Elektrik Mühendisliği · Sayı 229 · Ocak 1976

İSTANBUL'UN ELEKTRİK SORUNU

EMO İstanbul Şubesi

Elektrik üretimi ve santraller Görüş ve değerlendirme

Yıl
1976
Sayfa
7
Okuma süresi
25 dk
Görüntülenme
0

Konu

Elektrik üretimi ve santraller

İlgili: İletim ve dağıtım şebekeleri, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • İstanbul elektrik sorunu
  • İETT
  • TEK
  • Silahtarağa Santralı
  • Sofina
  • Sofretu
  • enerji kısıntısı

Özet

EMO İstanbul Şubesi, İstanbul'un elektrik enerjisi sorununu tarihsel arka planıyla (yabancı şirketlerin imtiyazları, devletleştirme süreci) ele alıp, günümüzdeki enerji kısıntıları, gerilim düşüklükleri ve bunların sanayi ile halka maliyetini değerlendirmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

İSTANBUL UN

ELEKTRİK SORUNU emo istanbul şubesi

UVK: 330.191.5 : 621.311.1 (560.ist.)

1. NEDEN İSTANBUL Hemen belirtelim. İstanbul'un elektrik sorunu di yerek bir özelleme yapmak eğiliminde değiliz. He l e , "İstanbul Türkiye'nin en büyük kentidir. 0 yüzden İstanbul birçok hizmetlerinde ve bu arada elektrik hizmetlerinde serbest bırakılmalıdır. İstanbul enterkonnekte sistem içinde bulunmakla beraber, üretim, finans ve yönetim bakımından ö zel veya serbest bölge statüsüne kavuşturulmalı d ı r . Böylece halka hisse senedi satarak elektrik üreten şirketler kurmak mümkün olabilecektir"(1) biçimindeki Sanayi Odası uzmanlarının geliştirdi ği b i t ozellemeden yana hiç değiliz. İstanbul üç milyona yaklaşan nüfusu i l e Türkiye1 nin bir parçasıdır. İstanbul'un sorunları, Tür kiye'nin genel sorunlarının bir parçasıdır. Her alanda olduğu gibi enerji alanındaki darboğazlar da İstanbul'a yansımaktadır. Ve bütün bunların yanında, İstanbul'da birkaç saatlik elektrik kı s ı n t ı l a r ı olurken, Adıyaman'da, B i t l i s ' d e , Van'da Ağrı'da, Hakkari'de, Tunceli'de elektriğin ne ol duğunu bilmediği ve nimetlerinden hiç yararlanma dığı için elektrik k ı s ı n t ı s ı n ı n ne demek olduğunu bilmeyen binlerce insanımız vardır.

Soruna bu bütünsellik içinde ve İstanbul'un eko nomideki özel durumunu göz önüne alarak yaklaşma ya çalışacağız.

2. KISA TARİHÇE

Türkiye'de ilk elektrik tesisi, küçük bir birim de olsa Tarsus'da gerçekleştirilmişti. Güney Ana dolu'daki ve. özellikle Adana çevresindeki bugünkü

sanayi gelişmesi göz önüne alındığında, enerji a lanındaki bu ilk atılım oldukça ilginçtir. Ancak, enerji alanındaki daha sonraki gelişmeler İstan bul'da olmuştur. İstanbul'da ilk kez 1914 yılında önce tramvaylara ve sonra da sayıları iki "bin o lan abonelere enerji verilmiştir. Bu amaçla 258 metrelik elektrik şebekesi ve 60 adet indirici trafo merkezi kurulmuştur.

Bu ilk başlangıç için ilişkiler 1910 yilında ku rulmuştur. 1908 Jöntürk hareketi sonrası merkezi Peşte'de bulunan Ganz Şirketi ile kurulan iliş kilerde şirkete önemli imtiyazlar verilmiştir. Hükümet, İstanbul'un Rumeli yakası için şirkete tam elli yıllık bir imtiyaz vermiştir. Böylece İstanbul'un elektriği daha başlangıcında yabancı ellere terkedilmiştir.

Tesisler işletmeye açıldıktan sonra Ganz Şirketi hisse senetlerinin tamamını Belçikalı Sofina Şir ketine devretmiştir. Bu devirde de İstanbul halkı lehine bir gelişme olmamıştır. Şirket bir yabancı elden başka bir yabancı ele geçmiştir. Üstelik yeni şirket genişlemeye başlamıştır. 1931 yılında Sofina Şirketi Kadıköy Elektrik ve Havagazı Şir ketini de satın alarak şehrin Anadolu yakasına ve Adalara enerji vermeye başlamıştır. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra da devam eden bu imtiyazlar 1938 yılında sona ermiştir. Genel olarak yabancı şirketlere tavır alındığı, eski imtiyazların geri alındığı o günlerde Sofina Şir ketinin imtiyazı da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından satın alınmıştır. Aynı görev 3480 sa yılı kanunla kurulan Bayındırlık Bakanlığına bağ lı İstanbul Elektrik İşleri Genel Müdürlüğüne ve rilmiştir. Bir yıl sonra da İstanbul'un elektrik işleri 3645 sayılı kanunla Belediye'ye devredil miştir. Enerji alanında bu gelişmeler olurken gaz işleri ayrı bir şirket halinde devam etmiştir. Ancak 1945 yılında, devletçilik politikasına uyu larak 4762 sayılı yasa ile bu imtiyaz da Türkiye Hükümeti tarafından satın alınmıştır. Bu hizmet ler de İstanbul Belediyesi İstanbul Elektrik, Tramvay ve Tünel'İşletmeleri Umum Müdürlüğüne devredilmiştir. Günümüze kadar da İstanbul'un e lektrik, gaz ve ulaşım sistemleri aynı Genel Mü dürlük bünyesinde yürütülmüştür, yürütülmektedir.

