Elektrik Mühendisliği · Sayı 254-255 · Şubat-Mart 1978

24. GENEL KURUL

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme

Yıl
1978
Sayfa
12
Okuma süresi
37 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • EMO Genel Kurul
  • Aybars Ungan
  • Türkiye Elektrik Kurumu
  • enerji yetersizliği
  • Milliyetçi Cephe
  • Keban Hidroelektrik Santralı

Özet

EMO Başkanı Aybars Ungan'ın 24. Genel Kurul açış konuşmasında, dönemin siyasi baskı ortamı değerlendirilerek Türkiye'nin elektrik enerjisi yetersizliği, yatırım gecikmeleri, hidroelektrik ve linyit potansiyelinin değerlendirilememesi ile ayrıcalıklı şirketler sorunu ele alınmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

AYBARS UNGAN'IN

2 4 . GENEL KURUL AÇIŞ KONUŞMASI

ODAMıZ 24,MERKEZ GENEL KURULU

24 26 ŞUBAT 1978 GÜNLERI ANKARA'DA

IMAR VE ISKÂN BAKANLıĞı TOPLANTı SALONUNDA YAPıLDı ÜLKE VE MESLEK SORUNLARıNıN TARTıŞıLDıĞı/ YENI YÖNETICILERIN BELIRLENDIĞI

GENEL KURUL ÇALıŞMALARıNA ILIŞKIN HA3ERLERI YAPıLAN KONUŞMALARı, ALıNAN KARARLARı AYRıNTıLı OLARAK VERIYORUZ

Ungan: "teknik elemanların politikadan uzak durmaları yolundaki telkinleri anlaşılabilir bulmuyoruz"

Odamız, faşist saldırganlığın alabildiâine tırmandırıldığı, halkımız üzerinde faşizm teh ditlerinin estirildiği koşul larda bir çalışma dönemini da ha tamamlamış bulunuyor. Geri ci güçler, iktidardan uzaklaş manın verdiği hırçınlıkla, bu gün de terörü sürdürerek var lıklarını kanıtlamak çabası içindedirler.

Kurulduğu günden iktidardan düşünceye dek geçen süre için de, Milliyetçi Cephe Koalisyon larının, egemen sınıfların çı karları doğrultusunda adım adım uyguladığı program, geri Türkiye kapitalizminin yapısal bunalımlarından kaynaklanmak taydı. Emperyalizmin etki ve denetim ağı içinde bulunan tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye' de de, ekonomik ve toplumsal gerilikten kurtulma yönündeki gelişmeyle, sömürüyü her ne pa hasına olursa olsun sürdürmeye çalışan egemen sınıflar arasın da giderek derinleşen karşıt lığın acıları yaşandı. Emper yalist kapitalist sistemin sö mürü ağını kıramamış geri ül kelerin, kapitalizmin yapısın da varolan bunalımları daha da derinden duyması doğaldır. An cak, sermayenin çözümsüzlüğünü simgeleyen milliyetçi cephe, bu bunalımlara karşı yükselen toplumsal muhalefeti gerilete bilmenin çaresini, ileri boyut lara vardırdığı politik baskı lara başvurmakta bulmuş, bir yandan da sömürü ve talanı kat merleştirmiştir. Çözümsüzlük ve bunalımın suçlusu sermaye dir, ama yükünü emekçi yığın lar taşımaktadır.

Geçtiğimiz dönemde birleşik sermaye cephesinin MC eliyle uyguladığı saldırı, öncelikle ve özellikle toplumun örgütlü

kesimlerini hedef aldı. Eaşta işçi sınıfı olmak, üzere emek çilerin demokratik örgütlerine sistemli saldırılar düzenlendi; aralarında TMMOB'nin de bulun duğu birçok demokratik kurulu şun binaları defalarca kurşun landı, bombalandı. MC'nin son dönemde uyguladıöı planın özel liği, tüm devlet kuruluşları ve eğitim kurumlarının işgal edil mesinin yanısıra, faşist çete ler eliyle yürüttüğü toplu im ha girişimleri ve /demokratik kuruluşların binalarının sürek li tahrip edilmesidir. Bu dö nem, eskisinden de yoğun olarak işçi, öğretmen, memur, öğrenci, öğretim üyesi ve teknik eleman lara yöneltilen fiili saldırı ların ve acımasız tertiplerin alabildiğine arttığı, siyasal cinayetlerin haber olmaktan çıktığı, ilerici demokrat kişi lerin evlerinde pervasızca kur şunlandığı bir dönem oldu. Yüzbinlerce emekçinin büyük coşkuyla kutladığı 1 Mayıs îşçi Bayramında meydana gelen olay lar ise, kana susamış emek düşmanı sermayenin çirkin yü zünü en belirgin biçimde açığa vuran bir kanıttır. Bu olaylar, sermayenin kendi koyduğu kural ları bile, doğrudan yada dolay lı denetimi altında tuttuğu gizli ve açık araçlarıyla çiğ nemekten çekinmeyen yasa tanı maz tutumunun da yadsınamaz göstergesi olmuştur.

Tüm bunlara karşın emekçi yı ğınların düzene yönelen muhale feti geriletilemedi, faşizme karşı verilen kararlı mücadele engellenemedi. Faşist baskıla ra ve hayat pahalılığına karşı ülke düzeyinde yaygmlaştırılan demokratik eylemlerde, Odamız da kitlesiyle yer aldı.

Odamız, ekonomik demokratik mü cadelesinin yanısıra, onun baş lıca bileşenlerinden olan uz manlık çalışmalarına da gere ken önemi ve yeri verme çabası içinde olmuştur. TMMOB genelin de yürütülen çalışmalarda yü kümlülüklerini yerine getiren Odamız başta enerji olmak üze re, ayrıcalıklı şirketler, uluslararası düzeydeki ilişki ler konularında, ayrıca üyesi bulunduğu Dünya Enerji Konfe ransı Türk Milli Komitesinde çalışma ve girişimlerini geliş tirmiş; aylık yayın organımız da özgün konulara ağırlık ver miş, basın ve TRT için program la belirlenmiş görüşler hazır

lamıştır. Örgütsel işleyişe ilişkin olarak, kurullararası ortak çalışmalar ve örgüt bi rimleri arasındaki ilişkilerde verimlilik ve uyum sağlanması na özen gösterilmiştir. Odamız için aynı zamanda maddi dayanak oluşturan ve önemli mesleki ça lışmalarımız arasında yeralan kalite belgesi konusunda, MC iktidarı döneminde getirilen engellerin aşılması da önem ta şımaktadır.

Odamızda ilerici yönetimlerin işbaşına gelmesinden bu yana, uzmanlık konuları arasında özellikle enerji konusuna ağır lık verilmiş, bir anlamda ver mek zorunda kalınmıştır. Enerji konusunda belirlenen kısa ve uzun vadeli önerileri, geçmiş iktidarlar her ne kadar buna lımları kabullenmişlerse de gözönüne almamışlar, hatta kar şı çıkmışlardır. Bu nedenle bu rada, soruna ilişkin olarak önemli bazı noktalar üzerinde kısaca durmak istiyorum.

1977 yılında ülkemizde 21 mil yar kWh dolayında elektrik enerjisi tüketilmiştir. Kişi başına düşen tüketim miktarı 460 küh'tır. Bu değer komşula rınıza oranla, örneğin Yuna nistan'dan 3,5/ Bulgaristan' dan 7 kat daha küçüktür. Ayrı ca yine bu ülkelere oranla, kişi başına enerji tüketim de ğerinin artışı da küçüktür. Bir yüzyılın dörtte üçlük sü resinde ülke nüfusunun ancak yüzde ellisine elektrik götü rülmüştür. Planlı denilen döne min başladıöı yıllarda, elek trikli yer nüfusunun toplam nü fusa oranı yüzde otuzdört ol duğu düşünülürse elektriklen dirme işinin nasıl bir tempoy la geliştiği anlaşılır.

1971'de ilk belirtileri görülen enerji yetersizliği her yıl gi derek büyümüş ve 1977'de ol dukça önemli boyutlara varmış tır. İvedi ve etkili önlemler alınmadığı sürece enerji açığı nın geometrik bir biçimde büyü yeceği söylenebilir. 1975' den 1977'ye dek yetersizliğin 4 kat arttığı görülmektedir.

Ülkemiz elektrik enerjisi üre timi için gerekli doğal kaynak lara sahiptir. Geçmiş araştır malarla ekonomik su potansiye linin 75 milyar kwh olduğu sap tanmıştır. Odamızın düzenledi

ği son Teknik Kongrede ise, yeni verilerle yapılacak bir değerlendirme sonucunun bu sa yının üzerinde olacağı açıklan mıştır. Ancak bugün için yarar lanma oranı çok düşüktür. Plan lamalarda bu oranın 1985'de yüzde otuzbeşe ulaşması öngö rülmüş ise de, gerçekleşmesi olanaklı görünmemektedir. Baş lamış yatırımların geliştiril mesi açısından, Keban Hidro elektrik Santralında yerleri hazır olan ikinci grup 4 ünite nin en kısa zamanda devreye alınması, Hasan Uğurlu Hidro elektrik Santralında 1979 so nundan önce iki ünitenin dev reye alınması ve iki grubun da ha eklenmesi çalışmalarına bir an önce geçilmesi gerekmekte dir. Yatırım değerleri büyük olmakla birlikte, su santralla rında, üretim maliyeti düşük tür/ örneğin fuel oil santral larına göre 4, gaz türbinlerine göre 10 kat daha ucuzdur. Böy lece, yakıt sağlanması bakımın dan da büyük güçlükler yaratan pahalı üretim modellerinin ter kedilmesi gereği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Kömür kaynağı açısından da ül kemiz önemli rezervlere sahip tir. Ancak linyitten ne ısıtma da ne de elektrik enerjisi üre timinde yeterince yararlanılmak tadır. Linyitin elektrik ener jisi üretimindeki payı son yıl larda ancak yüzde onaltıya ula şabilmiştir. Çünkü kömür yatak larımızın önemli bir bölümü özel kesimin elinde bulunmakta ve kâr amacına yönelik verimsiz yöntemlerle çalıştırılmaktadır. Bu nedenle sağlıklı envanter çalışmaları yapılamamakta, santral yöreleri ve zamanları doğru saptanamamaktadır.

