Elektrik Mühendisliği · Sayı 198 · Haziran 1973
GEÇEN AY
Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 8
- Okuma süresi
- 12 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Karamürsel Mağazaları
- Tez Büro İş Sendikası
- yabancı sermaye
- Vehbi Koç
- OYAK-Renault
- belge uygulaması
- Türkiye Elektrik Kurumu
Özet
Derginin 'Geçen Ay' köşesinde basından derlenen haberler; işçi eylemleri, yabancı sermaye eleştirisi, Koç Grubu'nun halka açılma kararı, mühendis odalarının belge uygulamasına itirazı ve resmi araçların kötüye kullanımı gibi konular yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
• KARAMÜRSEL MAĞAZALARINDA TAEK-VAN-DO'cu FEDAİLER izmir'de Yeni Karamürsel Mağazası'na «Grev karara» asılması üzerine, sendikalı tezgahtarlara gözdağı vermek isteyen mağazanın Taek-Van-Do'cu fedaileri ile çalışanlar arasında kavga çıkmıştır. •
Türk Iş'e bağlı Tez Büro iş sendikasıyla Yeni Karamürsel Mağazası arasında uzun süredir devam eden toplu sözleşme görüşmeleri sonuçsuz kalınca, sendika grev karan almıştır. Grev karan mağazanın personel giriş kapısına asıldıktan sonra tatsız olaylar çıkmış, Taek-Van-Do'cu fedailer bazı grevcileri hırpalamıştır.
Kavga sonunda, özel olarak bu işler için yetiştirilmiş olan Taek-Van-Do'cu fedai, rakibini biraz hırpalamış ama grevci «Biz yumrukla, tokatla hakkımızdan vaz geçecek kimseler değiliz. Sonuna kadar dayanıp grevi kazanacağız» diye bağırmıştır.
Olay fazla büyümeden müşterilerin ve görevlilerin yardımıyla önlenmiştir.
(28 Mayıs, Günaydın)
• KARAMÜRSEL SÜPERMARKETİNDE ÇALIŞANLARIN HAYATI TEHLİKEDE
Topkı iş sözleşmesi konuşmalarında çıkan anlaşmazlık, üzerine sendikanın grev, işverenin de lokavt ilân ettiği Karamürsel Süpermarket'inde çalışan işçilerin hayatının tehlikede olduğu ileri sürülmektedir.
Sendika ilgilileri, işverenin mal güvenliğini ileri sürerek toplum polisi istemelerinden sonra, yayınladıklan bildiri ile asıl işçilerin hayatlarının tehlikede olduğunu iddia etmektedirler.
Sendika Başkanı Mehmet Kapçı imzası ile basına yapılan açıklamada tehlikeli durumlar yedi maddede özetlenmektedir.
Maddeler şöyledir:
Kaçak olarak inşaatı devam eden bu müessese Yeni Karamürsel'in 4. katından taşlar ve briketler düşmekte, yaralanmalar olmaktadır.
Personel giriş kapısının önündeki inşaat vincinin kepçesi defalarca kopmuş, şans eseri olarak can kaybı olmamıştır.
Şehir cereyanı yoktur, iş yerine elektrik temin eden jeneratörün her an patlama ihtimali olduğu makine mühendislerinin raporu ile sabittir.
Kaçak aldıkları havagazı kesilince zemin katta bütangazı kullanmaları; her an patlama olayına yol açacak niteliktedir.
içme suyu yoktur, işçiler artezyenden çıkan tuzlu suyu içmek durumundadır. Havalandırma tesisleri çalışmamakta, işçiler pis ve bunaltıcı bir hava içinde çalıştırılmaktadır.
işçilere bozulan etler yedirilmektedir. Bu sebeple Şubat 1973 ayında 30 işçi zehirlenerek SSK Tepecik Hastanesine kaldırıldığı hastane zabıtları ile sabittir.
Bu olayları çoğaltmak mümkündür. Bütün bu durumlar ortada iken ve mal
larını hiç kontrolsuz yüzde 100 gibi fahiş zamlı fiyatlarla satarken mal
güvenliği istemekte, adlî mercileri ve muhterem kamuoyunu yanıltmaktadır
lar.»
'
izmir'in en büyük süpennarketlerinden biri olan Karamürsel mağazaları, toplum polisi tarafından korunmağa başlanmıştır.