Burada kısaca acı bir gerçeğe değinmekte yarar vardır. Yabancı şirketlerin denetiminde başlayan İstanbul enerji sistemi birçok aşamalardan sonra devletleştirilmiştir. Eski imtiyazlar karşılığı milyonlarca lira ödenmiş ve sistemin devletleşti rilmesi gerçekleştirilmiştir. Ancak, bütün bu ça balar bugün boşa gitmektedir. Bir yandan finans man güçlüğü gerekçe gösterilerek Dünya Bankasının İstanbul Enerji sistemine el atmasına yol açılmak tadır. Dünya Bankasının ileri sürdüğü koşullar so nucu yabancı şirketler yeniden sahneye çıkmakta dır. Örneğin lETT'nin yeniden düzenlenmesi için Sofretu Firması devreye girmektedir. Açıkçası, Belçika'nın Sofina Şirketi gitmekte, Fransa'nın Sofretu Şirketi gelmektedir. Üstelik bu arada So fina'nın gitmesi için milyonlar ödenmiştir. Ve Sofretu'nun gelmesi için de milyonlar ödenmekte dir. Türkiye'nin genel gelişim çizgisi enerji a lanında da oldukça net bir şekilde yansımaktadır. Cumhuriyetin ilk döneminde başlayan ve bir süre devam eden imtiyazlı "yabancı şirketlere karşı tavır" giderek "yabancı şirketlerden yana tavır" haline dönüşmüştür. Mevcut ekonomik yapının ve

içinde bulunduğumuz dünya sistetnini n zorunlu so nucu elektrik alanında da kendini göstermiş ve Belçika'lı Sofina gitmiş, Fransız Sofretu gel miştir.

İstanbul'un enerji ihtiyacı 1952 yılına kadar yalnız Silahtarağa Santralından karşılanmakta i di. 1952'den sonra Etibank santrallarından ve 154 kV'luk enterkonnekte şebekesinden enerji a lınmaya başlanmıştır. Silahtarağa Santralının toplam gücü 110 K V d u r . Bugün de ilk kurulduğu şartlarda çalışmaktadır. Santralın gelişmesi, gü cünün artırılması doğrultusunda hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Günümüzde en pahalı enerji üre ten sistemdir. Silahtarağanın karşılayamadığı e nerji önce Etibank, daha sonra da TEK tarafından karşılanmıştır.

Bu kısa tarihçeyi tamamlamadan önce son olarak bir konuya daha değinmek gerekir. Özellikle bu günlerde çeşitli çevrelerden gelen önerilerle de ilgili olan İstanbul elektrik sisteminin bir ano nim şirkete devredilmesi gibi bir konu vardır. Bu ko nu bugün Sanayi Odası, İETT ve Dünya Bankası kre disi ile başlatılan birkaç araştırmayı yürüten Sofretu firması tarafından savunulmaktadır. Bu öneri aslında yeni değildir. Demokrat Parti dö neminde 19.10.1952 tarihinde 3/15534 sayılı bir kararname çıkmıştır. Bu kararname ile Kuzey Ana dolu Elektriklendirme T.Anonim Şirketinin kurul masına Etibank memur edilmiştir. Ancak, beş yıl içinde kurulması gereken bu şirket kurulamamış tır. Bereket versin ki kurulamamıştır. Çünkü, ka rarnamenin özü, aslında kârlı olan bir sektöre özel sermayenin girmesini sağlamak idi. Kararna mede ortak olabilecek olanlar şu şekilde sıralan mış idi: Etibank, İstanbul dahil elektrik alan bütün belediyeler, elektrik alacak özel ve resmi fabrikalar, hakiki ve hükmi şahsiyetler. Şirket üreticilik ve ileticilik görevini yapacaktı. "Her mahallede bir milyoner yaratmak" projesini gerçekleştirme yolunda İstanbul Elektrik İdarefei de görevini yapacaktı. Ama Etibank gerekli giri şimleri beş yılda tamamlıyamadı. özel sermaye de o gün için bu kârlı sektöre giremedi, özel ser maye bugün ise sınırları tekrar zorluyor. Yeni anonim şirket önerilerinin temeli ve tarihçesi budur.

3. GÜNÜMÜZDEKİ DURUM

Bugünkü durumdan hiç kimse memnun değildir. İstan bul halkı şikayetçidir. Çünkü sık sık elektrik kesilmeleri olmaktadır. Enerji yetersizliğinden ve şebeke arızalarından doğan kısıntılar halkı doğrudan etkilemektedir. Gecekondu bölgelerinde oturanlar enerjinin kendilerine kadar ulaşmama sından şikayetçidir. İskan izni olmadan enerji verilmediği için hatlardan parasız enerji almak yoluna gidilmektedir. Frekans ve voltaj düşüklük lerinden dolayı evlerdeki araçlar sık sık bozul maktadır.

Sanayiciler de aynı şekilde şikayetçidir. Elektri ğin kısılması demek, sanayici için üretimin durma sı demektir. Bazı makineler için elektriğin kesil diği süreden daha çok bir zaman süresinde makine lerin* işleyememe durumları vardır. Frekans ve ge rilim düşüklükleri birçok aletlerin verimli iş leyememesine veya bozulmasına neden olmaktadır. Ürünlerin kalitesinde düşüklük olmaktadır. İşçi

ler için enerji sorunu hayati önem arzetmektedir. Makine başındaki bir işçi, enerji kesilmesinden dolayı her an bir iş kazası ile karşı karşıyadır.

Enerjinin perakende satışını yapan ÎETT durumdan şikayetçidir. TEK ile yetki anlaşmazlıklarından doğan bir yığın sorunu vardır. Enerjinin üretimi ni ve iletimini yapan TEK için de durum aynıdır. lETT'nin sürekli borçlu durumda olmasından şika yetçidir. Yetkilerin iyi bir şekilde tanımlanmamış olmasından doğan sürtüşmeler vardır.

Genel olarak sorun enerji yetersizliği ve enerji nin kalitesizliğidir. 34,5 kV olması gereken ge rilim 29 30 kV'a kadar düşmektedir. Bunun şehir ceryanına yansıması sonucu 220 volt olması gere ken gerilim 120 140 volta kadar düşmektedir. Çok sık voltaj dalgalanmaları olmaktadır. Örneğin Saf raköy'de Zetip fabrikasının gerilim kaydedicisin de bir ayda küçüklü büyüklü onyedi bin değişim kaydedilmiştir.

İstanbul'a verilen elektrik enerjisinin yetersiz ve kalitesiz oluşu, değeri yüzmiİyonlarla ölçülen kamu zararına yol açmaktadır. Enerjiyi müşteriye satamıyan İETT hazır müşteriye enerji satamamak tan dolayı zarar etmektedir. Elektrikli alet kul lanan tüketiciler aletlerinin ömrü kalitesiz ener ji yüzünden kısalmaktadır.

