Elektrik Mühendisliği · Sayı 254-255 · Şubat-Mart 1978

OLAYLAR - YORUMLAR

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
1978
Sayfa
8
Okuma süresi
22 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • EMO Koordinasyon Kurulu
  • TMMOB
  • madenlerin devletleştirilmesi
  • TSE Kalite Belgesi
  • İTÜ öğretim üyelerine saldırı
  • Katma Protokol

Özet

EMO'nun 1. Koordinasyon Kurulu toplantısı, Ankara Şubesi'nin madenlerin devletleştirilmesi çağrısı, İstanbul Şubesi'nin İTÜ öğretim üyelerine yönelik saldırıyı kınaması ve mesleki eğitim toplantıları gibi oda faaliyetlerini özetleyen bir haber derlemesi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

EMO BİRİNCİ KOORDİNASY ON TOPLANTISI Y APILDI

Merkez ve Şube Yönetim Kurulla rının katıldığı Odamızın I.Ko ordinasyon Kurulu toplantısı 31 Mart 1/2 Nisan günlerinde İzmir'de toplandı.

Merkez ve Şubelerce uygulanacak merkezi uygulama programının hazırlandığı Koordinasyon Kuru lu toplantısında Odamızın ör gütlenme ve mali durumu üzeri ne de ayrıntılı görüşmeler ya pıldı. Ülke ve meslek sorunla rının da değerlendirildiği top lantının sonunda kamuoyuna yö nelik bir basın açıklaması ya pıldı. Basın açıklamasında mes lek sorunlarına ilişkin olarak aşağıdaki görüşler yeraldı:

"MC iktidarları döneminde, ile rici demokrat teknik elemanla rın mesleki örgütlerine yapılan faşist baskı ve saldırılar ya nında, bir takım yasal hakları da ellerinden alındı. Mali yön den güç duruma düşürülerek, ilericilerin devrimcilerin yö netimindeki meslek odalarının mücadelesi durdurulmak istendi. TMMOB'ye bağlı Odaların elinde olan Kalite Belgesi verme yet kisi, kuruluş yasasına aykırı olarak TSE'ye verildi. Aksak lıkları kamuoyuna da yansıyan bu uygulamaya son verilerek, TSE'nin, birincil görevi olan standart hazırlama çalışmaları na ağırlık vermesi gerekmekte dir. Odamızın ve TMMOB'ye bağ lı diğer Odaların Kalite Belge leri uygulamaları önündeki ya sadışı engeller kaldırılmalı dır. TMMOB'nin açtığı dava so nucu Damştayca iptal edilen

ve geçenlerde yenilenen TSE 16.Genel Kurulunda, organlar yönetmeliği antidemokratik bir biçimde değiştirilmiş ve TMMOB ve bağlı Odaların delege sayı ları bire indirilmişti. Bu de ğişiklikde, Danıştayda açılan dava sonucu iptal edilmiştir. TSE Genel Kurulunun antidemok ratik yapısının değiştirilmesi için TSE yasasında gerekli dü zenlemeler yapılmalıdır.

Enerji bunalımı, olanca ağırlı ğıyla gündemdedir. CHP iktida rı, Odamızın sürekli vurguladı ğı öneriler doğrultusunda, ülke kaynaklarının kullanımına yöne lik, halktan yana bir enerji politikasının gerçekleştirilme si için ciddi girişimlerde bu lunmak zorundadır. Enerji açı ğının, fuel oil ve motorine dayalı santrallarm zorlanarak çalıştırılmasıyla kapatılama yacağı, geçen her dakikanın çok uluslu petrol tekellerinin yararına olduğu unutulmamalı dır. Varolan durumun sürmesi, enerji bunalımının yoğunlaşma sı demektir. Egemen güçler, kendi bunalımının hesabını emekçi halka ödeterek, elektrik kesintileri, kamu kesiminden ucuz kaynak aktarımı, petrol için gerekli dış parayı, emek çilerin alınterini emperyaliz me satarak elde etme gibi yön temlerle bugüne geldi. Çalışan ların, dar gelirlilerin varolan durumunun sürmesi için yapabi lecekleri fedakârlık kalmamış tır. Üstelik, IMF ile yapılan kredi anlaşması ile, halkın geleceği de ipotek altına alın mıştır. Enerji politikasının ülke çıkarlarına uygun bir bi çimde yeniden düzenlenmesi, yerine getirilmesi gereken önemli bir görevdir. Bu arada ağır elektroteknik ekipman sa nayii ile profesyonel ve en düstriyel elektronik cihazlar sanayii devlet eliyle kurulma lıdır. TESTAŞ ve TEMSAN, plan hedefleri doğrultusunda yeniden düzenlenmeli, yatırımlar için gerekli finansman sağlanarak üretime geçmelidir.

Odamız, bağımsızlık, demokrasi mücadelesini, meslek alanında emperyalist sömürüyü teşhir ederek, emperyalizme her tür lü bağımlılığı pekiştirecek girişimlerin karşısında bu ba ğımlılığın kırılması yolunda atılan adımların yanında yer alarak sürdürecektir."

ANKARA ŞUBEMİZ ENERJİ VE

TABİİ KAYNAKLAR BAKANINA TELGRAF ÇEKTİ ve tüm m i t i yerüstü devletleştirilmelidir"

Ankara Şubesi Yönetim Kurulu, 2.Olağan Genel Kurulunda oybir liğiyle alınan karar doğrultu sunda, "madenlerimizin ve tüm yerüstü ve yeraltı zenginlikle rimizin devletleştirilmesi" ko nusundaki Oda görüşlerini içe ren bir metin hazırladı. Başba kan ve Enerji ve Tabii Kaynak lar Bakanlığına gönderilen bu telgraf metni, ayrıca TRT ve basın aracılığıyla kamuoyuna da duyuruldu. Telgraf metninde şu görüşlere yer verildi:

"Odamızın Ankara Şubesinin 2.Olağan Genel Kurulunda oybir liğiyle alınan "madenlerimizin ve tüm yerüstü ve yeraltı zen ginliklerimizin devletleştiril mesi" konusundaki istemini, Yö netim Kurulumuzun konu üzerin de belirlediği aşağıda yer

alan görüşleriyle birlikte, bilginize sunmayı yararlı gö rüyoruz.

