Elektrik Mühendisliği · Sayı 230 · Şubat 1976
OLAYLAR - YORUMLAR
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1976
- Sayfa
- 9
- Okuma süresi
- 23 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: İletim ve dağıtım şebekeleri, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- renkli TV
- elektronik sanayii
- dışa bağımlılık
- İETT
- Dünya Bankası kredisi
- Barolar Birliği
Özet
Derginin Olaylar-Yorumlar köşesinde Barolar Birliği Genel Kurulu'nun siyasi bildirisi, EMO İstanbul Şubesi'nin renkli TV girişiminin elektronik sanayiinde dışa bağımlılığı artıracağına dair açıklaması, elektrikli ev aletlerine yapılan zamlar ve İstanbul'un alçak gerilim şebekesinin Dünya Bankası kredisiyle yenilenmesi ihalesiyle ilgili haberler bir arada verilmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
yogm
« SOSYAL HUKUK DEVLETİ ÖNEMLİ YARALAR ALIYOR»
ÇALIŞMALARI SONA EREN BAROLAR BİRLİĞİ GENEL KURULU, SON OLAYLARI KINARKEN AYDINLARI VE DEMOKRATİK KURULUŞLARI YASAL YOLLARDAN MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRDI.
Çalışmaları sona eren Barolar Birliği 9. Genel Kurulu yayın ladığı bildiride, son olaylar da "Baş sorumlu olan görevli leri" kınamıştır. Genel Kurul bildirisinde, Türkiye'nin tüm aydınları ve demokratik kuruluş ları, yasal yollardan mücadele ye çağrılmıştır. Bildiride özetle şöyle denil miştir: "Genel Kurul öncelikle Cumhuri yetimizin niteliklerinden baş lıcası bulunan sosyal hukuk devleti ilkesinin yaşam koşul 70
ları ve güvenlik yönünden bü yük ağırlık taşıdığı günümüz de, düzeni temelinden sarsan yıkıcı davranışlar, çağdışı gö rüşler ve insanlığa aykırı bö lücülüklerle onarılması güç yaralar aldığını büyük bir en dişe ve üzüntü ile müşahade etmiştir.
Ülkenin dört bir yanından bağ lı olduğu Barolarca seçilerek gönderilen delegelerin çalış maya başladığı gün ve saatler de Ankara'nın başka bir yerin de, bir yüksek öğrenim kurumun da, Türk gençleri üzerine huku ka ve insanlığa aykırı olarak önceden tasarlanmış bir saldı rı yapılıyor ve genç insanla rın üzerine yaylım ateşi açılı yordu."
Ülkenin hukuk ilkelerinin uy gulanması yönünden ortaya çıkan sorunlarını da ele alan Genel Kurul, şu kararları almıştır:
1. Anayasanın tanıdığı hak ve özgürlükler tam anlamı ile ya şama geçirilmemiş, 12 Mart re jiminde ise Anayasanın demokra tik niteliği, yapılan değişik liklerle zedelenmiş, uygulama da, insan hakları ve onurunu zedeleyen işlem ve eylemler ya pılmıştır. Bu rejim, özellikle ceza yasaları ile oluşan, de mokratik olmaktan çok Anayasa ve onun kurduğu demokratik ku rumlarla örtülü otoriter bir yönetim niteliğindedir. 1930 faşist İtalyan Ceza Kanunundan Türk Ceza Kanununa ağırlaştı rılarak 141 ve 142 numaralarla aktarılan maddeler ile insan hakları ve fikri ifade özgür lüğünü kısıtlayan Ceza Kanunu nun 163. maddesi türünden hü kUmler varlığını korudukça, bu rejimi başka bir sözcükle nitelemek mümkün değildir.
Genel Kurulumuz, bu nitelemeyi kamuoyuna yansıtmayı görev sa yar ve ülkenin bütün aydınla rını, demokratik kuruluşlarını ve yetkili devlet kurumlarını rejimin 1961 Anayasasında ifa desini bulan demokratik öze kavuşturulmasında yasal bütün yollardan mücadeleye davet e der.
2. Genel Kurul, yargı organla rının, özellikle Danıştay'ın iptal ve yürütmeyi durdurma kararlarının, yürütme organın ca uygulanmasını hukuka bağlı devlet anlayışının ve hukukun üstünlüğü ilkesinin vahim bir ihlali saymaktadır.
3. Devlet Güvenlik Mahkemele rini, tabii hakim, yargı organ larının bağımsızlığı ilkeleri ne, olağanüstü mahkemelerin ve yargı mercilerinin kurulma ması biçimindeki Anayasal ya sağa aykırı kuruluşlar olarak kabul 'eden Genel Kurul, kuru luş kanunu iptal edilmekle mahkeme niteliğini kaybeden bu kuruluşların adalet yaşamından çıkarılması zorunluğuna inan maktadır. Bu nedenle yeni bir kanun çıkarılarak bu kuruluş ların yasalaştırılmasının ön lenmesi için Genel Kurul bü tün demokratik kuruluşları iş birliğine çağırmaktadır".
Barolar Birliği bildirisinde daha sonra, tutuklu ve hüküm lülerin özellikle siyasal tu tuklu ve hükümlülerin yaşama haklarını hiçe sayan infaz an layışı kınanmakta, şöyle devam edilmektedir:
"Sıkıyönetim rejimi ile ülkeyi yönetme eğilimleri karşısında Genel Kurul, Anayasal haklarla çelişen ve tüm Anayasal güven celerin ortadan kaldırılmasını iktidarların keyfi takdirleri ne bırakan yürürlükteki Sıkıyö netim yasasının bir an önce de ğiştirilmesi için gerekli bütün çabaların harcanmasına Barolar Birliği karar vermiştir."
