Elektrik Mühendisliği · Sayı 347 · Eylül 1987
TÜRKİYE'DE ELEKTRİK-ELKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA EĞİTİM-ÖĞRETİM SORUNLARI ÜZERİNE
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1987
- Sayfa
- 5
- Okuma süresi
- 14 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- elektrik-elektronik mühendisliği eğitimi
- üniversite bölümleri
- öğretim üyesi yetersizliği
- meslek içi eğitim
- ders kitabı sorunu
- TMMOB
Özet
Yazar, Türkiye'deki üniversitelerin elektrik-elektronik mühendisliği bölümlerinde öğretim üyesi eksikliği, laboratuvar yetersizliği, kontenjan artışı, ders kitabı ve meslek içi eğitim gibi sorunları ayrıntılı biçimde ele alarak, bu sorunların çözümü için bölümlerin belli bir sayıya indirilip kaynakların yoğunlaştırılmasını ve TMMOB öncülüğünde ortak değerlendirme yapılmasını öneriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
TÜRKİY E'DE ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA EĞİTİM ÖĞRETİM SORUNLARI ÜZERİNE
Doç. Dr. Güven ÖNBİLGİN K.T.Ü. Elektrlk Elektronlk Mühendisliği Bölümü
1. GİRiş
Türkiye'de Elektrik ve Elektronik Mühendisliği uygula ma alanları yaygınlaşan ve ileri teknolojinin temeli olma yolunda ilerleyen; meslek dalında çalışan eleman sayısı, bu mesleklere ilişkin yükseköğretim kurumlarında eği tim öğretim görme isteklisi orta öğretim mezunları sayı sı, resmi olarak bu meslek dalının eğitim öğretiminin temel öğesi olan Üniversiteler ye ilgili bölümleri sayısı git tikçe artan bir bilim ve meslek alanıdır. Elektronik tek nolojisinin bütün dünyada hızla gelişerek, çok yaygın kullanılan bir deyimle "ikinci endüstriyel devrim "e dam ga vurması, hem yaygınlık hem de teknoloji öncülüğü alanlarında elektrik ve elektronik mühendisliğini, meslek ler ve bilim dallan arasında ön sıraya çıkarmıştır. Türki ye'mizde bu meslek ve bilim dalında, eğitim öğretim sorunları gün geçtikçe belirginleşmekte ve bu sorunlara somut çözümler getirilememesi sonucu oluşan olumsuz birikim, bu dalda ülkemizin gerekli olan düzeyin gerisin de kalması sonucunu daha da olası kılmaktadır. Sorun, bu meslek dalında çalışanların oluşturduğu kitleyi ilgi lendirdiği gibi, eğitim öğretim yükünü büyük çapta omuzlamış olan üniversitelerimizi de birincil önemde etkilemektedir. Bu yazının amacı, konuya ilişkin bazı öneri ve çözümlemeler getirerek, tartışmaları sağlıklı bir temel üzerinde ilgili ve yetkili kamuoyuna yaygınlaştır maya yardımcı olmaktır. Konuyla ilgili bir üniversite elemanının, tartışma ortamına bir tür 'geri besleme' bilgi sidir.
2. SORUNLARIN ÖZETİ
Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitim ve öğretiminin,
özellikle üniversitelere ilişkin sorunları öylesine kapsam lıdır ki, burada, bazı öneriler geliştirilmeden önce ancak bir özetleme yapılabilir. Bu sorunların ana hatları şöy le sıralanabilir :
a) Türkiye'de, Elektrik Elektronik Mühendisliği eğitim öğretim programlarını uygulamakla sorumlu 15'in üze rinde üniversite bölümü vardır. Bunların bir kısmı Anka ra, İstanbul, izmir gibi üç büyük kentte diğerleri de Trab zon, Eskişehir, Elazığ, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Kayseri, Konya v.b. gibi büyük kent dışı üniversitelerdedir.