Bilindiği üzere ülkemizde ma dencilik, görece küçük ölçekli yapıda gelişen, teknolojisi ge ri ve dışa bağımlı bir sektör dür. İşçi ücretlerinin düşüklü ğü ve kârlılık durumundaki ge rilik sektörün bu yapısını yan sıtan başlıca ölçütler durumun dadır, îşçi ücretlerini daha düşük tutma olanağı olmadığın dan zararın devlet işletmecili ği yolu ile emekçi kitlelerin sırtına yüklenmesi olası bir gelişmedir. Ülkemizin içinde bulunduğu darboğaz öne sürüle rek sermaye çevrelerinin etki alanına girebilecek rantabl ol mayan madencilik işletmelerinin zararlarını geçici bir süre tüm emekçilerin sırtına yıkmaya ve yeniden sermaye için kârlı bir konuma geçtiklerinde onlara devredilmesine yönelecek bir uygulama, kaygılarımızdan biri dir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının konuya ilişkin ha zırladığı yasa tasarısında dev letleştirmelerin hükümetlere verilen kararname yetkisi ile gerçekleştirileceğinin belir tilmesi bu kaygımızı arttırmak tadır.

Diğer bir kaygımız da madenle rimizin devletleştirilmesinin tek başına ulusal çıkarlarımız doğrultusunda yeterli olamıya cağıdır. Bugün ülkemiz zengin yeraltı kaynaklarına sahip ol makla birlikte bunlar iç sana yide tüketilmemekte, çoğunluk la kalkınmış ülkelere hammadde kaynağı olarak ihraç edilmekte dir. Ucuz işgücüne dayalı düşük maliyetle elde edilen stratejik madenlerimiz, çok uluslu tekel lerin fiyat empoze etme araçla rı olan borsalarda taban fiyat lardan elden çıkarılmaktadır. Günümüzde emperyalist ülkele rin üretimlerinin giderek art ması ve genişlemesi, sanayile rinin kanı olan madensel ham maddelere olan ihtiyacı büyük bir hızla artmıştır. Buna kar şılık kendi doğal kaynakları büyük oranda tükenmiş ve gide rek madensel hammaddeler açı sından dış kaynaklara bağımlı lıkları artmıştır. Bu bağımlı lık ABD, AET ve Japonya'da sı rasıyla % 35, % 83 ve % 95'dir. Sanayiye önemli girdileri oluş turan madenlerimizin hammadde yada konsantre olarak ihracı bu ülkelerin işine gelmektedir.

MC döneminde ABD'nin silah am bargosuna koşut olarak silah sanayiinin önemli bir girdisi olan kron: madeninin ihracatı, büyük bölümü (% 40) ABD'ye ol mak üzere aydan aya artmıştır. Tükenen döviz rezervlerinin ye rine, kısa sürede döviz geliri için madenlerimizin işlenmeden ihracı MC'nin "milliyetçi" gi rişimlerinden biriydi. Bugün yeraltı kaynaklarımızın ham olarak ihracatı özendirilmekte, tüm bu ihracat tekelci serma yenin "milliyetçiliği" adına yapılmakta, bir daha yerine ko nulamaz nitelikteki yeraltı zenginliklerimiz "kutsal i t t i faklar" adına eriyip gitmekte dir. CHPMSP döneminde alınan bir kararla bazı madenlerimizin lıanı ve konsantre ihracı yasak lanmış olmasına karşın, MC dö neminde büyük ölçekte ABD'ye olmak üzere krom, öğütülmemiş bari t ve antimuan ihracatı ser best bırakılmıştır. Ulusal ma _!en politikası dolaylı yollar dan çok uluslu tekellerin de netimi altında tutulmakta, em peryalist ülkeler ekonomik ve teknolojik üstünlüklerini az gelişmiş ülkelerin doğal kay nakları konusunda politik bas kı aracı olarak kullanabilmek tedir. Ege kıta sahanlığı konu sunda dıştan gelen baskılar bu na bir örnektir. Dışa bağımlı ekonomik politikanın şimdiye dek sürdürülen madencilik ala nındaki uygulaması, bu kez dev let işletmeciliği adı 'altında aynen sürdürülecek olursa bu, halkımızın verdiği vergileri emperyalist tekellere aktarma nın, bir başka yöntemi olacak t ı r . Bunun için madenlerimizin devletleştirilmesinin tek başı na y e t e r l i olamıyacağını belirt mek istiyoruz. Yeraltı kaynak larının bulunması, hammaddele rin çıkarılması, işlenmesi ve mamul madde biçimine dönüştü "ülmesinden pazarlanmasına dek tüm aşamaları içeren bu süre cin devlet denetim ve gözetimi ne alınması ileriye yönelik bir adım olacaktır. Bu nedenle salt döviz g e t i r i c i bir ölçütten ha reketle yalnızca hammadde ihra cına yönelen bir politika yeri ne, doğacak katma değerin yurt içinde kalmasını amaçlayan ulu sal sanayimize kaynak oluştura cak bir madencilik anlayışının devlet eliyle yürütülmesi ge reklidir.