Bildirinin en sonunda da Ana yasanın 20 ve 21'inci maddele rinde yer alan düşünce özgürlü ğünün sınırsız olduğu belirtil mekte, bilim ve sanatı serbest çe yapma özgürlüklerinin sınır lanamıyacağı belirtildikten sonra şöyle denilmektedir:
"Anayasaya aykırı olarak varlı ğını sürdüren yasaların da uy gulanması ile basın ve haber alma özgürlükleriyle üniversi te ve diğer akademik kuruluş lardaki bilim adamlarının bi limsel araştırma hak ve özgür lüklerine yapılan ağır baskıyı esefle karşılamakta ve kına maktadır."
Barolar Birliği Genel Kurulun da ayrıca, "oiam öldürenleri vatansever" olarak nitelemek le, suç işlemeye tahrik eyle minde bulunan Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu'nun kınanma sı ve kınama kararının kamu oyuna açıklanması önerisi de büyük oy çokluğu ile karara bağlanmıştır. Karara göre, Adalet Bakanı, avukat olarak Türkiye'nin herhangi bir ba rosuna da alınmayacaktır.
EMO İSTANBUL ŞUBESİ ELEKTRONİK SANAYİİ VE RENKLİ TV İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLADI:
RENKLİ TV GİRİŞİMİ
ELEKTRONİK
ALANINDA
DIŞA
BAĞIMLILIĞIMIZI
PEKİŞTİRECEKTİR
Günümüzde, elektronik sanayii gittikçe yaygınlaşan ve önemi artan bir kesimdir. Bir yandan haberleşme ve elektronik bilgi işlem makineleri, öte yandan tıbbi cihazlar yapımında, si lah sanayiinde kullanılan elek tronik aygıtlar, çağdaş insan ve tODİum yaşantısında hayati ölçüde yer almaktadır.
Bu alanda Türkiye'de yapılan lar, % 100'e yakın bir oranda TV ve radyo montajından ibaret tir. Üstelik radyo ve TV monta jında da dışarıdan getirilen parçaların, yine dışarıdan ge tirilen devre şemalarına göre montajının ötesinde bir üretim söz konusu değildir. Bu yolla, Türkiye'ye eskimiş, geri tek noloji sokulmaktadır.
Böylesi koşullarda, renkli TV girişimi elektronik alanda dı şa bağımlılığımızı pekiştire cektir. Renksiz TV montajından ötürü dışarıya yılda yarım mil yar lira ödemekteyiz. Maliyeti çok daha yüksek olan renkli TV yayınları, bu miktarı en az beş kat çoğaltacaktır. Ayrıca gereksiz bir alana, sırf renk li TV alıcılarının üretimini yapan tekellerin ve yerli mon tajcıların kazancını artırmaya yönelik kamu yatırım fonları
ayrrLacaktır. Renkli TV'nin toplumsal gelişmemize, eğiti mimize herhangi bir katkısı ol mayacaktır. Bugünkü Türkiye'de, renkli TV'nin, MC iktidarmca göz boyama aracı olarak kulla nılmasının dışında, bir işlev yerine getirmesi mümkün değil dir.
Türkiye'nin AET'ye girmesi ile elektronik sanayiimizde bugün kü montajcı uygulama aynen sü recektir. Kalifiye teknik ele manların daha yüksek ücret 8 deyen ülkelere göçü de AET'nin ülkemize getireceği başka bir olumsuz sonuç olacaktır.
Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının Ankara'da kurmayı ta sarladığı anahtar teslimi fab rika siparişlerinin sanayileş memize katkıda bulunması bek lenemez.
"Elektronik Sanayii Geliştirme Politika Esasları" başlıklı 7/9058 sayılı kararname, elek tronik sanayiini geliştirme de ğil baltalama doğrultusunda iş görmektedir. Hatta kararnameyi hazırlayanların teknik yeter sizliği elektroteknik sanayiin de gelişmekte olan kesimi çö kertecek bir gümrük indirimi nin de yürürlüğe girmesine ne den olmuştur.
EMD İstanbul Şubesi olarak elektronik sanayiimizin geliş tirilmesi konusunda aşağıdaki tedbirlerin alınmasını zorunlu görüyoruz:
Nitelikli teknik personeli ülke içinde ve kamu kesimin de tutabilecek bir teknik personel, politikası izlenme lidir. İstihdam kapasitesi yüksek olan bu sanayi dalında çalı şanların yönetimde etkinliği sağlanmalıdır. Üniversiteler ve TBTAK yoğun araştırmalar yapmalı, üreti me dönük çalışan PTT AR LA, DDY Laboratuvarı gibi kamu kuruluşları desteklenmelidir. Kamu kuruluşlarının satılma sı, özel girişimciler eline geçmesi kesinlikle engellen melidir. Dünya Bankasının batılı te kellerden cihaz satın almayı şart koşan kredileri reddedil meli, kamu kuruluşları, yerli üretimi satın almalıdır. Emperyalist tekellerin geri teknolojilerinin ülkemize girmesine izin verilmemeli dir.
ELEKTRİKLİ
EV ALETLERİNE
YAPILAN ZAM
UYGULANMAYA
BAŞLADI
Odamız İstanbul Şubesinin 26 Aralık 1975''te yayınladığı ba sın bülteninde. Maliye Bakan lığının elektrikli ev aletle rine zan yapılmadığı yolundaki açıklamasının gerçek dışı ol duğu belirtilmişti. Dergimizin geçen sayısında "Maliye Bakan lığı 'nın Açıklaması Gerçek Dı şıdır" başlığıyla İstanbul Şu bemizin bu bültenini vermiştik. Maliye Bakanlığı yetkililerin ce yapılan "zam yok" açıklama sının tersine ve 8 gün sonra uygulamaya konan zamlarla il gili haberi 3 Şubat 1976 tarih li Cumhuriyet Gazetesinden ak tarıyoruz.
Buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi, bütangazı fırını, termosifon gibi elek trikli ev aletlerine yapılan zam 2 Şubat'tan beri uygulan maktadır.