b) Ülkemizde çoğu elektrik elektronik mühendisliği bölümlerinde öğretim kadrosu sayıca çok yetersizdir. Bu yalnızca, büyük kentdışı üniversitelerin sorunu değildir. Üç büyük kentte yeralan bölümlere bir göz atıldığında, buralarda da kadrolu ve doktoralı öğretim üyelerinin sayısının çok az olduğu ve aynı kentteki gelişmiş bir ya da iki üniversiteden görevlendirilen öğretim üyeleri ile eğitim öğretim programlarını sürdürmek zorunda kalan üniversiteler olduğu görülmektedir. Her ne kadar bu yoldan, bu tür büyükkent üniversitelerinde ders veren öğretim üyesi açığı kapatıldığı söylenebilirse de, üniver siter bir ortamda, kadrolu öğretim üyesi gereğinin yalnız ca ders verilme gereksinimini karşılamanın da ötesinde bir anlamı olduğu açıktır. Üniversitelerin, öğrencilere salt mesleki bilgiler aktaran birer kurum olmadığı, aynı zamanda araştırıcı yetiştirmekle de yükümlü olan birer araştırma kurumu olduğu unutulmamalıdır.
c) Çoğunlukla doktoralarını yurt dışında tamamlayarak yurda dönen öğretim üyeleri, dönüşlerinde özellikle
büyük kent dışı üniversitelerde duyulan açığı kapatabil mek amacıyla buralara atanmaktadır. Ancak buralarda sosyal çevrenin gelişmem işliği, bina, laboratuvar ve diğer olanaksızlıkların yanı sıra, en çok, eğer deyim uygun olursa 'akadt.nik yalnızlık' bu elemanlar için itici etki yapmakta, atandıkları üniversitenin eleman gereksinimi birkaç yıl içinde ortaya çıkan ayrılmalarla yeniden müz minleşmektedir.
d) Elektrik elektronik mühendisliği konusunda yapılacak eğitim öğretim, laboratuvar ve uygulamaları açısından pahalı bir eğitimdir. Çoğunlukla yeni açılan bölümlerin laboratuvarlarını kurup tamamlamaları bütçe olanakları yetmediğinden yapılamamakta, laboratuvarları belli oranda yeterli olan bölümler ise zaman içinde aşınma, teknoloji gelişimine ayak uyduramama sorunları ile karşı karşıya kalan donanımını yenileyebilecek bütçe olanak larını bulamamaktadırlar.
e) Üniversitelere 'Orta öğretim'den gelen öğrencilerin bilgi düzeyinde, üzülerek söylenebilir, sürekli bir gerile me vardır. Üniversitelerin ilk yıllarının, bazen orta öğre timde eksik kalanı tamamlama gibi bir nitelik kazandığı görülmektedir.
f) Üniversite bölüm kontenjanları, bilinen tüm eksiklik lere ve olanaksızlıklara karşın, toplumsal baskı ve yaygın istem sonucu artırılmaktadır. Bu kontenjan artırılması olgusu, başarı oranını düşürmekte, en önemlisi, eğitim öğretimin varolan düzeydeki niteliğini bile çok gerilet mektedir. Ayrıca üniversiteleri bilgi ve deneyim açısın dan ilerletecek araştırma~etkinliklerine ayrılan zamanı azaltmaktadır.
g) Üniversitelerin bazılarının gelişmemesi ve öğretim üyelerinin az sayıda olması sonucu, diğer olanaksızlıklar la birlikte, bu üniversiteleri mesleki yüksek okul haline getirmekte, kariyerinde yükselebilmek ve daha iyi bir konuma geçebilmek için araştırma yapmak ve yayınla mak zorunda olan genç öğretim elemanlarını bunlardan itmektedir. Bu olgu, sözü geçen üniversitelerin oldukları gibi kalmasını kesinleştirecek bir etken olmaktadır.
h) Meslek elemanlarının yabancı dili hangi düzeyde ve ne gibi bir gereksinim karşısında öğrenmeleri gerektiği ko nusu yeterince tartışılmamış ve açıklığa kavuşmamıştır. Bazı kurumlarda, yabancı dil bilgisi neredeyse amaç durumuna gelmiş, bazılarında ise yabancı dil öğrenimi amacı tam anlaşılamadığından yeterli ve gerekli özenle yapılamamaktadır. Bu konuda, elektrik elektronik mühendisi istihdam eden kişi ve kuruluşların da işin kolayına giderek piyasayı sağlıksız denilebilecek biçimde oluşturması, sorunların ağırlığını artırmıştır.