Üçüncü kaygımız ise 23 Kasım 1970'de imzalanan Türkiye ile

AET arasındaki anlaşmanın ge çiş dönemine ilişkin "Katma Protokolün" getirdiği hükümler den kaynaklanıyor. "Katma Pro tokol" Türkiye'nin AET'ye eko nomik uyduluğunun açıkça ila nından başka birşey değildir. "Katma Protokolün" salt yeral tı kaynaklarımıza ilişkin bu alanda AET ülkelerine açtığı kapıları vurgulamakta yarar var. Önümüzdeki y ı l geçiş döne minin 2.aşamasının 2.yılı b i t meden AET uyruklu kişilere açı lacak etkinlik alanlarının ba şında şunlara yer veriliyordu: "kömür madenciliği işletmecili ği, diğer metal madenler i ş l e t meciliği, ham petrol ve doğal gaz işletmeciliği (keşif ve sondaj hariç), taş, k i l , kum ocağı i ş l e t m e c i l i ğ i . . . " . Kısa cası tüm yeraltı kaynaklarımı zın AET uyruklu özel ve tüzel k i ş i l e r i n denetimi altına gir mesi, ekonomimizin bağımsız ve ulusal niteliklerinin böylece topyekün ortadan kalkması söz konusudur.

Madencilik alanında yabancı sermayeyi teşvik yasasından ya rarlanarak etkinlik kazanan çok uluslu tekellere katma pro tokolla daha büyük kolaylıklar getirilmektedir.

Bazı madenlerimizin işletmeci

liği devlet kuruluşları elinde

olanlar da dahil olmak üzere

proje, gerekli makine, aksam

ve teknoloj i bakımından daha

şimdiden AET ülkelerinin dene

timi altındadır. Manyezit ala

nında dış tekellere hizmet eden

Batı Alman sermayeli Manyezit

A.Ş. ve Etibank'm Volfram ma

deni işletmeciliği ilk akla

gelen örneklerdir. Tüm bu gü

lişmeler AET ile imzalanan kat

ma protokol ışığında çok yakın

bir gelecekte madenlerimizin

AET ülkelerinin uyruğundaki

özel ve tüzel kişilerin sömürü

süne açılacağı izlenimini ar

tırıyor,

y

Yukarıda sıraladığımız tüm bu olumsuz olası gelişmeleri göz önünde bulundurarak, madenleri miz üzerinde çalışanların etkin demokratik denetiminin sağlan dığı bir yapı içinde yapılacak devletleştirmeleri, böylece oluşturulabilecek büyük ölçeğin getireceği i l e r i teknoloji ve verimlilik artışının çalışanla rın ve tüm emekçi kitlelerin yararına yönelmesini sağlaya cak girişimleri destekleyeceği mizi belirtmek i s t e r i z . "

istanbul şubemiz İTÜ öğretim üyelerine saldırıları kınadı

Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu, İTÜ Elektrik Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof .Emin Ünalan, Prof.Ziyaettin Süder ve Prof. Mustafa Bayram'in konutlarına yapılan saldırı üzerine İTÜ Rektörlüğüne, Elektrik Fakülte si Dekanlığına ve saldırıya uğrayan Öğretim Üyelerine birer telgraf çekerek olayı tel'in etti. Yönetim Kurulunun İTÜ Rektörlüğüne çektiği telgraf aynen şöyle:

"Elektrik Fakültemizin değerli Öğretim Üyeleri Prof .Emin Una lan, Prof.Ziyaettin Süder ve Prof .Mustafa Bayram'm şahsın da girişilen saldırı, faşist güçlerin eğitimi engellemek ve can güvenliğini ortadan kaldır maya yönelik baskı ve terörle rinin bir parçasıdır. Bu tür saldırı ve cinayetlerin karşı sında, öğretim Üyeleri ve Öğ rencilerin yanında olduğumuzu iletir, saldırganları lanet leriz."

İstanbul şubemiz sürekli mesleki eğitim toplantıları düzenliyor

EMO İstanbul Şubesi, ÎTÜ Maçka Elektrik Fakültesi ile birlik te sürekli mesleki eğitim ça lışmalarına başlamayı kararlaş tırdı.

Bu amaçla düzenlenen Sürekli Mesleki Eğitim Toplantıların dan ilki 28 Şubatta İTÜ Maçka Elektrik Fakültesi Güç Elektro niği Laboratuvarı Toplantı Sa lonunda yapıldı.

Toplantıda, otomatik kontrol, mikroişlem ve güç elektroniği konuları tartışıldı.

acık o t u r u m İSTANBUL'UN ENERJİ SORUNU

de elektriğin ne olduğunu b i l meyen ve nimetlerinden hiç ya rarlanmayan binlerce insanımız vardır. Soruna bu bütünsellik içinde ve İstanbul'un ekonomi deki özel durumu gözönüne a l ı narak yaklaşılması gerektiği inancındayız.

Odamız istanbul Şubesi, İstan bul'a elektrik verilişinin 64'üncü yıldönümü dolayısıyla "İstanbul'un Enerji Sorunu" konulu bir açık oturum düzen ledi. 14 Şubat 1978'de İstan bul Tabip Odası Toplantı Salo nunda yapılan ve Şube Başkanı Hüseyin Yeşil'in yönettiği açık oturuma, konuşmacı olarak İ s tanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil, İETT Genel Müdürü Gülte kin Türkoğlu, İTÜ Öğretim Üyesi Nusret Alperöz ve İstanbul Şu bemiz Yönetim Kurulu üyesi Yavuz Çizmeci k a t ı l d ı l a r .

İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu oturumdan önce şu açıklamayı yaptı:

ye'nin genel sorunlarının 'bir parçasıdır. Her alanda olduğu gibi enerji alanındaki dar bo ğazlar da İstanbul'a yansımak tadır. İstanbul'da elektrik kı s ı n t ı ve k e s i n t i l e r i olurken Adıyaman'da, B i t l i s ' t e , Van'da Ağrı'da, Hakkari'de, Tunceli'

Ülkemizdeki enerji sorunu gide rek büyümektedir. Bu sorun İ s tanbul'a da aynen yansımakta dır. Yönetim Kurulumuz bugünkü durumun güdümlü ve çarpık ka pitalizmin çıkmazından başka birşey olmadığı ve bu yapının diğer sorunlara olduğu gibi enerji sorununa da çözüm getir meyeceğinin bilincindedir."

