Elektrik Mühendisliği · Sayı 322-323 · Ağustos-Eylül 1985

Ayhan Fuat FIRAT'IN KONUŞMASI

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1985
Sayfa
5
Okuma süresi
14 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Nükleer enerji

Anahtar kelimeler

  • kişi başına enerji tüketimi
  • hidroelektrik potansiyeli
  • termik santral
  • Afşin Elbistan
  • 5. Beş Yıllık Plan
  • linyit rezervleri

Özet

Malatya Milletvekili Ayhan Fuat Fırat, Türkiye'nin dünya ülkeleriyle karşılaştırmalı elektrik enerjisi tüketimini, hidrolik ve termik santral potansiyelini, nükleer enerjinin gelecekteki önemini ve 5. Beş Yıllık Plan dönemindeki yatırım hedeflerini değerlendiriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Ayhan Fuat FIRAT Malatya Milletvekili

Sayın Başkan, Sayın Meslektaşlarım, Sayın Dinleyi ciler

Böyle güzide ve meslekten bir topluluğun karşısında ve mesleki bir konu hakkında konuşmanın ne denli güç olduğunu takdir buyurursunuz. Bu nedenle hata larım olursa peşinen özür diliyorum.

Elektrik enerjisi uygarlığın itici gücüdür. Günümüzde ülkelerin ekonomik gelişmişliği de o ülke insanlarının tükettiği enerji miktarı ile ölçülmektedir. Bu kıyasla ma yüzde yüz doğru olmasa da büyük oranda doğru dur. Bugün kişi başına elektrik enerjisi tüketimi dünya ortalaması yaklaşık 1850 Kilovat saat/yıl'dır. Şimdi size dünya ülkeleri ile komşularımızdan birkaç örnek vermek istiyorum (1982 rakamları esas alınmıştır).

Kişi Başına Elektrik Enerjisi Tüketimi:

Amerika Birleşik Devletleri Norveç Hollanda Kanada Batı Almanya İsviçre Japonya İngiltere Bulgaristan Yugoslavya Yunanistan Türkiye Suriye Irak

İran Çin Pakistan Hindistan Bengaldeş

14.500 kwh/yıl 21.350 " " 12.500 " ••' 10.000 " "

6.000 " " 6.500 " 5.000 " " 4.500 " " 4.750 " " 2.700 " " 2.450 " "

530 " " 4S0 " " 450 " " 425 " " 325 " " 190 " "

35 " "

Görülüyor ki, rakamlar bugün dünya üzerindeki ülkele rin gelişmişlik sıralamalarına uygun olarak yer almak tadır.

Ülkemizde gerek planlı dönemden önce gerekse pahalı dönemde elektrik enerjisi üretimi, istenen ve planla nan hedeflere maalesef varamamıştır. Geçmiş yıllarda elektrik enerjisi yatırımlarının büyük oranda aksadığı görülmüştür, öyle projeler vardır ki, bunlar bitmesi öngörülen plan döneminin sonunda değil de bir sonra ki plan döneminin sonunda ancak bitebilmiştir. Ke ban ve Afşin Elbistan projlerini bunlara örnek verebi liriz.

Dördüncü beş yıllık plan döneminde elektrik enerjisi üretim artışı yüzde 4,7 oranında öngörülmüş, nüfus ar tışı düşüldüğünde kişi başına tüketim artışı yüzde 2 3 aşamasında kalmıştır.

Şimdi de elektrik enerjisinin ülkemizdeki üretiminde hangi kaynaklardan yararlanabileceğimize kısaca bir göz atalım. Genelde kaynakları hidrolik ve termik diye iki ana grupta toplamak mümkündür. Veya buna bir başka deyişle tükenmeyen veya tükenebilir kay naklar olarak da bakabiliriz.

Tükenmeyen kaynakların en başında su kaynakları gelmektedir. Son yıllarda dünya enerji fiyatlarındaki artışlar nedeniyle ülkemizdeki hidrolik potansiyel 30 milyar Kvvh.lik bir artış göstererek 110 115 milyar Kvvh.lik potansiyele varmıştır. Eskiden ekonomik ol mayan bazı hidrolik kaynaklar, petrol ve diğer enerji fiyatlarının tüm dünyada artış göstermesi üzerine uy gulanabilir hale dönüşmüştür. Genelde artışın nedeni budur. Bu miktarın içerisinde küçük su kaynaklarından elde edilecek enerji üretimi de var kabul edilmiştir.

