Elektrik Mühendisliği · Sayı 230 · Şubat 1976

GENEL ENERJİ İÇİNDE YAKACAK ODUN VE TEZEĞİN YERİ, ELEKTRİK ENERJİSİ İLE İLİŞKİSİ

Orman Mühendisleri Odası

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1976
Sayfa
5
Okuma süresi
15 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma, Çevre ve iklim

Anahtar kelimeler

  • yakacak odun
  • tezek
  • ormancılık politikası
  • birincil enerji tüketimi
  • DPT
  • emperyalizm

Özet

Orman Mühendisleri Odası'nın hazırladığı bu yazıda, Türkiye'nin genel enerji tüketiminde ticari olmayan birincil enerji kaynakları olan yakacak odun ve tezeğin yeri, elektrik enerjisiyle ilişkisi ve ormancılık ekonomi politikası eleştirel bir Marksist perspektifle ele alınmaktadır. DPT verileri üzerinden odun ve tezeğin genel enerjideki payı, ormancılık politikalarının emperyalist etkilerle şekillendiği ve bu durumun köylü ile yoksul kesimleri nasıl etkilediği tartışılmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

tünden soyutlandığında, bu parçaların ayrı bir alt bütün olarak olay içindeki etkinliği ve işle yiş biçimleri, bütün içindeki etkileri ve işle yiş biçimleri farklı olabilir. Bu nedenle, bir bütün içindeki parçaları kavrarken mutlaka bütün içindeki temel işlevini ve diğer parçalarla (alt bütünlerle) olan karşılıklı etkileşimini gözden kaçırmamalıdır.

GENEL ENERJİ İÇİNDE

YAKACAK ODUN ve

TEZEĞİN Y ERİ,

ELEKTRİK ENERJİSİ İLE

İLİŞKİSİ orman mühendisleri odası

VDK: 620.9 : 662.63 : 662.65 (560)

1. GÎRÎŞ Yakacak odun ve tezeğin ticari olmayan birincil enerji türü olarak üretimi, kaynak olarak kulla nımı ve değişiminin Türkiye'de uygulanış biçimi ni ortaya koymadan önce ikincil enerji türü olan elektrik enerjisiyle ilişkisini ve karşılıklı et kileşimini sergilemek gerekmektedir. Bilindiği gibi, bir bütünü oluşturan parçalar bü

Türkiye'de enerji sorununa doğru yaklaşım yapabil mek için:

1. Türkiye'nin sanayi ve tarım ekonomi politika sının tarihsel gelişimini;

2. Genel enerji üretiminde kullanılan her türden hammadde kaynaklarının miktarını, potansiyel verimini, mülkiyet bakımından dağılımını, kul lanım yerini, politikalarını ve politikaları tayin eden dış ekonomik ve politik etmenlerle, iç ekonomik toplumsal ve politik yapıdaki de ğişim ve gelişmeleri;

3. Her türden hammadde kaynağının üretiminde kul lanılan teknolojinin seçimi politikasını tayin eden dış ve iç etmenleri;

4. Hammaddenin enerjiye (ısı veya elektrik) dö nüştürülmesini sağlayacak teknolojinin seçimi ni tayin eden dış ve iç etmenleri;

5. Doğrudan doğruya kullanılabilir durumdaki e nerjinin toplumsal sınıflara göre kullanılma oranlarını;

6. Gerek enerji üretiminde kullanılan hammadde kaynaklarının, gerekse enerjinin mal olarak değişim değerinin oluşumunu ve bu oluşumda toplumsal sınıflara yöneltilen tercihleri;

bütünsel olarak kavramak gerekir.

Bu bütünsellik içinde elektrik enerjisi ile ya kacak odun ve tezek başlıca üç ana noktada kar şılıklı etkileşim içindedirler.

1. Odun, tezek, fuel oil, gaz yağı, LPG, hava ga zı, briket, elektrik, doğal gaz, nükleer ve jeotermal enerji; ısı ve elektrik enerjisi bir bütünün karşılıklı etkileşim içinde olan kimi parçalarıdırlar.

2. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan taşkö mürü, linyit, fuel oil, motorin, hidrolik güç aynı zamanda yakacak odun ve tezeğin hammadde olarak kullanıldığı ısı üretiminde de kullanı labilir.

