Elektrik Mühendisliği · Sayı 278 · 1981 / 4

ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1981
Sayfa
3
Okuma süresi
9 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

Anahtar kelimeler

  • Türkiye Elektrik Kurumu
  • TEMSAN
  • elektrik kesintileri
  • linyit santralleri
  • Çukurova Elektrik A.Ş.
  • enerji planlaması

Özet

EMO Başkanı Teoman Alptürk, Türkiye'deki kronik elektrik enerjisi ve güç yetersizliğinin nedenlerini birincil kaynak envanterinin eksikliği, plansız sanayileşme, ayrıcalıklı şirketlerin başarısızlığı, ağır elektromekanik sanayinin kurulamaması ve teknik eleman sorunu başlıkları altında ele alarak çözüm önerileri sunmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE SORUNLAR ve

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ teoman alptürk (EMO Başkanı)

GİRİŞ Bugün ülkemizin en önemli sorunlarının başında enerji vt özellikle de elektrik enerjisi gelmektedir. Süresi mevsimin koşullarına göre değişen elektrik kesintisi programları uygulanmakta, sanayinin gereksinimi kısıtlı olarak kar şılanmaktadır. Yıllardır süregelen bu duruma çözüm bu lunamamıştır. İlk kez 1971 yılında bir enerji nakil hattı nın zamanında bitirilememesi nedeniyle başlayan kesinti ler günümüzde onuncu yılını doldurmuştur. 1981 yılında bölgesel olan ve toplam talebin % 0,2'si mertebesinde olan yetersizlik 1975'te % 1,1'e, 1980'de % 6,6'ya ulaş mıştır. Ayrıca 1980 yılında toplam elektrik enerjisi ge reksiniminin % 5,1'ininde dışalımla karşılandığını gözö

nünde bulundurulursa gerçek yetersizlik boyutunun % 11,7 lere vardığı hesaplanmaktadır. Ayrıca son yıllarda enerji yetersizliğinin yanında bir de güç yetersizliği sorunu ortaya çıkmıştır. Ülkemizde elek trik enerjisi yetersizliği iki boyutludur. Bu boyutlardan birincisi enerji, diğeri de güç yetersizliğidir. Özellikle ak şam saatlerinde yapılan kesintilerin nedeni güç yetersizli ğidir. İşte bundan sonraki satırlarda oldukça büyük oran lara varan bu iki boyutlu yetersizliğin nedenleri üzerinde durulacak ve çözüm önerileri getirilmeye çalışılacaktır.

BİRİNCİL KAYNAKLAR

Ülkemizde elektrik enerjisi üretmeye elverişli kaynakla rın başında su ve kömür gelmektedir. Bugün ülkemizdeki ekonomik olarak yararlanılabilir su potansiyelinin 100 milyar kVVh/yıl olduğu ifade edilmektedir. Linyit kömü rü rezervleri ise 5,6 milyar tondur.

Su ve linyitin dışında petrol, asfaltit, bitümlü şist, uran yum gibi birincil enerji kaynakları vardır. Ancak bugüne kadar bilimsel bir şekilde ülkemizdeki enerji envanteri çı karılmamıştır. Birincil enerji kaynaklarının rezervlerinin tam olarak bilinmemesi elektrik enerjisi planlamasını aksatmış, yanlış tercihlerin yapılmasına neden olmuş tur. Hatta kaynaklar belli olmadan üretim tesisleri plan lanmıştır. Linyit santralları, envanter çalışmalarının ye tersizliği nedeniyle önce küçük üniteler halinde kurul muş daha sonra aynı santralların yanına daha büyü \üni teler eklenmiştir.

En bol bulunduğu bilinen su potansiyelinden yararlanma oranı % 11 dolayındadır. Sudan sonra ikinci bol kaynağı mız olarak görünen linyitten de yararlanma oranı yüksek değildir. Buna karşılık pahalı bir üretim kaynağı olan petrol ürünleri (fuel oil, motorin v.s.) toplam enerji üre timi içinde büyük bir yer tutmaktadır. Geçmişte ülkenin birincil kaynakları yeterince dikkate alınmadan dışa bağımlılık yaratacak ve hatta arttıracak tercihler yapılmıştır. Bu üretim kaynaklarının gecikeceği nin önceden bilinmesine ve uyarılara rağmen gecikmeler den doğacak enerji açığının planlamalarda gerekli deği şiklikler zamanında yapılarak 3 4 yıl gibi kısa sürede üre time geçme olanağı olan linyit santrallarıyla kapatılması yoluna gidilmemiş, "en pahalı enerji üretilemeyen enerji dir", felsefesiyle fuel oil ve gaz türbini santral lar* kurul muştur. Son yıllarda bu santral lara yakıt bulmak, yakıt bulunsa bile üretim maliyeti (gaz türbinlerinde 25 TL/kWh) yüksekliğiyle çalıştırmak sorun olmuştur.

