokomotifi makinisti olmak üzere dokuz yurttaşımız hayatını kaybetti. Ayrıca biri kılavuz lokomotifi makinisti olmak üzere 86 yurttaşımız da çeşitli derecelerde yaralandı.
alınmalıdır. Ulaştırma sektörünün alt bölümlerini oluşturan demiryolu, denizyolu, karayolu ve hava yolu sistemleri bir bütün olarak ele alınmalı, yatırımlar birbirini ta-
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS),bu kaza ile ilgili olarak tüm gerçekleri
mamlar nitelikte olmalıdır. Deniz ve suyolları potansiyelinden yararlanılmalı, üç tarafı
açıklayan çok kapsamlı bir rapor hazırladı. Bu
denizlerle çevrili ülkemizde deniz taşımacıönemli raporun bazı bölümlerinde şunlar söylığı teşvik edilerek yeni hatlar açılmalıdır.
lenmektedir;
Özellikle yük taşımacılığının demiryoluna ve
“…Demiryollarının dünyanın en güvenli ulaşım yollarının başında gelmesinin nedeni, sistemin bir veya birkaç kişinin hatası yüzünden
denizyoluna kaydırılması için yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Büyük şehirler ve sanayi merkezlerimiz, çağdaş standartlara uygun
kazanın oluşmasına izin vermeyecek kontrol mekanizmalarıyla donademiryolları ile birbirlerine ve limanlara bağlanmalıdır. Kent içi ve kentler arası
tılmış olmasındadır. Bu nedenle
ulaşımlarda toplu taşımacılık önceyaşanan kazada olduğu gibi kazanın bir veya birkaç kişinin yaptığı hata ile
Düşük hızlı eski
lik taşımalı ve özendirilmelidir. Kentlerin kaderini etkileyecek büyük projelerde, sendikalar,
izah edilmesi, demiryolu sisteminin mantığına aykırıdır… “1950 yılında ülketrenlerde bile çeşitli sinyalizasyon sistemleri vardı.
meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin görüşleri alınmalıdır.
Kent içi ulaşımda başta
mizde demiryollarının yük taşımacılığındaki payı %68.2 ve karayollarının yük taşı-
Günümüzde elektronik ve otomatik tren koruma sistemleri olmaksızın
metro olmak üzere hafif raylı sistem projeleri geliştirilmelidir. Hizmet dışı bırakılmış bakım ve
macılığındaki payı ise %25 idi. 2015 yılında ise demiryollarının yük taşımacılığındaki payı
yüksek hızlı tren çalıştırmak, facialara zemin hazırlamak
tamir atölyelerine işlerlik kazandırılmalıdır. Bugün TCDD bünyesinde ciddi boyuta ulaşan personel açığı
%3.9’a indi, karayollarının yük taşımacılığındaki payı %89.8 oldu. Aynı şekilde 1950
demektir.
ve yaygınlaşan unvan dışı çalıştırmalar acil olarak yeni personel istihdam edilerek gideyılında demiryollarının yolcu
rilmelidir. Demiryolu sanayisine
taşımacılığındaki payı %42.2 ve
ve yan sanayisine (ray, tekerlek vb.)
yatırım yapılmalıdır…
“Demiryollarımızın yeniden yapılanması amacıyla hazırlanan raporların tavsiyeleri zaman içinde bir bir uygulanırken 2013 yılı 1 Mayıs tarihinde 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi yasası çıkartılmış ve TCDD, TCDD Genel Müdürlüğü ve TCDD Taşımacılık A.Ş. adlarıyla ikiye ayrılmıştır. Tüm itirazlarımıza ve karşı çıkışlarımıza rağmen çıkan bu yasa ile demiryolları, sermayenin insafına ve kar güdüsüne terk edilmiştir. Raporlarımızda, TCDD tarafından tek elden yapılmakta olan demiryolu işletmeciliğinin, bu düzenlemeden sonra birçok demiryolu altyapı işleticisi ve demiryolu tren işleticisi ile bu işleticilerin yaptığı işlerin hizmet alımı yöntemiyle alt işverenlere yani taşeronlara verilmesi suretiyle birbirinden kopuk işleticiler ve şirketler tarafından yerine getirileceği, bu işleyişin beraberinde demiryollarımızda kaosa neden olacağı, bunun da demiryolu trafik emniyetinin tehlikeye atılması ve kazaların artması anlamına geleceği belirtilmiştir… “Kuruma kalifiye personel yetiştiren TCDD Meslek Lisesi’nin kapatılması sonucunda, kuruma kalifiye personel alınmasının önü de kapatılmış oldu. Sınavlarla TCDD’ye işe alınan personelden eğitim görenlerin sayısında ve eğitim süresinde yaşanan düşüşler istatistiklere yansıdı. Personel sayısındaki azalmayla birlikte, mevcut unvanların birçoğunun kaldırılması ve bu görevlerin tek unvanda birleştirilmesi, esnek çalışmayı dayatmasının yanında uzmanlaşmayı da ortadan kaldırmış ve iş kazalarının artmasına neden olmuştur. Az adamla çok iş anlayışına denk düşen uygulamalar sonucunda çalışanların can güvenliği ortadan kalkmış, demiryollarında tren teşkil memurlarının ölümü ve sakatlanmasıyla sonuçlanan kazalar art arda yaşanmaya başlamıştır… “Demiryollarında kazalar dediğimizde aklımıza ilk olarak yurttaşların yaşamlarını yitirdiği büyük ölümlü tren kazaları gelmektedir. Maalesef ülkemizde demiryollarının içinde bulunduğu durum ancak bu tür kazalar yaşandığında gündeme gelmekte, tartışmaya açılmakta ve bir süre sonra da kapanmaktadır. Oysa istatistiki veriler ülkemiz demiryollarının taşımacılıkta yaşanan sorunlar bir
yana, kazalar yönünden de ciddi bir sıkıntı içinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’deki kazalarda meydana gelen ölüm sayısı, tüm AB ülkelerininkinden büyüktür. Dünya ortalamasına bakıldığında ise 2012 yılındaki verilere göre Türkiye’de dünya ortalamasının yaklaşık üç katı ölüm olayı meydana gelmektedir. Avrupa Birliği ile Türkiye sonuçları karşılaştırıldığında en dikkat çekici bir fark da deraymanda (demiryolu araçlarının raydan çıkması) görülmektedir. Bu oran Avrupa Birliği’nde %4 iken Türkiye’de %26’dır.. “Yüklenici firmanın Başkentray projesini tüm tesisleriyle teslim etmesi, TCDD’nin de sinyal sistemi yapılmamış projeyi teslim almaması gerekmekteydi. Fakat sinyalizasyon parası firmaya ödendiği halde sinyalizasyon yapılmadan proje teslim alınarak trenlerin telsizle işletilmesine başlanmıştır. TCDD yönetmeliklerinde olmayan bir işletim sistemiyle sürdürülen işletmecilik, 13 Aralık 2018 tarihinde Marşandiz istasyonunda yaşanan cinayet gibi kazaya yol açmıştır… “TCDD Genel Müdürlüğü, söz konusu kaza öncesi Başkentray projesinin hizmete alınması öncesi bu hatta çalıştırılacak trenler ve işletim sistemiyle ilgili risk değerlendirmesi yapmışlar mıdır? Yapılmamış ise büyük eksiklik ve suçtur. Eğer risk değerlendirmesi yapılmış ise belirtilen riskler nelerdir? Bu risklerin gerçekleşmemesi için ne gibi tedbirler alınmıştır? Kazanın meydana gelmesinde belirtilen risklerin rolü nedir? Tedbir almayan sorumlular kimlerdir? Yönetmeliklerde olmayan bir sistemle tren işletilmesinde riskleri kabul ederek tren işletmeye karar verenler kimlerdir?... “Demiryolu araç bakımı ile trafik güvenliğini doğrudan ilgilendiren elektrifikasyon ve sinyalizasyon yapım ve bakım işleri, yalnızca kar amacı güden ve güvenliği göz ardı eden üçüncü şahıslardan alınmalıdır. Kurum atölyeleri yeniden işler hale getirilmeli ve yapım ve bakım işleri bu kurumların imkânlarıyla yapılmalıdır… “Demiryollarında yapılacak düzenlemelerin, ülke gerçekleri ve çıkarları ve kamu hizmeti niteliği göz önüne alınarak, bilim insanlarının, sendikaların ve odaların katılımıyla yapılması gerekmektedir.
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Merkezi
Bir Sinyalizasyon Uzmanının Görüşleri
Tren kazasının sinyalizasyon yokluğundan kaynaklanması nedeniyle, sinyalizasyonla ilgili gerçekleri öğrenmek üzere uzun yıllar devlet demiryollarında ve Marmaray projesinde sinyalizasyon uzmanı olarak görev yapmış olan emekli elektrik-elektronik yüksek mühendisi Sayın Rıza B. Akcan’ın görüşlerine başvurduk.
1967-1986 yılları arasında yaklaşık 20 yıl boyunca demiryollarının hem elektrifikasyonu hem de sinyalizasyonu çalışmalarını yönetmiş olan sayın Akcan şunları söyledi:
“İstanbul-Ankara arası demiryollarının elektrifikasyonu ve sinyalizasyonu projesine başlangıçta ABD’nin o zaman adı AID olan ve 1955 yılında zamanın DP iktidarı ile imzalanmış 2.8 milyon ABD Doları tutarındaki IMF kredisi ile başlanmıştı. ABD orijinli bir firmaya verilmiş olduğu için bizim bu şirket yetkilileri ile ilişkilerimiz, sistemi tanıyarak donanımı hat boyuna monte etmek şeklindeydi ve sınırlıydı. Bu yüzden 1940’lar teknolojisine dayalı bu röleli yani elektromekanik teknolojiyi istediğimiz gibi geliştiremedik. Sisteme gerekli elektrik enerjisi, direklere monte edilmiş 550 V’luk trafolarla temin ediliyor ve sistemin sürekliliğini sağlayan ahşap direkler ile gerekli tüm donanım ABD’den geliyordu. Bağlantı malzemeleri de ABD’den geliyordu. ABD orijinli uzmanların denetiminde röleli sinyalizasyon sistemini kuruyorduk. Fakat 1971’de ABD’lilerin gönderilmesiyle Haydarpaşa-Ankara Sinyalizasyon ve Telekomünikasyon Projesi’nin yönetimi tamamen bize geçti. İTÜ ve YTÜ mezunu 10 mühendis çalışıyorduk. Bu şekilde sinyalizasyon sistemini TCDD’nin sağladığı olanaklarla yer yer düzeltme ve değişikliklerle bizler kademe kademe servise aldık ve çalıştırdık. Bu proje ile uyguladığımız röleli sistem yavaştır. Bu sistem, çoklu sıralamalı kod düzeniyle çalışıyordu. Bu da birikmelere ve gecikmelere, dolayısıyla uygulamada kargaşaya yol açıyordu. Bazen de kilitlenip kalıyordu. Bu yüzden sık sık arızayla karşılaşıyorduk. Ancak röleli sistem yine de önemliydi çünkü peşi peşine tren çalıştırma imkânını veriyordu. 1985’ten itibaren röleli sistem terkedilmeye başlandı ve elektromekanik sistemlere geçildi. Günümüzde artık yüksek hızlı trenler, ATC olarak adlandırılan bazı alt sistem gruplarıyla
bütünleştirilen ve hatta giderek yapay zekâ teknolojisi ile kendi enerjisini yenilenebilir güneş enerjisi kullanarak üreten demiryolu sistemleri kullanmaya başlamışlardır. Sinyalizasyon sistemleri bu gelişmeler sonucunda merkezden kumanda edilmek zorundadır ve bunun için kontrol/kumanda merkezlerine bağlanır, frenleme ve ihbar sistemi ve bilgisayar kontrol alt sistemler bu merkezin önemli alt bölümlerini oluşturur. Sinyalizasyonsuz yüksek hızlı trenin çalıştırılabileceğini düşünmek bile imkânsızdır. Sadece karşı yönden gelebilecek taşıtların anında ve süratle saptanması bakımından değil, aynı zamanda ray güvenliği bakımından da sinyalizasyon ve otomatik kontrol araçları hayati önemdedir. Bugün bazı Batı Avrupa ülkelerinde yüksek hızlı tren, saatte 500 km.’nin üzerindeki hızlara ulaşabilmektedir. Sinyalizasyon ve hatasızlık (failsafe) temeline dayalı otomatik kontrol olmadan bu hızdaki bir treni nasıl yöneteceksiniz? Daha eski çağlarda da sinyalizasyon vardı. Borular, bayraklar, işaret fişekleri vb. bu amaçla kullanıldı. Ayrıca mekanik sinyal olarak adlandırılan ve semafor denilen 10 m. yükseklikteki çelik kollara bağlanmış ve açılı olarak çalıştırılabilen renkli çelik plakalar kullanılmaktaydı. Bunlar gerektiğinde 45 ve 90 derece kaldırılarak tren makinistinin uzaktan uyarılmasını sağlıyordu. Telgraf ve telefonun ortaya çıkmasıyla mekanik sinyalizasyon yerini yavaş yavaş elektrikli sinyalizasyona bırakmaya başladı. Telgraf ve telefon demiryollarında sinyalizasyonun en önemli araçları oldu. Özellikle telgraf önemliydi çünkü onunla ihbar ve bildirimlerin yazılı olarak saklanması mümkün olabiliyordu. Günümüzde artık bunların yerine elektromekanik ve giderek elektronik ve/veya yüksek teknoloji temelli sinyalizasyon sistemleri geçmiştir”.
Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi Sayın Rıza B. Akcan konuşmasının sonunda çok önemli bir başka konuya işaret ederek, demiryollarında yük ve yolcu taşımacılığı için günümüzde artık yolcu otobüs firmalarının bile rekabet konusu yaptıkları “all risks” sigortasının bulunmamasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi.
RAYLI SİSTEMLERDE SİNYALİZASYON: NEDEN? NASIL?
Prof. Dr. M. Turan Söylemez İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü
Bilindiği üzere raylı sistemler kendilerine has bir takım özelliklerinden dolayı en önemli toplu ulaşım modları arasında yer almaktadır. Raylı sistemleri alternatiflerinden ayıran önemli özellikler arasında, konforlu bir ulaşım imkânı sunmaları, şehirlerarası yolculukta havayollarının aksine doğrudan şehir merkezleri arasında yolculuk sağlamaları, rakiplerine göre çok daha ekonomik ve enerji etkin olmaları, bununla bağlantılı olarak daha çevresel bir ulaşım yöntemi olmaları, yolculukların planlı ve tam zamanında yapılması ve daha güvenli olmaları sayılabilir.
Neden Sinyalizasyon?
Hiç şüphesiz demiryollarını karayollarından ayıran özelliklerin başında demiryollarında araçların daha önceden döşenmiş olan rayların üzerinde hareket ediyor olmaları gelir. Bunun iki doğal sonucu vardır. Birincisi, raylı sistemlerde araçlar kılavuzlanmış bir şekilde raylar üzerinde hareket ettiklerinden istedikleri şekilde manevra yapamazlar. Bir başka deyişle rayların götürdüğü yere gitmeye mahkûmdurlar. Raylar üzerinde hareket etmenin ikinci doğal sonucu ise araç tekerlekleri ile yol arasında karayollarına göre çok daha düşük (yaklaşık olarak 10 kat daha küçük) bir sürtünme katsayısının söz konusu olmasıdır. Bu hem iyi bir şeydir, hem de kötü. İyi bir şeydir, çünkü düşük sürtünme katsayısı, araç üzerine aracın hızı ile yaklaşık doğrusal olarak etkimekte olan sürtünme kuvvetinin aynı oranda daha düşük olması ve bunun sonucu olarak daha düşük enerji tüketimi anlamına gelir. Bunun bir sonucu olarak (elektrikli raylı sistemlerde frenleme yapan araçların enerjisini o anda hatta bulunan ve enerji talep eden diğer araçlara aktarmasını sağlayan rejeneratif frenleme sisteminin de önemli katkılarıyla) raylı sistemler karayolları ve havayollarına göre çok daha enerji etkin bir çözüm sunarlar. Düşük sürtünme katsayısı aynı zamanda kötü bir şeydir, çünkü, bunun bir sonucu olarak raylı sistem araçlarının sağlayabileceği frenleme ivmeleri (yaklaşık 10 kat kadar) düşer. Bu da karayollarıyla kıyaslandığında 10 kata varan daha uzun fren mesafeleri anlamına gelmektedir. Tam hızla giden bir raylı sistem aracının acil bir durumda durması için gereken mesafe çoğu zaman kilometreler ile ifade edilir. Yüksek hızlı bir tren için hat geometrisine
bağlı olarak bu mesafe 6-7 kilometreyi bulabilmektedir. Tren sürücüsünün birkaç yüz metreden ötesini sağlıklı bir şekilde görmesinin çok zor olduğu düşünülürse, çoğu zaman (görerek sürüş adı verilen ve genelde tren hızlarının 30 km/saatten küçük olduğu sürüş modu dışında) raylı sistem araçlarının sürücülerinin görüş mesafesinin çok daha ötesindeki fren mesafelerine karşı düşen hızlarda hareket etmeleri söz konusudur.
İlk bakışta bir engelle karşılaştığında manevra şansı bulunmayan ve sürücülerinin yolları üzerindeki bir engeli aracın fren mesafesinden önce görme şansı olmayan raylı sistem araçları ile yolculuk etmenin güvensiz olduğu düşünülebilir. Ancak, buna rağmen raylı sistemler, yolcularına son derece güvenli bir ulaşım imkânı sunmakta ve en güvenli (bazı ülkelerde havayolundan sonra ikinci güvenli) ulaşım modu olarak ortaya çıkmaktadırlar. Peki ama nasıl oluyor da raylı sistemler güvenlik açısından diğer ulaşım modlarına göre daha öne çıkmaktadır? Bu soruya yanıt arandığında bunun başlıca nedeninin raylı sistemlerde kullanılan son derece katı işletme prensipleri ve belirli bir trafik yoğunluğundan sonra kullanılması kaçınılmaz olan sinyalizasyon sistemleri olduğu ortaya çıkmaktadır.
Raylı sistemlerde güvenlik konusundaki temel prensip yolcuların en az evlerindeki kadar (bazı durumlarda daha fazla) güvenli bir ortamda seyahat etmelerini sağlamaktır. Gelişmiş ülkeler bu konuda son derece iyi bir konumda bulunmaktadırlar. Örnek olarak İngiltere’de 2007 yılından beri tren çarpışması veya trenin raydan çıkması sonucu ölüm yaşanan bir kaza görülmemiştir [1-2]. Diğer kazalar sonucu raylı sistem yolcularının ölüm sayısı son on sendir ortalama senede 5 kişi, yolcu olmayan diğer insanlar (hemzemin geçit kullanıcısı veya izinsiz şekilde raylı sistem hattına giren kişiler gibi) için bu oran senede 43 kişidir. İngiltere’de raylı sistem ağının son derece yaygın olduğu ve sadece raylı sistemlerde intihar sonucu ölen kişi sayısının son on senelik ortalamasının senede 246 kişi olduğu düşünülürse, verilen rakamların kazalar açısından son derece güvenli bir seyahat modunu gösterdiği görülmektedir [3-4]. Şekil 1’den görüleceği üzere İngiltere’de demiryol-
demiryolu kazalarında ölüm sayıları ve milyar yolcu kilometre başına ölüm bilgisi verilmiştir. Bu tablodan görüleceği üzere son senelerde toplam hat uzunluğunun artmış olmasına rağmen demiryollarında kaza sonucu ölümlerde gözle görülür bir azalma söz konusudur. Bunun en önemli sebebi hiç şüphesiz sinyalizasyon bulunan hatların kayda değer şekilde artmasıdır. Dahası, demiryolu kazalarının ayrıntısı incelendiğinde kazaların çok büyük bir kısmının sinyalizasyonu yapılmamış bölgelerde meydana geldiği görülmektedir.
larında seyahat ederken ölme riski, otobüs ile seyahat etmeye göre 3, araba ile seyahat etmeye göre 21 kat daha düşüktür.
İngiltere'de Farklı Ulaşım Modlarında Ölüm Riski
1600 1400
Türkiye açısından da farklı ulaşım modları arasın1200
daki karşılaştırmalarda risklerin benzer oranlarda
olduğu görülmektedir. Ancak, Türkiye’de karayolu
ve demiryolu ulaşımı gelişmiş ülkelere göre çok
daha risklidir. Şekil 2’de bazı ülkelerde 2008-2017
yılları arasında yaşanan demiryolu kazalarında yolcu kilometre bazında ortalama ölüm sayılarının karşılaştırılması verilmiştir. Bu şekilden de görüleceği üzere Türkiye’de demiryollarındaki ölüm riski Macaristan, Bulgaristan ve Polonya gibi ülkelere yakın,
200 1
0 Demiryolu
3 Otobüs
21 Araba
350 Bisiklet
399 Yaya Motorbisiklet
ancak İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve AlmanyaŞekil 1 İngilteŞree’dkeifalrk1lı.uİlanşgımilmteordela’rdı içeinföalürmklrıisukil(ayşolıcmu kmmboazdınladarıdeiçmiirnyoöllalrüınma görriesnkoirm(yalolelşctiurilmiştir) [1]
gibi Avrupa’nın gelişmiş ülkelerine göre ise çok daha
km bazında demiryollarına göre normalleştirilmiştir) [1]
(10-20 kat) fazladır. Türkiye’deki durum biraz daha
yakından incelendiğinde sinyalizasyon sistemlerinin önemi daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Tablo 1’de Türkiye’de 2008-2017 yılları arasında demiryolu ağının toplam uzunluğu, bu hatlar içinde sinyalizasyon sistemine sahip olan hatların toplam uzunluğu ve bunların oranı, demiryolu kazalarında ölüm sayıları ve milyar yolcu kilometre başına ölüm
Demiryollarında değişik ülkelerdeki ölüm riski karşılaştırması (2008-2017)
33,7
19,0 19,8 21,6 22,2
bilgisi verilmiştir. Bu tablodan görüleceği üzere son senelerde toplam hat uzunluğunun artmış olmasına rağmen demiryollarında kaza sonucu ölümlerde
6,8
5 1,0 1,3 2,1 2,4 2,6
gözle görülür bir azalma söz konusudur. Bunun en
önemli sebebi hiç şüphesiz sinyalizasyon bulunan
hatların kayda değer şekilde artmasıdır. Dahası, de-Şekil 2 BazıŞüelkekleirlde22.00B8-a20z1ı7 üyılllakreı alerarsdındea 2ya0ş0an8a-n2d0em1i7ryoyluılklaazraılaraınrdaasyıonlcudakiloymaeştraenbaaznında ortalama
miryolu
kazalarının
ayrıntısı
incelendiğinde
kazalarınölüm
sayılarının karşılaştırılması (İngiltere verilerine göre normalleştirilmiştir)
demiryolu kazalarında yolcu kilometre
[5] bazında
ortalama
çok büyük bir kısmının sinyalizasyonu yapılmamış
ölüm sayılarının karşılaştırılması (İngiltere verilerine göre
bölgelerde meydana geldiği görülmektedir.
normalleştirilmiştir) [5]
Tablo 1. Türkiye’de toplam ve sinyalli demiryolu uzunlukları ile demiryolu kazalarında ölüm sayılarının 2008-2017 yılları arasında değişimi [5,6].
Sinyalli Kazalarda
Toplam Sinyalli Hat hat oranı Ölüm
Ölüm Sayısı
Tablo 1. Türkiye’de toplam ve sinyalli demiryolu uzunlukları ile demirYyılolu kaHzata[lkamrı]nda ö[lkümm] sayılar[%ın]ın 2008Sa-y2ıs0ı 17 y(ı1l/lMarilıyar Yolcu km)
arasında değişimi [5,6].
28%
21,78
30%
16,56
Toplam Hat [km]
Sinyalli Hat [km]
Sinyall2i0h10at ora1n1ı940Kazal3a9r0d8a Ölüm33%
Öl6ü9m Sayısı 12,57
2[0%11]
12000
S3a90y8ısı 33% (1/Mily71ar Yolcu km1)2,07
22081%3
12008 12097
4013151
4521,78
11,96 11,98
32001%5
458789
5016,56
14,80 10,36
11940
32031%7
556349
4012,57
18,73 8,76
2011 2012
12000 12008
3908 4016
*Not: Yazı h3az3ı%rlanırken 2018 yılına ait 7is1tatistikler henüz ilan edilm12e,d0iğ7inden 2017 yılına kadar
olan veriler kullanılmıştır.
11,96
12097
11,98
14,80
10,36
18,73
8,76
*Not: Yazı hazırlanırken 2018 yılına ait istatistikler henüz ilan edilmediğinden 2017 yılına kadar olan veriler kullanılmıştır.
Temel Sinyalizasyon Mantığı
hangi yolları kullanacağına karar vererek makasların
Demiryolu sinyalizasyonu trenlerin çarpışmasını ve
konumlarını değiştirmekten de sorumlu olan tren
devrilmesini engellemek amacıyla demiryolu trafiğini
teşkil memurları ile iletişime geçerek bölgesindeki
güvenli bir şekilde kontrol eden kural ve sistemler
trenler için yolların uygun bir şekilde kurulmasını
bütünü olarak tanımlanabilir. Sinyalizasyon sistemsağlarlar (bkz. Şekil 4). Yapısından da hemen anlerinin ayrıntıları ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye
laşılacağı üzere TMİ yöntemi insan hatasına açık
ve sistemi kuran firmaya bağlı olarak değişiklikler
bir yöntemdir ve dispeçer, hareket memuru ve/veya
gösterebilmektedir. Ancak, temel sinyalizasyon
tren teşkil memurlarının yapacağı hatalar kazalara
prensipleri bütün dünyada hemen hemen aynıdır.
sebep olabilmektedir. İnsan hatalarını telafi etmeye
Bu prensiplerden en önemlisi hiç kuşkusuz blok
yönelik herhangi bir teknik önlem içermediğinden
sinyal prensibidir. Tarihçesi demiryollarının varlı-
TMİ yönteminin kullanıldığı hatlar sinyalsiz olarak
ğıyla eşzamanlı olan sinyalizasyon sistemlerinde 19.
adlandırılmaktadır. Trafik yoğunluğunun az olduyüzyılın sonlarından itibaren kullanılagelmekte olan
ğu gün içinde çok fazla makas konum değişimine
blok sinyal prensibine göre demiryolu bloklara ayrılır
ihtiyaç duyulmayan ve trenlerin nispeten düşük
ve normal işletme koşullarında bir blokta sadece
hızlarda seyrettiği hatlarda TMİ yöntemi hala kullabir trenin bulunmasına izin verilir. Bloklara giriş ve
nılmaya devam etmektedir. Ancak, hatlardaki trafik
Temel SinçyaıklizıaşsyloanrMiasnetığıtrenlere hareket yetkisi veren sinyaller
yoğunluğunun artmasıyla TMİ yöntemindeki olası
Demiryoliulesinydaülizzaseynonluetnreinrle.rinBçuarpşışemkaislındı eve bdeivrrilmtreesinni esngüerlleümceük saümacfıryleandemiryolu insan hatası riski çok hızlı bir şekilde (üstel olarak)
trafiğini mgüveesnlai fbeirsişnekdildeekikoontlraolsıedeenn gkeurlallervei gsiöstrememler ebsüetünbü iloelartaek ktanniımklanabilir. artmaktadır. Onun için belirli bir noktadan sonra
fSirimnyaayliazaobsayloğanlıraoskliastrbeamkolşedreionğilinşdikualiykğrleıunrtılggaöraısrteüarleknebtdilimenaelktüteılkdneiray.ea,Alnbıcnöalgkm,edtıeeşmnbebliörslgibneyylaoeliğzvaaesygosiinsrteipşmreinskiuprlaenri bütün düyneyatdkaisheimveenrheenmenbiarynısdiırn. yBualpiregnsöiprledrdüeknteennönseomnlisri ahiçokubşkluosğuzubnlok sinyal prensibidsiro. Tnaurihnçaeski daedmairryoöllanrınüınnvearblığirıylea neşgzeaml açnılkı omlanaysaincyaaliğzaısnyoınbsiilsetermelekrinde 19. yüzyılın asornalacrıınsdaünreitirba.rPenekkulçlaonıklagseilmsetketme odlaen sbilonkyasilniyzalaspryeonsnibibnelogkölreardıemiryolu
trenlere hareket yetkisinin aktarılması için ikinci temel yöntem olan TSİ (Trafiğin Sinyalizasyon ile İdaresi) yöntemi kaçınılmaz olmaktadır. Bu yöntemde bir sinyalizasyon sistemi yardımıyla hat üzerindeki
bloklara öaynrıclırevdeennorbmealliirşlleetmnemkoişşusllaarbınidtabblirobklolaktra oslaudepcebbuir ttürerninsibsutleunmma-sına izin trenlerin güvenli bir şekilde hareket etmeleri sağlaverilir. Blloekrlarsaagbiriişt vbelçoıkkışlluar sisiestreemnlerleerhaorelkaert ayketkaisdi vlaernendsırinıylamllerakiletadüdzıern.lenir. Bu nır. Bu amaçla kullanılmakta olan değişik tiplerde
şekilde bTir etreknnsoülrüocjüisnüinfregn emleişsamfeseinsdievkieorlaasıyleıngseilsletrei mgörleemredseenbilebetekknliekno-larak boş sinyalizasyon sistemleri mevcut olmakla birlikte bu
olduğu gtairlaentri ianltınaaratlımnmaışsıbnir ıbnloğba igririşsoyentkuisci vuereonlabirr askinyaölingdöredükkitetnrseonnriano bloğun sistemlerin temel yapıları benzerdir.
sonuna kkaodnarumönüunne abvire etnrgeenl içnıkhmaızyavcaeğkınoı nbuilemrekuairlaecıhasütregr.eoPmekeçtorkisisistemde sinyalizasgyiobnibdlokelağrıişöinkcepdeanrabemlirleentmreişlesarbeit bblaokğlalır oolulaprbauktüur zsuistnemlulekr svaebit bloklu sistemlerkoolanraukmadllaanrdıırsılmüarketakdılri. oTelkanroalokjindinegğeilişşmeensi bvelorkayllaı rsdistaenmleordleunşbaenklentilerin artmasının bir sonucu olarak öndeki trenin konumuna ve trenin hız ve konumu ile hat geometrisi gibi değişhikapraerakmeettlreile(rke abyağalıno)larbakloukzulnuluksivne ykaonliuzmalasrıysoünreksliioslatreamk dleeğrişiendbeloklardan oluşan hasröekzetkli (okanyuans)ubldokulursi(nybakliznaszyoŞn esikstielm3le)ri.de söz konusudur (bknz Şekil 3).
Hareket Memuru
Tren Kontrolörü
Sabit Blok
Tren Teşkil Memuru
Hareketli Blok
Şekil 3. Sabit Blok Şveekihl 3aSraebikt Beltolkivebhlaorkeketli blok
Hemzemin
Geçit
Raylı sistemlerde trenlere hareket yetkisinin aktarılması iki temel yöntem ile yapılmaktadır.
Şekil 4 TMİ: Trafiğin Telefonla Merkezden İdaresi
BunlardaRn abiyrilnıcissiisTtraefmiğinleTredlefeontlareMnerlkeerzedehn aİdraereksei tanylaemtıknaisgienleinnTaMkİtyaörnıtel-midir. Bu Şekil 4. TMİ: Trafiğin Telefonla Merkezden İdaresi
yöntemdemmaesrkıeizkdei tbeulmunaenl dyisöpneçteer madıidlea vyearipleınlmtrenakkotnatdroılörr.ü,Btruafniğilnargednaenl anlamda birincisi Trafiğin Telefonla Merkezden İdaresi anla- Standartlar
mına gelen TMİ yöntemidir. Bu yöntemde merkezde RaylSı tsaisntemdlaerretlyaörnelik sinyalizasyon sistemlerinin geliştirilmesi, kurulması ve kullanımı
bulunan dispeçer adı da verilen tren kontrolörü, sırasRınadaylsıtasnidsatretlamr çloekröeneymölni beirliyker stuitnmyaaktlaidzıar.sByuosntansdiasrttlearmarlaesrınindainen önemlileri IEC
trafiğin genel anlamda akışından sorumludur ve 6150g8eşleimştsiiyreilsmtanedsarid,ınka udrayualnmaraaksüırevtielmişkuolallnavneımrayılı ssiısrteamsısnekdtöarünü hedef alan
istasyon bölgelerinde bulunan hareket memurları ile 5012s6t,an50d1a2r8,tla5r01ç2o9 kveön5e0m159li bnoilru yCeErNtEuLtEmC a(kCtoamditıér.EBuruopésetnand-e Normalisation
temasa geçerek trenlerin genel hareketleri hakkında bilgi alışverişinde bulunur. İstasyon bölgesindeki trenlerin sevk ve idaresinden sorumlu olan hareket memurları ise hangi trenin istasyon bölgesinde
Élecdtroatercthlanirquae)rasstaınnddaratlareıdnır. öBunestmandlailrtelarridaInEECN 560112560s8tanşdaermdı bsiiryraeylı sistemin veya bunusntabnirdaaltrdsiısnteamidninaypalannalarmaaksı,ürtaestairlımmı,işgeorçleaknlenvmeesria, ytelıstseisditlmemesi, doğrulanması, bakımseınkıntöyraüpınlmüasıhveedieşif baitltiağni za5m0a1n2o6r,ta5da0n1k2a8ld,ır5ılm0a1s2ın9ı içveere5n0b1ü5tü9n hayat döngüsü boyunncoaluyaCpıElmNasEı gLerEekCen(leCri oamyrınittıélı Ebiur rşeokpildéeentardifeeNdeor. rBmu ablaiğslaamtidoankarşımıza çıkan önemli kavramlardan bir tanesi Güvenilirlik (Reliability), Emre Amadelik (Availability), Bakım
Yapılabilirlik (Maintainability) ve Emniyet (Safety) kavramıdır. Karşı düşen İngilizce kelimelerin
31 baş harfleri kullanılarak kısaca RAMS adı verilen bu kavram yardımıyla bir sistemin emniyeti ve kullanışlılığı hakkında detaylı analizler yapmak mümkündür. Burada emre amadelik bir sistemin
verilen bir zamanda veya zaman diliminde kendisinden beklenen bir fonksiyonu yerine getirme
Électrotechnique) standartlarıdır. Bu standartlardan EN 50126 standardı bir raylı sistemin veya bunun bir alt sisteminin planlaması, tasarımı, gerçeklenmesi, test edilmesi, doğrulanması, bakımının yapılması ve işi bittiği zaman ortadan kaldırılmasını içeren bütün hayat döngüsü boyunca yapılması gerekenleri ayrıntılı bir şekilde tarif eder. Bu bağlamda karşımıza çıkan önemli kavramlardan bir tanesi Güvenilirlik (Reliability), Emre Amadelik (Availability), Bakım Yapılabilirlik (Maintainability) ve Emniyet (Safety) kavramıdır. Karşı düşen İngilizce kelimelerin baş harfleri kullanılarak kısaca RAMS adı verilen bu kavram yardımıyla bir sistemin emniyeti ve kullanışlılığı hakkında detaylı analizler yapmak mümkündür. Burada emre amadelik bir sistemin verilen bir zamanda veya zaman diliminde kendisinden beklenen bir fonksiyonu yerine getirme özelliği olarak tanımlanır ve genelde bir olasılık değeri olarak ifade edilir. Örneğin, emre amadeliği %99,998 olarak verilen bir sistem her 100.000 saatte ortalama 2 saat boyunca kendisinden bekleneni yapamaz bir durumda (kapalı/bozuk) kalır, bunun dışındaki sürelerde fonksiyonlarını eksiksiz bir şekilde yerine getirir. Emre amadelik değerinin belirlenmesinde sistemin güvenilirlik ve bakım yapılabilirlik değerleri kullanılır.
RAMS’ın en önemli parçaları arasında yer alan emniyet, olası teknik arızalara ve istemsiz insan hatalarına karşı fonksiyonel emniyet anlamına gelmektedir. Emniyetin sağlanması amacıyla raylı sistemlerde kullanılan ekipmanların hemen hepsi hatada emniyetli (fail-safe) olacak şekilde tasarlanır. Yani bu ekipmanlar bir özkontrol (diyagnoz) sistemi yardımıyla hata durumuna düştüklerini anlarlar ve kendilerini (giriş ve çıkışlarını) emniyetli duruma geçirirler. Raylı sistemler için emniyetli durum genelde ışıkların kırmızı (dur) bildirimi vermesi, trenlerin durması, hemzemin geçitlerin bariyerlerinin kapanması ve makasların konumlarını korumaları olarak düşünülebilir. Aslında bu durumu teknik olarak sağlamak zor değildir. Ancak, bu durumda sistemin emre amadeliği sıfır olmaktadır. Asıl problem bir yandan fonksiyonel emniyeti sağlarken bir yandan da emre amadeliği çok yüksek oranlarda sağlayabilmektir. Bu amaçla sinyalizasyon sistemlerinde kullanılan alt sistem ve ekipmanların önemli bir kısmı yedeklilik (redundancy) prensibine uygun olarak çalışır. Sistemin bir noktasında arıza meydana gelse bile çoğu zaman arıza tespit edilerek arıza oluşan parça devre dışına alınır, parça değiştirilene kadar, o parçanın çalışmayı anında devralan (sıcak) yedekleri üzerinden sistem kesintisiz ve güvenli olarak çalışmaya devam eder.
Bilindiği üzere mühendislikte sıfır hata diye bir şey yoktur. Haliyle bütün mühendislik sistemleri gibi sinyalizasyon sistemleri de hata yapabilirler. Ancak, sinyalizasyon sistemlerinin tehlikeli bir hataya düşme olasılıkları dikkatli bir şekilde hesaplanmıştır.
Bu amaçla EN 50128 ve EN 50129 standartlarında tanımlanmış olan emniyet bütünlüğü seviyesi (safety integrity level) anlamına gelen SIL seviyeleri kullanılmaktadır. Raylı sistemler için SIL 1 ile SIL 4 arasında 4 adet emniyet bütünlüğü seviyesi tanımlanmıştır. Standartlarda bu seviyeler bir saatte sistemin tehlikeli bir hataya düşme olasılığı olarak verilmiştir. Ancak, akılda kalma kolaylığı açısından yaklaşık olarak SIL 1 sistemin her 10 senede ortalama 1 kez tehlikeli hataya düşeceği, SIL 2 sistem için bu durumun her 100 senede ortalama 1 kez olacağı, SIL 3 sistem için 1000 yıl, SIL 4 sistem için ise 10000 yıldan daha uzun sürelerde bir defa tehlikeli hata oluşma olasılığı olduğu söylenebilir. Raylı sistemlerde kullanılan sinyalizasyon sistemleri genelde SIL 3 ve çoğu zaman SIL 4 emniyet bütünlüğü seviyesine sahiptirler. Yani bu sistemlerin kendilerinden kaynaklanan bir nedenle insan hayatını tehlikeye sokacak bir durum oluşturma ihtimalleri genelde 10000 yılda bir civarındadır.
Raylı sistemlerde kullanılacak elektrik, elektronik, programlanabilir ve lojik donanımların tasarımlarının nasıl yapılacağına ilişkin yönlendirmeler EN 50129 standardında mevcuttur. Bu tür donanımlara ilişkin SIL seviyeleri hesaplanırken sistemi oluşturan tüm alt sistem ve parçalar ve bunların birbiriyle ilgisi incelenerek olasılık analizleri (örneğin Markov analizi) kullanılarak sistemin hataya düşme olasılığı hesaplanır. Ancak, bu donanımlar üzerinde koşan yazılımlara ilişkin SIL seviyesini olasılık analizleri ile hesaplamak mümkün değildir. Bunun yerine bu tür yazılımların geliştirilme süreçlerinin nasıl olması gerektiği EN 50128 standardında ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Mümkün olduğunca hatasız bir yazılım oluşturulması, oluşan hataların etkin bir şekilde tespit edilmesi ve tespit edilemeyen hataların çeşitli teknikler kullanılarak çalışma sırasında giderilmesi amacıyla standart pek çok teknik önermektedir. Çok fazla miktarda dokümantasyon ve ayrıntılı bir çalışma gerektiren bu çalışma son derece meşakkatlidir.
Sinyalizasyon Sistemleri
Sinyalizasyon sistemleri uygulamaya bağlı olarak değişiklik gösterse de temel yapı Şekil 5’te gösterildiği gibi olup hemen hemen tüm uygulamalarda benzerdir. TMİ’ye benzer şekilde TSİ’de de hattaki bütün trenlerin hareketinden trafik kumanda merkezinde bulunan dispeçer sorumludur. Ancak, burada dispeçer, trenlerin hareketine ilişkin komutları hareket memurlarına iletmez. Bunun yerine merkezi trafik kontrol (centralized traffic control-CTC) adı verilen bir sistem üzerinden komutlarını sinyalizasyon sistemine iletir ve yine aynı sistem üzerinden hat üzerindeki bütün araçların hareketlerini takip edebilir. Dispeçer tarafından
verilen komutlar CTC tarafından anklaşman (inalt sistemler SIL 3 ve çoğu zaman SIL 4 emniyet
terlocking) adı verilen ve sinyalizasyon sisteminde
bütünlüğü seviyesindedirler.
emniyetin en önemli parçası olarak sayılan sisteme
iletilir. Anklaşman CTC üzerinden kendisine ileti-
Güzergâh Prensibi
len komutları değerlendirerek sahanın durumuna bağlı olarak sadece güvenli bulduğu komutları kabul ederek sahaya uygular. Yapısı gereği anklaşman karşılıklı kilitlemeler oluşturarak belirli durumlarda belirli işlevlerin çalışmasına engel olur. Her bir
Açık hat olarak adlandırılan ve herhangi bir makas yapısı içermeyen istasyonlar arası bölgelerde trenlerin emniyeti için genelde blok sinyal prensibinin kullanılması yeterli olur. Ancak, istasyon bölgelerinde
istasyon bölgesinde bir veya daha fazla anklaşman kullanılabileceği gibi birden fazla istasyon bölgesini
trenlerin geçecekleri yollar güzergâh adı verilen parçalara bölünür. Rota (route) adı da verilen gütek bir anklaşmanla kontrol etmek de mümkündür.
zergâhlar genelde bloğun başındaki bir sinyalden
TMİ sistemi ile bir benzetme yapmak gerekirse
bir sonraki bloğun başındaki sinyale kadar olan ve
burada hareket memurunun yerini anklaşman
varsa içerdikleri makasların üzerinden tren geçmealmıştır diye düşünülebilir. Anklaşman sisteminin
sine uygun konumlarını da ifade eden teknik olarak
saha elemanları ile arasındaki bağlantı bakır kablokoruma altına alınmış hat kesimlerini ifade ederler.
larla sağlanabileceği gibi uzak giriş/çıkış birimleri
Dispeçer tren hareketlerini kontrol ederken hangi
(RIO) ile de sağlanabilmektedir. Raylı sistemlerde
trenin hangi güzergâhı kullanacağını belirleyerek
en çok kullanılan saha elemanları arasında belirli
sinyalizasyon sistemine taleplerini iletir. Dispeçer’in
bir bölgede araç olup olmadığının anlaşılmasına
bu taleplerinin CTC tarafından anklaşman sistemine
yardım eden ray devreleri veya aks sayıcıları, trenlere
iletilmesinin ardından anklaşman sistemi talebin
hareket yetkisi veren yol boyu sinyalleri, karayolu ile
uygunluğunu değerlendirmeye alır. Eğer, tehlike
kesişimde trafiği düzenleyen hemzemin geçitleri ve
oluşturacak bir durum söz konusu değilse güzertrenlerin yol değiştirmesini sağlayan makasları saygâh üzerinde bulunan makaslar olmaları gereken
mak mümkündür. Çoğu zaman bu tür sistemlerde
konumlara alınarak ilgili tüm elemanlar ile birlikte
kullanılan makaslar bir makas motoru üzerinden
elektronik olarak kilitlenir. Bu duruma güzergâhın
uzaktan kumanda edilebilir ve izlenebilir. Yine
kurulması adı verilir. Kurulu bir güzergâh ilgili böl-
TMİ ile birtrbenentezşektiilmmeyampumruankungeyreerikniirmseaksainsymaloiztoarsu-nun aldığgıedyeüş(üönnüdleebnil,ir.arGkeandealndeveaynaklyaaşnmdaannd)âbhiirl başka trenin
yonlu sisteamnkllearşdmeantrielensatehşakailramsınedmakuirtuümnuanlt yseisrteinmiler SIL 3givreerçeokğtureznamlearinnSçIaLrp4ıeşmmnaisyıentabvüetüyanlmüğaükasların hatalı
makas motsoervuiynesuinndeadldirıleğrı. düşünülebilir. Genelde anklaşman dâhil anklaşman ile saha arasındaki tüm
konumlara geçerek trenin raydan çıkmasına engel olunacak bir biçimde teknik olarak koruma altına
CTC
Anklaşman
Sinyal
Ray Devresi
Hemzemin Geçit
Şekil 5 Raylı Sistem Sinyalizasyon Sistemlerinin Temel Yapısı
Şekil 5. Raylı Sistem Sinyalizasyon Sistemlerinin Temel Yapısı
Nisan-Mayıs G20ü1z9e•rgSâahyıP-4re65nsibi
Açık hat olarak adlandırılan ve herhangi bir makas yapısı içermeyen istasyonlar arası bölgelerde trenlerin emniyeti için genelde blok sinyal prensibinin kullanılması yeterli olur. Ancak, istasyon bölgelerinde trenlerin geçecekleri yollar güzergâh adı verilen parçalara bölünür. Rota (route) adı
alınmıştır. Bir hat kesiminde hangi güzergâhların olduğu ve bu güzergâhlara ilişkin hangi kilitlemelerin yapılacağı henüz hat tasarım aşamasındayken çok ayrıntılı mühendislik çalışmaları sonucunda belirlenir. Belirlenen bütün kilitleme kuralları anklaşman tablosu adı verilen bir tabloda özetlenir ve anklaşman sistemine tanıtılır. Çoğu zaman aylar süren detaylı yazılım ve donanım testleri sonrasında sistem devreye alınır.