1940'da ülkemizdeki hidroelektrik kurulu güç 7 Mw iken 1983'de 3220 Mw olmuştur. Termik kaynakların

başlıcalarının ise, linyite dayalı elektrik santradan, fuel oil santralları, gaz türbinleri, jeo termal santraller ol duğu söylenebilir. İlerisi için, güneş enerjisinden elde edilecek elektrik ile özellikle yurdumuzda bio gaz' dan elde edilecek enerjilerden de bahsedilebilir.

Ülkemizde ilk Termik Bölge Santrali 1948'de üretime neçen Çatalağzı termik santralıdır. Kwh maliyet fiyatı o zaman 5,5 6 kuruş olmuştur. 1940'da toplam kuru lu Termik güç 210 Mw iken 1983'de 3690 Mw'a yük selmiştir. Ülkemizde son yıllarda tespit edilen linyit rezervleri de dahil, tüm linyit yataklarımız 8 milyar tona ulaşmıştır. Toplu olarak en büyük yatak yakla şık 3,5 milyar ton ile Afşin Elbistan linyit yatakları dır. Kalorisi 1.000 1.100 olan bu yataklara dayalı Af şin Elbistan A Santralının 340 Megavatlık birinci üni tesi devreye girmiştir. İkinci ünitesinin bu aralarda, di ğerlerinde bu sene sonu ve önümüzdeki yılbaşında devreye girmesi planlanmıştır. Bunun dışında Afşin Elbistan B, C hattâ aynı kapasiteli D santrallerinin de tesisi, plan hedefleri içerisinde olmalıdır.

Ülkemizde geçmiş yıllarda kurulmuş olan Fuel oil santrallerinin ise bugün için diğer enerji kaynaklarına göre çok pahalı bir üretim yaptıkları söylenebilir.

Ancak, petrol fiyatlarının pahalandığı bugün de bu santralleri bir anda devre dışı bırakmak mümkün de ğildir. Çünkü, ülkedeki enerji ihtiyacı buna engeldir. Olmayan enerji en pahalı enerji ilkesinden gidilirse bu santrallerin neden devre dışı bırakılmadığı anlaşılır.

Bir de, son yıllarda ülkemizde Hamidabad'da kurulma sı planlanan doğal gaz santrali ile Denizli civarında ku rulan (Germencik) 17 Mw gücündeki jeo termal sant ral vardır. Ülkemizin jeo termal enerji kapasitesi yak laşık 4.500 Mw olarak önögrülmektedir. Bunun 2 500 Mvv.lik kısmı kullanılabilir hale geldiği takdirde yılda 6.000 saat çalışması varsayıldığında 15 milyar kwh. lik bir enerji demektir k i , bu küçümsenecek bir enerji değildir. Biraz da nükleer santrallerden bahsetmek istiyorum. Yıllar önce dijnya enerji üretiminde çok küçük bir ye ri olan nükleer santrallerin 81 yılında tüm dünya üre timinde ki payı % 9.7'yi bulmuştur. Bu miktarın 2020 yılında yüzde 30'ları aşacağı öngörülmektedir. Ülke mizde bu santrallerin inşaatı da maalesef uzun süre ge cikmelere uğramıştır. Tüm ülke hidrolik ve termik santral potansiyelinin 180 milyar kwh dolayında ol duğu düşünüldüğünde ülkemizin başka kaynaklara da ihtiyacı olduğu apaçık ortaya çıkar. Onun için diyo ruz ki nükleer enerji santralleri de ülkemizde kurulma lı ve gelecekteki gereksinimlere cevap vermek üzere şimdiden gerekli yatırımlar veya planlamalar yapıl malıdır. 1981 verilerine göre 8,3 trilyon kwh.lik dünya enerji

üretiminin yüzde 21.3 hidrolik, yüzde 68.8 termik, yüzde 9.7'si de nükleerdir. Termik santraller içinde genellikle her ülkede fuel oil santrallerinin küçümse nemeyecek bir kapasitesi mevcuttur. Dünya petrol ya taklarının 92 milyar ton olduğu ve yılda ortalama 3 milyar ton tüketildiği düşünülürse, petrol yataklarının 30 35 sene sonra tükeneceği anlaşılmaktadır. Bu ne denle de nükleer santrallerin önemi gittikçe artmakta dır. Ayrıca, bu hızdaki linyit tüketimi ile, dünya linyit yataklarının da en fazla 200 yıl yeteceği anlaşılmakta dır. O halde denebilir ki, dünyanın geleceği enerji üre timi bakımından karanlıktır, ancak güneş enerjisi da hil daha birçok kaynaktan elektrik enerjisi üretilebil mesi için büyük çalışmalar vardır. Bugün için ekono mik olmayan bazı elektrik enerjisi üretim kaynakları ileride birgün ekonomik hale gelebilecek ve üretim bü yük oranda o tarafa dönebilecektir.

