Elektrik Mühendisliği · Sayı 210 · Haziran 1974

ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERLE NASIL SAVAŞILIR

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1974
Sayfa
3
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • çokuluslu şirketler
  • sendikacılık
  • uluslararası toplu pazarlık
  • Charles Levinson
  • ICF
  • TMMOB

Özet

Uluslararası Kimya ve Genel İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Sekreteri Charles Levinson'ın konuşmasından özetlenen yazıda çokuluslu şirketlerin ekonomik gücü ve bunlara karşı uluslararası sendikal dayanışma ve toplu pazarlık stratejileri anlatılıyor; ardından TMMOB temsilciler toplantısı bildirisi ve İller Bankası Müdürler Kurulu seçimi haberleri yer alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Çok uluslu firmalarla nasıl savaşılır?...

Geçtiğimiz ay İstanbul Belediye Sarayında açılan Uluslararası Sendikacılık Semine rimde, Uluslararası Kimya ve Genel İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Sekreteri Charles Levinson tarafından yapılan konuş mayı, özetleyerek sunuyoruz.

1985 yılında Batı'nın üretiminin yüzde 80' inin 200 ile 300 çokuluslu firma tarafın dan kontrol edileceği söylenmektedir. Son on yıl içinde Amerika'nın yabancı ülkele re yaptığı yatırım iki katına çıkmıştır. Buna karşılık, denizaşırı ülkelerden de Amerika'ya bir yatırım hareketi başlamış tır. Ve son tahminlere göre Kuzey Ameri ka'ya gelen bu yatırım 1970'lerin en çar pıcı olgularından biri olacaktır. Öyle bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ki, büyük firmaların kendi ülkelerindeki işçileri nin sayısı yabancı ülkelerde çalıştırdık ları işçi sayısından azdır. Öyle ki, bir İsviçre firması olan Ciba Geigy'nin top lam işçilerinin sadece beşte biri İsviç re'de çalışmaktadır. Volkswagen firması nın üretiminin büyük bir bölümü Brezilya' da yürütülmektedir. Bayer'in başka ülke lerde kırk, BASF firmasının otuz fabrika sı vardır. Üç büyük İtalyan firması, Fiat, Pirelli ve Olivetti işlerinin yüzde 60' tan fazlasını dış ülkelerde yürütüyorlar.

Çok uluslu firmalar gerçekte uluslararası güç sahibidirler. İş hacimleri çok kez, iş yaptıkları bazı ülkelerin gayrisafi milli hasılasından (GSMH) daha fazladır. Bu fir maların mali yöneticileri ufak ya da orta çaptaki ülkelerin maliye bakanlarından da ha güçlüdürler.

Ford firmasının yıllık cirosu Danimarka nm GSMH'sından daha fazladır. IBM firma sının ya da Chrysler firmasınınki Güney Kore ya da Filipinler'inkine, Volksvagen firmasınınki de İrlanda'nın ya da Malez yanınkine eşittir. Goodyear firmasınınki Cezayir ya da Fas'ınkine eşittir.

Üretimleri ya da iş hacimleri yılda iki milyar doları geçen 100 devlet ve firma sıralandığında, bunlardan' yalnızca 46' sının devlet olduğunu görürüz. Bunların arasındaki aranın açılması da sürmektedir. Çünkü çokuluslu firmaların yatırımları bu ülkelerin çoğunun kalkınma hızının iki üç katı hızla artan bu firmaların çeşitli ül kelerdeki şubelerinin satışlarının topla mı, dünya ihracatı toplamının iki katından fazladır. Amerikan firmalarının yabancı ülkelerdeki şubeleri üretim ve satışı ABD1 nin ihracatının beş katıdır. Bundan başka mamul maddeler alanında ihracatın Z 60'ı sadece işletmelerin dışardaki şubelerine transferleridir.

Çok uluslu firmalar öyle sanıldığı gibi dehşetengiz rakipler de değildirler. Bun lar içice olurlar, tehlikeleri ve kârları paylaşmalarını sağlayacak biçimde ortak işlere girişirler. Örneğin, Mitsubishi ve Philips birlikte çalışırlar. Mitsubishftıin elektronik faaliyetlerinin % 30'u Philips1 e aittir. General Motors ile Fiat arasın da anlaşmaya varılmıştır. Goodyear, Miche lin ile ortak iş görür. Başka yerlerde yeni ilişki biçimleri meydana çıkmaktadır. Herbir firma kendi kişiliğini korumakla birlikte bunlar uluslararası guruplaşma lara gitmektedirler. Royal Duteh Shell, Dunlop Pirelli, Agfa Geavert, Fiat Citroen gurupları gibi.