•

•.•!.',. .

önünüzdeki günlerde meıua^oltip ,\j.

OMU elektrik

Odamız UyeleTİ olnası &•]&«»«>' ODTÜ E I r t r t « 4 J ı T — — " J " * ' * i t v

Htatali|i belimi

liimti son »laitf vew...w..,«.a ODTti'de yapıla» ve i l g i y i

İanen toftlşnf^da, .»•)

seısBtf

Sekreteri Oda

"İstanbul'un sorunları Türki

ODAMIZ KOMİSY ONLARI

Merkez ve Şubelerde bu yıl ça lışma yapacak komisyonlar aşa ğıda yer almaktadır. Üyelerimi zin komisyon çalışmalarına kat kısını bekliyoruz.

Merkez:

1. Enerji Komisyonu 2. Teknik Eğitim Komisyonu 3. Kalite Belgesi Daimi

Komisyonu 4. Dış İlişkiler Komisyonu 5. Sergi Komisyonu 6. Enerji Sempozyumu Komisyonu 7. Teknik Dil Komisyonu 8. TSE Komisyonu 9. Topraklama Komisyonu 10. El Kitabı Hazırlama

Komisyonu 11. Dokümantasyon, Araştırma,

İnceleme Komisyonu istanbul Şubesi:

1. Enerji Komisyonu 2. Elektronik Komisyonu 3. Elektroteknik Komisyonu 4. KiT'ler Komisyonu

5. Sürekli Mesleki Eğitim Komisyonu

6. Sosyal Çalışmalar Komisyonu 7. SMM Komisyonu 8. Yayın Komisyonu

İzmir Şubesi:

1. Enerji Komisyonu 2. Konferanslar ve Panelleri

Hazırlama Komisyonu 3. Sosyal Çalışmalar Komisyonu 4. OMDU Komisyonu 5. Kalite Belgesi ve Bilirkişi

Komisyonu 6. Kütüphane Komisyonu 7. Mali Konular Komisyonu

Ankara Şubesi:

1. Nükleer Enerji Komisyonu 2. Elektroteknik Ekipman

Sanayii Komisyonu 3. Tip Proje Komisyonu 4. Elektronik Sanayii

Komisyonu 5. Kalite Belgesi Komisyonu 6. OMDU Komisyonu 7. KİT Komisyonu 8. Meslek İçi Teknik Eğitim

Seminerleri Komisyonu 9. öğrencilerle İlişkiler

Komisyonu 10. Ulaşım Komisyonu 11. Sosyal Çalışmalar Komisyonu

TMMOB Danışma kurula toplandı

TMMOB yönetimi ile Odaların Merkez ve Şube Yönetim Kurul larının katıldığı, dönemin II. Danışma Kurulu 18 Mart 1978 günü toplandı. Toplantıda geç miş çalışmalar gözden geçirile rek sorunlar irdelendi, önümüz deki dönem için öneriler geliş tirildi.

TÜTED Ankara Şubesi Genel Kurulu yapıldı

TÜTED Ankara Şubesi Genel Kuru lu 26 Mart 1978 günü binin üs tünde üyenin katılımıyla top landı. Teknik elemanların ör gütlenme ve ekonomik, demokra tik sorunlarının yoğun biçimde tartışıldığı Genel Kurulda ye ni Yönetim Kurulu şu şekilde oluştu:

Başkanlığa Namık Kemal Dölene ken, Yazmanlığa Samih Özgen, Saymanlığa Hülya Kumbasar, üyeliklere de Ali Çağlar, Coş kun Gönültaş, Necdet Okan, Mustafa Turan seçildiler.

Odamız DEK Türk Milli Komitesi Yönetim Kuruluna yeniden seçildi

petrol

Dünya Enerji Konferansı Türk Milli Komitesinin Genel Kurulu 13 Mart 1978 günü Türkiye Pet rolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Saat 15.00'de başla yan Genel Kurul toplantısında Divan Başkanlığına Mehmet Er demi r, Başkan yardımcılığına Ahmet Akçael, yazmanlıklara da

TÜMÖÖ Genel Kurulu yapıldı

Tüm öğretim üyaleri Derneği'nin

Genel Kurulu 25 «hırt 1978 gûaS

toplandı. Mekina MUhondisieri •

Odası .toplantı salonunda yapı

lan Genel Kurulda yeni îönatim

Kurulu ve görev bölümü şu te

kildedir.

/

.• • ^

Prof.Dr.Nuri Karacan, îü (Ge nel Başkan), Dr.Gür«l TüzUn, ODTÜ (Genel Yazman), Dr.Sezgin TÜzün, Et) (Genel Sayman), Dr.Ercan Eyüboğlu, HÜ (üye). Dr.Kemali Saybaşılı, ODTÜ (% Dr.Oğuz Feyzioğlu, AÎTİA (üye)* Dr.Kemalettin Akalın, Denene Yüksek öğretmen Okulu Eski Müdürü (Üye).

1 Mayıs kutlanıyor

Aralarında TMMOB'nin de" b dugu 48 demokratik kuruluş 4 Kartta DİSK merkezinde bir toplantı yaptı. 1 Mayıs îşçi Bayramının kutlanması ile il gili hazırlıkların gözden ge çirildiği toplantıda bir konuş ma yapan DİSK Genel Sekreteri, 1 Mayıs törenlerinin geçmişte yapılan törenlere oranla daha görkemli olması için çalışma ların yoğunlaştırılacağını söyledi.