Şimdi kaba bir hesapla dünya elektrik enerjisi üretim maliyetlerine de kısaca bir göz atalım.

Yakıt Tekno lojisi

Sabit Senti.

Gid. Sent/

Fuel oil

750 8,1 15,2 0,2

0,8 9,1 16,2

Kömür 1380 1780 2, 2 5,9 0,7 2 2,6 4,9 9,2

Jeotermal 530 7 80 4, 2

1 0,6 1

4,9 5,3

Hidrolik 490 1650

0,3 1,3 4,2 1,6 4,5

Güneş

(Termal) 1340 2400

1 2,6 4,7 3,6 5,7

Dolar değeri 500. TL. olarak alındığında Kwh mali yet değeri ortalama

Üst Değer

Alt Değer

Fuel oil 1 2 ,,7 sent :

Kömür

7 sent :

Jeotermal 5 ,1 sent :

Hidrolik 3 sent :

63 TL. 35 TL. 25 TL. 15 TL.

yaklaşık değerlerdir.

46 TL. 24 TL. 24 TL.

8 TL.

Bu bilgilerden sonra şimdi de ülkemizdeki elektrik enerjisi yatırımlarına genelde bir göz atalım.

Ülkenin tüm hidroelektrik potansiyeli 110 115 mil yar Kvvh'dir. Tüm linyite dayalı termik santral potan siyeli ise 65 70 milyar Kwh/yıldır. Bugünkü ekono mik değerlere göre hidrolik ve kömüre dayalı termik potansiyelin toplamı 180 milyar Kwh/yıldır. Bunun dışında jeotermal, biyogaz ve tabiigaz üretimleri küçük olduğu için şimdilik onlara değinmiyoruz.

Ülke nüfusunun 50 milyonu geçtiği bu günlerde, dün ya ortalamasına göre üretimimizi hesaplarsak, 95 100 milyar Kwh.lık bugün enerji üretmemiz gerekirdi. Baş ka bir deyişle tüm kaynaklarımızı kullansak ve 2000 yılında bütün bu tesisleri servise versek, o gün için nü

fusumuzun da 6 5 7 0 milyon olacağını düşünürsek, kişi başına yıllık enerji tüketimimiz ancak 2 5 0 0 Kwh saat aşamasına gelebilir. Bu da bugünkü Y ugoslavya' nın tükettiği yıllık enerji miktarının yine altındadır. Bugün Y unanistan'ın tükettiği kişi başına elektrik enerjisi miktarına eşittir.

Y ine bugün 32 milyar Kwh enerji tükettiğimizi kabul edersek, dünya ortalamasına göre 1/3 oranında enerji tüketiyoruz demektir. Sonuç olarak bugünkü enerji tüketimimiz son derece yetersiz durumdadır. Şimdi de mevcut hidrolik ve termik potansiyellerimizin ne kadarından yararlandığımıza bir göz atalım.

Hidroelektrik Potansiyeli

1973 70 milyar Kwh/yıl

Hidrolik Kurulu Güç

1219 Mw

Üretim

4,3 milyar Kwh

Çalışan Hid.

Sant. Ad.

Hidrolik Sant.

Proje

Termik Dahil Toplam Güc

3732 M w

Termik Dahil Tüm Üretim

1 2 , 4 2 5 milyar Kvvh

1983 110 mil. Kvvh/yıl 3220 Mw 12 milyar Kvvh

46 430

6935 Mw 3 0 , 6 6 9 milyar Kvvh

Y ani denilebilir k i , bugün hidrolik santrallerde elde edilecek 1 1 0 milyar Kvvh elekt rik enerjisinin ancak % 11'den, 70 milyar Kvvh.lık (linyite dayalı) termik santral potansiyelinin ancak, % 18'den yararlanabili yoruz. Termik santrallerin üretimleri 18 milyar Kwh/ yıl içerisinde 4,2 4,5 milyar Kvvh/yıl enerji üretimi Fuel oil ve motorin santrallarma aittir.

