Elektrik Mühendisliği · Sayı 347 · Eylül 1987
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ
Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1987
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- elektrik mühendisliği eğitimi
- meslekiçi eğitim
- YÖK
- üniversite giriş sınavı
- EMO
- öğretim programı
Özet
Yazar, okul öncesinden yüksek öğretime kadar eğitim sistemindeki sorunların elektrik mühendisliği eğitimine etkisini ve öğretim programının nasıl olması gerektiğini tartışmakta, ayrıca meslekiçi eğitimin önemine dikkat çekmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Dr. Hakkı Ş. ORANÇ Emekli öğretim Üyesi
ÖZET
Bir şahsın eğitim ve öğrenimini i) Okul öncesi ii) İlk öğretim iii) Orta öğretim iv) Yüksek öğretim v) Meslekiçi öğretim olarak sınıflandırmak olasıdır. Elektrik mühendisliği eğitimi son iki grubu kapsar gibi görünmekteyse de ilk üç grubun aynı ağırlıkta olduğunu da kabul etmek gerekir. Bu nedenle bildiride bütün bu grupların bugünkü durumları kısaca ele alınmakta ve ana konumuz olan Elektrik Mühendisliği eğitimindeki etki leri incelenmek tedir. İkinci Bölüm olarak salt Elektrik Mühendisliği eğitimi ve özellikle öğretim programının ne olması gerektiği hususu ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm olarak meslekiçi eğitim ele alınmış ve bugünkü şartlarda önemi belirtilmiştir.
1. Giriş
Y urdumuzda her türlü eğitim, olmaması gereken şekilde sürekli bir değişim içindedir ve değişikliklerin başarı derecesini ölçecek zamana ulaşmadan başka değişiklik ler yer almaktadır. Bu nedenle de tutarlı düzeltmeler yapılamamaktadır. Y üksek öğretim, orta öğretimin bir devamı olduğu için, büyük ölçüde bu eğitime bağımlı olmaktadır. Orta öğre timde kazanılan bilgiler kadar kazanılan alışkanlıklar da yüksek öğretimde etkin olmaktadır. Doğaldır ki, orta öğretimde ilk öğretim ve okul öncesi öğretime bağımlı dır. Bütün bu eğitim evrelerinde en büyük etki aile ve çevreden yapılmaktadır. Gazete okumayan, mektup yazmadığı için mektup almayan şahısların bulunduğu bir ortamda yetişen gencin gerekli şekilde okuyan, haberleşen birisi olması hemen hemen olanaksızdır. Okul öncesi eğitimin eğlenceli hayatının tadı alınmadan ilk öğretim giriş sınavı gibi akıl dışı bir yöntemle yapılan bir sınava, kurslar ve özel öğretmenle hazırlanmaya baş layan bir çocuğun büyük ölçüde kalıpçı, yaratıcılıktan uzak, ezberci bir karaktere dönüşmemesi oldukça güç olsa gerek. İ lk öğretime başladığında da ancak ve ancak ya anne babası yardımıyla veya özel öğretmen desteğiyle çözebileceği problemler ve ev ödevleri ile yüz yüze gelen çocuk şaşkına dönmekte ve bir iki yıl sonra da orta öğretim giriş sınavı depremine tutulmaktadır. Altı yıl
sürecek ve devamlı eğitim değişiklikleri ile yüz yüze gele ceği bir başka sıkıntılı döneme başlamaktadır. Klasik modern değişimi gibi ancak çok büyük hazırlık lardan sonra denenmesi gereken eğitim sistemi değişik liklerine öğretmenler dahi yetiştirilmeden başlanmakta ve bu kargaşanın sıkıntısını öğrenci çekmektedir, öğren ci bu tür sıkıntılarla uğraşırken üniversite giriş sınavları evresine ulaşmaktadır. Resmi okullardaki öğretmenler dahil bütün öğretmenler için başarı ölçüsü öğrencilerin yüksek giriş puanlı yerlere yerleşmesi olduğundan, öğrenci bir test çözücü makina muamelesine tabi tutul maktadır. Düşünerek, kağıt kalem kullanarak çözüme ulaşmayı öğreneceğine test çözüm üçkağıtçılığına alıştı rılmaktadır. Üniversite giriş hazırlığı evresinde bir başka facia yaşanmakta, aile ve çevre baskısı ile sevmediği, daha doğrusu severek, başarıyla sürdüremeyeceği bir dala aldığı dopingle başlayabilen öğrenci, ikinci bölümde inceleyeceğimiz kargaşanın kahramanı olmaktadır. Bu noktada orta öğretimde edinilen kötü alışkanlıkların ve yanlış meslek seçimlerinin en somut örneğini vermek gerekir: Üniversite öğrencileri de artık özel ders almak tadırlar. Bu özel dersler temel bilimlerdeki derslerle sınır lı kalmamakta, meslek derslerine de yayılmaktadır. Ha berleşme Kuramları veya Mikroişlemciler konusunda özel ders almayı her nedense düşünmek dahi korku tucu görülüyor.