Tez-Büro iş ile işveren arasında bir süre evvel başlayan toplu iş sözleşmesi konuşmalarında anlaşma olmamış, sendika grev kararı aklıktan sonra, işveren de lokavt kararı almıştır.
Ancak, sendikanın grev karan ilânının asılması sırasında meydana gelen ve bazı gazetecilerin hırpalanması ile sonuçlanan olaylar sonunda, işveren işyerinde «yıldırma» politikasına başlamış, daha sonra da «hayati tehlike» nedeniyle toplum polisinden yardım istenmiştir. •
(26 Mayıs, Yeni Ortam)
• YABANCI SERMAYENiN YARAR GETİRMEDİĞİ RESMEN AÇIKLANDI
Sanayi Ürünleri ihracı Konulu Seminerde ihracatı Geliştirme Merkezi Uzmanı önol Akalın, yabancı sermayenin yurdumuza teknik ve sanayileşme yönünden bir katkı getirmediğini, karlı piyasaları paylaşarak ithalata bağlı, iç pazarı kapatıcı bir çalışma içinde olduğunu öne sürmüştür.
Akalın ayrıca, yabancı sermaye kuruluşlarının yerli sanayii de kendilerine bağlı hale getirdiklerini belirtmiş, «Yabancı sermaye yerli sanayiimizin de gelişimini kendi anlayışına göre biçimlendirmiştir» demiştir.
1973 — 1913 : 60 iGEME'ce düzenlenen iktisadi kalkınma ve sanayi ürünleri ihracı konulu seminere bir bildiri sunan uzman Ünol Akalın, hizmetler alanında çalışanların sayısının sanayi ve tarıma göre büyük artış gösterdiğini, bunun Türkiye'nin sağlıklı ekonomik gelişme ve kalkınma içinde olmadığını ortaya koyduğunu, sanayimizin 1913 sanayi sayımındakî durumunda farklı bir durumda olmadı-
ğını ön'e sürmüştür. Akalın yabancı sermaye konusunda da özetle şu görüşleri savunmuştur :
«Yabancı sermayenin en fazla önem verdiği alanlar ilaç sanayii ile kauçuk, elektrik ve elektronik sanayileridir. Ancak bunlar yurt içinde üretilen maddeleri girdi olarak alıp değerlendirebilecek faaliyet kollan değildir.
ZARARLI ETKi
«Yabancı sermaye yerli sanayiimizin de gelişimini kendi anlayışına göre şekillendirmektedir. 1970 de fiilen gelmiş olan yabancı sermaye miktarı 604.838.000 TL. dir. Ancak yabancı s'ermaye yerli sermaye ile birleşerek karışmakta ve ayrıca yerli sermaye ile kurulmuş olan bir çoğu teşebbüsü marka, patent, lisans gibi haklar yoluyla kendine bağlamaktadır. Dolayısıyla yabancı sermayeı'ıin yerli sanayi üzerinde maddi varlığının ötesinde bir etkisi vardır.»
(27 Mayıs, Yeni Gün)
• KOÇ GRUBU HALKA AÇIK ŞİRKETLER KURACAK
Ünlü iş adamı Vehbi Koç, «Koç grubu olarak karar aldıklarını, bundan sonra kuracakları bütün şirketlerin halka açık olacağını» söylemiştir.
istanbul Sanayi Odası Başkanı Ertuğrul Soysal da yüz milyarlık bir sanayi potansiyele ulaşmış bulunan özel sektörün topluma karşı sorumluluğu bulunduğunu belirtmiş, mevcut şirketlerin de halka açılmasını isteyerek, «Vehbi Koç bunun öncülüğünü yaparsa altın'dan heykeli dikilir» demiştir. «Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği»nin önceki gece düzenlediği bir sohbet toplantısında konuşan Vehbi Koç, bir soru üzerine şunları söylemiştir :
«Bİz Koç grubu olarak karar almış bulunuyoruz. Bundan sonra kuracağımız şirketler halka açık şirketler olacaktır. Ancak hissemiz ne olursa olsun yönetim bizim elimizde bulunacaktır. Meselâ yüzde 30 hissemiz olur, fakat çift oy hakkımız bulunur, böylece yönetim bize ait kalır. Aksi halde bu işe girmeyiz. Bunun ilk tatbikatını KAV Şirketinde yapmış bulunuyoruz. Bu şirkette hissemiz yüzde 30'dur. Üst tarafı halka satılmıştır. Bu şirketin 728 ortağı vardır. Bundan sonra kuracağımız sanayide de politikamız, halka açık şirketler olacaktır. Şuna inanıyoruz ki, demokrasinin yaşaması ve sosyal adaletin temini, bizim bu şekilde hareket etmemizi ve bir takını vazifeler yapmamızı gerektiriyor. Bu işte bu vazifeyi yapmaya hazırız ve yapacağız.»