Fuel oil'e dayalı bir termik santralda (örneğin: ambar lı santralında) 1 Kvvh enerji üretilebilmesi için 2 5 0 Gr Fuel oil'e gereksinim vardır. Fuel oil'un 1 tonunun yaklaşık 1 7 0 dolar olduğu düşünülürse 1 Kvvh enerji nin bu santralda üretilmesinin yalnız yakıt karşılığı 25 TL. civarına gelir. İşte bu değerlerle, 110 milyar Kvvh hidrolik enerjinin yakıt eşdeğeri ise, 1 1 0 ^" 4 = 27.5 milyon ton Fuel oil'dir. Bu fuel oil'in bugünkü parasal değeri ise, 4,7 milyar dolardır. Veya 2,5 t ril yon TL dir. Biz bunu ancak, % 1 1 'ini yani 2 4 0 2 6 0 milyar TL.lik kısmını kullanıyoruz (500 milyon dolar lık). Geriye kalan 4,2 milyar dolarlık kısmı yani 2,2 trilyonluk bir değer, her yıl akıp gitmektedir. Bu ne rede ise Türkiye bütçesinin yarısı oranında bir değer

dir. İ şte bu nedenlerle muhterem meslektaşlarım, her ne kadar termik ve hidrolik ve hattâ nükleer santrallar dengeli kullanılmalıdır, deniliyorsa da, bugünkü % 40 6 0 ' lık hidroelektrik ve t ermik santral dengesini ön sı rada hidrolik potansiyele yer vererek, yani ondan mümkünse daha öncelikle yararlanarak bozmak doğal dır. Zira, termik santral yakıtları ki büyük oranda lin yit, tükenebilir kaynaktır. Bu nedenle toprak altında bir süre daha bekleyebilir. Ancak su kaynakları her yıl akıp gitmekte ve tükenmeyen kaynaklar olması nede niyle, bunlardan enerji üretimi, kanımca öncelik alma lıdır, özellikle nehirlerimizin su rejimlerinin büyük oranda dengeli olmaması nedeniyle, termik santradan bir kenara atalım demiyorum. Ancak şunu da söyle mek gerekir k i , bugün Norveç'de 0 , 2 milyar Kvvh/yi I' lık üretimin % 100'ü hidroelektrik santrallerden ger çekleştirilmektedir. Y ani bu bir yerde büyük oranda bir engel sayılmamalıdır.

Sayın Başkan, Saygıdeğer dinleyenlerim. Şimdi de 5. Beş Y ıllık Planda öngörülen elektrik enerjisi yat ı rımlarına biraz değineceğim.

Bilginiz olduğu üzere, 1 9 8 4 ara yılından sonra 5. Beş Y ıllık Plan 1 9 8 5 1 9 8 9 yıllarını kapsamaktadır. 5. Beş Y ıllık Planın son yılı olan 1 989'da üretimin 60 milyar Kvvh çıkacağı ve tüketiminde 5 0 , 7 milyar olacağı he sap edilmiş ve enerji darboğazının biteceği planlan mıştır. O zamanki nüfusumuzun 60 milyona yakın olacağı kabul edilirse yaklaşık bugünkü dünya ortala masının yarısı oranında kişi başına enerji tüketebile ceğiz. İşte bu nedenle öngörülen üretimi sağlayacak olan belli başlı termik ve hidrolik santrallar in isimleri ni, güçlerini ve servise gireceği yılları size sunuyorum.

Tablo 162 : Y atırım Programında Y er Alan önemli Elektrik Üretim Tesisleri

Tcrmin

Kurulu Gücü (MVV)

TERMİK SANTRALLAR

Afşln Elblstan A 1,2,3,4 Soma B 3, 4 Yatağan 3 Y. Çatalağzı B Kangal • 1,2 Çayırhan 1,2 Yeniköy 1,2 Seyltömer 4 Orhaneli 1

Kemcrköy 1,2

Nükleer 1

1986 1986 1986 1987 1987 1988 1988 1988 1989 1990 1993

4 x 340 2 x 165

210 150

2 x 150 2 x 150 2 x210

150 200

2 x 210 1000

Ortalama Üretimi (Gwh)