Taşkömürü ve petrol, ülkemizde, saptanabilen rezervleri en az olan kaynaklardır. 1960'larda petrole dayalı üretim çok az ken, 1970'lerden sonra büyük değerlere ulaşılmıştır. Petro le ödenen döviz, ihracat gelir lerimizin neredeyse tamamını yutacak düzeydedir, öte yandan, yüksek değerli bir enerji kay nağı olan taş kömüründen, elektrik enerjisi üretiminde değil, sanayide yararlanmak zorunluğu vardır.

Elektrik enerjisi yetersizliği nin başlıca nedenleri arasında, yatırımların gecikmesi de var dır. Bir genel enerji envante

ri yapılnadir ından, yatırımlar da daöınıklık meydana gelmekte ve zamanında başTanamamaktadır. Daha da genelde birincil kay nak, üretim tesisleri ve tüke tim alanlarını, bütünselliği içinde ele alan bir plan anla yışı yoktur. En başta üretimi denetleyebilmek için, tüm ener ji kaynaklarının kamulaştırıl ması, ısı potansiyeli ve lin yite öncelik tanınması gerek mektedir. Nükleer enerjinin zamansız gündeme getirilmesi, doğal kaynaklar konusunu ikinci plana iten bir gelişme göster miştir. Öte yandan, ulusal pet rol politikası önünde büyük bir engel oluşturan Uluslararası Enerji Ajansından çıkılması zo runluğu ciddiyetini korumakta dır. Üretimi etkileyen faktör ler arasında ağır elektroteknik makina ve aygıt sorunu da yer tutmaktadır. Santrallarm yapı mında ortaya çıkan gecikmeler sonunda bu tür ekipmana ödenen aöviz miktarı 3 4 katına çıka bilmektedir. Elektroteknik sa nayiinin devlet eliyle kurulma sı yönünde, şimdiden adım atıl masında zorunluk vardır.

Sanayileşmenin, ülkemizin temel sorunu olduğu ve ekonomik ya pıyla ilintisi bilinmektedir. Ancak bugünkü koşullarla da ol sa, enerji kayıplarını azaltmak ve bölgesel dengesizlikleri azaltabilmek amacıyla,. sanayi kuruluşlarının, enerji üretim merkezleri yanında kurulması çareleri aranmalıdır. Ayrıca, yine mevcut koşullarla bağımlı bir veri olan teşvik belgesi uygulamasıyla elektrik enerjisi istemi arasında, anarşik biçim de artan talebi denetlemek ve belirlemek amacıyla ilişki bu lunması gerekmektedir.

Görece iyi gerçekleştiği savu nulan, üretim ve iletim tesis lerinin de yapım süresindeki gecikmeleri önem taşımaktadır. Örneğin, 1976 ve 1977 yılların da, enterkonnekte sisteme katı lan üretim üniteleri yok dene cek kadar azdır. Kaldı ki dev reye alman santrallarm pekçok eksiği buulnmakta ve düzenli çalışmamaktadırlar. Daha önce ki yıllarda ve son iki yılda devreye alınan santrallarm hepsinde kuruluş dönemi aksak lıkları uzun sürmüştür. Keban ' da titreşim konusu, Gökçekaya' da grupların belirli bir gücün altında yük alamamaları, Seyit

ömer'in adeta baştan yapılması, yeni Tunçbilek'in kömür tesis leri işletmede hep aksamalara neden olmuştur. Tunçbilek Bl ve B2, Seyitömer 3 santrallarmda kömür tesisleri sorunu ve be lirtilen aksaklıklar ivedi çö züm beklemektedir. Bu santral larm işletmeleri sırasında ay rıca, giderilmesi gereken mev zuata dayalı engeller çıkmış tır. İletim konusu da yine ive di önlemler beklemektedir; te mel iletim sistemi olan 380 kV luk şebekede, eksik enerji na kil hatlarının tamamlanmasına girişilmelidir.

Yatırımların gecikmesi, ülke kaynaklarına ve çıkarlarına ters düşen uygulamalarla bir likte, elektrik enerjisi sek törünün yapısından gelen özel sorunlar da vardır. 1950'lerde yapılan 1. Istişari Kongre' de elektrik enerjisi üretim, ile tim ve dağıtımının tek elde toplanması kararlaştırılmış, uzun süren çalışmalar sonucun da Türkiye Elektrik Kurumu ya sası çıkarılarak, 1970 yılında yürürlüğe konmuştur. Ancak ya saya konan maddelerle özel şir ketlere ayrıcalıklar tanınmış, bu da yetmemiş TEK'in kuruluş yasasının kabulünden 4,5 ay sonra Çukurova Elektrik Anonim Şirketinin ayrıcalıklarını ar tıran bir kararname hazırlan mıştır. Bu kararname hazırlanı şından 6 yıl sonra 1976'da MC iktidarları döneminde yayınlan mış, uygulamaya geçilemeden Danıştayca iptal edilmiştir. Yükümlülüklerini yerine getir meyen ve yalnız kâr amacıyla çalışan ayrıcalıklı şirketle rin TEK'e devredilmesi ve TEK yasasının bu doğrultuda yeniden düzenlenmesi, elektrik sektörü nün örgütlenmesi açısından da yerinde olacaktır.

Elektrik enerjisi yetersizliği nin kendini besleyen bazı so nuçlarına da değinmek gerek. Bunların başında gaz türbinle ri gelmektedir. İşletme ömrü kısa, üretim maliyeti yüksek olan bu ünitelere "olmayan enerji en pahalı enerjidir" sözde ilkesiyle başvurulmuştur. Oysa asıl bu yoldan üretilen enerji, lüks tüketim maddeleri üretimi de gözönüne alınırsa pahalıya malolmakta ve zararı nı halk çekmektedir. Ayrıca gaz türbinleri, temel yük san tralları için yapılabilecek yatırım şansını azaltmaktadır.

Yetersizliğin özellikle 1977' de yaygınlaşan bir sonucu da dizel generatörlerdir. Kurulma, tesis ve çalıştırma izni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetiminde olması gereken bu generatörlerin resmi sayısı 170 200 arasındadır. Ancak ya pılacak kaba bir araştırma so nucu, gerçek sayının, bunun en az 100 katı olduöu görülecek tir. Bu alandaki denetimsizlik öylesine büyüktür ki, dizel generatör ithali yasak olduğu halde gazetelerde ilanlar çık makta, ilan veren firmalar, referans mektuplarına sattık ları generatörlerin listesini eklemektedirler. Bu durum ön lenmelidir.

Enerji tasarruf önlemlerine ge lince, hemen belirtilmeli ki, geçmişte Tasarruf Milli Komi tesince önerilen ve yerleşti rilmeye çaıışılan önlemlerin çoğu geçersizdir. Ayrıntıya girmeden tasarruf için söylene cek temel ilke, sanayiye yöne lik olmak ve üretimi aksatmak sızın harcanan enerji miktarı nı düşürmektir. Uygulamalar içinde yeralan devlet fabrika larındaki üretimi durdurmak ye rine, halkın çoğunlukla gerek sinim duymadığı maddelerin üre timine harcanan enerjinin ke silmesi tercih edilmelidir.

Enerji bunalımı, geçtiğimiz dö nemde derinleşen bunalımların bir parçasıydı. Egemen güçlerin çözümsüzlüğü 1977 yılında, has ta ekonomiye olanca ağırlığıy la yansıdı. Dış borçlanmalar artarken, dış ödemeler dengesi en büyük açığı verdi/ döviz yokluğu kilit sektörleri işle mez hale getirdi. Ardarda yapı lan devalüasyonlarla paranın değeri sürekli düşürüldü; fiyat ücret dengesizliği ücretler aleyhine daha fazla arttı. Ağırlaşan yaşam koşullarının yükünü ise sadece emekçi halk taşıdı, taşıyor.