Nasıl uluslararası firmalar vergi cennet lerinin peşinde iseler, aynı biçimde çe şitli yollardan büyük paralarla ilgili nu maralar çevirirler. Bunların bir devalüas yon ile meydana gelebilecek % 10 15'lik kayıplara tahammülleri olmadığından gere ken tedbirleri alırlar. Genellikle spekü lasyon denilen şey, aslında çokuluslu fir maların yöneticilerinin standard faaliyet usulüdür.

Şöyle ki, frank tehlikeye düştü mü, ya da Alman markının revalüe edileceği haberi duyuldu mu, büyük Fransız ortakları ve bunlarla birlikte Amerikan, Japon ve Al man firmaları ellerindeki frankları çıka rırlar.

Çokuluslu firmaların genel müdürleri, çok uzaklarda bulunan emir merkezlerinden şu ya da bu ülkedeki ücret seviyesini, çalış ma koşullarını ya da ne derece işsizlik olacağını kararlaştırma durumundadırlar. İşçilere gelince, onlar emeklerinin kar şılığını kontrol altına alma olanağından daha da uzaklaşmaktadırlar. Sendikaların ulusal düzeyde acı mücadeleler sonunda kazanmış oldukları, çokuluslu firmaların dünyaya egemen olmaları üzerine silinip süpürülmektedir.

TOPLU PAZARLIĞIN MERKEZİ ÇOKULUSLU FİRMADIR

Sendikaların eylemlerini sırf ulusal sı nır içinde tutup, ülkenin ekonomik evri mini gösteren makro ekonomik verilere göre pazarlık yapmayı sürdürmeleri büyük hata olur.

Bu durum karşısında üç aşamalı bir stra teji önerebiliriz.

1) Bilinçlenme aşaması. Yerel düzeyde uyuşmazlık halinde olan işçilerin des teklenmesi için uluslararası yardım seferber edilir.

2) Toplu pazarlığa ayrı ülkelerde, aynı zamanda başlanır.

3) Çokuluslu düzeyde yürütülecek toplu pazarlık: Bunun için yepyeni sendika yapıları gereklidir. İşyerinde endüst riyle demokrasinin kurulması ve işçi lerin tüm düzeylerde alınacak kararla

ra etkin biçimde katılmaları gerekli dir. Bu süreç sendikal eylemin çokulus lu firma düzeyinde örgütlenmesine da yanır. Aynı firmanın tüm işçilerinin örgütlenmesi gerekir. Bir ülkedeki bir çokuluslu firma fabrikasında çalışan işçilerin % 100'ünü sendika örgütlemiş olsa bile, bunun hiçbir etkinliği ol mayacaktır. Çünkü o fabrikada çalışan işçi ve yapılan üretim dünya çapında pek birşey ifade etmez.

İçinde bulunduğumuz ikinci evrede toplu pazarlık ve grevlerin ulusal isteklerin çevresinde koordine edilmesi söz konusu dur. Bazı firmalarda ICF bunu yapmıştır ve kısa süre sonra da Michelin, Phoen Poulene International Paper, Dupont de Nemours, Dunlop Pirelli, Goodyear, Uniro yal ve öbürlerinde de bu yapılacaktır.

1969'da Saint Gobain'e karşı girişilen eylem yolu açmıştır. İtalya, Almanya, ve ABD'deki sendikaların bu firma ile imza lamış oldukları toplu sözleşmelerin b i timleri aynı tarihe denk geliyordu. 12 ülkeden ICF'ye üye olan ve bu firmadaki işçileri örgütleyen sendikalardan meyda na gelen bir koordinasyon komitesi kurul muş ve şu kararı almıştı: Her, bir ulusal sendikanın gücünü artırmak için koordi nasyon komitesine bilgi vermeden hiçbir sendika toplu sözleşme imzalamayacaktır. Bir ülkede greve gidilecek olursa, öbür ülkelerin sendikaları bu grevi destekle yeceklerdir; üretimin transferi yoluyla grevi kırmayı amaçlayan her türlü çabaya karşı çıkılacaktır ve bunda öbür fabrika lardaki işçilerin fazla mesai yapmayı reddetmeleri baş rolü oynayacaktır. Bu du rum karşısında toplu sözleşme imzalamak üzere olan Almanya'daki sendika henüz an . laşmaya varmamış olan İtalyan ve ABD sen dikalarını desteklemek için imzalama işi ni durdurdu. AKZO, Monsanto firmalarının, bazı işyerlerini kapama kararları da bu gibi toplu uluslararası eylemlerle önlen di ve bu olaylar sendika tarihinin dönüm noktaları oldu.