4 x 1950 2 x 990 1260

2 x 900 2 x 900 2 x 1260

1200 2 x 126C

ELEKTRİK MÜHENDİSLtĞl 322/323

HİDROLİK SANTRALLAR

Köklüce • 1,2 Karacaören • 1,3 Kapulukaya 1,3 Menzelet 1 , 4 AdıgUzel 1,2 Çatalan • 1,3 Gezende 1 , 3 Altınkaya • 1,4 Derbent Kılıçkaya 1,2 Karakaya 1,6 Peri özlüce Kralkızı Atatürk 1,8 Oyma pınar

1986 1986 1987 1987 1987 1988 1988 1988 1989 1989 1989 1991 1991 1995

2 x 45 3 x 10,5 3 x 17

4 x 30 2 x 30 3 x 51,6 3 x 50 4 x 175 2 x 28 2 x 60 6 x 300 4 x 40 3x30 8 x 300 3 x 180

588 142 190 334 280 509 528

257 332

413 146

8900 1620

(PLANLAMA TABLO 162)

5 nci Beş Y ıllık Plan döneminde kurulu güç artışı ter mik santrallarda yıllık ortalama % 10,7 hidrolik sant ral larda ise yıllık ortalama % 12,1 olarak hesap edilmiştir. Üretim artışları da Termikde % 10 hidro likde % 12,9 olarak düşünülmüştür.

Bunların içerisinde yalnız Kemerköy ve Y eniköy sant rallarına elektrik sektörü yatırımlarında biraz değine ceğim.

Darboğazlar 1 Parasal sorunlar 2 Enerjinin nakli sorunu 3 Nakil ve dağıtımdaki kayıplar 4 9 0 9 4 yılları arasını kapsayan 6 ncı 5 Y ıllık Plan döneminde servise girecek santralların ihtiyaca cevap vermeyeceği, bu nedenle bir enerji darboğazına girile bileceği hususu 5 Nitelikli çalışan sorunları

1 Parasal Sorunlar :

Bugüne kadar enerji yatırımlarının özellikle türbin je neratör ve diğer makina alet ve gereç kısımları büyük oranda dış harcamayı gerektirmiştir. Onun için ülke mizin zaman zaman döviz darboğazlarına uğraması hallerinde, uzun süreli aksamalar ve gecikmeler olmuş tur. Ancak son yıllarda gerek ihracatın artması gerek se dış para darboğazı aşılmış veya hafiflemiş gibi gö rünüyorsa da (Dış kredi olanakları sağlanması ile de) bu defa da iç para, yani Türk Lirası sorunu ortaya çıkmaktadır. Şöyle k i ; 4 ncü plan döneminde % 7,3 oranında artan elekt rik enerjisi kurulu gücü S nci plan döneminde % 11,5 oranında artacağı ve üretimdeki % 4,7'lik artışın da 5 nci plan döneminde % 11'lik bir seviyeye çıkacağı düşünülmüştür. Bu haliyle 4 ncü

plan dönemi sonundaki 1984 dahil 7500 Mw.lik kuru lu gücün 5 nci plan dönemi sonunda 1 3 . 0 0 0 M w 'y e erişeceği hesaplanmıştır. Y ani 5 nci 5 Y ıllık Plan dö neminde yaklaşık 5.500 Mw dolayında kurulu güçte artış olacaktır. 1 Mw.lik enerji yatırımı için yaklaşık 84 sonu fiyatlarına göre, 5 0 0 milyon Tl . gereksinme duyulduğu varsayımından hareketle, bu plan döne minde en az 2,75 veya 3 trilyon yatırım yapmak gere kecektir. Bu farkı yaratabilmek ve 1989'da enerji dar boğazını giderebilmek için, her yıl 5 5 0 6 0 0 milyar TL.nin 1 9 8 4 sonu fiyatları ile enerji üreten yatırımla ra harcanması demektir.

Şimdi TEK'in 1985 yılı üretim tesisleri yatırımlarına bakıyoruz. Toplam yatırım bütçesi 4 0 0 milyar TL . bunun enerji üretim yatırımları kısmı 200 milyar TL. dir. Y ani yatırımların tümünün % 50'si elektrik enerji si üretim yatırımlarına ayrılmıştır. T E K isteği ise 6 1 7 milyar TL. idi.