Elektrikli ev aletleri satan ba yilere bildirilen zamlı tarife ye göre, en küçük boy buzdolabı 2380 TL'den 2640 TL'ye, en bü yük boy olarak kabul edilen iki kapılı buzdolabının fiyatı da 5140 TL'den 5650 TL'ye yüksel miştir.
BUZDOLABI FİYATLARI
Fiyat Kontrol Komitesince kabul edilen ve Bakanlar Kurulu top lantısında onaylanan % 5 15 o ranında zammın uygulanmasıyla buzdolabı peşin perakende fi yatları boylarına göre şöyle olmuştur:
4,5 ayak: eski fiyat 2380, ye ni fiyat 3640; 8,5 ayak: eski fiyat 3525, yeni fiyat 3890; 11 ayak: eski fiyat 3875, yeni fiyat 4310; 12,4 ayak: eski fi yat 4200, yeni fiyat 4655; 13,8 ayak: eski fiyat 4545, yeni fi yat 4960; iki kapılı: eski fi yat 5150, yeni fiyat 5650 TL.
ÇAMAŞIR MAKİNESİ
Çamaşır makinesine de uygula nan zam nedeniyle yeni fiyat lar belli olmuştur. Çamaşır makineleri "Merdaneli" ve "Ku rutmalı" tip olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bunların fiyat ları ise şöyledir:
Merdaneli tip: eski fiyat 3825, yeni fiyat 4015; Kurutmalı tip: eski fiyat 4615, yeni fiyat 4860.
Elektrik süpürgesinin ise eski ve yeni fiyatları şöyledir:
Saplı elektrik süpürgesi; eski fiyat 1445, yeni fiyat 1650, küre elektrik süpürgesi: eski fiyat 1805, yeni fiyat 1950.
Zamlı tarifeye göre şofbenin
daha önce 1740 liraya satılan 10 litreliği 1805 liraya, 2040 liraya satılan 13 litreliği ise 2105 liraya satılacaktır.
Termosifonların bütangası ile çalışanlarının fiyatları ise 1850 liradan 2100 liraya yük seltilmiştir.
Fırınlarda ise renkli beyaz ay rımı kaldırılmıştır. Daha önce ki uygulamada dönersiz beyaz fırın 2460, dönersiz renkli fırın 2550; dönerli beyaz fı rın 2700, dönerli renkli fırın 2800 liraya satılmaktaydı.
Yeni uygulamada, dönersiz fı rınların fiyatı 2530 lira, dö nerli fırınların fiyatı ise 2785 lira olarak saptanmıştır.
İSTANBUL ELEKTRİK ŞEBEKESİNİN DÜZELTİLMESİ
İHALEYE ÇIKARTILIYOR
İstanbul Belediyesi İETT İş letmeleri Genel Müdürlüğü, Dün ya Bankası'ndan sağladığı 14 milyon dolarlık kredi ile şeh rin öteden beri şikayet konusu olan alçak gerilim dağıtım şe bekesini yenileyecektir.
Üretim merkezlerinden verilen enerjinin kısıtlanmasının doğal sonuçlarının dışında, yıllardır toptan bakım ve onarım görmemiş alçak gerilim şebekesinin sık sık ortaya çıkardığı arızala rın yol açtığı ceryan kesilme lerinin tümüyle ortadan kaldı rılmasını amaçlayan bu yeni girişim aynı zamanda sanayimi zin içinde bulunduğu durum ve devlet yönetiminde egemen bü rokrasi yönünden ilginç bir sorun ortaya koymuştur.
İETT Genel Müdürlüğünce sağla
nan yaklaşık 210 milyon TL tu tarındaki krediyle ve ihale suretiyle ithali düşünülen mal zemeler ana hatlarıyla; elek trik enerji iletim kabloları, güç transformatörleri, indiri ci ve dağıtım merkezleri teçhi zatıdır. İETT tarafından hazır lanan ihale idari şartnamesine göre;
a) İhaleye yerli ve yabancı tüm üreticiler katılabilecek, b) Tekliflerin değerlendirilme sinde ithal edilen inallar için ödenmesi gerekli güm rük resimleri ve benzeri ithalat vergileri hesaba katılmayacak, yerli teklif lere ithal malı tekliflerin CİF bedeline % 15 ayrıcalık tanınacaktır.
İşte şartnamenin bu maddeleri ihale konusu malların tümüne
yakın kısmını imal etme olana ğına sahip yerli sanayicileri itiraza yöneltmektedir. Yerli üreticilere göre, gerek ham madde, gerekse yardımcı madde leri, Türk ekonomisinin özel yapısı dolayısıyla dünya piya sası fiyatlarının çok üzerinde temin etmek zorunda olan yerli sanayinin, yabancı firmalarla rekabet olanağı tamamen orta dan kalkmaktadır.
YURTİÇİ FİYATLAR YÜKSEK Elektrik gereçleri üretimi ya pan firmalarca belirtildiğine göre, ana girdiler bakımından bu sanayi kolumuzun yabancı firmalarla rekabeti olanaksız dır. Kablo üretiminde kullanı lan başlıca iki ana girdiden elektrolitik bakırın yurtiçi liste fiyatı dünya fiyatların dan Z 175,PVC Compound fiyat ları ise % 198 daha yüksek bu lunmaktadır. Bunun dışında iha leyle ilgili PVC (Çaprazlı po lietilen) saç, araldit ve stea tit gibi diğer önemli maddele rin yurtiçi fiyatları da dünya fiyatlarının çok üzerinde bu lunmaktadır. Kaldı ki, yabancı firmaların hammaddelerini ucuz temin olanaklarının dışında dolaylı ve dolaysız yollardan ihracat için çeşitli sübvansi yonlar" aldıkları da bilinen gerçeklerdendir.