i) Elektrik elektronik mühendisliği dalında, yıllarca önce egitim öğretimde verilmesi gereken temel kavram larda nitelik ve nicelik açısından pek azalma olmamış, ancak çağın gelişmeleri, yeni boyutlar getirerek kapsamı geliştirmiştir. Bunun karşısında, orta öğretim kurumla
rında gelişme olmayışı da göz önüne alınarak dört yıllık bir öğrenim süresinin ne kadar geçerli olduğu da tartışıl malıdır.
j) Eğitim öğretim sürecinin bir bölümü sınıf ve laboratu varlarla üniversitelerin sorumluluğunda iken, uygulayıcı kuruluşların da katkı ve sorumlulukları gerektiğince kav ranamamaktadır. Kuramsal olarak bunu karşılayan mes lek stajları konusu hem üniversiteler, hem bu dalın öğre nimini sürdüren kişiler ve özellikle üstüne sorumluluk düşmesi gereken uygulayıcı kuruluşlar, düzensiz, prog ramsız ve ülke gerçeklerine uymayan bir yürütmenin içinde olmaktadırlar. Adı geçen tüm kişi ve kuruluşlar bunu tek tek doğrulamakta, ancak biraraya gelerek ge rekli çözümleri üretip, uygulamaya koyamamaktadırlar. Arada bulunan tek tek çözümler kurumlaşmamakta, ve toplumsal yarar üretememektedirler.
k) Özellikle, Türkçe öğretim yapan üniversitelerde, ders kitabı sorunu, güç geçtikçe kendini artan bir ağırlıkla hissettirmektedir. Varolan yayınların güncelleştirilmesi ile ilgili kişi ve kuruluşların çağdaş anlayışla ders kitabı üretmeleri ise, bazıları yukarıda anlatılan somut sorunla rın yükleri altında zaman ve güç açısından olanaksız duruma gelmektedir. Yabancı dille öğretim yapılması ve yabancı dildeki ders kitaplarının kullanılması ise, öğre tim eğitimde kavramların aktarılmasını, öğreten ve öğre nenin düşünme sınırı ile değil, o yabancı dil bilgisi düzeyi ile sınırlamaktadır. Yabancı dildeki ders kitabının, üste lik iyice değerlendirilmiş bir seçim otamadan, temin edil mesi hem ülke bütçesine hem de öğrenci bütçesine belli düzeyden sonra karşılanamayacak yükler getirmektedir.
I) Ülkede çalışan mühendislerin, bilgi, deneyim ve yak laşım eksikliklerini tamamlama, bu mühendislerin etki leşimli olarak birbirini eğitme sürecini oluşturacak mes lek içi eğitim olayı ise şu anda yok denilecek kadar zayıf ya da ilgili kişi ve kuruluşların tümünün bilgisi olamaya cak derecede çok az yaygındır. Üniversitelerin bu olaya yaklaşımları, kendi somut sorunlarının çözümü için har cadıkları çabadan dolayı kişiler ve gruplar düzeyinde kalabilmektedir.
m) Elektrik elektronik mühendisliği dalında araştırma, eğitim, öğretim etkinliklerinin merkezi olması gereken üniversitelerde, öğretim elemanlarına, özellikle genç öğretim elemanlarına tanınan akçalı olanaklar (aylıklar), nitelikli genç elemanların üniversiteyi seçmesine engel olabilecek düzeyde, üniversite dışı kuruluşlara göre düşüktür. Bu ise, ileri yıllardaki öğretici eğitici kad rolarının oluşmasına olumsuz etki yapmaktadır. Nitelik bir yana, sayı olarak da gerilemenin belli başlı bir nedeni olmak yolundadır.
n) Üniversite içi ve dışı meslek elemanlarının, araştırma uygulamada edindikleri bilgileri, aktarma, tartışma ve değerlendirme amacına yönelik uygun bir yayın ortamı henüz oluşamamıştır. Değişik kuruluşların değişik yak
laşımlarla uyguladıkları çözüm yöntemleri, nitelik dene timi, biçim ve yaygınlık açısından yeterli olamamakta dır. Bu ise meslek içi eğitimin en önemli bir öğesini za yıflatmaktadır. İletişim olmadığından, mühendisler bazen çok temel konularda bile, gene deyim yerinde ise 'Amerika'yı yeniden keşfe' çalışmakta, bu yolda tüketi len enerji üretkenliğe her zaman engel olmasa bile, üret kenlikte zaman gecikmesi yaratmaktadır. Bu da ülkenin teknolojik birikiminin yanlış değerlendirilmesine, kendi elemanlarımızın yetersiz olduğu kanısına varılarak, bazı temel mühendislik hizmetlerinin bile ülke için gerekli olduğu bilinen dövizler karşılığı yabancı mühendislik kuruluşlarına verilmesini gündeme getirmektir. Ülkenin kendi teknik elemanlarının bu tür mühendislik uygulama larının dışında, istenmeden bile olsa, kalması da bu ele manların meslekte gelişimini ve ülkenin teknoloji biriki mini engellemekte, bu yoldan çığ gibi gelişen bir süreç oluşabilmek tedir.