Emperyalist tekellerin ve ulus lararası mali kuruluşların dik te ettiği koşullar yapısal bir değişiklikle giderilinceye, başka bir deyişle ulusal ve toplumsal kurtuluş gerçekleşin ceye dek, ülkemizde insan onu runa yaraşır mutlu ve özgür bir yaşamın kurulması olanak sızdır. Halkımıza acı ve yok sulluktan başka bir şey verme

yen sermaye sınıfı, bugün de daha baskıcı ekonomik ve poli tik bir yapının özlemi içinde dir. Nitekim bunun ilk işaret leri belirmiştir. Yüksek oranlı yeni bir devalüasyon ve çeşitli "ayarlama" yöntemleriyle kemer leri sıkmaya hazır olmamız is tenmektedir. Öte yandan serma yenin önde gelen örgütleri fa şizmden başka hiçbir anlam ta şımayan "güçlü devlet" imajını yaymakta, bizim gibi ülkelerde demokrasinin katlanılmaz bir lüks olduğunu ilan eâip durmak tadırlar. Faşist çetelerin giz li ve açık desteklerine kamuoyu nun gösterdiği tepkiler karşı sında 12 Mart'm işkencecileri hiç çekinmeden iç savaş tehdit leri savurabilmekte, Şili'yi örnek göstermektedirler.

Böyle bir ortamda emekçi hal kın bir kesimi olarak teknik elemanlar, yeni iktidar koşul larını gözönüne almakla birlik te, varlığı yadsınamaz bu nes nel süreçlere karşı ekonomik demokratik taleplerinden kay naklanan mücadelelerini sürdür mek ve güçlendirmek zorundadır lar. Bir yığın antidemokratik yasa ve uygulamanın, örgütlenme özgürlüğünü engelleyen ceza maddelerinin kaldırılmasının yanısıra, grevli ve toplu söz leşmeli sendikal ve siyasal haklar için mücadele her zaman gündemde olacaktır. Emekçile rin öteki kesimleriyle birlik te yıllardır bu temel hakları almaya uğraşan teknik eleman ların, özel yaşamlarında bile politikadan uzak durmaları yo lundaki telkinleri anlaşılabi lir bulmuyoruz. Tüm teknik ele manlarla birlikte elektrik mü hendisleri de halktan yana uy gulamaların tereddütsüz yanın da yer alırken, egemen güçler lehine yapılacak düzenlemelere karşı duyarlı davranacaklardır. Demokrasi mücadelesi toplumsal kazanımlardan bağımsız düşünü lemez. Bu nedenle ekonomik de mokratik hak ve özgürlükler için verilen mücadele, aynı za manda bir görev olarak algılan malıdır.

Odamızın bütün birimleriyle, önümüzdeki dönemde de görevini yerine getireceği ve bağımsız lık demokrasi mücadelesinde şimdiye dek olduğu gibi tüm olanaklarını seferber edeceği inancıyla çalışmalarınızda ba şarılar diler, saygılar suna rım.

GenelKurulda

TEK Genel Müdürü

Behçet Yücel'in

yaptığı konuşma

Türkiye'de elektrik enerjisi sorunu kesinti ve kısıntıların başladığı 1973 yılından itiba ren gündeme girmiş ve bugüne kadar canlılığını korumuştur. Bu konudaki tartışmalar hergün biraz daha yoğunlaşarak devam etmiştir.

Odamız ve Odamıza bağlı kuru luşlar bu tartışmalarda üzeri ne düşeni yapmış, mükemmel eleştirileri ile bize ışık tut muşlardır. Ne var ki bazı ki şiler ve çevreler konunun uz manı gibi, yanlış değerlendir melere dayanan çeşitli öneri lerde bulunmuşlar ve bulunmak tadırlar. Üretimdeki eksikli ğin nedeni başkada olsa, bir sa nayi, kolay yoldan kabahati elektriğe yüklemekte ve kayıp lar yüzlerce milyon lirayla

ifade edilmektedir.

Bugün içinde bulunduğumuz elek trik enerjisi darboğazı çok ka rışık olmayan ve çözümleri bel li olan bir takım problemlerin toplamı olarak ortaya çıkmakta dır.

Bu problemleri ortaya koymadan önce önemli iki hususu tesbit etmekte yarar görüyorum.

Elektrik alanındaki bütün faa liyetlerin:

m Bir ülke ekonomisinde büyük ağırlığı olan elektrik ener jisinin enterkonnekte sistem şeklinde ülke yüzeyine yayıl masının çok büyük değerlere ulaşan yatırımları gerektir mesi, m Bu yatırımların meydana ge

Genel Kuruldan Notlar

Odamız 24.Merkez Genel Kurulu 25 26 Şubat 1978 günleri Anka ra'da İmar ve İskân Bakanlığı toplantı salonunda yapıldı. Merkez Genel Kurulumuz iki y ı l dır delege esasına göre oluşu yor. Ocak ayı içinde Genel Ku r u l l a r ı n ı yapan Şubeler kendi bölgelerinde k ayıtlı elektrik mühendislerinin yüzde üçü ora nında Merkez Genel Kurulu dele gesi seçiyorlar. Merkez Genel Kurulu, Şubelerden seçilen de legeler ve doğal delegelerle toplanıyor, doğal delegeler ise Merkez ve Şube Yönetim Ku r u l l a r ı , Merkez Denetleme Ku rulu ve Onur Kurulu üyeleri i l e Oda temsilcilerinden oluş makta.

Genel Kurullar, b i r y ı l l ı k ça lışmalarının değerlendirildiği, e l e ş t i r i l d i ğ i ve bu değerlen

dirmelerden kalkarak sonraki yıllarda yapılacak çalışmala rın programlandığı ve bu çalış maları bir dönem sürdürecek yö neticilerin seçildiği yerler dir.

Odamızın Genel Kurulları y ı l lardır gerici güçler karşısın da yönetimi korumak için ger çek işlevlerini yerine getire meden seçimlerin büyük önem ta şıdığı toplantılar olarak kal dı. Son iki y ı l d ı r delege esa sına göre toplanan Genel Kurul larda bu durum aşıldı ve Genel Kurullar gerçek n i t e l i k l e r i n i kazanıra yoluna girdi. Artık Ge nel Kurullarımız seçimlerin tek amaç olduğu verimsiz top l a n t ı l a r olmaktan çıkıp Oda ça lışmalarının gelişmesine, mü cadelemizin daha do»ru ve kalı cı b i r n i t e l i k kazanmasına hizmet eden organlar durumuna

geldi. Bu yılki Merkezi çalış ma programının da Genel Kurul da oluşturulması, 24.Genel Ku rulu geçen yıllardaki toplan tılardan ayıran önemli bir ge lişmedir.

24.Genel Kurulumuz açıldıktan sonra Başkanlık Divanının oluş ması ile çalışmalarına başladı. Divan Başkanlığına Halil Eker, Başkan yardımcılıklarına İlker LÜker, Aykut Öztoprak, yazman lıklara A.Ulvi Yılmazer, Hilmi Turanlı, Recepay Sayar, Musta fa Demircioğlu seçildiler. Devrim ş e h i t l e r i ve aramızdan ayrılan meslekdaşlarımızın anısına yapılan saygı duruşun dan sonra Oda başkanı Aybars Ungan yaptığı açış konuşmasın da ülke, üye ve meslek sorun l a r ı ile Odamızın bu konular daki görevlerine değindi. An kara, İstanbul ve İzmir Şubele rinin başkanları da yaptıkları konuşmalarda bağımsızlık ve demokrasi mücadelesindeki gün cel görevlerimizi ve mesleki

tirdiği mali şarjları yurdun her tarafındaki tüketicilere eşit uygun fiyatlarla yansı tarak dengeli bir kalkınma nın sağlanması,

• Bu faaliyetlerin bölümleri olan proje, tesis ve işlet mede birliğin sağlanması,

• İhtisaslaşmanın teşvik edil mesi ve bu hizmetlerin dağı nıklıktan kurtarılması sure ti ile verimliliğin sağlan ması,

• Doğal kaynaklarımızın (kömür, su, petrol) devlete ait olma sı dolayısıyla bu kaynakların elektrik üretimine tahsisinin devlet eliyle yapılması, bakımından tek bir kuruluş elinde toplanması şart olmak tadır. Bu şart ile ilgili siyasi ter cih yapılarak Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) yasası 1970 yılın da çıkarılmıştır. Bu bakımdan TEK ile ilgili tartışmaların gereği kalmamıştır. Artık TEK yasasının ortaya koyduğu fel sefeye uygun olarak elektrik alanındaki bütün faaliyetlerin biran önce TEK çatısı altında toplanması gerekmektedir.

Bu hepimizin üzerinde birleşme si gereken birinci gerçek ol malıdır.

Diğer bir husus, ulusal elek trik sistemimiz başka bir de yişle enterkonnekte şebekemiz, yurt sathında asgari bir güven liği sağlayabilecek şekilde oluşumunu tamamlayamamıştır.

Avrupada gelişmiş ülkelerde en terkonnekte şebekenin yapımı fiilen 1930 yıllarında başla mış, güvenilir şekle ancak geç tiğimiz yıllarda gelinmiştir. Kuşkusuz enterkonnekte siste min gelişmesi, yüksek gerilim malzemesi imalatında, bilimsel araştırmalara dayalı teknolo jik gelişmeler sonucunda daha uzun mesafelere daha büyük güç lerin iletilmesi ile ve daha büyük güçte santral gruplarının tesis edilmesi ile paralel yü rümüştür. Gelişmiş ülkelerdeki olguda Ağır Elektroteknik Ekip man Sanayii de aynı paralellik te gelişmiştir.