İçinde bulunduğumuz 1975 yılında İstanbul'da Ocak ayında yarım saat, 4 Şubatla 21 Mart arasında her gün birbuçuk saat olmak üzere toplam 67,5 saat ve 21 Şubatla 26 Şubat arasında her gece yarımşar saat süre ile enerji kısıtlaması uygulanmıştır. Bunun dışında çeşitli semtlerde geçici arızalar dan dolayı ve onarım amacıyla tespit edilemiyecek sürede kesintiler yapılmıştır.

Bu kısıntılardan dolayı üretimde doğabilecek kay bın düzeyi son derece üzüntü vericidir. Bugün Ga ziantep gibi küçük ve orta büyüklükteki imalatha nelerin bulunduğu ve yeni sanayii tesislerinin kurulduğu ve fabrika ve imalathane sayısının İs tanbul'a oranla çok geride olduğu bir ilde bile bir saatlik elektrik kesilmesinin 750 000 liraya malolduğu ileri sürülmektedir. Türkiye sanayiinin yaklaşık olarak % 6 0 ' m ı barındıran İstanbul'da bir saatlik elektrik kesilmesinden doğabilecek kaybın onmilyonlar düzeyinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Son yıllarda sürekli elekt rik kesilmelerinin İstanbul'da yılda 70 100 saat arasında değiştiği göz önüne alındığında, İstan bul'daki yıllık toplumsal kaybın en azından bir milyar lira olduğu söylenebilir.

1975 yılı henüz bitmediği için bu yılın elektrik kesilmelerinin lETT'ye maliyeti henüz bilinmiyor. Ancak 1973 1974 yıllarının bilançoları çıkarıl mıştır. Geçen yıl sürekli olarak İstanbul'da 110 saat kadar elektrik kesintisi olmuştur. Ayrıca 24 kez herbiri iki dakika ile 1,5 saat arasında değişen sınırlamalar olmuştur. Bu kesilmeler ne deniyle 38 087 bin KWh enerji verilememiştir. Yük sek gerilimdeki değer.i 34,5 kV olması gereken e nerjinin 29,9 30,5 kV arasında kalması da toplam 83 114 853 KWh daha az aktif enerji çekilmesini zorunlu' kılmıştır. Ayrıca şebeke kaybı % 14,4'e çıkmaktadır. Bu ise yaklaşık olarak 100 milyon KWh'lık fazla enerji kaybı demektir. Böylece İETT yaklaşık 250 milyon KWh enerjiyi satamamış olmak tadır. Bir KWh enerjide lETT'nin kârı beş kuruş

'kadardır. Dolayısıyla 1974 yılı içinde gerilir; düşüklüğü, şebeke kaybı ve kısıtlamalar nedeniyle satılamayan enerji ÎETT'ye 12,5 milyon lira gelir kaybına yolaçmış tır.

Bugünkü durum konusunda son olarak şunu diyebili riz. Bundan yaklaşık altı yedi ay kadar önce bu günün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve birkaç gün önce de Başbakan "bu yıl artık enerji sıkın tısının olmayacağını, bundan böyle de enerjinin bir sorun olmayacağını" söylemişlerdi. Çok zaman geçmemesine rağmen bu açıklamaların gerçekçi a l madığı anlaşılmıştır. Daha geçen hafta İstanbul halkı elektrik kısıntılarını yaşadı. Bundan böyle de elektrik kısıntıları yaşanacak. Özellikle e nerjinin en çok kullanıldığı Ocak, Şubat ve Mart aylarında bu sıkıntı daha da artacak. Enerji kı sıntılarına neden olan temel sorunlar çözümlenene dek bu kısıntılar devam edecek. Bütün vaatlere ve umut verici sözlere rağmen.

4. ENERJİ SORUNUNUN NEDENLERİ

4.1. Genel Yaklaşım

Yazının başında da belirttiğimiz gibi sorun sade ce İstanbul'a özgü bir sorun değildir. Tüm Türki ye'ye özgü bir sorundur. Hatta, Türkiye gibi tüm geri kalmış ülkelere özgü bir sorundur. Türkiye' deki mevcut ekonomik yapı gerçekçi, tutarlı ve halktan yana bir programa ve plana sahip değildir. Üretim anarşiktir. Üretimdeki bu anarşik yapı her sektöre olduğu gibi enerji sektörüne de yansımak tadır. Nüfusu hızla artan ve cumhuriyetin ilk yıl larında onüç milyon iken bugün kırk milyonu aşan Türkiye, bu hızlı artışa ve hızlı kentleşmeye pa ralel dengeli bir ekonomik büyümeye sahip değil dir. Türkiye'de kişi başına enerji tüketimi 1938' de 17 KWh iken 1970'de bu sayı 245 KWh'a yüksele bilmiştir. Bu sayı ise yetersizdir. Yunanistan'ın bugünkü durumunun dörtte biri, Ortak Pazar ülke lerinin ise onda biri kadardır. Bütün bunların nedeni ise enerji politikasının dışa bağımlı olu şudur. Türkiye gerçeklerine ters düşen petrole dayalı bir enerji politikası izlenmiştir. Türki ye'nin mevcut potansiyelinin gerektirdiği hidro lik enerji ve kömüre dayalı enerji üretimini esas alan yatırımlara yönelik bir enerji politikası izlenmemiştir. Hala da izlenmemektedir. Enerji sektörüne ayrılan finansman son derece sınırlı ve yetersizdir. Uzun vadeli bir enerji planlama sı yapıİmamıştir. Yapılan yatırım planları da, Keban örneğinde görüldüğü gibi zamanında bitme mekte, hesaplanan maliyetlerin çok üzerine çıkıl

Türkiye toplamına' göre %

Sanayi

Ticaret İthalat thracaat Üniversite öğrenimi Elektrik tüketimi Konaklama t e s i s l e r i Yerli konut ve apartman

Kamu g e l i r l e r i

55 60 60 70

39 13 54 18 20 44 48 60

Tablo 1.

maktadır. 1975'deki enerji üretimi konusundaki plan hedefi 16,7 milyar KVJh'dır. Ancak yapılan tahminler bunun 14 milyar KHh'ının gerçekleşebil diğini göstermektedir. Görüldüğü gibi, bu y ı l da 2 milyar KHh'ın üzerinde bir enerji açığı vardır. Öyle anlaşılıyor ki, bu açık her y ı l giderek artacaktır. Çünkü temelde bir s i yasal tercih konusu olan bağımsız, Türkiye ger çeklerine dayanan ve halk yararına bir enerji po l i t i k a s ı bugün için gündemde değildir. Tersine, dışa bağımlılığı pekiştiren gelişmeler olmaktadır. Bunun en son örneği enerji ajansı konusudur. Ener ji alanında yeni bir NATO niteliğinde olan bu a jansa girmekte kararlı görülen siyasal iktidarlar Türkiye'nin enerji sorununa gerçekçi bir çözüm ge tiremezler. Bunun için, bağımsız bir enerji poli tikasının gereklerini yerine getirecek siyasal ik tidar sorunu çözümlenene kadar, Türkiye'nin enerji sorununun çözümleneceğini ve İstanbul'daki elekt rik kısıntılarının sona ereceğini beklemek aşırı bir hayalciliktir.