Tren Koruma Sistemleri
Sadece blok sinyal veya güzergâh sistemi ile korunmuş bir hat kesimi her ne kadar emniyetli olsa da hala tren sürücüsünden kaynaklı hatalara açıktır. Bir sürücünün isteyerek veya istemeyerek sinyal sistemi tarafından kendisine iletilmiş olan hız sınırlamasını veya dur bildirimini ihlal etmesi halinde kaza olma olasılığı hâlâ mevcuttur. Raylı sistemlerde insan hatalarından kaynaklı kaza riskini en aza indirmek temel prensip olduğundan pek çok sistemde temel sinyalizasyon sistemini destekleyen ve bu sistem ile bütünleşik olarak çalışan tren koruma sistemleri mevcuttur. Bu tür sistemler içinde en temel koruma işlevini sağlayan ATS adı verilen otomatik tren durdurma (automatic train stop) sistemidir. Bu sistemde trenin önünde bulunan ışığın bilgisi belirli noktalarda trene balis adı da verilen yol boyu bobinleri tarafından iletilir. Bu bilgi tren üzerinde bulunan hatada emniyetli bilgisayar tarafından işlenir ve trenin bir dur bildirimini (kırmızı ışığı) geçme riskinin tespit edilmesi halinde acil fren uygulaması yaparak trenin durdurulması sağlanır. Her ne kadar ATS sistemi emniyetini önemli ölçüde artırsa da trenin önündeki ışıkla ilgili bilgi sadece belirli noktalarda (bazı durumlarda sadece ilgili yol boyu sinyalinin hemen yakınında tek bir noktada) bildirilmesinin bir sonucu olarak acil fren uygulamasına rağmen trenlerin kırmızı ışığı geçerek yetkileri olmayan bölgelere girmeleri mümkündür. Ayrıca, kırmızı ışığa yaklaşmakta olan bir tren uyarı balisini geçtikten sonra ışık geç bildirimi verse bile tren bilgisayarı öndeki ışığın kırmızı olduğunu varsaydığından trenin istenilen şekilde hızlanması mümkün olmamakta, bu da performans kayıplarına sebep olmaktadır. ATP sisteminin bu dezavantajlarını gidermek üzere sinyal bilgisinin belirli noktalarda değil (değişik teknolojiler yardımıyla) sürekli olarak trene aktarıldığı ATP adı verilen otomatik tren koruma sistemleri (automatic train protection) mevcuttur. Bu tür sistemlerde trenin hız eğrisi sürekli olarak tren bilgisayarı tarafından kontrol edilmekte tehlikeli bir durum olma riski algılandığında öncelikle sürücü uyarılmakta eğer sürücü tanımlı bir zaman içinde gerekli müdahaleyi yapmaz ise acil fren sistemi yardımıyla trenin hareket yetkisi sınırlarını aşmadan durdurulması sağlanmaktadır. Gün geçtikçe raylı sistemler üze-
rinde hareket eden araçların kontrolünün insanlar yerine daha çok bilgisayarlar yardımıyla yapılması söz konusudur. Bu işi yapmaya yardımcı olan sistemlere otomatik tren kontrol sistemi manasında ATC (automatic train control) sistemi adı verilmektedir. Çeşitli seviyeler halinde düşünülebilecek otomatik tren kontrol sistemlerinde en düşük düzeyde ATP sistemleri kullanılır. İlerleyen düzeylerle birlikte tren sürücüsünün görevleri azaltılarak sürüşün tamamıyla bilgisayarlar tarafından gerçekleştirilmesi söz konusudur. ATC’nin en üst seviyesi olan ve UTO adı verilen refakatsız tren işletiminde (unattanded train operation) ise trenin işlemesi ile ilgili bütün işlemler bilgisayarlar tarafından yürütülür. Üsküdar-Ümraniye metro hattı bu tür çalışmaya bir örnek olarak verilebilir.
Raylı sistemlerde sinyalizasyon sistemlerinin gerekliliği ve öneminin anlatıldığı bu yazıda sinyalizasyon sistemlerinin temel özellikleri ve çalışma prensipleri hakkında kısa bilgiler aktarılmıştır. Sonuç olarak raylı sistemlerin yapıları gereği özellikle belirli bir trafik yoğunluğunun üzerindeki hat kesimlerinde sinyalizasyon sistemleri raylı sistemlerin vazgeçilmez bir parçasını oluştururlar. İlgili standartlar sayesinde bu tür sistemler hem yüksek emniyete sahip hem de yüksek emre amadeliğe sahiptirler. Çoğu zaman sinyalizasyon sistemlerinin tehlikeli bir hata yapma olasılığı 10000 yılda bir mertebesindedir. Bunun bir sonucu olarak raylı sistem taşımacılığı hava yolu taşımacılığı ile birlikte en emniyetli taşımacılık modu olarak karşımıza çıkar.
[1] Key Charts from the Annual Safety Performance Report 2017/18, Rail Safety and Standards Board (RSSB), İngiltere, 2018
[2] Annual Safety Performance Report A reference guide to safety trends on GB railways 2017/2018, Rail Safety and Standards Board (RSSB), İngiltere, 2018
[3] Rail Safety Statistics 2017-18 Annual Statistical Release, Office of Rail and Road, İngiltere, 2018(9)
[4] RAI0501 Rail accidents: casualties by type of accident, Statistical Data Set, GOV.UK, (2018), https:// www.gov.uk/government/statistical-data-sets/rai05-railaccidents-and-safety
[5] Eurostat: Statistics Explained, Railway safety statistics, https://ec.europa.eu/eurostat/statisticsexplained/index.php?title=Archive:Railway_safety_ statistics
[6] İstatistiklerle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme 2003-2017, Demiryolu, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, http://www.uab.gov.tr/images/ istatistik/2003-2017.pdf
SİNYALLİ HAT UZUNLUKLARI (2017)-Length of Signalled Lines
Kodu Code
Bölge Region
KONVANSİYONEL HAT KESİMLERİ
Conventional Line Sections
1 Sirkeci-Demirköprü
1 Pehlivanköy-Kapıkule
1 Mandıra-Kırklareli
1 Haydarpaşa-Ankara
1 Arifiye-Adapazarı
1 Tekirdağ-Muratlı
1 Marmaray
1 Gebze-Köseköy
1. Bölge Toplamı-1st Region Total
2 Ankara-Sincan
2 Hasanbey-Ankara
2 Ankara-Boğazköprü
2 Irmak-Zonguldak
2 Boğazköprü-Ulukışla
2 Boğazköprü-Gömeç
2. Bölge Toplamı-2 nd Region Total
3 Hilal-Bandırma
3 Menemen-Aliağa
3 Basmane-Alsancak
3 Basmane-Denizli
3 Torbalı-Ödemiş
3. Bölge Toplamı-3 rd Region Total
4 Boğazköprü-Sivas
4 Samsun-Kalın
4 Hanlı-Bostankaya
4 Sivas-Çetinkaya
4 Tecer-Kangal
4 Çetinkaya-Doğukapı
4. Bölge Toplamı-4 th Region Total
5 Çetinkaya-Malatya
5 Malatya-Diyarbakır
5 Malatya-Fevzipaşa
5. Bölge Toplamı-5 th Region Total
6 Malatya-Fevzipaşa
6 Narlı-Karkamış
6 Köprüağzı-Kahramanmaraş
6 Yenice-Tahtaköprü
6 Toprakkale-İskenderun
6 Konya-Yenice
6. Bölge Toplamı-6 th Region Total
7 Enveriye-Konya
7. Bölge Toplamı-7 th Region Total
KONVANSİYONEL HAT TOPLAMI Conventional Line Total
ANAHAT-Mainlines
TEK HAT 2. 3. ve 4. HATLAR Single Line 2nd, 3rd, 4th Mainlines
3.392
TOPLAM Total
295 68 1 330 8 62 49 114 927 31 231 421 416 171 44 1314 69 52 3 109 2 235 222 2 46 111 48 67 496 142 5 182 329 69 2 2 142 60 100 375 94 94
3.770
35 14 31 3 12 5 2 102 1 70 47 65 25 2 210 18 8 2 29 0 57 34 3 29 2 15 83 13 16 29 11 25 6 13 55 15 15
Bölge YÜKSEK HIZLI HAT KESİMLERİ Region High Speed Line Sections
Ankara-Polatlı (makas)
YHTHST
Polatlı (makas)-Konya Polatlı-Konya müselles Polatlı (makas)-Eskişehir
Eskişehir-Pendik
YÜKSEK HIZLI HAT TOPLAMI High Speed Line Total
TEK HAT Single Line
73 213
5 148 155
ANAHAT-Mainlines 2. 3. ve 4. HATLAR 2nd, 3rd, 4th Mainlines
73 212
6 148 151
TOPLAM Total 146 425 11 296 306
1.184
3 13 13
GENEL TOPLAM-Grand Total
3.986
4.954
(Km)
330 82 1 361 11 74 54 116 1029 32 301 468 481 196 46 1524 87 60 5 138 2 292 256 2 49 140 50 82 579 155 5 198 358 80 2 2 167 66 113 430 109 109
4.321
149 438 11 296 319
1.213
5.534
CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ TREN KAZALARI
Cumhuriyet dönemindeki tren kazaları bilgileri de kazaların daha çok hangi nedenlerden kaynaklandığı konusunda bize bilgi vermektedir (TCDD’nin tren kazalarına ilişkin kayıtları 1942 yılından başlamaktadır).
TCDD’nin istatistiklerine göre, demiryollarında ölümle sonuçlanan kazaların tarihleri, yerleri ve nedenleri şöyledir:
1942 1945 1948 1948 1948 1948 1949 1952 1952 1953 1956 1957 1958 1961 1965 1965 1968 1972 1972 1972 1974 1974 1974 1975 1975 1975 1977 1977 1977 1978 1978 1978 1979 1979 1979 1980
Bor
Bağıştaş
Doğanşehir Yolcu treni raydan çıktı
Samsun
Irmak
Trenin dingili kırıldı
Kayaş
Osmaniye İki tren çarpıştı
Karaisalı
Yolcu treni raydan çıktı
Torbalı
Bekirhüseyin Tren raydan çıktı
Yarımburgaz İki yolcu treni çarpıştı
Çobanlar İki tren çarpıştı
Kartal
Kadılı
Toprakkale Yolcu treni raydan çıktı
Demirçevre Tren kaçması
Akkgedik İki tren çarpıştı
Pehlivanköy İki tren çarpıştı
Gökçekısık İki tren çarpıştı
Zeytinli
Palu
Tren heyelana çarptı
Kalın
Fırat
Sarıkent
Biçer
Bilecik
Ulugüney İki tren çarpıştı
Ankara
Polatlı
Lalabel
Alsancak
Tren otobüse çarptı
Behiçbey İki tren çarpıştı
Horozluhan Tren TIR’a çarptı
Afyon
Ölü ve yaralı sayısı 16 ölü 21 yaralı 40 ölü 40 yaralı 8 ölü 4 yaralı 12 ölü 8 yaralı 38 ölü 103 yaralı 1 ölü 11 yaralı 1 ölü 3 yaralı 31 ölü 15 yaralı 7 ölü 10 yaralı 2 ölü 2 yaralı 1 ölü 1 yaralı 95 ölü 150 yaralı 11 ölü 4 yaralı 15 ölü 70 yaralı 8 ölü 4 yaralı 3 ölü 30 yaralı 1 ölü 2 yaralı 1 ölü 4 ölü 13 yaralı 34 ölü 40 yaralı 16 ölü 35 yaralı 15 ölü 8 yaralı 6 ölü 8 yaralı 5 ölü 1 yaralı 7 ölü 32 yaralı 2 ölü 8 yaralı 5 ölü 7 yaralı 2 ölü 2 yaralı 2 ölü 10 yaralı 1 ölü 12 yaralı 1 ölü 6 yaralı 13 ölü 19 yaralı 16 ölü 119 yaralı 33 ölü 81 yaralı 3 ölü 7 yaralı 12 ölü 24 yaralı
1980 Diyarbakır
1980 1981 1981 1982 1982 1982 1983
İzmit Karakuyu Eskişehir Taşlıdere Demiriz Uluova Bilecik
1986 Porsuk
1986 Hereke
1987 Akhisar
1989 Pozantı 1990 Polatlı
1992 Muş
1995 Ulukışla
1998 Eskişehir
2002 Temelli 2002 Bilecik
2004 Pamukova
2004 2004 2008 2015
Tavşancıl Kocaeli Kütahya Sivas
2017 Kırıkkale
2017 Elazığ 2018 Ankara
Ölü ve yaralı sayısı
Kaçan vagonlar trene çarptı
4 ölü
17 ölü 25 yaralı
5 ölü 15 yaralı
1 ölü 1 yaralı
3 ölü 1 yaralı
1 ölü 2 yaralı
1 ölü 5 yaralı
1 ölü 11 yaralı
2 ölü 1 yaralı
2 ölü 23 yaralı
Yük treni kamyonete çarptı
10 ölü 4 yaralı
4 ölü 5 yaralı
İki yolcu treni çarpıştı 2 ölü 49 yaralı
Rayların sökülmesi nedeniyle tren nehre uçtu
5 ölü 41 yaralı
Ray otobüsü yük vagonlarına çarptı
3 ölü 30 yaralı
Başkent ekspresi raydan çıktı
2 ölü 18 yaralı
Yolcu treni raydan çıktı 1 ölü 8 yaralı
Yük treni raydan çıktı 1 ölü
Hızlandırılmış tren raydan çıktı
38 ölü 95 yaralı
İki yolcu treni çarpıştı 8 ölü 88 yaralı
8 ölü
Yolcu treni raydan çıktı 9 ölü
İki yük treni çarpıştı
Makas değiştirdikten sonra trenin vagonu devrildi
2 ölü
Yüksek hızlı tren kılavuz trene çarptı
9 ölü 86 yaralı.
Tablodan görüldüğü gibi, demiryollarımızda 77 yılda 62 ölümlü kaza meydana gelmiştir. Bu kazalarda 607 yurttaşımız ölmüş, 2119 yurttaşımız yaralanmıştır. Bunlar çok yüksek kayıp oranlarıdır. Ayrıca ölü sayısı, kaza anında ölenlerin sayısıdır. Yaralandıktan bir süre sonra ölenlerin sayısı bilinmemektedir. Ayrıca yaralananlardan kaçının hayatının geri kalan kısmını ağır sakatlık koşullarında veya bazı uzuvlarını kaybetmiş olarak yaşadığı da bilinmemektedir.
Kazaların 15’i trenin raydan çıkmasıyla olmuştur. 44 kaza ise çarpışma nedeniyle yaşanmıştır. Trenlerin çarpışma nedeniyle kazaya uğramasının, raydan çıkma olaylarının yaklaşık üç katı olduğu görülmektedir.
Elektrik Mühendisleri Odası, Sayıştay’ın Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Raporu’nu İnceledi…
SAYIŞTAY’DAN ÇARPICI BULGULAR
EMO Basın- Ülkemizde son yıllarda ihmal kaynaklı tren kazaları giderek artarken, Sayıştay’ın Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na ilişkin 2017 yılı denetleme raporu, demiryollarında yaşanan zafiyeti açıkça ortaya koydu. Raporda, bakanlığın bazı yapım işleri ve danışmanlık hizmetlerine yönelik ihaleleri yasaya aykırı biçimde pazarlık usulüyle gerçekleştirdiği, işin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almadığı ve maliyetin çok üstünde ödemeler yaptığı saptamalarına yer verildi. Kars-Tiflis Demiryolu’nda 231 milyon TL’lik imalata 658 milyon TL ödendiği, buna rağmen projedeki imalatların önemli bir kısmının sözleşme bedeli doldurulduğu için tamamlanamadığı belirtilen raporda, hattın eksikliklere karşın ve elektrifikasyon, sinyalizasyon ve telekomünikasyon imalatları da hiç yapılmadan ticarete açıldığı kaydedildi.
Sayıştay’ın Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na ilişkin 2017 yılı Denetim Raporu’ndaki bazı saptamalar özetle şöyle:
- 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü, temel usul olarak hükme bağlanmıştır. Kanunun 21. Maddesi b bendinde ise “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can ve veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması” denilerek pazarlık usulü ile ihaleye çıkılması için gerekli şartlar sayılmıştır. Bu şartlar oluşmadığı halde iki adet yeni kent içi raylı sistem hattı yapım işi ve bu işlere ilişkin kontrollük ve danışmanlık hizmetlerinin ihalesi pazarlık usulüyle gerçekleştirilmiştir. Bu işlerden,
• Gayrettepe İstanbul Yeni Havalimanı Metro Hattı İnşaatı İle Elektromekanik Sistemlerinin Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşleri’nin 21/b kapsamında ihale edilme gerekçesi “İhale konusu metro hattının İstanbul Yeni Havalimanı ile eş zamanlı olarak hizmete alınmak istenmesi”dir. Gayrettepe-İstanbul
Yeni Havalimanı metro hattının yapım işinin sözleşme tarihinin 07.12.2016 olduğu ve işin sözleşme süresinin işyeri teslim tarihinden itibaren 1080 gün olduğu dikkate alındığında işin öngörülen bitiş tarihinin 22.11.2019 olduğu ortaya çıkmaktadır. Yapım çalışmaları devam eden İstanbul Yeni Havalimanı yapım işinin sözleşmesinde belirtilen öngörülen 1. Etap bitiş tarihinin yani havalimanının işletmeye alınma tarihinin ise 01.11.2018 olduğu dikkate alındığında, Gayrettepe-İstanbul Yeni Havalimanı metro hattı yapım işinin sözleşmesinde öngörülen teslim tarihinin zaten İstanbul Yeni Havalimanının açılış tarihine yetişmesi mümkün görülmemektedir. Sonuç itibariyle, söz konusu ihalenin 21/b kapsamında yapılmış olması, ihalenin bu kapsamda yapılma gerekçesinin yerine gelmesine imkân sağlamamıştır. • AKM-Gar-Kızılay metro hattının yapım işinin 21/b kapsamında ihale edilme gerekçesi olarak belirtilen işletme verimliliği ve yolcu güvenliği vs. hususlarının madde metninde belirtilen ani ve beklenmeyen bir durum olmadığı ve önceden öngörülemezlik şartını sağlamadığı düşünülmektedir. • Yukarıda belirtilen iki işe ilişkin kontrollük hizmetlerinin ise, zaten temini zorunlu bir hizmet olmaması nedeniyle ihalelerinin de bu madde kapsamında yapılmaları uygun olmamıştır. • Halkalı-Yeni Havalimanı metro hattı yapım işi ile bu hatlarda kullanılacak araçların alımı ihalelerinin 2017 yılı sonu itibariyle dahi gerçekleştirilmemiş oldukları düşünüldüğünde, bu işlere ilişkin danışmanlık hizmetleri temininin de ivedi olmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. • Benzer biçimde, Ankara metroları yapım ve elektromekanik işlerinin kesin kabul işlemlerinin devam ediyor olmasının da idare tarafından önceden öngörülemez bir yönü bulunmamaktadır.
- Sonuç itibariyle, bu denli yüksek sözleşme bedelli işlerin ihalelerinin, davet edilecek isteklilerinin idare tarafından belirlendiği ilansız pazarlık ihale usulü ile yapılması ile tüm isteklilerin teklif verebildiği açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulü ile yapılması halinde oluşacak rekabet ortamı karşılaştırıldığında, açık ihale ve belli istekliler arasında usulünün sağladığı üstünlük ve fayda açıktır. Bu nedenle, kaynakların verimli kullanılması ve kamu yararının korunmasını teminen gerekli şartlar oluşmadan ihalelerin istisnai bir usul olan pazarlık usulüne göre ihale edilmemesi için idare tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
İstanbul Metrosunda Gecikme
- İdarenin İstanbul ilinde halihazırda yapımını üstlendiği son iki metro hattı yapım işinde ciddi gecikmeler yaşanmıştır. Örneğin, 13.11.2014 tarihinde ihale edilen, 03.03.2015 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve 13.03.2015 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanılan Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı Metrosu İnşaat ve Elektromekanik Sistemleri Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşinin sözleşmesine göre iş bitim tarihi 24.06.2018 olan işin hâlihazırdaki mali tamamlanma oranı %20 seviyelerindedir. Yüklenici, idareye sunmuş olduğu 30.04.2018 tarih ve 1124 sayılı dilekçesi ile 32 aylık süre uzatım talebinde bulunmuş ancak raporumuzun düzenlendiği tarih itibariyle idare tarafından konu hakkında henüz bir karar verilmemiştir. Benzer biçimde Sabiha Gökçen Havalimanı Raylı Sistem Bağlantısı İnşaatı ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşinde ise 569 gün süre uzatımı verilmek durumunda kalınmıştır. Dolayısıyla, yatırımların bir an evvel hayata geçirilmesi için ihalelerin ilansız pazarlık usulü ile yapılmasından ziyade İdarenin söz konusu süre uzatımı sebeplerine yoğunlaşması ve bu sorunları giderici tedbirleri alması bir an önce işin bitmesi ve hizmetin gecikmemesi açısından daha yerinde olacaktır.
- Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idarelerinin görev alanında olan metro ve şehir içi raylı sistem yapımı işleri 655 sayılı KHK’da
doğrudan Bakanlığın görevleri arasında sayılmamıştır. Bakanlığın kendi görev alanı dışında olan diğer Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler, il özel idarelerine ait teleferik, finiküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemi kurma işlerinin Bakanlık tarafından üstlenilmesi Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır. Ancak, yapılan incelemede, Bakanlık tarafından projesi yaptırılmak suretiyle yapım ve yapım kontrollüğü ihale edilerek sözleşmeye bağlanan ve yapımı devam eden Sabiha Gökçen Havalimanı Raylı Sistem Bağlantısı İnşaatı ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma projesinin Bakanlar Kurulu Kararıyla Bakanlık tarafından üstlenilmesine karar verilmediği halde Bakanlıkça yaptırılmaya başlandığı tespit edilmiştir.
- Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen birim fiyat teklifli ihalelerde, isteklilerin bazı iş kalemlerine aşırı yüksek fiyat teklifi verdikleri, işin önemli bir bölümü oluşturan iş kalemlerine ise aşırı düşük teklif vermek suretiyle toplam fiyat teklifini en düşük seviyeye çekerek ihaleyi aldıkları; imalat aşamasında ise ağırlıklı olarak aşırı yüksek teklif verilen işlerin yapılarak düşük fiyat teklif edilen ancak projenin daha büyük bölümünü oluşturan kısımların yapılamadan sözleşme bedelinin tamamlandığı görülmektedir. Bu nedenle projelerin maliyetlerinde artışlar meydana gelmektedir.
- Tabloda belirtildiği üzere yüklenicinin güzergâh kazı iş kalemi için verdiği fiyat teklifi yaklaşık maliyetteki birim fiyatın 9 katı, güzergâh dolgu iş kalemi için verdiği fiyat teklifi ise yaklaşık maliyetteki birim fiyatın 22 katıdır. (Raporda ismi verilmeden bir iş denilen bu proje, Bakanlığın Sayıştay’a verdiği cevapta Bakü Tiflis Kars Demiryolu Projesi olarak geçmektedir.)
- Bu oranlar öylesine yüksek ve toplam teklif bedeli üzerinde o kadar etkilidir ki, yüklenicinin ihaleyi alabilmesi için projenin büyük bir kısmını (yaklaşık %90) oluşturan kalemler için aşırı düşük fiyat teklifi vermesi gerekmiştir. Aşağıdaki tabloda iş gurubu bazında yaklaşık maliyet tutarları ve verilen toplam fiyat teklifleri ile bu tutarların birbirine oranı gösterilmektedir;
Tablo 1. Aşırı Yüksek Fiyat Teklif Edilen İş Kalemleri
İş Kalemi
Yaklaşık Maliyetteki Birim Fiyatı
Y-101.1 Güzergâh Kazı İşleri
3,23
Y-102 Güzergâh Dolgu İşleri
0,19
Yüklenicinin Teklifindeki Birim Fiyatı (TL)
29,70
4,30
Kat 9,20 22,63
- İdare cevabında sadece yüksek fiyat teklifi verilen iş kalemlerine odaklanmanın hatalı olduğu, bu mantıkla düşük fiyat teklifi verilen imalatlarda da Yükleniciye eksik ödeme yapılmış olacağı ifade edilmiştir. Bulgu konusu çalışmada sadece yüksek fiyatlı imalatlar değil düşük fiyatla yaptırılan imalatlar da dikkate alınarak hakedişe girmiş tüm imalat kalemlerinin yaklaşık maliyet birim fiyatları cinsinden toplam değeri ile yüklenici fiyatlarıyla yapılan ödemelerin toplam değeri karşılaştırılmıştır. Bu şekilde yapılan çalışmayla da söz konusu işte 231.865.978,14 TL yaklaşık maliyetli imalat için toplam 658.524.794,51 TL ödeme yapıldığı görülmüştür İmalatların çoğunun gerçekleştirildiği 2013 yılı içinde, ayrılan ödeneğin yaklaşık 2,5 katı harcanmış olmasına karşın, 2013 yılsonu itibariyle menfezlerin ve altgeçitlerin yüzde 25’inin tamamlanması gerekirken yüzde 1’inin tamamlandığı, aç-kapa tünel imalatlarının yüzde 27’sinin tamamlanması gerekirken yüzde 10’unun tamamlandığı, üstyapı imalatlarının yüzde 42’sinin tamamlanması gerekirken ancak yüzde 1’inin tamamlandığı görülmektedir. Buna karşın 2013 yılsonuna kadar güzergâh işlerinin yüzde 42’sinin tamamlanması öngörülmüşken yüzde 104’ü tamamlanmıştır. Bu rakamlar; yüklenicinin iş programına uymadığını, İdarenin de, imalatların iş programına uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlama görevini yerine
getirmediğini ve aşırı yüksek fiyat teklif edilen imalatlarla sözleşmenin bedelinin doldurulmasına engel olmadığını göstermektedir.
- İdare cevabında sıkça vurgulandığı üzere projelerin hazırlanması, ihalenin yapılması, işin yaptırılması, projenin değiştirilmesi idarenin yetkisindedir. Bununla birlikte, söz konusu işlemlerin yapılması sırasında idarelerce kullanılan takdir yetkisinin kamu menfaatinin sağlanması yönünde kullanılması gerekmektedir. Söz konusu işte idarenin kullandığı ve müdahale edilmemesi gerektiğini ifade ettiği takdir yetkisi sonucunda, Yüklenicinin, yaklaşık maliyetinin %6’sı bedelle gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği tünel imalatlarının (yaklaşık maliyeti 295.641.296,04 TL, yüklenicinin teklifi 17.747.153,93 TL) büyük bir kısmı, maliyetinin %3’ü bedelle gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği elektrifikasyon, sinyalizasyon ve telekomünikasyon imalatlarının (yaklaşık maliyeti 115.424.298,01 TL, yüklenicinin teklifi 3.028.108,55 TL) hiçbiri gerçekleştirilememiştir. Buna karşın maliyetinin 6 katı teklif verilen güzergâh işlerinde (yaklaşık maliyeti 84.012.354,20 TL, yüklenicinin teklifi 517.669.717,98 TL) iş artışları da dahil %125 gerçekleşme (650.448.645,83 TL) sağlanmıştır. Bu itibarla, söz konusu işte idarece kullanılan takdir yetkilerinin kamu menfaatinin sağlanması yönünde kullanıldığının iddia edilebilmesi imkân dâhilinde değildir.
Tablo 2. İş grubu Bazında Yaklaşık Maliyet Tutarları ve Yüklenici Teklif Tutarları Karşılaştırması
Yaklaşık Maliyet Tutarı Yüklenici Teklif Tutarı
Güzergâh İşleri Menfezler Altgeçitler Köprüler ve Viyadükler Tünel Tünel Portalı Aç Kapa Tünel Üstyapı İmalatları İstasyon Tesisleri Elektrifikasyon Sistemleri Sinyalizasyon ve Telekomünikasyon Sis Yedek Malzeme Bedeli TOPLAM
84.012.354,20 13.432.552,33 7.316.562,83 34.156.775,36 105.095.847,52 2.254.551,41 188.290.897,11 122.943.244,94 26.895.344,05 73.007.148,75 42.417.149,26 11.918.377,15 711.740.804,90
517.669.717,98 1.094.708,46 498.531,64 4.386.550,28 6.560.235,92 195.321,94 10.991.596,07 2.719.384,22 1.835.000,00 1.387.016,30 1.641.092,25 287.374,64
549.266.529,70
Yüklenici Teklifinin, İş Grubunun Yaklaşık
Maliyetine Oranı 6 katı 1/12 1/15 1/8 1/16 1/12 1/17 1/45 1/15 1/53 1/26 1/41
Tablo 3. Gerçekleştirilen İmalat Tutarlarının Yüklenici Teklif Birim Fiyatları ve Yaklaşık Maliyet Birim Fiyatları Bazında Karşılaştırılması
Yüklenici Teklif Fiyatlarıyla Yapılan İmalat Tutarı (TL)
Yaklaşık Maliyet Fiyatlarıyla Yapılan İmalat Tutarı (TL)
Güzergâh İşleri
650.448.645,83
85.581.091,08
Menfezler
523.046,88
7.224.124,39
Altgeçitler
334.499,84
4.480.677,16
Köprüler ve Viyadükler
2.310.464,91
11.060.067,25
Tünel
817.132,48
17.476.993,62
Tünel Portalı
19.475,35
648.490,93
Aç Kapa Tünel
2.443.885,27
33.458.890,23
Üstyapı İmalatları
1.142.643,96
50.959.393,47
İstasyon Tesisleri
485.000,00
20.976.250,00
Elektrifikasyon Sistemleri
Sinyalizasyon ve Telekomünikasyon Sis
Yedek Malzeme Bedeli
TOPLAM
658.524.794,51
231.865.978,14
- İdarece, Yüklenicinin orantılı olmayan fiyat teklifi karşısında, işin sözleşmesi uyarınca, işin yarım kalma riskini giderici önemlerin alınması, iş programının yüksek ve düşük fiyat teklif edilen imalatların dengeli olarak gerçekleştirilmesini sağlayacak şekilde hazırlanması ve bu iş programının ciddi bir şekilde uygulanmasının sağlanması gerektiği halde, bu işlemlerin yapılmaması nedeniyle, tek hat ray döşenmiş, elektrifikasyonu yapılmamış dizel araç çalışan, alt ve üst yapısı tamamlanmadığı, eksiklikleri için 2. ikmal ihalesine çıkılan ve maliyetine 426 milyon TL eklenmiş bir demiryolu hattının işletmeye açılması zorunda kalınmıştır.
- İdare cevabında Kars-Tiflis Demiryolu hattının bitirilerek ticarete açıldığı ifade edilmiştir. Demiryolunun ticarete açıldığı doğru olsa da ihale edilen projenin tamamlandığı ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Projede belirtilen imalatların önemli bir kısmı sözleşme bedeli doldurulduğu için tamamlanamamıştır. Özellikle bir kısım tünel imalatı ve üstyapı imalatı eksik kalmış, elektrifikasyon, sinyalizasyon ve telekomünikasyon imalatları ise sözleşmeye dahil olmasına rağmen hiç yapılamamıştır.
- İdare cevabında geçen, “Ayrıca işin tamamlanan kısımlarında fiyat avantajı ve kamu menfaati sağlanan iş artışları da dikkate alınmamıştır.” ifadesi anlaşılamamıştır. Zira, Kars Tiflis Demiryolu hattı yapımı işinde, iş artışı kapsamında yaptırılan işlerin neredeyse tamamını yüksek fiyat teklifi verilmiş güzergâh işleri oluşturmaktadır.
Şöyle ki; yapılan iş artışı tutarı 109.386.943,84 TL iken güzergâh işlerindeki gerçekleştirilen imalat tutarındaki artış 132.778.927,85 TL’dir. Bir başka deyişle yapılan iş artışının tamamı güzergâh işlerine yönlendirildiği gibi düşük fiyat teklifi verilmiş diğer imalatlar için yapılan iş eksilişine ait tutarlar da güzergâh işleri için kullanılmıştır.
- İdare tarafından ihale edilen Sabiha Gökçen Havalimanı Raylı Sistem Bağlantısı İnşaatı ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma yapım işinin incelenmesi sırasında, uygulama projelerinin hazırlanması ve yürütülmesinin, işin sözleşmesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine uygun olmadığı görülmüştür. Uygulama projeleri ve malzeme seçimi için idarenin talep ettiği hesaplamaların imalatlar başladıktan çok sonra idareye sunulduğu, dolayısıyla, kazı destek elemanlarının hangisinin tercih edileceğine dair İdareye gerekli hesaplamaların vaktinde sunulmaması nedeniyle kazı işlerinin onaylı uygulama projeleri olmadan yüklenicinin tasarrufuyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
- İnşaat ince işleri için de istasyon mahallerindeki artış oranı nazara alınarak iş artışı fiyatlandırılmıştır. Kamu ihale mevzuatı iş artışının nasıl yapılacağını açık bir şekilde belirlemiştir. Bu hükümlerin belirlediği kurallar çerçevesinde hareket edilmesi gerekmektedir. İdarenin yaptığı uygulamada birim fiyat teklif cetvelinde mevcut bulunan bir poz için yüklenicinin teklif ettiği bedel, tünel boyundaki artış veya istasyon alanı artış yüzdesi kadar artırılarak yeni birim fiyat tespit
edilmiştir. Bir kere bu işlerin fiyatı birim fiyat teklif cetvelinde bellidir, işlerin miktarı artmıştır. Dolayısıyla yeni birim fiyat yapmaya gerek yoktur.
- 2017 yılı içinde tamamlanamayan ve ikmale kalan iki adet işte, mevzuat hükümlerine aykırı olarak iş artışı yapılarak işin tamamlanamayacağı anlaşılmasına karşın iş artışı yapıldığı görülmüştür. Bu işlere ait bilgiler aşağıda yer almaktadır;
AdapazarıKarasu Demiryolu Bağlantısı Altyapı İnşaatı
Kars-Tiflis Demiryolu Alt ve Üst Yapı İkmal İnşaatı
Sözleşme Tutarı
İş Artış Tutarı
Artış Oranı
320.000.840,46 63.998.272,56 20,00%
549.266.529,69 109.386.943,84 19,92%
- Adapazarı-Karasu Limanları ve Sanayi Tesisleri Demiryolu Bağlantısı Altyapı İnşaatı işinin sözleşme bedeli 320.000.840,46 TL iken, yapılan %20 iş artışıyla toplam bedel 383.999.113,02 TL olmuştur. İhalesi yapılan projede yer almayan jet-grout imalatı projeye dahil edilmiş ve sadece bu kalemde toplam olarak 366.541.842,83 TL tutarında imalat gerçekleştirilmiştir. Rakamlardan anlaşıldığı üzere sözleşme bedelinin tamamı jet-grout imalatıyla doldurulduğu gibi iş artışı kapsamında yapılan imalatların büyük bir kısmını da bu iş kalemi oluşturmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki jet-grout imalatı sonradan projeye dahil edildiği için söz konusu iş kaleminin birim fiyatı ihaleyle belirlenmemiş, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 22’nci maddesi hükmü doğrultusunda yeni birim fiyat hazırlanmıştır. Dolayısıyla, İdare cevabında yer aldığı gibi ihale yoluyla rekabetçi ve düşük fiyatların elde edildiğine yönelik ifade bu iş için gerçeği yansıtmamaktadır.
- İdare cevabında söz konusu iş artışlarının mevzuata uygun olmasa da teknik sebeplerle bir gereklilik olduğu ifade edilmiştir. Bulguda bahsi geçen mevzuat hükmü açık olup istisnaya yer verilmemiştir. Bu sebeple, İdarenin, iş artışı yapılarak tamamlanamayacağı anlaşılan işlerde mevzuata uygun olarak hareket etmesi ve iş artışı yapılmadan mevcut sözleşme bedeli tamamlandığında işin tasfiye edilerek sonlandırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
- Raylı sistem inşaat işlerine ilişkin yapım kontrollüğü hizmetlerinin temini amacıyla gerçekleştirilen danışmanlık hizmet alım ihalelerinin bazılarında ihale dokümanlarında İdarece yapılan “benzer iş” belirlemelerinin, Danışmanlık Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde
yer alan benzer iş tanımının yapılmasına ilişkin hükümlere uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bulgu konusu benzer iş tanımlarından örnek verecek olursak, bir ana hat demiryolunun yapım tekniği ve uzmanlık bilgisi açısından otoyol yapımı ile benzerlik taşımamasına karşın Adapazarı-Karasu Limanları ve Sanayi Tesisleri Demiryolu Bağlantısı Alt Yapı, Üst Yapı, Elektrifikasyon, Sinyalizasyon ve Telekomünikasyon İşleri Kontrollük ve Danışmanlık Hizmetleri İşi ihalesinde idare tarafından yapılan benzer iş tanımında otoyol yapımı ve yapımına ilişkin kontrollük hizmetlerine yer verilmesinin Yönetmelik’te belirlenen çerçeveye uygun olmadığı düşünülmektedir.
- Danışmanlık hizmet alımı ihalelerinde istekliler tarafından sunulan iş deneyim belgelerinin değerlendirilmesinde, Danışmanlık Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin aday ve isteklilerin sunduğu belgelerin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerinde belirtilen şartlara aykırı değerlendirme yapıldığı tespit edilmiştir. “İstanbul Yeni Havalimanı Raylı Sistem Bağlantıları İçin Kontrollük, Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi” ihalesinde, isteklilerden biri tarafından sunulan iş deneyim belgesi metro veya hafif raylı sistem standartlarına uymayan bir kent içi raylı taşıma sistemi inşaatı müşavirlik hizmetleri işine aittir. İhale ön yeterlik şartnamesinde bu iş kapsamında sadece hızlı tren, metro veya hafif raylı sistem inşaat işleri ile ilgili danışmanlık (kontrollük) hizmetlerinin benzer iş kapsamında geçerli kabul edileceği belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu isteklinin ihalede sunduğu bu belge ihale komisyonu tarafından geçerli kabul edilmiş ve iş bu istekli üzerine ihale edilerek, sözleşme imzalanmıştır.
- “Sabiha Gökçen Havalimanı Raylı Sistem Bağlantısı İnşaat ve Elektromekanik Sistemleri İşi İçin Kontrollük, Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi” ihalesi kapsamında, ihale üzerine bırakılan danışmanlık hizmet sunucusunun pilot ortağı olan yabancı uyruklu şirket tarafından sunulan teknik teklif dosyasında benzer işlerdeki deneyimini göstermek üzere sunulmuş toplam yedi adet iş deneyim belgesi bulunmaktadır. Söz konusu belgelerin içeriğine bakıldığında, hepsinde kontrollük hizmetlerinin yanı sıra önemli ölçüde tasarım ve etüd proje hizmetleri de bulunduğu görülmektedir. Kontrollük ve danışmanlık hizmetleri alımı ihalesinde tasarım hizmetlerinin benzer iş tanımı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
- Bunun dışında, istekli tarafından ikinci sırada sunulan 14.06.2012 tarih ve 24.566.564,00.-Euro tutarlı iş deneyim belgesi incelendiğinde belgeye
konu işin Almanya’da gerçekleştirilmesine karşın belgenin apostil şerhinin Hollanda makamlarınca düzenlendiği görülmektedir. Oysa, “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetin Kaldırılması Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin 3ncü maddesinin ilk fıkrası; “İmzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının ve gerektiğinde, bu belge üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi için zorunlu görülebilecek tek işlem 4 üncü maddede tanımlanan tasdik şerhinin belgenin verildiği Devlet yetkili makamınca bu belgeye konulmasından ibarettir” hükmünü taşımaktadır. Bu nedenle, Almanya’da düzenlenen bir belgenin Hollanda makamlarınca tasdiki zaten tasdik işleminin amacına aykırı olmakta ve ilgili sözleşmenin yukarıda yer verilen maddesi gereği geçerliliği bulunmamaktadır.
- İhale komisyonları tarafından danışmanlık hizmet alım ihalelerinde yapılacak teknik değerlendirmelerin mevzuatta yer alan tüm kurallara uygun biçimde yapılıyor olmasına ve dolayısıyla da ihale sonuçları üzerinde hiçbir tereddüdün kalmamasına daha titizlikle riayet ediliyor olması gerekmektedir. Aksi halde, ihalelere hâkim olması gereken temel ilkelerden olan rekabet ve eşit muamele ilkelerinin ihlal edilmiş olacağı değerlendirilmektedir.
Rapordaki Diğer Bulgular
- Pazarlık usulüyle ihale edilen İstanbul Yeni Havalimanı Raylı Sistem Bağlantıları İçin Kontrollük, Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi İhalesinde istekli tarafından sunulan yeterlik belgeleri arasında tutarsızlık olmasına rağmen ihalenin bu istekli üzerinde bırakılması.
- Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı Metrosu İnşaat ve Elektromekanik Sistemleri ile Araç Alımı İçin Kontrollük, Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi İhalesinin ön yeterlik değerlendirmesinde “yabancı istekli” durumunda olan bir adayın başvuru mektubunda sehven “yerli istekli” olduğu yönünde beyanda bulunması nedeniyle teklifinin değerlendirme dışı bırakılması.
- Yapım kontrollük hizmeti alınmasına ilişkin danışmanlık hizmet alım ihalelerinde istekliler tarafından teknik teklif ekinde sunulması gereken tüm teknik personelin belirlenmemesi.
- Ankara Metroları Yapım İşlerinin Kontrollük Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşine ait yeşil defter ve puantaj kayıtlarına göre tam zamanlı olarak sistem mühendisi, sinyal uzmanı, elektrifikasyon uzmanı ve araç mühendisi (makine) pozisyonlarda çalışan dört teknik personelin aynı firma tarafından teklif sunulan Konya Hafif
Raylı Sistem Projeleri Etüd, Proje ve Mühendislik Hizmetleri İşi ihalesinde teknik teklif kapsamında işin idamesinde çalışacak teknik personel olarak önerildiği tespit edilmiştir. Bu itibarla, Ankara Metroları Yapım İşlerinin Kontrollük Danışmanlık ve Mühendislik Hizmetleri İşi kapsamında tam zamanlı görevlendirilen teknik personelin, aynı zamanda Konya Hafif Raylı Sistem Projeleri Etüd, Proje ve Mühendislik Hizmetleri İşi kapsamında teklif edilmesi, teknik şartname hükmüne aykırılık teşkil etmekte olup sonradan yapılan ihale ve imzalanan sözleşme sonucunda ortaya çıkan bu yeni ve olumsuz duruma ilişkin yaptırım ve düzeltmelerin gerçekleştirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
- Yapım kontrollük hizmetlerinin teminine yönelik gerçekleştirilen danışmanlık hizmet alım işlerinde sözleşmenin uygulanması safhasında, ihale aşamasında önerilen teknik personelde yapılan değişikliklerde Yönetmelik ve sözleşme hükümlerine riayet edilmediği tespit edilmiştir.