2. Elektrik Mühendisliği Öğretimi
Mühendisliğin her dalında olduğu gibi elektrik mühendis liğinde de — Temel Bilimler — Temel Mühendislik Bilimleri — Sosyal Bilimler — Uygulamalı Mühendislik Bilimleri gibi dört ana grup bulunmaktadır. Bu ders kümeleri öğre nim yıllarına göre sıralanmış gibi görünseler de kanımca vazgeçilmezlik sırası olarak ele alınması daha doğru olur. Üzülerek söylemek gerekir ki hem öğrenci hem de bazı öğretim üyeleri tarafından temel bilimlere gerekli önem verilmemektedir. Orta öğretimden zayıf olarak mezun olan ve sadece test cambazlığı öğrenmiş olan öğrenci te mel bilimlerde başarı gösterememekte, öğretim üyeleri de çaresiz kalıp hoşgörü sınırlarını genişleterek başarı oranı nı belirli bir düzey üstünde tutmak amacıyla gerekli temel bilgilere sahip olmayan öğrencileri de başarılı göstermek tedirler. Elektrik mühendisliğinin bu konuda bir diğer talihsizliği de üniversite giriş sınavlarında puanları düşük olan bazı mühendislik dallarındaki öğrencilerin başarı düzeylerinin etkisinde kalmalarıdır. Bu dallarda çok zayıf öğrencilerle karşılaşan öğretim üyeleri ister istemez elektrik bölümü öğrencilerine daha hoşgörülü olmakta ve eğitim böylece kötü yönde etkilenmektedir. Devreler Teorisi, Elektromanyetik Teori, Olasılık, Elek tronik, Elektromekanik Enerji Dönüşümü, Kontrol Teo risi gibi temel mühendislik dersleri de öğrencilerin orta öğretimde kazandıkları kötü alışkanlıklar ve temel bilim
derslerinden iyi bir şekilde yararlanamamış olmalarından gene başarılı bir şekilde sürdürülememektedir. öğrenci bol problem çözümü isteyerek kalıpçılık alışkanlığını sürdürmek istemekte ve öğretim üyeleri de buna karşı büyük bir direnç gösterememektedir. Bu şekilde geçen ilk üç yılda bir diğer sakıncalı husus da öğretim üyele rinin baskısı ile bazı uygulamalı derslerin de bu bölüme aktarılmasıdır. Mikroelektronik gibi ayrıntılı bir dersin, veya çok ayrıntılı bir yarı iletkenler dersinin bu yıllara aktarılması faydadan çok zarar vermektedir. Mühendislik eğitiminde en kritik nokta mezunların bilgi kapsamının saptanmasıdır. Mühendis çalıştıran kuruluş lar kolay yolu seçmekte ve kendilerinin öğretmesi gere ken bilgilerin de üniversitede öğretilmesini istemektedir. Buna ek olarak bazı öğretim üyeleri de kolay yolu seç mekte, yalnızca çok iyi bildiklerini anlatmak istemekte dirler, öğretim üyesi bakımından sıkıntıda olan yöneti ciler de buna karşı çıkamamaktadırlar. Böylece öğrenci tutarsız, fakat görünüşte mühendislik bilgileriyle donatıl mış olarak mezun olmaktadır. Halbuki, özellikle mühen dislik öğreniminin son yılında öğrenciye, sahip olduğu temel bilim ve temel mühendislik bilimlerinden ileride nasıl yararlanacağı öğretilmelidir. Aksi halde öğrenci meslek hayatında karşılayacağı yeni konuları öğrenmek için donatılmamış olacak ve daima yeni konulan kendi sine anlatacak birisine gereksinme duyacaktır. Dünyanın pek çok yerinde mühendislik eğitiminde uygu lanan dört yılın öğretilmesi gereken bilgi için yetersiz olduğu, eğitimin en az bir yıl daha uzatılması savı ortaya atılmaktadır, özellikle sayısal alandaki hızlı ilerlemeler bu görüşü destekler yöndedir. Çok basit bir yaklaşımla da bu gidişin sonu olmayacağı, gelecekte daha yeni şey ler çıktıkça öğretim süresinin uzatılmasıyla çare buluna mayacağı anlaşılmaktadır. Çare olarak evvela "uygula malı dersler "den fedakarlık yapılmalıdır. Bu yaklaşımın sonucu mühendis çalıştıran kuruluşların eğitim yükü ar tar. Bunun da yetmediği durumda İngiltere'de olduğu gibi üniversitenin ilk yıllarında okutulan temel bilim ders leri orta öğretime kaydırılabilir. Fakat yurdumuzda, ya kın gelecekte bu yola sapmak çok, ama çok büyük sakın calar doğuracaktır.