istanbul Sanayi Odası Başkanı Ertuğrul Soysal ise bu gün özel sektörün sanayi alanında defter kıymetinin 40 milyar lira, valürize edildiğinde 100 milyar liralık potansiyele sahip olduğunu belirtmiş, sanayicilerin topluma karşı sorumlu olduklarını belirterek özetle şöyle demiştir :
«Sanayi sadece kâr getiren bir vetire değildir. Topluma karşı sorumludur. Halka açık şirketler usta sanayicilerin elinde bir yılda kâra geçerler. Bir yılda kâra geçmeyen sanayie girmeyiz. Türk özel kesimi eğer altı ayını değil, al-
ti, yıl sonrasını düşünüyorsa, Türk toplumuna bazı fedakârlıMar yapmak zorunluluğundadır. • Bunun günü gelmiş, çatmıştır. Mevcut şirketlerin hisseleri halka açılmalıdır. İş adanılan (Benim yeni kurduğum şirketten yüz liralık aksiyon alana, mevcut şirketin de 20 liralık aksiyonunu vereceğim, demelidir. Bu sorumluluğu hissetme meselesidir. Vehbi Koç, bu sorumluluğu Türk toplumunda yaparsa, onun altından heykeli dikilecektir. Diğer iş adamlarımız da onu takip edecektir.»
Vehbi Koç, Almanya'daki Türk işçilerinin tasarruflarının değerlendirilmesi hakkındaki soru üzerine, bundan sonra Türkiye'de sanayiin büyük üniteler halinde kurulması ve Ortak Pazar karşısında dayanabilecek güçte olması gerektiğini belirtmiş, «Bu bakımdan işçilerin paralarım büyük şirketlere vermeleri lâzımdır. Bu hem kendileri hem de memleket balonundan faydalı olacaktır» demiştir.
(26 Mayıs, Milliyet)
• İNŞAATTA BELGE UYGULAMASININ KALDIRILMASI PROTESTO EDİLDİ
/•
Elektrik, inşaat, Makina Mühendisleri ve Mimarlar Odaları istanbul şubeleri yapıların proje ve inşaatını denetleyen belge uygulamasının kaldırılmasını protesto eden bir forum düzenlemişlerdir.
Şehir Tiyatroları Fatih bölümünde düzenlen'en forumda belge uygulamasının kaldırılmasını sorumsuzluk ve teknik elemana bir saldın olarak nitelemişlerdir.
Toplantıya katılanlar hazırladıkları bir öneriyi başkanlık divanına vermişler ve öneri oylanarak kabul edilmiştir. Öneri özetle şöyledir.
«Ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal şartlar, özellikle inşaat sektöründeki son fiyat artışları, bu sektörde çalışanlarla halkı sıkıntı içinde bırakmıştır.
Bir yandan belge uygul'aması mücadelesini sürdürürken, öte yandan temelde halkımızın mücadelesini yoğunlaştıran fiyat artışlarıyla mücadele doğrultusunda tüm çalışanlarla birlikte, mühendisler, mimarlar ve inşaat sektörünün diğer kesimleri tarihi bir görevle karşı karşıyadır. Bel'ge uygulaması konusunda mücadele sürdürülecek ve disipline uymayan üyeler cezalandırılacaktır. Temelde halkımızın sömürüsünü yoğunlaştıran, işsizliğe yol açan malzeme fiyat artışlarına karşı inşaatçılarla birlikte mücadele edilecektir.»
(25 Mayıs, Barış)
• OYAK'IN SERMAYESİ YÜKSELDİ
Bakanlar Kurulu, OYAK-RENO Otomobil Fabrikası Şirketi'nin 247 milyon 500 bin lira çıkartılan sermayesinin, 23 aralık 1971 tarihindeki vâki kur deği-
sikliği ve sermaye tezyidi nedeniyle 255 milyon liraya yükseltilmesini kararlaştırmıştır.