Su kaynaklarının ekonomikliği daha çok petrolle kıyas lanarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle son yıllarda ülke miz potansiyelinin ekonomik olarak yararlanma sınırı nın 200 milyar kWh/yıl'a çıktığı savları vardır. Bu savlar dikkatle incelenmeli, Türkiye'nin birincil enerji kaynağı envanteri, artık kaybedilecek zamanında olmadığı gözö nünde tutularak, biran önce çıkarılmalıdır. Buna dayanı

larak elektrik enerji üretim kaynaklarında tercih, kendi doğal kaynaklarımızın kullanılması şeklinde yapılmalı dır.

ELEKTRİK ENERJİSİ PLANLAMASI

İyi bir elektrik enerjisi planlaması ülke gerçeklerine ve çıkarlarına uygun bir biçimde yapılacak genel enerji plan lamasına bağlıdır. Bu planlamanın uzun bir perspektifte bilinmemesi elektrik enerjisi planlaması etkilemektedir.

Marko seviyede bir plan disiplininin dışında yanlış sana yileşmenin sonucu olarak sanayi tesisleri kurulmuş ve kuruluştan hemen sonra enerji talebinde bulunulmuştur. Elektrik enerjisi planlamasına girmemiş bu tesislerin elek trik enerjisi gereksinmeleri, planı, finansman ve kaynak lar yönünden zorlamış, pahalı yatırımlara ve kurulan te sislerin enerji yetersizliği nedeniyle atıl kalmasına sebep olmuştur.

Ülkemizde elektrik enerjisi tüketiminin her an yılda 3 3^ katına ulaştığı bilinmektedir. Bu özellik kalkınma ve ba şarının bir simgesi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Tü ketim, belli bir plan içinde gelişmediğinden üretim tü ketim dengesi bozulmuştur. Aslında, elektrik enerjisi sektörü belli bir plan içinde gelişmek durumundadır. Bu da elektrik enerjisinin kendi özelliğinden, depo edileme yişinden gelmektedir. Çok hassas, duyarlı bir planlama gerekmektedir. Enerji sektöründe birincil kaynakların kullanımı — tesislerin yapımı ve tüketim bir bütün olarak ele alınmalıdır. Tüm sektörleri kapsayan uzun dönemli planlar yapılarak bir disiplin içinde uygulanmalıdır.

Elektrik enerjisi üretimini planlarken tüketim istemini önceden bilmek gerekir. Bu nedenle de tüketimi kapsa yan sektörlerin tümüyle ilişki kurmak veya bu sektörle rin kendi içlerinde uzun dönemli planlamalarının yapıl mış olması gereklidir.

Plân, önceden ne zaman ve nereye varılacağının bilinme si demektir, bir disiplin işidir. Disiplin kalkmasıyla birlik te plân da ortadan kalkar. Ülkemizde öyle planlama ça lışmaları olmuştur ki bütçede enerji yatırımları fonu kısı lırken bu enerjiyi tüketecek tesislerin yatırım fonlarına dokunulmamıştır. Ve önceden çalışmakta olan santralla rın üretimleri, tüketimi karşılayamaz duruma gelindiğin de tüketicilerde programlı elektrik kesintileri yapma zo runluluğu doğmuştur. Bir yandan elektrik keserken, di ğer yandan belli bir plana dayanmayan fabrikaların, çe şitli sanayi tesislerinin kurulması devam edince de kesin tilerin süre ve boyutları giderek artmıştır.

ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ VE AYRICALIKLI ŞİRKETLER

1953 yılında toplanan Birincil İstişari Enerji Kongresi ayrıcalıklı şirketlerin başarısızlığını saptayarak, Türkiye'

de elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtım işlerinin bir elde toplanmasını ülke gerçekleri ve çıkarları açısından uygun çözüm olacağı sonucuna varmıştı. Konu birkaç kez meclise gidip geldikten sonra 15.7.197O'te Türkiye Elektrik Kurumu kurulmuştu. Böylece elektrik üretim, iletim ve dağıtımının bazı istisnalarla tek elde toplanma sı 17 yıl sonra sağlanmıştı. Bu karar alınırken;

1. Elektrik enerjisinin temel yapı unsuru olduğu, 2. özel şirketlerin kâr amacıyla kuruldu, 3. Özel şirketlerle enerji sektörünün dağınık bir yapı ka zanacağı ve ulusal şebekenin işletmesinde önemli zorluk lar çıkacağı, 4. Bu dağınık yapı ve işleyişin malzeme .kullanımında standartlaşmayı önleyeceği, 5. Amacı kâr olan özel kesimin, varolan kaynakların en elverişli ve kârlı olanlarını isteyeceğinin gözönünde tutulduğu muhakkaktır.