4.2. İstanbul'un özel Durumu

Bir yandan Türkiye'nin genel enerji sorunu İstan bul'a yansırken, bir yandan da bu sorunları daha ciddi bir duruma getiren İstanbul'un özel koşul ları vardır. İstanbul bugün üç milyona yaklaşan nüfusu i l e Türkiye'nin en büyük kentidir. Hızlı bir kentleşme olayına sahnedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık onda birini barındırmaktadır. Türkiye'nin sanayii, ticareti, yüksek öğrenim kurumları, kamu gelirleri açısından önemli bir yeri vardır. Bu önem 1970 sayılarına göre Tablo l'deki biçimde or taya çıkmaktadır:(2).

Aşağıdaki sayılardan da izlenebileceği gibi, İ s tanbul'un Türkiye'nin genel yapısı içindeki yeri i l e İstanbul'daki enerji tüketimi ters orantılı

1971 Artış

Türkiye brüt enerji üretimi (milyar KWh)

9,781 13,4

Metropol İstanbul

tüketimi

(milyar KWh)

1,914

6,95

İstanbul'un Türkiye'deki payı (yüzde)

19,6

1972 Artış 11,242 14,9 2,147 12,2

12,361 2,328 19

Artış 1974 Artış 10 8,5 2,409 3,5

Tablo 2.

İstanbul 'un Türkiye elektrik enerjisi tüketimindeki yeri.

dır. Sanayiin % 60'inin, ticaretin % 70'inin bu lunduğu İstanbul'da enerji tüketimi Türkiye'deki genel tüketimin ancak % 20'sini oluşturmaktadır. Ekonomik yapıdaki dengesiz dağılım, enerjideki dengesiz dağılımla bir kat daha perçinlenmiştir. istanbul'daki hızlı nüfus artışı, ki bu artış her beş yılda Z 30'u bulmaktadır, beraberinde hızla artan bir enerji talebini getirmektedir.

Tablo 2 ve Tablo 3'ten de görüldüğü gibi İstanbul' un enerji talebi çığ gibi büyümektedir. Türkiye1 nin genel enerji politikası bu hızlı artışı kar şılıyabilecek güçte değildir.

4.3. Yönetimdeki Anarşi, Yetki ve Sorumlulukların Tanımındaki Anlaşmazlıklar

Enerji sektörünün kendi içinde, enerjinin karak terine ters bir takım uygulamalar vardır. Örneğin bir bütün olan enerji üretimi, iletimi ve dağıtı mı çeşitli nedenlerle bölünmüştür. Kimin hangi hizmeti yapacağı kesin değildir. Uzun bekleyiş lerden sonra çıkan Türkiye Elektrik Kurumu yasa sı yetersizdir. Bir yandan enerji hizmetlerinin tek elde toplanması amaçlanmıştır. Öte yandan i se barajların planlanması ve yapımı Devlet Su İş lerine, kömür santrallerinin ihtiyacını karşıla yacak kömür Türkiye Kömür İşletmesine verilmiştir. Bu kurumlarla TEK arasında da hiçbir koordinasyo na gidilmemiştir. Dolayısıyla, enerji sektöründe üretim için merkezi bir planlama olanaksız bir hale gelmiştir. Aynı durum dağıtım için de söz konusudur. Enerji dağıtımını bir taraftan TEK, di ğer taraftan da Yol Su Elektrik, İller Bankası ve İstanbul'da İETT yapmaktadır. Bu kurumlar arasın da da bir koordinasyon yoktur. Yetki ve sorumlu luk tanımlaması net bir şekilde geliştirilmemiş tir, örneğin, İstanbul'da Kartal'da bir fabrika ya bir yandan TEK, diğer yandan İETT aynı anda e lektrik satmak durumundadır. Kurumlar adeta rüşte ri kapma durumuna itilmiştir. Aynı hizmet alanın daki bu olumsuz yarış, şebekelerin gelişmesini bi le engellemektedir, örneğin İstanbul'daki Uç ener ji alım merkezinin sayısı, gerekli olmasına rağ men, İETT tarafından artırılmamaktadır. İETT ken di açısından haklıdır. Çünkü kendi kâr etmeyi he defleyen bir kuruluştur. Enerjiyi üç merkezden sa tın almaya devam ettikçe her merkeze düşen enerji miktarı fazıa olacak ve böylelikle toptan enerji almanın, getirdiği indirimden yararlanılacaktır. Eğer merkezlerin sayısı artırılırsa, her merkeze düşecek enerji alımı azalacak, dolayısıyla indi rimden daha az yararlanılacaktır. Sadece ve sade ce bu açıdan İstanbul için gerekli olan enerji alım merkezlerinin sayısı artırılmamaktadır.

Bugün İstanbul ve civarındaki onsekiz belediyenin

elektrik hizmetleri İETT tarafından yürütülmekte dir. Bütün bu belediyelerin alanlarına giren ko nularda İstanbul Belediyesi tek başına karar al maktadır. Bu işleyiş hem alınan kararların yete rince uygulanmaması, hem yapılanların iyi bir şe kilde denetlenememesini getirmemektedir. Ne İs tanbul Belediyesi, İETT ve TEK arasında, ne de İstanbul Belediyesi ile çevre belediyeleri ara sında bu alanda yeterli bir koordinasyon yoktur.

lETT'nin yapısında yeterli bir demokratik işleyiş

yoktur. Yıllık bütçesi iki milyara yaklaşan bir k

rumun yönetim ve karar organı olan İdare Encümeni

Genel Müdür emrinde çalışan idare memurlarından k

ruludur. Bu ise sıhhatli bir demokratik işleyişi I

engellemektedir.