Ülkemizde elektrik gereçleri üretimi yapan firmalardan önde gelen bir grup, içinde bulun duğumuz bugünkü dış ödeme ko şulları karşısında 14 milyon dolar gibi önemli bir dış öde meye dayanan ihalenin yerli te sislere yöneltilebilmesini te min bakımından bazı girişimler de bulunmaktadır... Yerli sa nayii temsil eden bir grup ta rafından ortaya konulan bir kısım önerilerle, ana girdiler bakımından ortalama % 108,3 o ranındaki aleyhte farkın orta dan kaldırılarak rekabet eşit liği sağlanması istenmektedir. Türk endüstrisi teknolojik ola naklara sahip bulunduğu halde, kendi dışındaki nedenlerle ya bancı üreticiler karşısında rekabet edemez durumda bırakıl mak istenmektedir.
210 milyon lirayı bulan bir potansiyelin yurt içinde üre tim yapan sanayiye yönelmesi nin üretim, istihdam ve vergi geliri artışı yönlerinden el bette olumlu etkileri olacak tır.
W mt
BASKI KEJİAtİ
İngiliz İşçi Partisi milletvekillerinden John Natkinson ile avukat Bili Nash, bir süre önce iran'daki siyasal tutukluların durumlarını incelemek amacıyla gittikleri Tahran'dan dönüşlerinde konuyla ilgi li izlenimlerini açıklamışlardır. Le Monde Gazetesinde yayımlanan yazılarının tam metnini sunuyoruz.
İran, siyasal tutukluların çok bol olduğu bir ülkedir. Şah ve rejimi, 25 bin ile 100 bin ara sında olduğu tahmin edilen bu tutukluların toplam sayısına i lişkin bilgileri vermeyi red detmektedir. Gerçek ne olursa olsun bu sayı yüksektir ve bir kaç yıldan beri duruşmalar ve ittfaılar uluslararası düzeyde yankı uyandırmaktadır, ölüm ce zası olağanlaşmış, işkenceler ve kısa yoldan öldürmeler sık sık görülen olaylar olmuştur. Son yıllarda uluslararası he yetler soruşturmalar yapmak i çin Tahran'a gitmişler, ancak bu heyetlerin tümü de resmi ma kamların suskunluk duvarına çarpmışlardır. Şah, insan hak ları konusundaki uluslararası konferanslarda ev sahipliği yapmaktan pek hoşlanmakta, "i lerici" kararlar almakta ve İn san Hakları Evrensel Bildiri sindeki ilkelere sözle güçlü bir destek sağlamaktadır. Ama sıra kendi rejimine gelince iş değişmektedir...
Bir süre önce, gerilla oldukla rı öne sürülen dokuz kişinin idam edilmesi kurbanlar liste sini biraz daha büyütmüştür. Halkın duruşmaları izlemesine izin verilmemiştir. 1975 yılı başında dokuz siyasal tutuklu da, kaçma girişiminde bulunduk ları gerekçesiyle öldürülmüş lerdir. Bunların cesetlerini ve ölüm bildirgelerini hiç kim se görmemiştir.
iran'daki siyasal tutukluların savunması için İngiliz parla mento heyeti adına, siyasal tu tuklulara kötü davranıldığı bi çimindeki iddiaları soruştur mak ve adlarını bildiğimiz bel li başlı tutuklularla görüşme yi denemek için 1975 Ağustos1 unda Tahran'a gittik.
Adalet Bakanlığı davalar hak kınaa hiç bir şey bilmediğini bildirerek bizi askeri savcıya yolladı. Askeri savcı Dışişleri Bakanlığına gönderdi, bu Bakan lık da Haberalma Bakanlığına başvurmamızı öğütledi. Bir res mi kişiden diğerine gidip ge lirken, sonunda sabrımızı yi tirdik. Bu resmi "duvar"ın en şaşırtıcı yönü de, bu kişilerin soruları yanıtlamak için gerek li uzmanlığa sahip olmadıkları nı söylemelerinden çok, askeri mahkemelerin işleyişi, yargıla ma yetkisi ve biçimi hakkında herhangi bir bilgileri olmadı ğını öne sürmeleriydi.
Yine de yaptığımız soruşturma sonucunda, tutuklamaların siya sal polis SAVAK tarafından ya pıldığını ve tutuklamanın ar dından bir hapis döneminin gel diğini söyleyebiliriz. Avukat larının kendileriyle görüşmele rine izin verilmediği bu süre içinde sanıklar sorguya çekil mektedir. Tutukluların ailele ri er ya da geç bu durumu öğren mekte, sanıkları hapishanede görmelerine bazen izin veril mekte bazen de verilmemektedir. Bu tutukluluk, özel olarak bu iş için hazırlanmış hapishane lerden birinde, çoğunlukla da SAVAK*in genel karargahında geçmektedir. Tutuklular, reji min en gelişmiş elektrik araç larından birkaçıyla da burada tanışmaktadırlar. Raporlara gö re bu araçların içinde "tost" makinalarından kızgın elektrik plakalarına, cinsel organlara elektrik vermeye yarayan araç lara kadar çeşitli türler bulun maktadır. Eğer bu yöntemler ba şarıya ulaşmazsa, SAVAK sanığın gözü önünde ailesinin fertleri ne işkence yaparak "itiraf"ta bulunmasını sağlamaya çalışmak tadır. Duruşma için saptanan
tarihten on gün önce, avukat lara "müşterileri"ni görme iz ni verilmektedir. Bu "savunma avukatları" klasik avukatlar" değil, iktidar tarafından se çilmiş emekli ya da görevini sürdüren, subaylardır. İddiana me yazılı olarak verilmektedir (oysa SAVAK1in hazırlamış ol duğu dosya,okunmaktadır). Yal nızca sanıkların ifadeleri ka bul edilmekte, savunma tanıkla rı daha baştan reddedilmektedir.