Müjgan Şen ile Berrin Kaçar seçildiler. Genel Kurulun, ça lışma raporunun özetlenmesine ilişkin kararından sonra, sek reter üye Oktay Apaydın, 19/23 Eylül 1977 günleri İstanbul'da toplanan 10.Dünya Enerji Kon feransı çalışmalarına ağırlık lı biçimde değinerek çalışma raporunu özetledi. Milli Komi tenin bir mekân sahibi olması gereği için Genel Kurulun ka rar almasını Yönetim Kurulunun dileği olarak Genel Kurula sundu. Çalışma raporu üzerinde söz alan Genel Kurul üyeleri Yönetim Kurulunun çalışmaları nın olumlu olduğunu belirterek Milli Komiteye bir mekan sağ lanması için Yönetim Kurulunun yaptığı öneriyi olumlu karşı ladıklarını bildirdiler.

Yönetim ve Denetim Kurullarının aklanmasından sonra Ankara Va liliğinden alınan bilgi üzeri ne hukuki işlemlerini tamamla mış olan Güneş Enerjisi ve Nükleer Enerji Kurumlarının Milli Komiteye üyelik sıfatla rının düşmüş olduğu Genel Ku rulun bilgisine sunuldu ve ödentilerini ödemeyen Ege Üni versitesi ile Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akade misine üç aylık bir ödeme sü resi tanınması kararlaştırıl dı.

Milli Komiteye bir daire satın alınmasının kararlaştırılmasın dan sonra seçimlere geçildi^ Yapılan seçimler sonunda Yöne tim ve Denetim Kurulları şöy le oluştu:

Yönetim Kurulu; Elektrik Mühendisleri Odası 29 oy. Enerji ve Tabii Kaynaklar Ba kanlığı 26 oy. Türkiye Elektrik Kurumu 22 oy. Ziraat Mühendisleri Odası 21 oy. Ali Galip Mutdoğan 21 oy. Türkiye Kömür İşletmeleri 19 oy. Elektrik işleri Etüd İdaresi 14 oy.

Denetim Kurulu; Maden Tetkik ve Arama Enstitü sü 21 oy. Müjgan Şen 20 oy. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 16 oy.

Üretimi de tüketimi de dışa bağımlılığıo aracı olmaktan çıkarılmalıdır

TMMOB Petrol Mühendisleri Oda sı tarafından yayınlanan bildi ride, petrol yasasının bir an önce değiştirilerek yabancı şirketlerin Türkiye'de petrol aramalarının yasaklanması ge rektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 1978 yılında ham petrol ve petrol ürünleri için 1.8 milyar dolar gerektiği he saplanmaktadır. Bilindiği gibi, 1977'de ithal edilen petrolün bedelinin ödenmemesi yüzünden petrol ihracatçısı ülkeler, Türkiye'ye yaptıkları satışla rı durdurmuşlar, borçlar öden meden yeni satış yapılamayaca ğını belirtmişlerdir. Bu, 1978 y ı l ı içinde petrol ihracatı için 2 milyar dolar düzeyinde ödeme yapılması gerekeceği an lamına gelmekte; Türkiye'nin döviz gelirleri düşünüldüğünde, ödemelerin zamanında yapılması bir yana, petrol borçlarının giderek artacağı ortaya çıkmak tadır.

Petrol açısından dışa bağımlı lığı azaltmak için Petrol Mi hendisleri Odasınca alınması gerekli görülen önlemler şöyle sıralanmıştır:

• Petrolün yakıt olarak tüke timi kısıtlanmalı, bazı alan larda yasaklanmalıdır.

• Dev petrol ve otomotiv tekel lerinin sömürüsünü arttırma ya yönelik ulaşım politikası na son verilerek ülke çıkar larına uygun k i t l e taşımacı lığına ağırlık verilmelidir.

• Devlet eliyle toplu konut ya pımı sağlanmalı, merkezî ı s ı t maya önem verilmelidir. Bina larda ı s ı kaybının azaltılma sı sağlanmalıdır.

• Enerji üretiminde ülke kay naklarından yararlanılmalı dır.

• Ülke içinde petrol arama, ç ı karma ve işleme devlet tara fından yapılmalıdır.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 254 255 58

v.

£• i'. "

ODTü'de toplusözleşme imzalandı

Bilindiği gibi uzunca bir süre önce Sosyal lş Sendikası i l e ODTÜ yönetimi arasında çıkan uyuşmazlık sonucu, işkolunda grev yasağı olması nedeniyle konu İl Hakem Kurulu'na g i t mişti. 31 Ocak 1978 tarihinde ti Hakem Kurulu'ndan çıkan so nucu y e t e r l i bulmayan Sosyal lş 'in çağrısını ODTÜ yönetimi olumlu karşıladı. Görüşmelerde, ti Hakem Kurulu'nan kararların dan daha i l e r i kazanımlar sağ landı ve toplu iş sözleşmesi 22 Hart 1978 günü imzalandı. ,

İşsizlik oranı

1977 de

% 13,33 e ulaştı

OECD kaynaklarına dayandırılan araştırmalara göre Türkiye'de işsizlik oranı 1977 yılında % 13.33'ü bularak dünyada bi rinci sırayı almıştır. Aşağıda ki çizelgede kimi ülkelerde 1977 y ı l ı içinde saptanan i ş

TSE genel kurulunda yönetmelik değişiklikleri

Danıştayda dordornlda

Bilindiği gibi, Türk Standart l a r ı Enstitüsü'nün 1976'da ya pılan Genel Kurulu, TMMOB dele gelerinin açtıkları dava sonu cu Danıştayca usulsüz buluna rak iptal edilmişti. 3 Ocak 1978'de yinelenen Genel Kurul da bu kez Organlar Yönetmeliği gene usulsüz olarak d e ğ i ş t i r i l d i . TMMOB delegelerinin başvu rusuyla davayı ele alan Danış tay 12.Dairesi, 15.3.1978 ta rihinde yürütmenin durdurulma sına karar vermiş bulunuyor.

gücü fazlalığı oranları veril mektedir.