- Tip sözleşmenin amir hükmüne rağmen, İdarece sözleşmenin “Diğer Hususlar” bölümünde yapılan düzenlemeyle, Tip sözleşmede hüküm bulunan hallerden biri olan geri ödenecek masrafların kapsamı, ödeme şekli ve belgelendirme zorunluluğuna ilişkin hükümlerine aykırı düzenleme yapılmış ve söz konusu hükümlerin sonuçları ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
- Yapımla ilgili danışmanlık hizmet alımlarının ihale hazırlık sürecinde, birim fiyat teklif cetvellerinde danışmanın tüm genel giderlerine karşılık olması amacıyla geri ödenecek masraflar adı altında bir iş kalemine yer verilmektedir. Ancak, yaklaşık maliyet hazırlanırken bu iş kalemi için detaylı bir maliyet çalışması yapılmaksızın iş kaleminin muhtevası ile orantısız biçimde yüksek yüzdeler üzerinden bu iş kalemine maliyet ataması yapıldığı için bu ihalelerde yaklaşık maliyetlerin gerçeği yansıtma kabiliyetlerinin önemli ölçüde zedelendiği tespit edilmiştir. Yaklaşık maliyetlerin olması gerekenden yüksek seviyelerde belirlenmesinin, ihalelere katılımı ve ihalelerde rekabeti kısıtlayıcı bir sonuca yol açması nedeniyle de rekabetin korunması ilkesine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir.
- Faturalı giderler iş kalemi de aynı geri ödenecek masraflar iş kalemi gibi yaklaşık maliyetin gereksiz bir biçimde yüksek oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu da, ihalelerde parasal tutar olarak belirlenen yeterlik koşullarının tutarlarının olması gerekenden daha yüksek seviyelerde belirlenmesine ve bundan kaynaklı olarak rekabetin kısıtlanmasına neden olmaktadır.
Dünyada ve Türkiye’de
DALGA ENERJİSİ
İsmail H. Altaş ve Erdinç Şahin Karadeniz Teknik Üniversitesi [email protected], [email protected]
Dalga enerjisi, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi popüler yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha fazla enerji yoğunluğuna ve gün içerisinde daha fazla kullanılabilirlik durumuna sahiptir. Fakat dalga enerjisinin kullanımı rüzgâr ve güneş kadar yaygınlaşamamıştır. Bunun başlıca nedeni dalgaların doğal yapısı gereği üretilen enerjinin düzensiz karakteristik göstermesi, dalga enerji dönüştürücülerinin karmaşık ve maliyetli yapısıdır. Özellikle doğrudan sürüşlü dalga enerji sistemlerinde üretilen düzensiz gücün şebekeye veya yüke aktarılmadan önce güç elektroniği ara yüzleri, enerji depolama üniteleri veya karma enerji sistemleri ile birlikte kullanılması gerekmektedir.
Bu makalede dalga enerji sistemleri genel olarak ele alınmakta, dalga enerji potansiyeli, dünya genelinde çokça kullanılan dalga enerji dönüştürücüleri ve ülkemizde dalga enerjisine yönelik yapılan projeler sunulmaktadır. Bu makalede verilen bilgiler, ülkemiz için de önemli bir çevre dostu ve yerli enerji kaynağı olabilecek durumdaki dalga enerji potansiyelinin de değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Enerji, önemi dünden bugüne taşınan ve geleceğe de taşınacak olan bir konudur. Bu nedenle, ülkeler sürekli enerji politikaları geliştirmekte, yarının ihtiyacını bugünden planlamakta ve geleceğe yönelik yatırımlar yapmaktadırlar.
Enerji tüketim seviyesi, toplumların gelişmişlik düzeyinin gösterilmesinde kullanılan önemli parametrelerden bir tanesidir. 7,3 milyar olan dünya nüfusunun 2040 yılında 9.1 milyara ulaşması beklenmektedir. Nüfusta beklenen %25’lik artış ve ekonomik gelişmeler ile birlikte dünya mevcut enerji
ihtiyacının (ulaşım, endüstriyel, elektrik üretimi ve konut alanlarında) 2040 yılında, 2015’e göre %25 oranında artacağı tahmin edilmektedir [1].
Küresel elektrik enerjisi ihtiyacının ise 2015-2040 yılları arasında 21-22 bin TWh’dan, 33-34 bin TWh’lara kadar %60 oranında artması beklenmektedir [1]. Dünya üzerinde elektrik enerjisi üretmek için kullanılan kaynaklar; kömür, petrol, doğal gaz, nükleer, rüzgâr/güneş enerjisi ve diğer (dalga enerjisi, jeotermal, hidroelektrik, biyokütle vb.) yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. 2015 yılında yapılan bir araştırmada elektrik enerjisi üretiminde en çok paya ait kaynağın %40 ile kömür olduğu bildirilmiştir [1]. 2040 yılına gelindiğinde ise elektrik enerjisi üretiminde kömür oranının %30’un altına düşmesi beklenmektedir. Bu düşüşün sebebi ise karbondioksit salınımını azaltmak için ülkelerin enerji politikalarında doğal gaz, nükleer ve yenilenebilir enerjilere olan yatırımlarını artıracak olmalarıdır.
Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ve rüzgâr enerjisinin 2040 yılına gelindiğinde %360 büyüme göstermesi ve bu kaynaklar kullanılarak üretilen elektrik enerjisinin, küresel elektrik enerjisi üretiminde yaklaşık %15’lik bir paya sahip olması beklenmektedir [1].
Ülkemizde ise elektrik enerjisi üretiminde 2005 ve 2015 yıllarına ait elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kaynakların kurulu güç dağılımları Tablo 1’de gösterilmektedir [2]. Tablo 1’de verilen kaynaklardan termik başlığı, kömür, sıvı yakıtlar, doğal gaz, çok yakıtlı ve atık-atık ısı enerji kaynaklarını içermektedir.
Ülkemizin kurulu gücü 2005 yılından 2015 yılına kadar geçen süre içerisinde yaklaşık olarak iki kat artmış ve hızla artmaya da devam etmektedir.
Tablo 1. Ülkemizin 2005 ve 2015 yıllarına ait elektrik enerjisinde kullanılan kaynak dağılımları ve kurulu güç toplamları [2]
Termik
Hidrolik
Rüzgâr
Güneş
Toplam (MW)
25.902,3
12.906,1
15,0
20,1
38.843,5
66,68
33,23
0,04
0,05
41.903,0
25.867,8
623,9
4.503,2
248,8
73.146,7
57,29
35,36
0,85
6,16
0,34
Geçen süre içerisinde tıpkı dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de termik santrallere dayalı elektrik enerjisi üretimi yüzde olarak azalmış, yenilenebilir enerji türlerinden hidrolik, jeotermal, rüzgâr ve güneş enerjilerine olan yatırımlar artmıştır.
2. Dalga Enerjisi
Fosil yakıt fiyatlarının sürekli değişken olması ve bu kaynakların çevreye olan olumsuz etkileri nedeniyle yenilenebilir enerjiye olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Öyle görünüyor ki geleceğin enerji ihtiyacının büyük bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanacaktır [3, 4].
Güneş enerjisi canlı yaşamı ve varlığı için tartışmasız bir kaynaktır. Son yıllarda güneş ışınlarından elektrik üretimi yapan güneş panellerinin kullanımı teknolojik gelişmeler ile birlikte bir hayli dikkat çekmektedir. Güneşin dünya yüzeyini farklı sıcaklıklarda ısıtması ile diğer bir önemli yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgâr oluşmaktadır. Rüzgârın ise okyanus ve deniz yüzeylerinde esmesiyle dalga oluşumu gerçekleşmektedir. Rüzgâr sayesinde üretilen bu dalgaların enerjisi elektrik üretiminde kullanılabilir. Öyle ki İspanya, Japonya, Portekiz ve Tayland gibi bazı ülkeler dalga enerji potansiyelini görerek gelecek yılların yatırımını şimdiden planlamışlardır [5].
Küresel anlamda teorik olarak hesaplanan dalga enerji potansiyeli yaklaşık 32.000 TWsaat/yıl (3.65 TW)’dır [6]. Dalga enerjisinin, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi popüler enerji kaynakları ile karşılaştırıldığında öne çıkan en önemli özelliği, en yüksek enerji yoğunluğuna sahip olmasıdır. Güneş enerjisinin rüzgâra, rüzgârın da dalga enerjisine dönüştüğü çevrimde güneşten dalga enerjisine doğru güç yoğunluğunun arttığı bilinmektedir. [7]’de verilen bir araştırmaya göre 15o kuzey enleminde ölçülen solar güneşlenme 0.17 kW/m2’dir. Bu solar güneşlenmenin ortaya çıkardığı ortalama rüzgâr hızı 10 m/s’dir ve bu rüzgârdan elde edilebilecek güç yoğunluğu ise 0.58 kW/m2’dir. Elde edilen bu rüzgârın ise 8.42 kW/m2 güç yoğunluğuna sahip dalga oluşturabildiği hesaplanmıştır.
Dalga enerjisi güç yoğunluğunun, rüzgâr enerjisi güç yoğunluğundan yaklaşık 15 kat büyük olması, dalga enerji dönüştürücü (DED) sisteminin fiziksel olarak rüzgâr enerjisi dönüştürücü sisteminden yaklaşık 15 kat daha küçük olması sonucunu doğurabilir. Aynı güç kapasitesine sahip rüzgâr türbini ve dalga enerji dönüştürücüsü [8]’de fiziksel büyüklük açısından da karşılaştırılmıştır. Vestas adında ve 850 kW’lık güç kapasitesi olan bir rüzgârgülü, 60 m kule yüksekliği ve 52 m pervane çapına sahiptir. Buna karşılık 750 kW güç kapasiteli Pelamis adında DED’in boyu 150 m ve çap genişliği sadece 3.5 m’dir.
Dalga enerjisini öne çıkaran diğer bir konu ise gün içerisindeki kullanılabilirlik durumudur. Belirli bir bölgedeki dalga enerjisi kullanılabilirliği zamanın %90’ına kadar yayılabilirken, güneş ve rüzgâr enerjisi kullanılabilirliği yalnızca zamanın %20-30’u seviyesinde bulunmaktadır [9].
Dalga enerjisi kullanımının rüzgâr ve güneş enerjisi gibi artmamasının nedeni, deniz dalgasından enerji çıkarımının yukarıda bahsedilen enerji çeşitleri kadar basit olmamasından kaynaklanmaktadır. Dalgaların genlik ve frekansının doğası gereği düzensiz olması üretilen enerjinin de düzensiz olmasına yol açmaktadır. Üretilen bu enerji direkt olarak yük beslemesinde veya şebeke bağlantısında kullanılamayacağı için ultra-kondansatör, batarya veya diğer enerji kaynaklarının birlikte kullanıldığı bütünleşik bir enerji sistemine veya mekanik sistemler (hidrolik-pnömatik devreler) ile DED yapısının değiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır [10].
Dalgalardan enerji çıkarımında karşılaşılan diğer bir önemli zorluk ise olağanüstü hava koşulları yani fırtınalardır. Kıyı şeridinde veya deniz açıklarında konuşlandırılan dalga enerji dönüşüm sistemi bu tarz doğa olaylarına karşı korunaklı olmalıdır.
Sağladığı avantajlar dalga enerjisini diğer yenilenebilir enerji sistemleri arasında her ne kadar ön plana çıkarsa da, dalga enerji sistemlerine yapılan yatırımlar güneş ve rüzgâr enerjisine yapılan yatırımlara oranla daha azdır. Küresel anlamda yaşanılan ekonomik kriz nedeniyle de dalga enerji teknolojilerine yatırım yapmak daha da zor hale gelmektedir [10].
Enerji kaynaklarına yapılacak olan yatırımların kararlaştırılmasında üretim ve iletim maliyetlerinin karşılaştırılması büyük önem arz etmektedir. Bu karşılaştırmada ise genellikle seviyelendirilmiş enerji maliyeti (SEM) (levelized cost of energy) dikkate alınmaktadır. SEM, proje yatırımının karlı olması için üretilen elektriğin satılması gereken enerji fiyatı olarak tanımlanmaktadır. 2013 yılı Dünya enerji konseyi raporuna göre SEM değeri dalga enerjisi için ortalama 49.6 cents/kWsaat’tir [11]. Bu değerin diğer yenilenebilir enerji kaynakları ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Yapılacak olan yatırımlar ve teknolojik gelişmeler ile dalga enerjisi SEM değerinin 2030 yılına kadar 16-17 cents/kWsaat oranlarına kadar düşürülmesi hedeflenmektedir [11]. Ayrıca dalga enerjisinin diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla üretim ve iletim masrafları ($/kWh) açısından karşılaştırılması Tablo 2’de verilmektedir. Tablo 2’ye göre gelecek yıllarda dalga enerjisi sistemlerinde meydana gelecek olan teknolojik gelişmeler ile ortaya çıkacak maliyet hesabı diğer yenilenebilir enerji sistemleriyle yarışabilir hale gelecektir.
Tablo 2. Yenilebilir enerji kaynakları için hesaplanan yaklaşık üretim ve iletim masrafları [12]
Enerji teknolojisi
2005-2010
2020>
Rüzgâr (Kara)
≤ $0.04
Rüzgâr (Açık deniz)
$0.10-0.17
$0.08-0.13
Dalga
≥ $0.11
Hidroelektrik
Fotovoltaik
> $0.2
$0.1
Gelgit
> $0.11
$0.05-0.07
3. Dünyada ve Ülkemizde Dalga Enerji Potansiyeli
Dünya üzerinde dalga enerjisi açısından en zengin alanlar hem Kuzey hem de Güney yarım kürenin 40o-60o enlemleri arasında kalan alandır. Fakat en yüksek yıllık ortalama potansiyele sahip alan, Güney yarım kürede yer alan 40o-60o enlemleri arasıdır [10]. Dalga enerjisi açısından zengin bazı bölgelerin sahip olduğu net dalga gücü (5 kW/m’den küçük alanlar ve buzullar hariç) Tablo 3’te verilmektedir [13].
Bazı ülkelere ait dalga güçleri; İrlanda 21GW, Portekiz 10GW, Danimarka 3.4 GW, İsveç 1GW, İngiltere 120 GW ve Akdeniz tarafında Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan’ın toplam dalga gücü 30 GW olarak hesaplanmaktadır [14].
Tablo 3. Dalga enerjisi açısından zengin bazı bölgelerin sahip olduğu net dalga gücü [13]
Bölge Avustralya ve Yeni Zellanda
Pnet (GW) 574
Güney Amerika’nın batısı
Avrupa’nın kuzeyi ve batısı
Asya’nın güney doğusu ve Malenezya
Kuzey Amerika’nın batısı
Güney Amerika’nın doğusu
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin kıyı uzunluğu yaklaşık 8210 km’dir. Ancak Türkiye’nin dalga potansiyeli, her kıyı bölgesinde küçük dalga enerji sistemleri kurmak için uygun değildir. Türkiye’nin toplam sahil uzunluğunun yaklaşık beşte biri 18.5 TWsaat/yıl (yaklaşık 2.11GW) dalga enerjisi teknik potansiyeline sahiptir [15]. [16]’da verilen bilgilere göre ise ülkemizin dalga enerjisi potansiyeli 4-17 kW/m (m: dalga tepe uzunluğu) dalga gücü aralığın-
da kullanılabilir kaynak olarak yaklaşık 10 TWsaat/ yıl olarak belirtilmiştir. İstanbul Boğazı’nın kuzeyi, Batı Karadeniz bölgesi ve Ege Denizi’nin güneybatı kıyıları (Marmaris, Finike arası) dalga enerjisi için en iyi mevkiler olarak önerilmektedir [16].
Karadeniz Bölgesinin dalga enerji potansiyelinin araştırılmasına yönelik bir kaç bilimsel çalışma gerçekleştirilmiştir [17-20]. [18]’de Karadeniz’in 15 yıllık sayısal verileri temel alınarak dalga enerjisi potansiyeli araştırılmıştır. Buna göre, Karadeniz’in güneybatı kıyıları, bir dalga çiftliği kurulması için en iyi yer olarak önerilmektedir. Karadeniz’in batı bölgelerinin (özellikle güneybatıda yıllık ortalama dalga enerjisi kaynağı 3 kW/m’ye kadar çıkmaktadır) doğu bölgelerden daha enerjik dalgalara sahip olduğu saptanmıştır [18]. [19]’da yapılan çalışmada ise Karadeniz’e ait 13 yıllık rüzgâr verileri 3. Jenerasyon spektral dalga modeli ile analiz edilmiş ve dalga enerji potansiyelinin batıdan doğuya doğru azaldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmaya göre, Karadeniz’in Güney Batı bölümünde en büyük ortalama dalga gücü yaklaşık 7 kW/m ve doğu kesiminde ortalama dalga gücü yaklaşık 3 kW/m’dir. [20]’de yapılan çalışmaya göre ise Karadeniz’in güneydoğu sahillerindeki dalga enerjisi potansiyeli verilmektedir. Bu çalışmada Sinop 10 MWh/m dalga güç akısı ile en yüksek değere sahip il olmuştur. Diğer kıyı şeridi illerinin (Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Hopa) yıllık dalga enerjisi potansiyeli yaklaşık 6 MWh/m olduğu ve bu potansiyeli 0.5-2 m belirgin dalga yüksekliklerine ve 2-5 s dalga periyotlarına sahip dalgaların oluşturduğu belirtilmektedir. Ayrıca [20]’de, gelecekte artacak olan DED’lerin verimliliği ve dalga enerjisinin çıkarılması için teknolojik yeteneklerin geliştirilmesi ile dalga enerjisinin dikkat çekici bir enerji kaynağı haline geleceği ve Karadeniz’in güneydoğusundaki kıyılarında tahmin edilen dalga enerjisi potansiyelinin düşük olduğu belirtilmektedir.
Ülkemizde gerçekleştirilen gerçek dalga enerjisi uygulamalarına bakacak olursak, bu konu ile ilgili ülkemizde yapılan ciddi prototip denemelerinden bir tanesi, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ve Türkiye Elektromekanik Sanayi A.Ş. (TEMSAN) işbirliğiyle 15 Şubat 2008 tarihinde başlatılan “Dalga Enerjisinden Elektrik Üretimi” isimli projeyle Sakarya’nın Karasu ilçesinde gerçekleştirilmiştir. 5 kW gücünde ve mobil olarak tasarlanan sistem 4 adet duba, şamandıra ve generatörden meydana gelmektedir. Sistem dalgaların dikey hareketinin şamandıra ile generatöre iletilmesiyle çalışmaktadır [21].
Son zamanlarda Karadeniz için dalga enerjisi açısından sevindirici bir gelişme de yaşanmıştır. Batı
Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA)’nın 27.03.2017 tarihli duyurusunda Avustralya menşeli CSG Exploration and Production Services firması ile gerçekleştirilen görüşmelerde Zonguldak’a ücretsiz bir pilot tesis kurulumunun talep edildiği ve firmanın 50 kW gücündeki bu tesisi ücretsiz olarak kurmayı kabul ettiği belirtilmiştir [22]. Böylelikle Karadeniz’de dalga enerjisi uygulamasına başlanacaktır. Bu gelişme bölgemiz ve ülkemiz için dalga enerji sistemlerinin geleceği açısından oldukça önemlidir.
4. Dalga Enerjisi Dönüştürücü (Türbin) Teknolojileri
Dalga enerjisi dönüştürücüleri (DED) en temel anlamda dalganın yatay ve dikey hareketlerini yakalayarak bu hareket enerjisini elektrik enerjisine çeviren sistemlerdir. DED’ler ile ilgili yapılan çalışmaların patent tarihi 1799 yılına kadar dayanmaktadır [23]. DED sistemleri üzerine yapılan çalışmalarda Japonya, Kuzey Amerika ve Avrupa’da binden fazla dalga enerji dönüşüm yöntemi patentlenmiştir [24]. Tasarımdaki bu büyük değişimlere rağmen, DED’ler genellikle konum ve türe göre sınıflandırılmaktadır [25].
Konumuna göre DED sistemleri kıyı, yakın kıyı ve açık deniz olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kıyı tipi sistemlerinde DED’ler kıyı şeridinde konumlandırılır ve sığ sulara yerleştirilmektedir. Bu tip DED’lerin en büyük avantajı kurulumunun-bakımının kolay olması ve üretilen enerjiyi şebekeye aktarmak için uzun deniz kablosuna ihtiyaç duyulmamasıdır. Bununla birlikte, uygun kıyı alanlarının kısıtlı olması ve kıyı dalgalarının daha az enerji içermesi kıyı enerji sistemlerinin olumsuz yönleri olarak tartışılmaktadır [25].
Yakın kıyı DED sistemleri kıyıya birkaç yüz metre mesafede ve 10-25 m derinlikte konumlandırılan DED’leri içermektedir. Bu alandaki DED’ler genellikle deniz tabanına sabitlenir ve salınan gövde tarzında uygulamaları mevcuttur. Ancak yapı, dalgaların ortaya çıkardığı gerilmeyi taşımalıdır. Tıpkı kıyı sistemlerinde olduğu gibi yakın kıyı sistemlerinin de dalgalardan enerji çıkarımı potansiyeli düşük güçlü dalgalar nedeniyle daha azdır [25].
Açık deniz uygulamaları ise genellikle 40 m’den daha derin sularda DED’lerin konumlandırılmasıdır. Bu tarz sistemler açık sularda dalga genliği ve periyodu daha fazla olduğu için dalga gücünden en çok yararlanan sistemlerdir. Fakat açık denize yerleştirilen DED’lerin bakımı pahalıdır ve dönüştürücü büyük genlikli dalgaların verebileceği hasarlara dayanıklı tasarlanmalıdır. Ayrıca, enerjinin kıyıya taşınması için uzun ve pahalı deniz kablolarına ihtiyaç duyulmaktadır [10].
Literatürde DED teknolojileri olarak salınımlı su kolonu (SSK), salınan gövde (SG) ve üstten aşımlı sistemler (ÜAS) üzerine yapılan çalışmalar yer almaktadır. Bunlar arasında ise SG’li sistemler en sık kullanılan DED çeşidi olarak belirtilmiştir [26].
SSK sistemlerinde kolon adı verilen yapıların alt kısmında deniz suyu, üst kısmında ise hava yer almaktadır. Dalga hareketinin üstte yer alan havayı sıkıştırmasıyla, oda içerisinde sıkışan havanın elektrik jeneratörünü döndürmesi sonucunda enerji üretilmektedir [27]. En önemli örneği, LIMPET adı verilen, kıyı konumlu DED tipidir [24].
ÜAS’ler bir rampa yardımıyla topladıkları dalgaların kinetik enerjisini sistemin haznesinde toplayarak potansiyel enerjiye dönüştürmektedir. Depolanan bu su tıpkı hidrolik sistemlerde olduğu gibi tribüne iletilmektedir [27]. Bu teknoloji ile çalışan en bilindik DED tipi ve açık deniz uygulamalarında kullanılan ilk ÜAS olma özelliği taşıyan sistem Wave Dragon’dur (2003 yılında Danimarka’da, gücü: 140kW, rezervuar genişliği: 55m3 olan bir sistem kurulmuştur.) [28].
SG adı verilen sistemler ise genellikle açık sularda kurulan sistemlerdir. Dalgaların itici gücü DED gövdesini aşağı-yukarı ve/veya sağa-sola hareket ettirerek enerji indüklenmesini sağlar [27]. Bu tarz sistemler kendi içerisinde hidrolik ve doğrudan sürüşlü (DS) olmak üzere ikiye ayrılır.
SG tip hidrolik sistemlerde hidrolik pompalar elektrik jeneratörünü çalıştırmaktadır. Bu tip DED’lerin en bilinen uygulaması Pelamis adı verilen DED’dir [29]. Eklemli bir yapıdan oluşan Pelamis şu an ticari amaçlı kullanılan bir DED teknolojisidir. Pelamis’in 2008 yılında Portekiz açıklarında (kıyıdan 5 km uzaklıkta) konumlandırılan 750 kW’lık bir uygulaması vardır [30].
SG tipi DED’lerin diğer bir uygulaması da DS sistemlerdir. Hidrolik sistemlere göre yapısı daha basit olan DS sistemler, verimli bir şekilde dalgadan enerji çıkarmak için kullanılmaktadır [27]. Yapısı temel olarak deniz yüzeyinde hareket eden bir şamandıra ve doğrusal generatörden (DG) meydana gelen DS sistemler ile üretilen 3-faz elektrik enerjisi dalganın düzensiz karakteristiğini içermektedir. Bu durum üretilen enerjinin direkt yük beslemesinde veya şebeke bağlantısında kullanılmasına engel olmaktadır. Dolayısıyla DS sistemler ile üretilen enerjinin güç elektroniği devreleri ile düzenlenmesi gerekmektedir [27]. DS-DED’in en bilinen uygulaması Archimedes dalga salıncağıdır (ADS). Deniz tabanına sabitlenmiş olan ADS sistemi, içi hava dolu şamandıranın üzerinden geçen dalganın dikey konum hareketiyle elektrik enerjisi üretmektedir [31]. Şamandıranın hareketi doğrusal olduğu için elektrik üretiminde
DG kullanılmaktadır. Su altı uygulaması olan ADS dalga enerji sisteminin ilk prototipi 2000 yılında Portekiz kıyısında konumlandırılmış olup, 2MW’lık maksimum güce sahiptir [32]. Lysekil projesi (gücü:10 kW, ülke: İsveç) ve Oregon Üniversitesinin geliştirildiği L10 DED sistemi (gücü:10k W, ülke: Amerika) DS sistemlere verilebilecek diğer önemli çalışmalardır [33, 34].
5. Dalga Enerji Sistemlerinde Güç Elektroniği Uygulamaları Deniz dalgalarının genlik ve süreklilikleri düzensizdir. Farklı zamanlarda farklı genliklere sahiptirler. Oluşum sıklıkları da sabit aralıklarda değil, rastgeledir. Genlik ve oluşum sıklığının belirsiz olması bu dalgaların karakteristik özelliklerini düzensiz yapar. Bu düzensizlik dalga türbinlerine ve üretilen elektrik gücüne yansır. Bu nedenle dalga enerji sistemleri (DES)nden elde edilen elektrik gücünde süreksizlikler meydana gelir. Yani üretilen gerilim sürekli kullanılabilir değerde olmaz. Gerilimdeki bu süreksizlik üretilen gücün de süreksiz olmasına yol açacağından DES’inde güç düzenleyicilerin kullanılması zorunlu hale gelmektedir. Bu güç düzenleyiciler filtre, DA/DA, DA/AA, AA/AA gibi dönüştürücüler ve yedekleme ünitelerinden oluşur. Genel adıyla güç düzenleyiciler denilebilecek bu devre elemanları güç elektroniği teknolojilerinin birer uygulamasıdır. Dolayısıyla DES’lerinde önemli bir yere sahiptirler. Literatürde DES için kullanılan güç elektroniği ara yüzleri ve denetim algoritmaları verilmektedir. Yapılan çalışmalar bu makalede benzetim ve deneysel olarak iki ana başlık altında incelenmiş, deneysel sistemlerde düzenli dalga ve düzensiz dalga modelleri olmak üzere iki alt başlık altında toplanmıştır. İncelenen çalışmalardan bazıları aşağıda verilmektedir.
Benzetim çalışmaları: Bu kısımda DES’ler ile ilgili yapılan benzetim çalışmaları incelenmiştir.
Boström vd. [35] DS-DG’nin çalışma karakteristiğini farklı yük durumları için incelemektedir. Matlab ortamında geliştirdikleri benzetim modelinin doğruluğunu, Lysekil projesinden elde edilen verileri kullanarak kanıtlamışlardır. Jeneratörün davranışının hem AA karakteristiğini hem de doğrultucu kullanarak DA karakteristiğini inceleyen çalışma herhangi bir denetim yöntemi kullanmamıştır.
Thornburn vd. [36] DG’lerden oluşan bir dalga enerji çiftliğinin (DEÇ) benzetimini gerçekleştirmişlerdir. Bu çalışmada aynı ve farklı frekans ve genlik değerlerine sahip dalgaların uygulandığı beş ve on adet DG’lerden oluşan bir DEÇ’in enerji analizini yapmışlardır. Araştırmacılar birden fazla DG’nin kullanılmasıyla oluşturulan enerji çiftliği sisteminde üretilen enerjinin doğrultulmuş halinin daha az salınım içerdiğini ve böylelikle DES’lerde görülen sıfır geçişlerinin azaltıldığını savunmaktadırlar. Çalışmada herhangi bir denetim yönteminden bahsedilmemektedir.
Nie vd. [37] benzetim ortamında DS-DED sistemine karma enerji depo üniteleri (ultra-kondansatör (UK) ve Li-ion akü) entegre ederek sabit bir DA bara gerilimi elde etmektedir. Düzenli dalga rejiminde genlik değişimini dikkate alan çalışmada DED sistemi için artıran AA/DA doğrultucu, enerji depo üniteleri için ise çift yönlü AAÇ’ler kullanılmaktadır. Güç elektroniği devrelerinin denetiminde PI denetleyici kullanan araştırmacılar ayrıca bataryaların genellikle güç uygulamalarında sık görülen değişiklikler ile dalgalanmaları gidermede başarısız olduğunu savunmuşlardır.
Luan vd. [38] Matlab/Simulink/SimPower programında dalga enerjisi sisteminde kullanılan DG’den üretilen enerjiyi ilk olarak AA/DA doğrultucu ile DA sinyaline dönüştürdükten sonra DA/DA ARÇ ile optimum yük denetimini gerçekleştirmişlerdir. Düzenli dalga rejimini dikkate alan çalışmada PI denetleyici tipi kullanılmaktadır.
Gargov vd. [39] çalışmalarında çok fazlı hava-çekirdekli bir sabit mıknatıslı doğrusal generatörün (SMDG) modelini bilgisayar ortamında gerçekleştirmişlerdir. Düzenli dalga modelinin incelendiği çalışmada yazarlar güç elektroniği devresi olarak pasif diyot doğrultucu ve AAÇ kullanmışlardır. Denetim algoritması olarak ise aç-kapa denetim kullanılmaktadır.
Barnes vd. [40] SSK tip DED’de karşılaşılan güç salınımlarını düzeltmek için hızlı yanıt veren bir D-STATCOM isimli güç elektroniği cihazı önermiştir. Önerilen devrenin matematiksel analizinin
ve benzetiminin yapıldığı çalışmada denetim için ise ileri-yön denetimi uygulanmıştır.
Murray vd. [41] çalışmalarında açık deniz SSK tip DED’in de görülen düzensiz güç salınımlarını gidermek için sistemin DA barasına UK ünitesi entegre etmişlerdir. Araştırmacılar ayrıca UK’nın çevrim ömrü ile ilgili deneysel incelemeler de gerçekleştirmişlerdir.
Tedeschi vd. [42] yaptıkları çalışmada farklı kontrol teknikleri kullanarak düzensiz dalgaların enerji çıkarımı üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Çalışmada güç elektroniği devrelerinden aktif 3-faz doğrultucu ve DA/AA evirici devresi kullanılmaktadır. Bu güç elektroniği devrelerinin denetiminde ise PI denetleyici tabanlı alan etki denetimi ve aktif ön-uç denetimi kullanılmaktadır.
Çolak vd. [43] dalgalardan enerji çıkarım verimliliğini artırmak ve şebekeye iletilen gücün kalitesini iyileştirmek için uzay vektör modülasyonu (UVM) denetimli üç seviyeli DA-AA evirici tasarımı gerçekleştirmişlerdir. Salınımlı su kolonu DED’i için gerçekleştirilen benzetim çalışması düzenli dalga durumu için incelenmiştir.
Andersen vd. [44] Wave Star DED’i için model öngörülü denetim (MÖD) ile reaktif denetimin (RD) enerji çıkarım performanslarını benzetim ortamında karşılaştırmışlardır. Generatör tarafı denetim uygulamasını içeren bu çalışma ile yazarlar MÖD kullanarak dalgalardan daha fazla güç çıkarımı elde edileceğini savunmuşlardır.
Mendonça vd. [45] DS-DED’lerde enerji dönüşüm verimliliğini üç farklı akım denetim yöntemi ile incelemektedir. Generatör tarafı denetimi yapan araştırmacılar üç-faz aktif doğrultucuyu histerisiz bant denetimi (HBD), uzay vektör darbe genişlik modülasyonu (DGM) akım denetimi ve bu denetim yöntemlerinin avantajlarını içeren uzaysal histerisiz akım kaynağı denetimi kullanmışlardır. Her denetleyici tipinin akım kalitesini artırdığı ve en az akım salınımının uzay vektör DGM denetimi ile elde edildiği belirtilmektedir.
Farrok vd. [46] düzenli dalga modeli ile elde ettikleri gerilimi üç-faz doğrultucu ile DA sinyaline çevirdikten sonra bulanık mantık denetimli (BMD) 3-faz DA/ AA eviriciyi enerjinin R-L-C yüküne aktarılmasında kullanmışlardır. Gerilim denetimi yapılan bu benzetim çalışmasında DED modellemek yerine üç-faz programlanabilir gerilim kaynağı kullanılmıştır.
Gruosso vd. [47] yaptığı çalışma tek ve dört adet DED bağlı dalga enerji sistemleri için aktif ve pasif doğrultucuların karşılaştırmasını içermektedir. Benzetim
ortamında düzenli enerji modelinin dikkate alındığı çalışmada pasif doğrultucu tiplerinden köprü tipi tam dalga ve rezonans doğrultucu devreleri ile gerilim denetimli aktif doğrultucu kullanılmaktadır. Aktif doğrultucu denetiminde PI kontrolör kullanılan çalışmanın sonuçlarına göre tek DED’li sistemde pasif doğrultucularla elde edilen gerilim salınımı 250-300 V kadarken, aktif denetimli doğrultucu çıkışta 100V kadar gerilim salınımı sağlamaktadır. Yazarlar ayrıca dizi şeklinde bağlanan DED’li sistemde gerilim düşümlerinin daha az olduğunu belirtmektedir. Özkop vd. [48] bilgisayar ortamında kurdukları dalga enerji sisteminde, düzenli dalgalardan enerji üretilen bir DED modelinin pasif doğrultulmuş çıkışı ile bir aküyü paralel bağlayarak oluşturdukları DA baranın gerilimini DA/DA kıyıcı üzerinden DA motor yüklerine aktarmaktadır. Kıyıcının denetiminde dinamik çevrimli bulanık mantık tansigmoid denetleyici kullanılmıştır. Jama vd. [49] SMDG’nin sönümlenme kuvvetini kontrol etmek için yeni bir çevrimiçi sönümleme denetim yöntemi önermektedir. Güç elektroniği devresi olarak 3-faz pasif doğrultucuya seri bağlı bir DA/DA ARÇ kullanan yazarlar bu yöntem ile dalgadan elektrik enerjisi çevrim verimliliğinin arttığını benzetim sonuçlarında göstermektedir. Ayrıca çalışmada elde edilen sonuçların yakın zamanda deneysel olarak da doğrulanacağı belirtilmektedir. Shameem vd. [50] Matlab/Simulink ortamında batarya-güneş paneli ve dalga enerjisinden meydana gelen şebeke bağlantılı karma bir enerji sistemi kurmuşlardır. Dalga enerjisi modelinde salınımlı su kolonu DED tipi kullanılmaktadır ve DA baranın gerilimi bataryalar ile sabit tutulmuştur. Bataryanın şarj-deşarj durumu PI denetimli bir DA/DA AAÇ ile sağlanmaktadır.
Al-Mhana vd. [51] DES’lerde jeneratör ile yük arasına güç faktörünün iyileştirilmesini sağlamak için yön değiştirmeli seri kompansazyon kondansatörlü çevirici adını verdikleri güç elektroniği devresini önermektedirler. Benzetim sonuçları, güç çeviricisi ile önerilen simetrik çalışma oranı denetim stratejisinin güç faktörünün iyileştirilmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Yapılan bu çalışma düzgün dalga modelini içermektedir.
Müller vd. [52] Wave Dragon adı verilen DED’lerden oluşan bir dalga platformu için bilgisayar ortamında seri bağlı çok seviyeli H-köprüsü (SBÇSHK) güç elektroniği ara yüzü tasarımı gerçekleştirmişlerdir. Şebeke bağlantısında kullanılan SBÇSHK güç elektroniği devresinden önce 3-faz pasif doğrultucu ve DA/DA ARÇ devreleri de kullanılmaktadır. ARÇ denetiminde maksimum güç noktası izleyici algoritması ile PI denetleyici kullanan araştırmacılar, çok seviyeli H-köprüsü için ise PI denetleyici kullanmaktadır. Benzetim sonuçlarında önerilen güç elektroniği ara yüzü ile güç kalitesinin ve veriminin artırıldığı gösterilmektedir.
Cantarellas vd. [53] yüksek güç DES’lerden oluşan bir DEÇ’in şebeke bağlantısı için uygun güç sistemleri tasarımını ve denetimini araştırmaktadır. Şebeke bağlantısında kullanılan geleneksel pasif LCL filtreye alternatif olarak, pasif LCL+Trap filtre adı verilen bir filtre topolojisi öneren yazarlar, AA/DA-DA/AA güç elektroniği devrelerini de kullanmaktadır. Çalışmada denetleyici olarak PI denetim kullanılmakta ve önerilen güç elektroniği topolojileri ile daha güvenilir ve düşük maliyetli bir güç işleme ünitesinin tasarlandığı savunulmaktadır.
Wu vd. [54] DED’de üretilen enerjiyi şebekeye aktarılabilir hale getirmek için sisteme batarya üniteleri entegre etmişlerdir. DED çıkışı için AA/DA doğrultucu, batarya sistemi için DA/DA çevirici kullanan yazarlar her iki sistemin çıkışını ortak barada birleştirerek düzeltilen DA gerilim DA/AA evirici ile şebekeye aktarılmıştır. Bu benzetim çalışmasının güç elektroniği devrelerinin denetiminde PI denetleyici kullanılmıştır.
Deneysel çalışmalar: Bu kısımda DES’ler ile ilgili yapılan deneysel çalışmalara yer verilmiştir. Deneysel sistemler düzenli dalga durumunu ve düzensiz dalga durumunu inceleyen çalışmalar olmak üzere iki alt başlık halinde sunulmaktadır. İncelenen çalışmalardan bazıları aşağıda verilmektedir.
Düzenli dalga durumunu dikkate alan çalışmalar: Özkop vd. [55] tarafından yapılan çalışmada yüksek değerli kondansatörlerden oluşan bir anahtarlamalı güç filtresinin denetimi ile düzenlenen dalga gücü, bir DA/DA azaltan çevirici (AZÇ) üzerinden yüke
aktarılmaktadır. Düzenli dalga durumunun incelendiği makalede güç elektroniği ara yüzlerinin denetiminde çok çevrimli PI denetleyici kullanılmaktadır. Aynı yazar [56]’da yine anahtarlamalı güç filtresini bu kez farklı bir denetim yöntemi ile düzenli dalga rejimi için incelemiştir. Bu çalışmada önerilen güç elektroniği devresi için denetleyici tipi olarak dinamik hatayı kullanan çok değişkenli, bulanık mantık ayarlamalı PI denetleyici kullanmıştır.
Nie vd. [57] doğrudan sürüşlü doğrusal DED emülatörünü laboratuvar ortamında kurmuşlardır. Düzenli dalga modeli ile generatörden elde ettikleri enerjiyi iki farklı AA/DA güç elektroniği topolojisi (AA/DA artıran doğrultucu ve AA/DA H-köprüsü artıran çevirici) kullanarak incelemişlerdir. Her iki devrenin sağladığı avantajların belirtildiği çalışmada denetleyici olarak PI ve tepki kuvvet denetimi gerçekleştirilmiştir.
Lu vd. [58] çalışmalarında dalga ve rüzgâr enerjisinin süreksizliğini ve belirsizliğini gidermek amacıyla bu iki enerji kaynağı ve batarya ünitesi ile birlikte bir DA mikro şebeke oluşturmuşlardır. Batarya tarafında gerektiğinde şarj olabilmesi veya DA baraya enerji aktarabilmesi için çift-yönlü DA/DA çevirici, rüzgâr ve dalga enerjisi için ise pasif 3-faz doğrultucu ve DA/DA AZÇ güç elektroniği devreleri kullanılmaktadır. Hazır bir evirici ünitesi ile AA yük beslemesi de yapılan çalışmada düzenli dalga durumu dikkate alınmıştır ve dalga tarafı çeviricinin denetiminde PI denetleyici kullanılmaktadır.
Blanco vd. [59] DS’li anahtarlamalı relüktans doğrusal generatörünü (ARDG) sürmek için iki farklı güç elektroniği topolojisi klasik H-köprüsü ve Miller çevirici kullanmışlardır. Deneysel ortamda üretilen düzenli dalga enerjisini işlemek için ise evirici tasarımı gerçekleştirmişlerdir. Generatörden maksimum enerji çıkarımını sağlamak için faz veya reaktif kontrol adı verilen denetim algoritması uygulanan çalışmada deneysel testler döner ARG kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Vermaak vd. [60] çalışmalarında yeni bir doğrusal generatör tasarımına yer vermektedir. Düzenli deniz dalgasından üretilen enerjinin işlendiği deneysel test düzeneğinde jeneratörden maksimum enerji çıkarımının elde edilmesi için öngörülü denetim (ÖD) algoritması kullanılmaktadır. Hem benzetim ortamında hem de deneysel ortamda önerilen denetleyici tipinin performans değerlendirmesini yapan araştırmacılar güç elektroniği devrelerinden denetimli AA/ DA doğrultucu ve tasarlanan doğrusal jeneratörü sürmek için DA/AA evirici kullanmaktadır.
Kazmierkowski vd. [61] çalışmalarında Wave Dragon adı verilen DED için güç elektroniği devresi olarak
aktif AA/DA/AA güç elektroniği topolojisi kullanmaktadır. Düzenli dalga enerjisinin dikkate alındığı bu çalışmada UVM tabanlı güç ve tork denetimi gerçekleştirilmiştir.
Düzensiz dalga durumunu dikkate alan çalışmalar: Hazra vd. [62] küçük güçlü pedal tipi bir dalga enerji sisteminde görülen enerji düzensizliğinin UK ünitesi ve güç elektroniği devreleri ile kısa süreli giderilmesi üzerine bir deneysel çalışma yapmışlardır. DED çıkışını ilk olarak pasif doğrultucu ile DA sinyaline çeviren yazarlar daha sonra generatör akımı denetimli DA/DA ARÇ üzerinden üretilen gücü DA baraya aktarmışlardır. Güç salınımlarının giderilmesi için ise sisteme paralel bağlı UK ünitesi ve DA bara arasında çift yönlü çalışabilen çevirici tipi kullanmışlardır. Çeviricilerin denetiminde klasik PI denetleyici kullanılmış olup, denetleyici parametrelerinin nasıl ayarlandığı belirtilmemektedir. Ayrıca çalışmada sunulan çıkış geriliminin ciddi şekilde gerilim sıçramaları içerdiği görülmektedir.
Hazra vd. [63] diğer bir çalışmalarında benzetim ortamında UK ve akü ünitelerini birlikte kullanarak oluşturdukları bir karma enerji depo sistemini güç elektroniği devreleri ile DED’lerde karşılaşılan enerji salınımları gidermek için kullanmışlardır. Benzetim ortamında akü ve UK’yı birlikte kullanmanın avantajlarından bahseden yazarlar deneysel çalışmalarında sadece UK ünitesini kullanarak güç düzenlemesi gerçekleştirmişlerdir. Güç elektroniği devrelerinden 3-faz evirici ve çift-yönlü aktif köprü tipi çevirici kullanan yazarlar denetleyici algoritması olarak PI denetleyici tercih etmişlerdir.
Boström vd. [64] rezonans doğrultucu (REZD) adı verilen ve kondansatör içeren yeni bir pasif doğrultucu tipini hem benzetim ortamında hem de deneysel ortamda test etmişlerdir. Uppsala Üniversitesinde geliştirilen doğrusal generatörlü L9 DED sisteminde denenen doğrultucu tipi klasik pasif diyot doğrultucu ile karşılaştırılmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre REZD ile generatörün sönüm oranı artırılarak daha yüksek güç emilimi ve üretimi elde edilmiştir.
