Elektrik Mühendisliği · Sayı 313 · Kasım 1984

GÖRÜŞLER

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1984
Sayfa
4
Okuma süresi
10 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Çevre ve iklim

Anahtar kelimeler

  • Kemerköy Termik Santralı
  • Gökova Körfezi
  • yer seçimi
  • kükürt dioksit
  • desülfürizasyon
  • TEK

Özet

TEK eski Genel Müdürü Gültekin Türkoğlu, TMMOB eski Başkanı Bülent Tanık ve TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası'nın Gökova'daki Kemerköy Termik Santralı'nın yer seçimi, çevresel etkileri ve deprem riski konusundaki görüşleri derlenmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TEK ESKİ GENEL MÜHÜRLERİNDEN SAYIN GÜLTEKİN TÜRKOĞLVNUN, TMMOB ESKİ BAŞ KANI SAYIN BÜLENT TANIK'IN, TMMOB JEOLO Jİ VE KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASININ KE MERKÖY TERMİK SANTRALINA İLİŞKİN 'GÖ RÜŞLERİNİ AŞAĞIDA SUNMAKTAYIZ.

TEK ESKİ GENEL MÜDÜRLERİNDEN SAYIN GÜLTEKİN TÜRKOĞLU

Kemerköy termik santralının yer seçimi dolay ısı ile çevre kirlenmesi konusunda Türkiye Elektrik Kurumu ile Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı arasında ortaya çı kan görüş ayrılığı, sanırım konunun yeteri kadar ince lenmediğini göstermektedir.

Gökova körfezi gibi, ülkemizin en güzel doğa parçala rından birinin, bir önlem alınmadığı taktirde bu santra lın bacasından çıkacak kükürt dioksit gazlarının ve çevreye yayılacak küllerin etkisi ile çölleşeceği bir gerçektir. Ancak Türkiye Elektrik Kurumu tarafından alınacağı belirtilen, santralın bu etkisini azaltıcı (Yok edici diyemiyorum) yöndeki önlemlerinde ne derece başarılı olacakları konusu çok daha geniş bir araştır maya değerdir, sanırım.

İşte bu nedenlerle santralın yapımına hemen başlan masını bir acelecilik kabul ediyorum. Elektrik enerjisi üretim ve tüketim dengesi açısından da bu aceleye ge rek yoktur kanaatindeyim.

Bugün ülkemizdeki elektrik enerjisi üretimi yaklaşık 30 milyar kwh dır. TEK ve DSI'ce inşaatlarına devam edilen termik ve hidrolik santrallann toplam üretimleri deenaz30milyarkwhdır.O halde Kemerköy santralı nın yapımına hemen başlanılması diye bir zorunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, incelemeleri biraz da ha sürdürüp hem ilgili kuruluşlardaki, hemde kamu oyundaki kuşkuları giderici bir sonuca ulaşmak en uygun yol olacaktır.

TMMOB ESKİ BAŞKANI SAYIN BÜLENT TANIK

"Gökova (Kemerköy) Termik Santralı Gerçekten Politik Bir Tercihtir.."

"Yapılmalı..", "yapılmamalı..", "mabet gibisini yapa cağız, turistik santral olacak..", "cinayettir..", "cahil ler..", "devlet güçlüdür.." derken, kamuoyu boylubo yunca bir tartışmanın ortasında buldu, kendini.. So run öyle kondu, tartışmalar öyle gelişti ki, vatandaş önüne konan iki ucu kokulu deyneği neresinden tuta cağını iyice şaşırdı.. Sadece vatandiş mı? Konuyla il gili farklı kuruluşların farklı uzmanları ve farklı poli tik karar kademeleri de aynı şaşkınlığın içine itildiler. Hergün değişen bilimsel ve teknolojik "kanıtlar" ve projeye ilişkin yeni bilgiler, tercihlerin dayanaklarını iyice zorlar oldu.

Santralın Kemerköy'de yapımından yana olan görüş lerin dayandığı temel noktalar şunlardır: ^'

1. Elektrik gereksinmesi giderek artacaktır.. Türkiye' deki tüketim ortalaması Avrupa'nın çok gerilerinde dir. Bu yüzden süratle bulunabilen her kaynak enerji ye ve elektriğe tahsis edilmelidir. Kemerköy için Po lonya'dan sağlanan kredi çok uygundur. Kalkınmak için başka çare yoktur..