Milyarlara varan yatırımlar için, doğal kaynaklar, döviz, yetişmiş ve uzmanlaşmış insan gücü gibi kaynakları en akılcı ve ekonomik bir biçimde kullanabilmek ancak merkezi bir planlamayla gerçekleşebilir.

Üretim iletim ve dağıtım gibi üç öğeye sahip olan enerji ekonomisinde bu çalışmaların tümünün tek bir kurulu şun elinde toplanmasıyla mümkündür. Gerçekten de İkin ci Dünya Savaşı'ndan sonra Fransa'da ELECTRİCİTE DE FRANCE, İngiltere'de CENTRAL ELECTRICITY GENERATING BOARD, İtalya'da ENEL, İsveç, Yu nanistan ve Avusturya benzeri kuruluşlarla elektrik işle ri tek bir kuruluşun bünyesinde toplanmıştır.

Ülkemizde de Türkiye Elektrik Kurumu'nun kurulma sıyla enerji sektöründe olumlu gelişmeler olmuştur.

Örneğin : 1980 yılında elektriklendirilmiş köy sayısı % 6,5 dolayındayken 1980 yılında bu oran % 51'e ulaş mıştır. Ayrıca 1970 yılında elektrik enerjisinden yarar lanan nüfus oranı % 50 iken bu değer 1980 yılında % 75' lere kadar çıkmıştır. Ancak ülkenin genel ekonomisinde ki durum elbetteki bu kuruluşu da etkilemiştir. Ancak TEK olumlu çabalar gösterirken ayrıcalıklı şirketlerde de aynı çabayı görmek mümkün olamamıştır. Örneğin : Çu kurova Elektrik A.Ş.'i fuel oil'in pahalılaşmasıyla birlik te Mersin Termik Santralının üretimini düşürmüştür. (Kaynak: ÇEAŞ'in yıllık raporları) Yıllık 650 700 mil yon üretim yapması gereken Mersin Termik Santralı; 1978'de 676,6 milyon kWh 1979'da 476,5 milyon kWh 1980'de 394,4 milyon kWh üretim yapmıştır. Bu da şirketin kuruluş mantığı içinde doğaldır. Fuel Oil fiyatlarının giderek yükselmesi şirke tin kârını azaltmış bu nedenle de şirket fuel oil'e dayalı üretimini düşürmüştür. 1979'da ülke düzeyinde 1,6 mil yar kWh, 198O'de 1,8 milyar kWh elektrik enerjisi kısıt lamasının yapılması, Çukurova Elektrik Şirketinin ise aynı yıllarda 200 300 milyon kWh eksik üretim yapması

yukarıdaki savların kanıtıdır. Bu nedenle temel bir alt ya pı unsuru olan elektrik enerjisi üretiminin yeniden özel sektöre açılması geçmişte yanlışlığı kanıtlanmış yolun bir daha denenmesi olacaktır.

ELEKTROM E KANİK İMALAT SANAYİİ KURULMASI

Ülkemizdeki enerji yetersizliğinin temel nedenleri arasın da Ağır Elektromekanik İmalat Sanayiinin henüz kurula mamış olması da önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle birincil kaynaklarımızın donatılmasında büyük zorluklar la karşılaşılmaktadır. Çünkü bugün ağır elektroteknik e kipman temini dış kaynaklardan ve krediyle yapılmakta dır. Bu durum ise enerji sektörünü olumsuz etkilemekte, yapım süresi 4 ilâ 6 yıl olan santralların bitimi bu süre nin 2 3 katını bulmaktadır.

Bu ülkede inşa halindeki elektrik santrallarının toplam kurulu gücü, hiçbir zaman, serviste olan santralların top lam kurulu gücünün % 50'sinin altına düşmemesi gerek mektedir. Bu nedenle 3. Beş Yıllık Kalkınma Planında kamu öncülüğünde Ağır Elektromekanik İmalat Sana yinin kurulması yeralmıştır. Ancak 7.12.1981 tarihinde TEMSAN (Türkiye Elektromekanik Sanayii A.Ş.) kurul muş ve kamu kuruluşlarının ortaklığı sağlanmış ancak Elektroteknik Ağır Makina ve Ekipman Sanayiinde üre tim sürecinin uzun olması ithalata ve yerli imalata daya nan girdilerin hızlı temin edilmemesi, kısa sürede üreti min paraya dönüşememesi yani sermayenin devir hızının düşüklüğü enflasyon, üretilen cihazlar kullanılırken mal ve can güvenliğinin garanti edilmiş olması, üretim sure cinde enerjinin kesintisiz ve kaliteli üretilebilmesi, tasa rım, yapım ve teknolojik araştırma ve geliştirmeyi içeren entegrasyona bağımlı olması nedeniyle henüz DU alanda ki beklenen gelişmeyi sağlamamıştır.