Cantarellas vd. [65] düzensiz dalgalardan maksimum enerji çıkarımının elde edilmesi için uyarlamalı vektör yaklaşımına dayalı yeni bir DED kontrol yöntemi önermektedir. Önerilen vektörel yaklaşım ile maksimum güç çıkarımı sağlanırken ayrıca ani güç dalgalanmalarının azaltıldığı da deneysel sonuçlar ile gösterilmektedir. Çalışmada güç elektroniği ara yüzü olarak AA/DA-DA/AA aktif güç çeviricisi ve eviricisi kullanılmaktadır.
Boström vd. [66] DS-DED’de üretilen düzensiz AA gücün doğrultulması ve filtrelenmesi üzerine yapılan benzetim ve deneysel çalışmaları incelemektedir.
Deneysel testlerin gerçek bir açık deniz DED’inde gerçekleştirildiği çalışmada doğrultucu elemanı olarak 3-faz pasif diyot doğrultucu, filtreleme elemanı olarak ise UK üniteleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada herhangi bir denetim yönteminden bahsedilmemektedir.
Rahm vd. [67] Lysekil projesi kapsamında geliştirilen doğrudan sürüşlü ve birbirine bağlı DED’lerde üretilen değişken elektrik enerjisinde salınımları azaltmak için her bir DED’in çıkışı pasif doğrultulmuş ve sonra elde edilen gerilim ortak DA barada toplanmıştır. Daha sonra ise DA gerilim PID denetimli bir evirici yardımıyla AA sinyaline dönüştürülüp, trafo ile yükseltildikten sonra kıyıda yer alan direnç yüküne iletilmektedir.
Sonuç olarak hem benzetim hem de deneysel ortamda düzenli ve düzensiz dalga enerjisi ile yapılan çalışmalar incelendiğinde güç elektroniği devrelerinden; aktif/pasif-AA/DA doğrultucu devreleri, AA/ DA artıran doğrultucu, STATCOM cihazları, AA/ DA H-köprüsü artıran doğrultucu, tek faz-üç faz DA/AA evirici devreleri, DA/DA artıran, azaltan ve artıran-azaltan çeviriciler, farklı tip denetimli-denetimsiz filtre ve benzeri devreler kullanılmaktadır. Adı geçen devreler maliyet, güvenilirlik, verim ve tasarım olarak birbirinden ayrılmaktadır. [26]’da verilen bilgilere göre aktif-pasif AA/DA doğrultucu ve DA/ AA evirici devreleri DES’lerde en çok kullanılan güç elektroniği devreleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca dalga enerji sistemlerinin çok değişkenli güç yapısı nedeniyle, akü ve ultra-kondansatörler gibi enerji depo üniteleri ve rüzgâr/güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte kullanımını içeren çalışmalar da mevcuttur.
Dalga enerjisini içeren yayınlarda elde edilen sonuçlar benzetim, deneysel ve hem benzetim hem de deneysel olarak doğrulanmaktadır. DES’lerin kurulumunun zor ve pahalı olması nedeniyle yapılan çalışmaların büyük bir kısmının (%70) benzetim çalışması olduğu görülmektedir [26]. Sadece düzenli dalga modelini içeren benzetim ve deneysel çalışmalar da bulunmaktadır. Dalgaların karakteristik yapısı gereği düzensiz olması nedeniyle sadece düzenli dalga modelini içeren çalışmaların, gerçek deniz durumunda ne kadar başarılı olacağı bilinmemektedir.
DES’lerde kullanılan denetleyici tiplerine bakılacak olunursa bu tip çalışmalar genelde dalgalardan enerji çıkarımını artırarak DED verimin artırılmasını yöneliktir. [26]’da en çok tercih edilen ilk beş denetleyici tipi; faz denetimi, kilitleme denetimi, PI denetleyici, optimal denetim ve öngörülü denetim olarak bildirilmiştir. Bu denetleyicilerin dışında PID denetleyici, pasif yük denetimi, kayan tip denetimi, uyarlamalı bulanık PI denetim, BMD, gürbüz denetim, sinir
ağı denetimi, doğrudan tork denetimi, seri bağlı P-PI denetim, aç-kapa denetim, MÖD, reaktif denetim, karmaşık eşlenik denetimi, UVM ve çok çevrimli PI denetleyici çeşitleri de hem jeneratör tarafı hem de şebeke tarafı uygulamaları için kullanılan diğer denetim yöntemleridir [8, 26, 68].
Bu çalışmada gelecek yıllarda, enerji üretimi açısında oldukça gelecek vaat eden yenilenebilir enerji kaynaklarından dalga enerji potansiyeli ve dönüştürücü sistemleri incelenmiştir. Hiçbir atığı olmayan, doğaya zehirli gazlar salgılamayan ve sadece kurulu sistem eskiyip atıl duruma geldiğinde kullanılan metal atıkların geri dönüşümle kazanılacağı dalga enerji sistemleri ülkeler tarafında yakından araştırmaya alınmış ve gelecek yatırımları planlanmıştır. Ülkemizde ise tam anlamıyla bir DES kurulumu gerçekleştirilememiştir. Fakat devam eden projeler ile DES konusunda ülkemiz adına önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalar desteklenmeli ve Ar-Ge çalışmalarının önü açılarak gerekli planlamalar yapılmalıdır. Ülkemizde üretilip kurulabilecek DES’lerini yurt dışından satın almak için bunların başka ülkelerde geliştirilmesini beklemeden kendi olanaklarımızla yapıp hem ülkemizdeki kullanımı canlandırılmalı, hem de başka ülkelere satışında pazar oluşturulmalıdır. Bu konuda öncü olunabilecek adımlar zamanında atılmazsa tıpkı rüzgâr ve güneş enerji sistemlerinde olduğu gibi DES’nin pazarı da başka ülkelerce oluşturulacak ve sonradan bu pazara girmek için uğraşılacaktır. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde özellikle Ege ve Batı karadeniz Bölgelerinde önemli dalga potansiyeli vardır. Orta ve Doğu Karadeniz bölümlerindeki potansiyel de yadsınamayacak düzeydedir. Son zamanlarda ülkemizde kurulacak DES’nin yerlerinin belirlendiği ve bu konuda mevzuat hazırlandığı duyumları alınmaktadır. Bunlar önemli gelişmelerdir. Ancak Ar-Ge amacıyla deneysel çalışmasını denizde yapmak isteyen akademisyenlere de gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Ülkemizin enerjide dışa olan bağımlılığını azaltma yönünde de DES’nin önemli bir yeri olacaktır. Çünkü kıyılarda kurulu bir çok tesisin elektrik enerjisi dalgadan sağlanabilir. Bu konuda yapılan Ar-Ge çalışmaları ile nereye nasıl bir DES kurulacağı belirlenebilir. Bu konuda artık kendi insanlarımıza güvenilmesi ve onlara destek olunması beklenmektedir.
1. ExxonMobil, Outlook for energy: a view to 2040, Technical Report, 2017.
2. https://teias.gov.tr/tr/turkiye-elektrik-uretim-iletimistatistikleri/2015. 1 Mart 2017.
3. Wang L. ve Chen Z.J., Stability analysis of a waveenergy conversion system containing a grid-connected induction generator driven by a wells turbine, IEEE Transactions on Energy Conversion, 25, 2 (2010) 555-563.
4. Vining J.G. ve Muetze A.M., Economic factors and incentives for ocean wave energy conversion, IEEE Transactions on Industry Applications, 45, 2 (2009) 547-554.
5. REN21, Renewables 2015 Global Status Report, 2015
6. Edenhofer O., Pichs-Madruga R., Sokona Y., Seyboth K., Kadner S., Zwickel T., Eickemeier P., Hansen G., Schlomer S., Von Stechow C. ve Matschoss P., Renewable energy sources and climate change mitigation: Special report of the intergovernmental panel on climate change, Cambridge University Press, 2012.
7. McCormick M., Ocean Wave Energy Conversion, Wiley, New York, 1981.
8. Ringwood J.V., Bacelli G. ve Fusco F., Energymaximizing control of wave-energy converters: the development of control system technology to optimize their operation, IEEE Control Systems, 34, 5 (2014) 30-55.
9. Pelc R. ve Fujita R.M., Renewable energy from the ocean, Marine Policy, 26, 6 (2002) 471-479.
10. López I., Andreu J., Ceballos S., De Alegría I.M. ve Kortabarria I., Review of wave energy technologies and the necessary power-equipment, Renewable and Sustainable Energy Reviews, 27 (2013) 413-34.
11. World Energy Council, World energy perspective, cost of energy technologies, Bloomberg New Energy Finance, 2013.
12. Delucchi M. A. ve Mark Z. J., Providing all global energy with wind, water, and solar power, Part II: Reliability, system and transmission costs and policies, Energy policy, 39, 3 (2011) 1170-1190.
13. Mork G., Barstow S., Kabuth A. ve Pontes M.T., Assessing the global wave energy potential, ASME 29th International Conference on Ocean, Offshore and Arctic Engineering, Ocak 2010, Shanghai, Bildiriler Kitabı: 447-454.
14. Vicinanza D., Contestabile P. ve Ferrante V., Wave energy potential in the north-west of Sardinia (Italy), Renewable Energy, 50 (2013) 506-521.
15. Hepbasli A., Ozdamar A. ve Ozalp N., Present Status and Potential of Renewable Energy Sources in Turkey, Energy Sources, 23, 7 (2001) 631-648.
16. Sağlam M., Sulukan E. ve Uyar T. S., Wave energy and technical potential of Turkey, Journal of Naval Science and Engineering, 6, 2 (2010) 34-50.
17. Rusu E., Wave energy assessments in the Black Sea, Journal of marine science and technology, 14, 3 (2009) 359-372.
18. Akpınar A. ve Kömürcü M. İ., Assessment of wave energy resource of the Black Sea based on 15-year
numerical hindcast data, Applied Energy, 101, (2013) 502-512.
19. Aydoğan B., Ayat B. ve Yüksel Y., Black Sea wave energy atlas from 13 years hindcasted wave data, Renewable energy, 57, (2013) 436-447.
20. Akpınar A. ve Kömürcü M. İ., Wave energy potential along the south-east coasts of the Black Sea, Energy, 42, 1 (2012) 289-302.
21. Kapluhan E., Enerji Coğrafyasi Açisindan Bir İnceleme: Dalga Enerjisinin Dünyada’ki ve Türkiye’deki Kullanım Durumu, Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, 5, 17 (2014) 65-86.
22. http://www.bakka.gov.tr/site/haber/951/. 27 Mart 2017.
23. Antonio F. D., Wave energy utilization: A review of the Technologies, Renewable and sustainable energy reviews, 14, 3 (2010) 899-918.
24. Clément A., McCullen P., Falcão A., Fiorentino A., Gardner F., Hammarlund K., Lemonis G., Lewis T., Nielsen K., Petroncini S. ve Pontes M.T., Wave energy in Europe: current status and perspectives, Renewable and sustainable energy reviews, 6, 5 (2002) 405-431.
25. Drew B., Plummer A. R. ve Sahinkaya M. N., A review of wave energy converter technology, Proceedings of the Institution of Mechanical Engineers, Part A: Journal of Power and Energy, 223, 8 (2009) 887-902.
26. Ozkop E. ve Altas I. H., Control, power and electrical components in wave energy conversion systems: A review of the Technologies, Renewable and Sustainable Energy Reviews, 67, (2017) 106-115.
27. Hong Y., Waters R., Boström C., Eriksson M., Engström J. ve Leijon M., Review on electrical control strategies for wave energy converting systems, Renewable and Sustainable Energy Reviews, 31, (2014) 329-342.
28. Kofoed J.P., Frigaard P., Friis-Madsen E. ve Sørensen H.C., Prototype testing of the wave energy converter wave dragon, Renewable Energy, 31, (2006) 181-189.
29. Yemm R., Pizer D. ve Retzler C., Floating apparatus and method for extracting power from sea waves, U.S. Patent No: 6,476,511, 5 Kasım 2002.
30. Henderson R., Design, simulation, and testing of a novel hydraulic power takeoff system for the Pelamis wave energy converter, Renewable Energy, 31, 2 (2006) 271-283.
31. Costa J. S. D., Pinto P., Sarmento A. ve Gardner F., Modeling of an ocean waves power device AWS, IEEE Control Applications Conference, Haziran 2003, İstanbul, Bildiriler Kitabı: 618-623.
32. Beirdol P., Valério D. ve Costa J. S. D., Linear model identification of the Archimedes wave swing, International conference on power engineering, energy and electrical drives, Nisan 2007, Portekiz, Bildiriler Kitabı: 660-665.
33. Leijon M., Boström C., Danielsson O., Gustafsson S., Haikonen K., Langhamer O., Strömstedt E., Stålberg M., Sundberg J., Svensson O. ve Tyrberg S., Wave energy from the North Sea: Experiences from the Lysekil research site, Surveys in geophysics, 29, 3 (2008) 221-240.
34. Brekken T.K., Von Jouanne A. ve Han H.Y., Ocean wave energy overview and research at Oregon State University, Power Electronics and Machines in Wind Applications Conference, Haziran 2009, USA, 1-7.
35. Boström C. ve Leijon M., Operation analysis of a wave energy converter under different load conditions, IET renewable power generation, 5, 3 (2011) 245-250.
36. Thorburn K. ve Leijon M., Farm size comparison with analytical model of linear generator wave energy converters, Ocean Engineering, 34, 5 (2007) 908-916.
37. Nie Z., Xiao X., Yi H. ve Kang Q., Direct drive wave energy converters integrated with a composite energy storage system, IEEE International Conference on Electrical Machines and Systems, Ağustos 2011, Çin, 1-5.
38. Luan H., Onar O.C. ve Khaligh A., Dynamic modeling and optimum load control of a PM linear generator for ocean wave energy harvesting application, In Twenty-Fourth Annual IEEE Applied Power Electronics Conference and Exposition, Şubat 2009, Washington, Bildiriler Kitabı: 739-743.
39. Gargov N.P. ve Zobaa A.F., Multi-phase air-cored tubular permanent magnet linear generator for wave energy converters, IET Renewable Power Generation, 6, 3 (2012) 171-176.
40. Barnes M., El-Feres R., Kromlides S. ve Arulampalam A., Power quality improvement for wave energy converters using a D-STATCOM with real energy storage, IEEE First International Conference on Power Electronics Systems and Applications, Kasım 2004, Hong Kong, Bildiriler Kitabı: 72-77.
41. Murray D.B., Hayes J.G., O’Sullivan D.L. ve Egan M.G., Supercapacitor testing for power smoothing in a variable speed offshore wave energy converter, Journal of Oceanic Engineering, 37, 2 (2012) 301-308.
42. Tedeschi E., Carraro M., Molinas M. ve Mattavelli P., Effect of control strategies and power take-off efficiency on the power capture from sea waves, IEEE Transactions on Energy Conversion, 26, 4 (2011) 1088-1098.
43. Colak I. ve Kocabas A.D., Space vector modulation controlled three-level converter for ocean wave energy conversion, 18th IEEE Mediterranean Electrotechnical Conference, Nisan 2016, Lemesos, Bildiriler Kitabı: 1-5.
44. Andersen P., Pedersen T.S., Nielsen K.M. ve Vidal E., Model predictive control of a wave energy converter, IEEE Conference on Control Applications, Eylül 2015, Sydney, Bildiriler Kitabı: 1540-1545.
45. Mendonça H. ve Martinez S., Energy conversion efficiency assessment of a direct drive wave energy converter with different current controllers, IEEE International Energy Conference, Nisan 2016, Leuven, 1-6.
46. Farrok O., Islam M.R. ve Sheikh M.R.I., Fuzzy logic based an improved controller for wave energy conversion systems, International Conference on Electrical Engineering and Information Communication Technology, Mayıs 2015, Dhaka, Bildiriler Kitabı: 1-6.
47. Gruosso G., Zhou Q. ve Bizzozero F., Comparison among passive and active rectifier for seawave energy production, International IEEE Conference on Clean Electrical Power, Haziran 2015, Taormina, Bildiriler Kitabı: 493-498.
48. Ozkop E., Altas I.H. ve Sharaf A.M., A novel fuzzy logic tansigmoid controller for wave energy convertergrid interface dc energy utilization farm, Canadian Conference on Electrical and Computer Engineering, Mayıs 2009, Canada, Bildiriler Kitabı: 1184-1187.
49. Jama M. ve Wahyudie A., Online Damping Strategy for Controlling Heaving Wave Energy Converters Using Three-Phase Bridge Boost Rectifier, IEEE Access, 14 8 (2015) 1-9.
50. Ahmad S., Uddin M.J., Nisu I.H., Ahsan M.M.U., Rahman I. ve Samrat N.H., Modeling of grid connected battery storage wave energy and PV hybrid renewable power generation, IEEE International Conference on Electrical, Computer and Communication Engineering, Şubat 2017, Bangladesh, Bildiriler Kitabı: 375-380.
51. Al-Mhana T., Zahawi B. ve Pickert V., Symmetrical duty cycle control for FCSC converter for wave energy applications, IEEE 9th International Symposium on Communication Systems, Networks & Digital Signal Processing, Temmuz 2014, Manchester, Bildiriler Kitabı: 56-60.
52. Muller N., Kouro S., Malinowski M., Rivera S. ve Wu B., Cascaded H-bridge multilevel converter interface for Wave Dragon energy conversion system, IEEE 39th Annual Conference in Industrial Electronics Society, Kasım 2013, Vienna, Bildiriler Kitabı: 6201-6206.
53. Cantarellas A.M. Rakhshani E., Remon D. ve Rodriguez P., Grid connection control of VSC-based high power converters for wave energy applications, IEEE 39th Annual Conference in Industrial Electronics Society, Kasım 2013, Vienna, Bildiriler Kitabı: 50925097.
54. Wu F., Zhang X.P. ve Ju P., Application of the battery energy storage in wave energy conversion system, International Conference on Sustainable Power Generation and Supply, Nisan 2009, Nanjing, Bildiriler Kitabı: 1-4.
55. Ozkop E., Altas I.H. ve Sharaf A.M., A novel switched power filter-green plug (SPF-GP) scheme for wave energy systems, Renewable energy, 44 (2012) 340-358.
56. Ozkop E., Sharaf A. and Altas I.H., An adaptive fuzzy PI controlled bus quantity enhancer for wave energy systems, Turkish Journal of Electrical Engineering & Computer Sciences, 24, 4 (2016) 2454-2468.
57. Nie Z., Xiao X., McMahon R., Clifton P., Wu Y. ve Shao S., Emulation and control methods for direct drive linear wave energy converters. IEEE Transactions on Industrial informatics, 9, 2 (2013) 790-798.
58. Lu S.Y., Wang L., Lo T.M. ve Prokhorov A.V., Integration of wind power and wave power generation systems using a DC microgrid, IEEE Transactions on Industry Applications, 51, 4 (2015) 2753-2761.
59. Blanco M., Navarro G. ve Lafoz M., Control of power electronics driving a switched reluctance linear generator in wave energy applications, IEEE 13th European Conference on Power Electronics and Applications, Eylül 2009, Barcelona, Bildiriler Kitabı: 1-9.
60. Vermaak R. ve Kamper M.J., Experimental evaluation and predictive control of an air-cored linear generator for direct-drive wave energy converters, IEEE Transactions on Industry Applications, 48, 6 (2012) 1817-1826.
61. Kazmierkowski M.P. ve Jasinski M., Power electronics for renewable sea wave energy, IEEE 12th International Conference on Optimization of Electrical and Electronic Equipment, Mayıs 2010, Brasov, Bildiriler Kitabı: 4-9.
62. Hazra S. ve Bhattacharya S., Short time power smoothing of a low power wave energy system, 38th Annual Conference on IEEE Industrial Electronics Society, Ekim 2012, Montreal, Bildiriler Kitabı: 58465851.
63. Hazra S. ve Bhattacharya S., Hybrid energy storage system comprising of battery and ultra-capacitor for smoothing of oscillating wave energy, Energy Conversion Congress and Exposition (ECCE), Eylül 2016, Milwaukee, Bildiriler Kitabı: 1-8.
64. Boström C., Ekergård B., Waters R., Eriksson M. ve Leijon M., Linear generator connected to a resonancerectifier circuit, IEEE Journal of oceanic engineering, 38, 2 (2013) 255-262.
65. Cantarellas A.M., Rodriguez D.R. ve Rodriguez P., Adaptive Vector Control of Wave Energy Converters, IEEE Transactions on Industry Applications, 52, 3 (2017) 2382-2391.
66. Boström C., Lejerskog E., Stålberg M., Thorburn K. ve Leijon M., Experimental results of rectification and filtration from an offshore wave energy system, Renewable Energy, 34, 5 (2009) 1381-1387.
67. Rahm M., Boström C., Svensson O., Grabbe M., Bülow F. ve Leijon, M., Offshore underwater substation for wave energy converter arrays, IET Renewable Power Generation, 4, 6 (2010) 602-612.
68. Ringwood, J., Control techniques for ocean energy applications, IET, 2013.
DÜZENLİ-DÜZENSİZ DALGA ENERJİ SİSTEMLERİNİN MODELLENMESİ
Erdinç Şahin ve İsmail H. Altaş Karadeniz Teknik Üniversitesi [email protected], [email protected]
Dalga enerjisi, sahip olduğu potansiyeli nedeniyle son yıllarda oldukça dikkat çekmektedir. Elekt-
2. Dalga Modeli Dalga oluşumları üç çeşit olay sonucunda meydana
rik enerjisi üretiminde etkin bir şekilde kullanılması
gelmektedir. Bu dalga tipleri rüzgâr temelli dalgalar,
amacıyla yapılan çalışmalar genelde iki kategoride
deprem oluşumlu dalgalar ve gel-git oluşumuna
toplanmaktadır. Bunlar türbin-jeneratör tasarımı ve güç
bağlı dalgalardır. Deprem oluşumlu dalgalar, deniz
düzenleyicilerdir. Deniz dalgasındaki düzensizlik ve betabanında depremlere bağlı meydana gelen kaymalar
lirsizlikler nedeniyle üretilen güçte süreklilik sorunları
sonucunda ortaya çıkan dalgalardır. Gel-git olayı
meydana gelmektedir. Güç düzenleyiciler kullanılarak
sonucunda ise ortalama deniz seviyesinde meydana
hem üretilen güç kullanılabilir biçime getirilmekte
gelen değişimler dalga oluşumuna neden olmaktahem de süreklilik sorunlarına çözüm aranmaktadır.
dır. Enerji üretimi ise genel olarak rüzgâr oluşumlu
Yapılan bu çalışma ile dalga enerjisi çalışacak araştırdalgalar ile sağlanmaktadır.
macılara genel bilgiler sunulmaktadır. Verilen başlık
altında düzenli ve düzensiz dalga karakteristikleri ve
Rüzgârın deniz üzerinde esmesi sonucunda deniz
bu karakteristiklere ait tanımlar, dalga enerji spektrum
yüzeyinde meydana gelen hareketlenmeler, deniz
çeşitleri, laboratuvar ortamında incelenen jeneratörün
dalgasını oluşturur ve bu tip dalgalara rüzgâr oluelektriksel ve ideal modelleri sunulmakgtealdeınr. değişimler dalgşaumolluuşduemnuizndaanlgeadleanrı aodlmı vaekritlaird.ıRr.üEzgnâerrjoiluüşruetmimlui bisire genel olarak
oluşumlu dalgalar ile dsaağlglaannmınabkütaydüıkr.lüğü, deniz üzerinde esen rüzgârın
hızı, esme süresi ve feç uzunluğuna bağlıdır [11]. Rüzgârın deniz üzerinFdeeç,edsmalgesaitsaohnmuicnumndoaddelelneirzinydüezseıykiçnadkeumllaenyıdlaannabigrelen hareketlen
Deniz dalgasından elektrik enerjisi üdreentimz edkalügzaesrıenı oluşttuerruimr dveir vbeurütizpgâdraylögnaülanraderöünzegmârliobliurşduemğliuşikdlieknoizl- dalgaları adı
kurulan sistemler türbin-generatör ünRiütezlgerâirnionluyşaunmı lu bir mdaaldgaann,ırnübzgüâyrüdkalüvağrüo, ldaneneinzeürjzineriinnddaelgeaseonlurşütuzrgmâraınk hızı, esme sü
sıra elektriksel güç düzenleyicilerden oluşur. Dalgaların düzensiz hareketinin üretilen gücfeeçeutkziusintlüurğbuinna tasarımlarıyla ve güç düzenleyicilerle çröüzzüglâmr eyyöençüanlıd-e
bağlıdüızre[r1e1]d.eFneizçe, daakltgaarıtlamhamsıiniçminodkeullllearninıldane skıeksçiantkiusilzlanılan bir önemmliebsiarfedeağnilşaimklıinkaoglemlmadeaknt,edrüirzg[1â1rd].a var olan enerjinin dalga
terim oluş
şılmaktadır. Sabit salınımlı su kabini küuzlelarneıldaenndizaelgaaktarılma2s.1ı .içDinüzkeunlllainDılaennikzeDsinatlgisaizsımesafe anlamına gelmektedir [11].
enerji sisteminde sınır elemanlar yöntemi ile yapılan üç
Düzenli deniz dalgası tek bir frekansa ve genliğe
boyutlu dinamik model çalışması [1], periyodik dalga
sahip bir sinüs dalgası gibi modellenebilir. Bu
enerji dönüştürücünün dalga radyasyon2u.1n.aDdaüyzaelınmlioD- eniz Dmalogdaesılin karakteristiklerine ait gösterim Şekil 1’de
dellenmesi [2] ve düzenli dalgalara dayalı birleşik dalga
verilmektedir [11].
enerji dönüşüm sisteminin teorik modDelüi [z3e]nbliudçeanlıişz- dalgası tek bir frekansa ve genliğe sahip bir sinüs dalgası gibi modelle
malar için örnek gösterilebilir. Yatay veBduümşeoydeeklisnenklairakteristiklerine ait gösterim Şekil 1’de verilmektedir [11]. hidrokinetik enerji dönüşüm sistemleri ile ilgili teknoloji gelişmeleri [4] de detaylı olarak tanıtılmaktadır.
Dalga enerji sistemlerinde üretilen elektrik enerjisinin yüke ve şebekeye aktarılması da çalışmaların bir diğer aşamasını oluşturmaktadır. Bu konuda literatürde çok sayıda çalışmaya rastlamak mümkündür [5-7]. Konuyla ilgili bazı çalışmalar bu makaledeki ekip tarafından da yapılmıştır [8-10]. Bu makalede, dalga enerjisi konusunda çalışacak araştırmacılara genel bilgiler sunulmaktadır. Verilen başlık altında düzenli ve düzensiz dalga karakteristikleri ve bu karakteristiklere ait tanımlar, dalga enerji spektrum çeşitleri, laboratuvar ortamında incelenen jeneratörün elektriksel ve ideal modelleri sunulmaktadır.
LC
H
Deniz
seviyesi
Deniz tabanı
w u
Su parçacığı
Şekil 1. DŞüezkeinll1i d. aDlgüazkeanralki tderailsgtiağikarakteristiği
Şekil 1’de, λ dalganın uzunluğunu (m), H dalganın yüksekliğini (m), d su derinliğini (
dalga tepeleri arasındaki uzunluğu (m) ve C dalga hızını (m/s), u ve w sıra ile su parça
yatay ve dikey hız bileşenlerini ifade etmektedir. Bir periyotta (T), λ uzunluğu kadar y
bir dalganın hızı matematiksel olarak denklem (1)’de verilen eşitlik kullanılarak hesapl
LLCC
Hλ λ
CC
HH Deniz
w
Şekil 1’de, λ yüksekliğini
d(malg)a, ndınsuuzduenrlŞiuneğlkuiğisssnlieeeDDnu1vvveeiii.innyyy(Diieeem(zzsssmüiii)z,)eDDD,HneeeLlnnnidiiiCzzzdaaltttaaagldbbbgaaaaaanlnnngıkııınaarddakteripppsTtaaairrrağçççSSSbiaaauuulcccwwoııığğğ1ıııuuu.
t(emp/esl)e,rui avreaswınsdıraakiiluezsuunlpuağrŞŞuçeea(kkcmıiiğll)ı11nv..ıeDDnCüüyzzaeedtannaylliigvddaeaahlldggıizaakıenkkyaaı rraakktteerriissttiiHğğii(m)
(W1-5) dalgalarına ait
0.56
1.13
genlik ve W3 0.43
frekans W4 1.20
bilgileri W5 0.30
hŞeızkilbi1l’edşee,nλledrailngianifınaduezuentlmuğeukntued(mir.),BHirdaplegrainyıonttyaüksekliğinFi((Hmz)), d s3u.33d3erinli1ğ.i4n2i8(m),0L.8C33 0.263 0.156
(mHkŞŞbdybbydydCCCTaaaaiiiaueearrratttlllkklr)agaggartldddeiia,eeyyyaaallaaaTTTknmkλlll11tttevvvgggıeeee’’tleeeaaaatpppadduthnnnrheeedddeizaaıııklll,,iiiaunnneeelkkkksliλλrrrnineeeehhhiiinhyyylldddıııuaaadezzzeaaorrrhhhsğıııekllaaalıııaggkummmaissszzzpaariııısaaannnnalbbbskuatttkdddııuiiiaeeennnlllaaapdmmmeeepdıkkkaşşşuuraaeaaariiieee.zzrçrntttnnnuuuuiiiçakkkklllyzzznncaeeeosssluuullıcrrreeeeuulğnnniiiımnnnlllğğğılllauuuiiiooouıhlğğğallliiinnh(ıaaafffzuuun1uuıaaarrrız)aaadddn(((((ı’bkkkmmmeeenıdmmnieıdddreee)))))nyeeettt,,vvvvmmmdnnnayHHeeeeatakkkeeeraltCCClllkkkigddyaeeelttteaaymmmeeedddvllnndddvggaaaeeı(((iiilllaanerrr111gggdnnd...ş)))aaaiıı’’’iiBBBkhnnktddd(hhheıliii1eeeeizııırrryyykzzzy)ıüüvvvpppıııbnnnkkeeeeeirrrıııssrrriiiiilee(((lllyyyekkeeemmmşooonnnlleiit/tt//ğğtsttssneeeŞtdgBdaaa)))iielşşşraa,,,enneuriii(((allkuuurtttiiTTTiggflllisisiii((iaa)))lvvvtkkkğimmi,,,ins3nmeeeiğeλλλkkk))ıy(iŞnwww,,uuuoaaauuufeddllldla)şszzzllllksss’areaaaüeuuudıııssikğnnnlrrrrpluunnniaaaalıiıııe3ılllvndllguuuddaaaeiiigr’alllötğğğeerrreteeepbeaaarrrvuuuonkkkoiiuüsssepvnnlkkkzuuulreidhhhllldkiiaaaaiirleeesapppğğüdddneivysssllaaaiiaaangğemmaaaonnrrrrrraüpppçççniipeaeyyylllaaamu((şüeaaaskcccooommirnnnzıt(((iıııtolllillğğğ111eeııı))ydiierrraaa,,ıııkl)))rdo...ennnellleeLLltiaaalıııertlinnnnndeCCdarn. lüeibdnzeieerFddneioesldumniizrlifiedşeantarzillrddga.öaüdŞnzküeüeakzşnreiüalsndkmilze-i hbyyyHHYuuuwwwaaaieaaurrrrsrrlkdddaeeeaıııpkkşmmmrTTTTTTeeelHHHıHHHadııınttyyynahhlccclllssseaaaaaoooviiirbllnnnssshhheiiii((((((nnlreeeikkkkkkiiddssssrlxxxxxxeaaaeee[pppnkk1alllii2aaaşessannn]şuuttttttğ.iaaa))))))tbbbıppldiiiiaaklllarriiilrrrççevaar[[[edcc111rııe222iğğl]]]eıık...nhhaııeçzzııışsnniatıılnnlikdyylaaaelttrgaaayyyanvvrueedmıddmiiakkrı((yeea23lyysa))ınbbıii,rrllσeeşşdeennakgmpiisflllöuegaeeeerrrrldaylüiiiŞaeyd1aliieno,mssa0çekdeeınıltiseuaalmaaaknnşşg3ltaaeueefkğğk(,tdrbıııieddsSiri)kreaçaaA’.anlditnGvvnemdseePırrükvnaiieuzlllıieeareslnnvirlenladeeleensianşşxııdniifltt((((((Fmaıyll232332rSliioagkk))))))ıaYtuşallaşeetGlryaaırrireğrP.ır,ınDgsafıenrüfçeıazrikleşiazynnpiusnsekidzrdaiereydığoaaedgçlrıugeklçaençiyruaşıi
YYYkouuuokkkraaadrrriııındddaaaatıvvvseeeerrrmiiillleeebnnnoleeeizşşşeiiitttllleiiikktkmllleeeerrrddkdeeteedkkkiraaa.çççBııısssuaaalllpdddaaaraalllggmgaaaennntruuuemmlmeraaaerrraaaass-iııtnnııe,,şiσσtliddkaallleggraas00ıaar,,50ççaııssiaalell dffrreeenkkkaalnnessmıınn(ıı4vv)eevexx (yy5aa)tt’aatyye skkıoonooırr,ddσiinndaattaıılgsseeammabbçıoosllaiizzleefreeettkmmaeenkksttıeenddıiirrv..eBBxuu yppaaatrraaaymmkeeottrroeerlldeeirrneeaaatiiıtt eeşşiittlliikklleerr ss-0ıırr,5aa iillee ddeennkklleemm ((44)) vvee ((55))’’ttee
sembolize etmektedir. Bu parametrelere ait eşitlikler
sıra ile denklem (4) ve (5)’te verilmektedir. Açısal
frekansın negatif değer alması dalganın soldan sağa
vdeorğirlumheakrteekdeitre. tAtiğçiı,spaol zfirteifkdaenğseınr anlmegaastıidf adseağğedraanlması dalga0nın soldan sağa doğru hareket ettiği, W2
psoolzaidtiofğdrueğhearreaklmetaestıtidğiaasnalğamdaınnasgoellamdeokğterduirh.areket ettiği an-1lamına gelmektedir.
Yükseklik (m) Yükseklik (m) Yükseklik (m) Yükseklik (m) Yükseklik (m)
k 2
1,0 0
0,5 0,0
2 fd
-0,5
DDeennkklleemm ((22))veve(4()4’t)e’tveervileernileenşitelişkiltelirk, lgeerl,ecgeeklecek bölüm1 de incelenen düzenli ve düzensiz
dbüaörellügtimaldednaen3iün-frcaeeztlielenenenenr3jd-ifnüaizzneneildnieevarejlindmiünozdeiednlselieaznl dmmaeolgsdaiendldalneenmesinde
k0ullanılmaktadır.
kullanılmaktadır.
0,50 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
22..22.. DDüüzzeennssizizDDeennizizDDalaglagsaı sı
0,25
Düzenli deniz dalgası her ne kadar birçok çalışmada
Dyeürzalesnaldiadgernçiezk ddeanlgizadsıalghaelarrındeüzkenadsiazrvebriarsçtogkeleçalışmada-0,25yer alsa da gerçek deniz dalgaları
dkfaaürrzkaelkıntgesreiiznsltiivkkeyvaerpaıfsyrtaegkseaalnhesipaktiasrar.haDkipütezberiinrssdtiiezkndyeçnaoikpzıddyüaalzgesanashlıi,iptir. Düz-0e,50n0siz deniz5 dalgası,10farklı ge15nlik ve 20 fdreenkiazndsaalgsaashınipınbsiürdpeenr pçoozkisydoünzuenillei mdeondiezllednaelg- asının süper pozisyonu ile Zmamoand(se) llenebilir. Bu
yböilinrt.eBmu iylöentmemodielellemnoedneldleünzeennsdiüzzednaslgizaldaarlgoaklŞayreaknilu2s. mFŞaeürkkhilelın2g.deFniaslrlikiklğıvigneendflerikektveeamnfrseelkalarndbsailakrridkdaaküvizdreüanzmleindloiadllagalragaakkarakteristikleri
kokaybaunlusedmilümheekntdeidsliirğ.inGdeertçeemkeldbenirizkadvraalmgaloalarırnakın, gemkiaravketerkisıtyikıleyriapıları üzerindeki etkilerinin
kabul edilmektedir. Gerçek deniz dalgalarının, gemi
tvaehkmıyiınyianpdılearbı uüzmeroinddeelikni edtokiğlerurilnuiğnutDakhEamSniınitllieanndymeapbıışultaınr [ç1a3lı]şD.mEaSlairldeayabpuılaynöçnatelımşmialelarüdraetbiluenyödnütezmenliilevüeredtüilzeennsiz karakteristi
vŞŞsmieeenorkküdiiillselml2id2n’ead’kldedgtoeeafğdsarırfiukra(.llrWuıkBğg1luu,ıenWkdglaaie2kn,lngıWtvlaileak3l,nafrrmWveaekı4şa,atifnWıtrrseg5a[)ke1san3gulvaan]eeylbhi.rrsgkoiiiaupllrimlvamabsteneuaekmvfhştrasiaeearpikdnkdotiyeaarbratnt.dealısişmr.bıaniiBldşdglueaeiiddtnşsüüeslieresavzreTniryeetneeknailülrdbleeeiseblrkvofiiealdngfi1rardaeek.’rlürldkgçuızleeayeıksgnygyıuasöadpil(pzraüıWüıdnzkdlaemaam1nrv,aaseekikWkzvttdeetaee2rddn,dieıseridntWrt.iei.kzmnBt3ee,ulotikirWimgstagüalme4yiç,reıiednlWligdeemüak5çgt)sreüionrrneçeylietağeilklkiietbroilneicğeik
devrel olan e
Bu dalgalara ait görülmektedir.
genliTkavbe lfore1k.an(Ws b1i-l5g)isdiaTlgaabllaor1ın’daeait
genldlaüibkzoervnaetsu34ifzvraedrkeoanrniztsaombritılangmdTiealpıeenürdriaetüilreebtiilleirb. ilecek
olan enerji
H (m) 0.56 1.13 0.43 1.2--210 0.30
F (Hz) 3.333 1.428 0.833 0.2-460 3 0.156 0,5 1,0 1,5 2,0 2,5 3,0 3,5 4,0 4,5 5,0
Zaman (s) 1,00
m)
Şekil 2. Farklı genlik ve frekanslardaki düzenli dalga karakteristikleri frekansı, fm enerji yoğunluğunun maksimum frekansı ve Vr deniz seviyesinin 19. üstünde ölçülen rüzgar hızı (genel olarak 10-21 m/s) olarak sembolize edilmektedir.
apılan çalışmalarda bu yöntem ile üretilen Bdüuzmenodlielvdeendüürezteinlesnizbakzaı rtaipkitkerdiasltgikatsepkeiktrumları Şekil 4’te verilmektedir. Dalga ene inyali işlenereEkLEKfaTrRkİlKı MyÜaHpıEdNaDİSvLeİĞİdenedtaimlgali pegriüyçodue(lTek) tirloenyiağkilaşdıkevorlearlaekrineeksponansiyel biçimde arttığı gözlenmektedir. ktadır. Bu sayede gerçek düzensiz deniz roürztgaâmr ıhnıdzıandüarkeitialretıbşiılnechekm odalalgna eynükesrjeikliği hem de periyodunu artırdığı da net bir
r ortamında üretilebilir.
grafikten görülmektedir.
Tepe
Vr=16 m/s
PM Spektrumu (m2/Hz)
0 20
Ölçeklendirilmis genlik (m)
-4
0 0,5 1,0 1,5 2,0 2,5 3,0 3,5 4,0 4,5 5,0
1,00
0,75
Zaman (s)
(b)
Vr=8 m/s
0,50
0,25 W5
0,05 0,10 0,15 0,20 0,25 0,30 0,35 0,40
Frekans (Hz)
Şekil 4. FarklısŞrpeüekzkitglrâ4u.rmFhuaırzykallnaı ırrtıülnazrdgıâar Phıizelrasrıonnd-aMPioersskoonw-Mitozskdoawligtzadsaplgeaktrumu yanıtları
0 0,5 1,0 1,5 2,0 2,5 De3n,0eyse3l,5 yön4,t0emler açık denizler ve durgun rüzgârlar için iyi bir başarım sağlasa d Frekans (Hz)
Şekil 3. DŞeükzile3n. Dsiüzzednasilzgdaalkgaakraarkaktteerriisstitğiiğ(ia)(vae)brFüevozlueigrrâigFerironadunduaralirielzugirm(abal)ynaüraıklisvzeeik(lkibgDğıâ)sierınvtlaleearymosiçreatillanalyraöiıymniitaçbeiidmnralblyegaeraşteaapçrresıımkriziydsokeadanğulilmzailsçaeaikrntdavvaedeıgrdrie.ulçeArircgyisuarrnığüclrzaaüg,mzâb-rauktaydakırla[1şı8m].lar
durumları ve kısıtlamaları için yetersiz kalmakta-
D3D3D3li..ğ.eeeDiDDnnnniaiiaazzzelllgdggaaaelaaaalnlanEEaEinlynnnalnlelraeeaeı,rrrnrrıjrjnıdijiündaiSSzdkaSgppaikâpekeöirekkliçkotötürrlötlumuçurlşümçumuimümsmllmtaaallrrausiısıyritodsıanetsa3lnyas.ior2zyın.nodlSınanaarllıagyynreaııısltnnaaerırlınsynMiezınt-yoeedrtseeilzrTsliiağzysdbilüaıiarğğkn.nlsiaelAemıdknyDelareinkığadcitilyaeag,lvdnaeeıbi,ryEuo[lrnre1üyt8,eaazr]lkga.jrliâmüarSzşaıgpmodâelklraualtşrgrouausmlamupdlşeuleuracimryedıoledubnueizldiirçeginninizvedraillgear
ddkaalrlggakaaltlaearrıiınsntıiınknlekkraia,rraçakoktğetuernirsiltusitğkiulkenlreuir,im,çaoçtğoeumğnualnutilğkuusğenuluannumalaimzteamteamtika3stie.k2ls. eaSlnaayaılsinzaallyMizöondyteöemlnTtleearmbinaliennrliınoDilnuaşlgtoualruEdşuntğueurrdjiuğu
ffyaaörrnkktlleıımttilipeprmimneienttoootltlaluarşrtiulierledtuatğhaumhmfianirnkeldıeidtlimiplmemketeektdtoeitrdlai[r1i4[l1]e.4B].uBmuSepmtoeektlttaorrutdlmaanrldarabıniribpirairapmaeratrmiket(rdiken(edyesnele)ysel)
kktmaeehesstmttriiririkinimm(eddyeyiönlömnenytetesekmemtle)id,ik,iderdis[ğit1iğer4rei]mir.iiBsyieöusnemmtmeoemdtooeidt,lledatlirağdbteaaarbnniailbsıniernliımüpnmoaüdremaer-liekriaknaalniGzaülyinzöünymtöemünztiedmeiri.tdeirrc.ih edilen diğer bir dalga kestitabanlı nümerik analiz yöntemidir.
rim yöntemi sayısal modellerdir. Sayısal modeller
(Mike21 [19], Wavewatch [20], SWAN [21] vb.),
33..11.. DDDeeennneeeyyyssseeelllkkkeeseststiitrriirimmimyyöyönnötentmetmeimi i
Pierson-Moskowitz (PM) [15] ve JONSWAP [16]
deneysel parametrik modellerden farklı olarak deniz Gduünruümmüuzdiele tielrgciilhi dedahileançodkiğevrerbiir(ddaağlgılaımk-eysötinri-mgüyçöntemi sayısal
Pmieordsseoollnne--rMMi boousskyköoonwwtietimztze(Pa(PiMtMç)o)k[ç1[a51]t5e]rvceviheJeOJdNOileSNnWSmWAoPdAePl[16[]16m]mbomidolgdeoielldlleeleerrilri)l(ebsMrauiiğklbyea2uyöa1nbyt[ie1ölmm9n]ete,ekWmateaietdvieçraw.oiatktçcçhao[kt2eç0r]ac,iShteWrcAiNh [21] vb.), deneysel p
aeaçdşietaşilmğietıılnnadedtraaemimdmvvoioereadrdt[riei1ielkllm7lmsç]eçee.elkePşkeştiMeşttiletidetlddileriraiikr.drlilg.dierarirs[ap1ş[e7a1kğ]7.tı]rdP.aalMPvaMenrdailalidmlzgayealökgnstaeptedsemipkret.irnkaetlralnaalnizafsl3aaal.yirtğnzkiölnalenıygystaiöelWbomnbilaltiaimervrnmeaseekspkietaNnekidedtetierarmana.rilisatzdhtmeaolmrdgaeuaat)retmuidmkmaoslaudgetealilkieimlsoşeeiloatldlniieeklSlgşliiWienltriilAnikNddleaa(hrhSaaimççouok-k veri (dağıl
3k.ıynıevseilkbıiyrılsapreakytraaklıdnaolglaanmdoedneilzi aollaannlSarWı iAçiNn (bSaişmaurılmatiıng Waves Near
SS(( ff ))PPMM
ff55(g(2g222)4)4exexpp1.12.525
ffmffm4
4
(6)
dyaühkaseçkotkirkıvyeı vaeşakğııydılaarvaeyrailkeınn otelamnedlenhiazrealkaentl-adrıeinçgine başarımı yükse teeşmitelilğhiairleekiefta-ddeenegdeilemşitelkiğtieidleiri.fade edilmektedir.
t
x
cx N
y
cy N
c
(6)c
N(6 ) S (8)
ffmm 00..11339966VgVgrr
(7)
YytYeouurğkikumaanrrdlıudıedağnauv,oevrsleuiılrreşainmlseıenaşikliettelaşidrkiötıglrlai.öktriNfügl(ddöσaür,lğügθüla;düxüfzr,(ğee7yrküe,)atn6ü)s(zaıh7ed(a)reσret)et,ke6edritaamldygdoeae-tnyöonluüşm(θa)k,taydaıtra.