TEK dışında enerji yatırımı yapan diğer bir kuruluş da DSİ'dir. DSİ'nin enerji sektörü yatırımları 165 milyar, toplu konut fonundan da 35 milyar olmak üze re toplam 2 0 0 milyar TL. olarak ayrılmıştır. Bu iki kuruluşun elektrik enerjisi üretimi için ayırabildikleri tutar toplam 4 0 0 milyardır. Daha doğrusu onlar hükü metten daha fazla istemişler ancak, varolan bütçe içe risinde bu oranlar verilebilmiştir. Bu takdirde yıllık yatırım için ayrılan oran, daha ilk seneden itibaren % 2 0 2 5 oranında az ayrılmış olmaktadır.

Bir başka yönden konuya şöyle bakabiliriz. 1985'de enerji yatırımları için her iki kuruma ayrılmış olan toplam yatırım değerleri 1984'de ayrılmış olan değer lerin enflasyon oranı olan % 55 değeri ile artırıldığın da bulunacak tutarın altında kalmaktadır. Y ani ger çek olarak 1985 yılı enerji üretim yatırımları, 1984'ün, en iyi bir deyişle, ayni seviyesindedir. Halbuki; % 1 1 , 2 ' lik artış için yatırımların bu sektörde asla aksatılma ması ve kısılmaması gerekirdi.

Bir de son günlerde hükümetten gelen ve TE K ' i n sattı ğı enerji bedelinin % 10'u oranında bir tutarı TEK' den alarak toplu konut fonuna verilmesini öngören bir yasa teklif i komisyondan geçmiştir. Bu çıktığı takdirde TEK bütçesinde oluşacak açık nedeniyle, ca ri masraflardan kışlamayacağına göre, yatırımlar kale minden kısılması yoluna gidileceği açıktır.

2— Enerjinin Nakli Sorunu :

Genellikle ülkemizdeki en büyük elektrik enerjisi üre tim kaynakları Güneydoğu Anadolu yöresinde top lanmıştır. Keban, Karakaya, Atatürk Barajı, Dicle Ba rajları ile Afşin Elbistan termik santralında olduğu gibi. Bu yörede üretilen elektrik enerjisinin, yine ile

tim tesisleri ile yurdun diğer bölgelerine, bilhassa Ku zeybatı Anadoluya ve batıya şevki gerekiyor. Bu iş için de büyük yatırımlar yapılması gerekmektedir. Ay rıca kış aylarındaki zorlukların önlenmesi için de ted birler alınmalı hatlardaki kayıplar da büyük oranda önlenmelidir. Bugünkü TEK fiyat sisteminde Türkiye' nin her tarafında tek tip tarife uygulanarak, yaşayan lara veya değişik yörelerdeki sanayiye, aynı fiyat üze rinden elektrik verilmesi tercih edilmektedir. Düşün cemize göre tarifeler farklı olmalıdır. Enerjinin üretil diği bölgede tesis edilecek bir sanayi kolunun kullana cağı elektriğin TEK'e birim maliyeti küçük olduğu için satış fiyatı da düşük olmalı, enerji naklinin büyük tutarlar gerektirdiği yörelerdeki sanayinin kullandığı enerjinin fiyatı da ona göre biraz yüksek olmalıdır. Bu, geri kalmış yörelere veya başka bir deyişle kalkın makta olan yörelere sanayinin daha çabuk gitmesini de sağlayabilir. Nakil hatları kimler için yapılıyorsa, bunlara yapılan masraflar, bu hizmetten istifade eden lere bölüştürülmelidir. Akaryakıtta olduğu gibi. Mer sin'de, İzmit'de ve Batman'da benzin ve mazot fiyatı Anadoludaki şehirlerimize nazaran daha ucuzdur. Yani nakliye bedellerini, kullanıldığı yere göre, vatan daş öder.

3 Dağıtımdaki Kayıplar Sorunu :

1982 yılında Danışma Meclisi'nde çıkan bir kanun ile daha önce belediyeler tarafından dağıtımı yapılan tüm elektrik enerji şebekeleri TEK'e devredilmiş ve TEK de bunları işletebilmek için yeni kurumlar ve yeni bi rimler kurmuştur. Bu el değiştirmeye sebep olarak en başta dağıtımlardaki % 20 25'lere varan kayıplar gös terilmiş bunların kesinlikle önlenebilmesi için, TEK'e devri istenmiştir. Düşüncemize göre bu bir yatırım so runudur. Şebekelerin eski ve yetersiz oluşu doğrudur. Ancak, TEK'in bu şebekeleri bugünün koşullarına uy durabilmesi, çok büyük yatırımların yapılmasına ve zamana gereksinim gösterir. Dolayısıyla şebekelerin devrinden sonra günümüze kadar buralarda meydana gelen kayıpların büyük oranda önlendiğini hiç kimse söyleyemez.