Bu sanayideki gelişmelerin enerji sorununu olumlu etki lemesi yanında teknik elemanların yetişmesini sağlaması, tek tip malzeme kullanımını sağlayarak çeşitli malzeme stoklarını önlemeside ayrı bir olumlu sonuç olacaktır.

Adı geçen sanayi kolu gelişmedikçe, üniversite ve yüksek okullardan, ileri teknoloji için teknik eleman yetiştirsek bile bu elemanlar süreç içinde yozlaşarak bürokratik ka demede yerlerini alacaklar ve üretime katkıları sağlana mayacaktır.

TEKNİK ELEMAN SORUNU

Ülkemizde elektrik enerjisi gibi alt yapı yatırımları devlet eliyle yapılmakta ve süreklilik arzetmektedir. Yatırımın süreklilik göstermesi ise devamlı planlamacı, projeci ve tesisci elemanların yatırımcı kuruluşlarda bulunmasını gerektiriyor. O halde kadrolar bir yandan yenilenirken diğer yanda yetişmiş personelin elde tutulma zorunluğu

vardır. Bugüne kadar uygulanan personel politikası ile ye nilenen ve yetişmiş teknik personeli devamlı olarak yatı rımcı kuruluşlarda tutmak mümkün olamamıştır. Ücret ayrıcalıklarını bir ölçüde önlemek için yan ödeme ler, güçlük zamları, torba kadrolar, gibi ücret ayarlamala rı getirilmişse de bu tür uygulamalar teknik elemanlar arasında yeni sorunlar yaratmış, mevcut ayrıcalıkları kö rüklemiştir.

Özellikle son yıllarda yurt dışına çıkan yetişmiş teknik eleman sayısında büyük artış görülmüştür. Kamu kuruluş larında çalışan eleman sayısı giderek azalmıştır. Teknik eleman sorununun öncelikle ele alınması gereklidir.

TÜRKİYE 3. GENEL ENERJİ KONGRESİ KARARLARI VE ÖNERİLER

1978 yılında yapılan Türkiye 3. Genel Enerji Kongresin de belirlenen ve bir kısmı aşağıda sıralanan önerilerin bu gün de geçerliliğini koruduğu kabul edilmelidir.

Enerji üretiminde ulusal kaynaklara, öncelik veren, tü ketimde de yurt yararlarına en uygun yerlerde kullanıl masını sağlayan bir enerji politikası saptanmalıdır. Bu politikada enerjinin üretim ve tüketimi için gerekli maki ne ve malzemenin yurt içinde üretilmesi ana hedef olma lıdır.

Enerji üretiminin yerli kaynaklardan karşılanması için enerji araştırmalarına öncelik tanıyan, enerji kullanımın da akılcı kullanımı hedef alan, enerji tüketiminde yurt kalkınması için gerekli alanlarda enerjinin kullanılmasını sağlayan, bu hedeflere varılması ve ülkemizin hızla kal kınması için ülke olanaklarını en iyi şekilde kullanan, uzun vadeli bir merkezi plân yapılmalı ve enerji alanında ki bütün çalışmalar bu plânın ana hedeflerine uygun ola rak yürütülmelidir.

Hızla kalkınması gerekli bulunan ülkemizin enerji gereksiniminin karşılanmasında yerli kaynakların geliş tirilmesi ana hedef alınmalıdır. Yerli kaynaklarımızın ül kemiz yararları doğrultusunda ve yeterli düzeyde hizme te sunulması için geniş kapsamlı, hedefleri iyi saptanmış, bu hedeflere varılması için gerekli programları hazırlan mış ve bu programları gerçekleştirecek her türlü olanak ları sağlanmış arama çalışmalarına ivedilikle geçilmelidir.

Yerli kaynakların aranması önem taşıdığından ülke mali kaynaklarının yeterli bir bölümünü enerji aramaları na tahsis etmeli, fiili aramalara gerekli araç, gereç temin edilerek bir enerji kaynağı arama seferberliğine gidilmeli dir.

Yerli kaynaklarımızın miktar ve özelliklerine en uygun kullanım alanları bilimsel olarak saptanmalı ve bu sapta nan yerlerde kullanımı yönlendirilmelidir.

Avrupa ülkeleri arasında 2. sırada bulunan hidrolik kaynaklarımızdan yararlanılmasına öncelik verilmeli, ya