3. Elektrik enerjisi, yakacak odun ve tezeğin kul lanıldığı ısı üretiminde, yakacak odun ve te zek yerine kullanılabilir.

Bu söylediklerimiz bir şemayla belirlenebilir.

H dde

Enerji

Kullanım

Ticari birincil enerji ürünleri^—Elektrik enerjisi

Sanayi*

tkame

^ V Dönüşl

Isınma

Yakacak odun ve tezek

•Diğer tüketin biçimleri

ELBKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 230

ili

Geri bıraktırılmış bir ülke olan Türkiye'nin top lumsal ve ekonomik yapısı gözönünde tutularak sür dürülecek bir inceleme ile yakacak odun ve tezeğin genel enerji üretimindeki önemli yerini açık seçik olarak ortaya koyabiliriz. İnceleme elektrik ener jisi çerçevesinde değil, genel enerji çerçevesi içinde sürdürülecektir.

Aşağıdaki DPT kaynaklı tablolar bizlere birincil enerji tüketimini ve kaynakların oranlarını ve riyor:

2. GENEL ENERJİ İÇİNDE TİCARİ OLMAYAN BİRİNCİL ENERJİLERDEN YAKACAK ODUN VE TEZEĞİN YERİ

Odun ve tezek ticari olmayan birincil enerji tür leridir. Linyit, taşkömürü, petrol ürünleri ve hidrolik enerji ticari olan birincil enerjidirler. Elektrik, kok, hava gazı ikincil enerjiler olarak sınıflanırlar. Diğer enerjiler, doğal gaz, nükleer ve jeotermal enerjilerdir.

Taşkömürü Linyit Petrol ürünleri Hidrolik enerji Odun Tezek

(D

3 810 2 979 2 491 1 124 13 700 12 705

4 339 4 618 5 298 2 382 12 831 13 849

4 806 6 500 9 905 3 397 12 800 14 826

1962 yılında petrol değeri olarak, fert başına 432 kg olan birincil enerji tüketimi 1972 yılın da 620 kg'a ulaşmıştır. 1969 yılında tüketilen enerjinin X 38'i yakıt enerjisidir. 16 608 000 ton taşkömürü eşdeğeri olan bu enerjinin üretimin de kullanılan hammadde payları şöyledir:

Tablo 1. Birincil Enerji Tüketimi (1962 1967) (Miktar 1000 ton, hidrolik enerji için GWh)

% 33 odun

X 25 tezek X 23 fuel oil X 7 linyit X 4 hava gazı X 3 kok

2 2 LPG ve hava gazı

X 1 briket

Görüldüğü gibi, ticari olmayan enerjilerin, genel enerji tüketimi içindeki oranı çok yüksektir. Ge lişmiş ülkelerde bu ürünlerin enerji tüketiminde ki payı yalnızca Z 15'tir.

Bu durumun nedenini, toplumsal yapımızda, odun ve tezeğin yakacak olarak kullanıldığı sosyal katman ları incelediğimizde kavrayabiliriz. Geri bırak tırılmış bir ülke olan Türkiye'de nüfusun çoğun luğunu tarım (ve orman) kesiminde yaşayan köylü ler oluşturur. Bu nüfusun 1/3'ü orman içi, biti şiği ve civarı köylerde yaşar. Bilinmektedir ki, gelir düzeyi yönünden en yoksul kesim buralarda yoğunlaşmıştır. Köylülerin ve kentlerdeki yoksul kesimin ısı için kullandıkları ana maddeler ise, genellikle yakacak odun ve tezektir. Emperyalist kapitalist ülkelerin etkisiyle, çarpık ve dışa ba ğımlı bir sanayileşme düzeyinde olan ülkemizde ya kacak odunun hızlı bir şekilde sanayiye, tezeğin de gübre kullanımına aktarılması planlanmaktadır. Egemen çevrelerin çıkarları doğrultusunda olan bu hızlı aktarış eğilimi yerine ikame edileceği var sayılan linyit, madenkömürü gibi kömür yatakları nın özel kişilerin elinde bulunuşu, hızlı bir ü retime girilemeyişi, dağıtım şebekelerinin köyle re ulaştırılamayışı, odunla tezeğin köylüye ve yoksul kentliye maliyetiyle kömürün maliyeti a rasındaki fark, aracı tefecinin sömürüleriyle halkın ısınma gereksiniminin darboğazlarda bıra kılmasına ve ormansızlaşmayı hızlandırmaya yara maktadır. Üstelik, odun üretiminde emperyalist