üBdfYüBdrfYdBeeYçgürrsaedsaâneuueuueuuzttklrlinekkkügkülggkimmmirhaamnaaanâzaajrnınrdooirrdeozıiıpssdıdpesdkdıedyhdıeiıaeete,oav(vöe,ıareölrlmzgiğidvllddfyilyıdvçefeumyeevçnieemoünreernnsoünsedi.drlenielildrleaniüeeluuüenlinkugüninerloğnre=eien(reelrurenT(ateütrjra19iTnşriiütjle)zr9l.aiieiu8tee)zştgl.kynıil5e1inşngşlaiytoiinekı1bllarmtobnğmietm0larkhebyğaui-ze/k,thhızaaya2sunıetz2etskıkı1rzaln,t,ıezamuesiltıkl,pba(fmiısiğulptgümşaiia(idusğkdt/ieısbpgsşakaknuuantsdii)eılbüutlkmakngedangoinonylaulatsealdılgdnooaalanflaagαsemılrrrylynoaalaaaes=ıügömarkkrylpkkfslaaaakα0ıeçarpaskksres.eük=nse0aekiαkktlp1ms0m0kkkesers=aı0e.8ulitknpn0ubi1rm0k1-vmsğous0mo20.,retpıin0mul8rü1l,-yioaua0mzh12Vezflrfmnnmem8-rae,1ırrsarme1/yliıfmnska,yre)Şsareedr/yiınoelskeyeks)lçŞabearıiepeyohakgnvzyoykğioelrilkktkeöaleoıöeçaaleuksvlçkdn4dirrıbiroranmiktınniimeeeumamdi’ulrrilüykyacklkeğtdçasaağuvoeylie4şdiuoıbViinei(akunğniğeetmmyvae’dθmmnviıirrrauutaentznvsrö)ueeıteiyldlnia,Vböl,eSldmlüeırn,(ıa(arlelyoslimrveytirdçrkuuattmlieaıv)diiltn)demnüetırğfftiıasböridmbğaaiiaarazğvanıufifrrzeoidliseiriyeerıdctmşnflmrfhektıeeltgnrmiaüüıkzuiıgesskmsaftaerid=inezğaoioeiedlaröndyztkeeecyme9oındeenvıizıiaoküdgzlersk.rğsikianl(rgerm8straedattiy=eecısanöamem.sednötm1iθetnniılkee9tdnddvyDiinaazesıarmyniklao.a,aicatimkiilkm8aar(gmkniiyltnntextie,fgtiy.el1eakena)e/inu(gk,eaıvdkdsdnyDidlxlesbdmngenekat2ammiiöam)diteirır,ncuöaytnrr,cnl1e.edeaaiem[rgblrdyd/frifn92ldgkeidasivnihaoüo[ri2naher.eatd2ekriı2y.nr5nle]lfzrırğ,ıteaeai2kş.rz1jaAc.eıdüki(rryliees]lfşycümn9çgiseiıai.kkyilaσkryüile.ravek(İdani.ret5oonılycdenrlleınçakθtiinocdjacAiσerırknıslliüurykneaetmiaeuğygslı,dmedyııekaziiltaş(r(uişnrrmeeıyaın,xniσniiır,rıytmimnc,laaitdrın)ı[mmıkntynae,2le,h,naa)do(2rahdıyrecyazriu]daabnhdx)a).ızarlonleıİigtvveaizlllenıkeakeue--mı,mşσtceuseyyiruldivhzmeaeaıtnz,ymladıhaneoarkdığgrtaereieu)klld,eeseinastr(o
rgŞüreazkfgiilâk4rt’ethneıvzgeıörnridlümalmkekietkaetrdetidırşi.ırDn. ahlgeamendearjligsainiynü,kdsaelgkalipğei- hem dDielealpσgeaurizeyanoyeıdrnjuidnamu)o, dsaoerltnlıertrdeinırğinmı dsiosaenundçeltarribnınlidirkaşnveekealidkldeımeedbialeznlı sıfır-yukarı g
griryaofdikut(eTn)gilöeryüalkmlaeşkıkteodlairr.ak eksponansiyel biçimde
bkeırliırlgminayıd(aclgθayayüılkmseakhliığziı i(lHesθ) uvzeariylıenridaa)şateğmıdasilveetr-ilen dalga güc
arttığı gözlenmektedir. Ayr3ı0ca rüzgâr hızındaki artıkmuellkatneıldmira[k2ta2d]ı.rE[2şi3t]l.iğin sağında yer alan S ifadesi ise
şın hem dalga yüksekliği hem30de periyodunVur=1a6rtmır/ds ığı da net bir şekilde grafikten25görülmektedir.Vr=16 m/s
25 20
dalganın ortaya çıkışı, kayboluşu ve doğrusal olmayan dPa(lkgWa-d/ mal)ga e6t4kgi2leHşis2mTelerini ifade etmektedir [22].
Yukarıda verilen eşitlikte ρ, Nsiusayno-Mğuanyılsu2ğ0u1n9u• S(ρa(yKı-4a6r5adeniz))=1015 çekimi ivmesini ifade etmektedir. Bilinen değerlerin yerine koyu
sadeleştirilmiş güç denklemi (10)’da verilmektedir.
P(kW / m) 0.486Hs2Te
M SpPektMrSupmeuktr(umm2/uH(z)m2/Hz)
kyooğourdnilnuağtu(,y)sıvraesızaimleanröınla(titf) bdiarlgfoanfkrseikyaonnsuıd(uσr)[,2d2a].lgİalBgBkeuuyntöeernbbriüamatşşö,(llııθrhkkü)a,nreaay(kllSattetııMannt yddyDaaokGğoudd)onaairdlluggeiğaanaualnteevunne(nxeee)rrzl,jjeiiadkmitsskraiiissenkttyaeesemmlllmeerroiinndddeeellerssiııkksççuaanukklmuullallkaa
kYgöourokeradyriınedraaetlv(yedr)eiğlveieşnizmeaşmiotlarianknıngı,ö(irtkü)ilbndicüriğfüvoenükzüseçiryüeon6ncüuaddtueerrti[tme2r2ic]mx. dİvlBggekeneeunntcoeeeyrlbrruihaamşıttşmzöö,llırrhaaküüakrnnırteaai((kdllSSeteııMMrnt.(dxyNDDa,oy(GGğσ)ud)),unaiiθzddll;ugaeexğyaaa,uıllnnyevvd,uneeante)eeryzhlljaeeiaaykkmrıtteslrraikmiisnkketaatesseemlllmmerooindddeeelllleerrsiiıkssçuuannuukllmmulaalkka yeDyeeDDyçsssççhoohhoaaakkkbbbkyggYYYADyvsiirYePPPPPflaaaattteeeekkküıeeeoööşlalaaluuueeeoeaukkkaaauuurfaddddddd(((((rkkkirrrrrrııılllkdğrrllloıaktllllkkkkkeiiiimmmiiikkkeeeuuulllreeeeeeiiisglgggeluşlllrrrraaaal-WWWWWmmminmkkkaaaaaallleeeeğğğgggdadtğaaarnynnneeeeıyyrrrlllikeeeşşşuuubbbıiiiieiueztiiiraaaelşşşııııııdnnnniiieeltttmudddmlllaaa/////f)ntttkkimmmnnniiieeeearrrmmmraoğiii)nnnzzzaaağmmmmmteaiiiööönnndeerrre=atrievvvvllllliiirdddruiiiaaaSSSllklleeeimeeeııı,,,ce)))d))llljı(mmmlaaa(vvvaaa,kkk1tmmmrrrierrrrıyddHikkketttüjjjllleeelgiii0mirtttdddniiiiieee)iiisgggannneedlıııaaaiii.rrrfff1ffleseööörrrsssışşş00ürğğ)aaaiiiaaaiiiiddd666osv5çrııınriiilllfffmmmrrr..nadddllliiadııınnn444iiiigggeeee.rrrddd44vkggggmmmşşrrrşfffdesdeeeBeeennniiiüüüeoooyyyiigaaaüüü88eızeş222[[[lssskkkemmraaaipççç/dddüüüdddlnnnn66i222laliiiimeaaaiiityyyeiHHHeeeiekleeekkkeeeecccm333fffndddHHlrlennnşşşşıııriuiiilllaaa3ooelsssüüüie]]]rkeeeteeesssllliiiisssssln222a[eeedddl(((...rrissyieeetttni22nnntTTTeeettttttlr2cccilllaankkkkTToreaeeeaaammmrrrniiiaitttkkkeee4dθθθönniiindılllllkkkkkkeeeeeşρdddnnnmlll]niiieeseeelııırrruyyytttaiiieeeğğğ)aeee,aaa,,liiiğoeeekkkiiiğmmmmaaainnniii(smmmkkkttttlllvgenştttii(ımmmgggtyyyueeeeaaarkkdöfu)aTρρρiiig,,,aaaıııl(((dddyyygssskiiazyeeeeçlll,,,(((übHHHnnnnnedooommm,ommmiiitrllkkk111)dddçirrraaıııveycciasssğnnnsssrttt000nnnneeeeredaaaaaamii)))uuulveee[[[uduuuı)))rrrrgrfı222elllynddden’’’iiivvrçççihhhaaaoooolaçel222nnndddvvvdiiinyyyelllleerrreıııbn[errrrrrruaaa]]]lllaaazzzaıııeeenoook2nttti...keiiifk...rrrğnaaanııırrrlüükkkeğğğ3r(((ilıııvvvesiiiuemyyyecccidnnnnçç]iiiuuuBBBelllimreeelllnkaaa.eeeσσσkyüüadddlgnnnvvveeeirrriiidrrrulaodoinnaaaiiillliiyyylllgeeeiiielllvnçççiiinyuuuθθθ(annnnccaaa(mmmannnmuııı1seğğğlρüüuyyykkkeeeaaaaaaduuugl0ıdgeeeuuue(mdıııeeeıınnn(şşşkkkazzza)üilllKttkkkşşşsnnn1(uaaalll(l’mmmleeıııaaaaıııidddecdσtttguuunnn09ğğğanr,,,rryyyyseeedddnüeeeaa))-)aaaiitttıııiıdddüııı [mmııı,eeedddkkknnn(((2llliiikhhhğğğaaaaaaρρρaaaeeerrrdddd2sıııeeeyyy...rrr(((dddccaaazzzae]dddKKKrrrbbbiiixx))).vvvlıııkllllllaaagoooeeeaaaeeeeeeİiiiltttvvarrrllllllieeek4Be4BBekeeeekgB44keestsetettssaDDDDaaMMMaM(YYYrrrnnnrrraSDBtüYbsdmsakeeeuuuğiiieaaaammmxaaariiiaaaatmmmiddddddddddrrrrkke...uuuu.nnneeziuullluuuuanaşşşirrrroooouuuo1111ydddaaaa)emhhhhtıaaaaeeeσσσniiiiiinniiiietnllllccaaaaeeessstuuuknğisssükssssöllllllllllğğğğkkkeeee....llliiiittttnnnotrfkzıııediyyffffeeeeeeeeeeyyyççççsiiiaaaaaruııııppppllllıryyytznnnrinfffuuurrrraaanSSSSrıııılllelnnnnnraaaabuuelnnnnnnnbbbbardddaaaainnvvvıııuuuuloeeeennnnhhaiiirrrzzzüatimrrrMMMMıbbbbdiöddddseeeoooondrllllzzziiiiaaadddlıııeeeıııımiirrrtssssdnddddaaa---ııetgııııellllaumddddllll0000littto////iiieaaaa)))nnnllllzzsöaaaaaayyyşşşşssssiiii,gryyynmmmmammk(aaaaSSSSlnnnedddd)))lmDDDDardaaarrrrlllssssmmmmlllaaaddd.lllooooθuuurye3333ebııı===nnnnhnkkkkaaaeeegggluuuuiiiiçiiiiiüSnnnevııııeee[[[[ooomonnnn)kkkmmmmyik----GGGGdtarrlvvvnnnn111aaaadiaşşşşaaaaaaabbbbğğğğer2222r,bakkkndddioffffrfıığğğggguuuueaaaüralttttllllğüüüüeee000i((((earaaaaiiiibkkkuuuujti5555aıuuuu’’’’tttaaaeııııyaaaarkrrrrrreeççççykerrrrrşkkkkiiiirrrads(eee111rrrrrrrrzzzznnnnkkkklioooıııuuum)))ggg]]]]k,llllklnnnnlllllhnaiiimllllSatmeeeeasm....dddddddaaaaeeiiii,,,555eexxxx....eeelllaaaayiiiisssyyyüüüaenjjjj(afetennnnttttmeeennnnppppMnaiiiüüüünngggaaaaaaaassseeeerrrretaaeiiii[[[[uuutkırecccrrrrkkkkk((nnnnesllllpooossssnkkkkşşşşllll2222eeesnnnnkkkeydaddddı)üüülllsxxmmmmayaİİİİeaaDaaky[[[üüüüiımmmnnnçççktdttttdddd5555aeeeegggiadddooooüüüürbüddddy,,oeee222oooöeEşiiiilnmmmmdeiiinnnnlvyykaırrrrfeeeeeeee///]]]]eaffffeeeGrrrrzzzzişşşıçitrşşşaaatttğn222llleeee))))Leeeetammmaaaaae’’’’tnüüüü))tbkkkkttttnnnnioeeemmmdğğğiiieeeetıııısssbbbbtaaaalttttk]]]udşşşemlaaaattttEss)mtttennnnmllllirrrgotttteeeeeı(eeiiiiııınnnn...öööö333iiipppuudlllöööölaimmmmalllleeeenseekiiiaaaşşşKθttt,ddddaiiiiiyyyyraollllmmmrrrrhıEEEleeeezzabbbbrllliiilllldddddlkkktyyybvMMMMmdk)kiiiiaT[[[kddddaaaaSSSSssssiiiiiikkkdgggguıııınemrrraai----niiiiaaaşşşllleiiğğğ[ttti222ruennnnnieeeepıiiiReeeelllllllfddddeğeeeeMMMMeeearrrrryyeeen2diiiiiiunnnyyytaiiiooooiii444aliiiiSSSSaddddıllllsi....tttsss,,,,nlerİ(üüüü((ulııkkk5rrrrşaanlzlllmoootloddddaıdddd]]]Knneeeaaaaa11sssθMMMM....şyDDDDiiietı]nzzzzrtllleee)))dddinlSSSSmmmmdddfffioooovnsğğğıııiiiiıeddieeeeeee00.)kandnnaBBBBeeeeruooodddrrrlllkkkktmmmmMlaaaıuuuGGGGtllllsiiieaaaa(rrrDDDDllllaaddda))arl.aaaulmvvvdnnnnfiaaaannnaaaanrrreeekkkkiiiilllxliiiuuuumibbbbakyraeeeammmğooooonnngggğü’’’’eeennnnlessssÜrrrrrrrGGGGaaaam)syyiiiieiiiitz(((tnnnniiizaaaasssairiiiiaauddddlak,ddddlllyyyyşttttoıttttannnTTTHaaüüüzzzzetaaakeeeakkkk’’’’iiiikeeee---agggtleeeeearrnnnuuuueeeea(((k(nnnnlllyy(ednnlllığğğkidddmeeedsEa999mmmmşddd,,,iiillllΦüüülttttareeeükrrrra)))aaaa(n(((ııiıııkkkiiiiılllltaaafaiiiiaüN))).uuuuriiilldddddddΦkΦΦΦnnnnnnnnn=eeeerzyıallllkkkkemmmm0yyyğıııılllmmlllmaoggggnşııııimmmm)ooooeeeennnneeeekkkkTvvvddddddgggnvvvmnDnnnnıs)keeeül2000eeeedrdiiiinnnnnnayaaaağğğğaaaaaammmmeeennneeeaaaıeeeaaaarrr)))mmmmmtsaddddnπddddbrrrreİnaraattttrrrrraaaaSkkkkiiiiesnaeeeeueeüaaaadaiiiimmmsuuuu/llllMaaaaattttaLlııııλşşşşkviiiimmmmaaaanılaııııllllünammmmrmmmmemmmmtttteİssss)maaaaaaallllsaoiiiikkısĞr((((ybr,llllaaaalmnnnrrrrtnnnn(eeΦΦΦΦaııııaaaaleaaaimmmmloi....ttttn1şşşş(İlammmmyyyatlmltrrrriiiitnnnnedaxiditttt2TTTToıkkkk))))briddddeeeoooolrıııınnnyyyykbbbbaa))r--ııııerrrr/ssss.aaaatttaaaaddddşşşşeeeekeeee....iiittttleeeessssttttkkkrrrreeeelttttnnnnllllııııaaaaeaaaaiiiiiisllllrrrrzzzzkkkknnnnrrrriiiirnnnnaaae....mmmmııııeeeeiddddkkkmssssmmmmiiiiaaaattttsüüüüMMMMççççllllooooıııiiiikkkkaaaaunnnbmmmmiiiiddddkkkkddddıııınnnnttttnaaaaıııoaaaallllooooeeeennneeeeeettttulrrrrllll[[[[eeeessssinnnnşşşşiiiil2222zgggmmmmttttiiiimeeeeççççaaaaüüüütttte5555eeççççnnnnllllaaaattttaaaazzzza]]]]iiiinnnııııooooellllğğğğtttt’’’’eeeekkkkkıııı
yyy444YYYdAAdddddhB(YAlsskiBi4HHHPisfSeeüüü...aaaaaauğ.eaureutuuurr(kkMllllllakkkasJJJdi111333JaallkkggggggkkknlillşaetsssşşebeeeaariiWiaaaaaaaaatDipğkneeettgknnnrnanıeıırrrlirıkkkisşerrGvyyyııııaeeendnnnd333nmyyyledddlmm/elllernrrrüüüiaiıaiiiüüü)lna,lkaaarmkkkaaaadğğğannnnkkkiaaikkkvto///drcbilaiiittt333vvvssscc111ö)eyadesssrıöööalivseeeaaaülııleeerrtHHHgeeelreleaatllrrriakkkişşşgirrrkakkkaaıarrlbnMlaaaiiinHllleakkks.0lMMMarrllllllgiiiiiyğğğniiiedeeemğğğtn.v1büeğğğo4kıııgg/annneoooiii3ndddoekiiidmas8eennnvdddşyüeooosaaadaeee,eenn6euiiiiıelyeeeçşşşlllalbltk,,,lyeevvvaaaHeıkiiiilitllllaesnoillktttgiiiekeeerrrldddkllıllllilaaalasaHrrrtnii2iiiiğaetaaabrrkkTiiikkkkkterıillllligıSegilletttaeeekgggsiraeeieeenniiisöfklsnnnniaaafffşaeın,zeeaaannndggmklrfffkidlddddğe,,,bbbnejoooaööaaiımomeeebkkkrooorrryzzdleğoaommmsgdaaayyyllaloeeetkrrileeeayyymeuuusddddltutüüüvnmmeddddateeyiiieslllereellllireeeüooolallrailkiiimnliiiieemdddrrrikmellllzllitlaaaleeenniiidesreelevvvgilllerrraieeednaşmmmhhhaaaeeeereiknnlisfdikkkeeegdnrdflauiiinHHHi.oasssaaşşşeedğddndaaalrlkkkrry111egigdddaaumeppplaü///aaaaea333lloaaaeltlllkggrrrmürs aaalöllldyyvvvaaa(as.gggıaalnnnriüük1kkkeareeeBlaaaüiaaaaçi1kkkktttyyylyrunbbbkeeeea)----yyyaaa.üürrriiiüüülllkkiiiHHHiiizzzkkkssrrreeesss...eeSSSeeekkssskkkeeelleeedddiilllMMMMgFF(FdgFd(gdd(g(m(m((Ym[[[[(DFbMtedig(VVVVddddğğmmmiiinxxx1111r2222d1eeeşöööööddddeeeekkkoeaaaaaaiiuGaaa)))d33333i5555rrraxaaaasğğğğlğnnttttrrrrrrbbbrntlllitkttvvv)ünteaaeeeaannnn))))]]]]ttt/lia’iiiizeeeioooeeeseid’rrrş’’’’d....şşşşaeeennkddddydkeyyyytrrrlmmmaaalllrttttdddditiiiieeearrrrl...lllaaaaeeeemeeee)iammmmnnneeNNNNiiikıeeeeeeetltee2222aaayyyyvlllyttttddoindisssbuBBBrrrğğğğeeeiiiiinnnekiiiitttriiiianlllkkkkeialnnnniiirrriiiiddddyrğvvvvduuuaaalyyyylkkkddddşşşşnğiiiimmiiiiaaaeeeeiyyttteeeeünnnnvllllaaaaiiiilsssttttnsoooekaaaaeeegmmmmüüırrrriiikiiisssseiegeeedanı0000sssıiiiişnnnkrrkkrk((((ibkklaaaaslrenlllllbiiisıtttddddteiiiiaccccııııiiaeeeefffmmmrsssssseaaarinnnnısssiınnnniiirnrlxxxxooooraaa.fııııieennnnnnştttfffeaaaaiiiieyl.nnnneıııı////iiidddeeessssDaaaikknnnnifankyyynnnnaddddkkkstnm((((oaaaassseeedddzlziıııottttsssiinaaabbbbngsssüüeeee2222e))))ıekfgieeleeezzzzlggggfffııı(((kmaniiiiiaöşşşşççş,aelllnnnneeerrrrddd111aaaaaaadööööybbbbsiiiiirttb(rttttsssıııaşşşıtiii111mmmmeeiieeffff1rrrroooiaaaazxxxxillllsllllyfiiinaaalooooeeeeliii)))iiiiiii4iaaığğğğrrrioiefffkkkkaaaarrrkğğğybbvvvma(nnnnrtttd)maaanlllld...laaannnnN,,,,((((’ıııtiieeeııııkkkkaeddd[tuierredddglllNNNNddddBBBaaaaal2esaaassssii)eeea(((e(önaaaıııınni))))5aiiiieee))))((((mmm1sθθθorrrrkyb,rayyyyeeei1111sii]ggggddddlll....ıdevvvl0ıe)))tinniiia.ssssrtttooooaaaaan4444lööööxxxxgrttttrrreeemmm)akiaaaaDDDDfffmrr,,,innnnıgggödr))))rrrrrrraaananooıırrrr.’’’’eeeeuuuuriiiiiieeenmeiooooaııııbbbkzzzettttrrnnnlllelmmmmkkkdğtıeeeeettlllleeeooooneklaakkkaaadddd(tttieynnndddlllıllllmşeeeollll1yyyyeiiiaaağ(eeeeııııaaaaaaaazirrrdddyb4reeeΦyyyyiııııyyymğğğğagggrrrrmmlllauşssssiiibbbb)şşşgggeeeemmmaaaadtiiiimrrriiıııırl0’iiiiişşşşiiiimnnnrrrr...aaaaukkkktyyyyek)tttrrrriiiiiiiieaaaalllğb(rllllsmmmmnnnniiii((((nmsssaaaasdiebbbbokkkveeee1111(şıııaalΦiiiioooobe1ia,4444aaaaoooiiimir3bbbbigSllln/((f))))kkkk((((lllnieeed)kkkka11öiiii’’’’laaaiMddddyıııı’nnnnedndtttttoooo34rnnnnrrrteeeeΦΦΦΦeeee)neddddeeeeaaa))-yyyyıııılll,tnnnndddkkkeeeeivvvv////uuuukddddeeeeeeellllsssiiiittttdddduuuurrrrnnnn))))aeeeeeeiiiieeeerrrr,,,,kmmmlllldddddddsssseeeeğğğğıüüüüiiiaaaattttnnnniiiinbbblllrrrr,,,,kkkkşşşşmmmaaaaıoooiiiieeeellllnnnnnmmmmllleeeeeeeşşşşiiiSSSSssssnnnniiiikkkzzzgiiiittttllllMMMMeeeeeeetttllllaaaaeeeiiiinnnn((((ttttnkkkkeeeDDDDddd1111oooo
tadır.
maşaağteıdmaavteirkisleenl iefşaidtleikaişleağelıddeaevdeirlmileenkteedşiitrli[k25i]l.e elde edilmekted
4.1. SMDG’nin İdeal Modeli
Bu çalışma kapsamında SMDG’nin ideal modeli için [25]’te verilen matematiksel eşitlikler kullanılmıştır. [25]’te SMDG’nin matematiksel modeli çıkarılarak, farklı yük altında elde edilen sonuçlar deneysel olarak doğrulanmıştır. Matematiksel denklemler ile karakterize edilen 3-faz düzenli-düzensiz gerilim
SSS3dSVVVV-aoooofn nnn(auθuuuz=ççççgo2222[eoool0arlllr2iaaaalNNNNπrrrikaaam/3kkk3--ef00003332aşcccc---zπifffooootb/aaalssss3iizzzrğ((((])2222gibbbedaiiinirrrşkexxxxagggkrğaaeeeıttnnndöeeeear))))arrrilaaavçddddddınitttexxxxttttnööödrrrrfiıağlmiiizıççç3kiiie-nnnakfyatmfffezaaadagzzzliearkkkrr.(iıaaal1niyyy5mınmmm) aaalllaaarrrııınnnııınnn
da ddaa
(θ ((θθ
S333eVVVVş---oaaaafffintaaa luizzzğçiggga2222eeeoşrrrlaiiialllğriiiNNNNıammmdkaeeev30000şşşe-cccciiirftttooooialllliiissssmzğğğ((((iii2222ebkaaaitrşşşeaaaxxxxgdğğğ))))eirıııdddddnddd.xxxxtttteaaaravvvteeeörrrriiilllmmmiçieeenkkktttfeeeadddziiirrrk...(a1y6m) alarının da (θ
VVbb
xx
(17)
VVcc
xx
(18)
DDaallggaa eenneerrjjii ddöönnüüşşttüürrüüccüüssüünnddee iinnddüükklleenneenn 33--ffaazz ddüüzzeennllii vvee eeşşiittlliikklleerr yyaarrddıımmııyyllaa bbeennzzeettiimm oorrttaammıınnddaa57mmooddeelllleennmmiişşttii ggöösstteerriimmii ŞŞeekkiill 55’’ttee vveerriillmmeekktteeddiirr.. GGeelleecceekk bbaaşşllııkkllaarrddaa ssoonnuuççllaarr,, ddeenneeyysseell ddüüzzeenneekktteenn eellddee eeddiilleenn ssoonnuuççllaarr iillee kkaarrşşııll
geDsVVoşöbcainstl tlugeiçakrlilaeme22ggeDDDggeeeDssssVVVVVVVV5dtloDmnrnriaoooo,şşşşööööi’rüekebbbbccccaaaaartidiiiitnnnnrssssNkNlşzettttytlllllaŞ ej ettttlllluuuugıggggtiteanmeeeeiiiieşriveraççççdnaaaakkkkrekırrrredn00ö.lllllıyyliiiiilllleırmaaaaneeeeliccmmmmMeeen22222222smanioorrrreennnndüvrrrrrla5,,,,eısmsliiiileodşaeeeey(kd(’rtddddddılrrrrtü22NNNNNNNNdejtyyyyeaeümeŞŞŞŞjjjjeeeeeiraküiiiizaaaaülnnnnlddeeeeedıetevzrrrrcxddddbxyeeeekkkkeöındddddeeüeer0000la0000ööööyyyydeniiiirasinnıııı.illlliccccccccknnnnlüssssmmmmietü22lzesrooootoooo3m3eeeebnüüüüdeMeşi.n5555ııııssssdsssslllltzenşşşşite)yyyyi)G((((((((el’’’’üanmttttkddddesdgeddllllttttdüüüü22222222ttrizeaaaaeeeeüüüüloxnxteetlndrrrrüaeldnzzzzrdüüüüeeobctisieeeeuüvvvvcccccrrixxxxbbbblxxxxüe/otm.nnnnkiSçeeeeeüüüüdaeeeemsnleeeelkmrrrriiessssGünnnnalmuiiiikkkknüüüüeo22222222nllllrızzzzybeçenntttt3333mmmm3333rnnnnuuleeeedeeeealndetiasddddlttttkşlnnnneacaeeeei))))oiiii))))3erleeeeanemmmmmkkkknı,i-ddddeeeeddddkddddrddddknkfuttttkmiiiiıılllldaxxxxxxxxtttteeeettttlnnnndçdnddddagzaboeddddlddddüradöeeeeraooooadndiiiişdrüüüüskaşerrrrrrrvüeıeeeeltalttttil....kkkkelzıeylleddddaaaamakeerellllsrbnmmmmşiiiileeeeniGGGGnieaklllloletemmnnnnleeeeerlaıııııidneeeendreeeennnnnnnnnrivielllldaşzışnnnnddddeeee3leıŞtleeüssssalilcccc-aaaaarebooootşed3333rzf.eeeeşiekiüanannnnem----ttkkkknıizkzffff---uuuuMmmmmrlzeaaaaıççççelnzzzzoabbbbooootllllsirdaaaaiaaaddddmaddddzerrrrşşşşkeeeeüüüülglllleiiiilllltzzzzııııoellllllllakkkke(e(a(eeeeeeeereeerLLrdd22at2işddlllltnnnnnnnalssıiaaaakkkka((000iqqiiştmmmmmllllmLLrrrrllğ)aaaaı))iiiieeddldddı’’’ıssrrrrmddMiiiinddbbddvvvvddiiyaaaaşşşşşşşşiissdtteaiiuaeeeeeeııııqqttttssaddlladdllllkiiiiktiiv((aaaayttrrrrbbbbl ddddtrra11eae....aşşşş..eyyeeeerüüüü87brdVVrıttttleennnnd))id/ıııılzzzzılssSMMMMerrrrrrrSSaezzzzqqeeeee.llMMıııırieeeeneellllmnnnnviooooaaaane))ttttrresssseuiiiidiirrrrddddRRreiiii mmmmnnaaaaşliizzzzeeeeilsslieekkkkkneeVViitllllssnkggggnoleeeeqqssittttooooddyeeeekaaaakkurrrrrrrrlrrrrooeaaaattttiiiilttttaaaaullllyyriiiiııııRRiiiitştştştşmmmmmmruummmmissııııslLLiilllllleaııııssuummmmssddMMMMnnnn,iiyyyyirrssfddddss(dduuuuaaaaaaaaaaadaaaakkkkdkkkktttt,,((((((((qlllltttteaaaa11111111mmaaaa)aaaaeeeerrrr-78878877e((LLbbbbddddıııılllleddddddd))))))))ddddss////ııııkiiqqSSSSrrrriaaaaeeeessls....qq))eiiiie--mmmmvvvvbeeneeeeeeeeikkuuuulddddrrrrgissllllriiiiiiiieeeiiiillllllll.nnnneeeereeeenninnnnkkkknnnnlimgg((eel22err43iir))lliiimmlleerrii
aşağıd aşağıd
5. Değerlendirmeler ve Sonuçlar
5D.aDlgEa ĞenEeRrjiLsiEsNonDyİıRllaMrdEaLaErtaRnVbiEr hSıOzlNa dUikÇkLatAleRri 5ü.zeDrEinĞe EçeRkmLEekNteDdİirR. MHıEzlLa EgeRlişVenEtSekOnNolUojÇi,LdaAlgRa Denaelrgjaisinendeernjiesliekstornik üyrıleltairmdianiagrütanngebçitrikhçıezlkaoladyi-kkatleri üzeri
tDlaeşaktlnıgroamloaejkin,teadr, jabilsugiadseuonrnuermyjiısldlianrddmeanaliaeyrleteatklnetrriibknirüdürheşıtmzimleaisnidniiekgküantlgereiçtüikzçeeri
Şekil 5. DED benzetim mŞoedkeilil 5. DED benzetim modeli
mkmtyblaeouirkraalllnllgaşiiaoyyeçenleemnkıottilelljlamleedikd,rreateiidasnnkdıaiukılrgiddla.lamüüakEnşşaeammlıtenclemkıeeegytssroarljiirsaiinnkisıdeeianyeemdnayytpeeoaoonırcpllljıailyesanlaainlaeççmükçmmyrtaaaeraaplkitıkkkıtişlmattmaaadüniddıanrrııelçd.rrata..eiBrlmıueşEEgimntnllkeleeianaikkn-regttlrrüdiinkke
geençetirkjiçsei ieknierkjiastie
tktüüurrlbblaiinnn–-ıljjemennaeesrrıaatöatörmrtaacstıaayrslıaamrııymvaeıpıgvlüaenç gdçüüaçzleışdnmlüeazyleiacnrilleegrydeicinrie.leldredirik. iDkeantiez
4SshdhevegY ddeşle.eaoaMsdsdeu2inqdrrrrğtkttk.iieeksslDrllqdtikkaSuimrrkmroGeeiLM sLlıkettnaeds4SssS4SssS44hhhhdvevedehdhehdvviVisSyAjdf4deebnVksiddddddddlnmridDeaaseeeeşşşşeelş....aaaaeaooaoeoeaesi.saöqteMMMMoMsrjiidddddqddddennr22222deliiiinnnndreieGrğrrrrrrrrrrrajrnğğğğğvktttttkddtttte.ivtttt.neke....eeeeiieieiedkkkksssssssslDlllllnaDDDDreberrrrl’nilllleqqqqtddddıeneiraSiiiikkkkkkkıSSSSRrnaçduuuuummmmrrrrRrrkreekkkkiarlnGiıooooMGGGGkireeeeeeeıMSsi[a ıalrsMMMM sssssltbiktllllikMnhre2ideateeeeiökktttttttnnnnrsamaaaaeeeefsaöqslVVVViiiir8ntaSdaVVVV[DemorıkkkkrlaDzllllömmmmrrrrdddderDDDDmione2]rGnağeeeeiiiirssssıttttrssss.jjjjlkjlesGiiiii(aeqqqq7ennnnddddkeeeedrdddd(ıaeeeeeeeenGGGGrrrr’ljjjjtSaeşkşnvkS]fuaediddddrdddeeee....ennnnnkkkkeeemai’naaaşn.eıamMatMtens’’’’mnnnniiii,eeeemonnnrseeeeeldğAraaaaktnaRRRRSSSSrrrrnnnnaimkRRRRıisdreeeerRrrrrıknnnneSSsdnddynileiylddqMMMMssssiiiia[[[[aaaaırrrrkklsssserğıSbbbbıGöiiiiaGattttiiiilnnnnrhvoe2222liiiiataaaattttıkkkkkrrrrssssDeınp.fssssaaaacröööööağqqqqMs)masok8888aaaattttSSSSdddda)adrveaaaDDDDrezzzzöööörrJrlrrrlnooooinnnnr]]]]ereduGGGGiear,amndeendoııııirrrrkli....g,rllllıssssrsiiiitlrnkekdkddddeerha((((aaaaennnnoibıa’’’’llllarr.VelaeSSSSevffffamaaaaeeeeddddrrrrlorvoomkhmmmmaaaadlmnraaaartarhsaaaammmmkDttttlMMMMhaieeeettedeiaeçimmmmoooorrrriikkkkoeoerderazmkvkktöeımmmmskkkkedvssssmrrrrrdrkr,eöoeSSSSessssddddddddinkniiiiıelllleuddddeqqqqaMtetrğrkkkkeeeeııııevskckaGGGGöööönedeçe.neoooovvvvllllnrraiakkkkueniyontdııııınnnnnousğğğğaaaarmMMMMb)))),tkkkkhJhaaaaaağdvitiibeeeekdsrrrraekrrrrpir,rveyiahllllrnnnneitrrrrddddaetnuuuuçiiiiedaaaaaemaaroooorkλ[elllliiiilneıman-sıııınltperrrrssssdSkkkkeeee2tddddsmieerrrrhhhhrameçM,hskeaaaas8aai....knlıdeeeeaŞŞŞŞrıaaaanlşellllaStkvvvvel]ashhhh,oaiöslllliaaaarrrrtreeee.denhkrnDDDDhMathhhhaaaattiiiiaeeeeieeerde.ççççmonloaikkkkyıdbeıarrrraaaaimmmmkkkknkzzööööor,ııııarkDndddd(tiiiiiirrrr,,,,aaieta2rgeeeeığyeınnnnlllllkaııııeeeevveeesdde.Gten1lttttrrrrrmibaeeeeel5555akkkkannnnSırddddbtr)....uıdıyrrkrairrrr’id....aıeeeeMyyyyoooolkdnadssqktğmdviğttttı[rDDDDJJJJhhhhpaaaaeemağğğğednı-rlie2bbbbilSrneeeeıennlkppppıseeeeyyyyaerrrr6iEEEEd.iiiirk,Ginnnna[astkuuuunkmmmm(aaaaaaaarrrrh]((kııobD2ema2DDDD.ireeeessrS21ssssnnnnpppp’edıltna62loeeeeedrrrrzaaaaM90iöommmmanAssssvizae])k[aaaannnnnnkeallllr))r-bbbb’aaaaeşrrrrı2.,,rttttDdaaaadooooaeeee7öööötdeaddddakkkkeahhhhdaaaaG]ttttnnnnrrrrqçrğk.ooooaaaaaiiiiyyyyııııeeeeazzzz’vı-eınnnnkzzzz,rrrr,,,,defnnnnmeeeeeAriıaaaaaaakereeeenııııttttaaaaadıyivvvvsddddddddiiiiednçlllll[K[[jbbk[Kj[ktbdbçsdsçssdDnhhtYistBeabreeiiiirrmmmmeeeeenaaaaaaanıeeüaıııııüabbbb32211ttttoıiüaüaanrvaaniaiaüüsaaeeen,earrrrucskkkkrrrnnnneAAcallrtğrğğ]]]]]aaaaarllrrnşrrmmdpeallzztkkkktoggbııemmmm.....üttttVşeneeleeımmmmddddlaaiieiğğğğllle,eaşşr[[[[üeeeçırrrrrtYYısiieeeerrktıııilmrrkkcskklşişkiiiiıj2222iiiillııllllkiıerkkannnnhqdaooooüaassnnnnzllieeeennnniitlleeükkkkıııırlleygNNttlemltnetıo6666sSc(RSY(RScYnlliimmll–ddddttiieımeerddddtkkkkılrr,,,,lezaaaavessssııyazzeea22röölsllriiooşiedeş]]]]j...AArrmııııraiilkeeeeeelkeeeeıkiebmmmmlaaaal(..(((sllpyyaaGG00mrrçsse....irrrrneeaiikketSSSSllşmMMtfa2122iilssünlZillllllllüünnnnssşşuuiiiuukkveaaınnKKkkcb00eteotlb0921iiiileeiccMMMM..iiiinetteejareAAAAıvrlnnssgüiiiikmmrheısernntteeeedkkkk33iiem..alle[[[[))))rıaakiiqelkkkki,aaabbdLLeooCCkkeenkşatSSrşşşşeall2222ğuu.krne))dbirrrrrrkkeeDDDDddnnreeıeemarrerrsltddddllr(nqlcceAAaaaaaalliiok7777..reıuellluuuı33ee1gerrddddııkkkaltımmeeoaaaa-yşihheeeeeegğnddddGGGGterrr]]]]nbidarr9dleüumnn00wwaRRggeeDDqqqqtıççççöl..ikkaağğğğ,,rd....k,rgeeaaaaonnlk,)uuevkdüğiçll99kkuee’’’’attıııı----irttrae44aaaeeeeaaskkkkeeğYeeınvıeşşö,,,,wddddBBzaseeeerrllr––uuaauv.sdersçAAAAlbbnkvvdrrrrrrl9l9nldd,,ettaiiiiiidrkeglkkkkiieeeenamn33aeaallo.ııuukketuuuGıaat,leeegeüaaaatteellnnnaddddiaknyyyya""ssssuur((33şrraasseeeelğğZlüççççnnnttaa22utlWWüeeeeleeee..tsrrrrrrrrirreeg00dnnppnnnntaallieççabeııııçiitıhooooııııeea00nnnnnvvvvçaaülleesssssVVyy..ııülnnnççoonaaccccrtiav,,ellttttaarnn11ılaaaalllrrrrerivvllööllııwwaaaaızeaatttteooooaiegdnseervvıeeebeeiıılmmttllll55şeeeeeeAAzzeeeerer,,,,çrrmakşştiııirrrrügrrssssseeitee))lmmmmaajıi,dssüüişşşşmmbnintüelliniiiikiiz,hhhh..nrrllııkkrrıiiiisaaütttt99ddüümmilyyyysreerelrrattttiieeeeııııoooolssss"aaairremgLL––eezrrilkeaallllippeeezzzznnnvaaaaTllll,,smbziirrrrreeiiiiçrüeaakksdd11hhrrrrllaaaaççaaeelkkkkukkkbbbb((((((((eoelöottiiddhaaeenlliiiibçlobbiii99rriiffffeeeww22221111illndllllinnnniiiizraaknnaannlylleaaeenaaaasimmaaeeeeymmtttte..bbbb00009999eeagüeuçiitteeeellviionnttivvvverrrrişşurrrrkcliiggsstnnzilmmmmaaaa))))))))tüevmleookkkkllooiiiirmmddlmiueeeesm,,ggbbaaeıığğğğelçekddddçdtsnniuaakkedvüüııııüüyyardataatlllleo""aaaaaueeooookkkkrrrreellggarnibariıııırrnççlkkkkkkegg33roooordcnllşşşşaaooınnrşoeeğğğğnnnnüülgdeaaallıuşauuuukttaagDDaaaaalltttttiüttnffmeeeeiiiiççeaaaaaarrrrnlaılttnuoooooiiunleeavvvvkkkkğğğğlirrrruuuuııitttzllddttttbbmmmrrrrrrrğaannllllliijjeeeeeeiııııvvvvııııeeeeçmessssalaeehhııyiisr.kuuuutoossssddddinnddnnattarrnnnneeeeaaaaaonaaarirkkiallllyyVaauuccnnnndss..naaaaloleeaaz,ıkknmııııttttd,,,,llllmssrlttıppddnnyyennöYYdrrılşerrttdaüüıemgglijjrddeerrııccnaaddooıaeayekkliiattrrooinüüaaskkllddüülcssaaıınnrlkleeitllooeıppddlleççldagiiacttııeezzrrrştiiykkmmirrrrriinııkğğkyyyyeiaaarn---eeddiuu..llllliinniiaannııgkkeaammllşşkkeennaarlliiuullttiillkkoooddmmdıılleeççrrççwwllfnnöövvimm..aaaaiieeruunneeccaaassnnllşş.eeııssüüoovviiıışşdduunnnttllmmşşrreeDmmllaaüüuunnttetteeüübbooezzwnnddeeaarrmmrriiniieeddnnllllaallüü,,aaaanniieeieeheeccrrzllrrrrssll
eeggeggeYYYY ünmYlllleeeeırusssssssseeeeuuuu,ieqqqqddddrrrrnkRkkkkkkkkiiiitaillllittttSaaaaliiiirvrrrremmmmsrrrrıeiiiiLLLLLLLLndııııakkkkddddssssaiiiirassssssssiiiiannnnkiiiigaaaasssseeeekvssssqqqqııiiiiddddemllllıdyvvvvrvvvvıiiıaaaaeeee,rlneeeeeewççççrrrrınniiii,ııııSSSSaaaamllllVMMMMceeeeekkkkeffffisnnnnşnrrrrııııqliemmmmeeeevitk,lkkkkeeeeeiλııııtkaaaaşşşşinnnnrSsliiiiinnnnqMııııektttt,,,,qssssllllrssiiiiııııd-eaRRRRkkkknnnneeblllllSSSSkıııı,aeeeeistVçrrrrsssssssemıddddsaaaaeeeendfeeeerrrrrmmmmıvgkgggg,,,,eeenkbbbbııııiVVVVraasooooidddddtnlssssllllıidddddiiiissiiiimrrrrzzzz-ıleeeenavvvveeeeeirnnnnkıeeeetssccccieeeeaeeviiiiiiiittttrnnnnemnssssmmmmaddddiiiiafgb,,,,ıkeeeeneddddo((ıkkkkλλλλrdml----22SSSSiitttteeeealz21eeeeMMMMiınkkkke))--ddddssssiiiisssseeeerrrraaaa....nnnnbbbb((((iiiitttt2222ggggeeee1111[[[[[mmmm35544rrrr))))iiii]]]]]ııııllllkkkk.....vvvviiiimmmmnnnneeeeaaaasrMaTSroMsoaTiiiitttteennnn((((yyppff.ıııı..2222ggiiiiss..ssssppZJJwwAAttuu2222llllll..eeaaaavvvviihll))))aa..mmccaarrrrKK’’’’eeeeevvaaEErrddddnsseetttthhtteeeeww..aaaaiiaaagaaooeerrrrkkkkAAaa,nnaaaaaannvvvvnnnnııııYvv,,hhffffssmmmmeeeeeddeeıııı::GGmm.rrrrrnnnnssııııggiiiiAAZ..dddd""nnnnaalllleeyyeeee,,ssddaaaaııııhBBttnnnn,,,,ssRRnnnn,,eeacchheeccnooeeAAVVVVssuueeeehhüüüünngnnssyyssssşşşş..nnmmrrrr,vveeqqqqaaiiiieeeeFFoowweetttt"nneettttllllvvvvllrr..Tiiiiiii,,aannoottllllkkkkeeee((((((((ZZeehbbeeeettggMM22222222llllrrellnnnnooyyeeee22221111ssiiiieeooo..bbssssrrrr))))))))TTssqqqqffr,,,,ttaaaaEEaootte..kkkkaaaannthh((((qqqq,,ttIIııııi1111tteeoouuc----qqyyyyhh""rr9999eeeearrssbbııııeeggOOiikkkk,,,,))))laazzrryysssseeffeellmoowwww,,vvvvffeeeellvvnnssaaee11mmmmnnnneeeeoiihhnnttcc22eedaaoottddww88llrrerriileeJJcc""((laa22..,,innEEppnpp00AAddoog..oo11ppwwwwQQ88ovvpp))eeeefuueellrriirr11aarraeett22iiccggddiiccccn55oorrooaaEEiienn--ddeell11wddnn,,""44iieeaa,,""tt11hrrxxiiHH88ggoo
etmektedir. (21) ve (22)’de verilen eşitlikler, (19) ve
[1]. Y.M.C. Delaure, A. Lewis, “3D hydrodynamic modelling of fixed oscillating water column wave power plant by a boundary element methods”, Ocean Engineering, 30 (2003) 309-330.