Yeni şekliyle şirketin 255 milyon 500 bin liraya çıkartılan yüzde 56'sı (142 milyon 800 bin lira) yerli ortaklar ve yüzde 44'ü de (112 milyon 200 bin lira) yabancı ortak hissesi olarak öngörülmüştür.
İmalâtın gerçekleştirilmesi için gerekli takriben 406 milyon 44 bin liralık sabit yatırımın, 255 milyon Harsı şirket sermayesi ile 151 milyon 44 bin lirası kredi olarak sağlanacaktır. Sermayenin yüzde 44'üne tekabül eden 112 milyon lira karşılığı aynî sermaye olarak yabancı ortaklar tarafından getirilecektir:. Sabit yatırımın gerçekleşmesi için gerekli 83 milyon liralık kredi Ordu Yardımlaşma ve diğer Türk ortaklar m yardımıyla sağlanacaktır.
(22 Mayıs, Yeni Ortam)
/ • RESMi ARABALARIN ÖZEL İŞLERDE KULLANILMASI YAYGINLAŞTI
Son zamanlarda, devletin resmî arabalarının «makam otomobili» biçiminde kullanılmasının dikkati çekecek derecede yoğunlaştığı görülmektedir.
özellikle tatil saatleri ve tatil günlerinde resmî arabaların «piknik» yerlerine devlet memurlarıyla yakınlarını taşıdıkları, arabaların bazı kişilerin eş ve çocuklarıyla yakınları tarafından makam otomobili yerine kullandıkları öğrenilmiştir.
Bu arada, önümüzdeki seçimlerde, AF den Erzurum'da milletvekilliği için adaylığını koyacağı bildirilen eski milletvekili Necati Güven de bir resmî arabayla Erzurum gezisine çıkmıştır. MP'den Erzurum'da milletvekili seçilen Necati Güven daha sonra AP'ye geçmiş ancak 1969 seçimlerini kaybetmiştir. Necati Güven daha sonra Türkiye Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmiştir. Necati Güven'in önümüzdeki seçimlerde AP'den Erzurum milletvekilliği için yeniden adaylığını koyarak mücadele edeceği bildirilmiştir.
GÜVEN'ÎN MAKAM ARABASI YOKTUR
Eski AP milletvekili Necati Güven 6 mayıs tarihinde, Elektrik Kurumu'nun bir otomobil ile Erzurum'a gitmiştir. Bu gezinin amacının «seçmenlerle temas» olduğu bildirilmiştir.
öte yandan bir yetkili Elektrik Kurumu Yönetim Kurulu üyelerinin makam arabalarının bulunup bulunmadığı konusunda Yeni Ortam muhabirine şu bilgiyi vermiştir:
«Türkiye Elektrik Kurumu'nda (TEK) yalnız Genel Müdürün makam arabası vardır. Yönetim Kurulu üyelerinin makam arabası bulunmamaktadır. Ayrıca Yönetim Kurulu üyeleri Erzurum gibi Ankara'dan uzak bir yere gidecek olurlarsa uçakla giderler ve dönerler. Görevle gideceklere doğal olarak yolluklara ödenir. Ancak, sayın Necati Güven teknik bir eleman değil. Kendileri hu-
kukçudurlar. Erzurum'da bir Tortum Barajı var ama, sayın Güven'in bu barajda incelemeler yapmak için gidebileceğini sanmıyoruz.»
, (20 Mayıs, Yeni Ortam)
• ELEKTRİK SORUNUMA FUEL OlLE DAYALI TERMİK SANTRALLAR ÇARE DEĞİLDİR
Türkiye Elektrik Mühendisleri Odası izmir Şubesine göre, ülkemizde elektrik sorununa çözüm getirecek tedbir Fuel - Oil'e dayalı termik santraller kurmak değildir.
izmir Şubesi Başkanı Ergun Elgin, bu konuda Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, Fuela - Oil'e dayalı termik santrallerin üretime geçebilme süresinin, linyite dayalı termik santrallerinin üretime geçebilme süresinden çok önce olmadığını bu bakımdan Fuel - Oil'in tercih edilmemesi gerektiğini öne sürerek şöyle demşitir :
«Enerji sorununa, daha sağlam temellere dayalı ve yurt çıkarlarına uygun çözüm göstermek ve kısır tartışmaları bir yana bırakmak isteyorsak, 3. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın 1973 programında öngörülen (Soma ve diğer elektrik enerjisi üretimine dönük kömür yataklarının Türkiye Kömür işletmesi Genel Müdürlüğünce sağlanacaktır) tedbirine öncelikle sarılmalıyız.