Şurası ilginç ki, seçilmelerin de bunca özen gösterilen savun ma avukatlarının bazıları da, müşterilerine sempati besledik leri gerekçesiyle yargıç önüne çıkarılmış ve mahkum edilmiş lerdir. Mahkeme heyetine de, ölüm cezası vermeleri için bas kı yapılmaktadır. Tahran'da, bir askeri mahkeme başkanının ölüm cezası vermeyi reddettiği ni, bu yüzden de tutuklandığı nı anlattılar.
Sıkı sıkıya sansür edilen bası nın, rejim tarafından verilen "bilgiler"i yayımlamak dışında seçim hakkı yoktur.
İlginç noktalardan biri de, a r aş tırmalanınız sırasında, bir askeri mahkeme tarafından ve rilmiş herhangi bir beraat ka rarına rastlamayışımız oldu. Duruşmaları izleme olanağını bulan başka gözlemciler, sanık larda işkence izlerinin bulun duğunu farketmişlerdi.
Birkaç aydan beri askeri mahke meler artık yabancı gözlemcile re açılmıyor. Aynı biçimde siya sal muhalefete yaşama olanağı tanınmamakta (tek yasal parti Rastakhiz ya da Yeniden Doğuş Partisidir) ve SAVAK,faaliyet lerini geniş bir ölçekte sür dürmektedir.
Resmi bilgi verilmeyişi, söylen tileri ve spekülasyonları büyüt mektedir. Biz, kendi payımıza Tahran'da dolaşan haberlerin inanılabilir ve genellikle doğ ruluğu kabul edilen haberler olduğuna tanıklık edebiliriz. İran'da sık sık uygulanan ölüm cezalarının bunca az öfke ve uluslararası tepki uyandırması çok üzücüdür; oysa İspanya gibi ekonomik önemi daha az olan ül kelerdeki bu tür uygulamalar dünya kamuoyunda heyecan uyan dırmaktadır. Bizce, İran'da, dünyadaki rejimlerin en iğrenç lerinden biri bulunmaktadır.
(Cumhuriyet, 4 Şubat 1976)
trtf de karataş devri başladı ismail Cem'in görevden alınma sı, Nevzat Yalçmtaş'ın da is tifa etmesi ile boşalan TRT Genel Müdürlüğüne MC ortakla rından MSP ve MHP'nin ortak a dayı Atatürk Üniversitesi ta vukçuluk uzmanı Prof. Şaban Karataş atandı.
Atama kararnamesinin Cumhurbaş kanı tarafından onaylanması çe şitli çevrelerde ağır şekilde eleştirildi.
Konuyla ilgili olarak Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Pro fesörü Muammer Aksoy'un görüşü şöyle: "Hukuki bakımdan durum açıktır. İsmail Cem'in görev den uzaklaştırılmasına ilişkin kararnamenin yürütülmesini ön ce durduran, sonra da iptal e den Danıştay kararları varken, hukuken İsmail Cem tarafından işgal edilmekte olan TRT Genel Müdürlüğüne başka bir kişinin atanmasını öngören bir karar nameyi sayın Cumhurbaşkanı im zalayamaz. imzalarsa bu karar name hukuken aykırı ve sakat olur. Anayasanın 132. maddesi gereğince her makam gibi sayın Cumhurbaşkanı da mahkeme karar larına saygı göstermekle zorun ludur. 96. maddedeki yemini de kendisine Anayasaya aykırı hiç bir kararname altına imza atma ma kaçınılmaz görevini yükler. 11 ve 12 sayılı Kanun Niteliğin deki Kararnamelerin Meclisçe reddedilmesi, İsmail Cem'in du rumunda kendiliğinden hukuki bir değişiklik yaratmaz"
Ankara Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörü Ergün Özbudun' da görüşlerini şöyle açıkladı: "Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu nun hukuka uygun bir işlemini, siyasal uygunluk yönünden de netlemesi ve reddetmesi doğru
değildir. Ancak Bakanlar Kuru lunun hukuka aykırı bir işlemi söz konusu olmuşsa aynı şeyi düşünemeyiz"
CHP Genel Başkanı Bülent Ece vit bu konuda şunları söyledi: "Bir Cumhurbaşkanının tarafsız lıktan uzaklaşmasından da daha ağır bir durum hukuk devleti kurallarıyla, Anayasa kuruluş larıyla ve hele Yüksek Mahkeme kararlarıyla ters düşmesidir. Sayın Cumhurbaşkanının böyle bir görüntü içine girmemesi için üzerimize düşen uyarı gö revini zamanında ve en saygılı biçimde yerine getirmiştik. Bazı tarafsız hukukçular da bu bakımdan üzerlerine düşen görevi yerine getirmişlerdi. Fakat bütün bunlar sayın Cumhur başkanının rejim açısından çok önemli bir konuda tarafsızlığı ve hukuk devleti kurallarına bağlılığıyla ilgili tartışmala ra yol açacak bir davranıştan kaçınmasını sağlamaya yetmemiş tir.
Üstelik, sayın Cumhurbaşkanı, daha önce kendi takınmış oldu ğu tavırla da çelişkiye düşmek tedir. Çünkü TRT'ye Genel Müdür atanmasıyla ilgili kararnameyi birkaç kez geri çevirmesinin gerekçesini ortadan kaldırma yolunda hükümetçe hiçbir adım atılmadığı halde sayın Cumhur başkanı, nedense kendi atmış olduğu doğru adımdan geri dön müştür. Oysa son günlerde Danış tay TRT Genel Müdürlüğünde ya pılan değişikliği hukuka aykı rı bulan kesin kararını açıkla dığı gibi Anayasa Mahkemesi de bu konuyla ilgili yasa değişik liğini iptal etmiştir. Böylece sayın Cumhurbaşkanının kararna meyi geri çevirmesi tam haklı lık kazanmış ve Anayasa dışı hükümet isteğini reddetmesi zo runlu hale gelmiş oluyordu.