4 6 ncı 5 Yıllık Plan döneminde % 11 artışla 30 mil yar Kwh ilave enerjiye ihtiyaç vardır. 6 ncı 5 Yıllık Plan döneminde tesbit edilen elektrik enerjisi üretim kaynakları 3 milyar Kwh termik ve hidrolik kaynakla rı içermektedir. Ayrıca bir 3 milyarda küçük su sant rallarını koymakla bulunacak rakam 6 milyar Kwh'a erişmektedir. 1 adet nükleer santralın da bu dönem içerisinde servise gireceğini ve 6 milyar Kwh enerji üreteceğini düşünürsek, gereksinimin ancak 12 milyar lık kısmını karşılamış olacağız. Yine bir miktar da 5 nci 5 Yıllık Plan dönemi sonunda fazlalık olacağını kabul etsek, sonuçta yine de 8 10 milyarlık bir açık söz konusu olmaktadır. Bunu 1985 bütçesi Meclis'te

görüşülürken devamlı olarak dile getirdik ve Afşin EI bistan B santralının da 6 ncı 5 Yıllık Plan dönemi içe risinde servise girmesinin şart olduğunu onun için 5 inci 5 Yıllık Plan döneminde gerekli yatırımlara baş lanmasını belirttik. TEK Genel Müdüründen planda yer almayan B Santralının yapımının 1986 yatırım programına gireceğini 10 gün önce memnuniyetle öğ renmiş bulunuyoruz. Bu takdirde bize göre 6 ncı S Yıllık Plan'da var gibi görünen darboğaz gerekli tüm yatırımlar zamanında ve yeterince bu tesislere yapıl dığı takdirde ortadan kalkmış olacaktır.

5 Çalışan Sorunu :

Hepimizin de bildiği gibi devlet kuruluşları büyük oranda nitelikli çalışan sorunu ile karşı karşıya bulun maktadır. 657 sayılı yasa kapsamı içerisinde çalışma sı beklenen nitelikli çalışanların, ekonomik sıkıntılar nedeniyle, daha farklı ücret durumu uygulanan özel sek töre geçtikleri bir gerçektir. Devlet dairelerinde genel likle 1 ilâ 6 yıllık ve 20 yıldan yukarı çalışanı görür hale geldik. Bunun önlenmesi, yetişen çalışanın ku rumda veya kuruluşlarda tutulabilmesi bu tesislerin gerek yatırımları gerek işletmeleri için çok gerekli dir. Son yıllarda ortaya konan lojman politikasını iyi leştirici unsur sayıyoruz.

Sayın Başkan, Saygıdeğer meslektaşlarım; bazı şahsi düşüncelerimi salık verme niteliğinde de olsa özet lemek istiyorum.

1 Elektrik enerjisi üretimi için bir mastır plan hazır lanmalı ve uzun süreli hedefler saptanmalıdır. 2— Ülkemizde mevcut her türlü elektrik enerjisi kay nağının araştırılması ve geliştirilmesi ile saptanması yine uzun süreli bir program içinde gerçekleştiril melidir.

3 Elektrik enerjisi üretiminde akarsu kaynakları baş ta olmak üzere yerli kaynaklarımızdan yararlanılması na özen gösterilmeli ve Trakya ve Çamurlu'daki doğal gaz aramalarına ağırlık verilmelidir. 4 Ülkemizdeki yatırımlar içerisinde elektrik enerji si yatırımlarına öncelik verilmelidir. 5 Gerek büyük, gerekse küçük güçteki türbin ve je neratör üretimlerinin yerli yapılması özendirilmeli bu işle uğraşanlar desteklenmelidir.

6 Elektrik sektöründe görülen gerek teknik iş gücü ve nitelikli çalışan ve gerekse bilgi ve teknoloji açığının kapatılmasını sağlamak üzere, üniversiteler ile ilgili kuruluşların da katkılarıyla uzun süreli planlar hazır lanmalıdır. Üniversitelerle, ilgili kuruluşlar arasında iletişim ve devamlılığı mutlaka sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, sayın meslektaşlarım, sayın misafirler, beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, engin saygılar sunarım.