Ülkemiz boyutlarının büyüklüğü nün ortaya koyduğu elektrik ta şıması sorunu yanında Ağır Elektroteknik Ekipman Sanayii nin henüz ülkemizde kurulmadı ğı gerçeği de vardır. Bu alan da hem sanayiimiz mevcut olma yacak hem de sanayileşmiş ülke lerin geçtiği yoldan onlardan daha kısa sürede geçeceğiz. Bu mümkün değildir. Ülkemizde en terkonnekte sistem fikri 1950'

lerde ortaya çıkmış, 1960 yıl ları civarında da ilk yapım aşaması başlamıştır, halen ya pım halindedir, oluşumunun ta mamlanması için zamana ihtiyaç vardır.

Enterkonnekte sistemin oluşma

sındaki ana ilkeyi; yeterli,

güvenilir, ucuz ve öz kaynak

larımıza dayalı bir şekilde

elektrik üretmek ve iletmek

amacıyla ulusal elektrik sis

temimizi dengeli biçimde en kı

sa sürede yurt sathına yaymalı

şeklinde

özetleyebiliriz.

Bu ana ilkenin amacına ulaşma sı için bir takım koşulların var olması gereklidir. Bu ko şulları şöyle sıralıyabiliriz:

• Elektrik üretimine dönük bi rincil enerji kaynakları araştırmasının tamamlanmış ve envanterlerinin çıkarılmış olması,

0 Yatırım ve işletme faaliyet leri için gerekli iç ve dış para gereksinimlerinin zama nında ve yeterince karşılan ması ,

• Bu faaliyetlerin zamanında ve istenilen biçimde gerçek leştirilmesi için gerekli kalifiye idari ve teknik in sangücü kaynaâının var olma sı,

çalışmalarımızı a n l a t t ı l a r . Ko nukların konuşmasına ayrılan gündem maddesinde, Genel Kuru lumuza konuk olarak katılan TEK Genel Müdürü Behçet Yücel ve DİSK Sosyal îş Sendikası Genel Başkanı Özcan Kesgeç birer ko nuşma yaptılar. Genel Kurula ç a ğ r ı l ı Bakanlardan ve diğer örgüt yöneticilerinden gelen başarı mesajları değişik zaman larda delegelerin bilgisine sunuldu. Daha sonra Anıt Kabre çelenk koyacak heyetin seçimi ne geçildi. Bu heyete Seyfi Kipmen, Zahit Toker, Turhan Angın, Niyazi Taşkan seçildi ler.

Oy sayım kurulu ve komisyonlar için yapılan seçimlerden son ra, geçen dönem çalışmalarının görüşülmesi başladı. Merkez Yönetim Kurulunca hazırlanan çalışma raporunun özetlenmesi ve bu çalışmalar üzerinde yapı lan görüşmelerden sonra geçen dönem Merkez Yönetim Kurulu oybirliği i l e aklandı. Genel Kurulda bu yıl bazı konuları

2k.Genel Kurul Başkanlık Divanı

tartışmaya açmak amacı i l e dört çalışma grubu oluşturuldu. Sözü edilen çalışmalardan Tüzük Ko misyonuna Abdülkadir Kahraman,

Yüksel Levendoğlu, Selçuk Esen, Ahmet Albayrak; Bütçe Komisyo nuna Mahmut Kurtulmaz, M.Ali Atay, A.Hikmet Erol, Ajlan Ku

• Konu ile ilgili yasaların ve öteki mevzuatın, bu çalışma ları bütün kapsamıyla destek leyecek ve gecikmeleri önle yecek bir bünyeye sahip ol ması,

• Ülke ekonomik kalkınmasının dengeli ve bölgesel biçimde yürütülmesi,

• Tesislerin yapımı için gerek li ağır elektroteknik ekipman sanayiinin ve yan kuruluşla rının yeterli kapasitelerde kurulmuş olması.

Elektriklendirmenin sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilmesi için saydığım bu koşullar tam anlamıyla yerine getirilmiş midir? soruna teşhis koyabil mek için bu sualin cevabının araştırılması gerekir.

Önce; birincil kaynaklarımızın ve bunlara bağlı olarak üretim tesislerimizin durumunu göre lim:

Yılda 75 milyar kWh olan hid rolik potansiyelimizin % 10'u bugün kullanılmaktadır. Halen kurulmakta olan hidro elektrik tesisler gözönüne alındığında; IV.Beş Yıllık Plan dönemi so nunda bu oran % 14,2'ye yüksel

°:ç ol::caktır.

Uygulamada, hidrolik santralla rm genellikle, yurdumuzun jeo lojik yapısının ortaya koyduğu problemler ve bu tesislerin büyük finansman ihtiyaçlarının zamanında karşılanamayışı du rumu nedeniyle hiçbir zaman programda öngörülen tarihlerde işletmeye açılamadığı bir ger çektir.

Söz buraya gelmişken bir paran tez açmak istiyorum. Termik santralların tesisi yasaya gö re TEK'e görev olarak verilmiş ken, daha basit olan hidrolik santralların yapımının elektrik üretiminden sorumlu olmayan DSİ'ye görev olarak verilmesi ni anlamak mümkün değildir.

Bugün için kurulu gücü 2000 MW dolayında olan linyit santral ları dışında, bilinen ve rezerv leri yeterli görülen sahalardan faydalanılarak, toplam 10.000 MW gücünde yeni linyit santralları kurulması planlanmıştır.

Şu anda kömüre dayalı olarak ihalesi yapılmış 3925 HV1 toplam güçte ve 23 milyar kWh elektrik üretecek kapasitede termik san trallarj mız inşa halindedir. Bu rakamlar tarihimiz boyunca bugüne kadar yapılmış termik üretim tesislerinin 2 katıdır.

Ancak bildiğiniz gibi kömürün

hem etüdü, hem üretimi başka kuruluşların faaliyet alanına girmektedir.

Bir termik santralın işletmeye girmesi kömürle ilgili etüdün tamamlanmasından en az 5 yıl sonra mümkün olabilmektedir. Bir başka deyişle, tüketim ta lebinin gereği olarak belirli bir tarihte ihtiyaç duyulan bir termik santralın işletmeye açılmasından 5 yıl önce o san tral ile ilgili kömür etüdle rinin tamamlanmış, kesin rezerv durumunun saptanmış ve şartname hazırlanması için gerekli ka rakteristikleri kapsayan kömür işletme projesinin tamamlanmış olması gerekmektedir. Oysa bu güne kadar Kurumumuzca ele alı nan kömür santralları için böy le bir olanakla karşılaşılama mıştır. O kadar ki, yukarıda yapımının sürdürüldüğünü be lirttiğim santralların bir ço ğunun kömür temin durumu bugün bile kesinleşememiş bulunmak tadır. Bu sorunun neticesi ola rak bundan böyle de kesin veri lere dayalı bir üretim planla ması yapabilmemiz için elimiz de fizibilitesi tamamlanmış bir proje stoku mevcut bulun mamaktadır. Bu nedenle yatırım programımıza, talebin zorlan ması ile, fizibilitesi ve hat ta kesin rezerv durumları bile

TÜRKlVEDE ELEKTİ* J ELEKTRİK

TESS

ÇALİŞMALARİ

Odamızın çalışmaları, salon g i r i ş i n d e k i panolarda sergilendi

r a i ; Bildiri Komisyonuna Teoman Alptürk, Kemal Bilgin, Hüseyin Yeşil, Yalçın Saraçoğlu; Prog ram Komisyonuna Bekir Szgirgin, Doğan Anakök, Yavuz Çizmeci, Muammer Göksel seçildiler.

Genel Kurulun ikinci gününde çalışmalar komisyonların rapor l a r ı üzerine yapılan tartışma larla başladı.

Geçen yıl 2.MC döneminde tüm

saptanmamış projeler konulmak ta, dolayısıyla bu projelerin işletmeye girmeleri yukarıdaki nedenlerden dolayı gecikmekte dir. Kanımızca üretimde karşı karşıya bulunduğumuz en önemli darboğazlardan biri budur.

Bir örnek vermek isterim: 1972 yılı yatırım programında yer alan Soma Termik Santralının^ kömürle ilgili verileri ancak 1975 yılında alınabilmiş ve te sis faaliyetine bu kadar gecik me ile başlanabilmiştir.

Diğer taraftan, bugün geçerli olan Maden Kanunu, memleketin içinde bulunduğu primer kaynak yönünden çok sıkışık duruma rağmen, özel sektör elindeki rezervlerin olumlu şekilde kul lanılabilmesine olanak verme mektedir, öncelikle termik san tral kurmaya elverişli rezerv lerden azami yararlanma için Maden Kanununun buna göre ta dili gerekmektedir. Kısacası, kömür kaynaklarına devlet hakim olmalıdır.

Birincil kaynakları bu şekilde özetledikten sonra finansman konusuna gelmek istiyorum.

1977 yılı yatırım programımız— daki projelerin toplam değeri, dış ödemesi 68 milyar TL olmak üzere bugünkü para değerine gö

re 130 milyar TL civarındadır. Hiçbir yeni projenin ele alın mayacağı ve bu projelerin 5 yılda ikmal edileceği varsayı mna göre 13,5 milyon TL'sı dış olmak üzere yılda 26 milyar li ranın sarfı gerekecektir. Özel likle, son üç yılda darlığı du yulmaya başlayan iç ve dış pa ranın zamanında sağlanamaması nedeniyle Kurumumuzun kurmakta olduğu üretim ve iletim tesis lerinde önlenemeyen gecikmeler giderek büyümekte, ayları ve hatta yılları bulmaktadır.