Diğer önemli bir konu da üniversitelerimizde yeteri sayı da öğretim elemanının bulunmayışıdır. Normal olarak beş üyeden oluşan doçentlik jürileri bizim dalımızda üç kişiden oluşturulabilmektedir. Ücret politikası ve araş tırma olanaklarının yaratılmaması da yeni öğretim ele manı yetiştirilmesini hemen hemen durdurmuştur. Araş tırma görevliliği bir yüksek lisans bursu olarak kabul edil mektedir. Bu durumda karanlık bir gelecek bizleri bekle mektedir. Bu husus YÖK'den önce de vardı fakat YÖK' den sonra daha da kötüleşti. Buna ek olarak son yıllar daki bütçe kısıtlamaları durumu gerçekten acıklı bir hale sokmuştur. 3. Meslekiçi Eğitim Bugün yaklaşık olarak 2000 öğrenci üniversitelerin elek
trik bölümlerine kayıt yaptırmakta ve bunların büyük bir çoğunluğu da mezun olup camiamıza katılmaktadır. Son kayıtlara göre hemen hemen 15 000 meslektaşımız EMO'ya kayıtlı olduğuna göre bunların büyük çoğunlu ğunun genç olduğu sonucuna varabiliriz. Diğer bir deyiş le öğrenmek arzusunu kaybetmemiş, hatta ve hatta eksik bilginin sıkıntısıyla öğrenme arzusu bilenmiş genç bir grup mevcuttur. Bu grubun çok iyi yetişmiş olsalar dahi, zaman zaman meslekiçi eğitime alınıp bilgilerinin güncel leştirilmesi gerekir. Kaldı ki mühendislik eğitim kalitesi, yukarda kısacaözetlenen nedenlerden dolayı gün geçtikçe gerilemektedir. Elektrik Mühendisliği camiası olarak ilk, orta ve hatta yüksek öğretime iyileştirici katkılarda bulunmamız çok ama çok sınırlı kalacaktır fakat meslek içi eğitim için hepimizin yapacağı çok şey vardır.
Meslekiçi eğitimde en önemli konu meslektaşlarımızın incinmelerine neden olacak hareketlerden kaçınılmasıdır. Bunun için de yeni konuları ele alıp bunların anlaşılabil mesi için eski bilgilerin tazelenmesi adı altında meslek taşlarımızın eksiklerini tamamlamak gerekir.
Elden geldiğince sınav sonuçlarına dayanmayan bir eği tim türü tercih edilmelidir. Diğer bir deyişle günlük kısa sınavlarla çalışmaya zorlanmalı fakat geçti kaldı.birinci sonuncu gibi sınıflamalara girilmemelidir. Meslekiçi eğitimde diğer etkili bir yöntem de "oda" tara fından yapılacak yayınlardır. Varlığının nedeni olan üye leri için yapabileceği en büyük hizmetin bu tür yayınlar yapmak olduğunda hiç tereddüt olmasa gerek.
Kamu olsun, özel kesim olsun yöneticilerin çalıştırdık ları mühendislerin meslekiçi eğitimleri içi harcayacakları her miktarın çok kârlı bir yatırım olduğunu bilmeleri gerekir. Çalıştırdığı mühendisin eğitimi için belirli bir para harcamaktan çekinen işveren, aynı mühendisin bilgi eksikliği yüzünden çok daha büyük zararlara uğrayacak tır. Meslekiçi eğitimde üniversitelere de büyük yük düşmek tedir. "Oda" ve işverenlerle ortak bir gayretin içine girip, ürkütücü ücretler talep etmeden bu önemli konuda kurs lar, konferanslar düzenlemelidirler. 4. Sonuç
Bu bildiriyi sunmaktaki ana amaç mesleğimiz eğitiminde bütün alarm zillerinin çalmakta olduğunu açıklamaktır. Bunun en çarpıcı örneği meslek derslerinde dahi öğren cilerin özel ders almak durumunda oluşlarıdır. Yurdu muzu salgın bir hastalık gibi sarmış olan özel dershanele rin üniversite düzeyinde de boy gösterecekleri günler yakındır. Bunun çaresi sadece YÖK'ü suçlamak değildir. Ondan evvelki gidiş de hiç iç açıcı değildi. Birer elektrik mühendisi olarak yapacağımız ilk iş mes lekiçi eğitim için her türlü çabayı göstermektir. Okul süresi eğitiminin aksaklıklarını da elimizden geldiği kadar yetkilelere ve etkililere anlatmaktan usanmamalıyız.
Bu bildiri, Elektrik Mühendisliği II. Ulusal Kongresi'nde sunul muştur.