4.4. İşletmedeki Aksaklıklar

Bugün için İstanbul şebekesi genel olarak kapasit

bakımından yeterli olabilir. Ancak, her geçen gü

artan talebi ve enerji tüketimini karşılayacak bi

şekilde şebekenin kapasitesinin artırılması gerek

mektedir. Bunun için gerekli olan yatırımlar yapı

mamaktadır. Bunun yanında mevcut şebekenin bakımı

ve işletmesi yetersizdir. İşletmedeki aksaklıklar

bugün İstanbul'daki enerji sıkıntısının önemli bi:,

nedenidir.

Oldukça yaygın bir alanı kapsayan şebekenin bakım

ve onarımını yapacak yeterli taşıt ve diğer araç !

gereçler yoktur. Halen elektrik işletmesinde yirmi

kişiye bir araç düşmektedir. Oysa, modern tesisle]

de bu alan üç kişiye bir araç şeklindedir.

Transformatör merkezlerinin ve hava hatlarının yıl

İlk peryodik bakımlarına yeterli önem verilmemekte

dir . Bu işle ilgili kişi ve araç sayısı son derece

azdır.

Yük dağıtım hizmetleri yetersizdir. Röle sistemle rinin gözetim ve koordinasyonunda aksaklıklar var dır. Hatta bu işle görevli uzman mühendisler bile bulunmamaktadır. Bu ise şebekede arıza olmadan e lektrik kesilmeleri meydana gelmesine, kesilmeleri gereksiz yere uzamasına ve yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Hızla artan gecekondulara iskan izni olmadan enerjj verilmemektedir. Bu gecekondularda kaçak enerji j kullanımına yol açmaktadır. 1971 hesaplarına göre \ 95 700 000 KWh'lık, yani 30 987 730 liralık frot kaybı bu konunun önemini sergileyecek düzeydedir.

110 voltluk şebekelerin ve abonelerin 220 voltluk' çevrilmesinin yeterince hızlı yapılamaması, işletme ve ekonomik bakımdan olumsuz sonuçlar yaratmakta dır. Alçak gerilim şebekelerinin kapasiteleri art mamakta, gerilim düşümleri ve kayıplar azalmamakts dır.

Güç talebi

Enerji talebi (milyon KWh)

Nüfus başına tüketim (KWh)

1973 510

2 412,6 799

1976 758

3 585,6 1042

1979 1097 5 189,3 1344

1982 1511 7 147,6 1662

1985 2029 9 597,9 1967

Tablo 3. İstanbul'un gelecek 10 yıldaki enerji ihtiyacı tahmini.

4 . 5 . Personel Sorunu

Bugün İETT'de çalışanların çoğu iretnur statüsündedir. Mevcut personel rejimi ile İETT'de yetkin personel bulundurmak kolay değildir. Bulunsa bile bu perso nelin verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacak maddi bir ortam yoktur. Yan ödemelerini bile zama nında alamayan, ayr.ı katsayı ile yılların fiyat ar tışlarının altında ezilen bir personelden verimli bir çalışma beklemek zaten haksızlık olur. Bu yüz den işler yürümemektedir. Şebeke teknik bakımdan yeterince işletilememektedir. Tahsildar kadrosu ye terince para toplayamamaktadır. Bütün bunların ar dından da doğal olarak, bugün İstanbul'daki herke sin bildiği olağanüstü mekanizmalar işlemeye başla maktadır. İETT'yi kurum olarak, çalışanlarını da kişiler olarak son derece rahatsız eden bu durura İstanbul'un elektrik hizmetlerinin yürütülmesinde önemli bir sorundur. Personel rejimi değişmedikçe de böylece sürüp gidecektir.

4.6. Finansman Sorunu, Dünya Bankası İ l i ş k i l e r i

İETT İstanbul'un elektrik sorununa çözüm bulmak amacıyla büyük yatırımlar yapmak durumundadır. Ye ni araştırmalar yapılacaktır. İdarenin kendi bün yesinde yeniden düzenleme yapılacaktır. Şebeke genişletilecektir. Bütün bunlar ise finansman so runudur. Finansman konusuna ilişkin olarak İETT' nin bünyesinde çelişkili bir örgütlenme vardır. lETT'nin elektrik bölümü kâr eden tek bölümdür. Diğer iki bölüm, gaz ve ulaşım bölümleri zarar et mektedir. Ve bu iki bölümün zararı elektrik bölü münün kârı ile kapatılmaktadır. Çelişki buradadır. En çok yatırıma ihtiyacı olan bölüm kâr etmekte, ama kârını kendi alanındaki yatırımlar için kulla namamaktadır. Böylesine bir olanak varken, gaz, ve ulaşım bölümünün zararlarını kim karşılayacak, yoksa halkın kullandığı otobüsleri yedi buçuk l i ra mı yapalım gibi bir yaklaşımla finansman soru nuna dışardan çözüm arama çabaları geliştirilmek tedir. Bu çabalar da, bir yandan özel sermayeyi bu kârlı alana sokmayı sağlayacak anonim şirket veya bu alandaki yabancı müdahaleyi güçlendirecek Dünya Bankası kredileri konusunu gündeme getirmek tedir.

Burada, özellikle Dünya Bankası konusuna kısaca değinmek gerekirse: Dünya Bankası, iddia edildiği gibi bir yardım bankası değildir. Başkanı olan Robert McNamara bugün bütün dünyanın lanetle an dığı Amerika'nın Vietnam müdahalesinin baş mima r ı d ı r . Bankanın verdiği kredilerin bir çok sakın calı yanları vardır:

Dünya Bankasının kredi verdiği % 7,25 8,25 fa izden daha düşük faizle krediler bulunabilir. Dünya Bankası kredi verdiği ülkelere, kapitalist ülkelerden mal alma şartını koymaktadır. Oysa lETT'nin ihtiyacı olan elektrik araçlarının ço ğu sosyalist ülkelerden çok daha ucuza satın a lınabilir. örneğin, İETT kendi olanakları ile son yıllarda yaptığı siparişlerde büyük trans formatörler, 25 kV'lık merkez teçhizatı, kablo lar gibi malzemeleri Doğu Almanya'dan almıştır. Çünkü, yarı yarıya ucuzdur. Dünya Bankası böyle sine elverişli bir yolu tıkamaktadır. Dünya Bankası kredilerinden büyük bir kısmı, yi ne kredi anlaşması koşulu i l e , yabancı kontrol

lük ve müşavirlik hizmetlerine gitmektedir. Ör neğin İETT için yapılan ondört milyon dolarlık anlaşmada, proje ve müşavirlik hizmetleri için yaklaşık 1,2 milyon dolarlık bir dış ödeme yer almaktadır. Yerli personeli hala dokuzuncu kat sayıda bekletirken ve n i t e l i k l i kadroları özel sektöre iterken, bir kredinin onda birini ya bancı teknik hizmet ithali için ayırmak Türkiye gerçeklerine ters düşmektedir. Dünya Bankası verdiği krediyi politik bir baskı aracı olarak kullanmaktadır. Örneğin, Afşin El bistan projesi için kredi vermeden önce, enerji fiyatlarının artırılması gibi bir ön koşul ile ri sürmektedir. Örneğin, İETT i l e başka bir ku ruluş arasındaki ilişkiler konusunda en son ka rar organı Dünya Bankası olmaktadır.

Gerek Dünya Bankası gerekse yabancı firmalarla i lişkilerin lETT'ye olumlu sonuçlar getirmediği de neylerle de sabittir. Örneğin, İETT son dört beş yıl içinde Fransız firmalarına beş milyon l i r a tutarında etüt i ş l e r i yaptırmış fakat bunlardan hiçbir yarar sağlayamamıştır. 1969 yılında Fransız Sofrelec firmasına üretim vasıtaları ve dağıtım şebekesinin 1985 yılına kadarki durumu etüt e t t i rilmiştir. 1 416 000 TL1 na mal olan bu inceleme nin üretimle i l g i l i bölümü TEK'in çalışma alanla rına girdiği için Bakanlık tarafından reddedil miştir. Dağıtımla i l g i l i bölüm de Bakanlık tara fından ilgiye değer bulunmamıştır. Raporda İstan bul'da tesis edilecek besleme merkezlerinin 154/10 20 kV'luk olması öneriliyordu. Bakanlık bunu uygun görmedi. Çünkü, Türkiye gerçekleri bes leme merkezlerinin şimdiye kadar olduğu gibi 254/34,5 kV'luk olmasını gerektiriyordu. Sonuç o larak birbuçuk milyon l i r a boşu boşuna Fransız Sofrelec Firmasına verilmiş oldu.

Ne yazık ki örnek bir tek değildir. Sofrelet Fir masiuin, Türkiye'nin gerçeklerine ters düşen öne r i l e r geliştirdiği biline biline ve firmanın öne r i l e r i Bakanlık tarafından reddedilmesine rağmen bu yabancı firmaya yeni ihaleler verilmiştir. Gaz türbinleri ve 154/10 kV merkezler hakkında Sofre lec' e sözlü siparişle birer fizibilite (yapılabi l i r l i k ) raporu hazırlattırılmıştır. Daha sonra Ba kanlığa birçok başvurmalar yapılmış ve b i r i 149 000 TL diğeri 363 000 TL tutan bu iki raporun ödeme izni alınmıştır. Ama, firmanın eski n i t e l i ği bilindiğinden ve Bakanlık tarafından reddedil miş olmasından dolayı raporlar okunmadan bir rafa kaldırılmıştır.

Ayrıca, lETT'nin Elektrik Teknik ve Müşteriler Dai relerinin Yeniden Düzenlenmesi Etüdü 2,8 milyon liraya Fransız Electricite de France firmasına i hale edilmiştir. Fakat Fransız uzmanlar mevcut şe bekeyi bile tanımada güçlük çekmişlerdir.

Diğer yandan Dünya Bankası kredisi ile birlikte Sofrelec Firması yeniden devreye girmiş ve 1969 e tüdünün yeniden düzenlenmesi ve günün koşullarına uydurulması için 402 bin liraya bir özetleme etü dü hazırlamıştır. Böylelikle Fransız firmalarına toplam 5 131 000 TL par/t verilmiş, buna karşılık İstanbul enerji sorunu için olumlu hiçbir adım a tılamamıştır.

Bütün bunların üstüne de, çok sık sözü edilen .Dün ya Bankasının 14 milyon dolarlık kredisinin 9,3 milyon l i r a s ı yine proje işleri için dış ödeme ola rak ayrılmıştır.

5. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sorun çok yanlı ve herkesi rahatsız eden bir sorun olduğu için çok yanlı ve çok ç e ş i t l i öneriler var dır. Bunlar arasında soruna örgütsel anlamda en yakın olan TEK ve İETT i l e örgütsel olarak öneri ler geliştiren ve bu önerileri uzmanları tarafın dan dile getiren Sanayi Odasının önerilerini önce likle inceliyeceğiz.

5 . 1 . lETT'nin ö n e r i l e r i :

Enerji konusunda Türkiye'de genel bir seferberlik ilanı gereklidir. Bu seferberlik döneminde yapıl ması gereken şunlardır (3).

1. TEK, Devlet Su İşleri i l e beraber bir taraftan hidrolik santrallar kurmaya devam etmelidir. Bu arada bölgesel olarak da küçük su potansi yellerini değerlendirmek üzere küçük su türbin leri kurulmalıdır.

2. TEK, kömür ve linyite dayalı s an tr allar kurma yı planlamalı ve kurmalıdır. Önemli linyit re zervleri kamulaş t ı n İmalıdır.

3. Rafinerilerin yanında fuel oil i l e işleyen em niyet santrali arı ve yedek santrallar kurulma lıdır.

4. buı.gesel idarelerin bazılarına kendi bölgeleri için yedek ve emniyet santralları kurma izni verilmelidir.

5. özel sermayeye b e l l i şartlar altında ve enerji sini TEK'e veya diğer kamu kuruluşlarına satma kaydıyla santral kurma izni verilmelidir.

6. Yabancı sermayeye b e l l i şartlar altında TEK'e veya diğer kamu kuruluşlarına enerji satması şartıyla atom veya diğer santrallar kurma izni verilmelidir.

5 . 2 . Sanayi Odası Uzmanlarının ö n e r i l e r i : (4)

1. Devlet, İstanbul'a yapacağı yardım ve göstere ceği ilgide bölgenin ülke ekonomisindeki yeri ni ve katkısını ölçü olarak almalıdır.

