Elektrik Mühendisliği · Sayı 313 · Kasım 1984
YÖNETİMDEN
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1984
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Çevre ve iklim
Anahtar kelimeler
- Kemerköy Termik Santralı
- Gökova
- TEK
- ÇEAŞ
- özelleştirme
- linyit
Özet
EMO yönetimi, Gökova'da kurulması planlanan Kemerköy Termik Santralı'nın çevresel ve ekonomik gerekçelerini tartışarak karşıt görüşleri sıralamakta; ardından elektrik sektöründe özel şirketler eliyle üretim-iletim-dağıtım modelinin Türkiye'de daha önce denenip başarısız olduğunu, tek elden kamu yönetiminin gerekliliğini savunmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
GÖKOVA VE KEMERKÖY SANTRALI Gökova Körfezi'nde kurulacak olan Kemerköy Ter mik Santralı son zamanların en güncel, kamuoyunda ve basında ençok tartışılan konusu oldu. Yöre halkı ile çevre uzmanları santralın Gökova'da yapımına kar şı çıkarlarken ilgili bakanlık ile kurum yetkilileri de santralın yapımını savunmaktadırlar.
Kemörköy Termik Santralının kurulması düşünülen alan, Milas'tan 50 km., ören'den 6 km. mesafededir. Halen aynı yörede yapımı sürdürülen Yeniköy Termik Santralı dakuşuçuşu 8 10 km. uzaklıkta bulunmakta dır.
Santrala kömür temin edecek Hüsamlar havzasının ekonomik olarak üretilebilir rezervi 74 milyon ton do layındadır. Uzmanlar havzanın açık işletme olarak ça lıştırılmasının rantabl olacağını ifade etmektedirler. Ayrıca bu yörede bulunan Sekköy'de 62 milyon ton, Ekizköy'de de 66 milyon ton kömür bulunduğu MTA raporlarında ifade edilmektedir.
Hüsamlar havzasında bulunan kömürün alt ısıl değeri nin 1977 KCal/Kg kül oranının % 28,08 ve kükürt ora nının % 2.94 olduğu ilgili raporlarda belirtilmektedir.
Santralın 210 MVV'lık iki ünitesinin bulunacağı, yılda yaklaşık 3 milyon kwh elektrik enerjisi üreteceği yet kili kişilerce ifade edilmektedir.
Kemerköy Termik Santralının Ülkemizin turizm po tansiyelinin büyük olduğu bir yöreye kurulacak olma sı bizleri düşündürmektedir. Ülkemizin enerjiye gerek siniminin büyük olduğu ve bunun kendi doğal kay naklarımızla karşılanmasının gerekli olduğu yadsına maz. Ancak bunu gerçekleştirirken de çevre koşulla rının gözönünde tutulması gereği de açıktır.
Kemerköy termik santralının bu yörede kurulması için ileri sürülen savları bir kere daha gözden geçire lim :
1. Elektrik enerjisine büyük gereksinimi olan ülkemi zin elektrik enerjisi üretiminin artırılması,
2. Düşük kalorili linyit kömürü havzalarının bir an ön ce değerlendirilmesi gereği,
3. Termik santral için çok önemli olan soğutma suyu nun temin kolaylığının olması,
4. Ülkemizdeki elektrik enerjisi üretim kaynaklarının önemli bir bölümü Doğu ve Güneydoğu'da bulunur ken tüketim merkezlerinin Batı ve Kuzeybatı'da yo ğunlaşması Ulusal Elektrik Sisteminin stabilitesini
olumsuz etkilemektedir. Bu bakımdan ülkemizin Batı ve Kuzeybatı bölgelerindeki elektrik enerjisi üretim olanaklarını değerlendirerek sistem dengesinin sağlan masıdır.
Sanınz bugüne kadar Kemerköy'de bir termik santral kurulması için ileri sürülen en önemli nedenler bunlar dır. Ayrıca, bu santralın ünitelerinin yakın havzalar olan Yeniköy ve Yatağan Santrallarına ilave edileme yiş nedeni olarak da bu yörelerdeki soğutma suyunun yetersizliği gösterilmektedir.