Cephe hükümetince daha önce bu Genel Müdürlüğe atanan kimse bile atamanın hukuk dışı olduğu nu farkederek görevden ayrılma sorumluluğunu göstermişken sa yın Cumhurbaşkanının bu örneği de hatırlayamamış olması çok şaşırtıcıdır.
Türkiye'de demokratik hukuk dev leti üstelik, ne yazık ki bu kez sayın Cumhurbaşkanının e 1 inden bir darbe daha yemiştir"
Öte yandan TRT Genel Müdürlüğü ne getirilen Şaban Karataş ta rafsızlığa inanmadığını, kendi siyasal tercihleri doğrultusun da çalışacağını ve bu amaç için bir kadro oluşturacağını, yapa cağı değişikliklerin alt kade melere kadar uzanacağını bil dirdi.
TRT'deki yeni yönetim, ilk iş olarak "yabancı kaynaklı dizi filmleri", müzik eğlence prog ramlarını ele alıyor. Bunların çoğunun yayından kaldırılması, onların yerine "dini ve ahlaki telkinde bulunan, milli ruhu ve milli benliği kuvvetlendiri ci" yayınların alması öngörülü yor.
Yeni kurulan yönetim; ayrıca, televizyonun birkaç ay süreyle yayın saatlerinin gerekirse kı saltılmasını; "zararlı" prog ramların ayıklanmasını öngörü yor. Yayınlarda birkaç aylık bir aksamanın sakınca sayılama yacağını, TRT'nin "milli benli ğini" bulması için bu sürenin göze alınabileceğini belirti yor. Uç ay sonra Türkiye'nin yepyeni ve "milli, ahlaki" bir televizyona kavuşturulacağı id dia ediliyor.
TRT'de görevli yapım müdürleri ve yapımcılar, haber dairesi •görevlileri son gelişmeleri kay gıyla izliyor. Karataş'm temsil ettiği zihniyete hemen tümüyle karşı olan TRT yapıncıları ve habercileri, Karataş'm berabe rinde getirdiği "temizlik" an layışı sonucunda, çok kişinin işinden olacağını belirtiyor ve "bu ortamda iş yapmak imkansız oldu; her yapacağımız iş keyfi bir işleme gerekçe olabilir" diyorlar.
Tam bir kargaşalığın hüküm sür düğü TRT1de her kafadan bir ses çıkıyor. Ancak sözler dönüp do laşıp aynı cümlede birleşiyor:
"Şaban Karataş, Nevzat Yalçın taş'ın yapamadığı temizliği yap maya söz verdiği için Milli Cep he tarafından Genel Müdürlüğe getirildi."
Öte yandan TRT çevrelerinden öne sürüldüğüne göre, AP Bursa Milletvekili ve eski sıkıyöne tim mahkemesi başkanı Ali El verdi 'nin 20 Ocak 1976 günkü AP grup toplantısında "TRT'deki solcuların listesi" diye okudu ğu ve ikiyüze yakın ismi içeren liste, gereği yapılmak üzere Mc Carthy'cilik zihniyetinin son örneği olarak TRT Genel Mü dürlüğüne iletildi.
İSTANBUL ŞUBESİ 17,GENEL KURULU
Y AY KUR* DA
EĞİTİM VE ÖĞRETİM
ARAÇLARI İLE
İLGİLİ ÇALIŞMALAR
SONUÇLANMADI
"Yüksek seviyede insan gücü ye tiştirme" amacıyla 26 Eylül 1975'te Milli Eğitim Bakanının onayı ile kurulan Yaygın Yüksek Öğretim Kurumu (YAYKUR) kadro larının emekli, memur, öğret men ve askerlerle doldurulmak ta olduğu öğrenilmiştir. YAYKUR yetkilileri raporlarında öğre time önce Kasım 1975'te, daha sonra da Mart 1976'da başlana cağını açıklamışlar, ancak, e ğitim, öğretim sistemleri ve araçları konusunda henüz hiçbir çalışmanın sonuçlandırılmadığı dikkati çekmiştir.
YAYKUR'un en önemli dairesi ol duğu söylenen Planlama Program lama Değerlendirme Dairesine henüz bir atama yapılmamıştır.
YAYKUR'un kadroları ehliyetsiz ve işe yabancı kimseler tara fından doldurulurken; YAYKUR yoluyla eğitim yapmak üzere başvuran lise mezunlarının sa yısının da umulanın çok altın da olduğu ayrıca belirtilmekte dir.
istanbul ve İzmir şubelerimizin
GENEL KURUL KAPANIŞ BİLDİRİLERİ
Odamız İstanbul ve İzmir Şubelerinin genel kurul haberlerini ve seçim so nuçlarını gaçen sayımızda vermiştik. Şube genel kurulları, ça lışmalarının sonunda, ülke ve meslek sorunlarına ilişkin görüşlerini kamu oyuna açıkladılar. Bu görüşleri içeren Kapanış Bildirilerini sayfalarımı za alıyoruz.
ENERJİ SORUNU :
Enerji sorunumuzun çözüleueyi şinin nedeni, Ülke çıkarlarını ön plana alan, kendi doğal kay naklarımıza ve kendi teknik gü cünüze dayalı bir enerji poli tikasının izlenmemesidir.
Bu konudaki önerilerimiz :
Asıl görevi (Başta ABD olmak üzere) emperyalist ve kapi . t a l i s t ülkeler arasındaki i ş birliğini sağlamak olan Ener ji Ajansından derhal çıkılma lıdır. Mevcut hidrolik potansiyelden yararlanma çalışmaları hemen başlamalıdır. Elektrik enerjisi tek elde ve TEK bünyesinde toplanmalı ve büyük santrali arın yapına TEK'na verilmelidir. Enterkonnekte sisteme enerji verecek küçük bölge santral ları hemen inşa edilmeli, Dünya Bankası ve benzeri em peryalist kuruluşlarla yapı lan sözleşmeler iptal edil melidir.