Taşkömürü Linyit Petrol ürünleri Hidrolik enerji

18,6 7,2

18,9 2,1

Toplam ticari enerji

46,8

Odun Tezek

31,1 22,1

Toplam gayriticari 53,2 enerj i

Genel toplam

1967 (2) 15,9 8,6 30,9 3,5

58,9

22,5 18,6

41,1

13,9 8,7

42,6 3,7

68,9

16,5 14,6

31,1

Tablo 2. Birincil enerji tüketiminde kaynakların oranları (1962 1967) (%)

Metalurjik kok Teshin koku Toplam kok Havagazı

311,4 478,8 790,2

85,0

991,9 " 386,0 1 377,9 108,4

1 360,0 190,0

1 550,0 123,2

Tablo 3. Kok ve havagazı üretimleri (1962 1972) (Kok: Bin ton Havagazıı Milyon m3)

kapitalist ülkelerin etkileriyle kabul edilen ve gerçekle bağdaşmayan varsayımlar ilerde odun kö kenli sanayide atıl kapasitelerin doğmasına ve hammadde yönünden mutlak darboğazların doğmasına yol açacaktır. Aynı olgu tezek için de vardır.

2.1. Yakacak Odun

2.1.1. Türkiye'de Ormancılık Ekonomi Politikası

Yakacak odunun kaynağı ormanlardır. Cumhuriyet döneminden bu yana ormanların mülkiyeti (kısa bir dönemdeki az miktarda olan tüzel kişi ve köy or manları sayılmazsa) devletindir. Ormanların işle tilmesinde devlet kapitalizmi hakimdir. Çünkü or manların işletilmesinde devletin tekelci karakte ri vardır, üretim ve satışlarda doğrudan ve dolay 11 yer alır. Orman işçisi ve köylüsü ile ormancı lık örgütünde çalışan kamu personelinin yarattık ları artık değerin büyük bir bölümü;

1. Değişim anında aracı tefeci tüccara devir, 2. Temettü hissesiyle devlet bütçesine aktarılan artık değerin bir bölümü devlet tarafından kre di, teşvik tedbirleri ve vergi iadesi yollarıy la tarım, ticaret ve sanayi burjuvazisine akta rılmaktadır. Nitekim ormancılık amaçlarının temel ilkeleri 1967'ye kadar koruma ve süreklilikten ikinci plan döneminde de sanayinin talebini karşılama özüne dayandırılır.

Emperyalist kapitalist ülkelerin etkisi ve işbir likçi egemen çevrelerin talebine göre derlenen ve yorumlanarak planlara dayanak yapılan rakamlara bir göz atalım: UN/FAO'nun Türkiye'deki çalışma lar» 1970'te 8 728 888 m3 olan yakacak odun tale binin 1977'de aynı kalıp, 1982'de 8 486 000 m9'e düşeceğini, Duna karşın endüstriyel odun talebi ninse 1970*te 6 731 000 m3, 1977'de 9 374 000 m3 ve 1982'de 12 180 000 m3'e çıkacağını savlamakta dır. Buna paralel olarak üçüncü Beş Yıllık Plan, sınai odun talebinde X 15'lik bir artışa karşın,' yakacak odun talebinde X 1,6'lık eksilme öngör mektedir. Bunlardan türetilen Ormancılık SektDrü Ana Plan Taslağı (1973 1995) odun üretim hedefle ri ve yurt i ç i orman ürünleri 1972 y ı l ı talebi ve 1977 1995 y ı l l a r ı projeksiyonlarına göre i s e , 1972, 1977, 1982, 1987 ve 1995 yıllarında sırasıy la 6,03; 2,971; 4,793; 5,440; 6,340 milyon m3 ya kacak odun fazlası olacak ve 1972'de 0,195 milyon m3 olan sınai odun fazlası diğer yıllarda sıra sıyla 1,69; 2,08; 7,57; 19,352 milyon m3 açık gös terecektir. Bütün bu rakamları i s e , gerek Üçüncü Beş Yıllık Plan ve gerekse Ormancılık Sektörü Ana Taslağı, emperyalist kapitalist ülkelerin empoze si olan şu varsayımlara dayandırmaktadırlar: kul lanacak odun verimliliğinin X 60'tan X 70'e çıka rılması, idare sürelerinin kısaltılması, yakacak odun tüketim fazlasının ikame edilme koşuluyla sanayiye aktarılması, h ı z l ı büyüyen ağaç türleri ne ağaçlandırmalarda yer verilmesi.

