Elektrik Mühendisliği · Sayı 253 · Ocak 1978
PANEL: TÜRKİYE'DE ENERJİ PLANLAMASI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1978
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
Anahtar kelimeler
- enerji planlaması
- ODTÜ
- petrol ithalatı
- kalkınma planı
- birincil enerji kaynakları
- dış ödemeler dengesi
Özet
EMO'nun düzenlediği panelde ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri Türkiye'de enerji planlamasının eksikliklerini, petrol fiyat artışlarının ekonomiye etkilerini ve birincil enerji kaynaklarının geliştirilmesi gerekliliğini tartıştı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
panel:
Türkiye'de
enerji planlaması
Panele ODTÜ Öğretim Üyeleri Prof.Dr.Halim Doğrusöz, Doç. Dr.Merih Celasun, Y.Prof.Dr. Kemal İnan ve Boğaziçi Üniver sitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. İbrahim Kavrak katıldılar. Pa neli Odamız adına Nazif Tepede lenlioğlu yönetti.
Tepedelenlioğlu paneli açış ko nuşmasında, günümüz insanının hemen her etkinliği için ener jiye gereksinme duyduğunu, bu nedenle artık dünyada ülkelerin gelişmişlik düzeyinin kişi ba şına tüketilen enerji ile öl çüldüğünü, ayrıca enerjinin bir altyapı unsuru olarak sanayi leşmenin kaçınılmaz bir önkoşu lu olduğunu belirtti. Daha sonra, Türkiye'nin bilinen bi rincil enerj i kaynaklarının kıt olduğunu, ithal edilen pet rol için yılda 1,5 milyar Dola ra varan döviz ödendiğini söy leyen Tepedelenlioğlu Türkiye' de ciddi bir enerji planlaması na gidilmesi gerektiğini savun du ve bu panelde konuşmacıların "Planlama nedir?", "Yapılan planlamanın etkin olması nasıl sağlanır?", "Enerji planlaması ile genel ekonomik planlama arasındaki ilişki nedir?" soru larına yanıtlar arayacaklarını belirtti.
İlk sözü Prof.Doğrusöz aldı. Doğrusöz, Türkiye'de planlama nın var olduğunu ancak plan kavramının çok sınırlı olarak "tesis yatırım planlaması" şek linde anlaşıldığını belirterek sözlerine başladı. Söz konusu planlama enerji planlaması ise, bu anlayışın birincil enerjinin dönüştürülmesi için gerekli te sislerin yatırım planlaması an lamına geldiğini ifade eden ko nuşmacı, enerji planlamasında "dönüştürüm" tesislerinde girdi olacak birincil kaynakların planlamasının ihmal edildiğini, benzer şekilde, tesislerin ürettiği enerjinin de ne şekil de tüketileceğinin düşünülmedi
BLEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 253
ğini söyledi. Böylece, dönüş türüm tesislerinin iki ucunun boşta bırakıldığını, oysa fiyat landırma ve vergilendirme meka nizmaları ile bu iki ucun da düzenlenmesi ve planlamaya ka tılması gereğini b e l i r t t i . Prof.Doğrusöz planlama kavramı nı şöyle tanımladı: "Bir sis temin işleyişini zaman ve me kânda bütünüyle kapsayan ve et k i l e r i zaman ve mekânda çok uzaklara gidebilen kararlar topluluğu."
Konuşmacı daha sonra Türkiye'de planın uygulanamadığına değine rek, bunun başlıca iki nedenden i l e r i geldiğini söyledi: yapı lan planların uygulanabilirli ğinin az olması ve plana i l i ş kin bir uygulama planının ya pılmaması.
Prof .Doğrusöz, Türkiye'de ener ji planlamasına ilişkin ana so runun tesis yatırım planlama sında değil, b i r i n c i l kaynak planlamasında ve tüketim plan lamasında bulunduğunu vurgula yarak sözlerini b i t i r d i .