Bunlara karşılık da ileri sürülen karşı savlar şöyle sı ralanmaktadır :
1. Santralın kurulacağı havzadaki kömür rezervi ye tersizdir. Hüsamlar havzasındaki kömür rezervinin 210 MVV'lık üç üniteli bir santrala 15 yıl, 210 MVV'lık iki üniteli bir santrala ise 21 yıl yetebileceği ifade edile rek, santralın ekonomik ömrünü doldurmadan diğer kömür havzalarından kömür taşıma gereğinin doğaca ğı belirtilmektedir.
2. Kömürdeki kükürt miktarının yüksek olması nede niyle bacadan çok fazla kükürt dioksit atılacak bu da asitleşmeye yol açacaktır.
3. Meydana gelen asitleşmenin çevredeki ekolojik dengeyi bozacak, bitki örtüsünü öldürerek 100 milyar dolayında orman ürünleri kaybına yol açacaktır.
4. Çevre kirlenmesi Gökova yöresindeki turizm en düstrisini olumsuz etkileyecektir.
5. Devlet Su İşleri Yeniköy ve. Yatağan termik santral larının bölgelerindeki soğutma suyu olanaklarını ye ni duruma göre artırabilecek önlemleri daha önceden alabilir, yatırım programını uygun şekilde yapabilirdi.
Konuya salt teknik açıdan bakmanın yeterli olacağı söylenemez. Gökova'daki çevre kirlenmesi yalnızca o yöre halkını etkilemekle kalmıyacak, ülkemizin çeşit li yörelerinden Gökova'ya tatil yapmaya gidenleri de etkileyecektir. Turizm endüstrisini baltalıyacaktır. Çünkü nedenli önlem'alınırsa alınsın yöre sevimsiz ha le gelecek ve çevre kirliliği olacaktır. Ülkemizde bugü ne kadarki uygulamalar da bu durumun kanıtıdır.
Konuyu bir de ülkemizin elektrik enerjisi üretim ve tü ketimi açısından değerlendirmeye çalışalım:
Bugün ülkemizin, yetkili kuruluşlarınca açıklanmış verilerine göre 110 milyar kwh/yıl hidroelektrik po tansiyeli, 60 milyar kwh da linyit potansiyeli bulun maktadır. Bunların yanında yerısıl (jeotermal) enerji,
doğal gaz, güneş gibi doğal kaynaklarımızın da önemli boyutlarda olduğu gene yetkililerce ifade edilmekte dir. Bunlardan güneş enerjisinin kullanımında en önemli kisttin teknoloji olduğu bunun da son yıllarda önemli ilerlemeler gösterdiği bilinmektedir.
Buna karşılık doğal kaynaklarımızdan yeterli düzeyde yararlandığımız söylenemiyecektir. Yaklaşık 32 500 MW'lık ve su gücünün şu ana kadar değerlendirilebilen miktarı 3879 MW yani % 12'dir. Yıllık üretim miktarı bakımından da yararlanma oranı aynıdır. Diğer birin cil kaynaklarımızdan yararlanma durumlarında da farklılık yoktur.
Onar yıllık periodlara göre ülkemizin elektrik tüketimi incelendiğinde tüketimin her on yılda 2 2,5 katına çıktığı görülmektedir. Özellikle son yıllarda bu de ğerin "iki kata" doğru düştüğü görülmektedir. Böyle bir istatistiki veri de bize 2000 yılında Türkiye'de elek trik enerjisi isteminin 140 milyar dolayında olabilece ğini göstermektedir.
Edinilen bilgiler çervevesinde 2000'I i yılların başında ülkemizin elektrik üretiminde birincil kaynak bakı mından bir darboğazla karşılaşmıyacağım söylemek yanlış olmıyacaktır. Bu bakımdan çevre sorunları ya ratacak kaynakların değerlendirilmesinde aceleci bir tavırla hareket etmek doğru olmıyacaktır.