Tüm linyit ve taşkömürü ya taklarımız bilimsel bir şe kilde değerlendirilmeli ve özel sektör elindeki i ş l e t meler kamulaştırılmalıdır.
75 H1331 İv
İstanbul'un elektrik sorunu da bu genel ilkeler içinde ele a lınmakla birlikte, kısa dönem için aşağıdaki önlemler alın malıdır.
Yatırımların Anadolunun di ğer bölgelerinde gerçekleş tirilmesi sağlanmalıdır. Çifte tarife sistemi uygulan malıdır. Fazla enerji kulla nandan daha çok para alınma lı, bu yolla enerji israfı önlenmelidir. Çalışma saatleri yaygınlaş tırılmalıdır. Vardiya sayı ları artırılmalıdır. Enerji kayıplarını ve kaçak enerji alımını giderici ted birler alınmalıdır. Gecekon dulara iskan izni olmadan e nerji verilmeli ve bu yolla kaçak enerji alımı önlenme lidir.
Üretime doğrudan hiçbir kat kısı olmayan reklam lambala rı kaldırılmalı, reklam lam balarına enerji verilmemeli dir.
ÇALIŞANLARLA ÎLGÎLÎ OLARAK:
Kamu kesiminde çalışan üyeleri mizin, ekonomik yapıdaki enflas yonist gelişmeden daha az zara ra uğramalarını sağlamak ve mes leğimizle ilgili girişimlerde ülke çıkarları doğrultusunda a ğırlıklarını koyabilmeleri için, grev ve toplu sözleşme olanak larıyla donatılmış sendikal hak lara kavuşturulması zorunludur.
Enflasyonist baskıların ağırlı ğını azaltmak üzere, sendikal haklar getirilmeden önce acil bir önlem olarak katsayının bu yıl iTye yükseltilmesi genel kurulumuzun dileğidir.
Maddi baskının dışında tüm me murlar gibi kamu kesimindeki teknik elemanları da tedirgin eden memur kıyımına ve aile bü tünlüğünü parçalayan sürgünlere son verilmelidir.
Memur maaşlarından MEYAK adına kesilen, ama memur yararına de ğil, tekelci sermaye kesimi ya rarına kullanılan paralar ge ri verilmelidir.
özel kesimde çalışan teknik e lemanlara iş güvenliği sağlan
malı, kağıt üzerindeki sendi kal haklar işler hale getiril melidir.
Tüm memur kesiminin ileri bir adım olan sendikal haklar için mücadele ettiği bir ortamda, 400 000 işçinin memur yapılmak istenmesi, iktidarın çalışan ların demokratik haklarına kar şı olduğunu ortaya koyan somut bir örnektir. Biı girişim der hal durdurulmalıdır.
tşçi memur ayrımı konusunda antidemokratik görüşmeler sü rerken, işçilerin istedikleri sendikayı seçme hakkının elle rinden alınması bu yolda yeni bir aşama olmuştur.
Yeni bir yasa hazırlanarak, işçilerin istedikleri sendika yı özgürce seçmeleri yasallaş tırıİmalıdır.
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMELERİ:
Anayasaya aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararıyla belgele nen, yargı bağımsızlığını ze delediği, tabii hakim kavramı na aykırı düştüğü, yetkili uz manlar ve Barolar Birliği ta rafından açıklanan; devletin güvenliğini dilden düşürmeyen Hitler ve Mussolini rejimle rinde faşizmin en etkin araç larından biri olduğu bilinen Devlet Güvenlik Mahkemeleri tü müyle kaldırılmalıdır.
MC İKTİDARDAN DÜŞÜRÜLMELİDİR:
Çalışanların ekonomik durumla rını düzeltici tedbirler alma yan, işçilerin demokratik hak larını geri almayı görev edi nen, teknik elemanlara ve tüm memurlara baskı, terör ve kı yımdan başka birşey getirmeyen, enerji politikamızı Dünya Ban kası ve emperyalist tekellerin istediği doğrultuda belirleyen, yüksek öğrenim gençliğinin can güvenliğini ortadan kaldıran, halkımızın giderek gelişen e konomik ve demokratik mücade lesini sıkıyönetimle tehdit e den MC hükümeti demokratik yol larla iktidardan düşürülmeli dir.
İZMİR ŞUBESİ 9,GENEL KURULU
Tüm teknik elemanların bir bö lümü olan biz elektrik mühen disleri, çalışan ve emeği ile geçinen halkımızın bir parça sıyız. Bu nedenle tüm ülke so runlarına çalışan emekçi hal kımız açısından bakmak duru mundayız.
MC iktidarının faşizan tırman ması gün geçtikçe yoğunlaşmak tadır. Başlangıçta öğrenci ve işçi kesimini hedef alan sal dırılar genişletilerek halk dü zeyinde sürdürülmektedir. As lında bu MC iktidarının, dünya da şimdiye dek örneğini pek sık gördüğümüz can çekişen sermaye lerin, halkın güçlü uyanışı, ekonomik ve siyasal bilinçlen mesi karşısında aldığı tedbir lerdir.
Tüm çalışanları, ilerici aydın ları süren, kıyan, yıldırmaya çalışanlar hukuk devleti kav ramının dışına çıkarak kanun suzluğu meşru hale getirmişler dir.
Günümüzde çalışanların ekonomik mücadelesi siyasi mücadeleden ayrılamaz. Soruna aynı açıdan bakmamız ve her zaman gündemde olan sendikal haklarımız için mücadelemizi sürdürmemiz gerek mektedir.
ülkemizde şimdiye değin yöne time gelen tüm gerici ve serma ye yanlısı iktidarlar enerji sorununu bir sömürü kaynağı ha line getirmişlerdir. Bu tür ik tidarların enerji sorununa hiç bir zaman halktan yana çözüm getirmiyecekleri açıktır.