Bu bölgenin insanları olarak Soma'da elektrik enerjisi üretimine dönük bu linyit yataklarından 2-3 kişinin milyonlar vurmasına göz yummak yerin'e tüm halkımızın ve sanayimizin hizmetine sunulmasına çalışılmalıdır. Sanayi Odalan da soruna bu açıdan yaklaşabilmeli ve Soma'daki yatakların özel kesimden alınarak, plana uygun şekilde devletleştirilmesine engel olunmamalıdır. Esasen bu, sanayicinin öz çıkarlarına da uygundur.»
öte yandan Adana, içel ve Hatay illerinde yeni kurulmakta olan çeşitli sanayi dallarının 143.000 Kw'lık bir elektrik enerjisine ihtiyaçları olduğu tesbit edilmiştir.
öğrenildiğine göre, Çukurova bölgesindeki artan bu enerji taleplerini karşılama olanağından mahrum bulunan Çukurova Elektrik Anonim Şirketi konuyu Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına intikal ettirerek, mevcut tesislerini tevsii etmek üzere çalışmalara başlamıştır.
Yumurtalık ilçesi yakınlarda kurulması düşünülen termik santralla ilgili fizibilite raporları, üst makamlara gönderilmiştir. 150X2,300 KWH gücündeki yeni santral, kömür ve havagazı île işleyecektir.
Malî portesi bir milyar liranın üstünde bulunan termik santral, Bakanlar Kurulu'ndan beklenen kararın çıkması halinde 30 ay sonra yani 1976 yılının haziran ayı ortalarında hizmete girecektir.
Çukurova Elektrik Anonim Şirketi tarafından temin edilen bol ve ucuz enerji sayesinde, Çukurova yoğun bir sanayi bölgesi haline gelmiştir.
Kadıncık - 2'den sonra Yumurtalık projesinin de tahakkuku halinde şirketin yıllık üretimi l milyar 700 milyon kilovat saate ulaşacaktır. Bu rakam, 1969 yılında bütün Türkiye'de üretilen enerjiye eşit bulunmaktadır.
(18 Mayıs, Yeni Ortam)
• «TEDBİR ALINMAZSA TÜRK GEMİ YAPIM SANAYİİ ÇÖKER»
Gemi Mühendisleri Odası Başkanı Ali Osman Adak ile Makine Mühendisleri Odası istanbul Şub'esi ikinci Başkanı Şefik Karaer «Türk denizciliği ve yapım sanayiinin gelişmesinde doğrudan etkili olan gemi koordinasyon yönetmeliğinin değiştirilmesi» için yapılan çalışmalarla ilgili olarak düzenledikleri basın toplantısında «bu değişiklikle gemi alımını tamam'eH libere edici hususlar getirilmek istenmektedir» demişlerdir.
Dışarıdan alınan rantabilitelerini kaybetmiş 20-30 yıllık hurda gemilerle Türk denizciliğinin geliştirilemeyeceğini üstelik bu durumun gemi yan sanayiini öldüreceğini sözlerine ekleyen Adak ve Karaer «eski bir denizci olan Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ü,» Başbakanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan'ı bütün yetkilerini kullanarak konuya ülke çıkarları doğrultusunda bir çözüm bulmaya davet etmişlerdir.
Ali Osman Adak, Türkiye'deki tersanelerde yapılabilecek tonajda gemilerin Japonya gibi dış ülkelere sipariş edildiğini, gereksiz yere bir de komisyon ödendiğini ifade etmiştir.
«Bugün mevcut tersanelerimizin kapasitesi 25 bin DW tona çıkmıştır. Tuzla ve Pendik tersanelerinin gerçekleşmesi ile bu değer 250 bin DW tonun üzerine çıkacaktır. Mevcut yönetmelik ilk defa devlet adına işletmecilik yapan kuruluş tarafından 5 bin 900 DW tonluk iki tankeri 1952 yılında Japonya'ya sipariş ederek çiğnemiştir. Son günlerde de değiştirilmesi için çalışmalar yapılan gemi koodrinasyon yönetmeliği gerçekleştiği takdirde büyük bir hızla gelişme çabasında olan gemi yapım sanayimiz çökecektir».