ELEKTRİK ENERJİSİ SEKTÖRÜNDE "ÖZEL ŞİRKETLER" GİRİŞİMİ ÜLKEMİZDE DAHA ÖNCE DE DENENMİŞ VE BAŞARILI OLAMAMIŞ BİR DENEYDİR
Elektrik enerjisini, diğer sektörel üretim mallarından ayıran en büyük özelliği depo edilememesidir. Diğer sektörlerde üretim ve tüketimde ortaya çıkan darbo ğaz ve aşırı talepleri önceden stoklanan mallar ile kar şılamak mümkün ikeVı elektrik enerjisinde böyle bir olanak bulunmamaktadır. Elektrik enerjisinde talep çok esnektir. Günün değişik saatlerinde, yılın çeşitli aylarında talep değişiklik göstermektedir. İşte elektrik enerjisi bu nedenle talebin ortaya çıktığı anda ve ta lep edilen kadar (ne eksik ne de fazla) üretilmek zo rundadır.
Aynı durum iletim ve dağıtım hizmetlerinde de ben zer şekilde kendisini göstermektedir. Elektrik üreti minde bir darboğaz olmasa dahi iletim ve dağıtım sis temlerinde meydana gelebilecek arızalar veya yatırım larındaki gecikmeler, yeterli düzeyde üretilebilen elek
trik enerjisini tüketicilere arzedememek sonucunu do ğuracaktır.
Bu durumda elektrik enerjisinin üretim, iletim ve da ğıtım faaliyetlerinin birbiri ile düzenli ve koordineli olarak yürütülmesi zorunludur. Bu da tek elden yürü tülecek planlamaya göre gerçekleştirilecek yatırımlar ve sıkı bir denetim ve koordinasyonla gerçekleştirile bilir. Sonuç olarak elektrik enerjisinin üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin bir elde toplanması en uy gun bir çözümdür.
Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra pek çok ülkede elektrik enerjisi hizmetlerinin tek elden yürü tülmesini sağlayacak kurumlar kurulmuştur. Bunlara örnek olarak Fransa'da EDF, İngiltere'de CEGB, İtal ya'da ENEL gösterilebilir. İsveç ve komşumuz Yu nanistan'da da benzer uygulama vardır.
Ülkemizde, 193O'lu yıllara kadar çeşitli ayrıcalıklı ya bancı şirketler eliyle yürütülen elektrik hizmetlerinin 1938'den sonra devletçe yürütülmesi ilkesi benimsene rek bu şirketler satınalınarak devletleştirilmiştir. Bu arada Etibank, MTA, Elektrik İşleri Etüd İdaresi gibi kuruluşlar kurularak, elektrik enerjisi hizmetlerini yü rütme görevi bunlara verilmiştir. Daha sonra Devlet Su İşleri, Türkiye Kömür İşletmeleri ve İller Bankası da kurularak bu alanda görevlendirilmişlerdir.
1950'lerde yeniden değişen ekonomi politika elektrik enerjisi politikasına da yansımıştır. Elektrik enerjisi hizmetlerinin ayrıcalıklı özel şirketler eliyle yürütül mesine karar verilmiş, (tıpkı bugün olduğu gibi) ve uygulamaya geçilerek;
— Kuzeybatı Anadolu Elektriklendirme T.A.O. Ege Elektrik T.A.Ş. Çukurova Elektrik A.Ş.
— Kepez ve Antalya Havalisi Elektrik Santral lan T.A.O. gibi ayrıcalıklı özel şirketler kurulmuştur. Fa kat Çukurova Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) ve Kepez ve An talya Havalisi Elektrik Santralları T.A.O. (KEPEZ) dı şında kalan diğer iki şirket kuruluşlarını dahi tamam hyamıyarak tasfiye edilmişlerdir.
Hemen üç yıl sonra 1953 yılında toplanan "Birinci İs tişari Enerji Kongresi"nden başlanarak 1970yılınaka dar Türkiye'de elektrik enerjisi üretim iletim ve da ğıtım işlerinin tek bir kurum elinde toplanmasının ül ke çıkarları açısından uygun olacağı görüşüne varıl mıştır. Üç kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gidip ge len Türkiye Elektrik Kurumu yasası nihayet 26.11.1970 tarihinde bazı istisnalarla kabul edilmiştir. Bu istis
ELEK TRİK M ÜHENDİSLIÖÎ 313
nalarda Çukurova Elektrik A.Ş. ile KEPEZ A.Ş.'dir. Bu şirketlerin ayrıcalıkları, çıkarılan yasada korun muş ve elektrik hizmetlerinde uygun görülen tek el den yönetim tam olarak sağlanamamıştır. Çıkarılan yasayla Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) ülkemizde ki elektrik hizmetlerinin % 85'ini yürütebilmiştir.