3. ÇÖZÜMLERE İLİŞKİN ÖNERİLER
Yukarıda en önemli ve güncel olarak görülüp özetlenen sorunların birkaçı ya da tümü, ülkede değişik kişi ve kurumlarca bilinmekte, gözlenmekte ve hatta çözümler aranarak çözüm denemeleri de yapılmaktadır. Ancak bu çözüm önerileri ve uygulanmakta olan çözüm yöntemleri ilgili tüm kuruluşlarca birlikte ve tüm yanlan ile değer lendirilemediğinden ya etkisiz kalmakta, ya da tek tek çözümler olduğu için diğer öğeler ile uyum sağlayama dıklarından dolayı yeni sorunlar yaratabilmektedirler. Bu aşamada yapılması gereken, ilgili kuruluşların belli bir mesleki kuruluşun organizasyonu ile (bu TMMOB olabilir) kendi ilgilerini belirterek biraraya gelmeleri ve ülke çapında gelecek görüşleri ve çözüm önerilerini katılımcı bir yaklaşımla değerlendirmeleridir. Burada, bu tür bir yaklaşımla, tartışılmaya değer görülebilecek bazı önerileri sıralamakla yetinilecektir. Öneriler şöyle verilmektedir:
a) Ülkede Elektrik Elektronik mühendisliği dalında eği tim öğretim programları uygulayan üniversite bölümle rinin, bina, öğretim üyesi, laboratuvar, kitaplık ve bilgi sayar olanakları bakımından düzeyleri saptanmalı ve en gelişmiş belli bir sayıda olanının dışındakilerin çalışması durdurularak, bu bölümlerin öğretim elemanı, belli oran da öğrenci, donanım ve gelecekteki yatırımlara ayrılan olanakları ile daha verimli olarak gelişebilecek olanlara katılmalıdır. Bu yoldan öğretim üyelerinin 'akademik yalnızlık'a itilmesi önlenecek, belli olanakların ve dona nımın daha verimli kullanılması sağlanacak, gelişme 'her şeye yeniden başlama ve kurma' niteliğinde değil, 'geniş leme, büyüme, güncelleştirme ve kökleşme' niteliğinde olacaktır. Akademik rutin yükleri bu toparlanma sonucu azalan öğretim üyeleri ve diğer öğretim elemanları, za manlarının daha çok bir bölümünü araştırmaya yönelte bilecek, eğitim öğretim niteliğinin artması için çaba gös
terebilecekler, bu bölümlerin öğretim üyesinin çekici özel liği artacak ve giderek fiziksel ve öğrenci alma kapasite si de artırılarak, bölüm sayısındaki azalma ile ortaya çıkacak istem sunu dengesizliği bir ölçüde yeniden karşı lanabilecektir.
Bu tür bir eğitim öğretim birimi yoğunlaşması, birlikte oluşturulacak araştırma geliştirme merkezleri ve üretim merkezleri ile birlikte, ülke ekonomisine ve meslek uygu lamalarının düzeyinin gelişmesine katkıda bulunurken, üretkenliği artacak akademik elemanların doğal olarak artacak yayınları ile bilimsel nitelik ve uluslararası düzey de tanınmişlik daha da artacaktır.