Yatırımlar için gerekli iç para öz kaynaklarımız dışında resmi kredi müesseselerinden sağlan maktadır; özellikle belediye müşterilerimizin milyarlara va ran borçları iç finansmanımızda büyük bir handikap yaratmakta dır.

Giderek artma eğiliminde olan ve Kurumumuzun boyunu aşan bu durumun ileride korkunç boyut lara ulaşmaması için kısa dö nemde her çareye başvurulacağı ve sorunu temelinden çözebil mek için gereken yasa değişik liklerinin zaman yitirilmeden gerçekleştirileceği beklenmek tedir. Bütün dağıtım şebekele rinin TEK çatısı altında top lanması sorunu her yönüyle çö zümleyecektir.

çalışanların örgütleri gibi Odalar da baskı ve terörle karşı karşıya kaldılar. Üyele rimiz k ı y ı l d ı , örgüt yönetici l e r i işlerinden a t ı l d ı l a r , ge nel kurullarımız faşistlerin saldırısına uğradı, TMMOB'ye ve diğer demokratik k i t l e ör gütlerine silahla saldırılar yoğunlaştı. Bu s a l d ı r ı l a r l a Odalarda verilen mücadelenin geriletilemediğini görenler, örgütlerimizin mali olanakla rını kısarak bağımsızlık ve demokrasi yolunda sürdürülen mücadeleyi bastırmayı amaçla dılar. Vizelerin kaldırılması nı amaçlayan genelge, kalite belgesi verme işleminin Odalar dan alınması, bunların ilk akla gelen örnekleri oldu. Tüm bu girişimler mücadelemizi engel leyemedi, ama geçen dönem Oda lar ve TMMOB mali yönden sıkın t ı l ı bir yıl yaşadı. Geçen y ı l larda yaşanan olayların tekrar lanmaması amacı ile TMMOB ve Oda Yönetmeliklerinde yeni de ğişiklikler yapıldı. Bu y ı l Oda mız da kendi tüzüklerinde örgü

Projelerin dış para ihtiyacına gelince, çeşitli yollarla te min edilen krediler, çoğunluk la bu kredilerin dayandığı sözleşmeler gereği tarafımızca yerine getirilmesi icap eden özellikle avans ödemeleri gibi mükellefiyetlerin yerine geti rilememesi yüzünden çoğu kez işleyememektedir.

Nakit sıkıntısı, transferlerin zamanında yapılamaması ve kre dilerin kullanılamaması nedeni ile,

• Tesislerin işletmeye girme tarihleri ertelenmekte,

• Süre uzatımı gerektiğinde de fiyat artışları meydana gel mekte, gecikme faizleri ve eskalasyon ödeme zorunluğu ortaya çıkmakta,

• Malzeme şevki engellenmekte, malzemelerin fabrika depola rında ve gümrük anbarlarmda beklemesi sonucu hasarlanma tehlikesi oluşmakta,

• İşletmede olan tesislerin ye dek parçaları getirilememek te, bu suretle işletme emni yeti ortadan kalkmaktadır.

Yatırımlarımızın

gerçekleşti

rilmesinde karşılaşılan güçlük

lerden biri de mevzuatın kar

maşık ve zaman alıcı oluşudur.

tün s a l d ı r ı l a r a karşı daha güç lü olmasını amaçlayan değişik l i k l e r yaptı. Esas gelir kayna ğımız olan üye aidatları a r t ı rılarak günün koşullarına uy gun bir biçime g e t i r i l d i . Üye aidatlarının düzenli toplana bilmesi için görüşler g e l i ş t i r i l d i . Önümüzdeki dönemde yapı lacak çalışmalara uygun olarak hazırlanan Oda bütçesi Genel Kurulca onaylandı. Ayrıca elek t r i k mühendislerinin ülke ve meslek sorunları üzerene görüş l e r i n i belirten ve bu konular da somut taleplerini sıralayan bir b i l d i r i de kamuoyuna sunul mak üzere oybirliği ile kabul edildi.

Daha sonra Genel Kurulumuzda yeni yıl çalışma programı t a r t ı ş ı l d ı . Program Komisyonunca hazırlanan taslak tüm Şube ve temsilciliklerden gelen delege lerin katkısı ile geliştirildi.

Çalışma programı tüm birimlerce

yapılacak somut çalışmalarla b i r l i k t e örgütümüzün işlevinin ne olması gerektiğini ve müca delemizin hangi ilkelere dayan dırılarak sürdürüleceğini anla tıyor. Bugün içinde yaşadığımız dünyanın, ülkemizin durumu ve değişmekte olan politik, ekono mik yapı karşısında üyelerimi zin konumu, sınıfsal durumları, sorunları aktarılmakta ve ça lışanların bir kesimi olan elektrik mühendislerinin bağım sızlıktan, demokrasiden yana oldukları vurgulanmakta. Tüm bu durumların b e l i r t i l d i ğ i an tifaşist antiemperyalist ilke ler ışığında oluşan çalışma programı Oda çalışmaları, TMMOB ve diğer kitle örgütleri ile ortak çalışmalar iki bölümde incelendi. Oda çalışmaları içinde uzmanlık alanımıza gi ren çalışmalar, üyelerimizin sorunları, örgütlenme, yayın, mali sorunlar gibi başlıklar yer almakta. Genel Kurulda gö rüşülen program, uzmanlık ala nımızdaki sömürüyü teşhir gö

revimizi ve eğitsel görevleri mizi ayrı ayrı sıralıyor. Ka muoyunu aydınlatma çalışmaları ve üyelerimize yönelik mesleki çalışmalar içinde, radyo prog ramları, konferans, panel, se miner ve sempozyumlar yer alı yor.

Elektrik Mühendisliği El Kita bının bu yıl tamamlanması için çalışmaların yoğunlaştırılaca ğı, diğer teknik konularda bro şürler hazırlanacağı, toprakla ma, teknik dil vb. çalışmala rın üyelerimizi aydınlatmaya yönelik biçimde sürdürüleceği belirleniyor.

Ayrıca üyelerimizin sosyal ve ekonomik sorunları karşısında Odamız, çalışanların grevli, toplu sözleşmeli sendikal hak larını alması için mücadeleyi bir an bile ertelemeksizin, üyelerimizin özlük sorumları konusunda da mücadele edecek.

Odamızın örgütlülüğünün ve bu nunla birlikte temsilcilikle

Burada kastettiğim güçlükler, daha ziyade dış ülkelerden ge tirttiğimiz teçhizatın ithal müsaadeleri, dövizlerinin te mini ve gümrük formaliteleri ile, istimlak işlerinde rastla dığımız güçlüklerdir.

Örneğin bir termik santralın kurulma faaliyeti, yer seçimi ile başlamaktadır. Bunun için de zemin şartlarının, su imkan larının, kül atma havzalarının tesbiti, haritalarının hazır lanması gerekir. Saptanan san tral yerinin istimlaki başlı başına bir konu olmaktadır, tstimlak için çok sayıda kuru luş ve idarenin onayını almak gerekmekte, ayrıca arazi sahip leri ile anlaşma icap etmekte dir. Bu işlemler bazen seneler sürmekte ve işe başlanmasını ertelemektedir.

Her biri milyarın üstünde olan 14 adet projenin ihtimamlı bir şekilde yürütülmesi ve işletme faaliyetlerimizin de kusursuz biçimde sürdürülebilmesi, hiç kuşkusuz yetişkin insangücünün elde bulundurulmasına bağlıdır. Enerji kaynakları ve ekonomik gücü sınırlı ve 1 kWh elektrik enerjisi eksiğinin milli ge lire etkisi 14 lira olan ülke mizde elektrik üretiminin bir ağırlığı vardır ve bu da kali fiye insangücüne sıkı sıkıya

bağlıdır. Bu konuda bir fikir verebilmek için bugün yatırım faaliyetlerimizde görevli be her mühendis başına 100 milyon liralık proje düştüğünü ifade edebiliriz. Oysa ki Kurumumuz daki tecrübeli ve kaliteli tek nik kadro, maddi tatminsizlik sebebiyle her geçen gün biraz daha zayıflamaktadır.

Sorunu daha açık ortaya koymak için sade bir olayı örnek gös termekle yetineceğim:

Rnbarlı santralımızda çalışan 1945 doğumlu 5 yıllık mühendi simizin 1977 yılında ikramiye, yar. ödeme, fazla mesai, lojman kirası da dahil olmak üzere tüm ücretin net toplamı 99.120 lira olmuştur. Buna mukabil aynı santralımızda çalışan 1945 doğumlu 5 yıllık Sanat Enstitüsü mezunu teknisyenin aynı yıl boyunca nakit olarak almış olduğu ücretlerin net toplamı 110.000 liradır.

İşçimiz fedakârdır, çalışkan dır, layıktır, gayet tabii ka fi ücret alacaktır. Vurgulamak istediğim sorun bu değil. So run mühendisimizin de insanca yaşamasıdır.

Sonuç, mühendislerimize de top lu sözleşme hakkı tanınmalı ve ya ayrı bir statüde istihdam

edilmesi sağlanmalıdır.

Yukarıda karşı karşıya kaldığı mız üretim ve iletim tesisle rini geciktiren önemli neden leri vermeye çalıştım.