İşsizlik Oranı 1977 (%)

Türkiye İrlanda Kanada Danimarka ABD

İtalya Finlandiya İngiltere Avustralya Yeni Zelanda F.Almanya Japonya Avusturya İsveç

13,33 12,70

7,90 7,00 6,90 6,80 5,80 5,60 5,20 5,20 4,10 1,80

1,3 1.3

DPT araştırmalarına göre de i ş s i z l i k sorunu açık i ş s i z sayı sının 2 milyonu aşması i l e önemli boyutlara varmıştır.

DPT araştırmalarına dayanarak MESS (Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası)'in yayınladığı yazı da 1962 ve 1977 y ı l ı v e r i l e r i i l e işgücü arzı ve işgücüne ka tılma oranları karşılaştırıl makta ve toplam işgücüne k a t ı l ma oranındaki azalmanın ekono mik ve politik başarısızlıkla ra karşın işsizlik baskısını azalttığı belirtilmektedir. DPT'nin verilerine göre 41 64 yaş grubunu oluşturan nüfus 1962 yılında 17 milyon 69 bin kişiden 1977'de 24 milyon 655 bin kişiye çıkarken (% 45 ar t ı ş ) işgücü arzı % 22 a r t ı ş l a 13 milyon 663'den 16 milyon 691'e yükselmiştir. Buna göre 1962'de % 80 olan işgücüne ka tılma oranı 1977'de % 68'e düşmüştür. Bu düşmenin neden leri arasında eğitim olanakla rının artması, yurt dışına gön derilen işçilerin gelirlerinde ki a r t ı ş ve kır kent işgücü göçleri gösterilmektedir.

Türk Lirasının değeri %32,5 düşürüldü

Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Lirasının değeri ABD dolarına göre 7. 29,9; Federal Almanya markına göre Z 33,72; Sterline göre % 31,84 düşürüldü.

Uzun süredir beklenen, Uluslar arası Para Fonu (IMF) kredisi, dış ticaret açığı, yurt dışın daki işçilerimizin yurda gönder dikleri paradaki azalma gibi konularda sık sık sözü edilen devalüasyon 1 Mart 1978 t a r i hinde duyuruldu.

Cumhuriyet kurulduğundan beri 1946, 1958, 1970 yıllarında bü yük oranlarda devalüasyonlar (sırasıyla % 112, % 221, % 66), 1974 1977 arasında ise bir dizi küçük devalüasyon (toplam % 42) yapılacak dış ticaret açığımız küçültv'.meye, uluslararası kay naklardan kredi temin etmeye ç a l ı ş ı l d ı . 1946 yılında 1,32 TL olan ABD doları, 19 78 Mart'ında 25 TL'ye yükseldi. Buna karşı lık dış ticaret açığımız 1947' de 21 milyon dolar iken 1958'de 67, 1959'da 116, 1970'de 359, 1971'de 494, 1972'de 677, 1973' de 769 milyon dolara ç ı k t ı . 1974'den sonra 1 milyar doların üzerine çıkan açık 1977 yılında 3 milyar 750 milyon dolara ulaştı. Böylelikle 32 yıl için de Türk Lirasının ABD doları karşısındaki değeri 19'da bire inerken dış ticaret açığı da 179 katına ç ı k t ı .

1978 devalüasyonu öncesi ve sonrasında ise gerekçe olarak daha çok IMF kredisi söylenti l e r i egemen oldu. İkinci bir neden olarak da yurt dışındaki işçilerin yurda gönderdiği dö vizdeki azalma gösteriliyordu. Alınan bu önlem üzerine bir yıldır almamıyan kredilerde, açılamıyan akreditiflerde ge lişme olup olmayacağı, ekonomi mizin nasıl etkileneceği yakın gelecekte belirlenecektir.

EKONOMİDEKİ SON GELİŞMELER ÜZERİNE...

Kapitalizmin çözümsüzlüğünden kaynaklanan bunalımların yükü işçi ve emekçi kitlelerin sır tına yüklenirken artan saldırı, cinayet ve katliamlarla toplum sal muhalefet susturulmaya ça lışılıyor.

Son olarak IMF (Uluslararası Para Fonu) ile kredi için gö rüşmelere başlanmadan önce, ülke ekonomisine getirilen ye ni düzenlemelerin ve alınan önlemlerin, gerçekte IMF'nin istekleriyle çakıştığı bilin mekte.

"ÖNLEM"LER KÎME NE GETİRİYOR ?

Öncelikle "savurganlığı önleme" adına; dış seyahatlerde kısıt lamalar, kredili ithalat kap samının d a r a l t ı l m a s ı , DÇM ve kabul kredilerinde kur garan tisinin kaldırılması gibi yıl l a r d ı r denenmiş, e t k i s i z önlem lere başvuruldu. Bunların ar dından; yeni vergiler, ücret l e r i n dondurulması, faiz oran l a r ı n ı n yükseltilmesi ve yük sek oranda b i r devalüasyonun gümdemde olduğu da saklanamı yordu.

Daha önce y a t ı r ı m l a r ı n payı dü şük olduğu için e l e ş t i r i l e n , ülkede i ş s i z l i ğ i n daha da a r t masına neden olacak MC i k t i d a r ı n ı n dar bütçesi hemen hemen aynen kabul e d i l d i . Kalkınma hızının düşük tutulması emper yalizmin dayatması sonucu i d i . Küçük ü r e t i c i l e r aleyhine b i r kararla faiz oranlarının % 20' ye yükseltilmesi, hem de küçük tasarrufların özendirilerek

büyük sermaye yararına sunul masını sağlayacaktı. Sözde ka mu işletmelerinin a ç ı k l a r ı n ı kapatmak için demir, çimento, kağıt gibi temel maddelere zam y a p ı l d ı . Ancak, zamların halka yansımaması için hiçbir e t k i l i önlem alınmamış; "yüksek fiyat la mal satanların hapsedilece ği" yolunda demeç vermekle ye t i n i l m i ş t i . Bu durumda zamlar, devlet olanaklarının tekelci sermayeye daha geniş olarak ak tarılmasından başka işe yara mayacaktı.