Ancak bu tür bir yoğunlaştırma ve rasyonelleştirme ile birlikte, üniversitelerin bu bölümlerinin belli ilkeler çer çevesinde kendilerine özgü, geleneksel sınıflandırmalar dışında kalan program seçeneklerini oluşturması, öğre tim elemanı ve öğrenci çekebilme ile ölçülebilecek bir yarışma ortamına girmeleri de sağlanmak zorunda kalı nacaktır.
b) Ülkemizde ders programları ile birlikte, elektrik elek tronik mühendisliği programlarının süresi yeniden göz den geçirilmelidir. Bu eğitim öğretim in, gelişen dünya koşullarına ve teknolojiye uyum sağlaması, dört yıllık bir süreye sığdırılma kaygısı ile temel mühendislik kav ramlarının aktarıldığı ve özümlendiği derslerin program lardan çıkarılarak zaman kazanılması ile değil, ders prog ramlarında eksikliği geniş bir çevrece duyulan tasarım sentez içerikli derslerle birlikte çağdaş teknolojiye iliş kin dersleri de içeren beş yıllık bir öğrenim süresi oluştu rularak uygulanması ile daha gerçekçi olacaktır.
c) Yeniden düzenlenecek ve sayısı yeniden saptanacak elektrik elektronik mühendisliği bölümlerinin tümünün yüksek lisans, doktora düzeyinde eğitim programları uygulamaları olanaklı kılınacağından, yeni öğretim ele manları yetiştirilmesi süresi nitelik, nicelik ve hız açısın dan iyileşecektir. Bunun bilimsel düzeyi ne kadar yüksel teceği de açıktır.
d) Mühendislik eğitim öğretiminde yabancı dil bilgisi amaç olmaktan çıkarılmalıdır. Yabancı dil öğrenmenin, hele belli düzeylerde, bir yetenek ve ilgi sorunu oldu ğunu gözden uzak tutmadan, üniversiteye giren öğrenci lere mühendislik eğitimi öncesi yoğunlaştırılmış yabancı dil öğretimi belli merkezlerde verilebilir. Mühendise yabancı dilin, şu aşamada teknoloji aktarımı, bilgi derle mesi, standart izleme ve dış ilişkilerde pazarlama konula rında gerekli olacağı düşüncesiyle, programlar geliştiril melidir. Bu programlarda başarılı olabilmek için, herşey den önce kişinin anadilini de iyi bilmesinin gerekli oldu ğunun bilinciyle, devamsızlık ve çaba eksikliği dışında başarısız olanların mühendislik eğitimine geçmeleri engellenmemelidir.
e) Eğitim öğretim Türkçe olmalıdır. Bu yoldan öğrete nin ve öğreneni sınırlayan tek öge, kendi kavrama ve
düşünce yetenekleri olacaktır. Ancak, değişik alanlarda ilgili kuruluşlar biraraya gelerek, dünya teknik yazınında gerçekten güncel ve eğitsel değeri olan ders kitaplarının seçilmesi, telif hakkının ödenerek çevirisinin yapılması ve ders kitabı olarak Türkçe'ye kazandırılması da yararlı ve belki de gerekli olacaktır. Diğer düzenlemeler sonucu Hers yükleri azalan ve daha olumlu bir akademik ortama kavuşan öğretim elemanlarının da gerçekten yararlı ve değerli ders kitapları üretmesi de kolaylaşacaktır. Ancak mühendislik öncesi yoğun yabancı dil öğretimi gören öğrencilerin, eğitim öğretim birimlerinin sayısının azaltı larak yoğunlaştırılması sonucu artacak ekonomik ola naklarla daha iyi donatılacak üniversite kitaplıklarındaki değişik yabancı dillerdeki kitaplar ile süreli yayınlardan yararlanması da eğitim öğretim ile araştırmaya yönelik yetişmede etkinliği ve verimi artıracaktır.
f) Üniversiteler, ders programlarında yaygın olmasında gerek görmediği, ancak seçimli olarak özel ilgi gerektiren ya da birden çok bilim alanını ilgilendiren derslerini yaz dönemi olarak düzenlemeli ve ilgilenen öğrencilerin bun lardan yararlanması sağlanmalıdır.
g) Üniversite öğrencilerinin meslek stajları, üniversiteler ve uygulayıcı kuruluşların birarada oluşturduktan kural larda belli ilkelere göre düzenlenmeli ve denetlenmelidir. Ayrıca üniversitelerde kurulacak uygulama ve üretim
merkezlerinde, üniversite dışı kuruluşların gereksinimle rinin programlı ve işbirliği içindeki bir çalışmayla karşı lanması için yapılacak çalışmalarda, ileri sınıf öğrencile rinin yer alarak meslek stajlarını bu yoldan da gerçekleş tirmeleri istenebilir.