Gerçekte bütün bu varsayımlar ve rakamlar Türkiye1 nin ormancılığının somut durumundan kaynaklanma mış, tam tersine egemen çevrelerin emellerine hiz

met edecek biçimde düzenlenmişlerdir. Çünkü bu varsayımlar bilimsel temelden yoksundurlar. Tür kiye'de ormancılığın durumunu belirleyen sağlıklı bir envanter yoktur; ormancılığımız ekstansiftir, doğal gençleştirme başarı oranı çok düşüktür. Ör neğin güneyde % 9'dur (oysa % 80 100 arası olma l ı d ı r ) . Ağaçlandırma başarısı % 50'yi geçmez, ger çekte yakacak odun fazlası değil eksiği vardır, rakamlarda k a s ı t l ı olarak bugünkü üretimin iki misli olan g i z l i kesim atlanmıştır, hızlı gelişen türler en az bir idare süresi denenmeden kullanı lamaz vb...

2 . 1 . 1 . 1 . N i c e l ve N i t e l Olarak Orman Varlığı

18 273 193 ha olan Türkiye ormanlık alanının % 61' ini oluşturan 11 079 115 ha'lık bölümü bozuk koru ve baltalıktır. Geri kalan X 39'luk bölümünü oluş turan 7 194 078 ha'lık alan verimi Avrupa, Kanada, ABD ülkelerine göre düşük normal koru ve baltalık larla kaplıdır., örneğin ha başına ortalama veri min Türkiye'de 0,88 m3 olmasına karşılık bu mik tar B.Almanya'da 3,72 m3; İspanya'da 0,33 m"tür. Kişi başına üretim i s e Türkiye'de 0,47 m3; B.Al manya'da 0,66 m3; ABD'de 1,93 m3; Yunanistan'da 0,40 m3; İsveç'te 2,30 m3; ve İspanya'da 0,29 m3' tür.

2 . 1 . 1 . 2 . Ormancılık Ekonomi P o l i t i k a s ı n d a Emperyalizmin B e l i r l e y i c i l i ğ i

Emperyalist kapitalist ülkelerin ormancılıkta üre tim hedefleri ve tüketim tahminleri gözönünde tu tulursa, bu ülkelerde var olan odun kökenli ürün sanayinin üretim kapasitelerinin var olan odun hammaddesi kaynaklarının üretim potansiyellerinin üstünde olduğu görülmektedir, üstelik, odun kö kenli ürün sanayii ürünlerine (kağıt, kraft, l i f levha, yonga levha vb.) talepleri gittikçe artmak tadır. Emperyalist kapitalist Ülkeler, ulusal kur tuluş savaşları direnişleri i l e karşılaşmaları, geri bıraktırılmış ülkelerin hammadde kaynakları nı üretim ve fiyat yönünden denetim altına alma ları, emperyalist kapitalist ülkelerin kendi ara larında gelişen ç e l i ş k i l e r ve bunalımlar nedeniy l e , sömürü emellerini, geri bıraktırılmış ülkeler deki hammadde kaynaklarının yakınındaki ucuz emek le ara ve tüketim malları üreten sanayinin dene timleri (kredi, know how, patent, yabancı uzman vb. yollarla) altında kurulmasıyla sürdürme yolu na gitmişlerdir. Doğaldır ki, geri bıraktırılmış ülkelerde ulusun gerçek çıkarlarına uygun bir po litikayı değil, kendi çıkarlarına uygun politika yı uluslararası kuruluşlarla sürdürmeye çalışmak tadırlar, ormancılıkta bu görevi FAO, IUFRO ve Uluslararası Para Fonu yürütmektedir.