Beklendiği gibi, 1 Mart 1978 günü % 30 oranındaki devalüas yon açıklandı. Oysa, üretim ya p ı s ı değişmedikçe, devalüasyon yapılarak ihracatın artırılama yacağı, dışa bağımlı yapısı ne deniyle sanayiin girdi ithalini sürdüreceği, maliyet a r t ı ş l a r ı nın ürün f i y a t l a r ı n a yansıyaca ğı bilinen gerçeklerdi.

GEÇİCİ DÖVİZ RAHATLIĞI ULUSAL BAĞIMSIZLIKTAN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR

Bu h a z ı r l ı k l a r ı n tamamlanmasın dan sonra, Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve DPT uzmanla rından oluşan bir teknik ekip IMF y e t k i l i l e r i i l e görüşmek üzere Washington'a uçtu. Gö rüşmeler doğal olarak kısa sür dü. Gazeteler bu k ı s a l ı ğ ı n r e kor düzeyde olduğunu yazdı. Dış finansman kaynakları yönün den Türkiye gibi kötü durumda olan ülkelerden Peru'nun, IMF' nin i s t e k l e r i n i kabule yanaş madığı i ç i n , bir buçuk y ı l d ı r anlaşmaya varamadığı; Türkiye i l e aynı tarihlerde görüşmele re başlayan Portekiz Hükümeti

nin ise ülkede s e r t ekonomik önlemlere başvurduğu da gazete lerde yeralan haberler arasın da. Teknik ekibin hazırladığı "niyet mektubu" Maliye Bakanı ve IMF y e t k i l i l e r i tarafından imzalandı. "Stand by" anlaşma sının yürürlüğe girmesiyle IMF' den iki y ı l içinde alınacak 450 milyon dolar tutarında kre di sembolik anlamda. Ünlü deyi miyle "IMF'nin yaktığı yeşil ışık", diğer uluslararası fi nans kuruluşlarına, Türkiye'nin kredi v e r i l e b i l i r bir ülke ol duğunu ilan ediyor. Gerçekten de anlaşmayı izleyen günlerde Dünya Bankasından i t h a l a t f i nansmanı ve proje kredisi ol mak üzere toplam 350 milyon dolar kredi isteminde bulunul du ABD kökenli Citicorp i l e Federal Almanya kökenli Dresdner Bank öncülüğünde oluşturulacak b i r konsorsiyumun, yakın vadeli borçları erteleyerek yeni kredi olanakları tanıması söz konusu. Ayrıca OECD bünyesindeki bir başka konsorsiyumla da kredi görüşmeleri sürüyor.

Daha ilk görüşmelerden önce An kara'da bulunan Avrupa Parla mentosu Sosyalist Grup Başkanı Fellermayer'in "Türkiye AET i l i ş k i l e r i IMF i l e i l i ş k i l e r den soyutlanamaz. IMF i l e an laşma sağlanırsa Avrupa Parla mentosu da Türkiye'yi destekle yecektir" yolundaki sözleri h a t ı r l a r d a . Basında " t a r i h i n en büyük bağımlılık anlaşması1' olarak nitelenen ve ülke ekono misinin her üç ayda b i r IMF ta rafından denetlenmesi koşulunu taşıyan anlaşma, kuşkusuz döviz darboğazına geçici çözümler ge tirecek. Dış ödemeler dengesin de g i t t i k ç e büyüyen açık,yapı sal b i r sorun; emperyalizme ba ğımlı çarpık kapitalistleşme den, sanayiin i t h a l a t a dayalı, montajcı yapısından kaynakla nıyor.

DEVLET KESESİNDEN BÜYÜK SERMAYEYE AKAN MİLYARLAR

İ ş ç i ve emekçi k i t l e l e r artan hayat pahalılığı altında ezi lirken, büyük burjuvazinin, t e kellerin istekleri bitmek b i l miyor. Maliye Bakanlığı, geçen y ı l döviz transferi yapılamayı şı nedeniyle, kredili ithalata başvuran sanayicilerden, deva lüasyondan doğan kur farkları nı ödemelerini istedi. 13 20 milyar lirayı bulan fark, büt çeye ağır bir yük getiriyordu.

Seçim konuşmaları anti tekel sloganlar içeren MHP Genel Baş kanı, bu isteği "ülke ekonomi si için endişe verici" bulduğu nu açıklamakta gecikmedi. Oto motiv Sanayicileri Derneği ve Elektronik Cihaz İmalatçılar Derneği ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda istenen bu far kın "sanayii yıkacak bir tür yeni vergi olduğunu ve adeta üretimi sürdürdüğü için sana yiciyi cezalandırdığını" ileri sürdüler. Bu arada sermaye ba sını da yoğun saldırısıyla du rumu "makabline şamil" görül memiş bir uygulama olarak nite lendiriyordu. Bu farkın öden mesi halinde; ya fabrikaların kapanarak binlerce işçinin iş siz kalacağı yada farkın "zo runlu olarak" fiyatlara yansı tılmasıyla enflasyonun hızla nacağına dikkatleri çekerek halkın çıkarlarını korumak için birbiriyle yarışan sanayici lerden iktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ertuğrul Soysal "Bizi öldürürseniz Türkiye yoktur, sonuna kadar direneceğiz" di yordu.

Bilindiği gibi, kredili itha lat büyük çapta döviz kaçakçı lığına neden olmuş; karaborsa dan, serbest piyasadan topla dıkları dövizlerle ithalat ya pan sanayiciler, bunu gizlemek için kredili ithalat gibi gös termiş, zorunlu olarak Türk Li rası karşılığını Merkez Banka sına yatırdıklarından "çift ödeme" durumunu yaratmışlardı. Maliye Bakanı, sanayicilerle yaptığı görüşmede "bu uygulama nın çift ödeme durumundaki ki şilerin döviz transferi işlem lerinden vazgeçmesini, dolayı sıyla kısıtlı döviz olanakları nın gerçek ihtiyaç sahiplerine tahsisini sağlayacağını" be lirttiyse de fazla direnmesi mümkün olmadı. İlgili tebliğin iptali için Danıştayda dava açılmıştı. Bu baskılar sonucu; ödeme süresinin 3 aydan 10 aya çıkarılması ve bu ödemenin mas raf gösterilerek vergiden dü şülmesinin kabulü, farkın fi yatlara yansımasına yolaçacak geri bir adım olarak niteleni yor.