[2]. S.G. Siegel, “Wave radiation of a cycloidal wave energy converter”, Applied Ocean Research, 49 (2015) 9-19.
[3]. S. Zheng, Y. Zhang, “Theoretical modelling of a new hybrid wave energy converter in regular waves”, Renewable Energy, 128 (2018) 125-141
[4]. M.J. Khan, G. Bhuyan, M.T. Iqbal and J.E. Quaicoe, “Hydrokinetic energy conversion systems and assessment of horizontal and vertical axis turbines for river and tidal applications: A technology status review”, Applied Energy, 86 (2009) 1823-1835.
[5]. T. A. E. Ahmed, A. F. Zobaa, “Offshore power conditioning system connecting arrays of wave energy converters to the electric power grid”, 8th International Conference on Advances in Power System Control, Operation and Management (APSCOM 2009), Hong Kong, China, 8-11 Nov. 2009.
[6]. F. Wu, vd. “Modeling, Control Strategy, and Power Conditioning for Direct-Drive Wave Energy Conversion to Operate With Power Grid”, April 2013, Proceedings of the IEEE 101(4):925-941.
[7]. Z. Nie, P. Clifton, Y. Wu, R. A. McMahon, “Emulation and power conditioning of outputs from a Direct Drive Wave Energy Converter”, 2008 IEEE International Conference on Sustainable Energy Technologies, pp. 1129-1133.
[8]. E. Ozkop, I. H. Altas and Adel M. Sharaf, “A Novel Switched Power Filter-Green Plug (SPF-GP) Scheme for Wave Energy Systems”, Renewable Energy, Volume 44, August 2012, Pages 340-358.
[9]. E. Şahin, İ.H. Altaş, “FPA Tuned Fuzzy Logic Controlled Synchronous Buck Converter for a Wave/SC Energy System”, Advances in Electrical And Computer Engineering, vol.17, pp.39-48, 2017.
[10]. E. Şahin, İ.H. Altaş, “Optimized fractional order control of a cascaded synchronous buck-boost converter for a wave-UC hybrid energy system”, Electrical Engineering, vol.1, pp.1-13, 2017.
[11]. B. Godfrey, “Renewable energy; power for sustainable future”, Oxford University Press 2nd edition, 2004.
[12]. R.M. Sorensen, “Basic coastal engineering”, Springer Science & Business Media; 2005.
[13]. P.T. Jacobson, G. Hagerman ve G. Scott, “Mapping and assessment of the United States ocean wave energy resource”, Electric Power Research Institute Report; 1 Aralık 2011.
[14]. M.H. Moeini ve A. Etemad-Shahidi, “Application of two numerical models for wave hindcasting in Lake
Erie”, Applied Ocean Research, 29, (2007) 137-145.
[15]. W.J. Pierson ve L. Moskowitz, “A proposed spectral form for fully developed seas based on the similarity theory of S.A. Kitaigorodskii”, Journal of Geophysical Research, 69, (1964) 5181-5191.
[16]. K. Hasselmann, vd. “Measurements of wind wave growth and swell decay during the Joint North Sea Wave Project (JONSWAP)”, Ergnzungsheftzur Deutschen Hydrographischen Zeitschrift Reihe. Deutsches Hydrographisches Institute, Hamburg, Germany, 1973.
[17]. N. Yin Yeo ve P. Soo-Hong, “Analysis and Realization of Ocean Wave Surface by Utilizing Matlab”, Journal of the Korea institute of electronic communication sciences, 5, 3 (2010) 281-287.
[18]. A. Akpınar, G.P. Van Vledder, M.İ. Kömürcü ve M. Özger, “Evaluation of the numerical wave model (SWAN) for wave simulation in the Black Sea”, Continental Shelf Research, 50 (2012) 80-99.
[19]. I.R. Warren ve H. Bach, “MIKE 21: a modelling system for estuaries, coastal waters and seas”, Environmental Software, 7, 4 (1992) 229-240.
[20]. H.L. Tolman, “A third-generation model for wind waves on slowly varying, unsteady and inhomogeneous depths and currents”, Journal of Physical Oceanography, 21 (1991) 782-797.
[21]. N. Booij, L.H. Holthuijsen ve R.C. Ris, “A thirdgeneration wave model for coastal regions: 1. Model description and validation”, Journal of Geophysical Research, 104, C4 (1999) 7649-7666.
[22]. R.C. Ris, L.H. Holthuijsen ve N. Booij, “A third generation wave model for coastal regions: 2. Verification”, Journal of Geophysical Research: Oceans,104, C4 (1999) 7667-7681.
[23]. S.H. Salter, “Wave power”, Nature, 249, 5459 (1974) 720-724.
[24]. A. Akpınar, M.İ. Kömürcü, M. Özger ve M. Kankal, “Dalga Simülasyonu için Karadeniz’de Swan Uygulaması”, 7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu, Kasım 2011, Trabzon, Bildiriler Kitabı: 269-279.
[25]. Y. Hong, vd. “Linear generator-based wave energy converter model with experimental verification and three loading strategies”, IET Renewable Power Generation, 10, 3 (2016.) 349-359.
[26]. R. Krishna vd. “Analysis of linear wave power generator model with real sea experimental results”, IET Renewable Power Generation, 7, 5 (2013) 574-581.
[27]. A.H. Vander Meulen, “Novel control of a permanent magnet linear generator for ocean wave energy applications”, Yüksek Lisans Tezi, Oregon State Üniversitesi, 2007.
[28]. N. Mohan, “Advanced electric drives: analysis, control, and modeling using MATLAB/Simulink”, John wiley & sons Ltd. publication, 2014.
FOSİL YAKITLARDAN
YENİLENEBİLİR ENERJİYE
Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar EUROSOLAR Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği Başkanı
Marmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı EMO Enerji Komisyonu üyesi [email protected]
Sanayi devriminden önce, insanların enerji ihtiyaçları sınırlıydı. Isı için güneşe bağımlıydılar ve güneşin yetersiz kaldığı durumlarda odunu, samanı ve kurumuş atıkları yaktılar. Taşıma için, atların kasları ve yelkenlerdeki rüzgârın gücü insanları dünyanın her köşesine götürdü. Hayvanları kendilerinin yapamayacağı işleri yapmak için kullandılar. Su ve rüzgâr gücünden yararlandılar.
Buharın gücünü kullanma yeteneğine dayanan basit makineler, bazı kaynaklara göre eski İskenderiye de tasarımlanmıştı. Thomas Newcomen ve James Watt’ın 1700’lerin ortalarında önemli uyarlamaları modern buhar makinesini doğurdu ve pek çok imkân yarattı. Buhar motoru 18. yüzyılda önemli ölçüde gelişti. İngiltere ve Appalachia madenlerinden elde edilen kömürle çalışan tek bir buhar motoru, düzinelerce atın işini yapabildi.
Rüzgardan ve sudan daha elverişli ve atlarla dolu ahırdan daha az pahalı olan buhar motorları kısa sürede lokomotiflere, fabrikalara ve çiftlik aletlerine güç vermeye başladı. Kömür ayrıca binaları ısıtmak ve demiri çeliği eritmek için kullanıldı. 1880’de, kömür dünyanın ilk elektrik jeneratörüne bağlı bir buhar motorunu çalıştırdı. Thomas Edison’un New York City’deki fabrikası, Wall Street finansörlerine ve New York Times’a ilk elektrik ışığını sağladı.
Sadece bir yıl sonra, dünyanın ilk hidroelektrik santrali Wisconsin, Appleton’da çevrimiçi oldu. Birkaç yıl içinde Henry Ford, Michigan’daki evine enerji vermek için küçük bir hidroelektrik santrali inşa etmesine yardım etmesi için arkadaşı Edison’u işe aldı.
1800’lerin sonunda yeni bir yakıt türü ortaya çıkmıştı: petrol. Başlangıçta ilaç olarak satılan
petrol, balina yağı endüstrisi azaldıkça aydınlatma için değerli bir ürün haline geldi. Yüzyılın başlarında, benzine işlenen petrol içten yanmalı motorları ateşlemeye başladı.
Arabalar Henry Ford Model T’si için seri üretim yöntemini mükemmel hale getirene kadar zengin bir adamın oyuncağıydı. İlginçtir ki, elektrikli arabalar aynı zamanda zengin kadınların bir oyuncağıydı. Benzinli otomobiller elektrikli yol vericileri benimsediğinde, üstün menzili hızla elektriği piyasaya çıkardı.
Çağın bir başka önemli buluşu, sürücüyü yere, önceki bisikletlerden daha aşağıya indiren, aynı boyutta iki tekerleği olan güvenlik bisikletiydi. John Dunlop tarafından icat edilen pnömatik lastik, parke taşı ve toprak yollarda daha rahat bir sürüş yaptı ve bisiklet kullanımı 1890’larda bir saplantı haline geldi.
Enerji Kullanımının Artışı
Düşük maliyetli otomobil ve elektriğin yayılmasıyla birlikte toplumların enerji kullanımı değişti. Santraller büyük kömür santralleri ve hidroelektrik barajlarına kadar büyüdü. Elektrik hatları şehirler arasında yüzlerce kilometre uzadı ve Büyük Buhran sırasında kırsal alanlara elektrik getirdi. Ucuz araba banliyöleri mümkün kıldı, bu da ucuz arabaları gerekli kılarak banliyölerin genişlemesine neden oldu.
Enerji kullanımı her 10 yılda bir ikiye katlanarak hızla arttı. Enerji üretiminin maliyeti istikrarlı bir şekilde düşüyordu ve enerjinin verimli kullanımı önemli değildi.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra nükleer güç serbest bırakıldıktan sonra, “barışçıl atom” için bir ev sahibi arandı ve elektrik üretimine başlandı.
ABD’de 200’ün üzerinde nükleer enerji santrali planlandı ve bu elektrik enerjisinden yararlanmak için elektrikli ısıtma sistemleri inşa edildi.
Benzin kullanımı da denetlenmedi. Otomobiller 1950’lerde ve 1960’larda çoğaldı ve ağırlaştı. 1970 yılına gelindiğinde, bir Amerikan otomobili 1 litre benzin ile 5 km yol alabiliyordu.
Büyük Enerji Kazası
1973’te, Arap-İsrail Savaşı’nda ABD’nin İsrail’e verdiği destek, petrol üreten ülkelerin ABD’ye ve diğer batı ülkelerine petrol tedarik etmeyi durdurmasına yol açtı. Bir gecede, petrol fiyatları üçe katlandı. 1979 yılında, İran Şahı Ayetullah Humeyni tarafından zorlandığında, petrol fiyatları birkaç hafta içinde yüzde 150 artarak tekrar yükseldi. Sürücüler benzin almak için benzin istasyonlarında kuyruklar oluşturdu ve Başkan Carter, enerjinin korunmasının “savaşın ahlaki eşdeğeri” olduğunu ilan etmek için televizyona çıktı. 1980 yılında, bir petrol varilinin ortalama fiyatı neredeyse 45 dolardı.
Şah’ın düşmesinden sadece üç ay sonra, Three Mile Island nükleer enerji santrali bir dizi mekanik arıza ve operatör hatalarından sonra kısmi bir erime yaşadı. Yıllarca nükleer bir kazanın gerçekleşemeyeceğini duyduktan sonra Amerikan halkı şok oldu. Kaza travması, kriz duygusuna eklendi.
Ancak Three Mile Adası’ndaki kaza, nükleer endüstrinin canını sıkan uzun bir problem sırasındaki en son olaydı. Yeni tesis siparişleri, milyarlarca dolarlık maliyet aşımları, yüksek enflasyon ve enerji tasarrufunun erken etkileri nedeniyle elektrik talebindeki yavaşlama nedeniyle çoktan durmuştu. 1978’den sonra yeni bir santral sipariş edilmedi ve 1973’ten beri sipariş edilenler iptal edildi.
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Alternatif Enerji
Yenilenebilir Enerjinin iklim değişikliği ile mücadelede çözümün parçası olmasının temel nedeni, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel ısınmaya katkıda bulunan karbondioksit ve diğer sera gazları yaymamasıdır.
Temiz enerji yeşil olmasının ötesinde yerli istihdam yaratıyor, elektrik şebekelerini daha esnek hale getiriyor, gelişmekte olan ülkelerde enerjiye erişimi genişletiyor ve enerji faturalarının düşürülmesine yardımcı oluyordu. Bu faktörlerin tümü son yıllarda yenilenebilir bir enerji rönesansına katkıda bulunmuş, rüzgâr ve güneş enerjisi elektrik üretiminde yeni rekorlar kırmıştır.
Düşük maliyetli otomobillerin ve elektriğin yayılmasıyla birlikte toplumların enerji kullanım biçimleri de değişti. Büyük kömür santralleri ve hidroelektrik barajları kuruldu. Elektrik hatları, şehirler arasında yüzlerce kilometre boyunca uzandı.
Son 150 yıldır insanlar, ampullerden arabalara ve fabrikalara kadar her şey için büyük ölçüde kömür, petrol ve diğer fosil yakıtlara güveniyorlardı. Böylece fosil yakıtların her yerde kullanılıp yakılmasından salınan sera gazları tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaştı.
Sera gazları, atmosferde güneşten gelen ısıyı hapsederken, yüzeydeki ortalama sıcaklıklar artmaktadır. Küresel ısınma, iklim değişikliğinin bir belirtisidir; bilim insanları artık gezegenimizin hava ve iklim sistemlerini etkileyen karmaşık değişimleri tanımlamayı tercih ediyorlar. İklim değişikliği, sadece ortalama sıcaklıkları değil, aynı zamanda aşırı hava olaylarını, vahşi yaşam popülasyonlarını ve habitatlarını, yükselen denizleri ve bir dizi diğer etkiyi de değiştirerek yaşanmaktadır.
Tabii ki, herhangi bir enerji kaynağı gibi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kendi kazanımları ve buna bağlı tartışmaları vardır. Yenilenebilir enerji sürekli olarak mevcuttur ve “neredeyse tükenmez”dir.
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Çeşitleri Hidroelektrik: Yüzyıllar boyunca insanlar su akımını kontrol etmek için barajlar kullanarak nehir akıntılarının enerjisini kullanıyorlar. Su gücü, dünyanın önde gelen hidroelektrik üreticileri olan Çin, Brezilya, Kanada, ABD ve Rusya’da dünyanın en büyük yenilenebilir enerji kaynağıdır. Hidroelektrik, teorik olarak yağmur ve karla doldurulan temiz bir enerji kaynağı olsa da bazı dezavantajları da vardır.
Büyük barajlar nehir ekosistemlerini ve çevresindeki toplulukları tahrip ederek vahşi hayata zarar verebilir ve sakinleri yerlerinden edebilir. Barajlar, suyu güç olarak kullanmanın tek yolu değil: Dünyanın dört bir yanındaki gelgit ve dalga enerjisi projeleri, okyanusun doğal ritimlerini yakalamayı amaçlıyor. Deniz enerjisi projeleri şu anda tahmini 500 megawatt güç üretiyor- tüm yenilenebilir enerjilerin yüzde birinden daha az- ancak potansiyel çok daha büyük. İskoçya’nın Saltire Ödülü gibi programlar bu alanda yeniliği teşvik etti.
Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretimi İnsanlar binlerce yıldır rüzgâr enerjisi kullanıyor. Geleneksel Hollanda yeldeğirmenleri önemli bir örnektir. İnsanlar Nil Nehri boyunca tekneleri ilerletmek için M.Ö. 5000 kadar erken bir zamanda rüzgâr enerjisi kullandılar. M.Ö. 200’de Çin’de basit rüzgarla çalışan su pompaları, İran ve Orta Doğu’da da sazlık bıçaklı yel değirmenleri tahıl öğütüyordu. Rüzgâr enerjisini kullanmanın yeni yolları sonunda dünyaya yayıldı. 11. yüzyılda Orta Doğu’daki insanlar,
1970’lerin petrol kıtlığı, ABD’de ve diğer ülkelerdeki enerji ortamını değiştirdi. Petrol kıtlığı, elektrik üretmek için rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarını kullanma yollarının geliştirilmesine ilgi yarattı. 1980’lerin başında sadece
Kaliforniya’da binlerce rüzgâr türbini kuruldu.
gıda üretimi için yoğun olarak rüzgâr pompaları ve yel değirmenleri kullanıyorlardı. Tüccarlar ve Haçlılar, rüzgâr teknolojisini Avrupa’ya getirdi. Hollandalılar Ren Nehri Deltası’ndaki gölleri ve bataklıkları boşaltmak için büyük rüzgâr pompaları geliştirdi. Avrupa’dan gelen göçmenler sonunda rüzgâr enerjisi teknolojisini Batı Yarımküre’ye götürdü.
Amerikalı kolonistler, tahıl değirmenlerini öğütmek, su pompalamak ve bıçkı fabrikalarında odun kesmek için yel değirmenlerini kullandılar. Ev sahipleri ve çiftlik sahipleri, batı Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleştikçe binlerce rüzgâr pompası kurdular. 1800’lerin sonlarında ve 1900’lerin başlarında, küçük rüzgâr enerjisi jeneratörleri (türbinler) de yaygın olarak kullanılmıştır.
Elektrik, 1930’larda kırsal alanlara iletildiğinde rüzgâr pompası ve küçük türbin kullanımı düşmeye başladı. Bununla birlikte, bazı çiftlikler hala hayvancılık için su sağlamak amacıyla rüzgâr pompalarını kullanmaktadır. Küçük rüzgâr türbinleri, özellikle uzak ve kırsal alanlarda elektrik sağlamak için tekrar yaygınlaşıyor. Petrol kıtlığı ve çevresel kaygılar nedeniyle rüzgâr enerjisi kullanımı arttı. 1970’lerin petrol kıtlığı ABD ve dünya için enerji ortamını değiştirdi. Petrol kıtlığı, elektrik üretmek için rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarını kullanma yollarının geliştirilmesine ilgi yarattı. ABD federal hükümeti, büyük rüzgâr türbinlerinin araştırılmasını ve geliştirilmesini destekledi. 1980’lerin başında, çoğunlukla yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik eden federal ve eyalet politikaları nedeniyle Kaliforniya’da binlerce rüzgâr türbini kuruldu.
1990’larda ve 2000’lerde, ABD’de federal hükümet çevre sorunlarının çözümü için yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanma konusunda teşvikler oluşturdu. Rüzgâr türbinlerinin maliyetini azaltmaya yardımcı olmak için araştırma ve geliştirme fonları sağladı ve rüzgâr enerjisi projeleri için vergi ve yatırım teşvikleri sundu. Bu politika ve programlar, rüzgâr türbinlerinin sayısında ve rüzgâr enerjisinden üretilen elektrik miktarında bir artışa neden oldu.
2017 yılında, ABD elektrik üretiminin rüzgardan aldığı pay %6 civarına ulaştı. Avrupa’daki teşvikler, orada da büyük miktarda rüzgâr enerjisi kullanımına neden oldu. Çin Halk Cumhuriyeti rüzgâr enerjisine büyük yatırım yapıyor ve şimdi dünyanın en büyük rüzgâr enerjisi üretim kapasitesine sahip.
Güneş: Ev çatılarından, faydalı ölçekli çiftliklerdeki kullanımına kadar güneş enerjisi dünyadaki enerji piyasalarını yeniden şekillendiriyor. 2007 ve 2017 yılları arasındaki on yılda, fotovoltaik panellerle ilişkili dünyanın toplam kurulu enerji kapasitesi yüzde 4.300 arttı.
Güneş Enerjisi Termik Santralleri
Güneş termal enerji sistemleri, yoğunlaştırılmış güneş enerjisi kullanır. Güneş termal enerji (elektrik) üretim sistemleri, elektrik üretmek için gereken yüksek ısıyı üretmek üzere güneş ışığını toplar ve yoğunlaştırır. Tüm güneş enerjisi sistemlerinde, iki ana bileşene sahip güneş enerjisi kolektörleri bulunur. Çoğu sistem tipinde, bir ısı transfer sıvısı alıcıda ısıtılır ve dolaştırılır ve buhar üretmek için kullanılır. Buhar enerjisi, elektrik üretmek için bir jeneratöre güç veren bir türbinde mekanik enerjiye dönüştürülür. Güneş termal enerji sistemleri, güneş gökyüzünde pozisyon değiştirdikçe gün boyunca güneş ışığını alıcıya odaklanmış tutan izleme sistemlerine sahiptir.
Şekil 1. Yükseklikler ve çıktılarına göre rüzgâr türbin teknolojilerindeki gelişme
Güneş enerjisi sistemleri aynı zamanda, güneş kolektör sisteminin gün boyunca bir enerji depolama sistemini ısıtmasını sağlayan bir termal enerji depolama sistemi bileşenine sahip olabilir ve depolama sisteminden gelen ısı, akşamları veya bulutlu havalarda elektrik üretmek için kullanılır.
Şekil 2. 30 Haziran 2018 itibarıyla Küresel rüzgâr ve güneş tesisleri toplam kapasitesi
Biyokütle: Biyokütle enerjisi, etanol ve biyodizel, odun ve odun atıkları, çöp alanlarındaki biyogaz ve belediye katı atıkları gibi biyoyakıtları içerir. Güneş enerjisi gibi, biyokütle de araçlara yakıt, binaları ısıtmak ve elektrik üretmek için kullanılabilecek esnek bir enerji kaynağıdır. Bilim insanları ve şirketleri, atık su çamurunu ve diğer biyokütle kaynaklarını enerjiye daha verimli bir şekilde dönüştürerek, aksi halde israf edilecek malzemeden değer elde etmeyi hedefleyen çalışmalar yürütüyorlar.
Jeotermal: Bazı ülkelerde yemek pişirmek ve ısıtmak için binlerce yıldır kullanılan jeotermal enerji, Dünya’nın iç ısısından kaynaklanmaktadır. Büyük çapta, yeraltı buhar ve sıcak su rezervleri, elektrik üretmek için 1 km derinliğinde veya daha derindeki kuyulardan çıkarılabilir. Daha küçük bir ölçekte, bazı binalarda ısıtma ve soğutma için sıcaklık farkları kullanan jeotermal ısı pompaları bulunur.
Yenilenebilir Enerjiyi Arttırmanın Yolları
Dünyanın dört bir yanındaki şehirler, eyaletler ve federal hükümetler, yenilenebilir enerjiyi arttırmaya yönelik politikalar oluşturuyor. ABD’de en az 29 eyalet yenilenebilir portföy standartları belirledi (yenilenebilir kaynaklardan belirli bir enerji yüzdesini elde etmeyi zorunlu kılan politikalar). Dünya çapında 100’den fazla şehir şimdi en az yüzde 70 yenilenebilir enerjiye sahip ve diğerleri de yüzde 100’e ulaşma taahhüdünde bulunuyor. Yenilenebilir enerji büyümesini teşvik edebilecek diğer politikalar arasında, karbon fiyatlandırması, yakıt ekonomisi standartları ve bina verimliliği standartları yer almaktadır. Şirketler de bir fark yaratıyor, 2018’de rekor miktarda yenilenebilir enerji satın alıyorlar.
Kaynaklar https://www.nationalgeographic.com/environment/ energy/reference/renewable-energy/ https://www.ucsusa.org/clean_energy/our-energychoices/a-short-history-of-energy.html#.XGkrg-gzbIU https://www.eia.gov/energyexplained/index. php?page=solar_photovoltaics https://www.eia.gov/energyexplained/index. php?page=solar_thermal_power_plants https://www.eia.gov/energyexplained/index. php?page=wind_history
SAYISAL KARASAL TELEVİZYON
Özgür Coşar Elektrik-Elektronik Mühendisi
Teknolojinin gelişmesine paralel olarak, her sektörde, büyüklü küçüklü dönüşümler meydana geliyor. Televizyon yayınlarının dağıtımı da teknolojik gelişmelerden nasibini aldı. Ülkemizde televizyon yayınlarına ulaşım için kullanılan ortam büyük ölçüde uydudur. RTÜK’ün 2018 yılında yaptığı araştırmadaki verilere göre hanelerin %79’unda uydu, %13’ünde kablo, %9’unda dijital platform bağlantısı bulunmaktadır1.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde televizyon yayınlarına erişimin nasıl olduğu ise, ülkeden ülkeye çok değişiklik göstermektedir2. Kimi ülkelerde uydu ve kablo, kimi ülkelerde kablo ve sayısal karasal, kimilerinde ise uydu ve sayısal karasal iki yöntem olarak ağırlık kazanmaktadır. Burada dikkat çekilmesi gereken, hiçbir ülkede tek yöntemin ağırlıklı olarak var olduğu bir modelin tercih edilmediğidir.
Sadece uydu şebekesine, bu kadar bağımlı olmanın doğurabileceği sakıncaların başında elbette yayın güvenliği gelmektedir. Yayınların verici istasyonlarına fiber kablolar kullanılarak iletildiği bir sayısal karasal televizyon yayını şebekesi, uydu bağımlılığı sorununu ve yayın güvenliği sorununu çözecektir.
Sayısal karasal televizyon yayınının uzun ve sancılı bir geçmişi var ülkemizde. DVB-T formatı ve MPEG 2 sıkıştırması kullanılarak yapılan ilk planlama, yıllar içerisinde DVB-T2 format ve MPEG 4 sıkıştırmasına, son olarak da DVB-T2 HEVC haline geldi. Bu kısaltmalar ne anlama geliyor, bunlardan bize ne diyebilirsiniz. Sizi/bizi ilgilendiren, bugün için, dünyadaki en gelişmiş sayısal karasal televizyon yayını şebekesi kurulabilir ülkemizde.
Analog karasal yayın, yani ülkemizde hâlen sürdürülmekte olan ve “kılçık anten” olarak adlandırılan çatı antenleri ile izlediğimiz, yayınların sayısallaştırılması olarak özetleyebileceğimiz bu dönüşüm, hem hanelere, yayınlara erişim için alternatif sundu hem de frekans bandının çok daha verimli kullanılmasına yol açtı. Karasal televizyon yayınları Ultra High Frequency (UHF)’nin 470-960 MHz bandını kullanıyor. Bu bant, mobil iletişim için de uygun olduğu için, analog yayınların sayısallaştırılarak, bandın üst bölümünden itibaren boşaltılması ve mobil iletişimcilere tahsisi, 2010’lu senelerin çok konuşulan konularından birisiydi. UHF bandının, öncelikle 800 MHz üzeri bandı, ardından da 700-800 MHz arası bandı mobil iletişim sektörüne bırakıldı. Avrupa’da sayısallaşma ile sağlanan UHF bandındaki kapasite, ülkemizde analog yayınların kapanması ile sağlandı.
Frekans bandının nasıl kullanılacağına karar verilen Dünya Radyoiletişim Konferansı’nın(World Radiocommunication Conference: WRC) 2015 yılında toplantısında alınan karara göre WRC 2023’te 470-960 MHz bandının tümünün kaderi yeniden belirlenecek3. Avrupa ülkeleri açısından, 2015 senesinde kurulumu tamamlanmış olan sayısal karasal şebekenin ekonomik kullanımı gerçekleşmiş olacak4.
2018 yılının son günlerinde Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından yayınlanan yönetmelik ile DVB-T2, sayısal radyo ve FM frekansları için ihale düzenleneceği açıklandı. Yayınlanan yönetmeliğin tam adı: Karasal Yayın Lisansı ve Sıralama İhalesi Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik. Yönetmelik metnine RTÜK web sayfasındaki bağlantıdan erişebilirsiniz. Yönetmeliğe göre lisanslar 10 yıl süreliğine verilecek. İhale ilanı tarihi ile ihale tarihi arasında en az 70 gün olması, gene yönetmeliğin koşulları arasında yer alıyor. Bu yazının hazırlandığı Şubat 2019 sonu itibariyle henüz ihale ilanı yapılmadığı düşünüldüğünde, kulelerin inşa edilmesi ve şebekenin oluşturulması gibi işlerin tamamlanmasının, en iyimser tahmin ile 2020 ortalarını bulacağını varsayabiliriz. Bu durumda, 2023 yılında düzenlenecek WRC’de, frekans spektrumunun ne şekilde değerlendirileceğini bekleyip ona göre hareket etmek daha doğru olabilir.
Peki, bu durumda ne yapmalı?
Öncelikle konuyu, sektörün tüm temsilcileri, yani tüketici birlikleri, yayın kuruluşları, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, cihaz üreticileri, üniversiteler ve meslek odalarının temsilcilerinin katılacağı bir forum/panelde değerlendirmek gerekiyor. Sayısal karasal televizyon yayıncılığı için DVB-T2 dışındaki seçenekler geliştirilebilir gibi görünüyor. Bugün için yayınlanmış standartlar arasında yer almasa bile 5G, sayısal karasal televizyon yayıncılığı için uygun bir alternatif sunabilir.
1 RTÜK Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması-2018 2 https://tinyurl.com/emodtt1 3 https://tinyurl.com/emodtt 4 https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/147487
KADIN KOMİSYONU ÇALIŞMALARI
Elektrik Mühendisleri Odası Kadın Komisyonu “Çalışma İlkeleri”ni 44. Dönem EMO Denizli Şube’de 12.12.2015 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda oluşturmuştur. Kadınların hayatın her alanında karşılaştıkları ayrımcılığa, eşitsizliğe ve baskıya karşı mücadelelerinde yol gösterici olacak, aralarındaki dayanışmayı artıracak, kendilerini güçlü hissettirecek bu ilkeler günün ihtiyacına göre kadınların kolektif aklıyla/kararıyla genişlemeye/değişmeye devam edecektir.
EMO KADIN KOMİSYONU ÇALIŞMA İLKELERİ
1- Kadın beyanı esastır. 2- Kadın mücadelesi özgün ve özerktir. 3- Kadın Komisyonu çalışmaları tüm kadın üyelerin katılımı ve katkısına açık olarak yürütülür. 4- Kadın çalışmalarında hiyerarşi yoktur, her kadın eşit söz hakkına sahiptir. 5- Eril sistemin dayattığı başkanlık algısı reddedilir. Uygulamada başkanlık yerine “dönem sözcülüğü” benimsenir. 6- “Dönem Sözcüsü” Kadın Komisyonu tarafından seçilir ve 6 ayda bir değişir. 7- Kararlar oy birliği ile alınır. Oy birliği sağlanamazsa ikna süreci işletir. Bunda başarılı olunamazsa, ikna edilemeyen üyelerin yol vermesi ile karar uygulanır. 8- Kadın temsiliyeti olmayan hiçbir organ, taban insiyatifini tam olarak yansıtamamaktadır. Her organda “eşit temsiliyet” savunulur. 9- Kadınlara yönelik “eşitleyici önlem” ilkesinin hayata geçirilmesine çalışılır. 10- Cinsiyetçilikle mücadele edilir. Bu alandaki şikayet ve dava konusu olaylar takip edilir. 11- Cinsiyet ayrımcılığına yönelik şikayetlerde “zaman aşımı” uygulaması reddedilir. 12- Örgüt organlarında yer alan kadınlarla iletişim ve dayanışma içerisinde olunur. 13- Kadın Komisyonu toplantıları yerellere yayılarak kadın üyeler arasındaki iletişim ve etkileşimin artırılması sağlanır. 14- TMMOB ilkelerine sahip çıkılır, zedelendiği her durumda meşru mücadele hakkı kullanılır. İlkelerimizin hayata geçirilmesinin takipçisi olacağız.
EMO Kadın Komisyonu
HUKUK KÖŞESİ
Yargıdan Mesleki Denetime Onay
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından mesleki denetim kapsamında uygulanan disiplin cezalarına karşı açılan davalar, idare mahkemeleri tarafından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddediliyor. Mahkeme kararlarında, İmar Kanunu’ndaki “planların hazırlanması aşamasında oda onayının aranamayacağına” ilişkin düzenlemenin, iddia edilenin aksine “meslek odalarının üyelerinin faaliyetlerini denetleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı” vurgusu yapılıyor.
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) mesleki denetim uygulamaları nedeniyle EMO ve TMMOB’a karşı açılan bazı davalar ve alınan kararlar şöyle:
• Ankara 9. İdare Mahkemesi, bir EMO üyesinin doğalgaz topraklama ölçümünü belirlenen asgari ücretin altında yaptığı gerekçesiyle hakkında uygulanan para cezasının iptali için açtığı davayı 2017/1529 esas ve 2018/2379 nolu karar ile 29 Kasım 2018 tarihinde reddetti. Mahkeme kararında, TMMOB Kanunu ve Disiplin Yönetmeliği ile EMO Serbest Müşavir Mühendislik Hizmetleri Yönetmeliği’nin mesleki denetim ile ilgili hükümleri anımsatıldı. Kararda, “davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda, davacının belirlenen en az ücretin altında ücret almak suretiyle haksız rekabete neden olacak davranışta bulunduğu hususu sabit olduğundan, mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı” belirtildi.
Davacının Anayasa ve yasalarda meslek birlikleri ve bağlı odalara mesleki denetim konusunda verilmiş hiçbir yetki bulunmadığı ve yönetmelikle böyle bir yetki düzenlenemeyeceği iddiası ile açmış olduğu davada mahkeme kararında;
“Anayasanın, ‘Yönetmelikler’ başlıklı 124. Maddesinde; başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişiliklerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği, ‘Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları’ başlıklı 135. Maddesinde de; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleri olduğu, hükmüne yer verilmiştir.” denildi. TMMOB ve EMO’nun mevzuatı uyarınca kuruluş amaçlarının sıralandığı kararda, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının; gerek üyelerinin gerekse de soyut olarak mesleğin onurunu ve mesleki disiplini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu tartışmasızdır” görüşü dile getirildi. TMMOB Yasası’nın 2. Maddesi b fıkrası uyarınca meslek odalarının, meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin yerel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü
birtakım kuralları koyabileceği kaydedilen karara göre; “Elektrik mühendisi unvan ve yetkisi ile mesleki faaliyette bulunulurken, mesleki davranış ilkelerine ve meslek etiğine uygun sürecin işletilmesi, kurumsal işleyişin ve bütünselliğin sağlanması gerekliliği nedeniyle Elektrik Mühendisleri Odasının, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olmasından kaynaklanan mesleki faaliyetlerinden dolayı, üyeleri üzerinde mesleki denetim görev ve yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla meslek odaları yukarıda yer alan yasal düzenleme uyarınca, mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli bir kısım ilkeler belirleyeceği açık olmakla, TMMOB ve bağlı odaların mesleki denetim yapmasında mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının anılan iddiası yerinde görülmemiştir.”
• Ürettiği mühendislik hizmetlerini, istendiği halde EMO denetimine sunmayan bir SMM üyeye uygulanan para cezasının iptali için açılan
EMO’nun, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olmasından kaynaklanan mesleki faaliyetlerinden dolayı, üyelerin üzerinde mesleki denetim görev ve yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla meslek odalarının yasal düzenleme uyarınca, mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli bir kısım ilkeler belirleyeceği açıktır.
davaya bakan Ankara 2. İdare Mahkemesi de kararında aynı şekilde TMMOB ve EMO mevzuatına dikkat çekerek, elektrik mühendislerinin tüm hizmetlerini odanın mesleki denetiminden geçirmelerinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımların da TMMOB Yasası ile kurala bağlandığı belirtilen kararda, şöyle denildi:
• “Ayrıca, İmar Kanunu’nun 8. Maddesindeki planların hazırlanması aşamasında oda onayının aranamayacağına ilişkin düzenlemenin meslek odalarının üyelerinin faaliyetlerini denetleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı açıktır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.11.2015 günlü ve E: 2015/1101 ve 30.12.2014 günlü ve E: 2014/869 sayılı kararlarıyla TMMOB’a bağlı oda üyeleri olan serbest meslek sahibi davacıların gerek mesleki denetim ücreti alınmasına ve yönetmelik hükümlerine gerekse projelerinin mesleki denetime sunulmaması nedeniyle haklarında düzenlenen disiplin cezalarına ilişkin açtıkları davalarda, Danıştay 8. Dairesinin yürütmenin durdurulması kararlarını kaldırarak mesleki denetimin disiplini sağlamaya yönelik bir denetim niteliğinde olduğu ve hukuka aykırı olmadığı belirtilerek davaların reddi yolunda kararlar vermiştir.”
• Söz konusu gerekçelerle uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırı olmadığı sonucuna varan Ankara 2. İdare Mahkemesi, 2017/2622 esas ve 2018/2042 karar no ile 26 Ekim 2018 tarihinde davanın reddedilmesine karar verdi.
• Yaptığı projeyi Oda onayından geçirmeyen bir üyeye uygulanan para cezasının iptali için açılan davaya bakan Ankara 13. İdare Mahkemesi de, 2017/3339 esas ve 2018/1925 nolu kararı ile aynı gerekçelerle 24 Ekim 2018 tarihinde başvuruyu reddetti.
• Yapı projelerinin mesleki denetime sunulmaması nedeniyle EMO tarafından uygulanan 3 ay meslekten men cezasının iptali için açılan davanın Ankara 8. İdare Mahkemesi’nce reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu görüşen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, 2018/1113 esas ve 2018/1268 karar no ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş olmakla, Ankara 8. İdare Mahkemesi kararı kesinleşmiş oldu.
• Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, yine EMO’nun uyguladığı başka bir para cezasının iptali istemini reddeden Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu da 2018/1824 esas ve 2018/1829 nolu kararı ile 11 Aralık 2018 tarihinde esastan reddetti.
ODAMIZIN TARİHİNDEN
Ne Söylemiştik?
Hazırlayan: Nurcan Bircan Yayla
“Uzmanlık alanında ülke çıkarlarına uygun politikalar üreterek bunları savunmak, kamuoyu oluşturmak, ilgilileri uyarmak”, Ana Yönetmeliğimizde belirtilen temel görevlerimizden biri. TMMOB, bağlı diğer odalar ve EMO, tren kazaları, demiryollarının özelleştirilmesinin yanlışlığı, uygulama hataları, eksiklikler vb. hakkında defalarca yazmış, çizmiş, basın açıklamaları yapmış, raporlar, kitaplar, dergiler, bültenler ve düzenlediği etkinliklerle ilgilileri uyarmış, çözüm önerilerini belirtmiştir.
Bunlardan sadece biri olan ve 22 Temmuz 2004’teki büyük Pamukova tren faciası sonrası EMO Ankara Şubesi Haber Bülteni’nde yayınlanan yazıyı aşağıda paylaşıyoruz.
30 Ocak 2008 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında söylediğimizi tekrarlıyoruz: “Bilim ve teknik ile mühendisliğe karşı inat etmenin getirdiği yer, ölümlü kazalardır.”
ESİ
EMO ANKARA ŞUBESİ
İ mış
Hızlandırılmış Kara Tren... HABER BÜLTENİ
Kazanın ardından tren şefi ile birlikte gözaltına sonra bir süre yolcu taşımacılığı yapılmayan
alınan iki makinist kaza sırasında talimatlara Ankara-İstanbul demiryolu hattı, 7 Ağustos
uMyaghukenmehyıezKdçaıakahsrteılraynaremtmtaikklaineirsnitnlei rYtauaçtuıpkkllaaıncdaırılaakr,.