(1) Cemal Büyükbaş Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı büt çe görüşmeleri ve Gökova gensoru görüşmeleri TBMM tu tanakları.

KMERKÖY TERMİK SANTRALI... KEMERKÖY TERMİK SANTRALI... KEMERKÖY TERMİK SANTRALI... KEMER

ELEKTRİK M ÜHENDİSLİĞİ 313

Bugün kilovatsaati ortalama 4 cent'ten elektrik ithal etmekteyiz. Yılda ortalama 2.5 milyar kilovatsaat tu tan bu ithalatın karşılığı olarak 100 milyon dolar ödenmekte, 2.210 megavatlık santralın yıllık üretimi ise yaklaşık 2.5 milyar kilovatsaat'dir. Yani ithalata ödenen miktara denk bir yatırımla açık kapanacaktır.

2. Türkiye'nin enerji sistemi ve tüketim yoğunlukları şöyledir: termik ve hidrolik kaynaklar Güneydoğu Anadolu Bölgesinde buna karşılık sanayi ve tüketim talebinin ağırlıklı bölümü Kuzeybatı'da yoğunlaşmış tır. Enerji taşıma sistemlerinin kurulması pahalı oldu ğu gibi yük tevziinde kayıpların azaltılması ve enerji kalitesinin korunması için enterkonnekte sistemde dengenin korunması ve termik hidrolik ağırlıklarının belirli oranda sürdürülmesi gerekmektedir. Bu yüzden sisteme batıdan enjeksiyon yapılması zorunludur..

3. Su gereksinmesi çok büyüktür.. 15 km uzağa Ye niköy'e su götürülmesi olanağı yoktur. Yeniköy'deki iki ünite için yılda 12 milyon ton su gerekmektedir bu yüzden buradaki üçüncü ünite yatağan'a taşınmış tır..

4. "Teknikte bugün alınamayacak tedbir yoktur.. İs tenirse burada havadaki sulfürizasyon konsantrasyo nunu sıfıra indirecek tedbirler alınabilir. Bunun için tekrardan 60 milyon dolar sarf ederek bu santrala bir de birçok memleketlerde yapıldığı gibi desulfurizas yon tesisi kurmak icap eder, biz bunun da yerini bı raktık. Fakat yapmış olduğumuz hesaplamalar böyle bir tesise şu anda gerek göstermiyor.."

2— Türkiye'nin bir enerji master planı yoktur. Bu ol madığı gibi sanayileşme ve kentleşmeye ilişkin ciddi plan ve programlar da bulunmamaktadır. Kalkınmada öncelikli yöreler konusunda öne sürülen tedbirler, söz'ün önüne geçememekte, insanlar, sanayi, üretim ve tüketim kuzeybatıda İstanbul metropoliten alanın da yığılmaya devam etmektedir. Bu kendiliğinden ge lişme veri alınarak yapılacak düzenlemelerin parça maliyetleri, daima yanıltıcı olacaktır. Mevcut gelişme trendine boyun eğip onun gereksinmeleri palyatif ted birlerle karşılanmaya çalışılırsa daha çok Marmaralar, Boğazlar, Tekirdağlar, Gemlikler, Çatalağzılar, Aliağa lar, Somalar, Tunçbilekler, Yatağanlar ve Gökovalar elden çıkacaktır. Nemrut Koyunu, Silifke'yi İskende run Körfezini kimse yerine koyamaz.

Konu toplumun tümünü ve bütünsel önlemleri gerekti ren boyutlarda olduğu için son derece de karmaşıktır. Örneğin konut tasarımında alınabilecek küçük tasar ruf önlemleri domestik enerji tüketimini önemli ölçü lerde azaltabilecektir. Aynı biçimde sanayi yerseçi minde dikkat edilecek bazı kamu çıkarları da ülkenin enerji sisteminin zorlanmamasını, enerji tevziinde kar şılaşılan kayıpları azaltacağı gibi doğanın korunma sında ve dengeli kalkınmanın sağlanmasında ölçüleme yecek yararlar sağlayacaktır. Böylece de yük üretim kaynakları ile tüketim odakları arasında denge sağla mak için dünyanın en kirletici tesislerinden olan ter mik santralları ithal veya yerli kömüre dayalı olarak Gemliklerde, Aliağalarda, Gökovalarda kurma zorun luluğu doğmayacaktır.