1980 yılına kadar dağıtım hizmetlerinin büyük bir bölümü belediyeler eliyle yürütülürken çıkarılan bir yasayla tüm elektrik dağıtımı da TEK'in tekeline ve rilerek sektörde bütünlük sağlanmıştır. Ancak daha üç yıl geçmeden ve 1980'de çıkarılan yasanın gerek leri tamamlanamadan bu kez elektrik hizmetlerinin yeniden özel şirketlere devrine olanak tanıyan bir yasa ile sektördeki politika yeniden değiştirilmek istenmektedir.
Bilindiği gibi, elektrik kamu yaran ağır basan bir hizmettir. Bu sektörde, kurulsalar dahi özel şirketler kâr amacıyla çalışmak isteyeceklerdir. Oysa elektrik te kâr bir amaç olamaz. Beş yıllık kalkınma planla rında da belirtile gelindiği gibi elektrik sektöründe izlenmesi gereken temel ilke, sanayimizin ve sosyal gelişmemizin temeli ve itici gücü olan elektrik ener jisinin yeterli, güvenilir ve ucuz olmasıdır. Oysa ama cı kâr olan özel şirketlerin bu temel ilkeye uymaları var oluş nedenlerine aykırıdır. Örneğin, son yıllar da ÇEAŞ'ın elektrik üretiminde izlediği yol, bu savı mızın kanıtıdır. ÇEAŞ'ın yıllık faaliyet raporların da üretim kapasitesinin 700 800 milyon kwh oldu ğu belirtilen Mersin Termik Santralı (fuel oil ile çalışmaktadır) son yıllarda bu üretim değerine çıka mamıştır. Ülkemiz bütününde,elektrik kesinti ve kı sıntılarının sürdürüldüğü yıllarda bu santral, yeterli üretim yapamamıştır, örneğin, ÇEAŞ'ın yıllık faa liyet raporlarında belirtildiği gibi 1979 yılında 475 milyon, 1980 yılında 390 milyon kwh üretim yapıl mıştır. Üretim düşüklüğünün nedeni de, bu yıllarda fuel oil fiyatlarının çok yükselmesidir. Bu durum da kârlılığı olumsuz etkilemekteydi. Fakat aynı yıllar da TEK'in fuel oil ve motorin santralları mümkün olduğu kadar üretim yapmaktaydılar.
Bugün bir kez daha özel şirketler eliyle elektrik ener jisi üretim iletim ve dağıtımının yanlış yöntem ola cağını gösteren teknik nedenlerde aşağıda verilmiş tir:
I Elektrik üretim, iletim ve dağıtımını yapan ku rumlar dağınık bir yapıya sahip olacaklarından, bu kurumların arasında elektrik kesiminde ulusal şebe
kenin işletilmesi konusunda pek çok zorluklar çıka cak ve bu durum da üretim iletimi aksatacaktır.
II Yerli doğal kaynakların tam ve rasyonel bir şekil de kullanılması sağlanamayacaktır, özel şirketler kaynakların en kolay ve en kârlı bölümlerinden ya rarlanmak isteyeceklerdir. (Doğal olarak)
III Dağınık yapı, malzemenin normlaştırılması, iş letmelerin aynı şekilde çalıştırılması, inceleme, araş tırma olanakları, donatım, stoklar ve yedekler bakı mından rasyonel olmayan bir yönetimi geliştirecek tir.
IV Bölgeler arasındaki enerji alışverişinde, bölgeler den geçişlerde zorluklarla karşılaşılacaktır.
İlk bakışta elektrik enerjisi sektöründeki yatırımları hızlandıracakmış gibi görünen "özel Elektrik Ener jisi Şirketleri" girişimi yeni bir.yol olmayıp elektrik enerjisi üretim iletim ve dağıtımını olumsuz yönde etkiliyecektir.