h) Belli laboratuvarlar için gerekecek donanımın, yurtdı şındaki eğitsel araç gereç geliştiren ve satan firmalardan satın alınması oldukça pahalıdır ve bazen de gerekli para olsa bile verilen paranın değer olup olmadığı tartışılmak tadır. Bu arada bazı üniversiteler de kendi laboratuvarla rında kullanacakları deney setlerini değişik yollardan kendi olanaklarıyla geliştirmektedir. Ancak bu deney setleri hem kullanımın sürekliliği açısından yeterli kalite de olamamakta, hem de o kuruluşun içinde kalmakta dır. İlkeli bir ortak çalışma ile gereksinimler ve yapılan lar derlenebilir ve ilgili üniversitelerin birimleri ile üniver site dışı üretici kuruluşların olanaklarından yararlanıla rak, tümü değilse bile, bu araç gerecin büyük bir bölümü, ilgili deneyler ve bunlara eşlik eden bilgisayar destekli çözümleme ve tasarım paketleri hazırlanabilir. Bu tür bir çalışma daha sonra Türkiye dışındaki ülkelerin üniversi telerinin bu tür gereksinimlerini karşılayan firmalara kar şı ucuz bir seçenek olarak sunulabilir. Bu uluslararası etkinliğin karşılığı ise, getireceği tanınma yanında, ülke miz kuruluşlarına daha gelişmiş sistemlerin temin edil
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ — 347
mesi ve geliştirilmesi için kullanılabilecek döviz kaynak ları olabilir. Ancak bu düzenlemede katılımcı ve payla şımcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmelidir.
i) Ülkemizde bugüne kadar yaygın olarak uygulanan bir öğretim elemanı yetiştirme yöntemi yurt dışına doktora yapmak için değişik burs ve parasal olanaklarla eleman göndermek, bu elemanların dönüşünde onlardan üniversi telerde yararlanmak biçiminde oluşmuştur. Ancak sonuçta, çok değişik ortamlarda biçimlenen bu eleman ların (özellikle A.B.D. üniversitelerinde çalışma yapanla rın) dönüşlerinde ülke ortamına uyum sağlayamayarak dönüş yaptıkları ve kendilerinden beklenen yaran verme dikleri izlenmektedir. Aslında bu konuda, bu elemanlara hakettiklerinden çok suçlama yolları seçilmektedir. Bu rada bir gerçek, çoğunlukla gözardı edilmektedir. Yurt dışında doktora yapan bir eleman, genellikle o ülkenin ve hatta birlikte olduğu grubun çalıştığı konularda çalı şan, Türkiye'ye döndüğü zaman araştırmasını bıraktığı yerden sürdürebilecek olanaklardan yoksun olduğunu gören bir kişidir. Ayrıca bazı gelişmiş üniversitelerimiz de yapılan doktora çalışmaları hem uluslararası düzeyde bilimselliği kabul edilen, hem de o çalışmalar sırasında kurulan düzen sayesinde daha ileri çalışmalara, uygula malara olanak tanıyan nitelikte olmuştur. Bu ülke içi çalışmaları yürüten bilim adamları çok verimli çalışma lar yürütmektedir. Belli bazı konular dışında (teknolojik olarak tümüyle olanakların ve birikimin yok olduğu alan lar dışında) doktora ve eleman çalışmaları yurtiçinde yapılmalıdır. Yurtdışında yetiştirme için ayrılmış olan kaynaklar, gerekli donanım ve desteğin sağlanması, ge rekli yabancı dil düzeyi yükseltme için kısa süreli yurt dışı eğitim sağlanması amacıyla kullanılabilir. Ayrıca hem bu çalışmaları yürüten kişilerin, hem de onların yöneticilerinin uluslararası alanda kabul görerek ortak çalışma teklifi almaları koşuluyla yurtdışında tanınmış gruplarla ortak çalışmaları için izin verilmeli ve bu kay naktan yararlanılmalıdır. Bu tür bir uygulama hem dok tora tezi yapanlar hem de yönetenler için itici bir güç olacak, nitelik konusunda seçicilik kendiliğinden oluşa bilecektir. Ayrıca bu çalışmalar sırasında yurtdışında uzun süreli ikamet, beslenme, ulaşım v.b. nedenlerle har canması düşünülen kaynakların büyük bir kısmının üni versitelerde araştırma ve uygulama laboratuvarlannın kurulması, sürdürülmesi, eğitim niteliğinin ve araştırma çalışmalarının sürekliliğinin sağlanması için kullanılması gerçekleştirilecektir.