Bu dört temel sav şöyle irdelenebilir:

1 İlk noktada belirtilen enerjinin gerekliliği doğru dur, öncelikle hidrolik ve termik kaynaklardan karşıla nabilecek bu gereksinmenin insan yaşamı için zorunlu olan başka gereksinmelerden vazgeçilmesi pahasına yapılması ise kolay katılınabilecek bir sav değildir. Kuşkusuz uygun koşullarla sağlanan Polonya kredisi yakın çevrede başka çözümlemelerle de kullanılır hale getirilebilir.

Aynca ithal kömüre dayalı santral yatırımları da, ge rekçenin ikinci kısmında belirtilen ithal elektriğe ben zer sakıncaları taşımaktadır. Termik santralların, kö mürlerin yatak özelliklerine göre yerinde dizayn edil meleri ve yapılmaları, kömür kaynağına bağımlılığı daha da artırmaktadır. Kazanların uyarlandığı kömür temininde gereken süreklilik sağlanamadığı takdirde yatırımın devre dışı kalması kaçınılmaz olmaktadır.

3— Kömürü bile gerektiğinde, Japonya'dan, Af rika'dan sağlanabilen böylesi önemli projelerin su bulunamaya cağı için zorlanıyor olması makul görünmemektedir. Jaraj yapımındaki aksaklıkların ve rezervuar kapasite sinin kamuoyundaki belirsizliği, bir yana bırakılsa bi le, benzer santrallarda susuz alanlarda uygulanan ka palı sistem alternatifinin yeterince tartışılmadığı bir gerçektir. Böylesi bir yatırım projesinin fizibilitesi bü tünden ayrılıp, parça olarak ele alınırsa, sürekli deği şen, kanıtlar yelpazesi ile her karara dayanak bulmak, olmazı olur yapmak mümkündür.

4— Pahası ödendiği zaman teknik olarak yapılamaya cak şey gerçekten çok azdır.. Ancak görüldüğü gibi politik karar noktaları, böylesi doğal ve turistik değe ri olan bir yöredeki kirlenme oranı konusunda emin değildir. Bakanlık % 2.7 si kükürt olan 95 milyon ton kömürün yanması sonucu 8 127 mikrogram/metre

EMERKÖY TERMİK SANTRALI... K£M£RKÖY TERMtK SANTRALI... KEMERKÖY TERMİK SANTRALI... KEMER

küp kükürt konsantroasyonuna ulaşılacağını ileri sür mekte, buna karşılık eski çevre müsteşarlığı 3 ünite nin yıllık ortalama SO2 atığının 571.079.60 ton ola cağını ileri sürmektedir. % 1.36 sı yanıcı olacağı ba kanlıkça da kabul edilen kükürt karışımının desülfri zasyonunun başlangıçta kesin olarak ele alınmaması ise son derece de büyük sakıncalara neden olabilecek tir. Bu düzeyde bir kirlenticinin yörede yaratacağı kaybın sadece orman açısından yılda 100 milyar TL. dolayında olacağı Ormancılık Araştırma Enstitüsü'nce saptanmıştır. Desülfiirizasyon ünitesi kurulmadan ter mik santral yapımı Gökova kadar Anadolu'nun diğer yöreleri içinde sakıncalıdır.

3ununla birlikte burada ileri sürülen görüşleri çürütücü yeni kanıt ve bilgiler ileri sürülebilir. Toplum yaşamı geliştikçe, hayat daha karmaşıklaşıyor. Daha da öte sinde toplumsal ilişkiler ve toplumlar arası bütünleş me, parça içinde çözümlenebilir görünen birçok ko nunun, etki ve çözüm alanını genişletiyor. Sorunların kavranılır ve çözümlenir olması daha geniş kesimlerin bilgilendirilmesini, ikna edilmesini ve işbirliğini gerek li kılıyor.. Bilgilendirmenin yetersiz kaldığı durumlar da (ki çoğunlukla karşılaşılan durum budur) inandırı cılık, güvenilirlik ve politik yeterlilik belirleyici ol maktadır. Gökova termik santralının yapılması konu sunda sürdürülen tartışmalar sonucu kanıt olarak gös terilen bilgilerin güvenilirliği ve inandırıcılığı kalmadı ğı gibi politik yeterliliğin göstergesi olan birleştirici lik, muhaliflerin birleştirilmesi durumuna çoktan dö nüşmüştür. Karşıt görüşlere kulakların kapalı olduğu durumlarda politik tercihlerin yeterlik düzeyi de dü şüş gösterir. Hayatın hızla karmaşıklaştığı, değiştiği ve geliştiği günümüzde tek benim bildiğim doğrudur diyen, yanılıyordur. Ne yazık ki yanılgı sorumluluğu, toplumsal yaşamda, kişisel sınırları çok aşmaktadır..