KEBAN HİDROELEKTİK SANTRALININ KÂRININ ORTAKLIK SENETLERİY LE DAĞITILMASI ELEKTRİK FİY ATLARINI OLUMSUZ ETKİLEY EREK Y ÜKSELTECEKTİR
Bilindiği gibi elektrik enerjisi fiyatları seçilmiş olan üretim modelleri nedeniyle sürekli artış göstermekte dir. Geçmiş dönemlerde "olmayan enerji en pahalı enerjidir" felsefesiyle tesis edilen ve üretim maliyeti yüksek olan santrallar nedeniyle elektrik enerjisi fiyat larındaki artışlar engeli enememek tedir.
Durumu daha iyi açıklayabilmek için akaryakıt sant rallannın üretim içindeki paylarıyla, yakıt paylarını karşılaştıralım. 1982 yılında TEK tarafından üretilen 23.2 milyar kwh enerjinin %18'i akaryakıt santralla rı ndan karşılanırken yakıta ödenen toplam 69 milyar TL.'nin % 67'si akaryakıta ödenmiştir. Bu yapı için de elbette üretim maliyetini düşürmek veya sabit tut mak mümkün değildir. Üretim maliyeti artışı ancak sistemimizdeki hidroelektrik santrailarm çoğalmasıyla düşebilir. Özellikle son yıllarda, Ülkemizdeki toplam elektrik üretimi içinde suya dayalı elektrik enerjisi üretim payının artışı umutla izlenmekteydi. Ancak Keban Hidroelektrik Santralının kârının ortaklık his seleriyle dağıtılacağının açıklanması bu umudumuzu söndürmüştür. Çünkü Keban Hidroelektrik Santralı Türkiye'deki Ulusal Elektrik Sisteminde üretilen top lam elektrik enerjisinin yaklaşık % 15 %20'sini üret mektedir. Ve Keban santralının üretim maliyeti çok
düşüktür. Motorin ve fuel oil santrallarıyla kıyaslama yapmak dahi mümkün değildir. Akaryakıt santrallan nın yüksek üretim maliyetini başta Keban olmak üze re su santrallan dengelemektedir. Bunlardan birinin kârının Türkiye Elektrik Kurumu'nun bütçesinden başka tarafa aktarılması toplam elektrik maliyetini önemli ölçüde etkileyecektir. Örneğin sadece Keban
Hidroelektrik Santralı kârının bir başka fona aktarıl ması veya ortaklık senetleriyle dağıtılması elektrik enerjisi fiyatlarını kwh başına 3 5 TL. yükseltecektir. Bu da dar gelirli vatandaşların bütçesine yeni bir yük getirecektir. Yeni enerji kaynakları için yeni bir fon yaratılması amaçlanıyorsa daha başka formüller bulu nabilirdi.
DUYURU
S.M.M. olarak çalışan sayın üyelerimizin 1.1.1985 tarihinden itibaren büro tescillerini yaptırmaları gerekmektedir. Önemle duyurulur.
YÖNETİM KURULU
TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI "1984 YILININ BAŞARILI ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ
UYGULAMALARINA " ÖDÜLLER VERECEKTİR
Ödül olarak:
1 kişiye "üstün başarı belgesi" ve 100.000. TL. 2 kişiye "başarı belgesi" ve 50.000.—'er TL. verilecektir.
Elektrik ve elektronik mühendisliği alanında araştırma, proje, geliştirme ve üretim yapan tüm kurum, kuruluş ve kişiler, ödül için 31 Ocak 1985 tarihine kadar EMO Genel Merkez, şube ve bölge temsilciliklerine başvuruda bulunabilirler.
Ödül jürisi:
EMO ODTÜ İTÜ B.Ü. TÜBİTAK TSE Enerji ve Tab. Kay. Bak. Sanayi ve Tic. Bak. Ticaret ve San. Oda. Bir.
TMMOB ve EMO Başkanı Teoman Alptürk Prof. Dr. Sadrettin Sinman Prof. Dr. Mustafa Bayram Doç. Dr. Bülent Sankur Doç. Dr. A. Ferit Fer Elekt.Müh. İbrahim Atikler Elekt. Müh. Hüsamettin Güner Elekt. Müh. Zafer Sevdi Elekt.Müh. Alpaslan Aygar
Elektrik Mühendisleri Odası : Konur Sok. 4/3 Yenişehir/ANKARA Tel: 18 91 50