(18 Mayıs, Barış)
• «TÜRKİYE'YE ATOM MAYINI DÖŞENMESİ İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR»
NATO Nükleer Plânlama Grubu dün sabah NATO Genel Sekreteri Joseph Luns'un başkanlığında Millî Savunma Bakanlığında toplanmıştır. Toplantıda grubun üyeleri olan Türkiye, ingiltere, Kanada, Amerika, Batı Almanya, italya, Hollanda ve Norveç'in temsilcileri hazır bulunmuşlardır.
NATO Basın Sözcüsü Kâmuran Inan'ın verdiği bilgiye göre, hâlen teknik bakımdan nükleer silâh dengesi Batı dünyasının lehinedir.
inan, basın mensuplarına yaptığı briEingde nükleer Plân Grubunun yapısı ve çalışmaları hakkında bilgi vermiş, bir soru üzerine, Türkiye'ye atom mayınları döşenmesi konusunda NATO'da bir çalışma yapıldığını, ancak bu prog-
ramın bir savaş patlaması halinde uygulanıp uygulanamayacağına karar verile ceğini, bunların şimdiden döşenmesi gibi bir durum olmadığını söylemiştir.
inan, NATO ülkelerinde bulunan atom silâhlan için, Batı Almanya hariç, diğer bütün ülkelerde «çift anahtar» sisteminin uygulandığını, sadece Almanya'da atom silâhı kullanma kararının tek tarafa yâni Amerika'ya ait olduğunu da söylemiştir. Taktik nükleer silâhlan kullanma kararı yetkisinin NATO Askerî Komitesinde, siyasal karar yetkisinin ise Savunma Plânlama Komitesinde bulunduğunu belirten sözcü, Nükleer Plânlanma Grubunda bütün kararlann oybirliğiyle alınmak zorunda olduğunu da belirtmiştir.
(16 Mayıs, Milliyet)
• «TÜRKİYE'NİN DIŞ YARDIMA DEĞİL, DIŞ SERMAYEYE İHTİYACI VAR»
Uluslararası Bankacılık Etüdleri Enstitüsünün 44. toplantısı, bir millî bankamızın çabasıyle, enstitü tarihinde ilk kez istanbul'da yapılmaktadır.
Memleketimizle birlikte 18 Avrupa ülkesinin üye olduğu enstitünün belli başlı bankalarımız genel müdürleri de dahil1 olmak üzere, adetleri 50'yi gecen delegeleri tarafından iki gündenberi sürdürülen toplantılarında çeşitli uluslararası bankacılık sorunlarının ya"msıra, «ihtiyacı olan ülkelere yatırım için sermaye akımı» konusu da tartışılmaktadır.
Enstitünün önceki akşam Tarabya Otelinde düzenlenen resmî yemeğinde konuşan Merkez Bankası Başkanı Memduh Güpgüpoğlu Türkiye'nin carî ihtiyaçlan için dış yardıma gerek duymadığını, • ancak sanayi yatırımları tamamlaması için uygun şartlarla dış sermayeye ihtiyacı olduğunu belirterek enstitü üyesi bankaları bu konuda Türk bankaları ile işbirliği yapmağa çağırmıştır.
Uluslararası bankacılık etüdleri enstitüsünün istanbul'daki toplantıları bugün sona erecektir.
(13 Mayıs, Cumhuriyet)
• «ENERJİ YOKLUĞU ÜRETİMİ YÜZDE 75 DÜŞÜRDÜ»
Bütün Türkiye'de özellikle sanayi kesimini geniş ölçüde etkileyen elektrik sıkıntısı, Topkapı civarında birçok fabrikanın üretimi durdurumalarma yol açmıştır.
Enerji kısıtlanması ve yokluğundan, fabrikalarda üretimin yüzde 75 oranında düştüğünü, büyük zararlara uğradıklarım söyleyen fabrika sahiplerinin yanısıra, İETT Gen'el Müdürü Saffet Gürtav da, durumu doğrulamıştır. Elektrik sıkıntısının önümüzdeki günlerde daha da artacağını söyleyen Genel Müdür : «istanbul üzerinde karanlığı dolaştırıyoruz. Yapacak birşeyimiz yok» demiştir.
(13 Mayıs, Tercüman)