GERİ ADIMLARDAN MEMNUN KALANLAR

Bir başka geri adım ise demir çeliğin ithali konusunda ger çekleşti. Demir ve çeliğin dev let eliyle ithal edileceğine ilişkin kararname, örgütlemede

doğan güçlükler ve ithalatçıla rın baskıları sonucu, "sanayi cinin kendi ihtiyacı için ol mak kaydıyla" yeniden özel ke simin ithalatına izin verecek biçimde değiştirildi. Bu durum da, sanayicilerin tahsis belge lerini "mutemet"leri eliyle kullanacakları, mutemetlerin ise ihtiyaçtan fazla ithalat yaparak piyasaya sürecekleri, karaborsanın önlenemeyeceği be lirtilmekte.

Öte yandan büyük burjuvazinin tekelleşme eğilimleri, taksit li satışlarda yapılan yeni dü zenleme ile bir kez daha su yü züne çıktı. 1 Şubat 1978'de yü rürlüğe girmiş olan tebliğde yapılan değişiklikler, faiz oranını % 20'den Z 30'a çıka rırken, peşin miktarını da % 10 20'den % 40'a yükseltiyor, ayrıca eşit taksitler koşulunu da kaldırıyor. Çoğunlukla üc retlilerin yararlandığı taksit li satışların bu olumsuz koşul larla tüketimi kısıp "kemerle ri sıkmaya" yardımcı olur, kü çük tüccarı da yıkıma götürür ken büyük sanayi kuruluşlarının kendi dağıtım şirketleri pek de etkilenmeyecekler.

"VERGİ ADALETİ" YADA KAZANILAN HAKLARIN GERÎ ALINMASI

Sözde vergi adaleti sağlamak savıyla hazırlanan vergi tasa rısı ise; kıdem tazminatının bir bölümünün vergilendirilme si, ücret tanımının değiştiri lerek prim, sosyal yardım ve •. benzeri yan ödemelerin vergi kapsamına alınması yani ücret lerin birleştirilerek vergilen dirilmesi, ücretlilere bu yıl yalnız özel indirim uygulanma sı gibi hükümler getiriyordu. Yüksek Planlama Kurulunda görü şülmesi sırasında DPT uzmanla rı; "tasarının sosyal adaleti sağlamaktan çok kamu gelirle rini artırıcı yönde olması, toplu sözleşmelerle kazanılmış hakları geri alıcı nitelik ta şıması, gelir vergisinin ücret liler dışındaki yükümlüleri için etkin önlemler getirmeyi şi" nedeniyle karşı çıktılar. Serbest meslek sahipleri mas rafları kazançtan düşüldükten sonra vergilendirilirken ücret lerin birleştirilerek vergilen dirilmesi, özel indirim ve ver gi dilimlerinin yeniden düzen lemesiyle tanınan olanakları geri almakta idi. DPT'nin öne risiyle; en az geçim indirimi

nin özel indirim biçiminde yal nızca ücretlilere uygulanması ve özel indirimin asgari ücret düzeyine çıkarılması kabul edildi, yasa 1979'da değil, meclislerden geçtiği tarihte yürürlüğe girecek. Sendikalar ve demokratik örgütlerin zaten yıllardır mücadele alanında olan bir istemi gerçekleştire cek olan tasarının henüz TBMM gündemine alınmadığı da gözönün de tutulmalı.

Tüm bu gelişmeler, veni iktida rın bir başka güncel girişimi olan madenlerin devletleştiril mesi konusunda da; ilerici gö rünürlü bu uygulamadan, egemen güçlerin yararlanacağı kaygısı nı uyandırıyor. EMO Ankara Şu besi Yönetim Kurulu, diğer say falarda yer alan mektubunda, genel kurulunun "madenlerin devletleştirilmesi" yolundaki istemiyle birlikte, bu kuşkula rını da Enerji ve Tabii Kaynak lar Bakanlığına iletti.

KİME DAYANARAK KİME HİZMET ?

İşçi ve emekçilerin oylarıyla iktidara gelen CHP, geniş yı ğınlara verdiği sözleri tutmak için pek de çaba harcamazken, gerici güçlerin dillerine dola dıkları "devletin saygınlığını koruma" uğruna yapılanlar şa şırtıcı oluyor. 16 Mart günü İstanbul Üniversitesi önünde altı öğrencinin ölümü ve pek çoğunun da yaralanmasıyla so nuçlanan katliamı ve tüm fa şist saldırıları protesto ama cıyla DİSK öncülüğünde tüm de mokratik örgüt ve kuruluşların da katılımıyla 20 Mart günü "Faşizme İhtar" eylemi ger çekleştirildi. Örgütlü gücün başarısının görkemli bir biçim de simgeleyen bu kitlesel eyle mi, CHP iktidarı hükümete kar şıymış gibi yorumlayarak sert bir dille karşı çıktı. Oysa ey lem faşizme ihtar, hükümete ise uyarı anlamını taşıyordu. Daha sonraki günlerde. DİSK yöneti cileri hakkında soruşturma açıldı, demokratik kitle örgüt lerine tehditler yöneltildi, kurumlarda bu örgütlerin üye lerine karşı soruşturma hazır lıkları yürütüldü.

Tüm bu gelişmeler bağımsızlık, demokrasi mücadelesinde kaza nılmış mevzilerin korunması ve genişletilmesinin her zamankin den fazla gündemde olduğunu gösteriyor.