Buradan da görülüyor ki Türki ye Elektrik Kurumu primer kay naklar üzerinde söz sahibi de ğildir. Kendisine tahsis edi len kaynaklar da dahilbir ta : kim problemler mevcuttur.

Kurumun sağlıklı bir finansman olanağı olmadığından iç ve dış ödemelerindeki hastalığı gide rek ağırlaşmaktadır.

Eleman istihdamı yönünden artan iş hacmine karşılık tecrübeli eleman istihdamı olanakları zayıflamaktadır.

Ülkemizde ağır elektromekanik sanayii gelişmediğinden tesis lerinde büyük oranda dışa ba ğımlılık vardır.

Bütün bu sorunlar ulusal elek trik sisteminin amaç edinilen yapıya kavuşma sürecini başka bir deyimle tamamlanmasını uzatmaktadır. Sorunlara çözüm bulunmazsa uzatma devam ede cektir.

Meslekdaşlarımı ve konuklarımı zı saygıyla selamlar, Genel Ku rula çalışmalarında başarılar dilerim.

rin işlevlerinin artırılması bu yıl önemle üzerinde durula cak konular. Odâ çalışmaları önümüzdeki dönem bugüne değin sıkıştığı sınırların dışına ta şarak ülke düzeyinde yapılacak. Konferans ve paneller temsil ciliklerimizin de katkısı ile temsilciliklerin bulunduğu il lerde de düzenlenecek. Temsil ciliklerin üyelerle daha sıcak ilişki içine girmesi de amaç lanıyor.

Dış ilişkiler de, çalışma prog ramında önemle yer alan bir ko nu oldu. Dış ilişkilerimiz bun dan böyle de şimdiye değin be lirlenen ilkeler ışığında sü recek. Bu yıl Polonya'da Oda mızca "Türkiye Elektroteknik Günleri" düzenleniyor. Türki ye'de Polonyalı meslekdaşları mız için düzenlenecek turistik gezi de gümdemde yer alıyor.

Bu yıl da geçen yıllarda oldu ğu gibi elektrik mühendisliği öğrenimi gören öğrencilerin demokratik, akademik sorunları ile yakından ilgilenilecek, öğrencilerin Oda yayınlarından, seminerlerden yararlanması sağlanacak. Odamızın mali so runları ve bunlar için çözüm önerilerinin de yer aldığı ça lışma programında yayın çalış malarına da yer verildi.

Ülkede verilen bağımsızlık, demokrasi mücadelesine TMMOB bütünlüğü içinde diğer kitle Örgütleri ile birlikte katıla cak olan Odamız, TMMOB çalışma ları içinde de üstüne düşen görevleri yerine getirecek.

Bütün bu konuların işlendiği program, Genel Kurulun ikinci gününde tartışmaya açıldı. Program üzerine yapılan tar tışmalar, çalışma alanlarına yönelik somut önerilerle ge liştirildi. Yapılan eleştiri ve önerilerle zenginleştirilen program, uygulanmak üzere yeni Yönetim Kurulumuza görev ola rak verildi.

Bugüne değin verdiğimiz mücade lenin ciddiyetine yaraşır bir biçimde çalışmalarını sürdüren Genel Kurulumuz, yeni dönem yö neticileri ve diğer organları seçerek görevini tamamladı.

Şimdi sıra Genel Kurulda belir lenen programlar çerçevesinde geçmişin deneylerinden de yarar lanarak bağımsızlık ve demokra si mücadelesinde görevlerimizi yerine getirmekte.

KAPANIŞ BİLDİRİSİ:

Bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde hedeflerimiz

Elektrik Mühendisleri Odası

24.Olağan Genel Kurulunu, fa

şist MC iktidarlarının doruk

noktasına ulaştırdığı yoğun

bir ekonomik ve siyasi bunalım

ortamında

gerçekleştiriyor.

Geçtiğimiz dönemlerden farklı

olarak, ülke yönetiminde, hal

kın can güvenliği talebine sa

hip çıkan, antifaşist görünüm

de, bir yandan da burjuvazinin

içinden çıkılmaz ekonomik ve

siyasi sorunlarına çözüm ara

mak koşuluyla belli bir deste

ciini alan yeni bir hükümet var.

Faşist güçler, çeşitli örgüt

lenmelerimle, burjuvazinin ye

dek iktidar alternatifi olarak

varlıklarını

sürdürüyorlar.

Devletin çeşitli kurumlarında,

okullarda ve yaşamın diğer

alanlarında faşist kadroların

gerilemelerinin,

geriletilme

lerinin söz konusu olması, fa

şizm tehlikesinin yok olacağı

anlamına gelmemelidir. Bundan

sonra da faşizme ve hayat pa

halılığına karşı verilen müca

delenin başarısını, devrimcile

rin,

ilericilerin,

yurtseverle

rin kararlılığı, emekçi, yoksul

yığınlarla kurulan bağ ölçüsün

de belirleyecektir. Bu anlamda

Demokratik Kitle Örgütlerinin

antifaşist ve antiemperyalist

güç ve eylem birliği güncel

bir görev olarak varlığını ko

rumaktadır.

Ülkemizin genel sorunlarının

bir parçası olan enerji sorunu

giderek büyümektedir. Petrol

alımları, bulunabildiği yerde,

hangi fiyata olursa olsun ger

çekleştirilmeye

çalışılmakta

dır. Ülkemiz, petrol komisyon

cularının,

tefecilerinin gözde

uğrak yerlerinden biri olmuş

tur. Öte yandan bir zamanlar,

"olmayan enerji en pahalı ener

jidir" safsatasıyla petrole da

yalı santrallarm kurulmasının

zorunlu olduğunu kanıtlamaya

çalışanlar, huğun radyolarda

"enerji, döviz demektir" di

yerek, elektrik enerjisinin

% 13'ünü kullanan halkımızı

enerji tasarrufuna çağırmakta

lar. Oysa ne olmayan enerji en

pahalı enerjidir ne de enerji

döviz demektir. Yeraltındaki

kömür yataklarımız ve yerüstün

de yıllardır boşa akan hidrolil

kaynaklarımız, ülkemizin enerji

gereksinmesine uzun yıllar ye

tecek çokluktadır. Enerji, sa

nayi ve ulaşım sektörlerindeki

bugüne kadarki uygulamalar yal

nızca uluslararası emperyalist

tekellerin işine yaramıştır.

Tüm ihraç ürünlerinden elde

edilen döviz, petrol harcama

larımıza yetmezken, bugün yur

dumuzda tüketilen enerjinin

% 35'i fuel oil ve motorine da

yalı,

üstelik kapasitelerinin

üstünde,

zorlanarak çalıştırı

lan santrallardan elde edilmek

tedir. Böylece çözümsüz boyut

lara ulaştırılan enerji bunalı

minin hesabını işçiler, memur lar ve diâer çalışanlar değil, ülke kaderini emperyalizmin buyrultuları doârultusunda çi zen egemen sınıflar vermek zo rundadır. Kırsal kesimde yaşa yan ve ülke nüfusunun % 64 'ünü oluşturan tarım ve orman emek çilerinin, büyük çoğunluğunun tasarruf edilecek elektriği bile yoktur. Halkın önemli bir kesiminin elektrik enerjisin den yoksun olması, burjuvaziyi ilgilendirmemektedir. Onun so runu, çarpık kapitalist üretim biçimini sürdürecek enerjiyi bulamaması dır. Bunalım burada doğmakta ama hesap halka öde tilmek istenmektedir.

Emperyalist sömürünün yeni bir örneği de renkli TV alanında gösterilmek istenmektedir. Si yah beyaz TV alıcı pazarının ülkemizde doyuma ulaşmasıyla, yabancı tekeller yerli işbir likçileri aracılığıyla renkli TV alıcı pazarı oluşturma ça basına girişmişlerdir. Renkli TV alıcısının Türkiye'de imali söz konusu değildir. Tüm teknik donanımı dışardan parça parça getirilip bütünleştirilecek ve % 50 oranında kâr eklenerek satılacaktır. 1976 fiyatları ile bir renkli TV alıcısının 80 yılındaki satış fiyatının 30 000 TL olacağı saptanmıştır. Bu fiyatla, renkli TV, nüfusun % 10'unu oluşturan, fakat mil li gelirin % 40'mı alan mutlu azınlığın eğlencesi olacaktır. Renkli TV'nin elektronik sana yiine katkısı da onun montaj sanayi niteliğini pekiştirmek tan başka birşey olmayacaktır. Stüdyo donanımı, personel gi derleri ve diğer harcamaların önemli bir kısmı dış para ya ni dövizle karşılanmak durumun dadır. Enterkonnekte sistemde gerilim ve frekans değişikli ğinin fazla olması nedeniyle kaliteli renkli TV yayını ola sı değildir.

Sonuç olarak, renkli TV aracı lığı ile, yabancı tekellerin kasasına halkın cebinden mil yarlar aktarılmış olacaktır.

Elektrik Mühendisleri Odasının devrimci, yurtsever üyeleri, başta işçi sınıfımız olmak üze re tüm emekçi halkımızın verdi ği bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi içinde, bilinçli ve kararlı varlığını sürdürecek tir. Kendi meslek alanımızla ilgili ekonomik, demokratik ta leplerimiz şunlardır.