2. İstanbul, enterkonnekte sistem içinde olmakla beraber üretim, finans ve yönetim bakımından özel veya serbest bölge statüsüne kavuşturul malıdır. Böylece halka hisse senedi satarak e lektrik üreten şirketler kurmak mümkün olabile cektir (5).

3. Sanayi bölgelerinde hazır yedek santral kurul malıdır. Bölgedeki sanayiin acil ihtiyacını kar şılayacak 300'er MM'lık iki fuel oil santralı Anadolu ve Trakya yakasına kurulmalıdır.

4. TEK i l e İETT arasındaki sorumlulukları ve i l i ş kileri belirleyip düzenleyen tedbirler alınma lıdır. lETT'nin e t k i l i ve verimli hizmet görme sini engelleyen mevzuat değiştirilmelidir.

5. Bulgaristan'dan enerji alınmalıdır.

5 . 3 . Türkiye E l e k t r i k Kurumunun önerileri:

1. Büyük gecikmelerle çıkan TEK kanunu yetersiz dir. TEK1i üretimde, iletimde ve dağıtımda da ha e t k i l i kılacak bir yasa getirilmelidir.

2. Uzun vadede, bütün üretim, iletim ve dağıtım hizmetleri TEK elinde toplanmalıdır.

3. İETT bünyesinde birarada olan elektrik, ulaşım ve gaz hizmetleri birbirinden ayrılmalıdır.

4. İETT, İstanbul belediyesine bağlı olduğu için

elektrik hizmetlerini sadece İstanbul belediye si sınırları içinde yürütmelidir. 5. İETT, TEK'e olan borçlarını zamanında ödemeli dir.

Yukarıda sıraladığımız çözüm önerilerinden İETT ve Sanayi Odasına ait olan önerilerin çoğuna ka tılmak mümkün değildir. Çünkü, şimdiye kadar yap tığı tahribatın ne olduğu çok açık olan yabancı sermaye yeniden davet edilmektedir. Sözümona, bir de "TEK'e ve diğer kamu kuruluşlarına enerji sat ma" şartı getirilmektedir. Böylesine bir şart ol sa olsa yabancı sermayenin arayıp da bulamıyacağı } bir şart olacaktır. Çünkü, bu şart ile yatırım ya j pılmadan devlet daireleri gibi koskoca bir müşteri garanti edilmiş olacaktır. Bunun dışında öneriler de, enerji sektörünü yabancı sermayenin eline ter ketme niyetleri açıkça belirtilmektedir. Ayrıca, Türkiye gerçeklerine ters düşen ve artık yanlışlı ğı milyarlarca liralık kayıplarla anlaşılmış olan fuel oil santralları önerileri yenilenmektedir. İstanbul ve bazı bölgelere serbestlik önerilmekte, bu sektörde zaten var olan anarşik yapı biraz daha körüklenmektedir. Bu yüzden de gerçekten kısa ve uzun vadeli çözüm getirici öneriler değildir.

6. ÖNERİLERİMİZ ve SONUÇ

Enerji sorunu ile yakından ilgili bu üç kurunun önerilerinin eleştirilerini de içeren ve Türkiye' nin gerçeklerine ve halk yararına olduğuna inan dığımız önerileri bu bölümde sıralıyacağız. Ancak yazının ilk girişinde değindiğimiz bir konuyu bi raz daha açarak burada tekrarlamak istTyoruz. İs tanbul'un elektrik sorununa ilişkin olarak kısa ve uzun vadeli öneriler geliştirilebilir» Bunu da yapmıya çalışacağız. Ancak, sürekli olarak akılda tutulması gereken bir gerçek vardır. Bu, İstanbul' un enerji sorununun da kendine özgü bir politika sı olduğu ve genel ülke politikasından ayrılamıya cağı gerçeğidir. Sorunun nihai çözümü siyasal ter cihlere dayalıdır. Dışa bağımlı olmayan bir enerji politikası, siyasal tercih sorunudur. Dünya Banka sına karşı çıkmak, bir siyasal tercih sorunudur. Enerji Ajansına karşı çıkmak, İstanbul elektrik idaresini yabancı sermayeye ve özel sermayeye dev retme önerisine karşı çıkmak, mevcut ekonomik ya pının temelindeki anarşik karaktere karşı çıkmak, dengesiz ve plansız bir gelişmeye karşı çıkmak, İstanbul'daki anarşik kentleşme olgusuna karşı çıkmak, hep siyasal tercih sorunudur. Halkın ener ji sorununa gerçekçi ve onun yararına bir çözüm getirmek, bir siyasal tercih sorunudur. Ve bugün yapılmış olan siyasal tercihler halk yararına bir işleyişi getirmemektedir. Halkımızın, tüm sorunla rına olduğu gibi enerji sorunlarına da sahip çık ması ile sorunun nihai çözümü bulunacaktır.

Bütün bunların bilincinde olarak, yine de kısa ve uzun vadeli çözüm önerileri Retirmek gereklidir.

6.1. Uzun Vadeli Çözüm önerileri:

Genel olarak Türkiye'de, özel olarak da İstan bul'daki enerji alanında yetki ve sorumlulukla rın hangi kurumlara ait olduğu çok net bir bi çimde tanımlanmalıdır. Mevzuattaki karmaşıklık giderilmelidir. Bunu yaparken, TEK'nun merkezi bir örgüt olması ve bölgesel kurumlarla, beledi yelerle, İETT ile ortaklaşa ve koordineli bir

işleyiş içinde olması hedeflenmelidir. ÎETT'nin sadece İstanbul Belediyesi sınırlarından sorum lu bir alt birim halinde işletilmesi sağlanmalı dır.

Enerjinin Karakteri gereği üretim, iletim ve da ğıtım bir bütündür. Bu bütünsellik uygulamada yansımalıdır. TEK yasası değiştirilmeli, TEK ü retimde, iletimde ve dağıtımda merkezi ve etkin bir örgüt haline getirilmelidir. Bu arada TEK'in denetimi altında bölgesel birimler oluşturulma lı, bu birimler arasında koordinasyonu sağlayıcı yasa değişiklikleri getirilmelidir. TEK aynı za manda yatırımları gerçekleştirebilen bir örgüt olmalı ve gümrük muafiyeti, vergi indirimi gibi kolaylıklardan yararlanmalıdır. Bu niteliğe bü rünecek bir örgütün sağlıklı bir şekilde işleme sini sağlayacak demokratik bir mekanizma TEK i çinde gerçekleştirilmelidir.