j) Elektrik elektronik mühendisliği alanı eğitim öğretim yöntemleri, teknoloji ve kapsam olarak çok hızlı bir ge lişme gösteren bir alana dönüşmüştür. Bu nedenle üniver sitelerden mezun olarak uygulayımcı kuruluşlarda çalış maya başlayan mühendisler için, üniversiteler, TMMOB ve uygulayımcı kuruluşların ortak program ve girişimle riyle, özellikle yaz aylarında, biraz da mesleki dayanışma ve Hetişimi sağlayacak sosyal koşullar yerine getirilerek
meslek içi geliştirme kursları açılmalıdır. Bu arada öğre tim elemanlarının, gene özellikle yaz aylarında, uygula yımcı kuruluşlarda gelişmeleri ve uygulamaları inceleme leri için uygun ortam ve olanaklar, gene birlikte düzenle nen programlarla, sağlanmalıdır. Mühendislik uygulama larına ışık tutacak kılavuz yayınlar da bu dönemlerde gerçekleştirilebilir.
k) Ülkemizde elektrik elektronik mühendisliği bölümle rine giren öğrencilerin ilgi, yetenek ve eğilim açısından yerleştirilmelerinin, mevcut ÖSYM sistemiyle tam bir doğrulukla yapılamadığı konusunda eleştiriler yoğunluk kazanmaktadır. Bunun için ÖSYM'ye önerilecek çözüm yöntemlerinin ilgili kuruluşlarca tartışılarak bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Ayrıca ÖSYM sınavlarının bir eleme olarak varsayılması ve daha sonra bölümlerin kendi öğrencilerini kendi ölçütleriyle bunların arasından seçebilmeleri de göz önüne alınabilecek bir görüştür.
I) Üniversitelere girecek öğrencilerin istenen nitelikte olması yanı sıra, eğitim öğretim etkinliklerinin en önemli öğelerinden biri plan ve yeni öğretim kadrolarının temeli olan araştırma görevlilerinin nitelik ve nicelik açısından istenen düzeye getirilebilmesi için, bu görevi yapanlara en azından kendi yaşlarında ve dış kuruluşlarda çalışan larla eşdeğer ücretlerin düzenlenmesi ve kendilerini geliş tirebilmeleri için ek olanaklar tanınması gereklidir.
m) Araştırma, eğitim öğretim, uygulama alanlarında çalı şan tüm elektrik elektronik mühendislerinin bilimsel ve mesleki iletişimini sağlamak amacıyla yeni bir yayınlar düzeni kurulmalıdır. Değişik disiplin ve konularda rasyo nel olarak sınıflandırılabilecek, süreli ve düzenli olarak yayımlanabilecek dergi ve bültenlerin yapısı, düzenlen mesi üniversiteler, TMMOB, TÜBİTAK ve ilgili güçlü uygulayımcı kuruluşların katkısıyla gerçekleştirilebilir. Bu arada uluslararası alanda tanınmış ve iletişimi sağla yacak bir sürekli yayın düzeni de gerçekleştirilebilir.
Türkiye'de elektrik elektronik mühendisliği eğitiminin sorunları ve çözümleri konusunda daha da ayrıntılara ini lebilir ve değişik çözümlere yer verilebilir. Ancak, bura da, bir üniversite elemanının görüş açısından, şu anda önemli görülen konuların vurgulanması amaçlanmıştır. Konuyla ilgili kişi ve kuruluşların da öncelikle meslek odasının çerçevesinde bir forum açarak, tüm önyargılar dan ve çıkar kaygılarından uzak bir biçimde, görüş ve önerileriyle katkıda bulunacakları umulmaktadır. Ancak böylesi bir girişim ve çalışma ile ülkemizin tüm olanakla rıyla ve özverili bir biçimde oluşturduğu yüksek öğretim kurumları kendilerine düşen görevleri yeterince yerine getirebilecekler, değişik üniversitelerden mezun olan elektrik elektronik mühendisleri kendi çaba, yetenek ve çalışmalarıyla ölçülerek değerlendirileceklerdir. Konu, ülkenin teknoloji üretmesi ve geliştirmesi ile çağdaş bilim alanında kendini kanıtlamasına ilişkin olması nede niyle günceldir, önemlidir, ivedi çözüm beklemektedir.