Cumartesi günü yineden açıldı. TCDD, İstanbulAnkara hattını ancak 5 gün kazasız işletebildi. 11
cKezaaehvinreagö[email protected]İTse.tmtarnmbuuzl'dgaünnüAdbuapakezzarı'nBaaşgkiednetn
Ekspresi ile Adapazarı
Seferler durduruldu
Ekspresi, Kocaeli'nin Gebze İlçesi'ne bağlı
Kaza öncesi hızlandırılmış tren projesine Tavşancıl Beldesi'nde çarpıştı. Bu kez 9
nrzdıinuky.saOosrayusmablouhğleaamrnıneınnhıazrildsahHtıninfıdadzızıalralınıelrmıtytmyıralşeaeşnalgetnlrüreeainvrnnei nbiirçiünldkeekduell3a0n0ılıykoilrouKik.liazşomEmzkreainnaenvstflteoaeranrkezİrnsadllipkseaaaıvrnndbedeyetauase'tvdethatakAi.nırlzmaKaiılnaamnncznaeayylayeaı,mnaHerToayClşlaatDıpnrDmmrmdaeaa,ykkacöGkenüüüeizzndtneeiemrreieeyisntegvDbyyaöaeuitrlmrraiardnetlueadlvrrniameldşkoeaıı,m.)nlaı2dzUsn1izisrmhtbebiaamluiyndnailtamiıd.knro:aıAalzaak"nkrAyaicTıyndSbaeieekğsnde(tgeOhrlerienktlelodeerpmenyke,rsaibitiis7iklced4kic'hieleTaiğrzisesioınnenoilndudğeuen kazasından ” atabiliyorlar...
sonra
mybailerışısstıurkeçaundi“makreimzbiirsehıSzalakagriydae’bdiale1n30“bkboAiizilyluliodmişmıtmnuraEu”derldaethumlr,.ıeİlKazTrÜulhıanruıUdnzladladlnaşaıtYıroryTmlıuoÜlşa-laöAnğnreabtbiirmilimbüayDşeikkasçalieıiPöznhrğoerufhye.etDyıitmzger.luı ltakylroıönerknmonaemıtzniiomı itdiibsfaletiigrserdeemeçytiöBğebiannudşiltukiidene.dmnmDitaadeloEıedğkleıasn“rpeyıtrkıeu,asssçirınuıynkiçnlluaiadkbmıkileraaark”k.ezinzsTaisdiCtsgaiDnhtüiDanenmüinilke
Mmsorakİ,ıktçunlk,üauBiaeaMdylşdddkbrmiğgiarişküüiiikkBlılunareıkaerrheklatdgülbaşnaeaezkıMeaitaeyvntlkmebaaelsnateidüunnrıean.aihndTmsıeasdcleailmtdleğaeiedovnşvlifehieNöprhG(bkakreazelıpnıedeaiidkmalnârnrerın"rdealeriadhoizas!lykgüenğseıdrOğaoırvalljnlybei"enzöienaeakmçııeclettdai.te'uldzrdrHılslıınknldiekkis”a”zeltlşbemaiıieAiddiagnıoOılıkrssmdlayeiyndkdr)ldıfadeniıyeeinevinodiir,yieyşeyüruğdkyenırÇdzraoelytelinmezdsieria,eeMmaskrhkeaedeuusld“Bstrıdaeeaflıdeiannaıi.ıopuelubzakezpnnşşşhdevkldvr.çraazilaeşğratleiurkyiamcTbtkH1dMblSmSaybdaKgeaoğiaBkanbzşlyenrkeamiaıonrajilotelsakjaeai,ae3iereaeılliüaiailltrmraışalardaiüresldnşeırkrreıeeyymlulirr9lğeıarbeykzfroşıraaelneziyceeuniıbMkknilreez“kçrka”avtşur"nnsloBkiyldcütıanaurueK,nypm,seaiteiküı.elaeaıhrgSelioiükudm,.s“ekshrnktllnTiaohr”lhptaaude.ıayğklernneaoarünlkaiade”Cı"ıdadlr.rşleşksklnieAanhıunıanaBiY"ştlzroent,dprcatnafanD'lçdrasdrilmieTianaaüıdürrd5jar,rnaınzsdui“üreseadDııeeplCçkdköiiynrıBaakaaegatdısisa.nrrniasınhtkayıkğıarh'tsinDnlronağynllletiklskakeaıküeieleealyscivyrilaeddGnııdıfaıianıetallDenrğnnnrnnernıananaeuklleılüd.rrmı,ıiiii'nadbemaü4msarnreastSlıeaurr“ıtünrıbHreeşGöaüryeğake?zuniSmkleıçtğpaakdd.örlbşMaırzlçGuekaeüıölsaırğöişeiğrknrtnloğeğüayltıüıldaiızrnad.üliemvslknenıBe,n”Birternns’nkdei.aBvnaddaİüadşev”eeskiySşaoa1aaüöşsbıtobsalk“ne0rksenbcaeielanıaavı0eldruücmfnkdNAcinbl’eueyntygıaüıiialnürğüler.eenısmpn”es1dğa“rcıkcediaüe3d.ıTdibkitak.i.rnkğb9t.oüahödbeasikSUhbsöVçedSTAnkGyPüÜokeöasçdDaieaKeıszçağotiletyainüeoeuiıeuKratlnltıöşmsmt:kdiladmioıeiyfperakyyrlledkzurefinronçikanieiPrükseldaşdvornfraasdÜüediürareyuallcl.K“Öauytrlkiıyttekaılgriluişntensdlişiaüiınuniekeni.rıDeıegiamaşrnrtdAhytytess,ıEdnirmsşPliop.ymrğlsnrneralırbr'etzYnatereırtesBneıliuiunrtei.aryiyaueünevBaıjkuıtnaoüdraatioküdkaiülebiklltnğMaSinEak,ell.nsynasllraldmiçinaefeiyysuyryauSkmmi.aazivıt?oneıkünİngnıurayöaeşreBiönoıvibernenradaAtsaDafsnbüesarenetssnhiruaesaaındadkvaacKUynei.nBlteaundııildrrvKhdeanaktl.gvadrbril.rıuaeçıinudev,llcoa.kealarçeaeicefas,yPisirPüaszaimeku.:gcesrİaşet3kamytmsnfYnarenşnüuığnrntbıreıeelkr““alndaiıyGiaenoıt,rkfaidKairıllıncdıyeKıilbleurlaaliğeneknüiKndedfrGedğlhyzİeodcearenitk.lr'm3etdtdBlıeırnnaiaeğrıiı1ilrğSaaratmğtaannsirrleirzSirımçriaanrDiasn9zanr.ıiukiankuemzçiüüae’iildrı3emebd.snaeeaşnnıeeaiırn,rieararhçs’bbynikiirn.ieğagdncnnneıkArıÖz,ç9laaakagarr--ıaludtinhlliiıed.öbce,ıkmıiMnaynatarğkşneekgdieıllarzaoknYaıaoedrçllknü,e”esoaıknlsıanM“bıtavaamnıoerltcıtvlkmhlkdmSİllzulntsiieiadnnümrrdesüneanllıaııdeatşiüaiı,rayozı.ıl,mandtıncıkrişynmnaildöIıllinkkyıyesyderüBadşsfamıisınenatrnauaaaneyliı.rniıiaer.eıaDğkcçtüyiamdTedkşndmekiilazennCnÜçaiAıaeaaclyİndouUıuMtBUgralciei1ırııDlsznnnmerbnpkealrear3eeymykaiiisıraDCzrleravlnB”9tPaşyrDeüoaaiokmçnkkaaeıncHaÖaynşlMjrmanaoahearrrehrşigaaoedşksPuzlğnamadiılsiüaöflimrekeğtsritşanelültd'tiardrtrrıanıatniteDlıaışdkddğerateitibernnyüfnkilsieisikMuaüaaarnnnı.rakvurrmı.ıı.oiılid,ıgkrkyTlld6iüdguelia,sbani5aluhbAİmhDryd2y1k71R32iklsaiDinküaaaa0e41950Beişibeanltalreykazşmst0m.'9.0esdakımmkirmktd24dıannma393maiü1tnaıiuyiai2'aknieüRTbDra,''nnk1rldmtdtoydyn'ahıyiasetuOaiCsnasese2aiaıeoyaaayosileçnlllloitkmymslD3un5laaktlme22ıclızeanslnealudnak-.n5rııoşDi15iı6kvaılr”cvimrldrmlu,ıınydeaAaat0üylekı8p'niiemla-annna2rııaoğçs'ynsdlsadikarivşidkei3lı0lhkülıntaoünkmstvajlöıe3tınaaiö0e0plıtaammkzraıak,ınle0Çıimlknt.d2en.Orz,sidnydarykuhıaaieM2aa'knbtynyobadablanrmtc4lamt0ıvtiüüşaeıldşeassrıtılnd”6i0hlydulzyileşaeıasimaırasılanıeaa3k0aedükglrniintnıvşidrrdkp8aa'titeksem.gydykaerslstae”aeeı,ym.ıdörüiidıeısdl,l3kO!eeçy,dkd2yrnüniezeıiık3bdkdieı5ünlıa0n1zardenfnlmk.k.allk0dn0ed8ıtaed1eeeiadezaaznğalgeçay1rae90zekztçrknMımiarteoesi.n'ş2nüea'mnıduiBla6eiıkkYltesdğ'anliedieaa4mn.engdafSe11uyünkeaerg.lççe1rş1ene.0e6auyeaöeeşozrh5ldıiY0rinherı'li-şsreklvçlnny2rlbenkaaiu“üeyelıa2maeeeıe,nyeyrnyz,kaakyı0dzkhnkts2ıoinoeiıdr2rymyllda,ltkllaa0allaroideıel0ıdeüsoyd.yekiırukey0neidanzş0ııün.z.K2akly0inriaşatt3ytyn,bzl9sheeair'İpYradrdrğta'dayuslg'addzlkeruı“aiıeşüeieayteeteınal,ualuelahnzükdçı,1adedl2nno“rakn2adıizd.0rilEe6çllivlerirdaad2tedYaTdi”fıt3iıei.ıannnı6anefilOmr.,.rlkaea“CkdkıpulkBdlaaaigmDıtylalzrelrlüaeascaanDiırnnnkıaş--ıi,
knandkkcadriaagazKinmaznlöieaınabnrtırazaüligalazsedşöraynarBodlreearırelanarlakrnıvuişyyıhsndftıbouaıoeeanyrrpUn!uoruokılahrznalasdtlüotşınauınktrloyaıkmuürlaçrmanTmııacş.aaeBa.vyç”tkuseiılBepkegarmrümutkmnEazıae?msivttkmgnr”dkeırriıasnmeaoeentdıavdiğçnfaliennaaaykazererhdnaıiesTairnrn'otçaıeürlmssardzriioukyekiılnsşrlomnıi“idcya,tTndmulıecbhuuyral'eeda8ldygeanainaperır0,:.tzişrlalemakrnmkiegeyıüshhçizatlıaidzkylekAoıı1rnngd0kaiuraams.rşaamAehvsnaeiipchİtgasakgNthdk'iSrketu.eoıekuözuarğrnnsmlkHçzeanhreulearınluşlkkbtıeıked'taazzlnyeırauaBznr2dliliıannna2allainsrmsye’dTnİuınıdrsımineavç.ştddnmalkisaaadtronaıraımnktkınrarrribz.eunerıı1juanzaiYnlilasssl0,mmgretıalü’ık,8ekMann'aııa'rdm8üşşzrizilaaoluyareyahaslıtşaaıavnalğ'eekrdnaekfaaaecminnltkıii'
Nisan-Mayıs 20191•3Sayı-465
Genel Müdürü ve diğer yetkilileri, sorumluluk alıp, istifa etmeye çağırdılar.
Ne Yazık ki “İnekler” Haklı Çıktı Haydarpaşa ve Ankara Garı’nda hızlandırılmış tren projesini eleştirenlerin “ineğe” benzetildiği dev karikatür kazanın ardından da bir süre daha asılı kaldı. Afişte projeyi eleştirenler (inekler) mahkeme kürsüsünün önünde duruyordu ve savcı, “Bu sanıklar rahat seyredemeyeceğiz diye hızlandırılmış tren projesini engellemeye çalışıyorlar sayın hâkim” diyordu. Bilim insanlarının ineğe benzetildiği afiş, TCDD’nin kimlere emanet edildiği konusunda soru işaretleri yarattı.
Başbakan Azarlıyor! Kazanın ayrıntıları ve uzmanların konuya ilişkin görüşlerinin ortaya çıkmasının ardından, gazeteciler Başbakan Tayip Erdoğan’a “Tren kazasından dolayı Ulaştırma Bakanı ve sorumlular hakkında tasarrufunuz olacak mı?” diye sordular. Başbakanın yanıtı oldukça sert ve azarlayıcıydı: “Haddinizi bilerek soru sorun. Bugüne kadar Türkiye’de bu tür kazalarda hep hükümetler mi istifa etmiş, hep bakanlar mı görevden alınmış.”
Kazanın ardından tren şefi ile birlikte gözaltına alınan iki makinist kaza sırasında talimatlara uygun hızda seyrettiklerini açıkladılar. Mahkemeye çıkartılan makinistler tutuklanarak, cezaevine gönderildi.
Seferler Durduruldu Kaza öncesi hızlandırılmış tren projesine ilişkin teknik destek almayan TCDD yönetimi kaza sonrasında Almanya, Hollanda, Güney Kore ve İspanya’dan inceleme yapmak üzere uzmanlar davet etti. Kazayı araştırmak üzere bilim adamlarından oluşan bir başka heyet oluşturuldu. Kurulda YTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Erel, İTÜ Ulaştırma Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İnal Seçkin, Süleyman Demirel Üniversitesi Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Karaşahin ve Işık Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Başaran görev alıyor. “Bilim Kurulu”na başkanlık eden Prof. Dr. Sıddık Yarman, 3 ay sürecek inceleme sonunda kazanın nedenlerinin ortaya çıkacağını belirterek, bu süre içinde hızlandırılmış tren seferlerine ara verildiğini açıkladı. TCDD Müdür Vekili Erol İnal ise hızlandırılmış tren projesinin durdurulmayacağını, ancak incelemeler bitinceye kadar seferlere ara verildiğini kaydetti.
Tek Kişi İstifa Etti Kazanın hemen ardından yetkililerin istifa etmesine yönelik yoğun baskı, sadece kazada hayatını kaybedenlerin sayısını önce 139 olarak açıklayan Sakarya İl Sağlık Müdürü Aziz Ögütlü üzerinde
işe yaradı. Öğütlü, rakam hatası dolayısıyla vicdanını rahatlatmak için bakanlığa istifa dilekçesi verdiğini açıkladı.
Suçlu Bulundu: “Kem Gözlerin Nazarı” Öte yandan kaza dolayısıyla CHP’nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması AKP grubu tarafından engellendi. Görüşmeler sırasında bir konuşma yapan Bakan Yıldırım, kazanın nedenlerine ilişkin incelemenin sürdüğünü belirterek, “İstifa etsinler diyorlar. Gerçekler ortaya çıksın. Sonuca razıyım” diye konuştu. AKP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ise, muhalefeti tren kazası sonrası “darağacı” kurmakla suçlarken, kazayı “kem gözlerin nazarı” olarak değerlendirdi.
“Suçlu” Yine Makinistler 22 Temmuz günü yaşanan hızlandırılmış tren kazasından sonra bir süre yolcu taşımacılığı yapılmayan Ankara-İstanbul demiryolu hattı, 7 Ağustos Cumartesi günü yeniden açıldı. TCDD, İstanbul-Ankara hattını ancak 5 gün kazasız işletebildi. 11 Temmuz günü bu kez Başkent Ekspresi ile İstanbul’dan Adapazarı’na giden Adapazarı Ekspresi, Kocaeli’nin Gebze İlçesi’ne bağlı Tavşancıl Beldesi’nde çarpıştı. Bu kez 9 vatandaşımız hayatını kaybederken, 74’ü yaralandı. Uzmanlar: “ATS (Otomatik Tren Durdurma) sisteminin kazayı engelleyebileceğini belirterek, 21 bin dolar değerindeki cihazın lokomotiflerde bulunmadığını açıkladılar. TCDD yönetimi ise Başkent Ekspresi’nin makinistinin kırmızıda geçtiğini iddia ederek, suçu bir kez daha makinistlere attı.
Rakamlarla İhmal Raylı taşımacılıkta en çok kullanılan hat olan İstanbul-Ankara hattı, tam 100 yıllık. İlk defa II. Abdülhamid döneminde, 1892’de işletmeye açılan hatta, son yıllarda sık sık kazalar oluyor. Kazaların bir kısmı yük trenlerinde gerçekleştiği için kamuoyunun pek de dikkatini çekmedi. Yıllardır demiryollarının ihmal edilmesi nedeniyle bu hatta 2003 yılında tam 46 raydan çıkma vakası yaşandı. Demiryolu ağının tamamında ise yine 2003’de 226 raydan çıkma vakası gerçekleşti.
TCDD’nin istatistik yıllığına göre, raylardan yüzde 23.68’i 30 yaş ve üzerinde. Yüzde 29’u 10 yaşından küçük, yüzde 33.10’u 11-20, yüzde 14.22’si 21-30 yaş arasında. Yani rayların yüzde 71’i 11 yaşından büyük.
Demiryollarının yüzde 64.6’sı düz, yüzde 35.4’ü ise virajlı. 2003’te 55 km, 2002’de 38 km, 2001’de 152 km, 2000’de 263 km, 1999’da 250 km yol yapıldı.
KİTAP TANITIMI
Elektrik Mühendisleri Odası yayını olan kitaplara elektronik ortamda; http://kitap.emo.org.tr adresinden ya da EMO Yayın Birimi’nden ulaşabilirsiniz.
Yazar, Wolfgang Palz, enerji ve ekonomi alanında bağımsız bir uzmandır. Kendisinin de ka bulunduğu güneş devrimi üzerine küresel görüşlerinin bir özetini sunan bu kitap ayrıca, ö tutku ve çabalarının en sonunda başarıya ulaşmasından duyduğu mutluluğun da bir ifade
Yazar Hakkında
Dr. Wolfgang Palz, Alman bir fizikçidir. 50 yılı aşkın bir süredir güneş enerjisinin ve tüm ye
enerjilerin küresel liderlerinden biri olmuştur. Almanya, Karlsruhe Üniversitesinde doktor
GÜNEŞİN ZAFERİ Yeni Yüzyılın Enerjisi
Palz, Wolfgang (2018) The Triumph of the Sun: The Energy of the New Century ISBN-13: 978-9814800068 ISBN-10: 9814800066
2000’de yeni yüzyıla girerken, dünyamız, küresel bir kirlilik ve bunun sonucunda da perişanlık yaratan ve kontrolden
ybauptıgktöarnesvodnrea,kFaralndsıız. U2l0u0sa0l Uilzeay20Ar0a2ştaırmraalsaırnı Mdaer,kAezlimndae n(CNPaESr)-güneş PV’nin gelişim sloarmumelunotoldsuuğ’unguönre,vHinoerbiazşolandı2. 1095707’idçeinABAKlommaisynoneunnuenr,jiApvreuprsa-ve dünyada güneş e ypeenikletinfeibüilzireernienrejilekruinrguellaişinmi“nEdneqn usoêrutemCluodmepmartimssainoınnın”ubnaşdınaakgieçti. AB Komisyonu Düiyreeklteörrldüğeünnebgierçieyndei.deDka2h0 ayıl sboungörarevAdeBkKalodmı. 2i0s0y0oinleu2’0n0a2 aLraas-ında, Alman Parlam HtionrizAonm2e05ri0kiaçin’dAalmkai nPeVnerpjirpoegrsrpaekmtifliaürzıeriinçeinkurdualann ı“şEmnqauêntleıkCommission”undaki bhiriizymdi.eDtai hvaesrodnir.aAAyBrKıocmai,sygoenlue’ncaeLkatiinçiAnmyeraiktaır’dımakilaPVr pürzoegrraimneları için danışmanlık vyeürdriü. Atüyrleıcna, gveeleckeıksiaçinbyiartırsıümrlaer üöznercinee tyaürmütaülmenlvaenkaısna bpirrsoürge-önce tamamlanan draahmil odlmaakdüazehriel çoelşmitlai Fkraünszıez urelusçael pşriotlgirFamralanrısnıdzauyleursaaldlı.pDrro. Pga-lz, Uluslararası Gün Brairlmiğ’ilnainrı(nISdESa) Gyüenerş Eanledrjıi.si DPorl.itikPaasılnzı,n İUlelrulestillamreasirnadesıKüGreüsenleLişderlik Ödülü dahil o çEonkesaryjiısdia öBdirülliağld’iın. Ainlma(InSyEaSC)umGhüunriyeeşti lEiynakeartjinsiişaPnıonlaitsiakhaipstıinr. ın
İlerletilmesinde Küresel Liderlik Ödülü dahil olmak üzere çok sayıda ödül aldı. Almanya Cumhuriyeti liyakat nişanına sahiptir.
çıkan bir iklimi ve nükleer savaş tehdidini beraberinde
%100 YENİLENEBİLİR ENERJİYE DOĞRU
getiren yanlış gelişmelere sırGtıÜnNıEŞdİNönZAdFüER.İ Bu olumsuz gelişmelerin hepsi, sürdürülebilir olmayan fosil ve nükleer enerji kullanımından kaynaklanıyordu.
Yeni Yüzyılın Enerjisi
Bunu herkes fark etmemiş olabilir ama 21. yüzyılla
Tanay Sidki Uyar (Editör) Towards 100% Renewable Energy: Techniques, Costs and Regional Case-Studies Springer Proceedings in
beraber tekrar doğayla, Güneş’le uyumlu bir hayata Pdaolz,ğWruolfgilaengr.le(2y01e8n). TrhoetTaridumapkh aofrtaherlSıulnık: Tlahe iElneerrgley mof tehye eNebwaCeşnlatu-ry IdSBıNk-.13B:u97k8-i9t8a1p48,00e0k6o8 lojik hayaller ve daha iyi bir dünyayla ilgili rüyalar hakkında değildir. Basitçe, somut IvSBeNr-i1le0:r9l8e14n8e00l0e6r6olduğuna dair bir rapordur.
Güneş ve onun faydalarına uyumlu bir yolda ilerlendiğinde sadece iklim değil herkes kazançlı duruma
Energy Editör: Tanay Sıdkı Uyar Baskı: resimli Yayıncı: Springer, 2017 ISBN: 3319456598, 9783319456591 Uzunluk: 453 sayfa
2g0e00le’dce eyekntiiyrü.zyİınlaogvirearkseyno, dnünvyaemısze, krüireüserlebtirimkirlilsikavyeebusninundseon, uGcuünd-a da perişaBnluık kyairtaatapn, 2011’den 2015’e kadar Uluslararası %100 Yevneekşo’ntteronldeenldçıkeanebdiriilkelimni gveünçükaleerrtıskavkaşotnevhdaidninsiibyeoranbeerlinddeügnetyiraenyyıanlış gelişmneilelerenseırtbıniılir Enerji Konferanslarında (IRENEC) sunulan
dköenndüd. Bi usoiluamhsuıyz lgaelişvmuerleuriyn ohre:pssi,ossürydoür-üelekboilinr oolmmaiy.anYfeonsilivdeününkyleaer-enerji kulltaenıbmlıinğdalneri toplar. Zaman aralığı göz önüne alındığınkmayınzadklaan,ıyogrdüun. eş enerjisi konvansiyonel enerjilerden
da, bölümlerin güncel ve uygun olmasını sağlamak
Bduanuhhaerkuecs fuarzk hetamleemigş oelalbdiliir. aHmear2k1.eysüziyçıllianbemraibleyrotenkrlaarrdcoağayilsa,tiGhü-neş’le uyumiçluibnirgüncellendi. Bu katkılar araştırma, geliştirme ve
hdaayamta ıdnoğryuailerraletyıeldn rıoğtaı,dasküaradrlüılırklüalileerbleimlieryebbiarşlagdeıkl.iBşueknitaep,keokonlooji-k hayaller vue dyaghauilyai malarında enerji çözümlerine katkıda bulubmir idyüenyasyalahiligbiliirzü.yalar hakkında değildir. Basitçe, somut verilerle neler olduğuna dair binr raapnorudulur. slararası bir araştırma bilim adamları ve uz-
Kitap, temel bilgilerle başlıyor ve Güneş’in doğada
manlar grubunun sonucudur.
Gvüeneyşaveşoanmunlfaayrdıamlarııznda auyuomylunbairdyoığldıa iölenrleenmdiğliindreoslaüdeeceleikliamldıyeğoilrh.erkes kazanBçulı dkuirutampa , enerji verimliliğindeki sorunlar ve konular gYeelenceiktyirü. İznyovılaısnyonbvae şseınri düraetimtesmayeizsinbdei,rGdünüeşn’tyenaenldıenedteilemn geülçinaritnık konvansiyoünzeel drüinnydayeı çalışan araştırmacılara ve karar vericilere
kneandsiıslilaahtıyıladvıuğruınyodr:asonsyob-eakhonsoemdi.eYerneikdü, nbyaumıdzdea,ğgiüşniemş eingerejisriçkoenkva-nsiyonel enyeörjnileerdliekntir. Tablolar, grafikler ve şemalar, enerji kuldleahşatiurceunz hkalieşgieleldri.inHerçkaesliıçşinmmailylaonrlıarhcaaisktikhdınamdınayabrailtgıldiığvı,esürridyüorürl.ebilir bir gelişleannımında verimlilik ve yenilenebilir enerji depolaekonomiye sahibiz.
Kitap, daha iyi bir dünya için, bir güneş dünyası için
ması ile dayanışmada %100 yenilenebilir enerjiyi
bu değişime öncülük etmiş olan Hermann Scheer’e
teşvik eden metne eşlik eder. Bu şekilde, %100 Yeniadanmıştır.
lenebilir Enerjiye Doğru, fosil sorunlarından alterna-
Yazar, Wolfgang Palz, enerji ve ekonomi alanında bağımsız bir uzmandır. Kendisinin de katkıda buluntif çözümlere geçişi düşünen liderlere düşünce için yeni gıdalar ve eylem için teşvikler sunuyor.
duğu güneş devrimi üzerine küresel görüşlerinin bir özetini sunan bu kitap ayrıca, öncülerin tutku ve çabalarının en sonunda başarıya ulaşmasından duyduğu mutluluğun da bir ifadesidir.
Editör Hakkında: Tanay Sıdkı Uyar Çankırı/TÜRKİYE, 19 Ağustos 1953, Robert Academi, İstanbul Türkiye 1967-1971 Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Elektrik
Yazar Hakkında: Dr. Wolfgang Palz Alman bir fizikçidir. 50 yılı aşkın bir süredir güneş enerjisinin ve tüm yenilenebilir enerjilerin küresel liderlerinden biri olmuştur. Almanya, Karlsruhe Üniversitesinde doktorasını yaptıktan sonra, Fransız
Mühendisliği Bölümü, İstanbul Türkiye 1971-1976 Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Nükleer Mühendisliği Bölümü, İstanbul Türkiye 1976-1980 Doktora: Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü, İstanbul Türkiye 1990
Ulusal Uzay Araştırmaları Merkezinde (CNES) güneş
Uzman Araştırmacı, TÜBİTAK Marmara Enerji Sistem-
PV’nin gelişiminden sorumlu olduğu görevine başladı. 1977’de AB Komisyonunun, Avrupa ve dünyada güneş enerjisinin ve yenilenebilir enerjilerin gelileri Araştırma Enstitüsü Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü, Gebze Kocaeli Türkiye, Aralık 1981-Mayıs 1992, Eylül 1993-Şubat 1994
şiminden sorumlu departmanının başına geçti. AB
Kocaeli Üniversitesi, Teknik Mühendislik Fakültesi,
Komisyonu Yardım Direktörlüğüne geçene dek 20 yıl
Elektrik Mühendisliği Bölümü, İzmit Kocaeli Türkiye
Doçent Dr., Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, 2000Prof., Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü, İstanbul Türkiye, Enerji Bölümü Başkanı, 2009Makina Mühendisliği Bölümü Misafir Öğretim Üyesi, CERL, UOIT, Oshawa, ON, Kanada, 2015-2016
KÖYLERİMİZİN ELEKTRİKLENDİRİLMESİ (1970-1990)
Türkiye Elektrik Kurumu (TEK)’nun hem en aktif döneminde hem de en uzun süre genel müdürlüğünü yapmış olan elektrik yüksek mühendisi F. Behçet Yücel’in 2016 Mayıs’ında Köylerimizin Elektriklendirilmesi (1970-1990) başlığıyla yayınlanmış olan bu eserinin (205 sayfa) iki alt başlığı daha var: Cumhuriyet Tarihimizin Övünülecek Bir Projesi ve Türkiye’nin Tüm Köylerinin Elektriklendirilmesini Kapsayan -Yirmi Yıla Sığmış – Büyük Bir Projenin Özgün Hikayesi.
Yazar kitabının önsözünde şu genel değerlendirmeyi yapıyor:
“TEK yasasının kuruma verdiği ana hedefler nelerdi? Kısaca ifade edersek: • Ulusal Elektrik Sistemi’nin (Enterkonekte sistem) kurulması ve kısa sürede ülkemizin her köşesine uzatılması. • Elektrik enerjisi talebinin yurt sathında her noktada güvenli, kaliteli ve yeterli miktarda karşılanabilmesi, • Yaşamın ortaya koyduğu esaslar dahilinde köylerin elektriklendirilmesi faaliyetlerinin yürütülmesi. İlk hedef, ulusal elektrik sistemiyle ilgiliydi. Sistemin yurdun her köşesine iletilmesi işlemi hızla sürdürülmüştür. Bir taraftan bölge şebekeleri sisteme katılmış, diğer yandan yüksek gerilimli hatlar, şehirleri, sanayi bölgelerini, santralları, ulusal şebekeye bağlamıştır. TEK’in kuruluşundan 20 yıl geçtikten sonra, ulusal elektrik sistemi yurdun her yanına ulaşmış bulunuyordu. 1970’li yıllar ve 1980’li yılların ilk yarısı, birçok olumsuzluğun üst üste geldiği, elektrik arzının yetersiz kaldığı dönemdir. 1985’ten sonraki yıllar ise devam eden ve yeni üretim yatırımlarının ele alınıp tamamlandığı, dolayısıyla ihtiyacın bir hayli üstünde kapasiteye sahip olunan yıllardır. Bu rahatlık, 1990’lı yılların ilk yarısında da sürmüştür. Ancak bu dönemde elektrik yatırımlarının, özellikle üretim yatırımlarının ihmal edilmesi sonucu elektrik enerjisi arzında yetersizlikler meydana gelmiştir. Kısaca, TEK Yasası’nın ortaya koyduğu, elektrik talebinin güvenli (yani kesintisiz, kısıntısız), kaliteli (yani standart gerilim ve frekansta) ve yeterli (yani istenilen noktada, istenilen za-
manda ve istenilen miktarda) karşılanması hedefinde süreklilik sağlanamamıştır. Köylerin elektriklendirilmesi projesi, Türk köylüsünün yaşantısını ve hayat görüşünü değiştirerek, ekonomik gelişmesine önemli boyutta katkıda bulunmuştur. Gaz lambasından elektrikli aydınlatmaya geçiş, köy yaşamının ilk uygarlık basamağını oluşturmuştur. Köy konutlarına radyodan sonra, televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi ev gereçleri girmiştir. Ayrıca köylerde elektrikli süt sağma, mandıra cihazları gibi elektrik makineleri, su pompaları, öğütme, ayırma, kurutma, soğutma tesisleri yaygınlaşmıştır. Köylerin elektriklendirilmesi, devletle halkın el ele vererek yaptığı çalışmanın en güzel örneğidir. Ülkemizde büyük bir tevazu içinde sessizce gerçekleşen bu büyük olayda yöneticiler, mühendisler, işçiler ve en az onlar kadar valiler, kaymakamlar, köy muhtarları ve köylüler rol almıştır. Köylerimizin elektriklendirilmesi, çok doğal bir faaliyet olarak başlamış, büyümüş, bitirilmiş, ancak kimseden alkış almamış, tüm büyüklüğüne ve önemine karşılık bir süre sonra unutulup gitmiştir. Köylerin elektriklendirilmesi, cumhuriyet tarihimizde övünülerek anılacak önemli bir olaydır. Ayrıca Türk halkının, çağdaş bir toplum olma yolunda ne kadar istekli olduğunun kanıtıdır. TEK Yasası’nın kuruma verdiği üçüncü hedefin (köylerin elektriklendirilmesi) gerçekleştirilmesi, yani 36 bin köyün elektriklendirilmesi 20 yıla sığdırılmıştır (1970-1990). Bu kitap, bu faaliyetin ayrıntılı bir şekilde öyküsünü vermek amacıyla kaleme alınmıştır.”
F. Behçet Yücel, eserinde köylerimizin elektriklendirilmesiyle ilgili tüm sorunlara ve uygulamalara, sahanın içindeki bir yönetici olarak tüm yönleriyle açıklık kazandırmaktadır. Bu yönleriyle Köylerimizin Elektriklendirilmesi (19701990), ülkemizin ve özel olarak da köylerimizin elektrifikasyonuyla ilgili en bilgilendirici kaynaklardan biridir.
Yazar Hakkında: F. Behçet Yücel 1954 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik Fakültesi’nden elektrik yüksek mühendisi olarak mezun oldu. Soma Termik Santralı’nın kuruluşunda bulundu. Fransa’da elektrik sistemleri işletmesi ve planlaması konularında çalışmalar yaptı. Balıkesir-Denizli Batı Şebeke İşletmesi’nde mesul mühendis olarak görev yaptı. 1961’de Ankara’da Yük Tevzi Dairesi başmühendisliğine atandı. 1965’te köylerin elektriklendirilmesi faaliyetlerinin yurt düzeyindeki organizasyonunda daire başkanı olarak çalıştı. Türkiye Elektrik Kurumu (TEK)’nun kuruluşundan sonra ilk iki yıl genel müdür yardımcısı oldu, Kasım 1972’de ise TEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü oldu ve bu görevini 1978’e kadar sürdürdü. 1995-2005 yılları arasında Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi’nin Yüksek Danışma Kurulu başkanlığını yaptı. Enerji Terminolojisi (1991), Enerji Ekonomisi (1994), Yüksek Gerilim’li Yıllar (1997) başlıklı kitapları yayımlandı. Çeşitli gazete ve dergilerde 250 kadar yazısı yayımlandı.
TARİHTE ELEKTRİK
Osmanlılarda İlk Elektrik Uygulamaları
Osman Bahadır
Osmanlı ülkesinde elektriğe ilişkin bilgiler ilk kez 19. yüzyılın ilk yarısında yayınlanma imkânı bulmuştu. Başhoca İshak efendi 1834 yılında Mecmua-i Ulum-i Riyaziye (matematiksel bilimler) adlı eserinde elektrik hakkında bilgiler vermişti. Elektriğin ülkemizdeki ilk teknolojik uygulamaları ise telgrafın gelişi ile oldu. Böylece Osmanlılarda elektrik çağı, telgraf teknolojisinin girmesiyle başlamış oldu. İlk telgraf 1854 yılında çekildi. İlk telgraf hattı İstanbul ile Edirne arasında çekilmişti. 19. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle de bu yüzyılın son çeyreğinde elektrikle ilgili birçok gelişme yaşandı.
Osmanlılarda 19. yüzyılın son çeyreğinde elektrikle ilgili bilgilerin gerek eğitim konusu olmasında gerekse elektriğin pratikteki kullanımının yaygınlaşmasında Fransız elektrik mühendisi Emile Lacoine (1835-1899)’ın çok büyük bir rolü oldu. Lacoine, Osmanlı ülkesinde hem elektrikle ilgili uygulamaları hazırladı ve yönetti hem de bu uygulamalarda görev alacak Osmanlı mühendislerinin yetişmesini sağladı. Bu amaçla Darüşşafaka Lisesi’nde elektrik dersleri verdi ve bu lisenin en seçkin öğrencilerinin mezun olduktan sonra Fransa’da elektrik eğitimi görmelerini sağladı. Ayrıca telgrafçılık derslerini içeren kitaplar hazırladı.
Telgraf, Osmanlı İmparatorluğu’na hem erken girmiş hem de kısa bir sürede yaygınlaşma olanağı bulmuştur. Bunun temel nedeni, Osmanlı Devleti gibi merkezi bir devlette, telgrafın merkezi işleyişi kolaylaştırması ve böylece devletin bu yapısını daha
da güçlendirmesidir. Üstelik telgraf haberleşmesinin şifrelenebilmesi ve devletin denetimi altında yürütülmesi nedeniyle herhangi bir güvenlik riski de bulunmuyordu. Telgraf teknolojisinin girişi, Osmanlı ülkesinde elektriğin diğer uygulamalarının da gelişmesinde ivme kazandırıcı bir rol oynamıştır.
Emile Henri Lacoine (1835-1899), Süveyş Kanalı’nda bir görev alarak Mısır’a gitmek için geldiği İstanbul’da aldığı bir teklif nedeniyle bu şehirde kalmış ve uzun süre Telgraf Fen İşleri’ni idare etmiştir. Bu çalışmaları sırasında hükümete elektrik konusunda danışmanlık yapmış ve ayrıca kendisinin önerisi ve Nazır İzzet efendinin de desteğiyle Darüşşafaka Lisesi’nin eğitim programına 1880 yılında telgrafçılık dersini koydurtmuştur. Böylece bu gelişmeden hem Darüşşafaka mezunlarının hem de Telgraf Nezareti’nin ve hükümetin yararlanmasını sağlamıştır. Kendisi de Darüşşafaka Cemiyeti üyelerinden olan Telgraf ve Posta Nazırı İzzet efendi, Darüşşafaka mezunlarını telgrafhaneye girmeye teşvik etmiş ve telgraf işlerine gereken fen memurluğu için bu mezunlardan bir kontenjan ayırtmıştır.
Emile Lacoine, telgrafçılık bilgisiyle alet ve teçhizatının tariflerini içeren Fransızca olarak kaleme aldığı bir kitap yazmış ve satışından elde edilen geliri okula bağışladığı bu kitabı derslerinde temel almıştı (Lacoine’ın bu kitabını, Mehmed Raif efendi, Mebahis-i Telgraf (telgraf konuları) adıyla Türkçeye tercüme etti. Bu tercümeden dolayı da hükümet tarafından nişanla taltif edildi. Mehmed Raif efendinin tercüme
etmiş olduğu eser, bir giriş bölümü ile başlamakta ve telgrafın kısa bir tarihi, elektrik akımının meydana gelişi, volta pilinde hasıl olan kimyevi tesirler, çeşitli piller, pillerin tanzim şekillerine dair kaideler, basit cisimler, pillerin kullanımları, mıknatıs, mıknatıs elektriği, kablolar, telgraf direkleri, direklerin seçimi, hatların muhafazası konularını vb. işlemektedir. 1883’te basılan bu çeviri eser 482 sayfadır).
Lacoine, 1895 yılında da Osmanlı Devleti’ndeki elektrik uygulamalarının durumuyla ilgili olarak “Elektriğin Memleketimizdeki Tatbikatı” başlıklı bir makale yayınladı. Bu makale, Tercüman-ı Hakikat ve Musavver Servet-i Fünun gazetelerinin özel sayısı olarak yayınlanan dergide (s. 38-40) yer aldı. A. Haydar’ın Fransızcadan Osmanlıcaya çevirdiği bu önemli yazı, Osmanlı ülkesindeki erken dönem elektrik uygulamaları hakkında bilgi veren ender kaynaklardan biridir. Emile Lacoine, bu makalesinde başlıca olarak şunları söylüyordu:
“Elektriğin en hayret verici ve takdir edilen uygulamasının şüphesiz elektrikli telgraf olması nedeniyle, başlığımız hakkındaki değerlendirmelere bu noktadan başlayacağız.
Kuruluşu ve uygulaması memleketimizde 1854 senesine rastlayan elektrikli telgraf, özel kişilere ihale edildikten bir süre sonra Saltanat-ı Seniyye’nin (yüce hükümetin) idaresine alınmış ve genel müdürlüğüne de Mehmed bey tayin edilmişti. İlk telgraf hattı, İstanbul’dan Edirne’ye ve sonra da Edirne’den Şumnu ile Rusçuk’a kadar uzatılmış ve Romanya hattı vasıtasıyla Devlet-i Aliyye’yi o sırada çok ilgilendiren meşhur Kırım Savaşı’nda geçen olaylardan haberdar etmişti. İlk kurulan ve açılan telgrafhane, İstanbul’da Galata Han’da bulunan telgrafhanedir.
1855 yılı 10 Eylül’ünde gelen ilk telgrafname ile müttefik devletler ordusunun Sivastopol’a muzaffer olarak girişleri bildirilmiş ve böyle sevinç getiren bir haber, Fuat Paşa merhumun tabiriyle saadet vesilesi olmuştur. Bu sıralarda denizaltı kablosu adı verilen bir kablo da İstanbul’u Varna’ya bağlamış ve birleştirmişti.
İşte bu tarihten itibaren Telgraf Nezareti gittikçe ilerlemiş ve bugün Devlet-i Aliyye, 33.100 kilometrelik telgraf hattı ile 52.900 kilometre tele, 4.590 kilometrelik denizaltı kablosuna ve 606 telgraf şube ve merkezine sahiptir. 4.590 kilometreye varan denizaltı kablosunun 637 kilometresi Saltanat-ı Seniyye’nin, geriye kalanı ise yabancı kumpanyanındır.
Sadece demiryolu değil, belli başlı yolları bile bulunmayan yerlere telgraf hattı kurmak veya inşa etmekte birincilik cesareti ve şerefi, Devlet-i Aliyye’ye aittir. İstanbul-Bağdat büyük hattı bu bakış açısından dikkat çekici ve Avrupa telgrafçılık alemi bakımından da hayret vericidir.
İlk telgraf hatları ağaç direklerden, ince demir tellerden ve eksik izolatörlü olarak inşa edilmiş iken, yavaş yavaş yapılan yeni hatlarda kullanılan kalın teller haberleşmeye kolaylık getirmiş, demir direklerin ve iki fincanlı izolatörlerin kullanılmaya başlanmasıyla teller nemden korunduklarından daha önceki tahribat da bir ölçüde engellenmiştir.
Bugün her tarafta kullanılmakta olan gayet seri makineler pirinç teller sayesinde yayıldığı halde, Devlet-i Aliyye bu telleri ilk defa olmak üzere daha 1883 tarihinde kullanmaktaydı.
Uluslararası Elektrik Fuarlarındaki Başarı Saltanat-ı Seniyye, Avlonya (Arnavutluk) gibi en büyük doğru hatta sahip olduğundan, devletlerarası telgraf konferanslarında en önemli telgraf idareleri sırasına geçmiştir.
Telgraf Nezareti ve özellikle de Fen Kalemi müdüriyeti birçok icat yarattığı gibi, Fen Kalemi müdürü Emile Lacoine efendi, resimlerin telgraf aracılığıyla nakledilmesi meselesiyle ilk uğraşanlardan biridir. Fen Kalemi müdürü tarafından icat olunan birçok yeni alet, 1883 senesinde Viyana’da toplanan Umumi Sergi’de teşhir olunmuş ve bu yenilikleri sağlayan telgraf idaresi ile fabrikası bu yüzden iftihar verici bir diploma elde etmiştir.
Müdür Emile Lacoine, elektriğe mahsus gazetelerde birçok makale yayımlamıştır. Bu makaleler büyük bir ilgi toplamıştır.
Dersaadet (İstanbul) Telgraf Nezareti, başlıca adaları ve büyük limanları denizaltı kablolarıyla merkeze bağlamıştır. Hükümet-i Seniyye, 1871’den beri denizaltı kablolarıyla İstanbul’u, Odesa’ya, Selanik’e, Sakız’a, Girit’e, Rodos’a, Midilli’ye, Sisam’a, Kıbrıs’a, Antakya’ya, Cidde’ye vb. bağlamıştır.
Kontrolü kolaylaştırmak ve istasyonları birbirine bağlamak amacıyla 1876 senesinde başlıca telgraf hattı Şark Demiryolları hattı boyuna nakledilmiş ve aynı yıl içinde bütün haberleşme (Payitahtınki de dahil olmak üzere) merkezi idareye bağlanmıştır.
1872 senesinde Fen Kalemi müdürü tarafından yapılan teklif üzerine Nazar Azet efendi, mors makinesinin Türkçe harflerini ıslah ederek yüzde 20 oranında bir iletim hızı artışı sağlamış ve haberleşmeyi sadeleştirerek memurların hem Türkçe hem de Fransızca haberleşmelerini mümkün kılmıştır.
İlk Telgraf Makinesinin Üretimi ve Darüşşafaka’da Elektrik Dersi 1878 senesine kadar Merkez Fabrikası yalnızca makinelerin tamiri ile uğraşıyordu. Bu tarihten itibaren bu fabrika doğrudan doğruya makine üretmek derecesine getirilmiştir.
Azet efendinin gayreti ve fen müşaviri muavini Raif efendinin yönetiminde olarak bu fabrikada telgraf makineleri, asma saatler ve çeşitli elektrik makineleri üretilmiştir. 1880 senesinde Darüşşafaka programına bir elektrik dersi eklenmiş ve muallimliğine de Fen Kalemi müdürü Emile Lacoine efendi getirilmişti. Aynı yılda denizaltı kablolarının korunması ve diğer genel elektrik işleri konusunda Paris’te toplanan devletlerarası kongreye de Saltanat-ı Seniyye tarafından Emile Lacoine delege olarak tayin edilmişti, Şurasını da unutmayalım ki, idare nokta-i nazarından telgraf işlerinin ıslahı maksadıyla her beş senede bir devletlerarası telgraf konferansları yapılmaktadır. İşte bu konferanslarda, Saltanat-ı Seniyye tarafından delegeler tayin edilmişler ve devleti başarıyla temsil etmişlerdir. Viyana Umumi sergisinde teşhir edilen Dersaadet elektrik ürünleri, yukarıda belirttiğimiz gibi büyük bir takdir toplamıştır. Saltanat-ı Seniyye delegeleri Emile ve Raif efendiler olup, Emile efendi Fen Komisyonu ikinci başkanlığına ve daha sonra Beşinci Şube başkanlığına seçilerek Avusturya Hükümeti tarafından François-Joseph Nişanı’nın ikinci derecesine layık görüldüğü gibi, Raif efendi de aynı nişanın üçüncü derecesiyle onurlandırılmıştır. Aynı yıl Emile efendinin Beyoğlu Telgrafhanesi memurlarına vermekte olduğu dersin kitabı, Raif efendi tarafından Türkçeye tercüme olunmuştur. Bu kitap telgraf hakkında Türk lisanında yazılan ilk ciddi eser olmuştur. Bu tarihten itibaren umumi müfettiş Mehmed Ali efendi ile Şevki ve Fuad efendiler tarafından telgrafçılık hakkında diğer eserler yayımlanmıştır ve telgraf mühendisi Hamdi efendi tarafından da yakında diğer bir eser yayımlanacaktır. Yine aynı yılda, Telgraf Nezareti, tahsil görmeleri için Darüşşafaka’nın en yetenekli öğrencilerinden dört efendiyi Paris’e göndermiş ve bu öğrenciler imtihanlarda en dolgun numaraları almışlardır. Bu tarihten itibaren Nezaret, Darüşşafaka’da öğrenim gören ve bilhassa elektrik ilmini
edinenlerden birkaç efendiyi Paris’e göndermekte olup, bunlar iki sene tahsil ettikten sonra telgraf mühendisliği diplomasını alıp dönüyorlar.