TALEPLERİMİZ

0 Enerji üretimi politikamızın ulusal enerji kaynaklarımıza dayandırılması gereği orta dadır. Bugüne kadar emperya lizmin çıkarları doğrultusun daki uygulamalarla halkın ce binden uluslararası tekelle rin kasalarına milyarlar ak taranların, enerji bunalımını aynı uygulamalarla çözmeye hakları yoktur. Ulusal enerji kaynaklarımız ve üzerindeki tüm yerli ve yabancı özel ya tırımlar kamulaştırılmalı, bu kaynaklar halkın yararına kullanıma hazır duruma geti rilmeli, enerji üretimimiz emperyalizme bağımlılıktan kurtarılmalı, elektrik ener jisi üretimi yapan ayrıcalık lı şirketler TEK'e devredil meli, enerji üretiminde yer alan TEK, DSİ gibi kamu kuru luşlarının proje ve montaj işlerinin özel şirketlere yaptırılmasına yönelik giri şimler engellenmeli, ulusal bir kamu proje merkezi kurul malıdır.

• Egemen sınıflar her sıkıştık larında halkı fedakârlığa ça ğırmaktan vazgeçmelidir. Bu gün, elektriği olmadığı için üç lambasından birisini sön dü remoyecek 26 853 köy var dır. Elektrik enerjisi üre tim ve dağıtımında halkımı zın talepleri gözönünde bulun durulmalı, tasarruf amacıyla yapılan fakat gerçekte tasar ruf değil, halkın elektriksiz bırakılması olan elektrik ke sintilerine son verilmelidir.

• Ağır Elektroteknik Ekipman

Sanayii kamu öncülüğünde ku

rulmalıdır. Elektroteknik

ekipman ve elektronik sanayi

lerinin ülke yararına işlev

kazanması sağlanmalı, tüm

aşamalarında kendi olanakla

rımızla ve yurt içinde gerek

li teknik insangücü eğitimi

ve bilgi birikimi oluşturu

larak

geliştirilmelidir.

• IMF, emperyalizmin yoksul halklar üzerindeki denetim organıdır. Başlangıçta IMF' nin önerilerinin ancak faşist yönetim altındaki gerikalmış ülkelerde kabul edilebilece ğini söyleyen yeni hükümet bu örgütle ücretlerin dondurul ması ve yeni bir devalüasyo nun, yani halkın yaşam koşul larının söz konusu edildiği pazarlık çalışmalarına başla

mıştır. Bu doğrultuda memur maaşlarında katsayı ancak 12'den 14'e çıkarılmış, tü tün baş fiyatı beklenenden düşük tutulmuştur. Yeni bir devalüasyon, üstü kapalı bir biçimde müjdelenmektedir. Memurların ve sendikalaşma hakkı olmayan çalışanların, bu koşullarda rahat bir soluk alması olanaksızdır. Çalışan ların ekonomik, demokratik ve siyasi örgütlenmesinin önündeki tüm antidemokratik engeller kaldırılmalı, tüm çalışanlara grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar verilmeli, referandum yasal laştırılmalı, bu doğrultuda, tüm memurların işçi kapsamı na alınmasını sağlayacak bir kararname en kısa zamanda çı karılmalıdır. Üreticinin alın terinin tam karşılığı veril meli, ceza yasasındaki 141 ve 142'nci maddeler kaldırılma lıdır.

Ülkemizde, sabit gelirlilerin dışındaki kesim toplam vergi nin % 18'ini ödemektedir. Ya ni toplam verginin % 82'sini sabit gelirliler ödemekte, buna karşılık GS.'H'dan ancak % 3 pay alabilmektedirler. Var olan adaletsiz vergi sis temi değiştirilmeli, anayasa ya uygun bir vergi denetimi ve yargısı getirilmelidir. Asgari ücretin, asgari yaşam düzeyine karşı geldiği göz önüne alınarak vergi dışı bırakılmalı, yasada yer alan ve tüm vergi mükelleflerine uygulanan en az geçim indiri mi, yalnızca ücretlilerin yararlandığı özel indirim şeklinde asgari ücret düzeyi ne çıkarılmalıdır. Memurla rın cebinden sermayeye kredi olarak aktarılan ve kanunsuz vergiye dönüşen MEYAK kesin tileri, birikmiş faizleriyle sahiplerine geri verilmeli, aynı uygulamayla işçileri de karşı karşıya bırakacak ÎYAK gibi tasarılardan vazgeçil melidir.

KiT'lerin TİSK ve MESS gibi işveren örgütlerine üye ol ması, anayasaya aykırıdır. Çalışanların sırtından bu örgütlerin grev ve lokavt fonlarının beslenmesine son verilmeli, KiT'ler işveren örgütlerinden çıkmalıdır. Kamu kuruluşlarının danışma kurulları yaşama geçirilmeli, bu kuruluşlar çalışanların yönetiminde söz sahibi oldu

ğu demokratik bir yapıya ka vuşturulmalıdır.

TSE Genel Kurullarının anti demokratik yapısı kırılmalı, kamu kuruluşları, üniversite ler ve TMMOB'ye bağlı Odala rın kongrelerindeki etkinli ği arttırılmalı, TMMOB'ye bağlı Odaların gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan Kalite Belgesi vb. uygulama lar önündeki engeller kaldı rılmalıdır.

Büyük kentlerimizde, özellik le Ankara'da ölümcül boyutla ra ulaşan çevre kirlenmesine karşı ivedi önlemler alınma l ı , çalışanların, üniversi telerin, konuyla ilgili di ğer kuruluş ve yetkililerin temsil edildiği bir yüksek kurul derhal oluşturulmalı dır.

MC iktidarları, faşist uygu lamalarıyla, kanun tanımaz tutumlarıyla devlet kurumla rını işlemez hale sokmuş, devlet kadrolarını faşist milislerle doldurmuş, binler ce devrimci, yurtsever memur kıyıma uğramış, sürülmüştür. İşçiler, öğretmenler gizli, açık faşist örgütlerin azgın saldırılarına uğramış, bir çoğu yaralanmış ve öldürül müştür. Her kanunsuz uygula manın, faşist saldırı ve ci nayetin hesabı sorulmalı, so rumluları cezalandırılmalı dır. Bu doğrultuda/

Eğitim Enstitüleri niteli ği herkesçe bilinen ve Da nıştauca iptal edilen müla katlarla faşist ideoloji ile koşullandırılmış, söz de öğrencilerle doldurul muştur. Bunların içinde üniversitelerarası seçme sınavı puanı 200'ün altında olanlar vardır. Bu okullar da Danıştay kararları der hal uygulanmalı, yeni bir taban puanı uygulaması ile, gerçekten hakedenlere öğ renim hakkı tanınmalı, tüm öğrenim kurumlarında can güvenliği, öğrenim özgürlü ğü sağlanmalıdır.

Kıyıma uğrayan, sürülen, işten atılan tüm çalışanla ra hakları geri verilmeli/ bu konudaki mahkeme ve Da nıştay kararları uygulanma lıdır.

Devlet aygıtmdaki tüm fa şist kadrolar dağıtılmalı.

seçim sonuçları

EMO Merkez 24.Olağan Genel Ku rulunda yapılan seçimler sonun da yeni dönem y ö n e t i c i l e r i be l i r l e n d i . Seçim sonuçlarına gö re Odamız organları şöyle oluş tu.

Yönetim Kurulu Aybars Ungan, Bülent Damar, Bekir Özgir gin, Mahmut Kurtulmaz, Alaattin Anahtarcı, Teoman Alptürk, Metin Tütün. Yönetim Kurulunun yedek üyeliklerine de Esen Ergin, Vehbi Yılmaz, Ahmet Kutlubay, Serdar Aykm, Muammer Argün, Aykut Öztoprak ve Yusuf Bozkurt s e ç i l d i l e r .

Denetim Kurulu Kaya Nomaler, Haluk Tosun ve İ l k e r Löker' den oluşuyor. Denetim Ku rulunun yedek üyeleri ise Metin Demirpolat, Yılmaz Gün doğan ve M.Ali Özekşi.

TMMOB Yönetim Kurulu adayları olarak Aybars Ungan, Bekir Öz girgin ve Abdülkadir Kahraman; TMMOB Denetim Kurulu adayı cla rak da Lütfü Akkan s e ç i l d i .

tüm devlet kuruluşları, demokratik bir yapıya ka vuşturulmalıdır.

Gerici, şoven, ırkçı ide olojiyi yayan ders kitapla rı eğitimden kaldırılmalı, eğitim ve öğretim demokra tikleş tir ilmeli, öğretim görevlilerine yönelen fa şist saldırılar önlenmeli, saldırganlar yakalanıp ce zalandırılmalı, özerk üni versite kavramı hayata ge çirilmelidir.

Bir ara kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açan kontr gerilla olgusu açık lığa kavuşturulmalı, kontr gerillayla birlikte tüm yasadışı faşist örgüt lenmeler dağıtılmalı, ülkü ocakları kapatılmalı, bu örgütlenmelerin siyasi par tilerle olan ilişkileri açığa çıkarılmalı, faşist katiller ve işkenceciler den hesap sorulmalı, ırkçı, şoven baskılara son veril melidir.

Emperyalizmle yapılan tüm anlaşmalar açıklanmalı, NATO,

CENTO, AET, Enerji Ajansı vb. örgütlerden çıkılmalıdır.