İETT'nin büyük bir finansman sorunu vardır. Ö zellikle elektrik bölümü için gerekli yatırımla rı engelleyen bu güçlük giderilmelidir. Bu yol da ilk adım olarak, bugün İETT bünyesinde bir likte olan elektrik, gaz ve ulaşım hizmetleri ayrılmalıdır. Elektrik bölümünün kazancının di ğer bölümlerin kaybına kapatılması engellenmeli dir. Elektrik bölümü ayrı bir birim olarak kazan cını yatırımlara yöneltebilen bir niteliğe kavuş turulmalıdır. İstanbul şebekesi artan ihtiyacı karşılayacak düzeye çıkarılmalıdır. Bakım ve onarım hizmetle ri geliştirilmelidir. Trafo merkezlerinin, havai hatların peryodik bakımları, yük dağıtım hizmet leri, röle sistemlerinin denetimi geliştirilme lidir. Şebeke geriliminin tümüyle 220 volta çev rilmesi hızlandırılmalıdır. Elektrik idaresinin hizmetlerini tutarlı bir şe kilde yürütmeyi sağlayacak bir personel politi kası izlenmelidir. Teknik personel de dahil ol mak üzere tüm personelin sendikal haklara kavuş turulması sağlanmalıdır. İETT idaresi demokratik leştirilmelidir. Sadece genel müdürün atadığı bir y^ ıietimin yerine, çalışanların katıldığı bir yönetim sistemi getirilmelidir. lETT'nin ihtiyacı olan proje, planlama ve araş tırma işleri Türkiye'de yaptırılmalıdır. Mevcut üniversiteler, Elektrik İşleri Etüt İdaresi bu konuda yeterli olduklarını, bizzat tETT'nin ken disine kanıtlamışlardır. Bunun yanında yabancı firmalar da bu alandaki yetersizliklerini kanıt lamışlardır.' Türkiye'de yaptırılan araştırmalar ve programların uygulaması geciktirilmeden uygu lanmalıdır.

Sadece İstanbul'u hedef alan ve özellikle fuel oil fiyatlarının sürekli arttığı bir ortamda fuel oil santralları gerçekleştirmeyi hedef a lan hiçbir karara evet denilmemelidir. Sorunun, Türkiye'de mevcut ve çok az bir oranda yararla nılabilen su ve kömüre dayalı bir enerji politi kası içinde ele alınması sağlanmalıdır. "En pahalı enerji olmayan enerjidir" demogojisi ne kapılarak enerji sorunu yabancı sermayeye ve özel sermayeye bırakılmamalıdır. Daha 1950'lerde geliştirilmeye çalışılan anonim şirket önerile rinin halkın çıkarlarına ters düşen bir öneri olduğu vurgulanmalıdır. Sadece "daha fazla kâr yapmayı" tabiatı gereği isteyen özel sermayenin eline bırakılan her alan gibi enerji alanı da daha karmakarışık bir duruma girecektir. Genel olarak halkın çıkarlarına ters düşen her türlü

karar alınabilecektir. Montaj sanayi politikası na benzer bir politika ile fuel oil santralları politikasının özel sektör tarafından uygulanma yacağını hiç kimse garanti edemez. Bunun yariın da, yabancı sermayenin şimdiye kadar yaptığı tah ribat yeterlidir. Buna yeni yıkımlar eklemek hal kın yararına bir öneri değildir. Bütün bunlar göz önüne alınarak Dünya Bankası ile ilgili an laşmalar fesh edilmeli, anonim şirket önerileri ne karşı durulmalıdır.

6.2. Kısa Vadeli Çözüm önerileri:

Bu öneriler daha çok İstanbul'daki enerji talebi nin hızla artışını önleyici ve enerji tüketiminde daha tutumlu olmayı sağlayıcı ve halkın yaşamını daha az etkileyici nitelikte önerilerdir.

ftugün Türkiye'nin toplam sanayiinin % 60'ını barındıran İstanbul'daki sanayileşme hızı ya vaşlatılmalı, yatırımların Anadolunun diğer böl gelerinde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Çifte tarife sistemi uygulanmalıdır. Fazla ener ji kullanandan daha çok para alınmalı bu yolla enerji israfı önlenmelidir. Çalışma saatleri yaygınlaştırılmalıdır. Vardiya sayıları artırılmalıdır. Enerji tüketimi 24 sa ate mümkün olduğu kadar eşit olarak yaygınlaş tırılmalıdır. Enerji kayıplarını ve kaçak enerji alımını gide rici tedbirler alınmalıdır. Gecekondulara iskan izni olmadan enerji verilmeli ve bu yolla kaçak enerji alımı önlenmelidir. üretime doğrudan hiçbir katkısı olmayan reklam lambaları kaldırılmalıdır. Reklam lambalarına enerji verilmemelidir. Elektrik kısıntıları yapılacaksa, bu kısıntılar günün değişik saatlerine dağıtılmalıdır.

Üretime dönük olmayan ve sadece enerji tüketimine ilişkin bu öneriler belli kazançlar getirebi lir. Tıpkı yaz ve kış saati uygulamaları gibi. A ma bunlar gerçe'' anlamda ve köklü çözüm önerileri değildir. Temelde ekonomi politik anlayış belirli olacaktır. Bir zamanlar bir enerji bakanının ve her zaman da sanayicilerin dediği gibi "en pahalı enerji olmayan enerjidir" anlayışı "kimin için en pahalı" sorusuna cevap vermemektedir. Veremez de. Oysa, en pahalı enerji, doğrudan veya dolaylı ola rak halkın sırtına yük bindiren enerjidir. En ucuz enerji, halkın saptayacağı enerji politikası ile elde edilecektir.

KAYNAKLAR (1) İ s t a n b u l ' u n Elektrik Sorunu, Dr.Y.Müh. Bülent Korbu, İstanbul Sanayi Odası Dergisi, 110.

(2) Devlet İstatistik Enstitüsü yayınları.

(3) İstanbul'un Elektrik Sorunu, Saffet Gürtav, İETT Genel Md., İst.1975.

(A) İstanbul'un Elektrik Sorunu panel konuşmaları, Y.Elk.Müh. Ömer Alageyik, Sanayi Odası Tem silcisi.

(5) İstanbul'un Elektrik Sorunu, Dr.Y.Müh. Bülent Korbu, İstanbul Sanayi Odası Dergisi, 110.