İkinci konuşmacı Doç.Dr.Celasun sözlerine 1977'ler Türkiye'sinin sorunlarının 1970'ler Türkiye' sinin sorunlarından farklı ol duğunu belirterek başladı. Ko nuşmacıya göre 1972 1973 y ı l l a rında petrol fiyatlarında mey dana gelen % 400'ü aşkın a r t ı ş , sanayileşmiş ülkelerde hem eko
nomik durgunluğa hem de mamul madde fiyatlarında artışlara yol a ç t ı . Dolayısıyla 1973'ten sonra Türkiye'nin ithalat gi derlerindeki artış yalnızca petrol fiyatlarındaki artışla s ı n ı r l ı kalmayıp aynı zamanda sanayileşmiş ülkelerden ithal edilen mamul madde ve ara mal lardaki fiyat artışlarından da etkilendi. Buna ek olarak, bu ülkelerdeki ekonomik durgunluk işçi dövizlerinin azalmasına yol açtığı gibi aynı zamanda bu ülkelere yaptığımız ihraca tın da gerilemesine neden oldu. Bütün bunlar Türkiye'nin dış ödemeler dengesindeki açığın çok büyük boyutlara ulaşmasına yol a ç t ı . Ancak Türkiye 1974' ten beri "mirasyedi" gibi dav ranmaya devam e t t i , özel tüke timde büyük a r t ı ş l a r oldu. Do layısıyla şimdi Türkiye, bir takım köklü istikrar tedbirle ri almakla karşı karşıya.
Türkiye'de mevcut tasarruf ye tersizliğine de işaret eden Dr.Celasun, devlet sektörünün, enerjiye yatırım yapabilmek için darboğazları başka sektör lere kaydırması gerektiğini, muhtemelen ulaşım sektöründe yada konut sektöründe darboğaz yaratarak, enerji sektörünün (özellikle elektrik enerjisi sektörünün) gereksindiği kay nakların yaratılması gerekti ğini savundu.
Daha sonra Türkiye'nin kendisi
"Türkiye'de Enerji Planlaması" konulu panelde Kavrak, Celasun, Tepedelenlioglu, Dogrusöz ve inan.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 253
ne model olarak seçtiği ülke lerden, örneğin Japonya'dan i s t a t i s t i k l e r veren konuşmacı, Türkiye'nin gelişmişlik düzeyi arttıkça ikincil enerjiye olan gereksinmesinin de artacağına, şu anda azımsanmayacak ölçüde kullanılan tezek, odun gibi t i cari olmayan enerji kaynakları nın yerini petrol ve kömür gibi kaynaklara bırakacağından i l e r de enerji darboğazının daha da artacağına işaret e t t i . Bu ne denle birincil enerji kaynakla rının vakit geçirilmeden geliş tirilmesini savundu. Petrol tü ketiminin sınırlandırılması için petrolün pahalılaştırılma sını isteyen Dr.Celasun, fiyat, vergi ve sübvansiyon mekanizma l a r ı i l e enerji tüketiminin yönlendirilebileceğini söyledi.
Konuşmacı son olarak, yapılan planlarda bütçe kısıtlamaları nın gözönüne alınmadığını, oy sa, özellikle istikrar progra mı uygulanırsa bu verinin plan da kullanılmasının kaçınılmaz olduğunu savundu.
Üçüncü konuşmacı Doç.Dr.Kavrak, sözlerine dünyanın bir bütün olduğuna, ulusların bu dünyada birbirlerine bağımlı oldukla rına işaret ederek başladı. Dr.Kavrak, dünyada nüfusun hız la arttı?'.na, buna karşılık kaynakladın, özellikle enerji kaynaklarının s ı n ı r l ı olduğuna dikkati çekerek, bazı bakımlar dan insanoğlunun mevcut yaşamı nı sürdürmek için sınırları, şimdiden zorlamaya başladığını, bunun b e l i r t i l e r i n i n çevre kir lenmesi, çevre ısınması ve ik limlerin değişmesi şeklinde ortaya çıkmaya başladığını söyledi.
Petrolün hızla tükendiğine, mevcut teknoloji i l e güneş enerjisinden yeterince yarar lanılamadığına, kömür çıkarımı nın istenen düzeyde olmadığına, nükleer kaynakların sorunları nın henüz çözülmemiş olduğuna işaret eden konuşmacı, bu du rumda dünyanın daha az enerji yoğun bir dünya olması gerekti ğini savundu.
Bu durum karşısında, gelecekte ülkelerin birbirlerine kolayca ve ucuz enerji satmayacakları nı söyleyen konuşmacıya göre, Türkiye vakit geçirmeden birin cil enerji kaynaklarını değer lendirmeye yönelmeli. Buna ek olarak Türkiye enerjiyi yerinde