Genel Kurulumuz hu taleplerin gerçekleşmesi doğrultusunda çaba göstermeyi Bacjımsızlık ve Demokrasi mücadelesinin gereği sayar.

tüzük değişiklikleri

24.Genel Kurulda tüzük ve yö netmeliklerimizde bazı değişik likler yapılmıştır. Yaoılan de ğişikliklerle kayıt ücretlerin de artış yapılıyor ve Merkez Yönetim Kuruluna yönetmelikler de gerekli derişiklikleri yap mak ve yeni yönetmelikler ha zırlamak yetkisi veriliyor.

Oda tüzüğündeki ilk derişiklik "Elektrik Mühendisleri Odası Yönetmeliği" adının "Elektrik Mühendisleri Odası Tüzüğü" ola rak değiştirilmesi oldu. Dahav sonra Oda Tüzüğünün 60'inci maddesi değiştirilerek bir de faya mahsus olmak üzere yeni üyelerden alınacak kayıt ücret leri 50 TL'den 100 TL'ye çıka rıldı.

"Temsil ettiği uzmanlık kolu nun çalışma alanı ile ilgili diğer meslek kuruluşları ile işbirliği yaparak mensupları nın hak ve yetkilerini korumak ve gerekirse bunu sağlamak için gereken yönetmelikleri hazırlayarak sırası ile Oda ve Birlik Genel Kurullarının ona masına sunmak" sözleriyle, Yö netim Kurulunun görevlerinden birini belirten tüzüğün 37/1 maddesi, "Temsil ettiği uzman lık kolunun çalışma alanı ile ilgili diğer meslek kuruluşla rıyla işbirliği yaparak mensup larının hak ve yetkilerini ko rumak, bunu sağlamak için yö netmelikler hazırlamak, yürür lüğe koymak, gerektiğinde bu konularda Oda ve Birlik Genel Kuruluna öneriler götürmek" biçirdnde değiştirildi.

Bunun dışında Bütçe ve Muhase be Yönetmeliğimizin "esas ge lirler" maddesinde yapılan de ğişikliklerle; Oda kayıt ücre tinin 50 TL'den 100 TL'ye, üye aylık ödenti ücretinin 25 TL1 den 50 TL'ye, kimlik kartları için alınan ücretin 20 TL'den 25 TL'ye çıkartılması kararlaş tırıldı. Yabancı uyruklu mühetı

dişlerin kavıt ücretleri 10 000 TL'yei aylık ödentileri de 200 TL'ye ç ı k a r t ı l d ı . Tür kiye'den mezun olan yabancı uyruklu elektrik mühendisleri nin kavıt ücretleri 500 TL, aylık ödentileri de 50 TL ola rak kaldı.

Mali konularda yapılan bu deği şiklikler 1 Nisan 1978 gününden geçerli olacak. Bunun dışında, bilgisayar mühendislerinin Oda mıza kayıt olabilmelerini ola naklı kılacak bir kâ"rar t a s a r ı sı da görüşülmek üzere TMMOB Genel Kuruluna götürülecek.

üye ödentileri artırıldı

Odamız üye ödentileri 24.Genel Kurulda, Nisan ayından geçerli olmak üzere artırılarak aylık 50 TL've çıkarılmıştır. 1954 yılında 10 lira olarak belirle nen ödentiler ilk kez 1975 yı lında vapılan Genel Kurulda 25 TL'ye çıkartılmış idi.

Odamızın, ülke ve üye sorunla1 rından kaynaklanarak sürdürü len mücadelesi ve bu doğrultu da yapılan mesleki çalışmalar, maddi olanaklarımız ölçüsünde yürütülebilmektedir. Diğer kit le örgütlerinde olduğu gibi Odalarda la en önemli ve güve nilir gelir kaynakları üye ödentileridir. Çalışma program ları ağırlıklı olarak üye öden tilerinden saklanacak gelirle rin temel alınmasıyla hazırla nır. Üyelerin de örgütlerine karşı birincil görevleri, öden tileri konusunda gösterecekleri titizliktir. Odamızın son yıl lardaki çalışmaları geçmiş yıl larla karşılaştırılamıyacak öl çüde artmıştır. Ankara'da bir merkezle başlayan çalışmaları mız, bugün bir merkez, üç şube, 35'i aşkın temsilcilik ile ül ke düzeyine yayılmıştır. Oda mız, kendi uzmanlık alanında yıllardır sesini duyurmuş, dü zenlediği konferanslar, panel ler, kamuoyuna ve üyelere yöne lik çalışmalar ile toplumumuz içinde saygınlığı olan bir ör güt durumuna gelmiştir.

Giderek boyut kazanan çalışma lar 1956 yılında 47 bin TL1İlk bir bütçe ile gerçekleştirilir ken, 1975 yılında bütçemiz 3 000 000 TL'ye, 1978 yılında

yeni yönetim kurulu görev bölümü yaptı

Yeni Yönetim Kurulumuz ilk top lantısında Genel Vuruluu değer 1 rn;.! i r i İmes in i y tp arak 'jn jmüz deki di'meme yCnelik çalınmala rına haşladı. Aynı toplantıda yapılan gürev bSlümünde ise, Başkanlığa Ayhars Ungan, Başkan Yardımcılığına Bülent Damar, Yazmanlığa Bekir ftzgirgin, Say manlığa Mahmut Kurtulma* geti rildiler. Teoman Alptürk, Alaattitı Anahtarcı ve Metin de üye .olarak görev y« l«r da 7 000 000 TL'ye ulaşmıştır. Son üç yılda Oda giderleri içinde ver alan kâğıt, baskı, PTT ve diğer kırtasiye harca maları üç kat artmıştır. Artan hayat pahalılığı içinde Odada çalışanların haklı ücret artış ları da gözönüne alınırsa geçen yıllarda daha düşük harcamalar la gerçekleştirilen çalışmalar bugün üç, dört kat fazla bir bütçe ile ancak karşılanabil mektedir. Türk lirasının satın alma gücü de özellikle 1975'ten bu yana sürekli azalmıştır. Geçtiğimiz dönem üye ödentile ri dışında kalan kalite belge si, vize gelirleri vb. diğer gelir kavnaklarımız sivasal ik tidarların baskıları sonucu kısıtlanmış, bu yüzden Odamız mali yönden güçlüklerle dolu bir yıl yaşamıştır. Yeni döne me geçen yıldan kalan borçlar la giren Odamız bu yıl hem borçlarını ödemek, hem de yeni yılda programlanan çalışmaları sürdürmek amacındadır.

Tüm bu değerlendirmelerin ya pıldığı 24.Genel Kurulumuzda 1975 vılından bu vana 25 TL olan üve ödentilerini 50 TL'ye çıkartan yönetmelik değişikli ği kabul edilmiştir.

Önemle üzerinde durulması gere ken bir konu da üye ödentileri nin artırılmasının tek başına yeterli olmadığı, ödentilerin zamanında ve eksiksiz toplana bilmesinin asıl amaç olduğudur.

Bu konuda Yönetim Kurulunun ya nısıra üyelerimize de düşen önemli görevler vardır. Yasal bir zorunluluk olan ödentilerin en iyi biçimde toplanabilmesi için üvelerimiz de gerekli ti tizliği göstermelidirler. Özel ve kamu kuruluşlarında çalışan üyelerimiz isterlerse bağlı bu lundukları kurumların muhasebe lerine başvurarak ödentilerini maaşlarından kestirebilirler. Üyelerimiz için de büyük kolay lık olan bu vöntem, ödentilerin düzenli toplanmasına yardımcı olacaktır. Üyelerimiz ayrıca yakın çevrelerindeki diğer elek trik mühendislerini de bu konu da uyararak onların da bu sorum luluğu duymalarını sağlamalıdır lar.

24.Genel Kurulda ödentilerin yüksek düzeyde toplanması, yeni Yönetim Kuruluna görev olarak verilmiştir. Yönetim Kurulumuz da bu görevi en etkin biçimde yerine getirmek amacındadır. Bilindiği gibi üyelerimizin bir bölümü ödentilerini düzen li yatırmakta, bir bölümü ise istemiyerek ya da bilinçli ola rak ödentilerini düzenli vere memekte ya da vermemektedirler. Bu da üyeler arasında eşit ol mayan bir durum yaratmaktadır. Yasalar gereği tüm elektrik mü hendisleri Odaya üye olmak ve üyelik vecibelerini yerine ge tirmek zorundadırlar, ancak bu koşullarla mesleklerini ül ke sınırları içinde sürdürebi lirler. Mesleklerini sürdürme hakkına eşit olarak sahip olan lar arasında yasal sorumluluk larını yerine getirme açısından doğan eşitsizlikler bu yıl gi derilecektir. Yıllardır yapılan bütün uyarılara rağmen ödenti lerini vermeyen ve bu yasal zo runluluğu yerine getirmeyen üyelerimizden birikmiş aidat borçları yasal yollar kullanı larak tonlanacaktır. Bir örgü tün üyeleri ile arasına yargı organlarını sokması gerçekten üzücü bir durumdur, ancak arzu lanmıyan böylesi bir durumun sorumluluğunu buna neden olan üyelerimiz taşıyacaklardır. Yö netim Kurulumuz, her şeye rağ men bu söylenenlerin son bir uyarı kabul edilerek birikmiş aidat borçları olan üyelerimi zin örgütlerine karşı görevle rini gecikmeli de olsa yerine getireceğine, istenmiyen uygu lamalara gidilmeksizin sorunla rın çözümleneceğine inanmakta dır.