Burada izlenen hedeflerden biri çeşitli ülkelerdeki toplu sözleşmelerin bitim ta rihlerini koordine ederek çeşitli ülke lerde aynı zamanda greve gitme olanağını sağlamaktadır.

TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ İLE BİRLİĞE BAĞLI 17 ODANIN MERKEZ VE ŞUBE TEMSİLCİLERİ ANKARA'DA TOPLANDI

TMMDB ve ihtisas odalarının merkez ve şube temsilcilerinin katılmasıyla An kara'da yapılan toplantıda ülke ve meslek sorunları görüşüldü. Toplantıda 0 daların ortak çalışma ilkelerinin saptan ması, 12 sayılı kararname ve yan ödemeler, teknik elemanların sendikalaşması, petrol, haşhaş konusundaki son gelişmeler, düşünce özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesinin Af Yasa sına ilişkin iptal kararı ele alındı. Bu konularda saptanan gerekli girişimlerin sürdürülmesine karar verildi. Önemli ve güncel olan haşhaş konusu ve Anayasa Mah kemesinin Af Yasasının 5. maddesinin (a) bendini iptal eden kararına ilişkin görüş lerin de bir bildiriyle kamu oyuna i l e t i l mesi zorunlu bulundu.

Yayımlanan b i l d i r i aynen şöyle:

"Haşhaş ekimiyle uğraşan köylülerimizin sorunlarını çözme ve ülke ekonomisindeki önemi açısından hükümetin aldığı haklı ka rara karşı ABD senatosunun sözde askeri ve ekonomik yardım kesme kararı Amerikan yar dımının niteliğini ve Amerika ile olan i lişkilerimizin içyüzünü bir kez daha açığa çıkarmıştır.

Bu kararın insani bir amaçtan çok Türkiye' de oluşan demokrat iktidarı zayıflatma ve birçok olayda görüldüğü gibi isteklerini bu tür baskılarla kabul ettirme amacını ta şıdığı açıktır.

Erim hükümeti zamanında ABD'nin isteği ile ulusal çıkarlara aykırı olarak alınmış o lan haşhaş ekimi yasaklama kararının koa lisyon hükümetince kaldırılması k i ş i l i k l i ve onurlu bir karardır.

Petrol, kıta sahanlığı ve benzeri konular da olduğu gibi, hükümetin bu konuda da iz

leyeceği bağımsız ve enerjik bir dış poli tikayı sonuna kadar destekleyeceğiz. Bu önemli dış gelişmelerin yanında büyük önem kazanan Af Yasasının 5. maddesinin (a) bendinin Anayasa Mahkemesince iptal e dilmesi kararını saygıyla karşılıyoruz. Yüksek mahkemenin bu kararı ülkede demok ratik ortamın oluşturulması yolunda a t ı l mış önemli bir adımdır. Böylece Af Yasası ile siyasal suçlar için yaratılmış olan Anayasaya aykırılık durumu önemli bir öl çüde ortadan kaldırılmıştır

Türkiye mühendis ve mimarları olarak iç ve dış politikada ülke ve halk çıkarları doğrultusundaki tüm girişimleri destekle yeceğimizi, aksine her türlü girişimle so nuna kadar mücadele edeceğimizi kamuoyuna iletmeyi görev sayarız."

İLLER BANKASI MÜDÜRLER KURULU SEÇİMİNİ TEK BANK İS SENDİKASI GENEL BAŞKANI FİKRİ KAYA KAZANDI

24 Haziran 1974 günü yapılan t i l e r Ban kası Müdürler Kurulu seçimini, çalışan ların adayı olarak katılan ve Odamızın da desteklediği TEK BANK ÎŞ Sendikası Genel Başkanı sayın Fikri Kaya, gerici güçlerin çabalarına rağmen büyük bir oy farkı ile kazanmıştır.

Çalışanların temsilcisinin Müdürler Ku ruluna seçilmesini, bugüne değin ç a l ı şanların üretime katılması doğrultusun da yürütülen mücadelenin bir ürünü ve bu doğrultuda atılmış i l e r i bir adım olarak nitelendirmekteyiz. Sayın Fikri Kaya'ya t i l e r Bankasındaki çalışanların haklarının savunulması doğrultusunda büyük görevler düşmekte dir. Bu mücadelede Elektrik Mühendisle ri Odası olarak kendisini desteklemeyi görev saymaktayız.