Bu olgu egemen çevrelerce planlarda saptanan or mancılık amaçları, üretim hedef ve tüketim tahmin lerinin dayandırıldıkları varsayımlar, ormancılı ğın bilimsel analizi, orman i ş ç i ve köylüsünün, odun tüketicisinin ekonomik ve toplumsal gereksin meleriyle sanayi kesiminin gereksinmeleri gözlene rek, karşılaştırılarak açıkça saptanabilir.

2 . 1 . 1 . 3 . Yakacak Odunun ü r e t i m i , Tüketimi, Değişimi

Bu bölümde verilecek rakamlar ç e ş i t l i kaynaklar dan alınmıştır. Farklı olmalarına karşın savımızı

doğrular niteliktedirler.

Bugün Türkiye'de üretilenden çok fazla yakacak o dun yakıldığı ve Türkiye yakacak odun talebinin bugünkü orman üretim potansiyelinin en az iki mis li olduğu tahmin edilmektedir. Ağaçlandırmalarda hızlı gelişen türlerin kullanılmasıyla yakacak o dun üretimi daha da düşecektir. Çünkü genellikle ibreli ağaçlar olan hızlı gelişen türlerin odun ları i s l i ve düşük kalorilidir. Odun üretiminin ana kaynaklarından olan baltalıkların doğru olan imar ıslah çalışmalarıyla koru ormanlarına çevril mesi yakacak odun üretimini azaltacaktır. Daha ül kemizde var olan odun kökenli ürün sanayi fabrika ve işletmeleri 1/3 kapasite i l e çalıştırılırken emperyalist kapitalist ülkelerin sömürü amaçlarına paralel olarak kurulmakta olan Antalya Entegre Sa nayii ve çalışmaları hızlandırılan Marmara ve Doğu Karadeniz projeleri entegre sanayii kapasite açık larını büyütecektir. Ayrıca entegre kuruluşlar ol duklarından bugün yakacak olarak kullanılan 1 mil yon mVyıl'a yakın artıklar artık kullanılamayacak ve bu da yakacak odun talebi açığını büyütecektir.

Orman Genel Müdürlüğünce yapılan bir araştırmaya göre (1971 y ı l ı ) 1961 1971 yılları arasında orta lama 11 milyon m3 olarak gösterilen resmi yakacak odun üretimi gerçekte aynı yıllar boyunca 22 mil yon m3lü aşkındır. Üçüncü Beş Yıllık Plana ve or mancılık sektörü ana plan taslağına esas olduğu anlaşılan UN/FAO çalışmalarında bu miktar 1970 ve 1977 y ı l l a r ı için 8 728 900 m3 yakacak odun tale bi olarak belirlenmiştir. Demek ki, Ana Plan Tas lağında ortaya konan 1972'deki 6,03 ve 1977'de 2,071 milyon m3 yakacak odun fazlası gerçek değil kurulacak sanayilere hayali bir kaynaktır. 1971'de Elazığ'da yapılan yakıt sempozyumundan alınan ra kamlar çarpıcıdır. Başmüdürlük çevresinde aile başına 10 ster (1 ster yaklaşık 0,5 ton) yakacak odun varsayımı yapılırsa, o yörede yakacak odun gereksinimi 10 milyon ster, 3 milyon ster de h a y vanlar için varsayılırsa. 13 milyon sterdir. Oysa

Başmüdürlüğün üretim kapasitesi 1 milyon m9'tür ve halk yakacak olarak genellikle kaçak odun ve tezek kullanır. Elazığ Başmüdürlüğünde, ikame maddesi konmamak varsayımıyla, 1 milyon m3 yakacak odun üretimi yerine 1,7 milyon m3 üretim yapılsa, ar tımın kayıplara eşdeğer olacağı kabulüyle; 1981'de bölgede odun serveti sıfıra iner.

Elazığ Başmüdürlüğüne, Muş, B i t l i s , Van, Bingöl, Hakkari, Diyarbakır, Elazığ girer.