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI

Türk kamuoyu 1980'li yıllarda, öz kaynaklarımıza da yalı enerji santrallerinin, ivedi bir şekilde çoğaltılma sını kesin olarak benimsemiştir. Ancak enerji açığını kapamak için yapılacak bu santrallarm, sonradan dü zeltilmesi zor yanlışlara neden olmamalıdır. Her bü yük yapıda olduğu gibi, termik santrallarm yer seçi mi, ayrıntılı etüd ve araştırmalar sonucu saptanmalı dır. Aceleye getirilip alınan kararların zararının tüm ulusumuzca çekileceği bilinen bir gerçektir. Aceleye getirilen yer seçimlerinde, Soma Termik Santralinde

olduğu gibi, kömür alanı üzerinde yer alan yapılar, bu kesimdeki kömürlerin işletilmesini olanaksız kılmış, çevre topografik şartların olumsuzluğu nedeniyle, kı sa ömürlü yüksek kül barajlarının yapılması zorunlulu ğunu ortaya çıkarmıştır. Santral alanındaki kömürü işleyememek, bir yandan yüksek kül barajlarını inşa etmek, maliyetleri çok artırmıştır.

Gökova Santralı ile ilgili iyi bir zamanlama ile yapılan uyanlara rağmen bu yer seçiminde ısrar eden yöne timler, bunun teknik nedenlerini bilimsel bir doygun lukta kamuya açıklayamamaktadırlar.

Kömür alanından Gökova Körfezine kaydırılan termik santralın yer seçimi konusu yalnız çevre kirlenmesi açısından değerlendirilip tartışılmaktadır. Ancak böy le bir santralın yer seçimi yapılırken çevre sorunları nın yanı sıra, yerbilimleri açısından da seçilen yerin uygunluğunun tartışılması zorunludur. Gelişmiş i l kelerde bu gibi büyük yatırımlar yapılırken yerbilimle rinin önemi, yasalarla belirlenmiştir. Yer seçimi etüd lerinde, doğal kaynaklar ve doğal afetler açısından ay rıntılı bilimsel incelemeler gereklidir. Bunun ülkemiz deki benzer örneği yapılması planlanan nükleer sant rallann, baraj ve hidroelektrik santrallerin yer seçimi araştırmalarıdır. Bu yapıların yer seçimleri, ayrıntılı bilimsel etüd ve araştırmalar sonucu saptanmaktadır.

Gökova Körfezi, Türkiye'nin yaygın olan aktif dep rem zonlanndan biri üzerindedir. Her ne kadar bu et kinlik, "Türkiye Deprem Haritası'Yıda ikinci derece deprem kuşağı olarak gösterilmişse de, son yıllarda elde edilen yeni verilerle bu bölgenin deprem aktivi tesini doğrulayan ve tarihsel devirlerden meydana gel miş büyük depremlerle, aletsel dönemde de 1926, 1957, 1959 ve 1961 depremleri, yöreyi etkileyen en önemli depremlerdir. Deprem episantr haritaları ve listelerinden de açıkça anlaşılacağı gibi, Gökova çev resinde büyük depremlerin etkin olduğu sonucu orta ya çıkmaktadır. Bu büyüklükteki depremler, Türkiye genelinde, şimdiye kadar yaşanmış gözlemlere göre "yıkıcı deprem" sınıfına dahil edilir niteliktedir.

Ancak bu veriler, "bu alanda termik santral yapıla maz" anlamını taşımamaktadır. Bununla beraber, bu alana rastlayan deprem tehlikesi ve riskinin, birçok ül kede olduğu gibi, araştırmalarla ayrıntısı belirlenip, gerekli parametreler elde edildikten sonra yerin uy gunluğunun tartışılması zorunludur. Santralın kıyıya

EMERKÖY TERMIK SANTRALı... KEMERKÖY TERMIK SANTRALı ... KEMERKOY TERMIK SANTRALı ... KEMER

litl

kaydırılması aktif kırıklar yönünden deprem riskini artırıcı veya azaltıcı bir faktör olup olmadığı bilimsel olarak açıklanmalıdır. Bu etüd ve araştırmalar yapıl madığı taktirde, gelecekte olabilecek deprem ve ben zeri doğal afetlerin vereceği zararlar bu yer seçiminin aceleye getirilmesinin sonucu olacaktır.

