Elektrik Mühendisliği · Sayı 229 · Ocak 1976

ARAMIZDA

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1976
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • Dünya Bankası
  • TEK
  • Karakaya Barajı
  • Afşin Elbistan
  • elektrik zammı
  • emperyalizm

Özet

EMO Yönetim Kurulu, Dünya Bankası'nın elektrik fiyatlarına zam, Karakaya Barajı finansmanı ve demiryolu hatlarının kapatılması konularındaki baskılarını, ülkenin emperyalizme bağımlılığı çerçevesinde eleştiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ara mız da

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 229

Sayın üyemiz,

Geçtiğimiz günlerde, Dünya Bankasının elektrik satışına zam isteğini Enerji Bakanlığının kabul etmesi üzerine, Odamız olayı kınayan bir açıklama yapmıştı. Bütçe görüş meleri sırasında bu zam talebi iktidar ortaklarından birinin itirazıyla şimdilik geri kaldı ve TEK'e hazineden belli bir fon ayrıldı.

Elektrik üretimi ile ilgili yatırımların ve fiyat ayarla malarının serüveni sürüp gidecek. Bizim üzerinde durmak istediğimiz konu Dünya Bankasının boyun egdirici işlevi.

Afşin Elbistan projesi için gerekli dış finansmanı sağla yacak Dünya Bankası, elektrik satışına zam isteğinden sonra yeni taleplerde bulundu. Son olarak iki noktada daha baskılar yoğunlaştırılıyor. Bunlardan biri Karakaya Barajı ile ilgili. Dünya Bankası Karakaya Barajının dış finansman ihtiyacını politik baskılara araç olarak kul lanmak istiyor. ABD1 nin güdümündeki bu kuruluş kanalıyla, Fırat suyunun kullanımı konusunda Türkiye'nin, Suriye ve Irak ile anlaşmaya varması gerekliliği ileri sürülüyor. İkinci konu da ülkemizdeki bazı demiryolu hatlarının işletmeye kapatılması isteğini kapsıyor. Gerekçe olarak da bu hatların ekonomik olmadığı ve demiryolu taşımacı lığının verimli hale getirilemeyeceği belirtiliyor.

Son bir ay içinde üç istek. Bunları Dünya Bankasının saygısızlığıyla açıklamak yetersiz kalır. Uluslararası bir finans örgütünün dilediği gibi davranmasının nedenini daha çok ilişkide bulunduğu ülkenin kendisinde aramak gerek. Gerçi uluslararası tekelci sermayenin dayatıcı niteliği kendi doğasında vardır, ancak bu tür zorlamala rın belli bir ölçüde sonuç vermesi bile, kredi alan ülke nin "bağımsızlığını" tanımlamaya yeter. Emperyalizmin yeni sömürgecilik yoluyla el attığı geri kalmış ülkelerin iktidarları, bu çemberi kıracak güçte değildir. Aynı sistem içinde eşitsiz koşullarda ilişkide bulunmayı, dar bir kesimin çıkarları uğruna kabullenmiş ülkeler, kendi davranışlarını kendileri saptayamazlar. Emperyalist — ka pitalist sistemin ekonomik, politik, kültürel şemsiyesi altına giren iktidarlar, sistemin dayatmasına şu ya da bu biçimde boyun eğmeyi baştan kabullenmiş durumdadırlar. Bağımlılıktan zarar gören, onun yükünü çeken ise geniş halk yığınlarıdır.

Her somut olay, halkın çıkarlarına karşıt yönetimlerin gerçek yüzünü daha çok açığa çıkarıyor, bağımsızlıktan yana güçlerin yıllardır kamuoyunda sergiledikleri ger çekleri kanıtlıyor. Emperyalizme bağımlı sermaye ikti darları için, efendilerinin istekleri her zaman kit lelerin ekonomik demokratik taleplerinden önce gelir. Yeraltı ve yerüstü servetlerini, yaratılan değerleri açgözlü sömürüsüyle talan eden sermaye cephesi; en doğal hakları işçisinden, köylüsünden, memurundan sakınacaktır, ücret taleplerini bastıracak, kitleleri yoksulluğa itecek, sahte sanayileşme düzeniyle göz boyamaya uğraşacaktır. Bunun için de faşist çetelerden medet umacak, daha pe kiştirilmiş yönetim biçimleriyle halkı tehdit edecektir.

Olağandışı yollar arayan sermaye cephesi ülkeyi yönetemez durumdadır. Sermaye ile çalışan kitleler arasındaki çelişki kitlelerin yararına çözülene dek, bağımsızlık ve demokrasiden yana güçler, çözülüş sürecine girmiş ikti darları geriletmek ve demokrasinin sınırlarını genişlet mek göreviyle karşı karşıyadır.

Saygılarımızla.

YÖNETİM KURULU