Son zamanlarda Türkiye'deki ortalama yakacak odun üretimi 17 18 milyon »terdir. Diğer ikame yakacak larla birlikte aile başına yalnızca 3 s terlik tü ketim varsayımını yaparsak bu üretim miktarının ancak 6 milyon aileye yettiği görülür. Demek ki ülkemizde g i z l i yakacak odun tüketiminin çok oldu ğu gerçektir.

Son yıllarda 17 18 milyon ster olarak belirlenen yakacak odun üretiminin tertipler olarak ortalama yüzde dağılımları ise şöyledir: Z 26 serbest piya saya, Z 60'ı orman i ç i ve civarının zati ihtiya cına, Z 14'ü orman i ş ç i s i pazar satışınadır. Or man köylüsünün zati ihtiyaç bedeli olarak ödediği miktar tarife bedelinin (dikili ağaç odun m3 bede l i ) 1/10'udur. 1971 y ı l ı için bu rakam ster başı

na 20 kuruştur. Ton başına 40 kuruş eder. Orman i ş ç i s i pazar s a t ı ş ı için aldığı odunu satmayıp ya karsa kendisine ton başına 22,40 TL'ye mal olur. 0 yıl için ortalama yakacak odun piyasa bedeli 200 250 TL'dir. Burada pazar s a t ı ş ı ile sürdürü len bir sömürü t i p i vurgulanmalıdır. Pazar s a t ı ş ı için orman işçisine verilen odun 6831 sayılı ya sanın 34'üncü maddesi gereği ürettiğinin % 60'ını geçmemek üzere v e r i l i r . Orman işçisinin bunu piya sada yasal olarak satma hakkı vardır. Ne var ki piyasayı elinde tutan bir iki tefeci tüccar; po litikacının da etkinliğiyle kışı çoluğu çocuğuyla hayvanıyla yarı aç yarı tok geçirmiş orman i ş ç i sinden, temellük senedini almaktadır. Bu ise ve rilen borç (kredi) karşılığı, orman işçisine ve rilen odunun, pazar s a t ı ş ı değeri üzerine 5 10 TL ekleyerek kapatılması demektir. Piyasada satılma sıyla doğan fark tüccarın cebindedir.

Orman köylüsü kışlık yakacak odununu yukarıda sa yılan yollar dışında kaçak olarak karşılıksız sağ lar.

Kentlerde durum pek farklı değildir. Orman İ ş l e t melerinden 100 120 TL/ton'a (1971 y ı l ı rakamı) belediyenin gösterdiği mutemede (aracı tüccara) devredilen odun,tüketiciye 250 400 TL/ton'a akta r ı l ı r . Zaten kentlere aktarılan yakacak odunun Z 70 80'i resmi dairelere tahsis edilir.

2 . 2 . Tezek

Tezek özünde hayvan dışkısıdır. Gübre olarak kul lanılırsa doğal gübre, yakacak olarak kullanılır sa tezek adını almaktadır. Dışkıları doğal gübre veya tezek olarak kullanılan hayvanlar ise koyun, sığır, deve, manda, at, eşek, katır, biraz da ke çidir. Dikkat edilirse keçi hariç diğerlerinin hemen tümü ağıl hayvanlarıdır. Hayvanların çoğun luğunun belirli ellerde toplandığı, ağıl hayvan cılığını gerektiren büyükbaş ve küçükbaş hayvan ların gerek beslenme ve gerekse korunma yönünden özel ve pahalı bakım gerektiren hayvanlar olmala rı ve yoksul köylülerin gelir düzeyinin bu tip besi hayvancılığını yapacak düzeyde olmayışı ne deniyle gerçekçi bir yaklaşımdır.

2.2.1. Tezeğin Kullanım Politikası, Üretim Hedef ve Tüketim Tahminleri

Üçüncü Beş Yıllık Planda ticari olmayan birincil enerji ürünlerinden tezeğin miktarının azaltılması ve tezeğin gübre olarak kullanılması amaçlanmakta dır. Oysa bugün en iyimser tahminlerle Türkiye'de tezek bölgesinde (Doğu, Güneydoğu Anadolu ve köy ler) 65 70 milyon yaş çiftlik gübresine eşit 13 14 milyon ton tezek, yakıt olarak kullanılmaktadır. Ziraat Odaları Birliğince (1) yapılan bir araştır maya göre 1950'terden 1971'e doğru hızla artan nü fus nedeniyle, fert basına tüketilen tezeğin mik tarı 0,486 ton'dan 0,378 ton'a düşmekle beraber toplam tezek tüketimi 1950'lerde 10 186 000 ton iken 1971'de 13 831 000 ton'a yükselmiştir. Aynı eserde kişi başına tezek tüketiminin 22 yıl için de, yılda ortalama 5 kg düştüğü saptanmıştır. 10 kg düşeceği varsayımıyla 1982'lere dek sürdü rülen projeksiyonda toplam tezek tüketiminde azal