Türkiye'de elektrik üretiminin hızla arttırılmasına gö nülden katılıyoruz. Ancak bu arttırımın Gökova yeri ne, yörede yapılan Yeniköy Santralının veya Yatağan Santralının tevsii ile yapılmasını daha akılcı bir yol olacağı görüşündeyiz.

Ayrıca güneybatı Anadolu'da varolan hidroelektrik potansiyelin devreye sokulması ile bu cennet köşeyi kirletmeden, daha da güzelleş}irerek gerekli enerji art tırımının sağlanacağına inanıyoruz. Dalaman Çayı üzerinde yapılması planlanan ve projelendirilen Sami Soy dam, Narlı, Akköprü ve Dalaman Barajlarının bir an önce uygulamaya konması, bu enerji açığını kolay lıkla kapatacağı gibi, taşkından koruma ve sulama iş levleriyle ek yararlar sağlayacak ve bölgede doğayı gü zelleştiren yeni göller oluşturacaktır.

TMMOB KİMY A MÜHENDİSLERİ ODASI

Bugün bilinmektedir ki, sanayileşme ve çevre sorunla rı birbirinin alternatifi ve kaçınılmaz sonuçları değil dir.

Ülkemizin doğal kaynaklarından biri olan kömüre da yalı enerji üretimi doğru bir politika olmakla birlikte diğer doğal kaynaklara zarar vermek pahasına uygu lanmamalıdır.

Bu anlamda, kömüre dayalı bir termik santralın çevre ye vereceği zararın minimuma indirilebilmesi için, 1. Desülfirizasyon 2. Elektrofi litre

3. Atık su arıtma ünitelerinin projelendirme aşamasında ele alınması ge rekmektedir. Ayrıca işletme aşamasında çıkabilecek aksaklıklar nedeniyle söz konusu ünitelerin devre dışı kalmasına göz yumulmamalı, bu ünitelerde çıkabile cek arızalar, santralın ana ünitelerinde olabilecek arı zalar kadar önemle ele alınmalıdır.

Bugüne kadar ülkemizde kurulmuş olan termik santral larda desülfırizasyon ünitesi yapılma yoluna gidilme miştir, elektrofiItreler santralların en çok arızalanan birimleridir.

Bu projelendirme ve işletme anlayışının ve de uygula maların Gökova'da kurulacak olan Kemerköy Termik Santralın'da da sürdürüleceği, kullanılacak linyitteki kükürt oranının yüksek olması nedeniyle, havaya saat te 10 tonun üstünde SO2 yayılacağı düşüncesinden hareketle oluşabilecek çevre kirlenmesinin boyutları nı tahmin etmek zor değildir.

Kaldı ki; Kemerköy'de kurulacak olan santralın yeri saptanırken, ne Gökova'nın ülkemizin en önemli tu rizm bölgelerinden olduğunun, ne bölgede daha önce kurulmuş olan Yatağan Termik Santralının yarattığı ön kirlenmenin ne de söz konusu santralın yeri itiba riyle Akdeniz'in kirlenmesine kadar yol açabileceği nin dikkate alındığı kanısında değiliz.

Bir tek amaç güdülmüştür, en ucuz ve en kısa yoldan, maliyeti düşük enerji üretimi.

Doğal kaynaklarımızı akılcı kullanmak durumunda olan ülkemiz açısından, çevre kirlenimi sorununun mutlaka birincil planda ele alınması zorunludur. Yer seçimi yapılırken ise bir merkezi planlama gereklidir.

Ülkemizde giderek artmakta olan çevre bilinciyle bu gün Gökova halkı da yaşadığı çevreye sahip çıkmakta ve kurulacak olan santrala hayır diyebilmektedir.

"ELEKTRİK İÇ TESİSLERİ YÖNETMELİĞİ" ÇIKTI

4.11.1984 tarih ve 18565 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

"Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği" Merkez Şube ve Temsilciliklerden sağlanabilir.

EMERKöY TERMİK SANTRALİ... KEMERKöY TERMİK SANTRALI... REMERKOY TERMİK SANTRALİ... KEMER