Ülkemizi, en gerici unsurların
ortaklığı yönetiyor, ülkemizi
büyük sermaye sahiplerinin,
tefeci bezirgan takımının ik
tidarı yönetiyor. Türlü pazar
ıiKJLarıa vardıkları iktidarın
amacı bellidir: Ezmek, sömür
mek, kıymak, sürmek, demokra
sinin kökünü kurutmak. Halkı
mızın demokratik muhalefeti e
gemen güçlerin emellerini en
gelleyecektir.
.
r
2 2 . OLAĞAN GENEL KURULU
2 8 2 9 ŞUBAT 1976 saat: 14.30 yer: TSE konferans salonu
ÜYELERİMİZİN ODA KİMLİK KARTLARIYLA KATILMALARI ÖNEMLE DUYURULUR
GÜNDEM:
1. Açılış 2. Başkanlık divanı seçimi 3. İstiklâl Marşı ve saygı duruşu 4. Anıt Kabre çelenk koyacak temsilcilerin seçimi 5. Oda ve Şube Başkanlarının konuşmaları 6. Davetlilerin konuşmaları 7. Oy Sayım Kurulu seçimi 8. Komisyon seçimleri 9. Çalışma Raporunun okunması 10. Denetçiler Raporunun okunması 11. Raporların görüşülmesi 12. Yönetim Kurulunun mali ve idari aklanması 13. Denetçilerin aklanması 14. Komisyon Raporlarının okunması ve görüşülmesi 15. Dilekler 16. Seçimler a) Oda Yönetim Kurulu b) Denetçiler Kurulu c) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği delegasyonu (100 üye) d) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim
Kurulu üye adayları (3) e) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Denetçiler
Kurulu adayları (2)
TFT
Ahmet Varol Başkan Aybars Ungan Başkan Yrd. Abdülkadir Kahraman Yazman üye Mahmut Kurtulmaz Sayman Üye Teoman Alptürk üye Sebatı Göken üye Yüksel Tarhan üye
Yüksel Birdal Başkan Alaattin Anahtarcı Başkan Yrd. Yavuz Çizmeci Yazman üye Berkay GUnay Sayman Üye Gönül Taylan üye Hüseyin Yeşil üye Hanna Can üye
Ergun Elgin Başkan Yüksel Levendoğlu Başkan Yrd. îrfan Arabacı Yazman Üye Muammer Göksel Sayman Üye Ömer Güner üye Muammer Argün üye Ajlan Kural üye
Ihlamur Sokak 10/1 Yenişehir Ankara Tel. 25 32 72 25 32 73
Cumhuriyet Caddesi 283 Engin Han Kat.2 Harbiye lstanbul Tel. 48 50 52 48 50 53
Talat Paşa Bulvarı Alsancak tzmir
Tel. 12 39 73
17/1
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI TEMSİLCİLİKLERİ
Adar.a
Yaşar Okşaşoğlu
7.Bölge Müdürlüğü
Antalya
Durmuş Arı
Hv.Meyd.lnş.Bölge Müdürlüğü
Aydm
Can İnalöz
TEK Batı Anadolu Şb.Md.
3.Bölge Başmühendisliği
Balıkesir
Şahin 5en
SEKA Müessese Müdürlüğü PK.201
Bitlis
Hasan Dalkıran
Tekel Tütün Fabrikası
Burcuz
İrfan Bilgin
Uzun Çarşı No.46
BURSA
Ahmet Akküçük
TOFAŞ, Yalova yolu 10. km.
Demi rtas
çûrum
Ahmet Kaynar
Şehir İşhanı , ^0.4 Kst.l
Der.izli
Abdullah Şevkli
İller bankası Başmühendisi iği
Diyaıbakır
Burhan Elçioğlu
TEK Bölge Başmühendisi
Elazığ
Kenan Elmasulu
Yapı İşleri 10.Bölge Müdürlüğü
Eskişehir
İsmet Erorta
Yunus Emre Cad. No.67
Gaziantep
Ali Ercan
Hürriyet Cad.
Kamil Afat Işhanı, Kat.3
İsparta
Ahmet Emir
TEK 5.Bölge Müdürlüğü
İçel
Al i öztürk
Elektrik İşletmesi Müdürü
İzmit
Sait Bülbül
Belediye Elektrik İşletmesi
K.Maraş
A.Haşim Tekcicek
Hükümet Cad. No. 11
Karabük
Ömer Colakoğlu
Bayır Mah. Fevzi Çakmak Cad.
N0.I8/C
Kastamonu
Fehmi Tuncel
Belediye Cad. NO.46/A
Kayseri
Yetkin önem
TEK İ ş i . ve Bkm.Başmüh. PK.9
Konya
Bİrol Adallğ
15.Bölge Müdürlüğü
Kütahya
Rüştü Kaytancı
Yapı İ ş l e r i 4.Bölge Müdürlüğü
Malatya
Haşan Baran
Mazıcı İşham Kat.2 No.204
Muğla
Şaki r Ülkü
İ l l e r Bankası Başmühendisi
Nevşehir
Şahin Yurtbeğendi
Şehir Palas Oteli
Niğde
Mustafa Karadal
Aşağı Kayabaşı Mah.
Kuyulu Çıkmazı No.5
Rize
H a l i l Sağol
Başmühendisliği
Sakarya
Faruk Al Oğlu
TEK 4.Bölge Başmühendisliği
Samsun
A.Sefa Otkür
13.Bölge Müdürlüğü
Sinop
Muzaffer Sarılar
Boeing Serv. Inc. Radar
Trabzon
Kemal Kazmaz
İ l l e r Bankası 9.Bölge Md.lüğü
urfa
Mahmut Teli al başı
Belediye ESO İşletmesi
Zonguldak
İbrahim Tatbul
KBA Şebeke Md., 2.Bölge
Catalağzı Başmühendisi iç""
i*.