Ziraat Odaları Birliği, Türkiye yakıt prob lemi, odun ve tezeğin değerlendirilmesi.

ma olmayacağı saptanmıştır. Oysa üçüncü Beş Yıllık Plana göre, birincil enerji tüketiminde tezeğin yüzde oranı 1962'de % 22,1; 1967'de % 18,6 olmuş, 1972 yılı içinde % 14,6 olarak tahmin edilmiştir. Bu fark tezek dışında birincil enerji ürünlerinin üretiminin artmasından değil, tezeğin tüketim tah minlerinin yanlış rakamlara dayandırılmasından doğmaktadır.

Ziraat Odaları Birliğinin aynı eserine göre, 1970 yılı sonu itibarıyla tabii gübre kaynağı hayvan sayısı 67 827 000'dir. Bir yılda her 500 kg1İlk canlı hayvan ünitesinin ülkemiz hayvancılık sis temine göre 10 ton yaş gübre verdiği esas alınır sa 99 591 920 ton yaş ve*yaklaşık olarak da 50 000 000 ton kuru gübre elde edilmektedir. Bu nun;

X 15'i (7 500 000 tonu) yıkanmakta, X 30'u (15 000 000 tonu) merada kalmakta, X 37'si (18 500 000 tonu) tezek yapılmakta, X 18'i (9 000 000 tonu) tarlaya verilmektedir.

Tezek olarak kullanılan doğal gUbrenin kimyasal gübre olarak eşdeğeri yaklaşık 3 400 000 ton1dur. Doğal gübre yerine tezek olarak kullanımın doğur duğu genel kayıp ise şöyle özetlenebilir: Doğal gübre, toprağın fiziki özelliklerini iyileştirme si yanında toprağa azot, potas ve fosfor katar. Hayvan gübresinin bir tonunda 5,5 kg azot, 2,5 kg fosfor, 5,5 6,0 kg potas, 3 kg kalsiyum, 1,8 kg magnezyum, 1,0 kg silis asidi ve 1,0 kg kükürt bulunur. Tezek olarak kullanılan ortalama 70 mil yon ton hayvansal gübrede 385 000 ton azot, 400 000 ton potas, 175 000 ton fosfor vardır ve ticari olarak toplam değeri ise 2,5 milyar TL'yi bulur.

2.2.2. DeŞişim

Doğaldır ki hayvan besleyenler için tezek bir yan Urun olarak karşılıksızdır. Orman köylüleri için tezek dağıtım sorunu yoktur.

Tezeğin üretim ve tüketim merkezi genelde aynı yerdir. Hayvanı olmayan yoksul köylü, tezek yaka caksa. onu para karşılığı temin eder.

3. YAKACAK ODUN ve TEZEĞİN İKAME YOLLARI, POLİTİKA ve GERÇEKLER

Buradaki yorumlarımızı Bölüm I'de verdiğimiz DPT kaynaklı ve üçüncü Beş Yıllık Plandan alınan tab lolarda sergilenen rakamlara dayandıracağız. Bu tablolarda odun ve tezeğin birincil enerji tüke timindeki oranları beşer yıl arayla X 10 bir azal ma gösterir. Bunun yanlış bir varsayım olduğunu Bölüm II'de verdiğimiz rakamlarla saptadık. Yine bu tablolar incelendiğinde görülür ki yakacak o dun ve tezeğin ikame maddesi olarak düşünülen lin yit, taşkömürü ve hidrolik enerjinin artış oranla rı, gereksinimi karşılayacak düzeyde değildir. Ör neğin, üçüncü Beş Yıllık Plandan alınan rakamlara göre satılabilir taşkömüründe ikinci plan dönemi yıllık ortalama artış oranı X 0,4 olmuştur. Sa tılabilir linyitin artış oranı ise Z 6,5 olmuştur. Yine ham petrol üretim hedefleri gerçekleşememiş tir. Teshin (ısınma) kok üretiminde azalma var dır. Bu durumda bu ürünler var olan sanayinin ta lebini karşılayacak enerjinin üretimine bile zor yeter.