Telgraf Nezareti’nde tahsillerini Paris’te tamamlamış halen dört mühendis mevcuttur ki, bunlar gayet mühim memuriyetlerde istihdam olunmaktadırlar.
Salih Zeki bey, Telgraf Fen Kalemi azası iken daha sonra Rasathane-i Amire müdürlüğüne tayin olunmuştur. Fahri bey, halen Telgraf Nezareti azası olup Saltanat-ı Seniyye tarafından Şikago Fuarı’nda delege olmuştur. Şevki efendi halihazırda Postane müdürüdür. Fuad efendi merkezi idarede mühendis olup Peşte Telgraf konferansı’na delege tayin edilmiştir. Mehmed efendi, meclis azası olup umumi müfettişlik hizmetinde bulunuyor. Diğer mühendisler Fen Kalemi’nde veya Postane’de oldukça önemli hizmetlerde bulunuyorlar.
Elektrikle Çalışan Sandal Üretildi 1886 senesinde Emile ve Raif efendilerin yönetimi altında ve fabrika amelesinin çalışmasıyla Saray için bir elektrikli sandal yapıldı. Aynı ameleler Raif efendinin yönetiminde Saray’ın birçok salonunu elektrikle aydınlattılar ve bir de parlak ışıklı çeşme yaptılar.
Daha sonra Fen İdaresi, elektrikle çalışan bir küçük tramvayın fabrikanın yardımıyla inşası konusunu Saray’da görüştü ve yine fabrika aynı tarihte birçok elektrikli saatler imal etti.
Pillerin kullanılma biçimlerine ve hatların inşasına dair Fen Kalemi tarafından birçok talimat kaleme alınmıştır. 1886’da toplanan elektrik konferansında Emile ve Raif efendiler delege tayin edilmişler ve Emile efendi kongreye denizaltı kabloları hakkında yeni bir eser sunmuştur.
Keşiflerin ve icatların pek yeni olması nedeniyle elektrikli telgraftan sonra, elektriğin diğer uygulamaları memleketimizde hemen pek az gibidir. Bununla birlikte Saray’ın yanı sıra, Düyun-u Umumiye, Bank-i Osmani ve Credit Lyone gibi bazı kurumlarda elektrikle aydınlatma görülmekle birlikte, bu uygulamanın yayılmamış olmasının başlıca sebebi büyük masrafları gerektiriyor olmasıdır. Bu noksanların tamamlanmasıyla uygulamanın da yayılması beklenmektedir.
Elektrikli sandalların diğer vapurlara göre mükemmel olmaları şüpheden uzak olmakla birlikte, bunların vapurların yerini alarak Boğaziçi’nde seyrüsefer etmeleri, oralarda yapılacak iki üç elektrik fabrikasının varlığına bağlıdır.
Elektriğin Diğer Uygulamaları Padişah hazretlerinden Bulgaristan Prensi Ferdinand hazretlerine ihsan edilen elektrikli sandal, Raif efendinin yönetiminde Tersane-i Amire Elektrik Fabrikası müdürü Binbaşı Ramiz efendi tarafından inşa edilmişti.
Zırhlı gemilerin gerek iç aydınlatmalarında gerekse projektörlerinin aydınlatmasında da Tersane-i Amire Elektrik Fabrikası’ndan yararlanılmıştır.
Dinamo makinesiyle çalışan gemi projektörleri, Ramiz efendi tarafından Tersane-i Amire Elektrik Fabrikası’nda imal edilmiştir. Bahriye Nazırı Hüseyin Paşa hazretlerinin, elektriğin fabrikalar tarafından üretilmesi ve dağıtılması yolundaki vezire yakışacak gayretleri takdire şayandır. Hüseyin Paşa hazretleri, elektrik tahsil etmeleri için Avrupa’ya çeşitli defalar subay göndermişlerdir.
Padişah gemilerinde ve harp gemilerinde, telefonlar, işaret lambaları, torpiller ve torpidolarda ve başka birçok alanda elektrik uygulaması görülmektedir.
Telefona beldemiz ahalisince alışılmıştır.
Galvanizleme, nikel kaplama, gümüşle kaplama konularında şehrimiz sanatkârları ve sanayisi elektrikten pek ziyade istifade etmektedirler.
Tıpta çeşitli hastalıklarda ve özel olarak da tıbbın bazı alanlarında elektrikten hakkıyla yararlanılmaktadır. İnsanlık alemine ve bilime birçok faydası görülen röntgen ışını, şehrimizde Mekteb-i Sultani (Galatasaray) muallimlerinden mösyö İzvar tarafından cerrahi uygulamalarda kullanılmaktadır.”
Lacoine, denizaltı kablolarının korunması ve diğer genel elektrik işleri konusunda 1880 yılında Paris’te toplanan uluslararası kongreye Osmanlı hükümeti tarafından delege olarak tayin edildi. Fen kalemi Müdürü iken icat ettiği birçok yeni alet, 1883 yılında Viyana’da toplanan Umumi Sergi’de teşhir olunmuş ve bu yenilikleri sağlayan telgraf idaresi ile fabrikası bu yüzden Lacoin’ın kendi yazısında da belirttiği gibi iftihar verici bir diploma elde etmiştir.
E. Lacoine 1877’de kendisinin yaptığı telefon makinesini, çektiği kısa hat üzerinde başarıyla kullanmıştı. Ancak daha sonra bu konuda destek görmemiş ve girişimi yarım kalmıştır.
Lacoine, daha sonra Osmanlı Telgraf Fabrikası’nın kurulmasına da katkıda bulunmuş olmakla birlikte burada geliştirdiği elektrikli cihazlar hiçbir zaman ilgililerin dikkatini çekmedi. Geliştirdiği elektrikli deniz fenerini de İstanbul Boğazı’na yerleştirmek istemiş, ancak “yeterli düzenleme yok” denilerek buna karşı çıkılmıştır.
1892 yılında Posta ve Telgraf Nezareti Fen Müşavirliği görevinde bulunan Lacoine, 1897 yılında da aynı görevini sürdürüyordu. Bahr-i Sefid (Çanakkale) Boğazı’nda kurulacak torpidoların mevkilerini aydınlatacak fenerlerin yerlerini tespit için bir heyetle birlikte (Mehmed Raif efendi de bu heyette yer alıyordu) Çanakkale’ye gönderilmişti.
Emile Lacoine, 1899 yılında geçirdiği apandisit ameliyatı sonrasındaki bir komplikasyon yüzünden vefat etti.
Emile Lacoine, sadece teknoloji yaratma ve yönetme etkinlikleriyle yetinmemiş, yetenekli öğrencilerin elektrik alanında eğitilmeleri konusuyla da yakından ilgilenmiştir. Darüşşafaka Lisesi’nin yetenekli öğrencileri mezun olduktan sonra Fransa’ya burslu olarak gönderiliyorlar ve bu öğrenciler Paris’te Ecole Superiore de Telegraphie’de iki yıl öğrenim gördükten sonra telgraf mühendisliği diplomasını almış olarak ülkelerine dönüyorlardı. Mehmet Emin (Kalmuk), 1883 Eylül’ü ile 1891 Eylül’ü arasındaki dönemde, Paris Telgraf Yüksek Okulu’nda 10 gence telgraf mühendisliği öğrenimi gördürüldüğünü söylemektedir. Lacoine’ın öğrencilerinden özellikle Salih Zeki (1864-1921) ve Mehmet Emin (Kalmuk) (1869- 1954) beylerin Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki bilimsel ve teknolojik gelişmeler üzerindeki etkileri çok büyüktür.
Elektrik bilgisinin ve teknolojisinin Osmanlı ülkesine girişi ve uygulamalarının gelişmesi, Osmanlı ülkesinde genel olarak bilimsel eğitimin ve kültürün gelişmesini de beraberinde getirmiştir. Osmanlıların son ve cumhuriyetin ilk dönemlerinde yetişen elektrik mühendislerinin, modernleşmede, sosyal ve siyasi yaşamın gelişmesinde de öncü ve önemli etkileri olmuştur.
Osmanlılarda 19. yüzyılın son çeyreğindeki elektrik mühendisliği eğitimi ve elektrik teknolojisi tarihi, Emile Lacoine’ın parlak öncü çalışmalarından ayrı olarak düşünülemez. Onun bu alandaki kalıcı katkıları olmasaydı, Cumhuriyet’in ilk elektrifikasyon çalışmalarını yürüten mühendisler kadrosunun mevcut varlığı da düşünülemezdi.
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI 46. DÖNEM KURULLARI
EMO YÖNETIM KURULU
GAZİ İPEK
BAŞKAN YRD. EVİNDAR AYDIN
İBRAHİM SARAL
MEHMET TURGUT
KÜBÜLAY ÖZBEK
NEVAL ŞİMŞEK
ÖMÜRHAN AVNİ SOYSAL
EMO ONUR KURULU İSA GÜNGÖR ERCAN DURSUN İHSAN YURT BAHRİ KAVİLCİOĞLU MURAT ÇELİK
EMO DENETLEME KURULU GİYASİ GÜNGÖR NACİ BASMACI AHMET TURAN AYDEMİR SERDAR ÇİFTCAN MUSTAFA AKÇAKAYA MEHMET VEYSİ ÇEVRİM BARIŞ ÇORUH
TMMOB YÖNETIM KURULU ÜYESİ UFUK ATAÇ
ADANA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
MEHMET MAK DERYA OLPAK KADEŞ
FİKRİYE YAMAN
MUSTAFA ERGEN SELÇUK ÖZDOĞAN ÖZLEM EKEMEN EROL AYAS ŞÜKRÜ SARIMSAKCI NİHAT HARMAN MEVLÜT BULGUR
DİYARBAKIR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
MEHMET ORAK HÜSNÜ GÜL TEKIN
MEHMET CEYLAN
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ALİCAN ÇETİNKAYA CENGİZ ACAR İDRIS BENEK SEMA BAYHAN MEHMET VEYSİ ÇEVRİM YUSUF KEMAL IŞIK METİN AKTAŞ
KOCAELİ BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI
SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
AHMET SÖZEN EMRULLAH ÇEVİRME ÇİĞDEM GÜNDOĞAN TÜRKER ABDULLAH AÇER YASİN ARIKAN ÖZKAN TORAMAN MEHMET KARA KAMİL ERBAY KAZİM POLAT AHMET BAŞARIR
ANKARA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ÖMÜRHAN AVNİ SOYSAL TUFAN TEZİŞ ECEVİT ABLAK MUSTAFA MUMCU ONUR KOÇAK İZEL ÇANTA ALİ YILMAZ SEBATİ GÖKEN SADRETTİN EREN MEHMET TEKİN
ESKİŞEHİR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
MERSİN
ENDER KELLECİ
ÖMÜR YILDIZ
BAŞKAN YARDIMCISI
ONUR OLUKLULU
LEVENT ÇELİK
OĞUZ SOYLU
ADİL GÜZLE
CUMHUR BURAK ÇIRAKOĞLU Yönetim Kurulu Üyesi
İRFAN SATIR
MAHMUT UĞUR KOLCA
HASAN HÜSEYİN KÖSEOĞLU ŞUBE DENETÇİSİ
SEYFETTİN ATAR İSMAİL ALKAYA UMUT TEMİZKAN ÖZGE ÇEKİRGE HASİP SELÇUK CANER ÖZDEMİR ALİ SERCAN ÇADIRCI AHMET GÜNÖZ İBRAHİM MEMİLİ CEYHUN KIRAN
ANTALYA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İLHAN METİN ŞABAN TAT ÇİĞDEM IŞIKYÜREK MURAT SÖNMEZ AHMET AYDIN DURALİ ÇAKIR MUSTAFA TOPCU FERHAT ÇAĞLI MEHMET BAHADIR DEMİR SUAT KAŞ
GAZİANTEP BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İSLİM ARIKAN MEMİK DEMİR MELİKE KOÇAK DR. MEHMET MERKEPÇİ BÜNYAMİN SAĞLAM MEHMET ŞİRAZ MESUT COŞKUN BÜLENT DAŞOLUK KEMAL TANKUT İPEK BOZGEYİK
SAMSUN BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
MURAT KARDAŞ TAMER BİLAL İBRAHİM DENİZ SAYGILI TARIK TARHAN ALİ EKBER ÖZDEMİR AHMET KURADA İLKER CEYLAN ERCAN İŞCİ ADEM YILMAZ CANSU COŞKUN
BURSA BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
BURAK ÖZGEN MEHMET CAN HALİL İBRAHİM BAKAR ÖMER ÇETİN MUTLU YILMAZ SEDAT GÖKMENOĞLU ŞERİFE VATANSEVER TUNÇ ALADAĞLI AYTAÇ SEVİM OZAN YEŞİLKAYA
İSTANBUL BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
EROL CELEPSOY HAKKI KAYA OCAKAÇAN FAİK KEMAL ÖZOĞUZ MUSTAFA AYDIN MAZLUM KAPLAN BEYZA METİN ERHAN KARAÇAY SEYİT GAZİ BAL ŞAHİN YILMAZ MECDİ DEMİR GÜRSOYTRAK
TRABZON BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
İSMAİL HAKKI ALTAŞ ADEM YARDIM EMRE AKYÜZ ÖZER ÖZTÜRK İSMAİL HAKKI ÇAVDAR TUNCAY DEĞERMENCİ MEHMET MAZLUM DOĞAN YILMAZ MUAMMET BAKİ AHMET MUTLUOĞLU
DENİZLİ BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
BÜLENT PALA MAHMUT KAYA ARİF DÖNMEZ TURAY VOLKAN AYANOĞLU ERDEM DURMAZ HATİCE ERYİĞİT MUHSİN TARIK MADRAN ERIM ARICI FATIH MARDINOĞLU NAZIM GÖKHAN DALDAŞ
İZMİR BAŞKAN BAŞKAN YARDIMCISI YAZMAN SAYMAN Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ ŞUBE DENETÇİSİ
ŞEBNEM SEÇKİN UĞURLU HÜSEYİN AVNİ GÜNDÜZ HACER ÖZTURA ZEKİYE FERYAL GEZER GÜLEFER METE MÜMTAZ AYÇA EGEMEN AKKUŞ AHMET ÖZTÜRK MEHMET GÜZEL MEHMET EMİN ÖZGER
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ŞUBELERİ
ADANA ŞUBE
ADRES: Güzelyalı Mah. 81098 Sokak No: 1 Çukurova-Adana TELEFON: +90 322 4583838 FAKS: +90 322 4582450 GSM: +90 533 7228001 E-POSTA: [email protected]
ANKARA ŞUBE
ADRES: Ihlamur Sokak No: 10/1 Kızılay Çankaya- Ankara TELEFON: +90 312 2314474 FAKS: +90 312 2321088 GSM: +90 530 7730937 GSM: +90 530 7730938 E-POSTA: [email protected]
ANTALYA ŞUBE
ADRES: Meltem Mah. 3. Cd. 3808 Sk. No: 20 Antalya TELEFON: +90 242 2376045 FAKS: +90 242 2376047 GSM: +90 530 7730944 GSM: +90 530 7730943 E-POSTA: [email protected]
BURSA ŞUBE
ADRES: Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi (BAOB) Odunluk Mah. Akademi Cad. No: 8 16040 Merkez-Bursa TELEFON: +90 224 4511212 FAKS: +90 224 4519899 E-POSTA: [email protected]
DENİZLİ ŞUBE
ADRES: Atatürk Blv İn-Ba İş Mrk. K6 No: 32 Denizli TELEFON: +90 258 2425555 FAKS: +90 258 2418832 E-POSTA: [email protected]
DİYARBAKIR ŞUBE
ADRES: Aliemiri 4. Sokak Müge 6 Apartmanı Kat:1 No: 2 Yenişehir-Diyarbakır TELEFON: +90 412 2284620 GSM: +90 530 7730942 E-POSTA: [email protected]
ESKİŞEHİR ŞUBE
ADRES: İstiklal Mah. Şair Fuzuli Cad. Özkal İşm. No:36 K:2 D:1 Odunpazarı-Eskişehir TELEFON: +90 222 2319447 FAKS: +90 222 2319447 GSM: +90 530 7730947 GSM: +90 541 2319447 E-POSTA: [email protected]
GAZİANTEP ŞUBE
ADRES: Emek Mah. 19019 Sk. No: 34/B Şehitkamil-Gaziantep TELEFON: +90 342 3219080 FAKS: +90 342 3229977 GSM: +90 533 5713550 E-POSTA: [email protected]
İSTANBUL ŞUBE
ADRES: Ergenekon Mah. Cumhuriyet Cad. Adlı Han 173/3 Harbiye 34367 Şişli-İstanbul TELEFON: +90 212 2591150 FAKS: +90 212 2583655 GSM: +90 530 7730925 GSM: +90 530 7730926 E-POSTA: [email protected]
İZMİR ŞUBE
ADRES: Kazım Dirik Mah. Üniversite Cad., 374/1 Sk No:1, 35100 Bornova-İzmir TELEFON: +90 232 4893435 FAKS: +90 232 4454949 GSM: +90 530 7730952 GSM: +90 530 7730953 E-POSTA: [email protected]
KOCAELİ ŞUBE
ADRES: Ömerağa Mah. Naci Girginsoy Sk. No: 15/3-4 İzmit-Kocaeli TELEFON: +90 262 3254122 FAKS: +90 262 3245456 GSM: +90 530 7730954 GSM: +90 530 7730955 E-POSTA: [email protected]
MERSİN ŞUBE
ADRES: Limonluk Mah. 2417 Sk. No: 5 Yenişehir-Mersin TELEFON: +90 324 3276871 FAKS: +90 324 3276873 GSM: +90 530 7730956 E-POSTA: [email protected]
SAMSUN ŞUBE
ADRES: Bahçelievler Mah. Gazanhan Sokak No: 6 Kat: 2-3 Samsun TELEFON: +90 362 2311977 FAKS: +90 362 2315131 E-POSTA: [email protected]
TRABZON ŞUBE
ADRES: İskenderpaşa Mah. Bayraktarlar İş Merkezi Kat:3 No: 64 Trabzon TELEFON:+90 462 3221395 FAKS:+90 462 3265092 E-POSTA: [email protected]
Temsilcilik Adı
Adıyaman Temsilciliği Afyonkarahisar Temsilciliği Ağrı Temsilciliği Aksaray Temsilciliği Alanya Temsilciliği Alaşehir İlçe Temsilciliği Aliağa İlçe Temsilciliği Amasya Temsilciliği Anamur Temsilciliği Artvin Temsilciliği
Aydın İl Temsilciliği Ayvalık Temsilciliği Bakırköy Temsilciliği Balıkesir Temsilciliği Bandırma Temsilciliği Bartın Temsilciliği Batman Temsilciliği Bayburt Temsilciliği Bergama İlçe Temsilciliği Beylikdüzü Temsilciliği Biga Temsilciliği Bilecik Temsilciliği Bitlis Temsilciliği
Bodrum Temsilciliği
Bolu Temsilciliği Burdur Temsilciliği Çanakkale Temsilciliği Çankırı Temsilciliği Çerkezköy Temsilciliği Çorlu Temsilciliği Çorum Temsilciliği Düzce Temsilciliği Edirne Temsilciliği Edremit Temsilciliği Elazığ Temsilciliği Elbistan Temsilciliği Erzincan Temsilciliği Erzurum Temsilciliği Fethiye Temsilciliği Finike Temsilciliği Gebze Temsilciliği
Giresun Temsilciliği Gölcük Temsilciliği Gümüşhane Temsilciliği Hakkari Temsilciliği Hatay Temsilciliği Iğdır Temsilciliği Isparta Temsilciliği İnegöl Temsilciliği İskenderun Temsilciliği Kadıköy Temsilciliği Kahramanmaraş Temsilciliği Karabük Temsilciliği Karadeniz Ereğli Temsilciliği Karaman Temsilciliği Kars Temsilciliği
Şubesi Temsilci ve Yardımcıları
Temsilcilik Adresi
Gaziantep Ankara Diyarbakır Ankara Antalya İzmir İzmir Samsun Mersin Trabzon
İzmir Bursa İstanbul Bursa Bursa Kocaeli Diyarbakır Trabzon İzmir İstanbul Bursa Eskişehir Diyarbakır
Denizli
Kocaeli Antalya Bursa Ankara İstanbul İstanbul Samsun Kocaeli İstanbul Bursa Diyarbakır Gaziantep Ankara Ankara Denizli Antalya Kocaeli
Trabzon Kocaeli Trabzon Diyarbakır Adana Trabzon Antalya Bursa Adana İstanbul Gaziantep
Kocaeli Kocaeli
Mustafa Öztürk, Rıza Durmuş, Berçin Mirkan, Hasan Dede, İbrahim Halil Mutlu Çetin İnce, Cihan Şahin, Merve Sevim Camgöz Mahmut Özhan, Çağlar Kılıç, Ferhat Özkan Çapar, Hamit Sönmez, Muhammed Onur Polat Faruk Bozkurt, Ramazan Koçak, Volkan Yüksel, Yılmaz Öngün Umut Mirioğlu, Ali Aras Akif Çınar, Hüseyin Cahit Kılınç Murat Kuzumoğlu, Ferhat Lek Metin Ahsen Durusoy Ufuk Katık, İbrahim Çağdaş Arıcı, Ahmet Onur Kırılmaz Ahmet Faruk Açıkgöz, Fatih Yaşar
Haluk Demirci, Halil Yorgalı, Orhan Arslan, Salih Eğerci Mesut Nail Akın, Erol Kınık Rasim Doğan, Reşat Murat Görgü, Ziya Torun Mehmet Nazmi Kacar, Selçuk Savaş, Mehmet Faik Şenergin, Yahya Tosun, Özer Doğmuş Murat Yazıcı, Nergis Güney, Mutlu Onganar, Melike Dönmez, Tayfun Tutar Mahmut Demirok, Necmettin Samancıoğlu, Mustafa Dinçer İbrahim Yıldız, Seyithan Kaya, Çidem Cansağ, Yahya Sincar, Fırat Tüzün Ozan Özkan, Fatih Korkusuz, İsmail Kelleci Nadir Gergin, Ali Bayram Yüksel Mengünoğul, Sıddıka Ödel, Cafer Ermiş, Zeki Akbıyık Serkan Yılmaz, Selin Nehir Suat Zafer Meriçelli Umut Selçin, Abdullah Aktaş, Mehmet Sakin Yılmaz
İsmail Sever, Toğman Bülent Manzak, Özgür Yalçın, Hikmet Arslanparçası, Mehmet Ali Timurhan İsmail Doğandor, Erman Esentepe, Murat Armutcu Mehmet Çığrı, Meltem Güler Erkan Güçyetmez, Görkem Arslan, Yücel Yaşar, Ali Rıza Sağcan, Mehmet Köşkeroğlu İsmail Ulutaş Ahmet Çuhadaroğlu, Erol Çetinkaya, Cemal Demir, Zafer Tokuç Muharrem Okur, Doğan Turgut, Seyit Ahmet Bak, İsmail Bul, Adnan Haluk Erkan Aydın Taşkın Erol Topuz, Ahmet Serdar Erdem, Abdurrahman Güneş, Tuhan Tamtabak, Ayşin Kuçlu Tarık Etker, İsmail Arda, Özgür Mercanlı Veysel Çağlar, Işık Çoban Serhat Bilgi Özer, Selahattin Yıldız, Selcen Aydoğmuş Turgut Taşolar, Metin Çelik, Mevlüt Şakalar, Rasıh Uğurlu Ayhan Uytun, Recep Karakoç, Ümit Aykan Namiye Sınırkaya, Emre Doğan, Ömer Yaşa Veli Önver, Sermet Mustafa Ünel, Muzaffer Lük, Damla Olgun Doğan Yıldırım, Ramazan Oktay Veysel Suludere, Murat Korkmaz, Murat Çiftçi, Mehmet Cüneyt Tüfekçioğlu, Pınar Demir Tacettin Özkılıç, Beytullah Özbayram Recep Vasfi Sıvış, Gürcan Deniz Hakan Bilgiç Adem Çatal, Özgen Canan, Hamdullah Temel, Evren Taş Cem Hüzmeli, Ayhan Teker, Volkan Ömer Göçeri, Adnan Orukoğlu, Hasan Horoz Muhammed Taner Güner Merdan, Yavuz Büyükbayram, Mehmet Çallıoğlu Doğan Temizkan, Sinan Özen, Metin Balaban Ahmet Bülent Bozdoğan, Kenan Sapmaz, Cemil Reyhaniye, İlter Tellioğlu Recep Cem Erkanlı, Mahmut Serhat Demirhan, Saadet Nuruilah Güleç, Nermin Verdi Bahattin Uylukçu, Bünyamin Sağlam, Mustafa Şekkeli, Kalender Korkmaz, Ahmet Serdar Yılmaz Mehmet Erol, Ahmet Bürümcek, Sadık Ketenci Mehmet Ali Karanfil, İbrahim Etem Özdemir, Hüseyin Nail Zobu
Yavuz Sultan Selim Mah. Mehmet Akif Cad. No:7 Dumlupınar Mah. 2. Cad. No:23/3 Tokman Apt Cumhuriyet Cad. Ağrı Ticaret Merkezi K:3 No:22 3. Nolu Belediye İşhanı Sarraflar Cad. K:2 Kadıpaşa Mah. Sugözü. Cd. Yılmaz Apt. No:87/1 Beşeylül Mah. Hanlar Cd. No:75 Kurtuluş Mah. Fevzipaşa Cd. No:108/A Ziyapa Cad: Özkök İşmerkezi No:17/8-4 Yeşilyurt Mahallesi Kıbrıs Caddesi Cumhuriyet Apt. No:58/C Orman Bölge Müdürlüğü Makine İkmal Şb Müdürlüğü Çarşı Mah İnönü Cad No:71 Merkez Kurtuluş Mah. 32. Sok. No:35/A Sural Pasajı No:48 Zeytinlik Mah. Cumuriyetçi Sok. N:10 K:4-5 Yıldırım Mah. 26001 Sk. Şenergin Apt. No:3 Kat:1 Daire:2 Karesi/Balıkesir Paşakent Mahç Şehit Şener Köksal Cad. Pervin Sitesi No:6/A-31 Kırtepe Mah. Cumhuriyet Cad. Ağah Bey İş Merkezi 1.Kat No:12 Meydan Mah. 2000 İş Merkezi K:4 No:410 Türk Telekom A.Ş. Bayburt İl Müdürlüğü Yeni Belediye İşhanı Zemin Kat No:12 Büyükşehir Mahallesi Belediye Caddesi No:22 Beylicium Avm Kat:4 No:108 B-C Hamdibey Mh. İnönü Cd. No:60 Biga/Çanakkale Gazipaşa Mahallesi Osmangazi 1 Sokak No: 3/1 K:1 D:3 Merkez / Bilecik An Teiaş 17. İletim Tesisi ve İşletme Grup Müd. Tatvan Bakım ve İşletme Fatih Mah. Yeni Sanayi Yanı Temel Yapı İş Mkz. Toplu Konut Alanı K:2 No:1
Tabaklar Mah. Ferit Talay Cad. Turisa Apt.61/1 Burç Mh. 2. Tuna Sok. Sıla Apt. No:6/B Barbaros Mahallesi Troya Caddesi Yaşam Evleri D Blok No:2 Buğday Pazarı Mah. İş Kur İş Hanı No:7/69 Gazi Mustafa Kemal Paşa Mah. Öztrak Cad. Doğramacı Apt. No:4 Daire:2 Eski Hükümet Cad. Kurtgöz İşhanı No:2/28 Gazi Cd. Mahmut Akaydın İş Merkezi No:17 K:7/23 Kültür Mh. İstanbul Cd. Spor Sk. İbrahimoğlu İş Merkezi N.129 Kat.2 Mithatpaşa Mh. İnönü Cad. Erdi Apt. K:1 No:1 İnönü Cd. 1. Sk. No:9 Kat:1 İzzetpaşa Mh. Şehit Binbaşı Sabri Sk. No:1/2 Güneşli Mah. Mevlana Cad. Kale İş Merkezi No:1/11 K:2 Ordu Cad. Selimoğlu İşhanı No: 222 Vani Efendi Cad. Fırat İşmerkezi No:4 Daire:1 Yakutiye/Erzurum Tuzla Mah. 557. Sokak Emelim Yapı Koop. No:9 D:3 Cumhuriyet Cad. Sarıbey İşhanı K: 1/2 Tmmob Binası Adliye Cad. No: 25 0262 6444825
Anayurt Yapı Denetim Gazi Cad.Kapu Mah.No:81/2 Merkez Mh. 19 Mayıs Cd. N.2/D Gölcük Karaer Mah. Atatürk Cad. No:60 K:2 Telekom İl Müdürlüğü Tekre Kavşağı Armutlu Mah. Ufuk Sokak No:28 Cumhuriyet Mah.Zübeyde Hanım Blv. 12 5 Yayla Mah. 130. Cad. No :10 Gürcan Apt. Kat 1 Osmaniye Mh. Şebboy Cd. Orkide Sokak No: 3 Çay Mah. Tayfur Sökmen Bulvarı İskenderun Plaza No:19 K:1 D:41 Kozyatağı Mah. Çardak Sok. Şaşmaz Sitesi B1 Blok No:2 Daire 10 İsmetpaşa Mah.Yeni Hükümet Cad. No:18 Fatih İşhanı K:3/11
Hürriyet Cd. Mako İşhanı Kat: 3/1 Müftü Mah. Yemeniciler Sok. No:22 Kat:3 No:15
Mersin Trabzon
Bünyamin Selvi, Ümit Şimşek Nizamettin Kara, Demirel Öncül, Yusuf Turna, Göksel Ubiç
Tahsin Ünal Mah. Faik Kayserilioğlu Cd. Çakırlar İşh. K: 3 Aras Edaş Kars İl Müdürlüğü
Temsilcilik Temsilcilik Telefon Faks 416 2131603 416 2140975 272 2140555 272 2142730
382 2127176 242 5119377 236 6537665 232 6165856 358 2122067 324 8148088 466 2126661
242 5119377 236 6537665 232 6165857
324 8148088 466 2126619
256 2124762 266 3124658 212 5612101 266 2442297 266 7136251 378 2278075 488 2133230 458 5553000 232 6320481 212 8728682 286 3165028 228 2127570
266 3121251 212 5438434 266 2390450 266 7136251 378 2278095
458 5551015 232 6332878
286 3167950 228 2127570
252 3171501 252 3171501
374 2123435 248 2331116 286 2123399 376 2132405 282 7267017 282 6531666 364 2240406 380 5247404 284 2136915 266 3739589 424 2386557 344 4132244 446 2142212 442 2384077 252 6123040 242 8555434 262 6432805
374 2123435 248 2331116 286 2183252 376 2132405 282 7267017
364 2240406 380 5247404 284 2122680 266 3737806 424 2380272
446 2142212 442 2384077 252 6123040
262 6444826
454 2124032 262 4123865 456 2131678 438 5551000 326 2253300 541 8257676 246 2183352 224 7123659 326 6136382 216 3899595 344 2259609
454 2124032 262 4133215 456 2131678 438 5551000 326 2251300
246 2183352 224 7123651
216 3896464 344 2219955
370 4131055 370 4247764 372 3230838 372 3235600
338 2149494 338 2133000 474 2251119 474 2251102
Kartal Temsilciliği Kastamonu Temsilciliği Kayseri Temsilciliği Kemalpaşa İlçe Temsilciliği
Keşan Temsilciliği Kırıkkale Temsilciliği Kırklareli Temsilciliği Kırşehir Temsilciliği Kilis Temsilciliği Konya Temsilciliği Konya-Akşehir Temsilciliği Konya-Ereğli Temsilciliği Kuşadası İlçe Temsilciliği Kütahya Temsilciliği
Lüleburgaz Temsilciliği M.Kemalpaşa Temsilciliği Malatya Temsilciliği
Manavgat Temsilciliği Manisa İl Temsilciliği
Mardin Temsilciliği Marmaris Temsilciliği Milas Temsilciliği Muğla Temsilciliği Nazilli İlçe Temsilciliği Nevşehir Temsilciliği Niğde Temsilciliği Ordu Temsilciliği Ortaca Mesleki Denetim Bürosu Osmaniye Temsilciliği Ödemiş İlçe Temsilciliği Polatlı Temsilciliği Rize Temsilciliği Sakarya Temsilciliği Salihli İlçe Temsilciliği Silifke Temsilciliği Sinop Temsilciliği Sivas Temsilciliği Soma İlçe Temsilciliği Söke İlçe Temsilciliği Şanlıurfa Temsilciliği Şereflikoçhisar Temsilciliği Şırnak Temsilciliği Şişli Temsilciliği
Tarsus Temsilciliği Tekirdağ Temsilciliği Tire İlçe Temsilciliği Tokat Temsilciliği
Torbalı İlçe Temsilciliği Tunceli Temsilciliği Turgutlu İlçe Temsilciliği Uşak Temsilciliği
Van Temsilciliği
Yalova Temsilciliği
Yozgat Temsilciliği Zonguldak Temsilciliği
İstanbul Ankara Ankara İzmir
İstanbul Ankara İstanbul Ankara Gaziantep Ankara Ankara Ankara İzmir Eskişehir
İstanbul Bursa Diyarbakır
Antalya İzmir
Diyarbakır Denizli Denizli Denizli İzmir Ankara Mersin Samsun Denizli
Adana İzmir Ankara Trabzon Kocaeli İzmir Mersin Samsun Ankara İzmir İzmir Diyarbakır Ankara Diyarbakır İstanbul
Mersin İstanbul İzmir Ankara
İzmir Diyarbakır İzmir Denizli
Diyarbakır
Bursa
Ankara Kocaeli
Ali İyikan, Harun Baş, Kenan Atasoy, Tuncay Özkoç, Nizamettin Demirci Metin Uzunkara, Ertuğrul Durna, İsmail Hakkı Özcebeci Mehmet Erdoğan, Ahmet Kemaleddin Gülcüoğlu, Özden Koparan Mükremin Zülkadiroğlu, Levent Özcan
Ömer Bağcıoğlu, Şahin Gökhan Kara, Mustafa Kemal Tezcan, Can Meriç Niyazi Çopur, Fahriye Günaydın, Onur Utku Sevinç Can Yazıcı, Nilgün Elçi Mustafa Akgül, Barış Ordu Mehmet Aşkın, Halil İbrahim Yeşildal, Mehmet Nur Cantaşdemir Sait Şahin, Hacı Mehmet Azizoğlu, Mehmet Karabacak, Hatice Dikici, Ethem Konar Cihan Demiral, Taner Somuncu, Mustafa Aykut Başoğlu Ali Turhan, İsmail Yalçın Ergun Sakarya, Burak Nalbantoğlu, İbrahim Kovancı Yaşar Varmaz, Nurullah Bozdağ, Efe Ünlükaya
Yaman Uçar, Mustafa Arı, Bülent Zafer Seber, Emrah Yiğit, Erhan Büyükyılmaz Kemal Şenışık, Necmi Kenar, Fikret İlter Mehmet Zeki Hedekoğlu, Murat Köseoğlu, Seçil Aksoy, Ahmet Haluk Yılman, Seçil Aksoy, Tuğba Atsız Abdullah Cengiz, Abdullah Aydın Demirhan Gözaçan, Mehmet Zafer Önceyiz, Melih Cem Kara, Erdoğan Koldaş, Doruk Yavaş Neslihan Çiçek, Serhat Ceylan, Murat Taş Fahri Erdinç Ünal, Ozan Eryavuz, Hayrettin Yalçın Yaylalı Emrullah Tuna, Gürcan Özer, Gürcan Özer Muhsin Tarık Madran, Behlül Koca, Emrah Azdemir, Emrah Demir, Mehmet Kürşad Mustafa Gürhan Şenbak Tamer Kaçak, Ali Babaoğlu, Özlem Bahadır, Yüksel Duruer Işık Öztürk, Lutfi Sevim, Sibel Songur, Cihan Ekebaş Volkan Türkmen, Barış Türker, Mehmet Akçiçek Reşat Kundakçı
Fatma Aki, Arda Candemi Hasan Döner Mete Önbaşlı, Hüseyin Seçen, Erkan Acar Ahmet Konuk, Ümit Çeliker Mehmet Aygün, Mehmet Aydın, Serkan Birben Halil Atay, Bilgin Köroğlu, Zakir Onur Şenel, Turgay Demirgövde, Şamil Aykut Azim Şahin, Teoman Abrak Ekrem Onur Kozan, Yusuf Taşeli, Emin Ümit Gür, Doğan Sayar Koray Keseroğlu, Saygın Doğan Ahmet Şenyurt, Sevgi Yörük, Hüsnü Özdamar, İsmet Çağlayan Taylan Onur Zeybekoğlu, Cem Tabak, Cumhur Çakır Mustafa Usluyüz, Tamer Dirmilli Necati Kırmızıtoprak, Hülya Tuğalan, Mehmet Emin Göllü, Ayşe Funda Yağmur Ahmet Tokgöz Goman Sarıyıldız, Ahmet Açar, Rıdvan Erkul Hüseyin Özcan, Ahmet Cem Yazıcı, Alparslan Karaaslan, Elif Ertikmen, Bilge Özkan, Egemen Kılıç Nuri Bayülgen, Cumali Türkeri, Ömer Tunçsel Nernekli Tamer Özdemir Nejat Bozkurt Doğan Atay, Süleyman Engin, Tuncay Arslan, Mustafa Zahid, Serkan Bilgiç, Özcan Alabaş Hüsamettin Güner Yılmaz Gök, Ali Şevket Sönmez Sadık Erdem İşlek, Erdem Akçağlar Birol Yıldırım, Bekir Kürşad Dülger, Seda Coşkun Yatkın, Devrim Helvacıoğlu, İrfan Yaşar Dukul Süleyman Balkan, Mehmet Nuri Yavuz, Murat Aydıncioğlu, Yalçin Tokgöz, Muhammed Sait Fırat Keskin Engin Çetinbaş, Ercüment Ekrem Bozkurt, Feridun Toparlak, Rezan Dikici, Gökhan Kaya, Volkan Çelik, Metin Aydın Recep Avcu, İsa Köker Bülent Özgümüş, Hakan Kaya, Nuri Özel
Üsküdar Cad. Uras İş Merkezi No:18/4 Topçuoğlu Mah. Belediye Cad. Ekmekçiler İş Merkezi K:1 No:16/5 Serçeönü Mah. Ahmet Paşa Cad. Mühendisler İşhanı K:7 No:702 İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Gazi Bulvarı No:15 Kemalpaşa / İzmir Yukarı Zaferiye Mahallesi Paşayiğit Cad No:32-A/103 Kat:4 Yenidoğan Mah. Barboros Hayrettin Cad. Özak Pasajı No:8 K:3 Karakaş Mah. Yeni Gürpınar Pasajı K:2 No:48 Ahi Evran Mahallesi M.Ali Yapıcı Bulvarı Kırşehir Apt. Kat:5 N:23
Nişantaşı Mah. Nüve İş Mkz. B Blk. K:7 No:704 Cevdet Köksal Cad. No:7 Hacı Mütahir Mah. Çınar Sok. İlkay İşhanı Kat:3 No:13 Cumhuriyet Mah. Minare Sokak No:22 Kat:1 D:2 Ali Paşa Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Beyaz Enerji İş Merkezi A Blok No:12.-14 K.:3 D.:24 Yeni Mah. Fatih Cad. No:35 K:2 Sabribey Mh. Demirciler Cd. No:2 Kat:2 Niyazi Mahallesi Mısri Cad. Topçuoğlu Apt. No:201/1 No:11
Atatürk Caddesi Eryıldız İş Merkezi K:3 No:44 1.Anafartalar Mh. 1701 Sk. No:9/A
13 Mart Mah. Vali Ozan Cad. Aksa İş Merkezi No:38 K:1 No:1 Yunus Nadi Cad. No:86 Armutalan Hacı İlyas Mahallesi Ulusal Egemenlik Caddesi Tuna İş Merkezi No:14/8 Şeyh Mahallesi İsmet İnönü Caddesi Zihni Derin İşhanı No: 6/101 Altıntaş Mahallesi 147. Sokç No:5/B Yeni Kayseri Cd. Sahil İşhanı K:5 No:66 Esenbey Mh. Giray Sk.Bahadır İş Merkezi K:1 No:6 Bahçelievler Mah. Yunus Emre Cad. No:50/A Yerbelen Mahallesi Muğla-Fethiye Karayolu Caddesi Tem Elektrik Blok No: 190 İç Kapı No: 3 Raufbey Mh. Alparslan Türkeş Cd. Görücüler Sitesi Zemin Kat No:95 Akıncılar Mah. Kültür Cad. Yağcı İşhanı No:4/Z-13 Yeni Mahalle Eti Caddesi No:63/1 Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. Rize İl Müdürlüğü Karaağaç Cad. Özkaynak İşhanı No:60 K:2 Mithatpaşa Mah. 18. Sok. No:4 K:2 Saray Mah. Sanatçılar 2 Sk. Mazhar Tol İş Hanı No:2/105 Sakarya Cad. Batur Sok. No:36 Sirer Cd. Çitil Apt. K:2 No:8 E.L.İ. Ege Linyitleri Müessese Müdürlüğü Kemalpaşa Mh. Ömer Koyuncu Cd. No:3/205 Bamyasuyu Mah. 147. Sok. Stad Apt. B Blok K:7 No:14 Ekici Tekke Çeşme Cd. Nevzat Tekin İşh. No:5/4 Şah Mahallesi Hökenek Caddesi Sarıyıldız Pasajı No:27 Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat: 14 - Okmeydanı
Hilmi Seçkin Bulvarı Canataroğlu Apartmanı 2/3 Belediye İşmerkezi N:604 Yeni Mah. Fevzipaşa Cad. No:9 K:2 Ali Paşa Mah. Mithatpaşa Cad. No:9 K:3
Tepeköy Mh. İnönü Cd. No:58 Tunceli İl Özel İdaresi Müdürlüğü Yılmazlar Mah. Avukatlar Sok. No:16/B Turgutlu / Manisa Köme Mh.Belediye İş Hanı K:3 No:161
Hastane Cad. 1438 Çavuşbalı Sok. Nedimodabaşı Ticaret Merkezi B Blok K:5 No:63
Süleyman Mah. Cengiz Koçal Cad. No: 9/6 Merkez/Yalova
Aşağı Nohutlu Mah. Bahattin Çokdeğerli Cad. Zafer İş Merkezi No:11/3 Tahirkaraoğuz Sokak Birlik İşhanı No:203
216 5175005 366 2147030 352 2318181
216 3877033 366 2147630 352 2318294
284 7149832 318 2254046 288 2142701 386 2125858 505 2947891 332 2338453 332 8133159 332 7134454 533 6005543 274 2160042
284 7148595 318 2254046 288 2122701 386 2125858
332 2388799 332 8133637 332 7134454
274 2160042
288 4128043 224 6134679 422 3259320
288 4128043 422 3259320
242 7430006 242 7430006 236 2345809 236 2391860
482 2124165 252 4135999 252 5130532 252 2148069 256 3154438 384 2127670 388 2328553 452 2338252 252 2820520
482 2132158 252 4135999 252 5130532
256 3154438 384 2136996
452 2338252 252 2820520
328 8137011 232 5087878 312 6238207 464 2130596 264 2777530 236 7139720 324 7148325 368 2613033 346 2230933 236 6132326 256 5120111 414 3164527 312 6879736 486 6169597 212 2205773
232 5087878 312 6238290 464 2130607 264 2777531 236 7139719 324 7148325
346 2237429
256 5182871 414 3164527 312 6879736
212 2207198
324 6146400 282 2625097 232 5116247 356 2120575
282 2625097 356 2120576
232 8564490 428 2132120 532 060368 276 2232005
232 8554867 276 2232005
432 2152725 432 2152725
226 8113701 226 8113701
354 2128687 354 2129355 372 2524561 372 2524561
KkAaRrİiKkAaTt Üü Rr lLeErR
Mehmet Saim Bilge