Nitekim Türkiye'de 2312,5 MW olan toplam termik üniteler kurulu gücünün % 15,3'ü taşkömürü, % 27,3'ü linyit kömürü, % 41'i fuel oil, % 16,4'ü motorinle çalışan santrallardır. Görüldüğü gibi santrallerimizin % 57,4'ü petrolle çalışmaktadır. Türkiye ise petrol ithal eden bir ülkedir.

Açık biçimde görülmektedir ki, planlarda enerji üretiminde kullanılacak maddelerin üretim hedef leri pratikteki somut koşullardan kaynaklanan çe lişkilerin çözümünden (bir çok maddenin mülkiyet sorunu gibi) değil, üretim araçlarını ellerinde tutan işbirlikçi egemen çevrelerin çıkarlarına göre düzenlenmiştir. Üçüncü Beş Yıllık Plandaki "sanayi ve ulaştırma dışındaki enerji talebi bas kı altında kalmıştır" cümlesi bunun bir başka ka nıtıdır.

Diğer yandan orman köylüsü için bu koşullar al tında yakacak odunun yerini tutabilecek bir se çenek bulmak oldukça güçtür. Böyle bir olgu köy j lülerin bazı yeni tüketim masraflarına katlanma j larını gerektirir, örneğin kömür için özel soba j gerekir. Petrol için masraf artar, depo gerekti j rir. Aynı durum yoksul kentli için de geçerlidir. ! Daha 1971 yılında kömürün fiyatı 200 TL'den 580 TL'ye fırlamıştır.

4. ÖNERILER

1. Enerji tüketim yerlerinin dağılımı, tüketim tahminleri, bugün için kullandıkları enerji ürünlerinin envanteri yapılmalıdır.

2. Enerji ürünlerinin Türkiye'deki potansiyel ka pasiteleri, üretim hedefleri saptanmalıdır.

3. Enerji üretiminde dışa bağımlılıktan kurtu lunmalıdır.

4. özel ellerdeki enerji ürünleri kamulaştırılma lıdır.

5. üretim tttketim dengelemesinin yıllara göre sağlanabilmesi için ortaya konacak envanter lere dayanılarak, halkın gereksinmelerini in celeyen bir makroplan yapılmalıdır.

6.1. Kömür üretimi üst düzeye çıkarılmalıdır. 6.2. Hidrolik enerji üretimine hız verilmelidir.

70 milyar KNh/yıl'a yakın olduğu tahmin e dilen hidrolik enerji potansiyelinin Türki ye'de kullanım oranı X 3,7 civarındadır. Dağlık yöreler su potansiyeli yönünden zen gin yörelerdir. Bu kaynak rasyonel olarak değerlendirilmelidir. 6.3. Yakacak odun ve tezeğin yerine kullanılabi lecek enerji ürünleri ve enerjinin dağıtım şebekeleri köylere dek ulaştırılmalıdır. 6.4. İkame maddeleri olabilecek ürünlerin ısıya çevrilmesi için gerekli gereçler köylüye be dava dağıtılmalıdır. 6.5. Yakacak odun ve tezek yerine başka enerji ürünü kullanmaya zorlanan yoksul tüketiciye, doğacak maliyet farkı ödenmelidir. 7. Orman işçisi piyasa satışlarının bizzat orman işçisine yapılması sağlanmalıdır. 8. Kentlerde merkezi ısıtma sistemi geliştirilme lidir. Binalarda ısı kaybını önleyici izolas yona gidilmelidir. 9. Kırsal alanlarda gerek yapılarda ve gerekse ısınma gereçlerinde ısı kaybı önlenmelidir. 10 .Tüm yakıt maddelerini dağıtacak devlet mülki yetinde tek bir sistem kurulmalıdır.

ELEKTRİK MÜHENDÎSLİÖt 330

THIT